Bugünden 1930'a 5,454,175 adet makale



Katalog


«
»

25 HAZİRAN 1998 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA KULTUR 13 UYCARLIKLARIN İZİNDE OKTAY EKİNCİ 'Soykınm' savlan karşısmda siyasal tarih yerine, 'uygarlık tarihi'ni savunmak gerekiyor Anadolu ldîltürü, dosthığun belgeseli ürkiye'nin Ermeni soykınmı savlanna karşı kendisini savunmak yerine "uygarlık dersi" verebilmesi için sadece Osmanlı arşivi belgelerine değil, Anadolu'daki tarihsel dostluklann tanıklan olan "kültür varlıklanna" da sanlması gerekiyor. Ne var ki yine şu soykınm tartışmalannın doruğa ulaştığı bir dönemde aynı kültür varlıklan üzerinde sürdürülen "aynmcı" politikalar ise 1915'lereait gerçekçi belgelerin bile etkisiz kalmasına yol açıyor. Birinci Dünya Savaşı yıllann- da Kafkas Cephesi'nden göçe zorlanan Ermenilere Osmanlı devletince "soykınm" uygulan- dığı savlanna karşı süren tepki- ler, giderek sanki "savunmaya" dönüşüyor. Bunun nedeni ise tartışmanın, "uygariık tarthini" irdeleyerek ve ondan sonuçlar çıkararak de- ğil. yine tıpkı soykınm savını ile- ri sürenlerin yöntemi benimsene- rek hep "siyasal tarih" içinde sı- kışılıp kalınması... Böyle olunca da yüzlerce yıl Anadolu uygarlıklanna kimlik veren zengin bir "kültürler da- yanışması" göz ardı edilerek 1915'lerin "emperyalist kapış- ma" ortamı içinde yaratılan ge- Gaziantep'teki Meryem Ana Ermeni Kilisesi 1980'lerin sonlannda çan kulesine minareeklenerekcamiye çevrildi Oysa bu kültür mirası bir miize olarakyaşabhp, soykınm savlanna karşı da çağdaşTürkiye'nin uygarca bir >anıti olarakgösterilebilirdi. (solda) (Fotoğraf: OKTÂY EKlNC1) Kayseri'deki eskiermeni evlerinin buJunduğu Tavukçu Mahallesi'ni Türkiye 'SIT' statüsünde kommaya almış, ama ırkçı-şoven yerel yönetim politikalanyla tarihi binalar yıkılıyor ve yok oluyoriar.. (sağda) rilimlerin "yersiz polemiğine" tutsak olunuyor. Dahası, 1923'te emperyalist- leri kovmanın ötesinde onlara boyun eğmiş Osmanlı yönetimi- ni de tarihe gömen Türkiye Cum- huriyed'nin, 1915'lerdeyaşanan olaylardan hiçbirzaman "sorum- lu olamayacağı" gerçeği de akıl almaz bir aymazlık içinde göz ardı ediliyor... 'Uyumlu renklen..' Oysa ki Türkiye Cumhuriye- ti'ni 1915'lerın yozlaşmış Os- manlı'sından "farklı" kılan ve hatta "çağdaş" yapan temel ni- teliklerinden biri de tarih boyun- ca birbirleriyle "uyumhı renk- ler" oluşturan değışik kültürlerin aynı uygarlık coğrafyası içinde- ki ortak birikimlerine "ayrım gö- zetmeden" sahip çıkmaktı. Örneğin, cumhuriyetin daha ilk yıllannda Avnıpa'ya gönde- rilen öğrencilerin özellikle "ar- keoloji" ve "sanat tarihi" gibi dallardayetişmelenni yeğlemek, Anadolu'daki kültür zenginliği- ni "kimlikli bir kalkınmaya" uy- garlık temeli yapma çabasının bir ürünüydü. Yine aynı yıllarda Atatürk'ün ve İnönü'nün genelgelerinde "ya- bancı medeniyetlere ait eserle- rin" de koruma altına alınarak. bunlann *milli küJtürün abidele- ri" tanımıyla gözetilmesi ve ya- şatılması yönündeki "tamimler" de 1915'lerdeki gerilimleri yara- tan gerici politikalann tam tersi biru evrenselinsanlıkanlayışı"nı yansıtıyordu. Bu ilerici anlayışın "mayasjnT oluşturan "Anadolu sevgisi" ve "Aydınlanma bilinci" ise kendi- sini Türkiye Cumhuriyeti "yurt- taşı" sayan Ermenilerle Türkler arasındaki uygarlık tarihini "bir- likte yazmaktan" kaynaklanan dostluk ve kardeşlik ortamını ye- niden bu ülkeye kazandırdı. Sa- dece tstanbul'da değil, birçok kentte komşuluk ve hemşerilik duygulan ortak yaşamla bütün- leşti. Ermeni sanatçılar. aydınlar, ya- zarlar ve hemen her meslekten va- tandaşlar, yine tıpkı tarihteki gi- bi çağdaş toplumsal yapımızm da "sosyal kanavasını" tamamla- dılar. Çağdışı tutumlar tşte böylesi erdemli bir süre- cin ardından bugünkü "soykının savlanna" yanıt verirken, aslın- da aynı erdemi elden bırakmamak ve tarihin siyasal belgeleri yeri- ne "uygarlıkdeğerterineyeniden sahip çıkarak" Türkiye 'nın onu- runu "kendi çağdaş kimliğiyle" korumak gerekmiyor mu? Örneğin bir yandan Kayseri'de- ki eski Ermeni evlerinden oluşan Tavukçu MahaUesi'nin yerel yö- netimin ırkçı-şovenist yıkım po- litikalanyla "yokedflmesine" göz yumulurken öbür yandan tarih- sel mirasa duyarlı Avrupa kamu- Kitapta bandrol uygulaması 9 ay isteğe bağlı olarakgerçekleştirilecek /Q\ Bakanükgeri adım attı , • Yazarlar ve yayıncılar arasında görüş aynlığına yol açan yönetmeliğe yönelik eleştiriler üzerine Kültür Bakanlığı uygulamayı erteledi. Bandrol uygulaması 1 Temmuz'dan başlayarak sadece isteğe bağlı olarak gerçekleştirilecek. 9 ay içinde bandrol verme yetkisinin meslek örgütlerine devredilmesi için çalışmalar yapılacak. BAHAR TANRISEVER ANKARA - Kültür Bakanlığı. kor- san yayıncılığa karşı önlem olarak ge- tirdiği Fikir ve Sanat Eserlerinin lşa- retlenmesine tlişkin Yönetmeliğin uy- gulanmasını 9 ay erteledi. "Güvenlik HologramT diye adlandınlan bandrol uygulaması 1 Temmuz'dan itibaren sa- dece isteğe bağlı olarak gerçekleştiri- lecek. 9 ay içinde bandrol verme yet- kisinin meslek örgütlerine devredilme- si konusunda çalışmalar yapılacak. Ancak Fikir ve Sanat Eserlerinin Işa- retlenmesine Ilişkin Yönetmelik'te ho- logramın isteğe bağlı olmasıyla ilgıli hiçbir madde yok. isteğe bağlı uygu- lamanın yasal bir altyapısı yok. Dokuz aylık erteleme döneminde bir alter- natif olarak getirilen isteğe bağ- lı uygulama Milliyet Yayın- lan tarafından zaten uy- gulanıyordu. Bandrol konusunda hazırlık- sız yakalanan Ba- kan Talay pratikte zaten var olan bir uygu- lamayı yönetmelikte hiçbir değişik- lik yapmadan bir bakanlık karanymjş gibi gösteriyor. Saîı günü uygulamaya karşı çıkan bir grup şair, yazar ve çevirmen tara- findan başlatılan kampanyada topla- nan imzalar. basın toplantısıyla kamu- oyuna açıklandı. Başka bir grup yazar da aynı gün Kültür. Adalet v e Maliye bakanlannı ziyaret edip, bandrol uygu- lamasını destekledi. Maüyet 100 milyara ulaşıyor Kültür Bakanlığf nın, bandrol veri- lirken kitaplann içeriğiyle ilgilenilme- yeceğini vurgulamasına karşın Yayın- cılar Birliği, yönetmeliğin sansür ge- tireceğini iddia ediyor. Bazı yayıncılar ise bandrolün uygulanmasını, ancak isteğe bağlı olmasını istiyorlar. Yayın- cılar uygulamanın getireceği mali yü- kümlülük konusunda da endişe taşı- yor. Pen Yazarlar Derneği korsan ya- yıncılığa karşı bandrolden başka çözüm yolu bulunmadığını belirtiyor. Türki- ye Yazarlar Sendikası da bandrolden ya- na. Yazarlann birbölümü ise kitapya- yımlamanın daha da zorlaşacağı ve ma- li yükün artacağı gerekçesiyle uygula- maya direneceklerini belirtiyorlar. Yazar ve yayıncı dünyasında görüş farklılıklarına yol açan yönetmeliğe getirilen eleştiriler üzerine bakanlık, bandrolün bir süre isteğe bağlı olması ve yetkinin meslek örgütlerine devre- dilmesi konusunda çalışmalara başla- dı. 16 Kasım 1997 tarihinde çıkanlan Fikir ve Sanat Eserlerinin Işaretlenme- sine Ilişkin Yönetmelik 1 Temmuz Çar- şamba günü yürürlüğe girecek. 3257 sayılı Sinema, Video ve Müzik Eserleri Yasası ile 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası uyannca hazırla- nan yönetmelik süreli olmayan yayın- lar. ses ve görüntü taşıyıcılan. disk. disket. taşıyıcı ortamlar-medya, bilgi- sayar programlan ve güzel sanat eser- lerini kapsıyor. Yönetmelik, eser üze- rine konulacak işaret. rumuz. bandrol. kod. seri ve sıra numaralannı düzenli- yor. Korsan ve kaçak yayıncılığın önlen- mesinı amaçlayan yönetmeliğe göre fikir v e sanat eserlerinin nüshalannda ad, unvan. amblem. nuya ilişkin birtebliğ yayımlaması bek- leniyor. 87 yazardan ortak açiklama Kanunun. bu şekliyle yaza- nn yayınlama hakkını elin- den aldığını savunan bir grup yazar adına Türkiye Gaze- teciler Cemiyeti'nde bir basın açıklaması yapıldı. 87 yazar adına konuşan Atilla Birkiye ve Metin Celâl. yönetmeliğin yürürlüğe girmesini bir talihsizlik olarak değer- lendirirken, bir başka talihsizliğin de ya- zar örgütlerinin üyesi olan yazar, şaır ve çev irmenlerin, haklannı koruyama- ması olduğuna değindi. Atilla Birkiye. meslek birlıklerinin denetimindeki bandrolün de bu birliklerle ilgi yönet- meliktek belirsiziikler nedeniyle çö- züm olmadığını vurguladı. Aralannda Adnan Özer, Ahmet Cemal. Ali Akay, Ayşe Düzkan, Bekir Yüdız.Celal Üster, Cezmi Ersöz, Cihan Demirci, Cüneyt Özdemir, DemirtaşCeyhun, Emer Er- can, Esen Çamurdan, Feridun Andaç, Fethi Naci, Gani Müjde, Haydar Ergü- len, Hikmet AltınkavTiak, Işıl Ozgentürk, Kemal Özer, küçûk İs- kender, Mahir Kültür Ba- kanlığı rumuzu. yıl ve il kodu, yapım- cı ve yayımcı kodu. rumuzu ile numa- rası, seri numarası ve bandrol bulun- ması gerekiyor. Yönetmeliğe aykırı da\Tananlar hakkında yasa uyannca 3 aydan 1 yıla kadar hapis ile 300 mil- yon liradan 600 milyon liraya kadar para cezası uygulanması hükmedili- yor. Tanınması planlanan geçiş sürecin- de bandrol uygulaması yetkisinin mes- lek örgütlerine verilmesinden yana olan Kültür Bakanlığı"nın ilgili birimleri- nin yönetmelik konusunda bir rapor hazırladığı öğrenildi. Kültür Bakanlığı'na tanesi 3 bin 900 liraya mal olacak hologram bandrolün bedeli. KDV ve DÖSlM'in yiizde 20 kâr payıyla toplam 5 bin 382 liraya ula- şıyor. Kültür Bakanlığı ise dağıtım ve uygulamayia ilgili kamuoyunun bılgi- lendirilmesi çalışmalanna kaynak ayır- mak için bandrolün tanesini 6 bin 500 liraya vermeyi planlıyor. Türkiye'de yılda ortalama 2 bin 500 adet basılan 6 bin tür kitap yayımlandığı \arsayılır- sa. 15 milyon kitabın bandrol maliye- ti yaklaşık 100 milyara ulaşıyor. Ma- liyet yüksekliğinin tekelciliğe yol aça- bıleceği de ıleri sürülüyor. Kültür Bakanlığf nın, hologram band- role ilişkin yönetmeliği de hazırlaya- rak Başbakanlık'a gönderdiği öğrenil- di. Başbakanlık'ın bu hafta içinde ko- Öztaş, Mario Le- vi, Mehmet Esen, Melisa Gürpınar, Metin Kaçan. Metin Cengjz. Metin Üs- tündağ, Mert AH Başanr, Mıgırdıç Mar- gosyan, MhatBehram.OralÇahşlar,Or- han Duru, Orhan Kahyaoğlu, Öner YağcL Özdemir İnce, Ramis Dara, Re- kin Teksov. Semih Gümüş. Serdar Tur- gut, Sezer Duru gibi isimlerin bulun- duğu 87 yazann ortak bildirisinde şu görüşlere yer veriliyor: "Yasanın 81. maddesi ile bandrol da- ğıtnıa-satma yetkisini \e bunun 'esas ve usullerini' bir yönetmeliklebdirkrnegö- revi Kültür Bakanlığı'na veriliyor. Bö>- leliklc devlet ülkemizdeki kültür ve ya- yın hayatını denetim altına almak isti- yor. Bandrol, yazann ozgürcc, hiçbir yerden izin almadan kitap vayınlama hakkını ortadan kaldınyor. Fikir Sanat Eserleri Kanunu ile ge- tirilen bu uygulama Anayasa'nın ya- yın özgürlüğüne ilişkin maddeleri çeli- şiyor. Anavasa'nın 29.Maddesi: "Süre- li veya süresiz yayın önceden izin al- ma veya mali teminat yatırma şartma bağlanamaz" diyor. Anayasa'nın 29.Maddesi'nin devamında süreli ve sü- resiz yayınlarau\gulanan Basın Kanu- nu ile UgUi olarakda"Kanun. haber. dü- şünce ve kanaatlerin serbestçe yayın- lanmasını engelleyici ve zorlaştıncı si- yasal. ekonomik. mali veyateknik şart- lar koyamaz" diyor. Bandrol nasıl açık- lanırsa açıklansın anayasanın 29. mad- desine aykındır. Her ne gerekçeyleolur- saolsun, kültür vevayın hayatının dev- let denetimine girmesine ve siyasi yöne- time sansür hakkı tanımasına karşıyız. Hükümeti ve Kültür Bakanf nı bu denetimd ve sansürcü zihniyetten bir an önce vazgeçmeye çağınyonız." 'Korsana karşı cezalar arttınlsırT Bandrol uygulaması konusunda ya- zar ve yayıncılar salı günü Adalet, Ma- liye. lçişleri ve Milli Eğitim bakanlık- larını ziyaret ederek istemlerini dile getirdiler. Ankara'ya gelen yazarlar Duygu Ase- na, Orhan Pamuk, Buket Uzuner. Pen Yazarlar Derneği Başkanı Alpay Kaba- calı, Edebiyatçılar Derne- ği"nden MustafaŞerifOna- ran, Zerrin Taşpınar ve Mahsun Doğan ile Milli- yet. Iletişim ve Arkadaşya- ymcılığın temsilcilerinden oluşan heyet, Adalet Baka- nı Oltan Sunguriu'dan kor- san yayıncılığa karşı cezala- £ p rın arttırılması amacıyla bandrolün Türk Ceza Yasa- sı'nın 322. maddesinde belir- tilen "kıymetli kâğıtlar" kapsamına ahnmasını istediler. Sungurlu'nun ya- zar ve yayıncılann istemlerine olumlu yaklaştığı bildirildi. Daha sonra Maliye Bakanı Zekeri- ya Temizeri ziyaret eden heyet. bura- da da korsan ve kaçak yayıncılığa kar- şı denetimin arttınlması gerektiği gö- rüşünü dile getirdi. Mali denetimin caydıncı olabilece- ğine dikkat çeken heyetin isteklerine kar- şı bakanTemizel bu konuda bir çalış- ma yaptıracağını ve teşkilatlan bilgi- lendireceğini kaydederek, Vergı Yasa- sı'nın çıkması durumunda konunun üzerine daha güçlü gidebileceklerini söyledi. Yazar ve yayıncılar lçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu'na da korsan ya- yıncılığa karşı belediyelerin ağırlıklı olarak devreye sokulması isteğini ilet- tiler. Bakan Başesgioğlu'nun heyete korsan yayıncılığa karşı destek sözü verirken. bu konuda bir genelge ya- yımlayacağını söylediği öğrenildi. He- yet. son olarak Milli Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay'ı da ziyaret ederek, destek istedi. • . . oyunu Türkiye'nin yanına çeke- bilmek kolay olmayacaktır. He- le yine aynı tarihi semtteki "üni- versiteye ait" zarif sıra evlerin bi- le yıllardır bakımsızlıktan ve il- gisizlikten çökmesine seyirci ka- lan Kayseri'deki bilim ve kültür çevrelerinin şimdi eski Osmanlı belgelerine sarılarak soykınm savlannı çürütmeye çalışmalan da -haklı olsalar bile- yabancı bi- lim ve kültür çevrelerince ister is- temez "ihtiyatla" karşılanacaktır. Benzer şekilde Erzurum'un Demirciler semtindeki 17. yüz- yıldan kalma Ermeni Kilisesi'nin REFAHYOL döneminde başla- tılan "camiye çevirme" inşaatını durdurmayan politikacılann da soykınm tartışmalannda Türki- ye'yi güçlü bir şekilde savunma şansları pek bulunmuyor. Kilise- nin üst tavanındaki Hz. tsa ve Meryem Ana fresklerinin "alçıy- la kapanlmasına" bile aldırmayan bu politikacılanmız. sadece ulu- sal onurumuzu değil, cumhuriye- tin uygarlık ilkelerini de zedele- miş oluyoriar. -f Aynrtürdeirbıri>aşk» çagtb?» davTanış haberleri ise son günler- de Kars'tan geliyor. Kars'ın kül- tür tarihine ait çok önemli bir ya- pıt olan ünlü Havariler Kilise- si'nin de camiye dönüştürülme- si. Atatürk'e olan sevgisini "Hoş Geüşler Ola Mustafa Kemal Pa- şa" türküsüyle taçlandıran bu ay- dınlık kentimizi şaşkına çeviriyor. Üstelik bu "kültür kıyımına" da bugünkü TBMM'nin bir üyesi olan Tokat Milletvekili Metin Gürdere öncülük ediyor. Gaziantep'te. yakın geçmişte "cezaevi" olarak da kullanılan ve miman ise tstanbullu ünlü Er- meni aıle Balyanlar'dan Sarkis Beyolan. 19. yüzyılaait Meryem .\na Kilisesi de 1980'lerin sonla- nndaki tadilatla artık cami olarak kullanılıyor. Dahası, adını da "Kurtuluş Camii" koymuşlar ve sanki bir kültür mirasından kur- tulma isteğini belgelemek iste- mişler.. İstanbul'un Bebek semtindeki 250 yıllık KavafŞan Konağı'nın yine Ermeni yurttaşlanmız olan "sahiplerine" karşı takınılan ta- vır ise tam bir "değerbiunezlik" örneği. 95 yaşındaki Samuel Ka- vafj"an'ı ve 77 yaşındaki eşi Be- atris Hanım'ı kendi aile evlerin- de "kiracı" yaparak konağa el koyan v e şimdi de ticari kuruluş- lara kiray a vermeye kalkışan Va- kmar İdaresL yine şu soykırım tar- tışmalanna acaba nasıl bir "kat- kı" yapıyor dersiniz?.. Dost kültûrier Evet... Türkiye aslında 1915'lerdeki sömürgeci politika- lann yarattığı gerilimlerin siya- sal açıdan, tarafı ve sorumlusu olan bir ülke değil. Üstelik aynı politikalann "hesabını"hem Os- manlı 'dan hem de tüm işgalci em- peryalist devletlerden "ulusal kurtuluşsavaşıyla" da sormuş bir ülke. Ancak yine Türkiye. ülkedeki Ermeni kültürüne ait "ulusal uy- garlık mirasına" karşı da şu son yıllarda gözlenen duyarsız dav- ranışları 1923'lerden itibaren "reddederek" kurulmuş ve çağ- daş kimliğinı tarihteki "dost kül- türlerin dayanışması" üzerinde geliştirmeye karar vermiş bir ül- keydi. Cumhuriyetin kültür ala- nındaki bu "temel ilkesinden" de uzaklaşmaya başlanılması. soy- kınm sav lanyla ortaya çıkıp, yi- ne aynı cumhuriyetin diğer ulu- sal değerlerini sarsmak isteyen- lere de sanki cesaret veriyor. Bu şovenist planlara karşı hem tarihimizi hem de onurumuzu ko- rumanın ve uygar dünyaya karşı haklı çıkmamızın öncelikli ko- şulu ise Anadolu kültürlerine "ay- nm yapmadan" yine sahip çık- mak ve korumak değil midir? ODAK NOKTASI AHMET CEMAL Sanatın Kuramı Deyince... Neredeyse dört yıldır çevirisi üzerinde çalıştığım bir kitap var; yüzyılımızın en büyük sanat tarihçilerinden biri sayılan Arnold Hauser'in başyapıtı olan Sanatın Toplumbilimi. Aynı yazann Sanatın ve Edebiyatm Top- lumsal Tarihi (her nedense bu büyük eserin yalnızca ikinci yansı dilimize çevrilip yayımlanmıştı!), Modern Sanatı Gözlemleme Yöntemleri ve Modern Sanatın ve Edebiyatm Kökenı başlıklı öteki kitapianndan epey- dir derslerim için yarartanıyorum. Orta Avrupa kökenli bir düşünür olan Arnold Ha- user, Sanatın Toplumbilimi'nde sanat-toplum ilişkisi- ni başlangıcından günümüze uzanan bir çizgide he- men bütün yönleriyle, olan ve olası sorularıyla biriik- te irdeliyor. Bu arada sanatçı- birey ile toplumun bir üyesi olarak bireyin ilişkileri, örtüştükleri ve ayn düş- tüklen noktalar, yaratıcı eylem, sanatın izleyicisinin ve alıcısının konumu, herzaman yaratıldığı dönemin ko- şullanndan bağımlı olan sanat eserinin zaman-ötesi geçerlilik kazanabilmesinin nedenleri gibi konulara özel bir ağırlık tanıyor. Bu eserin içerdiği sorular, yanıtlar ve görüşler, bir özeleştiriye gitmek istediğimiz takdirde, genel este- tiktutumumuz bağlamında Batı ile aramızda eskiden beri var olan aynmlara da yeterince ışık tutabılecek nitelikte. Kısa süre önce Atilla Özkınmlı ile Eskışehır'e yap- tiğımiz bir tren ydculuğu sırasında ona. sanatta ve ede- biyatta gelenek konusunda düşündüklenmi anlatma- ya çalışmış ve bu düşüncelerimde haklı olup olmadı- ğımı sormuştum. Düşüncelerimin özünü oluşturan saptama, edebiyatm ve güzel sanatlann birçok dal- lannda kendi ortamımızda bir tür gelenek eksikliğinin variığıydı. Özkınmlı, bu konularda çok daha doğru düşünmemi sağlayan açıklamalarda bulunurken özel- likle "yanlış geleneği izleme" olgusu üzerinde durdu. Ona göre aslında hemen bütün dallarda hem de epey eskilere uzanan geleneksel çizgilerimiz vardı; ancak bu çizgilerden bellı noktalarda ayrılınmış. zorunlu sa- yılan başka yönlere sapılmıştı. Bu da aslında bizim ol- mayan kaynaklardan yola çıkarak gelenek oluşturma gibi ne yazık ki çoğunlukla ancak taklitlere yol açabi- lecek yanlış bir yola sapılması sonucunu vermişti. Gelenek, dün olduğu gibi bugün de sanatın en te- mel kavramlanndan biri. Bu kavramın önemi, gerek sanatçıya, gerekse sanat üzerinde düşünenlere çok somut hesaplaşmalara uzanan yolu açmasında. Çün- kü "bugün durulan yerin neresı olduğunu kavraya- bilmek, bu yeri tarihsel süreç içersinde de saptaya- bilmekte olasıdır" diye özetleyebileceğimiz tarih bı- linci, elbet sanatta da geçerli. Sanatçı. kendisine ka- dar uzanan çizgi ile kendi geliştırmek istediği özgün çizgi arasındaki karşılaştırmalan, ancak gelenek kav- ramının yardımıyla yapabilir. Gelmiş geçmiş birikim- ler bağlamında da başvuru kaynağı, yine gelenek ola- caktır. Bunlar göz önündetutulduğunda, gelenege doğ- ru ya da yanlış yaklaşmanın ne denli önem taşıdığı ken- diliğinden ortaya çıkmaktadır. Batı. başka alanlarda olduğu gibi sanat alanında da düşünmeyı gelenege dönüştürmüş durumda; hem de yaklaşık iki bin beş yüz yıldan bu yana! Çünkü da- ha antikçağ Yunan felsefesinin emekleme dönemle- rinde bile felsefe düzeyindeki sorgulamalann sanata da yönelmiş olduğunu bilmekteyiz. -'"«. Bizde hep yakınılagelen bir olgunun, sanat kuramı alanındaki çalışmalann bir türiü yeterii düzeye vara- maması olgusunun nedenlerini araştırdığımızzaman, kendimize rehber edinmemiz gereken gerçekler, yu- kandaki gerçeklerdir. Öğrencilerime sürekli yineiedi- ğim bir saptama var: Genelde düşünme geleneğinin zayıf olduğu ortamlarda, tek tek alanlarda -bu arada sanat alanında- düşüncenin sistemli bir biçimde bü- yük ataklar yapması beklenemez. Atilla Özkınmlı'nın andığım sohbet sırasında çok doğ- ru bir bakışla dile getirdiği gibi gelenek bağlamında birtakım yanlış yollara sapmışsak eğer, bunun temel nedeni, ancak gelenek üzerinde yeterince düşünme- mek olabilir. Batı, Hauser'leri, Lukâcs ları, Gombrich leri peş- peşe yetiştiriyorsa eğer, bütün bu sanat kuramcılan- nın ve düşünürierinin hangi düşünce yöriingelerinde ortaya çıktıklannı iyi değertendirmek, onlann bir türiü yetişemediği ortamlara düşer, çünkü deneyimlerin de gösterdiği gibi böyle adlan yalnızca okumakla yetin- mek, pek kayda değer bir sonuç vermiyor... Ankara'da alternatif mimarlık sergileri I Kültür Senisi - ANY grubu toplantılan kapsamında açılan 'Zamanda Mekân' başlıklı sergi 30 Haziran'a dek Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde Ankaralıların beğenisine sunuluyor. Serginın birinci bölümünde. Bernard Tschumi'nin Fransa'da gerçekleştirdiğı 'Konser \e Sergi Kompleksi'. Peter Eisenman'ın lsviçre'dekı "Üniversıte Kütüphanesı' tasanmı. Arata Isozaki'nin Japonya'daki 'Çağdaş Sanatiar Müzesi'. Greg Lynn'in Avustralya'da tasarladığı "H2 House" projelerinin maket ve çizimlen sergilenıyor. İkinci bölümünde ise Any Time içın özel proje tasarlayan 10 genç Türk ve yabancı mimann çalışmalanndan örnekler yer alıyor. BUGUN • CUMHURİYET KİTAP KULÜBÜ'nde saat 18.00"de Bülent Tanör'ün katıldığı söyleşili imza günü yer alıyor. • AKSANAT'ta saat 12.30'da Rachmaninov "un 2 Numaralı Piyano Konçertosu lazer diskten izlenebilir. Saat 18.30'da da Yard. Doç. Dr. Yaşar Çoruhlu'nun 'Azerbaycan Sanat Tarihi İnceleme Sevahati' başlıkJı konferansı gerçekleşecek. • BORUSAN KÜLTÜR VE SANAT MERKEZİ'nde saat 19.00-21.00 arasında Aykut Köksal'ın 'Müzik ve Mekân 1 başlıklı söyleşisi izlenebilir. • İFSAK'ta saat 19.30'da Halim Kulatsız'ın katıldığı söyleşi ve saydam gösteri yer alıyor. 26. ULUSLARARASIİSTAN8UL MÜZİK FESTİVALJ BUGUN • Atatürk Kültür Merkezi Büv-ük Salon'da saat 19.00'da Marsilya Ulusal Balesi, koreografisini Roland Petit'nin gerçekleştirdıği dans gösterisini sahneleyecek. • Atatürk Kültür Merkezi Konser Salonu'nda saat 17.30'da Tuğçe Tan (piyano) ve Tolga Akkaya'nın (trambon) gerçekleştırecekleri konser izlenebilir. YARIN • AKM Konser Salonu'nda saat 17.30'da Nilay Karadumanve Akrrtpolis Beşlisi nın konseri izlenebilir. • Lütfi Kırdar L luslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda saat 19.0(.ı'da ParisOrkestrasrnın konseri izlenebilir.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog