Bugünden 1930'a 5,439,944 adet makale



Katalog


«
»

12 HAZİRAN 1998 CUMA CUMHURİYET SAYFA KÜLTÜR 13 2. ULUSLARARASIBODRUM ÇEVRE FÎLMLERİ FESTİVALt'NDEN NOTLAR Festivalin büyük ödülünii kazanan 'Ana ve Oğlu'nda Aleksey Ananişnov oğulu başam la oynuvordu. Bilimkurgu kJasiklerine göndermeierdebuiunan 'ŞimdikiZamanın Dışında'jüri özelödiüünü pavlaşû. Çmeyle sinemamnBodrumbuhişması Bodrum-Gûmbet'teki lsıs Ho- tel'de, güneşle denizin de tadını çı- kardığımız bir hafta süresınce, çe- şilli ülkelerden gelen ve insan-do- ğa ilişkisini, çevTe sorunlannı. bel- gesel. konulu ve kısa film olarak işleyen ırili-ufaklı filmler seyrettik 4-9 Haziran arasında. Mıs gıbı ge- çen günler- geceler boyunca. hem film seyredip hem de billur sulara dalarak çevreye uyum sağladığı- mız, zaten doğal doga bilincımızi daha bır geliştinp pekiştirdiğımız 2. Uluslararası Bodrum Çevre Film- leri Festivali, ana temasina uygun mekânlarda gerçekleştirilen, teknik aksamalann eksik olmadığı. he- nüz daha kulvannı belirleme yolun- da ve bebeklik çağlanndaki, fark- lı olmayı hedeflemiş bir festival. TÜRSAK (Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı) tarafin- dan düzenlenen ülkemizin çevre konulu bu biricık festivali, 4 Hazi- ran gecesi, mehtabın da kocaman bir işıldak gibi aydırdattığı, püfiir püfiir esen, kale içindekı amfite- atr'ımsı bir mekânda yanşma dışı olarak gösterilen, Claude Nurid- sany-MarieRerennouçimrun. bom- bası 1996 Cannes'da patlamış, bız- de de epeyce ilgi toplamış, halen gösterimi süren 'Mkrocosınos-Ça- ymn Sakinleri" belgeselıy le açıldı ve gündüz gösterilerinin yapıldığı, festival karargâhının da bulundu- ğu Oasis Alışveriş, Eğlence ve Kül- tür Merkezi"yle, gece göstenlen- nin mekânı olan kale arasındaki bir haftalık malum koşuşturmaca- mızdabaşladı. Çe\Te teması ağirlıklı. yanşma- lı yanşmasız. küçüklü büyüklü top- lam 76 filmin, genelde yan yanya dolu salonlarda gösterildigi festi- valin belirleyici özelliği, rotayı bel- gesel ve kısa filmlere çevırmesi. da- ha öğrenci olan, okullu genç sine- macılara da bir kısa film marato- nu kapısını açmasıydı. FESTİVALİN YEŞİLİ Genelde Bodrumlu sinemase- verlerin pek rağbet etmediğı oysa hem sinema. kültür-sanat. hem de turizm bakımından, kuşkusuz yö- reye birtakim çağdaş zenginlikler ve güzellikler katacak nitelıkte, be- reketli bir potansiyele sahip görü- nen Uluslararası Bodrum Çevre Filmleri Festivali, projeksiyonun- dan netlik ayanna kadar, bütün tek- nik altyapı sorunlannı tez elden en aza ındirerek geliştırilmesı gere- ken, daha yolun başmdaki, geniş ufuklu, önü açık, taze ve yeşil' bir festival. Gökova'da enerjı üretecek termık santrallann dayatılmasıy- la, yakın gelecekteki olası bir çev- re kirliliği tehdidi altına itilen, de- nizi, güneşı, havası, taşı toprağıy- la kendine özgü bu turizm cenne- timizle iyice özdeşleşerek 2000'li yı1larda. Bodrum'un sesini ulus- lararası arenada duyuracak nıte- likteki bir ekolojik filmler etkinli- ğine dönüşmeyi hedefleyen bu fes- tivalin kesinlikle sürdürülüp gele- nekselleştirilmesi gerek. Ama bu- nun için, salt kâra, turizme yöne- lik o paragöz zihniyetin kemikleş- tiği yöre sakinlerinin, gerekli çaba- yı yeterince gösterip göstermedi- ğı de. tartışmaya açık bır başka ko- nu. Hatta, 5 Haziran Cuma günü Oasis'te, yanşma bölümünün saat 12.00'dekı ilk seansınm. alıngan- lıkkatsayısı yüksek makinistin gel- meyişi nedeniyle oldukça geç baş- laması, hemen hemen her göstenm- de, yabancı konuklara karşı yüzü- müzü yere eğdıren kimi aksama- lann patlak vermesi gıbı, aslında destek verilecegine çoğu kez TÜR- SAK'a köstek olunduğuna tanık olduğumuz Uluslararası Bodrum Çevre Filmleri Festivalı, zaman ıçinde rotasını çizerek, büyüyecek ve gelişecek cınsten, Akdeniz-ta- til atmosfennın de bir hafta boyunca yansıdı- ğı. sıcakkaniı. şirinbir festival havasında ya- şandı \e bıtti sonuçta! Yabancısı olmadığımız bır festival sonu hüznünü bir kez daha yaşarken Bodrum'dan gelıp geçen bu ekolojik fılmlenn belle- ğimize yerleşen yankısını. tortu- sunu tarta tarta, dönüş telaşına ka- pıldık biz de herkes gıbı. Altın Akdenız Foku ödülünün venldığı, on fılmın katıldığı ulus- lararası film yanşmasının yanı sı- ra, en ıyı belgesel yanşmasının da yapıldığı festıvalde bu yanşmala- ra paralel etkmlikler de düzenlen- dı. Oasıs-Halikarnas Balıkçısı Kı- Brezilya doğumlu, Kore asıllı Ame- rikalıyönetmenIaraLee"nin 1995 yapimı ilk uzun film çalışması 'Synthetic Pleasures: Sex, drugs and computers-Sentetik Hazlar: Seks, uyuşturucu \e bilgisayarlar", yasamın heralanında gıtgıde yapay birgerçeklığın ortaya çıktığı günü- müzde. özellikle son çeyrek yüz- yıldır dur durak tanımaz bir yük- selışe geçen teknolojinin insanı gı- derek doğadan kopanp yabancı- laştırdığını vurguluyordu özetle Yüksek teknolojinin insanı getır- diği son aşamayı övüp göklere çı- kartmaktan ya da bu gelişmelere. değışımlere tutucu bir tavırla bak- maktansa çarpıcı bır eleştirel yo- rum getırmeyi yeğleyen yönetmen plajlardan karlı buzlu kayak pist- lenne. Japonya'dakı robotik golf alanlarından çölün ortasında ku- rulmuş yapa> ama göz kamaştın- cı eğlenceler kentı Las Vegas'ın yüksek teknolojılı kumarhanelen- ne kadar turlar attık. Filmin ikincı bölümüyse ınsan bedenını değiştir- mek ve sınırlannı zorlamak için son teknolojık araştırmalara ve al- kol. u> uşturucu, sanal seks vb. gi- bı 'beyneyönelik'tüketıme ılışkin- dı. "Her şe\ teknolojiden nasıl ya- rarlandığınıza bağb, bütün iş de onu nasıl kııllandığınızdadır" di- >en yönetmen Lee. genetık mü- hendıslığınden estetık cerrahiye kadar uzandığı bu ilgınç filmmi. tek- nolojıyle gıttıkçe sıkı fıkılasan iliş- Oğlu'nu. bu yılın Istanbul festiva- linden sonra Bodrum'da da kaçır- dım. denizden vakıtlice çıkamaya- rak. Üstelik 'Ana veOğhı', sonuç- ta jüri tarafmdan (hem de oybirli- ğiyle) festivalin büyük ödülüne la- yık bulununca morarmamız daha da arttı ve böylece büyük ödülü kazanan filmi göremediğimız fes- tivaller hanesine kaydettik, Bod- rum Çevre Filmleri Festivali'ni de. Yalnız bu işlerden anlayan, gu- ru'mun dediğine göre, uzun plan- sekanslara dayanan, ağır sinema- sıyla Ruslann Yeni Tarkovski ola- rak lanse ettikleri (oysa eski Tar- kovski'ye etmediklerini bırakma- mışlardı. ustayı ülkesinden ltalya- lara kaçırtacak kadar), 1951 do- 'Hipopotam Muhabbeti' İtahan Ugo Adilardi'nin belgeselh di. Ebru Napıcının 'Kjyıda'sı, Cannes'da gösterilmiş bir kısa filmdi. • Bu festival, çevreciliği, doğayı korumayı sadece Greenpeace'e bırakmamayı, çevre değerlerine sahip çıkma bilincini sağlamayı amaçlayan farklı bir festivaldi ve ana temasına cuk oturan mekânlarda gerçekleştirilen, ama teknik aksamalann da eksik olmadığı, henüz daha bebeklik çağlanndaki şirin bir belgesel-kısa film şenliğiydi. 'Doğanm Çoculdan'jüri başkanı,yönetmen Fridriksson'un fılmKdi. R Sewfl'le E. VVbof Orman İnsanlan'nm bir arayageteme>wıçifti> di. sa Film Maratonu. Gençlik Foru- mu. Çevre ve Si> aset paneli v e taş- ra havasının ağır bastığı fotoğraf. resim, atık eşya sergilen gibı. TÜRSAK'ın düzenlediğı festı- valde avnca. ülkemızde sinema- tele\izyon eğıtımı \ eren okul öğ- rencilerinin, festivalm ilk günü baş- layıp 3 günde çekimlerini tamam- ladıkJan ve İstanbulda montajla- nnı yaptıklan, su ve su kirliliği te- ması üstüne üç kısa film de. kapa- nış törenine >etiştinlerek gösteril- di. Halikarnas Balıkçısı Kısa Film Maratonu'na katılan bu üç kısa film, 'Suya Dönüş1 (Çağan Dike- nelti,VolkanCanbaz-Dokuz Eylül Üniversitesi GSF Sınema-TV Bö- lümüj. 'Katastrof (Hüse>in Yıldı- nm. Özgür Şe> ben. İflfet Âkın, Ay- şegülEpengin-Marmara Üniversı- tesı GSF Sinema-TV Bölümü) ve 'Son Gülen tyi Güler'dı (Ozgür Poyrazoğlu, Muharrem Tırmık, ChçürUğraşAkgün-lstanbul Ünı- versitesı lletişım Fakültesi Radyo. TV-Sinema Bölümü). SENTETİK HAZLAR'DAN HAZZETTİK Kişisel olarak en çok etkılendı- ğımiz film. festival temasıyla da ör- tüşüp cuk orurmuş 'Sentetik Haz- lar'oldu. 1989'danben Nevv York'a yerleşmiş, sinema- felsefe eğitimı görmüş ve deneyselfilmlerçekmiş, Iara Lee. düşündürücü, etkileyici birbelgesel-kurgusal film ımzala- mıştı 'Sentetik Hazlar'la. Merak- lısının 1997 Istanbul film festiva- lınde -SentetikZe\kler' adıyla iz- ledıği bu film. genelde bır hikâye anlatanalışılmış fılmlerden ayrılan. biçemi. içenğı ve görsel düzeyiy- le başanlı ve önemli bir filmsel 'feisefı kurmaca* denemesıydi biz- ce. İnsan zekâsinın 2000'ın eşiğin- de vardıği noktanın. getirdiği ka- zanımlarla bırlıkte ıçerdiği sakın- calan da hatırlatan 'Sentetik Haz- lar'ın günümüz dünyasının en uç sentetik ortamlannda dolandığı- mız. ınsanm nerdeysedoğanıngü- cüyle aşık atan teknolojisinin bu- gün ne şekılde kullanıldığına iliş- kin ilk bölümünde, yapay tropik kisinin insanı nerelere götürmek- te olduğuna ve geleceğin soru ışa- retlerine değınen bir son bölümle bitiriyordu. Geçen y ıl Uluslarara- sı İstanbul Bienalf ne katılan bil- mem kaç kez bıçak altına yatıp yü- zünü gözünü kesip biçtirmesıyie, şakağma küçük bır boynuz taktır- masıyla anımsadığımız. bedeninı malzeme gıbi kullanan Fransız ka- dın sanatçı Orlan'ın yüz ameliya- tı bölümü gibi unutulmaz sahneler içeren bu filme bırödül venmeme- si, jürinın hanesine yazılan bir ek- si puandı bızce. Sonradan gönül düşürdüğümüz 'gûzd insan' Nick Cave'ın çok be- ğendiği. referanslan sağlam. yo- ğun Slav duyarlığının ürünü, 1997 Rusya yapımı 'Mat i S>n- Ana ve çevre Filmleri Festivali'nin sonuçları Büyük ödül: Altın Akdenizfoku: 'Ana ve Oğlu'/Aleksandr Sokurov, Rusya 1997. Jüri özeiödülü: 'Şimdiki Zamanın Dışında'/Andrey Ujica, Rusya 1996 ile 'Flamingo Zamanı'Ciro Cappellari, Arjantin 1997. SÎYAD ödülü: 'Derin Sular Durgun Akar7Jacques Deschamps. Fransa 1996. En iyi beigesei ödülü:' Yakoana'/Anh Crutcher, Brezilya- ABD 1997. Bdgesdjürm özei ödülü: Beetlemania-Böcek Çügınlığı'-'Nick Upton, tngiltere 1996. ğumlu, VGIK mezunu yönetmen Akksandr Sokuro* 'un yedincı fil- mı olan. 1997 Berlin'de alkışlan- mış. Moskova festivalinde dejün özel ödülüyle eleştirmenler ödü- lünü kazanmış. 'acı verici bir şiir. görsel bir ağıt' olarak etıketlenmiş 'Ana \ç Oğlu'nun. çevre temasıy - la ne kadar bağdaştığı da söz gö- türürmuş. Istanbul festivalinin müdavim- lerinden olan. geçen yıl da Bod- rum'da adına bir saygı gösterisi dü- zenlenen ve Canan Gerede'nin, Türk babasınca ıki kızı elinden alı- nıp Türkıye'ye kaçınlan tzlandalı annenın dramını anlatacak yeni fil- minın de yapımcılığını üstlenen. tanınmış tzlandalı yönetmen Frid- rik Thor Fridriksson'un başkanlı- ğındakı uluslararası yanşma jüri- sı. üç yönetmenle iki oyuncudan oluşturulmuştu: îki oyuncu. me- raklısının EttoreScola'nın 'Mario, Maria \e Mario'. Giuseppe Tor- natore'nın 'Herkesin Keyfi Yerin- de'sinden mimlediği İtalyan sine- ma-tiyatro oyuncusu, güzel, zarif, entelektüel VateriaCavalli'yle. on yı I kadar önce Ken Loach'un 'Fat- herland'.ChristinePascal ın 'Zan- zibar', Jean-Claude Brisseau'nun 'Ses ve Öfke' filmlenyle parlayan, Jerzv SkolimovskuMauricePialat Andre Techinegıbı usta yönetmen- lerin filmlennde oynayan. yeni bir Mıou-Miou havasındakı sarışın, çekicı Fransız yıldızı FabienneBa- be'dı. Jünnın yönetmen kefesınde de, hayatını sınemanm hazinelerini ko- rumaya adamış, Fransız Sinema- tek'ının efsanevi patronu. lzmir dogumlu Henri Langlois'nın ya- nında yetışıp 1961 'den günümüze kadar çok sayıda kısa film, belge- se! çekmiş. çeşitlı uluslararası fes- tıvallerın Latın Amenka temsilci- liğıni üstlenmış. Venezüeüalı yö- netmen Atahualpa Lkhy, kamera- manhktan yönetmenlığe geçerek sınemamıza 'Herşeye Rağmen' (1987) gibi bir başyapıt armağan eden. çevTe sorunlanna duyduğu il- gıy ı 'ManisaTarzanı'yla( 1994) ör- nekleyen yönetmen OrhanOğuz ve jün başkanı tzlandalı Fndnk Thor Fndriksson vardı. ÖDÜL YENİ TARKOVSKİ'NİN Festivalin büyük ödülü Altın Ak- deniz Foku'nu Aleksandr Soku- rov ' un 'Ana ve Oğlu'na veren j üri. 1997'de Paris'teki uluslararası çev- re filmleri festivalinin büyük ödü- lünü almış, uzaydan dünyayı ma- vi bir portakaJ gıbi gösteren TV haber fılmi ve belgesellerinden. amatör v ıdeo kayıtlanndan oluş- turulmuş, I991'de uzaydan dön- düklennde, Sovyet Sosyalist Cum- hunyetlerBirliği'ninparçalandığı bambaşka birdünya bulan Rus koz- monotlannın gerçek hikâyesinı ak- taran 'Şimdiki Zamanın Dışın- da'y la. Arjantın'in Patagonya'sın- da geçen, hiç de yabancısı olma- dığımız bir yozlaşma-çeteleşme çeşitlemesi. düzen hikâyesine da- yanan ve usta kameraman Jürgen Jörges'm görüntülediğı (ne yazık kı sonuçta flu projeksiyona kur- ban gıden). İtalyan asıllı CiroCap- pellari'nın yönettiğı 'Sin Querer- Flemingo Zamanı' arasında pay- laştırdı jün özel ödülünü. Yanşma bölümünün ötekı dişe dokunur filmleriyse yine Istanbul festıvBİmde gördüğümüz 'Mefie-toi de l'eau qui dort-Derin Sular Dur- gun Akar'la "The NVoodlanders- Orman İnsanlan'ydı. IDHEC çı- kışlı. 1956 doğumlu Fransız yö- netmen Jacques Deschamps'ın ilk uzun filmi olan 'Derin Sular Dur- gun Akar\ bir ırmağı eksen alarak. çocuk, yetışkin ve yaşlı haliyle. aşk özürlü Jean'ın üç öyküsünü anla- tıyordu. Robin Renucci.Marusch- ka Detmers. Jean Benggu^ui, v b. gıbi zengın bır oyuncu kadrosu ve özgün. dingin bır sinema dılıyle. Channel Four için yaptığı belgesel- lerle tanınan tngıliz yönetmen Phil Anglandın ilk uzun filmi 'Orman İnsanlan'ysa, başrollerdeki Emih VVoof, Rufiıs Sevvell, Poll> VValker gıbı oyunculann öne çıktığı, nite- Iikli bır Tbomas Hardy uyarlama- sıydı. Festivalin en olmamış ve klise fil- mıyse Sırp belgeselci flrtar Lalo- \icin 'Baa Kuşlar Uçamaz'ıydı kuşkusuz. Çok naif, amatörce kaç- mış bu filmde, kımi hayvanlı sah- neler ilgi çekiyordu çekmesine ama bızce 200 kadar doğa-hayvan bel- geseli çektığını belırten yönetmen Petar Lalovic'in uzun, konulu fil- me geçmektense, asıl uzmanı ol- duğu belgesel türünde kariyerine de- vam etmesi daha hayırlı olur. Halk jürisi ödülünün 'Baa Kuşlar Uça- maz'a. Gençlik jürısı ödülününse Muammer Özer'in 'Hollywood Kacaklan'na gittiği festıvalde, AHn Taşayan(Milliyet). Mehmet Açar (Sinema), NecatiSönmez(Sinera- ma), UğurVardan (Aktüel) ve Sa- im Ya»ıız'dan (Antrakt, Sinema Ga- zetesi) oluşan Sinema Yazarları Derneği(SlYAD)jürisinin ödülü- nü de oyçokluğuyla 'Derin Sular Durgun Akar' kazandı son anda. Belgesellen değerlendiren, 11 sivil toplum kuruluşu temsilcisin- den oluşan Belgesel yanşmasının jürisi de en iyi belgesel olarak Anh Crutcber'in Brezilya-ABD ortak yapımı 'Yakoana'yı seçtı ayrıca Nick L'pton'un yönettiği 'BÖcek Çılguıhgı'jün özel ödülüne değer görüldü. KEDÎ GOZU VECDİ SAYAR Çevre ve Siyaset Bodrum'da bir festival sonrası... Tüm festival son- lan gibi hüzünlü bir gün... Yerii kediler güneşin keyfî- ni çıkaradursun, konuklar gruplar halinde ayrılıyor otelden... ISlS'in konukseverliğine, güzelim denizine hayranlıklannı dile getiriyor hepsi de. Tıpkı Istanbul gibi, Bodrum da bir gelenin bir daha unutamayaca- ğı, her yıl katılmak isteyeceği bir festival kenti oluyof besbelli... TÜRSAK'ın Bodrum'da düzenlediği Ulus- lararası Çevre Filmleri Festivali'nden söz etmeyece- ğim de nereden söz edeceğim bu hafta. Televizyon kanallanmız/ fazlaca ilgilendirmese de (NTV, Prima, TRT 2 gibi kanallan bu genellemenin dışında tutuyo- rum kuşkusuz) kedilenn gündemıni bu hafta Bodrum'da yaşananlar işgal ediyor. Birçok televizyon kanalının gündeminde ıse farklı konular var. Bu sabahın haber bültenlerini izlemeyen- lerin yoksun kalmaması için gündemdeki bu önem- li "kültür ve sanat" olaylarına şöyle bir göz atalım di- lerseniz... En başka MHP'li gençlere verdiği konserde uzun uzun "uluyan"Azeri şarkıcı geliyor. Sonra Kumkapı cinayeti sanığının kansının "asso- list"o\ması. Ve de Naomi ile birlikte defileye (hem de bir Türk'ün defilesine) çıkan Naomi'nin annesinın kalçalarının ge- nişliği... Bu önemli haberlere değindikten sonra, gelelim önemsiz haberlere... Bodrum'da olup bitenlerin ke- dileri yakından ilgilendirdiğini bildiğimden, festivalden söz etmek ıstiyorum bu hafta... Ama komşu kedi Sungu Çapan'ın da Bodrum'da ızlediğı filmleri yaz- ma olasılığı kuvvetli... En iyisi Sokurov'un şiırinden uzayda gerçekleştirilen ilk uzun metrajlı filmin olağa- nüstü görüntülerinden ya da Oasis-Halıkarnas Ba- lıkçısı Kısa Film Maratonu'na katılan gençlerin heye- canından söz etmeyi Sungu'ya bırakmak ve testiva- lin en heyecanlı etkinliklerinden biri olan "Çevre ve Siyaset" konulu panele deginmek. Dört siyasi partiden milletvekillerinin katıldığı ve Nilüfer Kuyaş'ın büyük bir incelikle yönettiği panel- de, ANAP'tan BülentAkarcalı, CHP'den Ercan Ka- rakaş, DYP'den Köksal Toptan, FP'den Mukadder Başeğmez konuştular. Milletvekillerinin savunduk- ları görüşler, partiierinin görüşleri olmaktan öte kişi- sel görüşleri idi kanımca. Aksi halde "Nerede yolsuziuk görüyorsanız bana haber verin" diyen Akarcalı'nın bakışı ile yandaşlan- na "tahsis ettikleri" arazilerle her Allah'ın günü gaze- te sayfalanna geçen, bundan da fazla sıkıntı duyma- yan bakanlann, yerel yöneticilerin tavıriannı nasıl bağ- daştıracağız? Ya da Çevre Rlmteri Festivali'ne katlmak yerine Mah- zun Kırm.zıgül'ün konserinde boy gösteren ANAP'lı Çevre Bakanı'nın davranışını nasıl açıklayacağız? Hangi görüş partiyi temsil ediyor acaba? Bu yüzden de Bodrum'daki panele katılma duyar- lığını gösteren siyasetçiler, kendilerine yöneltilen sert eleştirileri pek hak etmiyorlardı bana kalırsa. Kuşku- suz, sivil toplum kuruluşlan temsilcileri partilerin çev- re sorunlanna yaklaşımını eleştirmekte, yapılanlan yetersiz bulmakta yerden göğe haklılar. Ama karşılanna çıkmayı göze alan iyi niyetli ve dü- rüst siyasetçileri kızdırmak yerine, onları daha etkin, daha somut bir dayanışmaya çağırabilirierdl gibime geliyor. Bodrum'daki panelin düzeyi, pariamentoyu bütün olarak karşılanna alan sert muhalifleri pek de haklı çı- kartmıyordu. Hatta polıtikacılann söylemi daha birger- çekçiydı bile diyebilirim. Sivil toplum örgütleri "mak- ro" düzeyde kâlan eleştirilerle yetinirken, politikacı- lar esas sorumluluğun sivil toplumda olduğunu anım- satıyorlardı. Örneğin Akarcalı, "Çevre sorununa mer- kezden çözüm aramanınyetersizliğini, yerelyönetim- ler düzeyinde bir denetimin gerekliliğini, toplumsal katılımın önemini" vurguluyordu. Ercan Karakaş da "çevre sorvnlannın ancak ko- lektifbilince çakılmasıyla çözûmlenebileceğini"ve "çö- züm arayışlannın global düzeyde olması gerektiği- ni" belirtiyor, "tüketim toplumu yerine kültür toplu- mu anlayışına geçilmesi" zorunluluğundan söz açı- yordu. Köksal Toptan, "katılımcılık, paylaşım, demokra- tikleşme ilkelerinin tabana yayılmasından", "çevre ve kalkınmayı banşık kılmanınzorunluluğundan" ba- his açarken, Mukadder Başeğmez de, "Çevre soru- nunun esas sorumlusunun sanayileşmiş ülkeler ol- duğunu" vurguluyordu. Farklı siyasi partilerden milletvekillerinin asgari müştereklerde anlaşabıldiğini görmek, umutlandın- yor kedileri... Kim bilir, belki de panelde sergiledikleri görüşleri Meclis'te de inatla savunmaya devam edeıier. Ve olur a, belki de çevre gibi hepimizin yaşamını yakın- danllgilendiren bir konuda ortak bir mücadeleye gi- rerler... Ve hatta panelde onlan sıkıştıran hayvan dostlan- nın sözlerine kulak verip, Meclis gündeminin arka sı- ralarındaki "hayvan haklanyasa tasansı'na biromuz veriıier... Kanm Hazhesi belgeseli ödül aWı • Kültür Servisi-Almanya'nın Kıel kentınde bu yıl üçüncüsü düzenlenen Cinerchea Uluslararası Arkeoloji Filmleri Festivali'nde yönetmenliğini Y'usuf Kurçenli'nin yaptığı Karun Hazınesi adlı belgesel film, başan ödülüne değer bulundu. Gazeteci-yazar Özgen Acar'ın araştırmalanndan yola çıkarak hazırlanan Karun Hazinesi adlı belgesel, Uşak-Manisa yöresinde Lıdya an» mezarlanndan çıkan yaklaşık 350 kadar altın takı ve gümüşten eşyanın Amerika'ya kaçınlış ve geri dönüşünün yiımi beş yıllık öyküsünü anlatıyor. Festivale çeşitli ülkelerden kırk film katıldı. 26. ULUSLARARASI İSTANBUL MUZIK FESTİVALİ BLGUN • AKM KONSER SALOMJ'nda saat 19.00'da piyanist Ayşegül Sanca müzikseverlerle buluşacak. YARIN • AYAİRİNİ MÜZESİ'nde saat 19.00'da soprano Kathleen Battle ve piyanist Roger Vignoles bir konser verecek. 1. ULUSLARARASI İSTANBUL ÇOCUK TİYATROSU FESTİVALİ BLGUN • Kenter Tiyatrosu'nda saat 10.30 ve 13.30'da Rjeka Kukla Tiyatrosu Alice Harikalar Diyarında adlı oyunu sahneleyecek. YARIN • Taksim Sahnesi'nde saat 12.00 ve 15.00'te Özbek Devlet Gençlik Tiyatrosu Kibritçi Kız adlı oyunu sahneleyecek.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog