Bugünden 1930'a 5,419,912 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

9 MAYIS 1998 CUMARTESİ CUMHURİYET SAYFA 15 Beethoven Yazar Ayla Kutlu anlattı. îstan- bul da bir özel lisede konuşma ya- pıyormuş. Beethoven 'den söz aç- mış. Boş bulunmuş, "Beethoven 7 ta- nıyorsunuz değil mi?" diyecek ol- muş. Oğrenciler bir agızdan " Tanıyo- nız" diye bağırmışlar. Ayla Kutlu, içi rahat devam etmiş: "Beethoven 'in de kafası benimgi- bi matematiğe basmazmış. Bö'lme- yi, çarpmayı pek beceremezmiş..." Bakmış salonda bir suskunluk, bir şaşkmlık. Anlaşdmış ki, öğrencilerin tanıdık- lan "Beethoven"başkaBeethoven. Hani, çocuk fılmindeki köpek var ya, o. Külnirelsıglığın "Putetik Senfo- nisi"yani.. ISIK KANSU Çocuklardan küreselleşme masalları33 çocuk geçti Türkiye den. Nepal den, Kamboçya dan, Pakistan'dan,Hindistan 'dan. Filipinlerden geldiler. Erzurum'da, Anka- ra da ince sesleriyle haykırdılar: "Çocuk işçiliğine son. Çocuk sö'mürü- süne son." Çocuk işçiliğine karşı küresel yürüyüşe çıkmışlardı. "Küreselleşme" masallanm taşıddar ülkemize. Örneğin, Hindistanlı çocuğun bü'yüklere anlattığı öykünün giri- şi, biiyülü binbir gece masallarına hiç ben- zemiyordu: "9yaşındaydım. Benimle birlikte 20 ka- dar çocuğu halı atölyesine kapattılar. 6 yıl sonra güneş yüzü görebildik." Prof. Dr. Gürhan Fişek. çocuklan sağ- lık denetiminden geçirdi. lkisinde romatiz- mava bağlı kalp rahatsızhğı çıktı. türk-lş. Hak-lş, DtSK, TESK ve KESK 'in desteklediğiyürüyüş için hazırianan bmşür- deki şu tümceler, insanın beynine soğuk bir çivi gibi çakılıyor: "Çocukluk, oyun oynamak, öğrenmek, büyümek, aile ve arkadaşlardan zevk al- mak demektir. Çocukluk, bütün çocukla- rın potansiyellerini geliştirmek için bir şansa sahip olmaları vegeleceklerine iliş- kin parlak planlar kurmaları demektir. Fakat birçok çocuk için çocukluk kayıp bir rüyadır. Dünya üzerinde tahminen 250 milyon çocuk, narin kemikleri ve hassas ruhları henüz hazır değilken çalışmak zo- runda kalıyor. Onlar sabahın erken saat- lerinden karanhk çökene kadar çalışıyor. Belki Flavia yı Rio sokaklannda gelip ge- çen turistlere çiçek satarken, Mohan 'ı Mir- zapuryakınlarındaki kararmtş halıfabri- kasında kamburu çıkmış olarak bulabilir- siniz, Ya da Esther'i Kairobi'nin orta sı- nıfevlerinin odalannt süpürürken izleye- bilirsiniz, 10 ntilyonlarca genç, çocuk iş- çinin çalıştığı dünyanın herhangi birye- rinde günün her saniyesinde, çalışan ço- cuklar için güneş kesinlikle batmaz," II,.—fa..|ı, ı Yerııoe KararMahkeme, Özer Vçuran Çiller'i "görevini kötüye kullanma" sıtçuna katıldıgı gerekçesiyleönce 5 ay hapis cezasına çarptırdı. Ardmdan "duruşmalar- dakidurumu vegeçmişİM" göz önünde buiunduran he- yet, mahkûmiyetipara ceza- sına çevirerek erteledi. Özer Vçuran Çiller'in "duruşmalardakidurumu- ıtıı" bir hatırlayalun. Özer Bey, bir önceki du- ruşmada "Evimin adresini tam olarak bilmiyorum" demişti. Ne yapsın gariban? Okadarçokevvar ki, han- gi birinin adresini aklında tutacak... Karikatürün diliIVezih Danyal 'ın triiyük özverisi ve ka- rarlıhğı sonucu doğan Kahkatür Vak- fı 'nın düzenlediği Uluslararası Karika- tür ve Kültür Festivali nin dördüncüsü de başladı. Bu yıl Semih Poroy, yılın kari- katiircüsü seçildi. Bedri Koraman usıa- ya da onur armağanı verildi. Festival, 12 Mayıs'a değin sürecek. Bugün saat 13.00 te Alman Kültür Mer- kezi ndeyapdacakolan "KarikatürSem- pozyumu "nda vabancı konuk kahkatür- cüler bildirilerini sunacaklar. Ingiltere den Stephen Mumberson un gönderdiği bildiri dikkat çekici. Mumber- son, Kralll. George'un "Küstahlığı için kazığa geçirilmeyi hak ediyor! Şu heri- fln beş para etmez îşlerini çekin gö'zü- mün önünden " dediği karikatürist Wil- liam Hogart'tan (1697-1764) bu vana tngiliz karikatürünün nelerle ilgilendiği- ni aktarırken. yakın geçmişten de örnek veriyor: "İngiliz politikacılar bir za- manlarseçmenleri açıkça satın alırlar- dı ve seçimler de kısa dönemlik birey- selya da toplumsal çıkar sağlayan Sen benim sırtımı kaşı, ben de seninkini ko- mik oyunundan başka birşey değildi Ho- garth 'ın hayaleti, İngilizpolitikasınt iki- yüz yıl geriye götüren Thatcher hükü- meti sırasında kuşkusuz durmadan çi- zerdL Sığtrlarımızgibi, hatktmız da de- lidana hastalığına tutulmuştu. Ekono- mimizjn hali haraptı, nüfusun çoğun- luğuna işyoktu, ama Thatcher 'a oy ve- renlerher nasdsa mucize eseri köşeyidö- nüyordu. Sağlık, eğitim ve sosyal hizmet- ler ise hepyetersiz kalıyordu. Tıpkı, gü- neyyarunküre ülkelerinin kapitalist dü- zende şişip şişip balon gibipatlama ha- yallerine benzer yüce yamlsamalann yaşandığıyülardı. Gözü doymazlık, ulus- tan sağacak meme bulamadığı gün tn- giliz halkı uyanacak, ama heyhat, yar- dımına koşacak kimse olntayacak." Sanat evrenseldir. Ingiltere 've bak. Türkiye yiçiz... Yüksel Endeğer yazıyor Tek Fjlmlik Festival! Film başladı. Hani şu herkesin "daha ön- ce de görmüştük" dediği film. "Hababam Sınıfı" gibi, "Süt ' Kardeşter" gibi, "Şekerapre" gibi, "NeşeliGünler" gibi, "Gü- len Gözler" gibi herkesin birçok kere gördüğü bu film yine ay- nı jenerikle başladı. Yine vata- nını, milletini seven gençler, ko- münist militanlartarafından kış- kırtıldı. Yine gürbüz kalpleri "Tûrk! Türk!" sesleriyle atan milliyetçilere saldırılar yapıldı. Hatta solcu gençlerden biri, bu saldırılar sırasında kendini feda ederek, ülkücü bir vatan- severin savunma amaçlı çekil- miş bıçağının üzerine atladı ve hayatını kaybetti. Amaç: Milliyetçileri zor du- rumda bırakmak. Ama başa- ramayacaklar! Bu komünist ya- pımı filmin finali, Türk milliyet- çilerine ve Amerikan politikası- na kin besleyenler için hüsran- la bitecektir. Filmin sonu bu- dur. Onlar sermayenin düşma- nı... Sana diişman, bana düş- aç*cevapl Bana stk sık sorarlar "As- keriiğinizi nerde yaptınız?" Bu soruya pek cevap ver- mek istemem. Bu isteksizli- ğimi yanlış yorumlayanlar ol- duğunu duydum. Asker kaça- ğiokJuğumuiddiaedenbuak- ItevveHer fena haJde yanılıyor. Çünkü ben askerliğimt aslan- lar gibi yaptım. Hero de Vtet- nam'dal Evet, askerliğimt Vıet- nam'da, Amerikan Ordu- su'nun şerefli bir üyesi olarak ve de kısa dönem yaptım. Bu- nunta da gurur duyanm. 12 Eylül'den sonra komü- r«zm ütetinden kurtutdum ve Amerikan pasaportuna sahip oldum. Vatandaşı olduğum her tki ülkenin değerti yetkili- teri karşılıklı antayış gösterdi ve bana da askerliğimi Vıet- nam'dayapabilme, bu saye- de de Amerikan toplumunu daha tyi anlayabilme şansı doğdu. Gerçi ben gittigimde viet- nam'da savaş mavaş kalma- mtştı ama, yok kaisa mıydı btrde. man, dotara-marka düşman! Eski dostum Özer Çiller, "Görevi kötü kullanmaya az- /f>öfftrrneAr"stiçatıdan 5 ay ha- pis cezasına çarptırıldı. Sonra bu ceza paraya çevrildi (1.916.666 TL), sonra da erte- lendi. Özer Çiller, böylece "fe- cilli hapis" yemiş oldu. Ne di- yelim, geçmiş olsun. Bir ülkede suç işleyen herkes cezalandınlır. Olması gereken de budur. Ama... Aması var! Eğer, yasalan "servef düş- manlığına" alet ederseniz, ülke- deki herzenginliği kurutur, her türlü gelişmenin önünü tıkar- sınız. Çiller Ailesi'yle güzel günle- rimiz geçti. Sonrayollanmız ay- rıldı. Şu süreçte Özer Bey'den pek hazzettiğimi söyleyemem. Fakat konu, kişileri aşan bir konu. O ya da bu, sırf şu yolla veya bu yola servet edindi di- ye rahatsız edilecek ve mahke- me mahkeme sürünecekse, zenginler toplanıp hep bera- ber başka bir ülkeye yerleşir efendim! Gerekirse çeker gi- deriz. Sırada televiıyon muvar? Vay canına! Radyo Cumhu- riyet yayına geçti! Kulaklarıma inanamıyorum! Cumhuriyet'in radyo kurma- sı beni çok şaşırttı. Bu, atılıma kapalı dinozorlarla dolu kuru- mun bu tür bir girişimde bulun- ması çok ilginç. Gerçi, kurdukları radyonun da aynen gazeteleri gibi silik, renksiz ve vizyonsuz olacağı- na eminim. Yine de medyatik açıdan "büyüme" yolunda bir adım olarak kabul ediyorum bu ola- yı. Bakarsınız yann birgün Cum- huriyet TVde kurulur! Fakat radyoda program yap- mam için bana neden herhan- gi biröneri gelmedi, anlamış de- ğilim. O radyoda yerim oldu- ğuna inanıyorum. Sesimle o yapıya can veririm, ruh veri- rim. Vermekle kalmam, muh- telif reklam alırım. Ayrıca Cumhuriyet, Inter- net'te de yerini aldı. Orda da özel bir muamele istemek hak- kımdır. Fakat atılım için 74 yıl bek- leyenler, hakkımı verirler mi, verirlerse kaç yıl sonra verirler bilmiyorum. Yeni Dünya Düzeni Fıkraları - Susuyoruz, "Susma, sustukça sıra sana gelecek" diyorlar. Konuşuyoruz. "Ağzı olan konuşuyor" diyorlar. Ne yapacağız? - Demek ki, içinden konuşacaksın! • • • - Konsensus nedir? - Ben hazıra "kon"ucam, "sen sus!" Şeffaf vizyonunuz Sanayi Bakanı Ya- lım Erez çıkışyapmış, "vizyon "oluşturacak- mış. Son 20yıldır ne çek- tiysek. bu "vizyon " denen şevden çektik zalen. Halk, vizyon mizyon istemiyor. Vizyon her neyse besbelli: Pazarda ta- ze fasulvenin kilosu 500 binTL (Ülke yö- neticileri anlasın di- ye dipnot: 2 dolar), bezelvenin kilosu da 250 b'ın TL (l dolar). Yalım Erez, "şef- faf'lık istiyormuş. Daha nasıl şeffafolu- nacak ki? Susuriuk davasında tutuklu sanık kalma- dı. 10 bin dolan bas- lıran şirket. stratejik bir kuruluş olan Pet- rol Ofisi 'nin gizli bil- gilerini mcığına cıncı- ğına dek öğrendi. Yalım Erez, medya- mı: aracılığıyla çağrı yapıyormuş: "Hare- ketsizliğikıralım, söy- lediklerimize aktivite kazandıralım." Bu sözlerigörev bi- len, enerji dağıtım şir- ketlerinden cep tele- fonlarına, çimento sektöriinden bankacı- lığa değin heralanda son derece "aktif" olan medyamız toz kaldırıyor. Ne tozu? Davul to- HAYVANLAR ÎSMAİL GILGEÇ KİM KİME DUM DUMA BEHIÇAK behicak(qturk.net ÇİZGİLİK KÂMtL MASARACI H A R B İ SEMtH POROY TARIHTE BüGUN MÜMTAZ ARIKAS ^ ^ ^ ANNELER GÛNÛ.. ^ ^ ^ ^ ^ ^ A f90f'DE BOGİİN, İLKANNELER SÛ- ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ K WÜ KUTIAMDI. Bieteşit: AMEIHKA'- ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ A NlN PHILAOELPHtA EYALETINDE >*- ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ V ÇAMAKTA OLAtJ ANNA SAevtS AD- ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ u Bitt &enç KIZIH, KAreerriĞf ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ P ANNgSİNİM ÖUIM GÜfJÜNÜ, 7ÜM I ^ ^ ^ B ^ ^ ^ B AMUELEJ? İÇjfJ g/G SAY6I VES&_ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ H Sİ eÜNÜ OLA&AK eBNELLEŞTİd'. ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ MBYİ 0ÛŞÜHMESİYL£ "AUNELBR. O ^ H ^ B GÜfjÛ" Fkfiİ POĞMUÇTU. KISA SÜ- ^ H ^ ^ E L *£&& SU FİIC/e YAYGINLAŞAMK, ^ ^ ^ ^ • ^ ^ 1314'TENSONIZA, MAYIS AYIMIN ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ İKINCİ PA2AR GÜUÜ, Ö/>JC£ AM£ ^ ^ ^ ^ ^ RİKA'DA VE GİO£REK TÜU DÜNYA- ^ ^ PA "AHNBLEÜ GUNÛ* OLMUfri/.. 9 Mayıs SOVYETB/RL/KL£Rİ SIVASTOPOL'UGERİALDI.. Mİ -r^ 1944'7£ BUGVN. SOVYBr BİBLİKLE& ÖSK. SİVASTOPOL KENrfUt ALMAN İS- •p^Lir^ 6ALİN0EU KuertgMtfn. 1941 ^iM\w HA2İZANIHOA ALA4AAI OJZ- •^^LıSy^J DlUAKmN SOVY£TL£je SfS- m&YW<ğğJİ LİĞİ'Me "8A#8A(Z.Q£SA HA- f fs&rjYİ BEtATt" IL£ SALO//İMASI ' *inr§M\ SONUCU £İVASTt>POL PA ^•SSİJm /$GALE U6RAMIŞT/. ANCAK I^HCTa^C SOVYBTtER, 1942 SONLAKI- ' TT^tMlliftj. «A<,İS6ALCİL&& KAK ^ . â S S o B ı S l SALD/GILAR OLJ- GÖRÜŞ SADULLAH USUMİ İşçi Alımı Rize'yi Karıştırdı Başbakan Mesut Yılmaz'ın ili Rize'de her gün ye- ni bir bomba patlıyor... Arkasından da kızılca kıya- met kopuyor. Yaş çay yaprağı alım fiyatı üzerinde- ki heyecanlı tartışmalara bir yenisi daha eklendi. Tam genel seçimlerin gündeme yerleştiği günlerde hükümet ÇAY-KUR'a 5 bin geçici işçi kadrosu ver- di. Hesap belliydi... 5 bin işçi kadrosu ile Rizelilerin gönlü almacak ve seçimlerde de oylar ANAP'a aka- caktı. Ancak, evdeki hesap çarşıya uymadı. Zira, 5 bin geçici kadro için 40 bine yakın insan başvurun- ca işe girme yarışı başladı ve işler karıştı. Rize ve il- çelerinde partiler ve işe girmek isteyenler birbirine düştü... Şimdi, binlerce insan, ANAP'ın ve ANAP'lı yöneticilerin kapılarını aşındırıyor. ANAP il ve ilçe örgütleri, ÇAY-KUR'a almacak ge- çici işçilerin tamamının kendileri tarafından tespit edil- mesini istiyor... Koalisyon ortağı olan DSP ve DTP il ve ilçe örgütleri de, 5 bin kişilik kadrodan kendi- lerine belli bir kontenjan tanmmasında tsrar ediyor. CHP il örgütü ise, işçilerin ahmlarının mutlaka adil birsistemebağlanması için mücadele veriyor... il Baş- kanı Turgut Karafazlı kura ve benzeri bir koşul ge- tirilmezse, ANAP il ve ilçe örgütlerinin kendi yandaş- lannı kayıracaklarını ve bu yüzden 40 bine yakın Ri- zeli gencin hakkının yeneceğini ileri sürüyor... Mesut Yılmaz ile Devlet Bakanı Eyüp Aşık da to- pu ANAP il ve ilçe örgütlerine atmış. Ateşe elini sok- mak istemiyor. Hatta, işçiyi seçmekle görevli ÇAY- KUR bile müdahale etmekten çekiniyor. Çünkü, ko- nu artık çok hassas hale gelmiş. Başbakan ile hal- kın ve ÇAY- KUR'un arasına hiç kimse girmek iste- miyor... Ateşten gömlek Başbakan Mesut Yılmaz, "Ben kadrolan gönder- dim. Siz neyaparsanızyapınız" havasında... Müda- hale ettiği anda, işe alınamayan 35 bin kişi ve aile- lerinin ANAP'a düşman olacağını çok iyi biliyor... Devlet Bakanı Eyüp Aşık da "Sahibinin ses/"nden farksız... Seçimlere yaklaşırken oy getirmesi plan- lanan 5 bin işçi kadrosu. ANAP Rize il ve ilçe örgüt- lerini köşeye sıkıştırdı. Diğer partiler sessiz kalsalar bile ANAP kendi içinde karışacak... Ayrıca, büyük bir ihtimalle Refah Partisi-Doğru Yol ortaklığı döne- minde Çalışma Bakanlığı'nda yaşanan sınav yolsuz- luklan iddialan gibi tartışmalar başlayacak... CHP'nin bu olup bitenler karşısında suskun kal- mayacağı ve işi büyüteceği kesin... işçi alımları sı- rasında bir haksızlık olduğu takdirde, CHP Rize il ör- gütü olayı genel merkeze taşıyacak ve konunun Başbakan Mesut Yılmaz ile Deniz Baykal seviye- sinde çözülmesini isteyecek. Belki de işe alınma- yan 35 bin gencin hakkını aramak için davalar açı- lacak... Rize ve biraz da Trabzon'da en önemli gündem maddesi işçi alımı... Toplu mahallerde, kahvelerde ve hatta lokantalarda işçi alımı tartışmalan, çay alım fiyatı ile ilgili beklentileri bile gölgede bıraktı. 5 bin geçici işçi alımına önceleri sevinen ANAP'lı yöneti- ciler şimdi kuşkuiçindeler... Partililer arasında "5 bin kişiyi sevindireceğiz, ama buna karşılık 35 bin gen- Cf ve ailelenni gücendireceğiz. Bu olay partimizin ba- şına çok büyük bir dert açacak" diyenlerin sayısı gi- derek artıyor... Ama, artık işçi alımından da vazgeç- mek mümkün değil. Zira, okyaydan çıktı, halka mal oldu. Vazgeçildiği anda, tüm Rize ve Trabzon yöre- si tepki gösterecek... Herkes patlamaya hazır bomba gibi CHP Rize il Başkanı Turgut Karafazlı, 5 bin işçi alı- mı konusunda şöyle diyor: "Rize 'de büyük çapta iş- sizlik var. Hele, gençterin farnamı çalışamadığı için, üç-beş kuruşluk harçlık için hâlâ babalannın eline ba- kıyor. 120 gün sürecek geçici işçilik için ÇAY-KUR'a yapılan 40 bin başyuru, Rize bölgesindeki işsizliğin en büyük kanıtıdır işçi ahmlarında ANAP örgütünün etkili olması, büyük bir haksızlık olacaktır. Ortaklaşa bir yol bularak haksızlığa meydan vermemeliyiz..." Nitekim, ÇAY-KUR Genel Müdürü de söylentiler yoğunlaşınca sessizliğini bozmak zorunda kaldı. Bir basın toplantısı yaparak. işçilerden bir kısmının ku- rasız alınacağını doğruladı... Genel müdürün verdi- ği bilgiye göre. daha önceki yıllarda ÇAY-KUR'da ça- lışmış olanlar işe alınırken kuraya tabi tutulmayacak... Ancak, Rizelileri genel müdürün bu açıklaması da rahatlatmadı... Kuşkular devam ediyor... CHP il Baş- kanı Turgut Karafazlı bu konuda da şunları söyledi: "Başvuranlann tamamı kuraya tabi tutulmadıkça,- kayırma ve haksızlık önlenemez. Genel müdür, da- ha önce ÇAY-KUR'da çalışanların kurasız alınaca- ğını söylemekle haksızlığın yolunu açıyor... Eski def- terlernasıl bulunacak? Bu/unsa bile 40 bin müraca- at sahibinin kayıtlan nasıl incelenecek?.. Üstelik, haksızlığa uğrayanlar bu kayıtlara nasıl ulaşacak?.. Bu yöntem haksızlığa şimdiden hazırianan bir kılıf- tır." Rize'de herkes patlamaya hazır bir bomba gibi. Gelişmeleri dikkatle izliyor. Bu nedenle, sonradan üzüntü verici gelişmeleri yaşamamak için, Mesut Yıl- maz'ın duruma müdahale etmesi ve 40 bin kişinin hakkını koruyacak bir sistem önermesi gerekiyor... 1 2 3 4 5 B U L M A C A SEDAT YAŞAYA1S SOLDAN SAĞA: 1/Birdenfazlate- rimi olan cebirsel ifade. 2/ Metin Eloğlu'nunbirşi- irkitabı... "Birde — şışesınde ba- lık olsam" (Or- han Veli). 3/ Bir sanatyapıtındaiş- lenenanakonu... ° Gûmüşün simge- j si... Kale hende- ği. 4/ Bilimsel 8 araştırmalarda g kullanılanbırde- ney hayvanı... Yünden dö- vülerek yapılan kalın ve .. kaba kumaş. 5/ Göçücü balıklann Akdeniz'den Ka- 2 radeniz'eçıkması.6/Gü- 3 vence. II Bir renk.. Bar- 4 \oimelementininsimgesi. ,. 8/ Köpek... Güney Ana- dolu'dayaşayanTürkmen- 6 ler arasında yaygıntelli bir 7 çalgı.9/Polisinsokakgös- g *" teriienni bastırmak için _ j kuilandığı zırhlı araç... 1s- I kambil oyunlannda kâğıt atma sırası. YUKARIDAN AŞAGIYA: 1/ Kaza ya da başka bir olayı karadakilere bildirmek için ge- milerden denize salınan içi mektuplu şişe... Kalın bükülmüş sicim. 2/ Eski Yunan mimarlığında müzik \e tiyatro göste- nlerinin sunulduğu yapı... Madencilikle ilgili bir kuruluşu- muzunkısayazılışı.3/ Bel bölgesindebirdenbirebeliren ağ- n. 4/ Küçük mağara... Osmanlılarda önceleri halktan yalnız olağanüstü durumlarda, sonraları ise sürekli olarak toplanan vergi. 5/ Değerli madenlerin saflık derecesi... Bir nota. 6/ Bir çalgı... "Gönlürne teselli kendimde buldum —ile teskin ettim özümü" (Âşık Veysel). II Eski dilde su... Köy oyunla- nnı yöneten kimseye verilen ad. 8/ Kaba. biçimsiz... Bir bağ- laç. 9/ Zayıf, cılız... Kendisine inanılan. sır verilen kimse.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog