Bugünden 1930'a 5,492,510 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 19 HAZİRAN 1998 CUMA OLAYLAR VE GORUŞLER Taberî'nin Tarihini Okurken... NURERUGURLU T anınmışlslamtarihçisi\e bilginiTaberî (839-923), Iran'ın Tabenstan bölge- sinın Amul şehrinde doğ- muştur. Asıl adı Ebu Ca- fer Muhammed bin Cerir bin Vîzidel-Taberîolan ünlü tarihçı, kü- çük yaştan başlayarak kendisini öğreti- me \ermiş. bir söylentiye göre yedi va- şında Kuran okumaya başlamış. dokuz yaşında (baştan sonuna kadar hıfz et- miş) ezberlemiştir. Ilkögrenimini doğdu- ğu şehirde yapan Taberi, daha sonra, ol- dukça variıklı babasının yüreklendırme- siyle. zamanın ünlü bilim merkezlerini dolaşmış, Rey'e gitmiş. Bağdat'ta bu- lunmuş, hadis öğrenimi için Suriye şe- hirlerinde kalmış, iki kez Mısır'a yolcu- luk etmiştir. Mısır'da bulunduğu yıllar- da tanınmış bir bilgin olarak ün kazanan Taberi, yine Bağdat'a dönmüş, burada bir vezirin oğluna öğretmenlik yapmış. iki Taberistan yolculuğu dışında ölünceye de- ğin Bağdat'ta yaşamıştır. Taberi, Mısır'dan döndükten sonra Şii mezhebinin ilkelerini benimserruş, daha sonra kendisı de Bağdat'ta bır mezhep kurmuş, bu mezhebe müritleri tarafindan babasının adı verilerek Ceririye denilmiş- tir. Bu mezhep, ilkeden çok uygulama ala- nında Şiilikten aynlmış. daha sonra da etkisini yitirmiş ve unutulmuştur. Ünlü tarihçinın eserlerinin tümü zama- nımıza kadar gelememiştir. Örnegin, kendi mezhebi Ceririye ile ilgili yazdı- ğı yapıtı ortada yoktur. Buna karşılık bü- >ük Kuran tefsiri olan ;Cami ül-Beyan fi te'vili âyat-ül el-Kur'an' adlı yapıtı bi- linmektedir. Taberi, bu yapıtında ilk ola- rak gelenek ve tefsırle ilgili pek çok bıl- gi toplamış ve kendisinden sonra gelen araştırmacılara önemli bir kaynak ol- muştur. Taberi. tarihten başka fikıh, şi- ir. sözlük, sarf, nahiv, ahlak, matematık ve tıp gibı bılim. kültür ve sanat dalla- nyla da uğraşmış, bu alanlarda da eser- ler vermiştir. Ama Taberi'nin en tanınmış yapıtı, Arapça yazdığı ve bir 'dünya tarihi' ola- rak nitelendirebileceğimiz 'Tarihd-ümen ve+mülûk' ya da 'Tarih el-rüsıü ve+ miiiûk' (Mılletler ve Hükümdarlar Ta- rihi ya da Peygamberler ye Hükümdar- larTarihi) adlı kıtabıdır. Özellikle 1879- 1901 yıllannda Leıden'deki Brill Kuru- mu ve I939'da Kahire'de Mustafa Mu- hammed tarafindan yapılan ve metin ya- yını yoluyla bize tanıtılan bu yapıt, ne ya- zık ki günümüze kadar tam olarak gele- memiş, bir bölümü kaybolmuştur. Bunun- la birlikte, özet olarak bıze kadar gelen metin bile 12 tam ve bır yanm cilttir. Ne var ki, bu özet, zamanla değerini yitir- memiş, sonraki dönemlenn tarihçileri Taberi'nin tarihinden çok yararlanmış- lardır. Taberi. bu tanınmış yapıtında, evrenın yaratılışından 914 yılına değin olan dün- ya tarihi olaylannı anlatmıştır. Müslüman- lığın ilk dönemleri ve Islamıyetle ilgili genış bilgiler veren tarihçi, bu bilgilerin doğru ve gerçek olmasına büyük özen göstermiştir. Onun için Taberi, dünya tarihi için kendisine gerekli olan malze- meyi, öğretim amacıyla yapmış oldufu uzun geziler sırasında toplamıştır. Bun- lar, genellikle o zamanlar için çok geçer- li olan öyküler ve söylentilerdir. Ünlü ta- rihçi, her şeyden önce belge olarak bu öykü ve söylentilere dayandığını söyle- yerek, kendisinin tarih anlayışını şöyle açıklamıştır: "Benim bu kitabımı gözden geçirenJer bilsinler ki, bu eserimde dercedilen her bilgi ve haber. pek azı hariç olmak iize- rc, akli delillere. insanların fıkir ve akıl- tanyiadüşünerek bulduklan sebeplere da- yanmayıp, ancak senederiyle ravı 'lerini (rivayet edenlerini) gösterdiğim haber ve rtvayetlere dayanır. Çünkü geçip giden- iere ve sonradan gelenkre dair olan ha- berve hadiselerden her biri, bunlan göz- lerrv legörmeyen veozamanlan idrak et- meyenlere, ancak o halleri gören ve işi- tenlerin haber vermeleri.o habcrteri nak- letmeteriv le bilinir. akıl ve fikir ile bilin- mez. Gecip gidenlerin bazılanna dair naklettiğiıniz haberierin bir kısnunı doğ- ru ve hakik bulmayıp inkâr edenler ve- vahutçirkin sayanlar bulunursa.onlarbil- sinler ki, bu haberier tarafımı/dan uydu- ruimadan ra\ ilerce nakJedilnıiştir.O ha- berier bize nasıl nakledilmiş ise, biz de o şekilde alarak dercediyoruz." (Taberi, Mılletler ve Hükümdarlar Tarihi, I. Cilt, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınlan, tstan- bul 1991) Taberi'nin ünlü tarihini yazarken iz- lediği yöntemi ortaya koyan bu sözlen- ne karşın, o, yazılı kaynaklardan da çok yararlanmıştır. Bunlardan bilinenlerden bazılan şunlardır: "Ebu MinhaTuıbirese- ri; Haşim el-Kelbrnin, VakidL İbn Sa'id -Medainî,Seyfbin Ömer, Ibn Tayfijr vb. eserleri." (Prof. AhmetTemir, tslâm An- siklopedisı, Mıllı Eğitim Bakanlığı Ya- ymlan, Istanbul 1940) Taberi, söylentilerden ve yukanda adı geçen yapıtlardan topladığı zengin mal- zemeyi kullanırken. olaylan birbirine ekleyerek sürekli birdizi oluşturmaktan çok, elindeki belgeleri sıralamakla yetin- miştir. Onun için tarihinde, bir olaylail- gılı, birbirinden değışik birçok söylenti yer almıştır. Bu açıdan, onun tarafindan toplanan malzemenin yeniden, nesnel bir anlayışla düzenlenmesi Taberi'nın tarihinin değerini ve önemini daha da arttıracaktır. Bununla birlikte, bugün bi- le. tslamiyetin ilk dönemleriyle ilgili olaylan araştınrken Taberî'nin tarihin- den çok şey öğrenebiliriz. Çünkü Tabe- ri'nin tarihinin en önemli özelliği, onun, lslamiyet ve fslam tarihiyle ilgili verdi- ği bilgilerdir. Taberi, eserinde. lslamiyetin ilkdönem- lerine ve Müslümanlığa çok gerçekçi ve eleştirel bir tarih anlayışıyla yaklaşmış; önemli kişileri tanımış. olaylan görmüş ve yaşamış insanlann ağzından anlatılan- lan derleyerek çok ilgi çekici girişler ve değerlendirmeleryapmıştır: "BanaAb- duilah bin Zevd soyledi, ona ve arkadaş- lannaSülyan Sevrflden nakkdipZeyd bin Hâris söylemiş, o, Ca'fer bin Muharn- med'e, o, babasından, babası da Câ- bir'den şunu rivayet eder: Taıın, elçisine Medine'yehicretten önceiki defa, hicret- ten sonra Umre haccı ile birlikte bir de- fa olmak üzere hepsi üç defa hac kıldL" Taberî, tarihinde çok olayı böyle tanık- larla kanıtlamaya. belgelemeye ve değer- lendirmeye çahşmıştır. Taberi'nin ünlü tarihinde lslamiyet ve tslam tarihi ile ilgili verdiği bilgileri, an- lattığı olaylan ve kişileri, aradan bin yı- lı aşkın bir zaman geçmiş olmasına kar- şın, bugün bile, çağdaş, demokratik, la- ik Türkiye Cumhuriyeti'nde onun gibi anlatmak, degerlendirmek ve yazmak sanınm hiç de kolay ve rahat bir iş de- ğildir. Taberi. tarihini kronolojik sıraya göre düzenlemiştir. Bu yapıt, özellikle ad- lannı verdiği kişileri tanımak, sözünü ettiği olaylan bilmek bakımından gerçek- ten çok önemlıdir. Yüksek Sağlık Okullan ve Öğretim Elemanı Yetersizliği Prof. Dr. MÜBERRA K. IŞIKSOLUĞU Abanı lzzet Bavsal Üni. Bolu Saglık Yüksekokulu (1995) lise ve önlisans dü- U lık hizmetlenn- zeylerinde eğitime son veril- de nıtelığı (ka- mesi; hemşıre, ebe ve sağlık liteyı) yükselt- memuru gibi sağlık persone- mek ve daha lının üniversitede dört yıllık niteliklı sağlık lısans eğitimı ile yetiştiril- lkemizde sağ- lık hizmetlenn- de nıtelığı (ka- HteyOyükselt- mek ve daha niteliklı sağlık personelı yetıştırmek ama- eıyla sağlık eğitimi politika- sı değiştınlmiştir. Bu amaç- la 1992 yılında başlatılan "Saglık Egitimini Yeniden Ya- pılandırma Projesi" çerçeve- sınde. "ebe. hemşire \e sag- hk memurluğu eğftiminin A\- rupa Birligi normlan parale- iindelisans diize>indeyükse- kokullarda yürütüünesi" ka- ran alınmıştır. Sağlık Meslek Liselen ve iki yıllık önlisans eğitimi veren Sağlık Hızmet- lerı Meslek Yüksekokulla- n'nda istenilen nıteliklerde sağlık elemanı yetiştirileme- yeceğı görüşü benimsenmiş- tır. Tıp ve Sağlık Bilimleri Eğitim Konseyi (1994) ve Yüksek Sağlık Şûrası'nda mesi kararlan alınmıştır. Ba- kanlar Kurulu karan (1996) ile lisans düzeyinde 79 Yük- sek Sağlık Okulu kurulmuş- tur. Önlisans düzeyındekı sağ- lık okullan dört yıllık Yük- sek Sağlık Okullan"na dö- nüştürülerek 1997 yılında eğitime başlanmıştır. Değişikliklerın nasıl uy- gulanacağı Sağlık Bakanı ile YÖK. Başkanı tarafindan im- zalanan (1996) protokolde açıklanmıştır. Protokol ve ye- ni düzenlemeleryapılmadan önce üniversitelere görüş sor- ma gereğı bile duyulmamış- tır. Hemşırelik ve öbür sağ- lık personeli eğitim politika- smdakı yenı yaklaşım isabet- li olmakia birlikte, uygula- maya konma şekli ve zaman- laması hiç de uygun olma- mıştır. Bakanlık yazılanndan anlaşıldığına göre, kurulan 79 Yüksek Sağlık Oku- lu'ndan 57'sinde öğretime başlanmış, 22'sinde ise baş- lanmamıştır. Bır anda man- tar gibi çok sayıda yükseko- kul açılması, sorunlan da be- raberinde getirmiştir. Eğiti- min niteliği büyük ölçüde öğ- retim elemanına bağlı oldu- ğuna göre. öğretim elemanı olmadan lisans düzeyinde eğitimnasıl venlecektir? Aka- demık yönden en iyi durum- da olan hemşırelik eğitimi ele alındığında. lısansüstü eğitim yapanlann ve akade- misyenlerin sayılannın az ol- duğu bilınmektedir. Akade- mısyenlenn çoğu daJiemşi- relık Yüksekokullan'ndagö- re\_yapmaktadır. Öğretim elemanı yetersiz- Bğiyeni kurulan yüksekokut- larda inanılmaz boyutlarda- dır. Hiçbir öğretim elemanı da olmayan okullara bile öğ- renci alınmıştır. Neredeyse sağlık meslek liseleri savisına vakın yüksekokui açılmış, li- sebinâlanverilerek fizik me- kân sağlanmış, bu vükseko- kuüarbiranlamda liseleştiril- nıişvt doğuştan özüriü duru- ma düşürülmüştür. Öğretim kadrosu sağlanamayan yük- sekokullara Öğrenci alınma- ması. açılanlann düzeltilme- si ve liselerin bazılannda eği- timin sürdürülnıesi daha uy- gun olurdu. Bir değerlendırmede (1996) önlisans hemşırelik programlanndan ancak 16'sı- nın lisans eğitimine geçebi- lecek özellıklere sahip oldu- ğu belirlenmışti. Bunlardan biri olan Abant tzzet Baysal Ünıversitesi Saglık Hizmet- lerı Meslek Yüksekokulu (Bolu Sağlık Yüksekokulu) Hemşirelık Bölümü son bır- kaç yıldır akademısyen hem- şirelerce tercih edilen okul haline geldiğinden öğretim elemanı sağlamada zorluk çekilmemektedir. Bazı okul- larda ise durum içleracısıdır. Gerekçesi ne olursa olsun, öğretim elemanı olmayan yüksekokui larda eğitime baş- lanması ve sayısal artışınni- teliğe feda edılmesi, sağlık hizmetleri açısmdan talihsız- lik olmuş, bu okullar doğuş- tan özüriü duruma düşürül- müştür. Daha niteliklı ve "uluslararası normlarda" sağlık elemanı yetiştirme amacının. yakın gelecekte özlem olmaktan öteye geçe- meyeceği şimdiden bellidir. Bu yüksekokullann öğre- tim elemanı açığı. aslında protokol yapan taraflarca da düşünülmüş, kestirme ve ko- layından bır çözüm yolu da bulunmuştur!.. Protokol ve Bakanlık yazılanndan, yük- sekokullann öğretim elema- nı gereksinmesınin lise öğret- menlenyle karşılanması ön- görülmüştür. Hem lise öğ- retmenlerine üniversitelerde istihdam fırsatı verilmiş hem de yüksekokullann öğretim Mazda bayilerinde büyük fırsat! Faizsiz peşin fîyatma 8 taksitle Mazda 626 mazoa hlh Scilılll Tflillİlı Ozfllililtrll-'ull) 2.0. 16 sııpnplı. 4nılJ. ll> I'S IHHIC muiur »Mıısıi olahilcıı raııılıır rı ayııalur •hapı ivi çrlili barlıır *SııtıJiıını rıı iifiıiş hıı/mj hııpasilrsi •)iil;sclî lıızlıınlıı ıln 'lUuhıı-lıyp »>nlıır rc volı Hemen teslim * " * ' ortn, 626 Sedan Sld. 626 Hatchbark Std. 626 StaüonVVagonStd. %0 "oO Peşin Fiyaü KDV dabil' 4.45O.OO0.0O0 TL Taksit Tutan S x 5D6.250.O0O.TL 4.610.000.000 TL|8 \ 576.250.0OO.TL 4.850.000.000 TL 8 x 6O6.250.00O.TL ISO 9001 kalitt belgelu gûçtü, ergononuk ıt ekonomik Mazla 626 Sedan, Hatchback veStation ll'agon'lar Mazda ietlali Sahast'na gelin, hayalknma susleyen 626'rape^inea kaıuşun, taksüle odeyin. ' Dıger \ergıler hançür. • u ı//;/> aırpnnılıınlıtıı Lnnınnıa sislrnıi 'Dloınıılik rilcs itıtvilrıitHiz f.itntıırtı-si l'ııziır zhıılrri ttrılilır. ' '»A kıstt hir siırc î<ttı iitt-ı'iti tıftırt Sız neredeysenız MAZDA 11 SUPER SEBVIS 365 gun 24 saaî orada' Mazda M« ' Türfcly» nı tuuı ın n n nıı m, ımıı ısı n K •DU2CE0nuriı ?:i : -CORUM V BendcOî •DIVAfiBAKIROc^ 412 2230İK -ESKISEHIREsOtg 2 •EDIRNE H Mtatrtrs ırdil 225 52 16 •£LAZ>GM A«t«'<2123333M •aamuhf tat<u«>212216i -M£RSlN Genta 122i > 375 02 ' •SAMSUNAfOto 362(43? 42 6û -S UWA Tapısılt Otom in> V70347 •IZMTKurtEI ?(•? V -tSPABTA H*ı Perrol . -K MAfiASSezAllar : ı : •KAVSöWGumusl« ^r •KBSEHIRM Sey^furt •KONVA Aydınlar -?; •TRAMON A K HMp^u -MJ• •TIK*OAG A Vunculn 23? 2b elemanı açığı kapatılmak is- tenmiş, böylece bir taşla iki kuş vurulmuşfur. Bakanlık, üniversitenin işine kanşıyor- mus görüntüsü vermek iste- mese de, meslek dersi öğret- menlerinin üniversiteye dev- rini beklemekte, ıstemekte ve hatta dayatmaktadır. Pro- tokolün konuyla ilgili mad- delerinde "sağlık yükseko- kullannın daimi ögretûn de- manı ihtiyacını karşılamak üzere sağlık meslek liselerin- deki öğretmen kadroları usu- lüne uygun olarak üniversi- teleredevredilir.": u ... meslek dersleri öğretmenleri ile sağ- lık eğitim enstiriisü mezunla- nndan ihtiyaç kadan ilgili ünKersitelerin karan ile sağ- lık vüksekokullarına atana- bilirleı;'' denmektedır. Sonra- ki yazılarda da yerine göre özendirici ya da zoriayıcı söylemlere yer venlmekte- dır. Üniversitelere öğretim ele- manının nasıl alınacağı 2547 sayılı yükseköğretim yasa- sında gösterilmiştir. Aynca, üniversitelerde öğretim ele- manı alımına ilişkin temel il- keler belirlenmiştir. Akade- mik personel ilanına öğret- menler de dahıl olmak üze- re, aranan niteliklere sahip her eleman başvurabilir. Sı- nav ve değerlendirmeden sonra uygun aday ilgili fa- külte ve yüksekokula alın- maktadır. Sağlık yükseko- kullan için farklı bir yol iz- lenmemesı gerekir. Sıradan bir devir, nitelikli eleman ye- tiştirme çabalannı zedeleye- bılir ve "usuhlneuygun" alm- mış elemanlara haksızhk ya- pılmış olur. Lise öğretmen- leri arasında yükseköğretim- de görev alan ve görev ala- bilecek niteliklere sahip, eği- timde deneyimli nice öğret- men bulunduğu kuşkusuz- dur. Öğretmenlerin, üniver- site personel ilanına başvu- rulannı engelleyen bir hü- küm yoktur. Zaten öğretim elemanlanndan bir bölümü li- selerden gelmişlerdir. Öğret- menlenn "usulüne uygun" yolla alınmalan mümkün iken, sıradan devir yapılma- sı kendilerine de haksızhk olur. Durum böyle iken, Ba- kanhğın ilgili protokol mad- delerine gönderme yaparak "- meslek dersteriöğretmen- lerinin sağlık >üksekokulla- nna kadrolu geçişleri ile ilgi- li çalışmalara. ilgili rünı rek- törlüklercedaha olutnlu vak- laşılmahdır." ıfadesinı anla- mak zordur. Eğer zorla da olsa sıradan geçiş yapılacak- sa. kayırma ya da haksızhk yapılmasını önlemek için bir ölçüt geliştırilmelidir. Örne- ğin, lisansüstü eğitim yap- mış ve yapmakta olan ya da meslek alanıyla ilgili yeterlı sayıda ve nitelikte yayınlan bulunan, verebileceği yeter- li ders olan lise öğretmenle- rinin devri yapılabilir. Sağlık personeline gerek- sinim vurgulanarak. bütün yetersızliklenn bılınmesine karşın, açılmayan Sağlık Yüksekokullan'na öğrenci alınması ve kontenjanın art- tınlması; yenı Sağlık Eğitim Fakülteleri açılması da isten- mektedir. Üstelik, Sağlık Eği- tim Fakülteleri'nde Sağlık Ekonomisı, Sağlık Hukuku. Sağlık Işletmeciliğı gibı alan- larda bölümler açılması da önerilmektedir. Hukukçu, ekonomist ve işletmecilerin üniversitelerde hangi fakül- te ve yüksekokui larda yetiş- tirildiği ve nasıl uzmanlaş- tıklan bılınen bir gerçektir. Anılan fakülteler de bu alan- larda eleman yetiştirme yan- lışına düşerse, mezunlann karmaşa yaşaması kaçınıl- maz halegelebilir. Sağlık alanında en çok ya- kınılan konulardan biri sağ- lık hizmetlerinin nitelik ve nicelik yönünden yetersizli- ğidir. Hemşireler ve öbür sağ- lık çalışanlan sağlık hizmet- lerinin can damandır. Nite- likli sağlık elemanı olmadan sağlık hızmetlerinde lyileşme beklenemeyeceği açıktır. Ge- rekçesi ne olursa olsun, ge- rekli koşullar en alt düzeyler- de de olsa hazırlanmadan, bu yüksekokui lara öğrenci alın- mamalı. öncelikle açılanlar geliştirilmeli ve desteklen- meli, Sağlık Yüksekokulu öğretim elemanı alımında da- yarma yapılmamalıdır. Aynı üniversiteye bağlı birden faz- la yüksekokui açılmışsa, alt- yapısı ve öğretim elemanı ol- mayan yüksekokui öğrenci- leri, daha yeterli Sağlık Yük- sekokulu ya da üniversitele- re kaydınlmalı. yeterli öğre- tim elemanı bulunan okul- lardan destek istenmelidir. PENCERE SOPU veSorun "Kemalist" sözcüğü Mustafa Kemal Anado- lu'ya çıktıktan sonra Batı'da kullanılmaya başladı; "Atatürkçülük" çok daha sonra ortaya çıktı. 21 'inci yüzyılın eşiğindeyiz; bu iki sözcük çevre- sindeki tartışma sıcaktır. Yalnız bizdemi?.. Tüm Islam coğrafyasında, özellikle Orta Asya Türk haritasında yaşayan toplumların önünde iki model var: Ya Atatürk'ün laik cumhuriyeti yeğlenecek ya da Islam cumhuriyeti modeli benimsenecek!.. Kavga Türkiye'de de sürüyor. Atatürkçülüğü ya da Kemalizmi "katı bir dokt- rin" gibi anlamak olanağı yok... Ancak Kemalizmin felsefesi saydam: Aydınlanma felsefesi!.. Uygarlık tarihinde 18'incı yüzyıl "Aydınlanma Çağı" diye anılır; bu çağı yok sayınca uygarlık ta- rihi anlaşılamaz. "Aydınlanma felsefesi" insan aklına ışık tutma- dan önce her şey dinseldi.. Felsefenin kendisi bile... "Aklın inançtan, bilimin dinden bağımsızlaşma- sı" uygarlık tarihinde bir dönemeçtir; "Laiklik, de- mokrasi, insan haklan, uluslaşma, temel özgürtük- ler" bu dönemeçle birlikte Batı'da toplum yaşamı- nı belirleyen kavramlar olarak ortaya çıkıyorlar. Kemalizm, 'Aydınlanma Çağı'nın Islam coğraf- yasında ilk kez Anadolu'da yaşanmasının adıdır. • 'Felsefe'den 'ideoloji'ye yöneldiğimizde, önü- mike "altı ok" çıkıyor. 1931'de "Halk Fırkası"nın 3'üncü Büyük Kongresi'nde parti programına gi- ren "altı ok" bu alanda yol göstericidir: "Cumhu- riyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, dev- rimcilik, laiklik..." Toplumbilimde "ulusal demokratik devrim" di- ye anılan süreç, Kemalizm adı altında Türkiye'de yaşandı... Veyaşanıyor... 'Padişahlık' ve 'Hilafet' gibi ortaçağ kurumlan- nın yıkılarak laik cumhuriyetin kurulması tartışma- sız "milli demokratik devrim''dir; Islam şeriatçılığı yerine çağdaş hukuk benimsendi, altı okun vurgu- ladığı ilkeler bu dönüşümün programıdır. • Mustafa Kemal Atatürk bir devrimi gerçekleştır- di; bunun bir karşıdevrimi olacaktı. Doğal olarak bu ikisi arasındaki hesaplaşma yaşanıyor. Ata- türk'e yemini billah düşmanlığı din gibı benimse- yenler diyorlar ki: "Kemalizm cumhuriyeti kurdu, ama, demokrasiyi kurmadı." 1923 Devrimi demokrasinin temelini attı. 27 Mayıs devrimiyle gerçekleşen 1961 Anaya- sası, demokrasi temelini açık seçik devlet düzeni- ne dönüştürdü. Nasıl: "Türkiye Cumhuriyeti, laik, demokratik, sosyal, bir hukuk devletidir." k h j h l • ^ ' ^ > i r f ' '* Kemalistler bu temel ilkeler>27 Mayıs Devrirrt'yle anayasaya yazdılar. • Anayasaya cumhuriyeti de, laikliği de, demok- rasiyi de, sosyal hukuk devletini de yazanlar Ke- malistlerdir. Gerçek bu!.. Yaşadığımız tarih elle tutulurcasına somuttur; ama, yaşadığımız tarih daha tarih olmadı. Kavga sürüyor. Atatürk'e karşı öfke ve kınlerini bu kavgada bı- leyenler, karşıdevrimi Türkiye'de sürekli bir yaşam biçimine dönüştürebilecekler mi?.. Soru ve sorun budur. MUDURNU ASLİYE HLKUK MAHKEIVIESİ'NDEN DAVALI YAŞAR KÖSEOĞLUNA DosyaNo.: 1997 221 Esas 1997,414 Karar Davacı TEK. GN. MÜD.'lüğü tarafindan davalılar aleyhine mahkememize açılan 2942 sayılı kanunun 4. ve 17. maddeleri uyannca tescil davasının yapılan açık yargılaması sonunda: Mudurnu ilçesi, Çamurluk köyü 17 Cılt 1644 Say- fa 1663 Parsel sayılı taşınmazın Can ve Mal emniye- ti yönünden enerji nakil hattı altına ısabet eden 807 m2'lik kısmında elektrik kuvvetli akım tesisleri yö- netmeliğinin 44. maddesi gereğınce 1.331.5OO.-TL bedel mukabilinde mahkememızce T.E.A.Ş. Genel Müdürlüğü adına ırtifak hakkının tesisine karar \ enl- miş olup tüm aramalara ragmen adresı tespıt edileme- yen davalı YAŞAR KÖSEOĞLLTNA ilanın yaym ta- rihinden itibaren 7 gün sonra tebliğ edılmiş sayılaca- ğı karar tebliğı yerine kaım olmak üzere ilanen tebliğ olunur. 30.12.1997 Basın: 343 -B0PHUM KMpofbı -VANGet u:- 2Vİ2356 -ZONGULOUC A Ohtfy • V2i 253 20 -OEVREK A Ottay '3721S56 '0 06 YATAŞDASIŞMAUERKE2URI vc BAÛtJ OLAN IUER ADANA !(^322) 322 68 M (MATAV) -AOAPAZAni (0 264,278 10 79 AFYON |0-272, 215 42 S2 -A&RI (0-472) 215 2S 65 • AASARAY ,0 382, 2T2 59 W 2l3 2B0fl. AMASyA(O-35«i513 33«7-ANKAflA(O-3l2)351 08 00 (5 h«() (ÇANKIR1 lSPAHTA,KIRIKKAL£). ANTAKYA (0-3281 216 15 94 - ANTALYA (0-2421 243 02 03 (BUflDURı • BALJKESİR (0 266 245 93 T4 242 31 31 -ÇORUM (0-364) 2132254. DCMİ2LH0-2S8) 281 3915 • MYArtBAKîfl {0-412)221 50 60 - 22t 24 48 (BATMAN HAKKARI hlAROİN SttRT ŞtRNAK) • ELAZIĞ (O-»241 218 34 72 237 88 91 (BİNGÖL BİTUS MUŞ T UNCELİ VAN • ERZİMCAN (0-448, 214 80 33 (3 Ul) (AROAHAN. IĞD« KAHS) • EHZURUl (O-4«) 216 82 02 235 05 40 • ESKIŞEKR 10-222) 221 09 99 |Bl£C!K KÜTAHYA) • GA21AWEP 10-342] 220 70 31 220 20 11 ıKklS ŞANLIURFA, • OlR6SUX(0-454)2i2 74 19t3(»l!>BX)|OBOU).ISTAI«BUU(0-216)308 54i0(PBX)B»im>l BOLU BUBSA ÇANAKKALE EDİRNE KARABUK «İRKLABEU KOCAEU TEK1RDAĞ »ALOVA. MNGULDAK • 1ZMİR 10-2321 853 1300 «53 13 13 (AYD1N MANİSA. MUGLA UŞAX) • MMRAMANMARAS (0-344) 231 42 1» • KAFAMM (0-331) 213 50 71 (2 tm) • «STAMOMU tO-386| 214 19 31 • KAYS€RI (»352) 245 04 00 (20 h«, (HIBRlS KIRŞEWR) • «O*JYA (0-332} 251 04 14(2h«l) • MALATYA ((W22) 322 76 88 • 325 48 81-68 (AD*YAMAN) • MERSIN <0-324) 327 38 80 (5 tw!) • NEVŞfHİR (0-384) 2ı 3 75 05 • NlGDe (0-368, 213 44 26 • RtZE (0-464) 213 18 73 (3 Mat) (ARTVIN) - SAMSUN (0 362» 268 87 29 (TOKAT) • SIVAS (0-348) 225 05 05 • SINOP (0 3681 261 1 5 44 • TRASZON (0 462) 321 22 03 321 1 7 36 (BAYBURT GUMÜŞHANE) • YOZGAT (0 354r 21 7 23 66 I U 3? H 1**8 h k d l « • k T C S T 6 1 ZI940 arınlar> * 3? H«ı.r.« 1**8 « olık,ltc:*k 4a|ıf>kllkl«r .n«« karııl 0 *.T 6u kacnpan t A 5 «•» ıa*,l ff»at (arantııl d « « l Türfc Lır ı'dır
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog