Bugünden 1930'a 5,492,642 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 19 HAZİRAN 1998 CUMA 12 KULTUR öönemine iıuuıııustı Ölümünün birinciyılında CahitKülebi'nin evi müze oluyor Hepdüin yaşamsal Cahit Külebi Müzesi açılıyor ANKARA(CumhuriyetBûrosu)-Şair Ca- hit Külebi'ninJCültür Bakanlığı'nca müzeye dönüştürülen evi 20 Haziran cumartesi günü törenle açılacak. Şair Cahit Külebi, ölümünün 1. yıldönü- münde Cebeci Asri Mezarlığı'nda bulunan kabri başında saat 11.00'de törenle anılacak. Törenin ardından saat 12.00'de Hipodrom Ala- nı ŞerefTribünüyanındaki Cahit Külebi Anı- tı'na çelenk konulacak. Kültür Bakanhğı'nca Külebi ailesinden 15 milyar lira bedelle satın alınarak müzeye dönüştürülen "Cahit Külebi Müze Evi" saat 13.00'te törenle açılacak. Ki- taplanndan ilaçlanna kadar Külebi'nin tüm eşyalannın aynen korunduğu ev, Şehit Ersan Caddesi 32/8 Çankaya (Ingiliz Büyükelçiliği yanı) adresinde bulunuyor. Av. CELAL ÜLGEN Geçen yıl haziran ayında yitir- dık Kükbi'yi. Kumaşm ilk metre- sinde kendini belli ettifi gibi Kü- lebi güneşinrn şiinmıze doğuşu da daha ilk şiirlennde gözlenmişti. Dize yinelemeleri ıle şiıreyeni bir soluk taşıdığı tstanbul ve daha son- ra gençlenn, dillennden düşürme- dikleri (ve de düşürmeyecekleri) Hikâye şiiri, Cahit Külebi'nin ge- lişini muştulayan şiirlerdi. Külebi sonraki yıllarda doğayı. halkı v e kadınlan izlek olarak ala- cak türkü ve folklor motifleriyle süslediği şiirlennde hem çağdaşla- nndan \ e hem de günün modası şi- ir akımından ayrı kendine özgü bir şiirtutturacaktı. Külebi'nin şıırde özgün bir yol tutmasının yanı sıra şıır dilinı iyı kullanması ve sözcüklerde kurdu- ğu ses örgütlenyle ince. özgün ım- geler ve benzetmelerle şıinn bütün- lüğünde ses dizimlerini (rhytmıc) yakalamasi. onu, şıırini kalıcı kıl- mıştır. Şiir dili ve şiir izleği öbür yazın türlenne karşın kendi içinde tutar- lıhğını yitiıme özgürlüğüne ve man- tıksız olma yetkisine sahip olma- sma karşın (örneğın hece bölme. sözcük türetme. sözcük oyunu. im- geyaratma) şiirlennde hem dil hem de izlek olarak anlaşılırlığı, kural- lığı, ölçülülüğü seçmiştir. Herke- sin günlük yaşamında kullandığı sözcüklerden yalın dızeleroluştur- muş ve şiirin bütününde ve ses ör- güsünde bu dızelere büvük anlam- lar ve melodiler yükleyerek şiire ulaşmıştır. İmge bulmada hem zor- luk çekmemiş ve hem de aşınya kaçmamıştır. Kulağa hoş gelen, in- ce. gülümseyen imgelerkullanmış- tır. Yıllarca Atatürk'ün çizdiği yol- dan sapmamış ve özellikle Âta- türk'ün kurduğu Türk Dil Kuru- mu'ndaki çalışmalan ile bu kuru- mun genel yazmanlığına degin gel- miştir. Cahit Külebi dilin bir ülke- nin yazınında ne denli yaşamsal önemi oîduğunu bılen. soylu ekip- lerin soylu vegelişmişdillerleolu- şacağına ınanan bir sanatçı oldu- gu ıçın yaşammın sonuna değin bu konuda uğraş vermiştir. Atatürk karşıtlan, karşıtlıklan- nı Atatürkçülüğe değil de dildeki özleşmeye karşıymış gibi göster- dikleri yıllarda bu oyunu yutmadı- ğinı, bu kişilerin asıl amaçlannm Atatürk "e ve onun ılkelerine karşı çıkmak olduğunu söylemiştir. Sö- züm ona Atatürkçülük adına hare- ket eden ve bu uğurda Atatürk'ün en büyük kalıtlanndan biri olan Türk Dil Kurumu'nu dev let daire- si kurumuna getırerek işin başma tutucu ve dildeözleşme yerine *ya- şayan Türkçe" safsatasına katılan kişileri getırmişler, kurumun tüm yurdu tarayarak buiduğu ve dilımı- ze sunduğu sözcükler de cezalan- dınlmıştır. Devlet radyo ve tele- vizyonlannda kara listeleroluştu- rulmuştur. Öztürkçe sözcükler ye- rini Arapça ve Farsça sözcüklerle, değiştirmişlerdir. Ancak 12 Eylül döneminde yasaklanan sözcükler kısa sürede tüm tutsaklık zıncirle- rini kırarak ve hatta en bağnaz en gerici politıkacılann bile dilini kı- rarak özgürlüklerini kazanmışlar- dır. TDK'nin işlevsizleştirilmesi kar- şısında lstanbul'daçıkan Türk Di- li Dergisi'nin Kasım/Aralık 1991 sayısmda yayımlanan biryazısın- da Külebi, "Şu anda gerçektir ki Atatürk'ün on yıla yakın bir süre ön hazıriık yaparak kurduğu Türk Dil Kurumu, vukanda da belirtti- ğim gibi bu konuda hiçbirön bilgi- siolmayan Kenan Evren ile "darbe- ci' arkadaşlannıo, birkaç ağzı ka- raya kapılarak çabukça karar ver- meteri sonunda arnk çaiışamaya- cak duruma sokulmuştur. Kendi- leri bu nitdikleriyie tarihe gececek- tir" demiştir. Külebi hem öğretmen, hem bü- rokrat olarak Atatürkçü oluşunun bedelini hep ağır ödemiştir. Ata- türk'e karşı olanlar Külebi'ye hep köstek olmuşlardır. Ancak Külebi. Atatürk Türki- yesi'nin yetiştirdiği aydınlık ozan- lanmızdandır. 75 yıllık cumhuriye- tımizin büyük ozanı Cahit Külebi'yi bir kez daha anıyoruz, sevgıyle, özlemle... Amerikan Film Enstitüsü, 1500 kişinin oyuyla yüzyılın en iyi Amerikan filmlerini seçti 4 Yurttaş Kane' yüzyılın en iyisiKültür Senisi -Amerikan Film Enstitüsü. yenı oluştur- duğu en iyı 100 Amenkan fılmi lıstesıni, üç saatlik bir televizyon şovuyla ızleyıci- lere tanıttı. Orson VVeües'in 1941 yapımı başyapıtı 'Citi- zen Kane' (Yurttaş Kane) lis- tenin birinci sırasında yer al- dı. Liste. içlerinde sinema eleştirmenleri, yapımcılar, oyuncular, izleyiciler ve hat- ta ABD Başkânı Bill Clin- ton'ın da bulunduğu 1500 kişinin ovlanyla oluşturul- du. Ikinci sırada. 1942 yapımı ünlü 'Casabianca' yer aldı. Üçüncü sıra.Coppola'nın 1972 yapımı filmı 'Baba'ol- du. Dördüncü sıra, tüm za- manlann en iyi Amerikan fıl- mi olarak kabul edilen 'Rüz- gâr Gibi Geçti'ye venldi. Beşinci sırada ise Ingilizle- rin büyük başansı sayılan 'Arabistanlı Lawrence' yer aidı. tlk I0'a giren 1990 1ı yıllarda yapılmış tek film, Steven Spielberg'ün 'Schind- ler'in Listesi' adlı çalışma- sıoldu. 1980'liyıllardaçe- kibniş hiçbir film listenin ilk onunagiremedi. Spielberg, 1 OO'lük listeye giren beş fil- mi ile yönetmenler sıralama- sında birinci oldu. Aifred Hitchcock ve Bffly WDder lis- teye 4'er fılmi alınan yönet- menlerdi. Marlon Brando. ilk ona iki filmiyle birden giren tek oyuncu oldu. James Stewart ve Robert De Niro ise 5'er filmie, 1 OO'lük listedeençok basrolalanoyunculardı. Kat- harine Hepbum ise 4 filmle listede en çok yer alan kadm Coppola'nın 'Baba' sı üçüncü sırada. Birinci Orson WeUes'in 1941 yapımı başyapıtı 'Yurttaş Kane' Michael Curti/'in 'Casablanca'sı ikinci. oyuncu oldu. 1939, listede sinemanm altın yılı olarak görünüyor. 1939 yapımı 5 film 1 OO'lük listeye girdi. lşte listenin tamamı: 1- Yurttaş Kane (Citizen Kane. 1941)2-Casablanca (1942), 3-Baba (The God- father, 1972), 4- Rüzgâr Gi- bi Geçti (Gone With The Wind 1939), 5-Arabistan- lı Lawrence (Lavvrence of Arabia. 1962), 6- Oz Büyü- cüsü (The Wizard of Oz. 1939), 7- Aşk Mevsimi (The Graduate, I967).8-Rıhtım- lar Üstünde (On The Wa- terfront, 1954). 9- Schind- ler'in Listesi (Schindler's List. 1993). 10-YağmurAI- tında (Sıngin' in The Raın. 1952). 11- Şahane Hayat (It'saVVonderfulLife. 1946), 12- Sunset Bulvarı (Sunset Boulevard 1950). 13- The Bridge on The River Kvvai (1957), 14- Bazıları Sıcak Sever (Some Like it Hot, 1959), 15-YıldızSavaşIarı (StarVVars, 1977), 16-Per- de Açılıyor (All About Eve. 1950), 17-Afrika Kraliçesi (The African Queen, 1951). 18-Sapık (Psycho. 1960), 19- Çin Mahallesi (Chinâ Tovvn. 1974). 20- Guguk Ku- şu (One Flew Ov er The Cuc- koo'sNest. 1975). 21-Ga- zap Lzümleri (Grapes of Wrath, 1940), 22- 2001: L'zay Macerası (2001: Spa- ceOdyssey. I968),23-Mal- ta Şahini (The Maltese Fal- con, 1941). 24- Kızgın Bo- ğa(RagingBull, 1980). 25- E.T. (E.T. The Extra-Terrest- rial, 1982).26-Dr.Strange- love (1964). 27- Bonnie ve Valery Gergiev, Batı'yla Rusya arasmdaki sınır kavrammın değişikliğe uğradığmı belirtiyor 6 Ben de Batılı bir sanatçıyım' KühürServisi-26. Uluslararası lstanbul Müzik Festıvali 15-17 Ha- ziran tarihleri arasında üç gece bo- yunca sırasıyla 'Romeo \e Jüöet'. 'Maça Kıa' ve 'Parsifal' operasını yorumlayan Kirov Operasrnıagır- ladı. Operanın 1988'den beri şefı ve genel sanat yönetmenı olan Valery Gergiev ile görüştük. -Kirov 'un tarihi Çariık dönemi- ni. komünizmive komünizm sonra- sı dönemi kapsavan uzun ve hare- keoibirgeçnüşikapsıyor.Budönem- lerin Kirov üzerinde nasıi bir etki- sioldu? Ülke sıyasetinde ne olursa olsun Kirov, Rus halkı için önemini ko- rudu ve koruyacak. Çar için de önemliydi. komünistler için de önemliydi ve şimdi de Rusya için aynı derecede önemli Kirov. Kuru- mun gelişimi ülke tarihınin politik sistemiyle doğrudan bağlantılı de- -Peki Sovyetler Birüği'nin çökü- şü kurumun işleyişj ve sanat politi- kası üzerinde etkiü olmadı mı? • Etkinliklerimizin çoğu Rusya'da başhyor, ama artık küresel çapta etkinlikler gerçekleştiren uluslararası bir topluluğuz. Dünyanın dört bir yanına uzanan turneler gerçekleştiriyoruz. Kültür hayatında pek çok karmaşa yaşanıyor elbette. Ama bunlann Kirov'u etkilemesi olası değil. Mariinski tiyatrosu çok güçlü bir gelenek. Geçmişimizden güç alarak bütün güçlükleri yenebiliriz. Rejim değişikliğiv le birlikte yep- yeni olanaklar, özgürlükJer öte yan- dan yepyeni riskler ve tehlikeler geldi elbette. Kirov'un genel sanat vönetmenı olduğumda başta Gor- baçov vardı ve o günden bu güne çok şe> değışti. Bu dönemdeki po- litik değişmelere tek tek değinmek istemiyorum. Ben bir sanatçıyım ve asıl işim sanat üretmek. Ülkede- kı değişiklıkler He olursa olsun ye- ni şartlaraltında sanatsal açıdan ne yapabıleceğımi düşünmem gerek benim. - Peki devlet vardımı kalktıktan sonra sanatçılannızı Baü'ya kap- ürma tehlikesiv le karşı karşıya kal- madınız mı? Gidenler oldu elbette, ama Ba- tı'yla Rusya arasmdaki sınır kavra- mı da değişikliğe uğradı. Benim etkinliklerime bakıldığında ben de Batılı bir sanatçıyım sonuçta. Ora- larda konserler yönetıv/orum, CD'ler dolduruyorum. Sanatçılar yurtdı- şına gıtse bile Rusya'yla bağlantı- lannı koparmıyorlar. -Devletten yardım abyor musu- nuz? Giderlerimizin yansmı karşılı- yor devlet. Komünizm döneminde tamamını karşılıyordu elbette. ama o günlerden sonra Kirov da çok de- ğiştı. Büyük festıvallerdeortaklık- lanmız var. Gün geçtikçe daha bü- yük birtopluluk haline geliyoruz ve büyüdükçe de devlete olan ihtiya- cımız azalıyor. -Sponsorluk ilişkilerine nasıl yak- laşıyorsunuz? Dün> a kalıtesmde biropera ve ba- le kurmak istiyorsanız milyonlar- ca dolara ihtıyacınız vardemektir. Kirov'a baktığımız zaman iki kast sistemiyle çalışıyoruz ve her sezon en az altı türkostüm gerektiren ya- pımlara ımza atıyoruz. Tek bir ya- pıt için dokuz yüz kadar kostüm yaptırdığımız oluyor. Bu nedenle sponsorluk ilişkilerine başvurmak zorundayız. -Türk operası hakkında bir bil- giniz var mı? İzleyiciyi nasıl buldu- nuz? • 1912 ve 1996 yıllan arasında yapılmış 400 Amerikan filmi arasmdan, popüler film kimliğine sahip olmamakla birlikte eleştirmenlerden her zaman tam puan alan Yurttaş Kane'i, geniş kitle tarafından sevilen popüler yapımlar izledi. Sooiuz JÛlüm ıButch Cas- sidy and The Sundance Kid, 1969).51-PhiladeIphiaHi- kâyesi (The Phiadelphia Story, 1940), 52- tnsanlar Yaşadıkça (From Here to Eternity. 1953), 53- Amade- us(1984), 54-Batı Cephe- sinde Yeni Bir Şey Yok (All Quıet on the NVestern Front, 1930),55-TathGünler(The SoundofMusic, 1965), 56- M.A.S.H.( 1970), 57-Üçün- cü Adam (The Third Man, 1949). 58- Fantazya (Fanta- sia, 1940), 59- Asi Gençljk (Rebel Without Cause, 1955). 60- Kayıp Hazine Avcıları (Raiders of The Lost Ark (1981),61-YükseklikKor- kusu (Vertıgo, 1958). 62- Totsie (1982), 63- Posta Ara- bası (Stagecoach. 1939), 64- Üçüncü Türden Yakınlaş- malar (Close Encounters of the Third Kınd. 1977), 65- Kuzuların Sessizliği (The SilenceoftheLambs, 1991), 66-ŞebekefNetvvork, 1976), 67- Casuslara Karşı (The Manchurian Candidate (1962). 68- Paris'te Bir Amerikalı (An American in Pans, 1951).69-VadilerAs- lanı(Shane, 1953), 70-Ka- nunun Kuvveti (French Con- nection(1971). 71-Forrest Gump (1994), 72- Ben-Hur (1959). 73-Rüzgârlı Bayır (Wuthering Heights, 1939), 74- Altına Hücum (The GoldRush.l925),75-Kurt- larla Dans (Dances vvith Wolves. 1990). 76- Şehir Işıkları (City Lights 1931), 77- American Graffiti (1973), 78- Rocky (1976), 79- Avcı (The Deer Hunter, 1978), 80- Vahşi Belde (The WildBunch, 1969), 81-As- ri Zamanlar (Modern Ti- mes, 1936). 82- Devlerin Aşkı(Giant 1956), 83- Müf- reze (Platoon, 1986). 84- Far- go(1996), 85-ÖrdekÇor- bası(DuckSoupl933). 86- Gemide İsyan (Mutiny on the Bounty, 1935), 87- Fran- kenstein, 1931), 88- Easy Rider (1969), 89- Patton (1970), 90- Caz Şarkıcısı (TheJazzSinger, 1927), 91- M> Fair Lad> (1964). 92- İnsanlık Suçu (A Place ın The Sun, 1951). 93-Gar- sonyer (The Apartment 1960), 94- Sıkı Dostiar (Go- odfellas, 1990), 95- Ucuz Roman(PulpFiction, 1994). 96- Çöl Aslanı (The Searc- hers, 1956), 97- Bringing UpBaby(1938). 98-Affe- dilmeyen (Unforgiven. 1992), 99- BekJenmeyen Mi- safir (Guess Who's Coming toDinner, 1967), 100- Yan- kee Doddle Dandy (1942). Apocalypse Novv. 1979), 29- Mr. Smith NVashington'a Gidiyor (Mr. Smıth Goes To Washington, 1939). 30- Sier- ra Madre'nin Hazineleri (The Treasureof Sıerra Mad- re, 1948), 31-Annie Hall (1977). 32- Baba 2 (The GodfatherPart2,1974). 33- Kahraman Şerif (High No- on. 1952), 34-Bülbülü Öl- dürmek (To Kill A Moc- kingbird, 1962), 35- Bir Ge- cede Oldu (It Happened One Nıght (1934), 36- Geceya- rısı Kovboyu (Midnight Covvboy, 1969), 37- Hayatı- mızuı En Güzel YıJlan (Best YearsofOur Lıves .1946), 38- Çifte Tazminat (Doub- le Indemnity.1944), 39- Dok- torJivago(1965).40-Giz- li Teşkilat (North By North West, 1959),41-BatıYaka- sının Hikâyesi (West Side Story, 196lj,42-ArkaPen- cere (Rear Window. 1954), 43-KingKong(1933),44- Bir Llusun Doğuşu (The BirthofaNation, 1915), 45- lhriras Tramvayı (A Street- car Named Desire. 1951), 46- Otomatik Portakal (A Clockvvork Orange, 1971). 47- Taksi Şoförü (Taxi Dn- ver, 1976), 48-Jaws( 1975), 49- Pamuk Prenses ve Ye- di Cüceler (Snow White and the Seven Dwarfs, 1937). 50- Izleyici oldukca iyi bir izleyiciy- di. Ancak Türk operasını hiç tanı- mıyorum. Ülkenizle ilgilı tek bağ- lantım Kirov 'da birdönem stajyer- lik yapmış olan Fahrettin Kerimov. Onun bu ülkedeki başarılannı hem onun adına hem Türkiye adına umut verici buluyorum. Daha ileriki bir tarihte yenıden Istanbul'a gelerek Kerimov 'labirlikte birçalışma ger- çekleştirmek isterim. -Çok yoğun bir turne programı- nız var. Reperturanızı nasıl belirte- diğinizv«çabşmadüzeninizhakkın- da bilgi verir misiniz? Öncelikli ılkemız modern yapıt- larla klasikleri bir arada sunabil- mek. Bir de gittiğimiz yerlerde ge- leneksel ya da unutulmaya yüz tut- muş Rus ezgilerini tanıtmak istiyo- ruz. Çalışma düzenine gelince çok çalışıyor olmak önemli değil ben- ce çünkü bu işin içindeki herkes çok çalışmak zonındazaten. Önem- li olan rutine bağlanmış bir maki- ne gibi hep aynı şeyleri üretmekten kaçınmak. YAZI ODASI SELİM İLERİ 'Öykülerde Dünyalar' Üzerine Boyut Kitapları, Füsun Akatlının yazılannı yeni bir derleme içinde okura sunuyor. Bu dizide ikinci kitap Öykülerde Dûnyalar. Kitapla ilgili bilgiyi yine Füsun Akatlı'dan okuyalım: "ÖykülerdeDünyalarbenım; Bir Pencereden (1982), Edebiyat Defteri (1987) ve Tenha Yolun Ortasında (1995) adlı kitaplanmdan derlenmış yazılarla, öykü- cüler ve öykü kitaplan üzerine yazılmış ve hiçbir ki- taba girmemiş yazılanmı bir araya getirmektedir." Sonra ekliyor yazar: "Son dönem edebiyatımızın en zengin ve verimli türü olarak değerlendırebileceğimiz öyküye emek veren yirmi altı yazan, kurdukları dünyalarla bihikte tanıtma amacını güden bu yazılann bir kitapta top- lanması, ola ki Türk öykücülüğûne ilgı duyan birile- rinin işine yarar." Günümüzde Türk hikâyeciliğine ilgi duyan var mı? Varsa kaç kişi? Degerti Füsun Akath'nın söyleminde uzaktan uzağa bir umutsuzluk duyumsanmıyor mu? Füsun'un eleştirel imbiğinden geçenlerarasında ben de varım bu kitapta. Hikâyelerim üzenne yazılmış en sevindiğim yazılardan biri. Füsun'un yazısı, itiraf ede- yim ki bana yol açmıştır. Ama Öykülerde Dünyalar'ı benimle ilgili sayfaların- dan dolayı tanıtmak istemiyorum. Çok başka bir "şey" söz konusu: Füsun Akath'nın eleştirel tutumu... Füsun Akatlı seyrek yayımlayan bir yazar. Adına sağ- da solda her zaman rastlayamıyorsunuz. Keşke da- ha çok yayımlasa dediğim yazariardan. Denemelerinde, eleştinlerinde, felsefe yazılannda yıllardan yıllara bir "fufart;///("simgesi oldu bence. Dün söyledıgini bugün açtı, yarın yadsımadı. Öykülerde Dûnyalar, ışte bu tutarlılığın belirgin ör- neklerini içeriyor. Sevdıği, önemsediğı bir yazan bile bazan o tutarlılık kaygısıyla degeriendirebildiğini sap- tıyoruz eleştirmenin. Ne var ki hiçbırzaman yazınsal ölçütlerin dışına çık- maksızın. Yazınsal ölçütlere güvenerek, anlatımını onlar çerçevesinde kurarak. Böylece, yargılarındaki kımi "uç"sözler, edebiyatın dışına taşarak gönül kı- ncı olmuyor. Doğrusu az rastlanılır bir seçim bu. Haldun Taner"e bir mektupla başlayan kitap, 1996 yılının hikâye açısından bir genel değeriendirmesiy- le son buluyor. Yani, bizim kuşağın ustası bellediği bir yazardan günümüze, bir bakıma, bizim kuşaktan sonrasına açılışla noktalanıyor. Nezihe Meriç'ler. Bilge Karasu'lar, Leyia Erbil'ler, Adalet Ağaoğlu'lar. Tomris Uyar'lar, Onat Kut- lar'lar... Yusuf Atılgan'ı, Oğuz Atay'ı da unutmama- lıyız. Füruzan, PınarKür, Nedim Gürsel... Ötekiler... Işıklı, ışıltılı bir dönem söz konusu. Bu dönemin varoluş imkânlarını Memet Fuat ba- zı yazılannda enine boyuna irdelemişti. Herşeyden önce, hikâyenin soluk alabilecegı ede- biyat dergileri gündemdeydi. Memet Fuat'ın yönet- tiği güzelim Yeni Dergi'de öykü yayımlayabılmek için "sıraya gırerdik". Memet Ağbi'nin şöyle dediğıni ha- tırlanm: "Güzel yaz. Sevgi Soysal'/a aynı sayıda çı- kacaksın. Sonra kanşmam..." istek söz konusuydu. Öykünün şiire yakın olduğu- nu t>jz,ş şoyleverek. öykü yazmaktan onur^juymamı- zı sağlayan eleştirmenlersözkonusuydu'Püsungi- bi, yazdığımız öyküyü "emanet" edebileceğımiz "ya- ratıçı" yazarlar söz konusuydu. Öykülerde Dünyalar'ın son yazısı 1996'nın dökü- münü iç açıcı bulmuyor:"(...) yoz ve çorak güncelli- ğimizÇ..)" Yoz ve çorak güncelliğe nasıl gelindi? Kısa bir yazıda tartışılamayacak kadar karmaşık se- bepleri var. Oysa zengin bir hikâyecilık sayfalannı açmıştı okur- lara. Otuzlu, kırklı yıllann gazeteciliğinde adeta baş- köşeye oturtulmuş hikâye, bugünkü satt nicelik çok- luğuna yuvarlanmamıştı. Çorak ve yoz günler, öyle sanıyorum ki yalnız hi- kâyede büyük degişimlere, Türk hikâyesinedüşman değişimlere yol almadı. Bir yandan da roman nasi- bini aldı bu değişimlerden. Ne romanın ne hikâyenin o 'geniş" yelpazesine rast- lanabiliyor artık. Günümüzun Orhan Kemal'i yok. Günümüzün Sart Faik'i yok. Birömek öyküler, roman- lar söz konusu bence. Öykülerde Dûnyalar birbirine hem yakın, hem çok uzak bir öbek hikâyeciyi değerlendirirken, belki de yannın hikâyeciliğine kılavuzluk edebilecek. Takvimde h Bırakan: "Dörtbir yana savrulan ince kar, gece karanlığın- da, soluk kesen bir hızla harmanlandı durdu. Evle- rin damlanna, ışıksız pencerelerine binlerce ak ser- pantinsaçıldı. "Şemsettin Ünlü, Yukanşehir, Inkılâp Kitapevi, (2. basım) 1998. AN Haydar Pektaş'ın resim • Kültür Senisi - Ali Haydar Pektaş"ın resimleri 26 Haziran 9 Temmuz tarihleri arasında Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi'nde sergilenecek. 'Yakıştırmalar' başlıklı sergide, sanatçının ızlenimci dogrultudaki yağlıboya, suluboya ve pastel yapıtlan yer alıyor. Çalışmalannı kendi atölyesinde sürdüren sanatçı, evinin bir bölümünü sürekli sergi mekanı olarak herkese açık turuyor. Doğuş Öğpetmenler Tiyatrosu • Kültür Senisi - Özel Doğuş Okullan öğretmenleri. kimsesiz sokak çocuklan yaranna bu akşam saat 20.30'da Kadıköy Halk Eğitim Merkezi'nde "Kaç Baba Kaç" adlı oyunu sahneliyor. Oyunu Haldun Dormen Türkçeleştirdi ve yönettt Gülmece ve Karikatür • Kültür Senisi - 15. Hürriyet Uluslararası Karikatür Yanşması etkinlikleri kapsamında 24 Haziran Çarşamba günü saat 18.00'de Antalya Falez Otel'de 'Gülmece ve Karikatür' konulu bir söyleşi gerçekleştirilecek. Oğuz Aral'ın yöneteceği ve Prof. Dr. Hüsamettin Koçan'ın konuşmasıyla başlayacak olan söyleşiye Turhan Selçuk, Salih Memecan, Gani Müjde, Gürbüz Doğan Ekşioğlu, Wang Fuyang (Çin). Helioflores (Meksika), Pancho (Fransa), Mike Tumer (Ingiltere) ve Bert Witte (Hollanda) katılacak. 28 Haziran Pazar günü ise Falez Otel fuayesinde 15. Hürriyet Uluslararası Karikatür Yanşması sergisi açılacak. Akademi İstanbul Sanat Okulu karma sergisiKültür Senisi - Akademi İstanbul Sanat Okulu bünyesinde plastik sanatlar. grafik ve seramik bölümü öğrencilerinin yıl boyunca yapmış olduklan desen ve temel sanat eğitimi işlennden oluşan bir sergi bugün okul binasında açılıyor. Bir ay boyunca açık kalacak olan sergide öğrencilerin reprodüksiyon, natürmort, desen ve üç boyutlu tema üzenne çalışmalan yer alıyor.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog