Bugünden 1930'a 5,459,226 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 14 HAZİRAN 1998 PAZAR 4 HABERLER Askerin türban tepkisi • İSKENDERUN (Cumhuriyet) - İmam-hatip lisesınde dört öğretmenin türban takmasının uyanlara karşın önlenememesi üzerine 39. Tugay Komutanlı|ı. Milli Güvenlik Öğretmeni Hava Yüzbaşı Yaşar Özcan'ı derslerden çekti. Mayıs ayından bu yana okulda miUi güvenlik dersine öğretmen girmediği, Milli Eğitim Müdürlüğü'nün de öğretmenlerin tiirbanlı olarak derslere girmesini engelleyemediği öğrenildi. Banu Salman ödülünü aldı • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu)-DfSK'ebagiı Medya-Sen'iıT'1998 tletişim Özgürlüğü Ödülleri" dün sahiplerine verildi. Bu yıl ilki düzenlenen törende, gazetemiz muhabiri Banu Salman da ödül aldı. Ödüle layık görülen diğer kişi ve kuruluşiar şöyle: Milliyet'ten Umur Talu, UBA'dan Velı Özdemır, Cengiz Aldemir Radikal'den Adnan Keskin. Ahmet Şık, Ülkede Gûndem'den Ahmet Sümbül, Kanal 1, Ülkede Gündem gazetesi, Leman dergisi. Turkish Daily Nevvs, sanatçılar Şanar Yurdatapan, Lale Mansur, Altan Erkekh, IHD Genel Başkanı Akın Birdal. gazeteci-yazar Ocak Işık Yurtçu. yazar Haluk Gerger ve Turan Içli ile sendikal mücadelelerinden ötürü işten atılan emekçiler. Faili meçhul cinayetler • ANKARA (AA)-tnsan HaklanDerneğı(lHD) tarafından düzenlenen "'Faili Meçhul Cinayetler ve Yaşam Hakkı" sempozyumu başladı. Harb-iş Sendıkası toplantı salonunda gerçekleştirilen sempozyumun açılış konuşmasını, tHD Genel Başkan Yardımcısı Osman Baydaryaptı. Baydar, Türkiye'nın. ınsan haklan ve temel özgürliikler açısından. geçmişten farklı bir konumda olmadığını söyledi. Cezaevine güvenlik önlemi • DİVARBAKIR(AA)- Bölücü terör örgütünün sözde komutanlanndan "Parmaksız Zeki" kod adlı Şemdin Sakık ve kardeşi ArifSakık'ınkaldığı Diyarbakır E Tipi Cezaevi'ndeki koğuş ve koridorlara güvenlik kameralan yerleştirildi. Güvenlik kameralanyla cezaevindeki tutuklulann yanı sıra görevlilerin de kontrol edilebildiğini kaydeden yetkililer, "Güvenlik kameralan sayesınde. olası bır olaya anında müdahale edilebilecek. Güvenlik kulelerinin yapımına da önümüzdekı günlerde başlanılacak" dediler. Sakık kardeşlerin yargılanmasına, 30Haziranİ998'de Diyarbakır DGM'de başlanılacak. Deminel'den onay • ANKARA (AA)- Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Hal ve Mera yasalannı onayladı. Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden verilen bilgiye göre Cumhurbaşkanı Demirel, 4367 sayılı Yaş Sebze v e Meyve Ticaretinin Düzenlenmesi ve Toptancı Hallen Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun ile 4368 sayılı Mera Kanununıuı Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun'u onayladı. Çeteler işbaşında • ADANA (Cumhurivet) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Selvi. Adana'nın Merkez Yüreğir ilçesine bağlı Sofulu Belediye Başkanı Irfan Aksoy'un makamına gelen 2 kişinin, silah tehdidiyle 5 milyar haraç istediğini belirterek "Bu olay, ; Türkiye'de çivinin çıktığımn .rğöstergesidir" dedi. Selvi, «jçŞaydan sonra polisin 2 t*|işiden birini yakaladığını, '•ancak Emniyet'e yardımcı olmak açısından ismini saklı tutruklannı bildirdı. Öte yandan Içel'in Tarsus ilçesinde, çek-senet tahsilatı yapan iki ayn grup arasındaki çatışmada, bir kişi öldü. Samandağ'da DEP'lileri öldüren sanıklann itiraflan, dikkatleri bölgedeki ülkücülere yöneltiyor Hatay'dald Susurhık çetesi• Susurluk çetesinin bir numaralı ismi Abdullah Çatlı'nın 1994-95 yıllannda sık sık Hatay'a geldiği ve Sedat Bucak'la buluştuğu öne sürüldü. İSKENDERUN/SAMANDAĞ(Cumhuri- yet) - Eskı Samandağ DEP Ilçe Başkanı ve Halkev ı kurucusu Mehmet Latifeci ile babası Yahva Latifeci"> i öldürmekten yargılanan Beh- çet, Şevket ve Fikret Karaağaçu kardeşlerin "çete" itırafı. dikkatleri ülkücülerin Hatay ve çevresındeki bağlantılanna çekti. Susurluk çetesinin bir numaralı ismi Abdul- lah Çatiının 1994-95 yıllannda sık sık Ha- tay'a geldiği ve Sedat Bucak'la buluştuğu öne sürüldü. ÖDP Hatay ll örgütü tarafından yapılan açıklamada. Latifeciler'in öldürülmesinde çe- te parmağı olduğunun daha önce de çeşitli ke- simlerce dile getırildiği belırtılerek şöyle de- nıldı: "Ancakarnk 'mızrak çuvala sığmıyor'. Ül- kenin dört bir yanının çeteterie kuşatdnıış ol- duğunu görmemek için kör ve sağır olmak ge- rekir. Karanlık güçler ve Susurluk uzantısı iti- rafçıların Hatav 'daki bağlannsına önetnli bir ışık tuttuğunu diişündüğümüz bu tetikçilerin itiraflannın dikkate aluımasını ve cetenin he- dcfi olarak gösterilen arkadaşlanmız Talat Oruç üe Mevlüt Oruç'un can güvenfiğinin sağ- lanmasını istiyonız." Karaağaçlı kardeşlenn hedefi olduğu iddia edilen Mevlüt Oruç. Samandağ'daki çetenın "Hatav'daki Susurluk olduğunu" belırttı. Oruç. şöyle konuştu: "Şinıdive kadar kimse onlann üzerine git- nıeve cesaret edemedi. Katiller bu çetelerin te- tikçileridir. Bu çete. biirû'n gerici örgüdenme- lerin başıdır. Başlannda da eski Samandağ Müfrüsü Kadır Kılıç vardır. l.arjfeciler gibi la- ik ve demokrat insanlann düşmanı bunlardır. Bölgede halen aydın ve demokrat insanlar teh- dit edilmektedir." Eşi Yahya ile oğlu Mehmet'ı kaybetmenın acısını hâlâ taşıdığını söyleyen Daviye Latife- ci de olavın çete bağlantılı olduğuna ınandık- lannı belirterek adaletın gecıkmesınden ya- kındı. Bu arada önceki gün gazetemızi arayan ve adı baba-oğulun öldürülmesinde azmettina olarak geçen petrolcü Nad Koza. kendısıyle ıl- gili tüm suçlamalann asıisız olduğunu öne sür- dü. Çatb telefon aldj Latifeci davası sanıklannın itıraflanyla or- taya çıkan Samandağ'daki çete. ülkücülerin Hatay ve çevresındeki bağlantılannı da gün- deme getirdi. Susurluk kazasıyla ortaya çıkan çetenin kilit isimlerden Abdullah Çath'nın 1994-95 yıllannda sık sık Hatay'a geldiği, Sa- mandağ'da gösterdiği bir adres ve kullandiğı sahte Mehmet Özbay kimliğiyle cep telefonu aidığı,özelliklelskenderun'dadöneminvetki- lileri ve zengin işadamlanyla sık sık görüştü- ğü öne sürüldü. Antakya. Samandağ. Dörîyol ve Erzin'i her fırsatta zıyaret eden Çatlı'nın Arsuz beldesin- deki Arsuz Oteli'nde DYP Milletvekili Sedat Bucak ile de buluştuğu iddia edildi. Kurye kız Dilek Örnek'in Iskenderunlu, Avrupa Türk- İslam Bırlıgi Başkanı MusaSerdarÇetebi'nin Dörtyollu. Sabancı suikastının tetikçisi Mus- tafa Duvar ile öldürülen JİTEM görevlisi Ah- metCem Ersever'in eşi Neval Korkmaz'ın An- takyalı olmaian da Karaağaçlı kardeşlerin iti- raflan ile yeniden gündeme geldı. Eskı ABD Adana Konsolosu EtizabethSbet- ton'un da İskenderun'a sık sık gelmesi ve ka- patılan RP'nin Hatay Milletvekili MehmetSı- lay" ın 1996 yılında, ABD askeri nakliye karar- gâhının CIA ve Mossad ajanlannı besledigini açıklaması ıse dikkat çekti. İşkenceyi gizleyen hekime men cezası fstanbul Haber Servisi - Gözaltında ışkence gören 6 kişıye sağlam raporu veren Adli Tıp Kurumu 3. fhtisas Daıresi Başkanı Dr. Nur Birgen. Istanbul Tabıp Odası'nın karan ve Türk Tabipler Birliği'nin onayıyla 6 ay meslekten men edildi. Gözaltındaki kayıplan protesto ekmek amacıyla 13 Temmuz 1995 tarihınde Yeni Demokrası Hareketi Istanbul II Binası'nı ışgal ettikleri gerekçesiyle gözaltına alınan 6 kişinin 5 günlük gözaltı süresince işkence gördüklen iddia edilmişti. Söz konusu tarihte Beyoğlu Adli Tabibı olan Nur Birgen, "Vücutta darp >e cebir iane rastlanmamışnr" diye bır rapor hazırlamıştı. Bunun üzenne İstanbul Tabıp Odası ve Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığf na başvuru yapılarak cezalandınlması istenmişti. İstanbul Tabip Odası'nın 19 Mart 1998 günü hekim hakkında aldığı 6 ay meslekten men cezası karan. 31 Mayıs tarihinde Türk Tabipler Birliğı Merkez Konseyi tarafından onaylandı. Konuyla ilgili Halkın Hukuk Bürosu'nca yapılan yazılı açıklamada. Dr. Bırgen hakkında Beyoğlu Savcılığf nın tüm delillere karşın dava açmaktan kaçmdığt ve ısrarlar karşısında 19 ay sonra "görev ihmal ettiğj" gerekçesiyle dava açtığı anımsatıldı. Dava açıldıktan sonra hekimin Adli Tıp Kurumu 3. Ihtisas Dairesi'ne atandığına dikkat çekilen açıklamada şöyle denildi: "Davanın ilk duruşmasında hekimi yargılamak istemeven Beyoğlu 9. Asliye Ceza Hâkimi lsmaii Sasanlar mağdurlann avukaü Metin Narin'e "Neden elin elınin üstünde duruyor' diyerek hakaret edip duruşma salonunu terk etmesi istenmiş. Daha sonra Metin Narin hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Yapılan suç duyurusu üzerine Narin hakkında Adalet Bakanlığrnın iznrvlc Beyoğlu I. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açılmıştı. Sasanlar, 25 Mart 1995 tarihinde 'Ben tarafsız degilim' diyerek davadan çekilmiş ve doktorla ilgili dava Beyoğlu 1. Asliye Ceza Mahkemesi'ne devredilmiştL" Açıklamada, Beyoğlu 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin yargılamayı gizlice yapmak için müdahil avukatlara bilerek tebligat çıkarmaması nedeniyle 8 Haziran 'daki duruşmaya katılınamadıgı, bu nedenle aradan üç yıl geçmesıne karşın Nur Birgen hakkında karar verilemediği savunuldu. Rıdvan Karakoç anıldı Cumartesi AnnelerTnin 161. buluşmasında, Rıdvan Karakoç anıhrken İHD İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplar komisvonu, İzmir'de31 Mart günü kaybolan 4 kişinin buJunması için İçişleri Bakanlığı'na telgraf çekti. Polisin ablukası alfırıda (.alatasaray Lisesi önünde toplanan kayıp vakınlan, 3 yıl önce kay bedildikten sonra cesedi bulunan Rıdvan Karakoç'u andı. Karakoç'un annesi Asive Karakoç, "Oğlum madem sııçluv du niye mahkemeye çıkarmadilar'" diye konuşurken Karakoç'un kardeşi Hasan Karakoç, Avrupa tnsan Haklan Mahkemesi'ne başvurdukJanru söyledi. Cumartesi Anneleri adına hazırlanan açıklamayı okuyan yazar Füsun Erbulak, "Gözalrında kayıplar oluyorsa hiç kimsenin can güvenliği yok demektir ve gözaltında kayıplann olduğu bir ycrde bilin ki devletin içinde gizli örgüder vardır" dedi. (Fotoğraf: ALPER TURGUT) IARGISIZİNFAZ VE GÖZALTINDA ÖLÜMLERDE AZALMA YOK Failimeçhul cinayetler artıyor OZKANGUVEN tnsan haklan ihlallerinin yoğun olarak yaşanması nedeniyle uluslararası anlaşmalarda zor duruma düşen Türkiye'de faili meçhul cinayetler artmaya dev am ediyor. 1996 yılında 71 kişi faili meçhul cinayete kurban giderken. bu rakam 1997 yılında 34'e indi. Ancak bu yılın ilk dört ayındaki rakamlar geçen yılın rakamlannı geçerek 41 kişiye yükseldi. Insan haklan konusunda sicili bozuk olan ve Avrupa Insan Haklan Mahkemesi'nde sayısız başvuruyu göğüslemeye çalışan Türkiye'de. 1998'in ilk dört ayında birçok hakkın çiğnendiği belirtildi. İnsan Haklan Demeği (İHD) Genel Merkezi Basın Yayın Dokümantasyon Birimi verilerine göre faili meçhul cinayetlerde bır azalma değil, artış oldu. Rapora göre 1996 yılında faili meçhul cinayette 71 kişi yaşamını yitirirken, bu rakam 1997'de 34'e indi. 1998'in sadece ilk dört ayındaki rakam, geçen • Bu yılın ilk dört ayında faili meçhul cinayete kurban gidenlerin sayısı, 1996 yılındakinden fazla. 1998'in sadece ilk dört ayında cinayete kurban gidenJerin sayısı da 1997'den fazla. yıldakı rakamlan aşarak 41 'e yükseldi. Türkiye'de yargısız infaz, işkence ve gözaltında ölümlerde de artış göriildü. Buna göre 1996 yılında 201, 1997 yılında da 6 kişi yargısız infaz. işkence ve gözaltında yaşamını kaybederken. bu yılın ilk dört ayında bu rakam 8 olarak açıkJandı. 1997 yılında 43 kişinin işkence gördüğü doktor raporuyla ıspatlandı. 69 kişi de kendisine işkence yapıldığını öne sürdü. Bu yılın ilk 5 ayında ise 7 si çocuk 58 kişinin işkenceye maruz kaldığı kaydedildi. ilk dört aydaki tablo, sadece gözaltında kayıp sav ında azalma olduğunu ortaya koydu. 1996 yılında 142, 1997'de 440, bu yılın ilk dört ayında ise 7 kişi gözaltında kayboldu. Toplumsal olaylann yoğun olarak yaşandığı Türkiye'de gözaltılarda da büyük artış oldu. Geçen yılın tamamında meydana gelen olaylarda 13 bin 446 kişi gözaltına alınırken. bu rakam 1998 yıhnın sadece ilk dört ayında 12 bin 254 olarak belirlendi. 1996'da 105 işyeri, kurum ve kuruluş bombalanırken. bu rakamın 1997 yılında 82. bu yılın ilk dört ayında 53 olduğu kaydedildi. S u ç d o s y a s ı o l d u k c a k a b a r ı k 'Gülaltay para karşılığı tetikçilik yapıyor' MİYASE İLKNL'R a Akm Birdal'a suikast olayının planlayıcısı olarak gözaltına alınan Semih Tufan Gülaltay'ın suç dosyası hayli kabank çıktı. Gülaltay'ın adı 1996 yılı içinde tstanbul'da iki silahla yaralama olayında da azmettiricı olarak resmi kayıtlarda geçiyor. Silahla yaralama olayını üstlenen Mustafa Hakan F.rgün ile Gülaltay'ın ortağı ve teyze oğlu olan Necdet Atış'ın gözaltına alınmasından sonra dönemin Üsküdar Ilçe Emnıyet Müdürü Yaşar .4|dere,24Eylül 1996 tarihinde Usküdar Cumhunyet Savcılığı'na başvurarak iki olayda da asıl azmettiricinın Semih Tufan Gülaltay olduğunu bildirdi. Gülaltay'ın yakalanması için izin isteyen Ağdere'nin talebini savcılık yenne getirmedi. Savcılık, ilçe emniyet müdürünün talebini yerine getirmış olsaydı belki de Akın Birdal vurulmayacaktı. Gülaltay'ın azmettiricı olarak suçlandığı olaylardan ilki. 2 Ağustos 1996 tarihinde Beylerbeyi'nde meydana geldı. Bodrum'daki arsasını Park Holdıng sahibı Tiırgay Ciner'e satan, ancak daha sonra koşullann yerine getirilmediği gerekçesiyle satıştan vazgeçen Ersin Ortaç, iki kişi tarafından yaylım ateşine tutularak ayaklanndan vuruldu. Bu olaydan bir buçuk a> sonra. 23 Eylül 1996 günü de Fuat lşıkiıoğlu aynı şekilde ayaklanna ateş edilerek yaralandı. Bir süre sonra polis, olayın sorumlulan olarak Mustafa Hakan Ergün ile Semih Tufan Gülaltay gibi Kağızman doğumlu Necdet Atış'ı gözaltına aldı. Sanıklann üzerinde yakalanan ve üzerinde seri numarası bulunmayan 9 mm çapındaki tabancarun daha önce Maltepe ve Gazıosmanpaşa'da meydana gelen olaylarda kullanıldığı belirlendi. ülaitay ve teyze oğlu Necdet Atış'ın daha önce de Fuat Işıklıoglu ile Ersin Ortaç'ın silahla yaralama olaylannda tetikçilik yaptıklan ortaya çıktı. Bu iki olayda da Gûlaltay*tft aynı zamanda ortağı olan Necdet Atış ile Mustafa Hakan Ergün suçu ûsılenerek totuklandılar. l ^ l a y d a n sonra Üsküdar Ilçe Emniyet Müdürü Yaşar Ağdere, ası! azmettiricinin Sernih Tufan Gülaltay olduğunu öne sürerek savcıiıktan yakalanması için izin istedi. Ancak, Savcılık bu konuda hiçbir işlem yapmadı. Gülaltay, tutuklansaydı Akm Birdal vurulmayacaktı. Fuat Işıklıoglu'nu vurduktan sonra yakalanan Gülaltay'ın teyze oğlu ve ortağı Necdet Atış, kendisine bu konuda soru yöneltilmediği halde Beylerbeyi'nde vurulan Ersin Ortaç'ın yaralama olayının da kendisi ve fırarda olan İrfan Genç tarafından gerçekleştirildiğini itiraf etti. Ofayla ilgili tatbikat yapılmasını ıstemesine rağmen savcılık tarafından Atış'a tatbikat yaptınlmadı. Ancak Ersin Ortaç, Akın Bırdal'ın vurulmasından sonra konuyu soruşturan Ankara DGM Savcılığı ve Terörle Mücadele Daire Başkanlığı'na verdiği ifadede, saldınyı planlayan kişinin Semih Tufan Gülaltay olduğunu bildirdi. Ortaç, tetikçı olarak kıralanan Semih Tufan Gülaltay'ın yakalanması ve ıfadesinin almması için daha önce Sarıyer Cumhuriyet ' - Savcısı Veli Engiıî Aslan ile Üsküdar Savcısı Hasan Hüscvin Güleçyüz'den talepte bulunduğunu, ancak her iki savcının da Gülaltay hakkında hiçbir işlem yapmadığını öne sürerek her iki savcı hakkında soruşturma başlatılması konusunda talepte bulundu. Ortaç, Akın Birdal olayı ile ilgili olarak Ankara DGM'ye verdiği ifadede "Semih Tufan Gülaltay'ı tanımam. Kendisiyle bir alacak verecek meselem de yok. GüJaltav. para karşılığı başkalannın tetikçiliğini * yapıyor" dedi. Park Holding'den açıklama Park Holding Yönetim Kurul Başkanı Turgay Ciner ise yaptığı açıklamada. kendisi için sürekli olarak ıddialarda bulunan Ersin Ortaç hakkında Sanyer Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunduğunu bildirdi. Açıklamada, savcılığın Ortaç hakkında iftiradan dolayı dava açtığı kaydedildi. ŞIFIRNOKTASII ORAL ÇALIŞLAR Ragıp Duran'ı ilk gençlik yıl- larından tanırım. 1975 yılında henüz 21 yaşındayken Paris'te karşılaştığımızdaAydınlık gaze- tesini günlük olarak çıkarma projesinden söz etmiş ve ken- disini de çağırmıştım. 1978 yı- lının Mart ayında Aydınlık gaze- tesini çıkardığımızda Ragıp da bu gazetenin dış haberler say- fasında çalışmaya başladı. 12 Eylül 1980 askeri darbesine ka- dar Ragıp'la birlikte çalıştık. Ay- dınlık kapatıldı, ben tutuklan- dım, Ragıp da bir süre sonra Paris'e gitti. Hürriyet'in Paris muhabiriiği- ni yaptı. Ardından Londra'da BBC Türkçe yayınlannda çalış- tı. Yeniden Türkiye'ye döndü; Cumhuriyet, Özgür Gündem, EP, Öküz gibi gazete ve dergi- lerde yazı yazmanın yanı sıra birçok yabancı gazete ve radyo- nun Türkiye muhabirliğini yaptı. Halen Galatasaray Üniversite- si'nde Medya Etiği dersi veriyor. Ragıp, önümüzdeki hafta, bir yazısı nedeniyle 10 aylık ceza- sını çekmek üzere cezaevinin Ragıp, Cezaevinin Yolımda... yolunu tutuyor. Terörle Müca- dele Yasası'nın (TMY) 7. mad- desinden ceza aldığı için diğer hükümlülerden farklı bir uygu- lamayla yüz yüze gelecek. Eğer bircinayetten veya Başbakan'a yumruk atmaktan suçlansaydı, bu cezanın yüzde 40'ını yata- caktı; TMY'den cezalandınldığı için cezanın yüzde 75'ini ceza- evinde geçirecek. Sonuçta, dü- şünceleri nedeniyle mahkûm olmuş bir aydın, diğer hüküm- lülerin iki katına yakın bir süre daha fazla yatmak zorunda ka- lacak. Ragıp, Fransızca ve Ingiliz- ceyi tercümanlık yapacak dü- zeyde kullanabilen, kendisini iyi yetiştirmiş bir aydın. Ülkemizin tanınmış bilim adamlanndan Profesör Lütfü Duran'ın oğlu. Mesleği gazetecilik. Hukuk eği- timi görmesine karşın gazeteci- liği meslek olarak seçti. Ragıp, düşüncelerini açıklıkfa dile ge- tiren, eleştirilerini hiçbir çıkar gözetmeden ve hiçbirtehlikeye aldırmadan söylemekten çe- kinmeyen bir gazeteci. Şimdi o da, lsmaii Beşikçi, Haluk Ger- ger, Işık Yurtçu, Eşber Yağ- murdereli ve cezaevindeki bir- çok aydın gibi düşüncelerini söylemenin bedelini ödeyecek. Ragıp bu cezayı yatar. Bu ül- kede muhalif aydın olmanın bir bedeli bulunduğunu bilenler- den. Ragıp, bu cezayı çekmek yerine yurtdışına gider, gayet rahat bir yaşam da sürdürebi- lirdi. Onu da yapmadı, bu ülke- nin koca bir cezaevi haline dö- nüştürüldüğünü bile bile, mes- leğini yapmayı ve bu uğurda cezalar çekmeyi göze aldı. Ragıp cezaevine girerken, TBMM'nin gündemindeki Türk Ceza Yasası'nda küçük bir de- ğişiklik bile yasalaşamıyor. Iş- kenceler sürüyor, köy boşalt- malar devam ediyor. Sonra da, bu ülkeyi yönetenler, tecrft edil- mek istendiğimize ilişkin dra- matik açıklamalar yapıyorlar. Herkes bıze düşman da, ya biz kime düşmanız? Kendi aydını- nı ve muhafifini dört koldan sus- turmak amacıyla yasal ve yasa- dışı her yola başvuran iktidar sanipferi. Ragıp'lan hapishane- lere yollayarak içeriye ve dışa- nya nasıl bir mesaj vermek isti- yorlar? Ragıp, Fransa'nın ünlü gazetelerinden Liberation'un Türkiye muhabiri, şimdi o gaze- teyi çıkaranların bu ülke için iyi şeyler mi yazacağını sanıyor- lar? Yazarlarsa bunun suçlusu Ragıp mı olacak? 35 yıldır bu ülkede, başına ol- madık dertler gelmiş biri olarak, cezaevini de, yargılama ve yö- netme mantığını da iyi bildiğimi sanıyorum. 12 Mart 1971 aske- ri darbesinden bu yana Türkiye bir cenderenin içine sokuldu. Hâlâ bu cendereden çıkama- dık. Şimdi birileri, bu ülkenin üzerinde çok oyunlar oynandı- ğını ve dışandan çökertilmek is- tendiğini söyleyebilir. Zaten söylüyor da. Şimdi eğri oturup doğru konuşalım: Bu ülkeye asıl kötülük içeriden mi geliyor, dı- şandan mı? Susurluk çetesini, bu ülkeyi içeriden çökertmek amacıyla dış düşmanlar mı kur- du? Onlar mı bu çetenîn temiz- lenmesini istemiyor? Dışannın hesaplannın üste- sinden, feryat figan ederek ve mehter marşlan söyleyerek ge- linemez. Her zaman başka ül- kelerin milli çıkarlanyla bu ülke- nin çıkarian çatışabilir. Bunu ön- lemenin olanağı yok. Ama biz kendi evimizi temizleyemez mi- yiz, bu ülkeyi demokratik ve ba- nşçı bir ülke haline dönüştüre- mez miyiz? Ragıp'lan hapislere tıkarak iç gerilimi arttırdığımız gibi, o çok sözü edilen dış güçlere de silah vermiyor muyuz? Ragıp, Eşber, Haluk, lsmaii, Münir hapis yatar da, biz ne ya- parız? Bütün bunları görmez- den gelerek ve şovenizm çığlık- lan atarak nereye kadar gide- biliriz? İsci Partisl lîcferî Perincek 'Seçimi ABD istiyor' ANKARA (Cumhuri- yet Bürosu) - îşçı Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perincek. koalisyon or- taklanıleCHP'nınerken seçım karannı eleştirerek bunun Batı'nın ıç savaş planına hızmet edeceğini öne sürdü. İP'nin dünkü parti meclisi toplantısındâ ko- nuşan Perincek, "Erken seçimin arkasındaki güç ABD'dir. Amaç, Batı'nın iç savaş planınm dava- nakları olan Tansu Çiller veMehmet Ağar'lan Yü- ce Divan'dan kurtarmak. Ta\yip Erdoğan'ın lider- liğindeki Fazilet Partisi'ni yasallaştırmak ve siste- min merkezine oturt- mak" diye konuştu. Pe- rincek. ABD'nın Kema- list devnmin altını oyma ve orduyu içeriden fet- herme planlannın, 28 Şu- bat süreciyle birlikte bo- zuldugunu söyleyerek yeni güç dengesinde cumhuriyet dev nmı kuv- vetlerinin üste geçtiğini kaydetti. Ordunun, içindeki irti- ca kuvvetlerini temizle- mede kararlı uygulama- largerçekJeştirdiğini bil- diren Perincek, 16 Hazi- ran Salı günü yapılacak olağanüstü Yüksek As- keri Şûra toplantısının, ordunun bu konudaki ka- rarlıhğını göstereceğini öne sürdü. Cumhuriyet devrimi rotasındaki Türkiye'nin, Batı "nın elındekı iç ve dış kuvvetleri cepheden ha- rekete geçirdiğıni iddia eden Perincek, ABD'nin istasyon şefleri ve tertip örgütlerinin de iç savaş tehdidine göre harekete geçtiğini savundu. Perin- cek. Genelkurmay'ın bu durumu 1997 yılı Aralık ayında saptadığını kay- detti.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog