Bugünden 1930'a 5,459,226 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 14 HAZİRAN 1998 PAZAR 14 KULTUR Muhsin Ertuğrul ve Cahide Sonku 'yu konu alan 'Cahide' müzikaline tepki 'EfsaneyeihaneteıUlmcmelVHANDANŞENKÖKEN Suskunluk bozuldu. Ilk ses Zeynep Oral'dan gel- di; "Susmakdasuçtur" diye. Sonra Tiyatro Bakış'ın sahnelediği. Nezihe Araz'ın yazdığı. Hakan Altı- ner'in yönettiği 'Cahide' müzikalini izleyenler tep- kilerini dile getirmeye başjadı. Oral soruyordu Milliyet gazetesindeki 'Esintiler' köşesinde: "Değerieriniizikaralayıp,çarpıtıpsunma- ya hakkımız var mı? Genç kuşaklara onlan vanlış ta- nıtmaya hakkımız var mı?" Zeynep Oral'ı bu yazıyı yazmaya yönelten ve aşağıda görüşlerini okuyacağınız aydınlann yoru- muna yol açan; Nezihe Araz'ın yazdığı, Hakan Altı- ner'in yönettiği "Cahide" adlı oyundu. Bu oyunun ilk versiyonu geçen yıl Nurseü İdiz'in başrolünü üstlen- diğı, ikincisi ise bu yıl Tiyatro Bakış'ın sunduğu, bu kez Nükhet Duru'nun başrolü oynadığı "Cahide" müzıkaliydı. Oyunda Türk tiyatrosunun usta ismi Muhsin Er- tuğrul, elinden içki bardağı düşmeyen, Cabide Son- ku') u içkiye alıştıran, Oral'ın değindiğı gibi "kaba saba, ağzı bozuk, baskıcı, despot ve herkesi sömüren" bir rejisör olarak yansıtılıyordu. Selim 1leri, "yaşamıs, kişiJerden yola çıkılacak oyunlarda, salt "sıyah", sait "beyaz' çiğ kaçma tehli- kesiyle karşı karşıya" olunduğunu vurgularken, Muh- sin Ertuğrul \e Şaziye Moral'a çok şey borçlu oldu- ğumuzu belirten Aüye t'zunatağan, kişiliklerin yan- lı$ yansıtılmasından yakınarak "Tarihteki insanlan zaaflanyla değerlendiremeyiz. Hepsinin bu ülkeye yapnğı çok özel şeyler var. Çok uzgünüm, çok yarab- yım" dıyor. Ayla Algan ise bir efsane ya da bir tema ele alın- dığında o efsaneye ihanet edilemeyeceği görüşünde. Füsun Akatiı, yasamış insanlardan yola çıkan bir kur- macanın; yeniden yasatmaya kalktığı kişiye ve seyir- ciye de bir sadakat ve saygı borcu olması gerektiği- ni savunuyor. Yddız Kenter de hıç bir belgeye dayanmayan bazı kişisel yorumlann. Muhsin Ertuğrul'un yarattığı ay- dmlığı gölgeyebileceğine asla inanmadığmı belirte- rek. "Türk tiyarro tarihinin doruğundan onu aiaşağı etmeye kimsenin soluğu yetmeyecektir" diyor. I Kenter- Onu alasagı etmeye kimsenin soluğu yetmeyecektir Yıldız Kenter Hocamız, ustamız Muhsin Ertuğrul'Ia çalışabil- me. ona çıraklık edebilme şansım oldu. Bu bakım- dan çok mutluyum. Birçok meslekta- şım gibı. Yine birçok mes- lektaşım gibi ona kendimi çok yakın, bazen de biraz uzak hissettiğim zamanlar daoldü:" : '" '• > •"!" Ama onun büyük tutkusuna hep büyük bir hayranlık, büyük bir saygı duydum. Ufak tefek kışisel pürüzler benım hay- ranlığımı, benim say- gımı hiç mi hiç zedelemedi.. zedeleyemezdi. Hiçbir belgeye dayanmayan bazı kişisel yorumla- nn da onun yarattığı aydınlığı gölgeleyebıleceğıne as- la inanmıyorum. Değişik yorumlaryapılacaktır.. ama kafasını, gön- lünü, ömrünü vererek tırmandığı Türk tiyatro tarihi- nin doruğundan, onu aiaşağı etmeye kimsenin solu- ğu yetmeyecektir. Aynca ben, böyle kasıtlı bir teşebbüs karşısında ol- duğumuza da inanmıyorum. I Oral: Değerlerimizi karalamaya hakkımız var mı? ...Bir süre önce Istanbul'da sunulan, ardından An- kara'ya turneye giden "Cahide" müzikalini görme- dim. Ama bir yıl önce aynı metnin başka bir prodük- siyonunu gördüm. (Oncekinde Cahide rolü Nurseli Idiz' indi, şimdikinde Nükhet Duru'nun.) ...O oyunda Muh- sin Ertuğrul "un. bu koca ustanın, bu "ho- ca"nın, elinden içki bardağı düşmeyen bir "rejisör" kimliğine sokulduğunu gör- düm. Yanlış anlaşıl- masın: Muhsin Ho- ca'yı oynayan oyun- cuyu eleştirmiyorum. Oyunculann oyun ya da şarkı söyleme biçimlerini ya da oyunun şöyle mi böyle mi sahnelendiğini ya da teatral herhangi bir öğeyi sor- gulamıyorum. Benim sorguladığım, işin özündeki ahlak anlayışı. ...Bu eserde öyle bir "rejisör" kımliği çıkıyor kı karşımıza! Bir kere kaba saba. ağzı bozuk, baskıcı, despot ve herkesi sömürüyor. Başta Cahide olmak üzere kadın sanatçılan başkalanna peşkeş çekebili- yor. Onlara, kadmlıklanndan kimin nasıl yararlandı- ğını sorabiliyor. Cahide'ye "Karnı burnunda kaduı- lara tahammülüm yok. Aldır şu piçü" diye haykın- yor, vb. ...Cahide Sonku'nun da imajı Muhsin Ertuğrul'un- kinden daha parlak değil bu oyunda... Ve insan ister iştemez soruyor, yazar Nezihe Araz bunca mı nefret ediyordu bu insanlardan, diye. Cahide Sonku'yu tanımadım. Ama filmlerini gör- düm ve sahnede var oluş biçimine ilişkin her şeyi oku- dum ve tanıdıklanndan dinledim. O, eşsiz ve yeri doldurulamayan bir sahne yaratığı, bir oyuncuydu. Muhsin Ertuğrul'u, Türk tıyatrosuna katkılarını bilmekle kalmadım, kendisini yakından tanıdım. Dü- şünceleri, yazılan, konuşmalan, eylemlen. tüm ya- şamı benim için ders niteliğinde oldu. Bugün bir-Tû'rk tiyatrosundan, Türkiye'de tiyatrodan söz edebiliyor- sak, bunu ona borçluyuz. Genç kuşaklar bu insanla- n gerçek yönleriyle tanımak ıstiyorlarsa ıki dev ese- ri okumalannı öneririm: Muhsin Ertuğrul'un "Benden Sonra Tufan Olma- sın" adlı anılan ve Özdemir Nutku'nun düzenlediği. Muhsin Ertuğrul'un tiyatro düşüncelerini kapsayap "Gerçeklerin Düşieri"... ... Yeniden soruyorum: Değerlerimizi karalayıp, çarpıtıp sunmaya hakkı- mız var mı? ZejnepOral I Genç kuşaklara onlan yanlış tanıtmaya hakkımız varmı? İleri: Döneme tanıklık edenlerde derin huzursuzluk yarattı Cahide oyununu ilk oynandığında izleyememış- tim. Bu kez izledim. Düşündürücü bir çaba Cahide. Yapım açısmdan düşündürücü. Emek venlmediği ıle- n sürülemez. Dekorundan giysılenne bir çaba söz ko- nusu. Ne var ki döne- mi bilenlerde, döne- me tanıklık etmiş ki- şilerde derin bir hu- zursuzluk da yarattı. Nezihe Araz ken- disinden pek çok şey öğrendiğim. birlikte çalışmaktan gerçek- ten kıvanç duyduğum bir yazanmızdır. Bir- likte Afife Jale senar- yosunu yazmıştık. Selim İleri Çok hoş çalışma gün- leriydi. Bu kez bana şaşırtıcı gelen, Afife Jale'de olanca müspet göster- diğimız Şaziye Moral'm, tiyatro kulislerinde, kori- dorlannda, elinde ıçkı bardağı, pek mahallevari bir hanım olarak gösterilmesi oldu. Şaziye Moral'ı tanıma mutluluğuna erişmiştim. Yalnız çok usta bir oyuncu değil, çok da saygı uyandıran bir insandı. Cahide oyununda o Şazi- ye Moral nereden nereye nasıl böyle oldu, bile- miyorum. Sonuçta bir müzikal miydi seyrettiği- miz, bir oyun muydu, onu da kestiremedim. Şa- şaalı olması istenmiş bir gösteriydi belki de. Birinci sınıf biryorumcu olan, çok sevdiğim Nükhet Duru'nun tiyatroculuğu bu kez. önce- kı çabası Carmen'in gerisındeydi. Tiyatro oyu- nunda tıyatrocu gibı şarkı söylemek endişesi. Nükhet Duru'nun sahne performasını kısıtlı- yor gibime geldı. Ama MehmetTeoman'ın o ka- dar güzel şarkı sözlerinı yadsımayalım. Muhsin Ertuğrul meselesıne gelince; Muhsin Ertuğrul konusunda bugüne kadar pek çok şey söy- lenmıştir, olumlu ve olumsuz. Muhsin Ertuğrul'u olumsuz yönleriyle gösterebilir bir yazar, yönetmen. Buna nıye karşı olalım? Yalnız şunu beklemek hak- kımız: Olumlu yönlerinı ırdeledikten. tiyatromuza büyük hizmetini vurguladıktan sonra. Bir de şu var: Yaşamış kişilerden yola çıkılacak oyunlarda. salt 'siyah', salt 'beyaz' çiğ kaçma tehli- kesiyle karşı karşıya. Külrengi hem hüzünlü, hem anlamlı... Bilmiyorum, sevgili Hakan Alünerbu ko- nuda ne düşünüyor. Bu konuyu sanınm asıl oyunun yönetmeni aydınlığa kavuşturacaktır. Uzunatağan: İlk kez bir oyunu ağlayarafc - •• - terkettim ••••»'"'» ! ! I9 yaşmda Muhsin Ertuğrul'un açtığı bir imtihan- la Şehır Tiyatrolan'na girmiş bir sanatçıyım ve 36. sezonum başlaya- cak. Uzun yıllar Muhsin Ertuğrul ile çalışmak gibi bir şansım oldu. Daha çocuk yaşmda iken okul ödevlerimi ya- pıp yapmadığımı kontrol etmek için sık sık odasına ça- ğınr, "Gel buraya, buradayap"derdi. Tepebaşı Dram Ti- yatrosu'ndaki oda- Aliye Uzunatağan sında oturur ders ya- pardım. Ben Muhsin Ertuğrul öğretısınden gelmiş, Darülbedayı denılen kuşakla çok oyun oynamış bir sanatçıyım. Bu ınsanlann tiyatro adabı, terbiyesi ve disiplini o kadar müthişti ki özellikle Ertuğrul. tiyat- ro konusunda çok dısıplinli bir insandı ... Tabii ço- cukluğumda ve genç kızlığımda bunlar bana çok ka- tı kural olarak gözükürdü, fakat bugün anlıyorum ki tiyatro zaten disiplin demekmiş. Muhsin Ertuğrul'un odasmda içki şişesine rastla- madım hayatımda. Muhsin Bey'in içki ikram ettiği- ni görmedim, evine giden konuklanna da üzeri işa- retli özel bardaklan varmış. "Azışunuyapar.çoğubu- nu yapar" diye. Azını ko> ar ikram edermiş. Ben hiç evine gitmedim. ama Muhsin Bey'le çok oyununda çalıştım. Çok odasında bulundum. sanatçılarla olan diyaloğunu biliyorum. Cumhurıyet döneminın kahramanı bunlar. Eğer bugün bir konservatuvar. Türk tıyatro'su diye bir şey varsa, temelınde Muhsin Ertuğrul'a borçluyuz. Bu in- sanlara dönüp baktığımız zaman ancak heykellerini yapıp. onlan özel geceler düzenleyerek anmalıyız. İlk prodüksiyonu ızledığim zaman, Tomns Ha- nım'ın oynadığı rol Perihan Tedü olarak geçiyordu. lkincı prodüksiyonda Şaziye Hanım yapmışlar. Şa- ziye Hanım bugün Şehir Tiyatrosu ailesinden kime sorarsanız sorun. kişıliğiyle, özel hayatmdaki kımli- ğiyle. sahne disipliniyle \ e iyi o> r unculuğuyla cum- huriyet döneminin en iyi kadın oyunculanndan bir ta- nesiydi. Şaziye Hanım'la birlikte "Erkeklere Yasak" adlı bir oyun oynadık. Tiyatroya üç saat öncesınden ge- len, oyuna bir saat kala her şeyıyle kuliste hazır. hat- ta aksesuvannı eline alıp bekleven nadir oyuncular- danbirtanesi>dı. Özel hayatındaki kimliği de inanılmayacak kadar dürüst ve şekerdi. Şaziye Hanım'm kuşağı, sadece ti- yatro içi disıpline değil, binalara bile sahip çıkarlar- dı. Nükhet arkadaşımız bence elinden gelenı yapmış, bütün oyunculann sarfettıği emeğe çok saygı duyu- yorum. Ama Muhsin Beyin provadaki bir oyuncuya içki ikram edeceğini bana kimse inandıramaz, çün- kü bunu ben yaşadım. Muhsin Bey var diye kuliste parmaklannın ucun- da yürürdü sanatçılar. Böyle katı, böyle bir disiplin- li insandı. Bugün budisiplinin. sahnede üretilecek şey için ne kadar gerekli olduğunu anladım ve Muhsin Bey'den öğrendiklerimi ögrencilerime anlatıyorum; "Sahne demek vitrin demektir, tiyatrocu bir sporcu gibi yaşamalıdır" diye. Ben yıllarca Muhsin Ertuğrul'un cebinden ödedi- ği parayla bale, eskrim, pantomim dersleri alarak bü- yümüş bir çocuğum. Uzun yıllar sonra öğrendim bu- nu. Ben ilk defa ağlayarak bir oyunu terk ettim. İlk prodüksiyonda da arkadaşlarla gidip konuşmuştum kuliste, "Muhsin Bey bu değü" diye. Ama Şaziye Hanım da üzerine eklenince, ağlaya ağlaya ve bağıra bağıra bir oyunu terk ettim Tabii sahnede emek veren arkadaşlanm de- ğıldi asla terk ettığım. Oyuncular Muhsin Bey'ı belki de tanımıyorlardı ama ge- ne de karşı durmalıydılar. Ca- hide Hanım'ı alkole alıştıran insan olarak gösterilmesi çok ağ- rıraa gitti. Onlan çok seviyorum, çok şe> borçluyum diye çok duygusal baktığı- mı sanmıyorum olaya. Tarihteki in- sanlan zaaflanyla değerlendiremeyiz, onlann hepsinin bu ülkeye yaptı- ğı çok özel şeyler \ar. Çok Nezihe Araz'ın yazdığı, Hakan AJöner'in yönettiği "CaJude" müzikalinde Muhsin Ertuğrurun kişiliğinin çarpıülarak \ansıüJmasına önceZejnep Oral tepki gösterdi. Türk tiyatrosunun usta ismini taıuyan, dönemine tanıklık eden Idşiter de; gerçekle kurmacanın arasındaki aynma. bir efsaneye ihanet edilmemesi gerektiğine değinerek, bu çarpıtmalaria hem etik problem yaranJdığını hem de sanatsallığın ağır yara aldığını, ancak kişisel yorumiaria Muhsin Ertuğrul'un aydınlığına asla gölge leyeceğini befirttiler. lûllliU*. üzgünüm, çok ya- ralıyım. IAlgan: Sustukça her seferinde imaj bozuluyor Şimdiye kadar sustuk ama baktık ki her seferinde imaj bo- zuluyor. Cahide'yi o kadartanı- mıyorum. fakat Muhsin Ertuğ- rul'u çok iyi tanı>orum. Biyogra- fik oyunlan ele alındığı zaman, yansıtmak istediğiniz kışinin araş- tırmalannda. o kişinın ha>atında yaptığı \e yapmamaya dikkat ettiği ve temiz kalmak için hayatında belki çok şeylerden \azgeçtiği olaylan bıl- meye mecbursunuz. Muhsin Ertuğrul odasına bir ka- dın geldiği zaman ayağa kalkar. o 14 yaşmda bir kız cocuğu da ol- sa. Muhsin Ertuğrul tiyatroya iç- ki sokmaz. çünkü sanatına ve dü- şüncelerine saygısı olan bir ınsan- dır ve yetıştirdiği kişilerin de bu say- gı. düşünsel, imgesel. sanatsal yaratım içinde olmasını ister. Içkiyle değil. yara- tıcılığıyla... Dola- yısıyla "Cahide" de, hep Cahide yönünden yazıl- mış tekst. Birkaç kere tiyatroyu terk edip gitmesini ve o gecenın oyununun oynanmama tehlıkesi yaşandığını bir Muh- sin Ertuğrul bilir. Bu- nu seyirci de bilmez. Bir başrol oynayan aktnst tiyatroyu terk ederse o geceki oyun oynanmaz. Muhsin Ertuğrul'un bu dertleri gösterilmemiş. Tabii kı o sanatçı geri döndüğünde tiyatroya ve rol istediği zaman, o kişinin övgüler saçacağını düşünmezsiniz. Yazar bari bir sefer. Muhsin Ertuğrul'un bir gece ge- çirdiği bunalımı gösterseydi bize. Bir efsane ya da bir tema ele aldığınız zaman yazar olarak, o temaya, o ef- saneye ihanet edemezsınız. O zaman başka efsane seç- seydiniz. Muhsin Ertuğrul Türk tıyatrosunu ve kon- servatuvarlan kuran kişidir. Atatürkona. ne istersiniz, dedıkleri zaman. herkes aylığında daha fazla para ıs- terken o "Yatılı bir konservatuvar Jstnonım" dedi. Neden yatılı? Anadolu'dan gelen çocuklan ve ailele- Ayla Algan ri de onlan yollayabilsin di- ye. Yatılı bir Türk tiyatrosu- nun kuruluşunu simgelerken; tiyatro, bılgi objesi olarak öğ- renilsin istediydi. Cahide'yi az tanıyorum ama bir mahalle kızı olmadığını da biliyorum. Cahi- de'yi Muhsin Ertuğrul yarat- mıştır. Eğer sanatçılar derviş olma kimliğini ve daha derviş olmadım kimliğini öğren- mek istiyorsa, bunun en iyi hocası da Muhsin Ertuğ- rul'dur. Akatll: Kurmacanın saygısı olmalı *Cahide"nin ikınci versiyonunu görmedim. Ama birinci versiyonunu ya- kından biliyorum. Gerçek olaylara v e gerçek kişilere sa- dakat bakımından çok sorun- luydu. Muhsin Ertuğrul'u çok yonüyle ıncelemiş biri olarak hakkında okudukla- nmdan, dinlediklerimden oluş- turduğum Muhsin Ertuğrul imgesine son derece aykın bir karakter yaratıldığı kuşkusuz. Yaşamış insanlardan yola çıkan bir kurmacanın yeni- den vaşatmaya kalktığı kişiye bir sadakat ve saygı bor- cu olmalıdır. Tabıı seyirciye de. Ben ne ağır karakter kusurlanylabiçimlenen Muhsin Erruğrul'u Türktiyat- rosunun kurucusu ve büyük ustası Muhsın Ertuğrul olarak kabul edebildim: ne de aynı yazar-yönetmen ikilisi- nin kotardığı acıklı Ata- türk'ü ıçime sindirebil- mıştım. Bence bu çar- pıtmalar sadece etık problem yaratmakla kalmıyor, yapılan işin sanatsallığı da ağır yara alıyor. Nitekim söz ko- nusu iki işte de böyle olmuşrur. Füsun Akath KÖŞEBENT ENİS BATUR Ragıp Duran Ragıp Duran'ın etrafına dört duvar örülmesine 48 saat kaldı: Düşündüklerini ifade ettiği için ye- di buçuk aylığına içeri girdiğinde, belki de Rena- ud'nun şarkı sözünü düşünecek: "Güzel bir yazım olsun ki Asi kelimeler yazayım her tarafa Öyle asi ki, yıkılsın duvaıiar." Kendi eliyle çevirmişti o sözleri Ragıp; duvarla- rın arasında boş durmayacağına göre, yazısı gü- zel kelimeleri asi olsun dileyelim, bir de şunu: On- dan uzak geçireceğimiz 225 gün onun için çarça- buk geçsin. Birkaç ay önceydi, televizyon kanallanndan bi- rinde, katıldığı açık oturumda dile getirmişti Ragıp Duran: Son on yıl içinde medyaya transfer olmuş kimi arkadaşlarımız 'mal varlığı beyânı'nöa bulun- sunlar, diye. Sanınm en az kimi siyasilerimiz ka- dar açıklamakta zoriuk çekenler çıkardı, medya yıl- dızlarımız arasından. Bunun farkındaydı Ragıp ta- bii, on-on beş yıl önce, çizgileri ayrılmazdan ön- ce, durumlan neredeyse aynıydı. Sonra ne oldu? Ragıp Duran'ın durumu, ne olduğunu bize göste- recek işaretlerden yalnızca biri: Iman kaynağı de- ğişen insanlar bir tek gerçek tanır oldular, bulma- ca herkesin yanıtını hemen verebileceği bir kav- ram: Para. Oysa, Ragıp'giller ortama ayak uyduramadılar; idealizm anakronizminedüştüler, hâla düşüncele- rini çıkarlannın üzerinde tutacak kadar safdil ve de- modeydiler, etraflannda onca susturulan olduğu- nu görüp, hiç değilse akıllansalar, korksalardı ya. Böyle yapmalıyken üstüne gitti Ragıp. 'Apolet- li Medya' kitabında çerçevesini çizdiği basın dün- yasının dileseydi nimetlerini pekâlâ paylaşabilirdi: Paris'te hukuk öğrenimi görmüş, öğretim üyesi ol- muş, AFP'den BBC'ye saygın yurtdışı kurumların- da iz bırakan işler yapmış, Hürriyet'ten Cumhuri- yet'e, Türk basınında görev almış biri merdiveni kolay tırmanırdı. Gelgelelim, bağışlanmaz saplantılan vardı Du- ran'ın: Özgür düşünceye, ifadeye sıkı sıkıya bağ- lıydı bir kere; televizyonun ve gazetenin doğru 'dan yana tavır içinde politikasını kurması, koruması gerektiğine altedilmez biçimde inanıyordu -apo- letli dünya faturasını keserken herhalde bu inadı- nı hesaba katmıştır. Güleryüzlü, hatta kahkahalı, yumuşak görünüm- lü bir adam. O efendi çehrenin arkasında ödün ver- mez, gerektiğinde sertleşebilen bir savaşçının beklediğini tanıyanlar bilir. Üstüne üstlük, savaş- çının ciddi bir birikim sahibi olması koşulunun far- kındadır Ragıp: Durmadan bilgisinitazelemiş, do- nanımını arrtırmaya özen göstermiştir. Özellikle de iletişim alanında, bütün kuramsal yeniliklerle sıcak ilişki içinde kalmaktan geri durmamıştır. Hapisha- neye girmezden önce hâlâ yeni kitaplann peşin- de koşmuyor muydu? Tek seçeneği dört duvar arasına girmek değil- di, öte yandan: Ünlü Liberation gazetesi ona ka- pılannı hemen açmıştı sözgelimi. Bu çözüm, onu kısa vadede savaşımın dışına çıkanrdı, yanaşma- dı. Bir mola olarak algılıyor bu süreyi, kitap yaza- rak, çevirerek geçineceği günler: Aragon'un şiirin- deki gibi: "Zaman geçsin diyedir şarkı söytûyo- rvm!" NeyapıyorTürkiye? Neden, bugün bile, düşün- ce ve ifade özgüıiüğü uykulannı kaçırıyor? Görmü- yormuyuz, sanıyor: Kimlerin, neler yaptıktan son- ra, ellerini kollannı sallayarak yurtiçinde ve yurtdı- şında gezindiğini? İlk değil Ragıp Duran, denilecek biliyoruz iik ol- madığını, derdimiz bunun son olması için yan ya- na gelmesi gereken insanların yan yana gelmeme- sinden kaynaklanmıyor mu? Sabır diliyorum sana, Ragıp Duran. Leo Buscaglia yaşamım yitirtP • Kütriir Servisi - Sevgı üzenne yazdığı kıtaplanyla tanınan yazar Leo Buscaglia. geçen gün Tahoe Gölü kıyısmdaki e\ inde geçirdiği kalp krizı sonucu yaşamını yitirdi. Ülkemizde yayımlanan 'Yaşamak Sevmek Oğrenmek'. '9 Numaralı Otobüste Cennete Doğru', "Sevgili Babam", 'Sevgi İçin Doğmak', 'Kişilik', 'Sevgi Öyküleri", 'Birbirimizi Sevebilmek', 'Sadece Sevgi', 'Boğanın Yolunda' adlı kitaplanyla tanınan yazann yapıtian 20'den fazla diie çevrilmişti. Yves Montand babalık davasından aklandı • Kültür Servisi - Üç ay önce cesedi mezanndan çıkanlarak DNA testi yapılan Fransız aktör ve şarkıcı Yves Montand aklandı. Montand'ın kızı olduğu iddiasıyla 10 yıl önce babalık davası açan Aurore Drossart. davayı kaybetti. DNA testi üç ayn uzman tarafından gerçekleştirildi ve yapılan testler sonucunda elde edilen Montand'ın genetik bulgulan Drossart'ınkiyle uyuşmadı. Dava, Montand'la bir zamanlar ilişkisi olduğunu öne süren Anne Fleeurange ve kızı Aurore Drossart tarafından açılmışn. Hayattayken iddialan kabul etmeyip, DNA testini reddeden Montand'ın ölümünden sonra cesedinin çıkanlarak testlere tabi tutulması Fransa'da büyük tepkiye yol açmıştı. BUGÜN • ATLARI DA VURURLAR saat 21.30'da Rumeli Hisan'nda izlenebilir. (244 28 39) • TOHUM KÜLTÜR MERKEZİ'nde Yılmaz Güney'in *Yol' adlı fllmi izlenebilir. 26. ULUSLARARASIISTANBUL MÜZİK FESTİVALİ BUGÜN • AKM Konser Salonu'nda saat 19.00'da Cabbar Karyagdı Mugam Üçlüsü dinlenebilir. Y4KIN • AYA İRİNİ MÜZESİ'nde Mariinski Tiyatrosu (Kirov Operası) konseri izlenebilir. 1. ULUSLARARASI ISTANBUL ÇOCUK TİYATROSU FESTİVALİ BUGUN • TAKStM SAHNESİ'nde saat 12.00 ve 15.00'te Özbek Devlet Gençlik Tiyatrosu'nun sahnelediği 'Kibritçi Kız' adlı oyun görülebilir. YARIN • KENTER TtYATROSU'nda saat 10.30-l3.30'da 'Prizma' adlı oyun yer alıyor. • TAKSİM SAHNESİ'nde saat 10.30-13.30'da 'Kibritçi Kız' adlı oyun izlenebilir.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog