Bugünden 1930'a 5,447,148 adet makale



Katalog


«
»

7 MAY1S 1998 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA KULTUR 15 Karikatür Vakfi tarafından Yılın Karikatürcüsü seçilen Semih Poroy ödülünü yann alıyor 4 Karıkatürün afacan bir yapısı var' GÜL ERÇETtN 1984'tenberi yanşmalara, 1988'denbe- ri de yanşma jürilerine katılmıyordu Se- mih Poroy. "Doğal olarak ödül diye bir kavramı unutmuşrunT diyor. Ama ödül- ler onu unulmadı. Bu yıl Karikatür Vakfi tarafından Yılın Karikatürcüsü seçildı. Karikatürleriyle dile getirdiği tepkıleri- ni eylemlerinede taşıdığından katılmıyor- du yanşmalara. Karikatür yanşmalannın o derin sanatsal yanından uzaklaşması \e sayılannın çok artması nedenıyle rahat- sızdı: "Yarçmalannnheliğiveiçeriğinden çok, ödülü kimin aldığı önem kazanmaya ' başlamışü. İçleri boşaralarak satt bir dere- celendirme sistemine dönüşmüşlerdi. Ya- nşma ortamından çıkmak istedim. Kari- katüre çok fazla bir şey katmryorlardı ar- ük." Karikatür Vakfi'nın ödülünü ıse ya- nşma sonucu belirlenmemesi, kazanan ki- şinin bir kitabının basılması nedeniyle çok anlamlı buluyor. Çizerin mesleki çabası- nın genel bir değerlendirmesi olarak gör- düğü bu ödülü, bir armağan olarak nitele- meyi yeğliyor. tzleyiciler için ıse en olum- lu yanı ödülün ardından Poroy'un portre- lerinin Kankatür Vakfi tarafından bir al- bümde toplanarak basılmış olması. Akbaba'da yayunlanan ilk karikatürünün üzerinden tam 23 yıl geçti. Çizgiyle haşır neşirliği ise ilkokul öncesine dayanıyor. Hazırcevap, esprili kişiliği çizgi yeteneğiy- le bırleşince Poroy'a resme yatkm çizgi- sini deforme etmeİc kalıyor yalnızca. İlk te- lifleri ilkokuldayken arkadaşlanna çizdi- ği futbolcu portrelerinden aldığı küçük harçlıklar, ortaokulda öğretmenlerinin ka- rikatürlerini çizmeye başhyor, çizgide yo- ğunlaşmak için son sınıfta bıraktıgı üniver- site eğitiminde ise kendisine karikatür için epey veri sağlayabileceğini düşündüğü Hukuk Fakültesi'ni seçiyor. Vatan, Demokrat, Milliyet. Cumhuri- yet, Demokrat gazeteleri ile Özgür lnsan, Yansıma, Iktisat, Düşün, Gösten, 2000'e Doğru, Milliyet Çocuk. Varlık, Çağdaş Türk Dıli, Adam Oykü dergilerinde çıkan karikatürleriyle; portre kankatür, vinyet, il- lüstrasyon. çizgi roman gıbi çalışmalany- la sürdürdü çizgi serüvenıni. Yanşmalara katılmayacağını bir kez bildirmiş olan çi- zer, amacı çok iyi belırlenmiş, gerçekten nitelikli olacağını vaat eden yanşmalara ya- 'zun süreli bant karikatürler bir süreç içersinde çizerinden bir anlamda bağımsızlaşıp çizerin de düşündüğünden farklı noktalara gelebiliyor. nşma dışı olarak karikatür gönderebilece- ğini söylüyor. Cumhuriyet okurlan ise onu 15. sayfadaki bant karikarürü Harbi ile iz- lemeyi sürdürüyor. - Ödülünü/ Cumhuriyet dışında, basın- da nasıl karşılandı? Çok ıyi karşılandı. Derin bir sessizlik- le... Kahcı bir nitelik taşıması gerek - Karikatür vaşamınızda çok değişik iş- ler koydunuz ortaya. Bir tek portrelerini- zin ön piana çıkarblmasından duyduğunuz rahats»hgısizdedik«etiri\orsunuz.Bubağ- lamda Karikatür Vakn'nın hazıriadığı aJ- büm neden portrelerbaşhğı altında topian- dı? Karikatür Vakfi aslında humoristik ka- rikatürlerimin bir araya getirilmesini iste- miştı. Ama o kadar çok kankatür var ki on- lan kısa bir süre içınde bir araya toplaya- bilmek çok zordu. Portreler ise benim son yıllarda çok yoğunlaştığım, daha çok bir arada bulunan çalışmalanmdı. Portrele- •rimşimdi en azından bir araya toplanmış oldular. Sanıyorum bir süre portre karika- türü çizmeyeceğim. Bu kitabı yaprraş ol- mak bir dönemin sonunda portre karika- türüyle simgesel birel sıkışma sayılabilir. - Karikatür hangi noklada sanal işlevi görmeye başlıyor? Açıklanması zorbirkonu. Öncelikle bir karikatür plastik olarak becerilmişse sanat- sal bir ürün olabilir. Ikinci olarak da kalı- cı birnitelik taşıması gerekiyor. Bugünden yanna bir günlük olayı anlatıp geçecek bir karikatürün çok fazla sanatsal bir nitelik taşıdığı söylenemez. Sadece bir ışlev gö- rür. Yaşanan tarihsel, toplumsal süreçleri estetik birtakım öğelerle sunabiliyorsa sa- nat olma yolunda hızla ilerliyor demektır. - Peki karikatürün •güncelTe ilişkisi ba- sınla bağlanhsından mı kaynaklanryor? Evet. Kankatür aynı zamanda \e ağir- Iıklı olarak gazetecilığin birtürû olarak al- gılanır. lnsanlar kendı sorunlanyla uğra- şırken basın karikatürlerinde çok fazla fan- tezi yapmakta olan ürünleri çok da merak- la izlemeyeceklerdir. Herkes zaten kendi derdini yansıtan. kendilerine yakın bul- duklan gazete ve dergileri alır, orada bu- lunan bütün unsurlann da aşağı yukan bu- nabenzerendişelertaşımasmı ister. Dola- yısıyla karikatürün de bundan kaçınması pek mümkün değil. Kuşkusuz sanatsal en- dişeler taşıyarak da çizım yapabılirsiniz ama sonuçta yine de hızlı bir iletişim bi- çimidir basın karikatürü. Bu anlamda bi- zim gazetelerde bir bakıma görev olarak yaptıfımız karikatürlerin çok da sanatsal kaygılartaşımamasını doğal karşıliyorum. Temel insanhk davramşlan -Sizdebant-karikatürçiawrsunuAAn- cak Harbi'de 'güncel"den çok •gündeük' olanı işteme kajgısı gözlenhor. Bu kaygj- nın çıkış noktasını çizimlerinizdeki sanat- sal duyariılıkla açıklayabilir miyiz? Uzun süreli bant karikatürler bir süreç içerisinde çizerinden bir anlamda bağım- sızlaşıp çizerin de düşündüğünden daha farklı noktalara gidebiliyor.Sanatsal değe- rinin olması, kalıcılık taşıması biraz da ın- sanm o evrensel davranış biçimleri üzeri- ne düşünmesinden gelıyor. Basın karika- Füreya Koral adına seramik ödülü verilecek. Kültür Servisi - Eczacıbaşı ' JA Vîtra Seramik Atölyesi Sergisi, Dolmabahçe KültürMerkezi 'nde açıldı. 40 yıl aradan sonra yeni bir anlayışla geçen yıl haziran ayında yeniden açılan Vitra Se- ramik Atölyesi'nin sergisinde Mehmet Tüzün Koılcaa, Prof. ErdinçBakla, Prof. Güngör Gü- ner ve Ügi Adalan'ın yapıtlan sergileniyor. Sergi 15 Mayıs'a dek görülebilecek. Çalışmalannı mimari seramik alanında yürüten yurtdışında ve yurtiçindebirçoksergi acan Meh- met Tüzüm Kızılcan 17 yapıtla, I977'ye kadar açtığı sergılerde hemen her teknikte ve formda ya- pıtlar veren ve bu tarihten itiba- ren yalnızca seramik büst ve hey- keller yapmaya başlayan Prof. Erdinç Bakla 15 yapıtla, pek çok ödülün sahibi Prof. Güngör Gü- ner 25 yapıtla,llği Adalan iseftf yapıtla sergiye katılıyor. Serginin açılışında konuşan Bülent Eczacıbaşı. Eczacıbaşı Topluluğu olarak Türkiye'de se- ramik sanatınmgeliştirilmesıni, bu alanda çalışan sanatçılann desteklenmesinımısyon olarak gördüklerini belirttı. Eczacıba- şı konuşmasında bu v ıldan itiba- ren "Eczacıbajı Vîrra Uluslara- rası SeramikOdûJü" oluşturma karan aldıklannı söyledı. Ecza- cıbaşı konuşmasını şöyle sür- dürdü: "1999 yıhnda Oki wrfle- cekoian ödülü, seramik atöhe- sinin kuruhışunda rol alan. Türk seramik sanarına çokönemli kat- kılarda bulunmuş ve uluslarara- 9 alandabaşaniarkazanmışoian ve geçen yıl kaybettigimiz Füre- ya Koral adına vermek istiyoruz. Uhrelararası bu ödül. seramik sanatının dümada layik olduğu veri alması için önemli biradım.' Türkıye'de seramik sanatına venlen önemin bıraz geride kal- dığını vurgulayan Eczacıbaşı, öncelikle seramik sanatçılanna yeterli imkân sağlanması gerek- tiğini söyledı: " Bu alanda bazı yannmlann >apjlması gerekiyor. Biz atölyeyi açarken bu olanak- lann sanatçılara sağlanmasını istedik. A\ nca seramik sanatçt- lan piyasa desteği alamıyorlar. Eseıierinin pazarda değerlendi- rilmesi oianağına sahip değiOer. Resim alanındaki baa olanaklar seramik alanında vok. Bunlan dengelemek \e gidermek bizim müessesemizin görevi diye dü- şünüyoruzT Bülent EczacıbaşıvesanatçdarDobnabahçe'de. (Fotoğraf: UĞURGÜNYÜZ) Alman TVkanalı ARD, Picasso 'nun Guernica resminin Guernica ile ilgili olmadığını iddia etti Almanların, Guernica J ya TVscddırısıKültür Servisi- Nazilerin 61 yıl önce ha\ a saldınsıy labombaladık- lan Guernica kasabasıyla ilgili ola- rak Almanya'nın dev let televizyon kanalı ARD'de yayımlanan birbel- gesel, Guemica"y' nıhani başkent sayan Bask halkını ayağa kaldırdı. ARD. Guernica'nın bombalanma- sı olayının cumhuriyetçiler tarafın- dan abartıldığını iddia etti. Ünlü ressam Pkasso'nun, ha^ saldın- sından üç ay sonra tamamladığı baş- yapıtı "Guernica''nın da olayı yal- nızca daha çok ateşlemeye yaradı- ğını belirten ARD belgeseli, Guer- nicaValisi Eduardo Yaflejo tarafın- dan "Tarihi >eniden yazmakyolun- da açma ve utanç >«rici bfa- giri- şim' olarak değerlendirildi. Alman TV kanalı ARD'de bir sü- re önce yayımlanan belgeselin Is- pama'da Franco'culann, Alman- ya'da Nazilerin hâlâ yaşadığını or- taya koyduğunu belirten Guernica Valisi Eduardo Vallejo. "Ogünler- de \apdan hatalan kabullenip özür dilemek \erine, Franco ve Hıtler'in >apaklanndan gunır duyan insan- lar hâlâ aramızda" diyor. Bask kasabası Guernica'nın ye- rel tarihçileri, 26 Nisan 1937 yıhn- da Avrupa'da sivillere karşı gerçek- leştınlen bu ilk hava bombardıma- nıyla ilgili araştırmalannı yıllardır süniiirüyorlar. Sağkalanlarlayapı- lan görüşmeler ve Madrid'den alı- nanbelgeler, 61 yıl önce yaşanan- lan nim çıplakhğıyla gözler önüne senyor. Guernica'nın kendi arşivi, bonbardıman sırasında havaya uç- musTa. Guemica'da çalışan tarihçi- lerden Alberto Iturriarte, "Bu tür reviAonizm gerçekten çok acı veri- cL. Biz yıllardır acılanmızı sanp geçmtşle btrakmaya çalışırken bazı fasıriar tarihsel verilere gölge dü- şürerek, geçmişte>apdmtş kötülük- Pkasso'nun ha\a saldınsından üç a> sonra tamamladığı başyapıtı 'Guernica'. belgeselde eleştirildi. leri görmedikten gelerek yeniden firtına kopanyortar" diyor. ' ARD'de, "Kultunveltspeiger (Dünyanın Aynası) başlıklı belge- sel programda büyük oranda. aske- ri tarihçi Jesus Salas Larrazabal'ın verilerinden yararlanılmış. Larra- zabal, Franco'nun hava kuvvetlerin- den emekli olmuş birgeneral. Gu- ernica'da saldın sonrasında ölüm- lenn sayısı bugüne dek 500-1600 arasmda göstenlirken Larrazabal burakamın yalnızca 126olduğunu söylüyor. Emekli general, saldırının yo- ğunluğu konusunda bugüne dek ka- bul edilmiş \enlere de gölge düşü- rüyor: "O^edensonra4J0sulann- da hafif bir saldın oJdu. daha son- ra 6J0 civannda biraz daha güçlü bir saldın gerçekleşti. Ama zaten o arada herkes sığınaklara çekilmiş- ti." Larrazabal aynca o dönemde basına dağıtıian yerle bir edilmiş Guernica fotoğraflannın aslında Guernica'da değil. Madrid'de çe- kilmış olduğunu iddia ediyor ve "Zaten kasabayı asıl tahrip eden, rüzgâria yayılan akvlerdi" diyor. Larrazabal'ın iddıalannı kesindoğ- rular gibi ortaya koyan ARD belge- seli, aynca bınlerce Franco karşıtı cumhuriyetçi askeri ve silah fabri- kalanyla. Guernica'nın askeri açı- dan stratejik birhedefolduğunu ile- ri sürmüştü. Iturriarteisetüm buiddialann bü- rünüyle yanlış olduğunu belirtiyor: "Sağ kalanlariayapdan görüşmeler. bu kkKalantümüyfeçürütü>or. Bom- bardımanın öğleden sonra arahkstz üç saat sürdüğünü herkes biliyor. Kasabaya tonlarca bomba atıldı. Evet o gün ha>~a rüzgârbydı ve bu da alevterinepeyyayihnasmayol aç- n. Ama alevler durup dunırken mi ortaya çıktı?" Iturriarte'ye göre bombalar. özellikle halkm üzerine yönlendirilmişti. "Pilotlar alçak uçnşyapıyorlanevlerinüzeriiHİeda- ireierçiziyorlar.dumanlannarasın- dandild<anVhedefbefirli>orlardL Si- lah fabrikalan ve zenginlerin evleri özellikle bombalanmadı. Onlar bu- gün hâlâ duruyor... Benim ailern Franco'ya sempati duvuyordu. ama onlar bile o gün olanlarla ilgili \eri- ferisorgulamıyorlar." Bırdiğer Bask- lı ise, "O fotoğraflar Madrid'de çe- kiMiyse, neden arkada Bask dagla- n görünüyor" diye soruyor. ARD'de yayımlanan belgesel. "Guernica''y ı da eleştırdı. Kimile- rince yirminci yüzyılın en önemli resmi sayılan ve 1937 yılında Paris'te Dünya Fuan'nda ilk kez sergilenen "Guernica"yla ilgili olarak Picas- so. "Guernica'da ve aynı dönemde yaprığım tüm diğer resimlerimde lspama'M bir acılar \e ölüm deni- rine boğan askeri kasta olan tepki- midilegetirivorum*' demişti. ARD belgeselınde görüşlenne başvııru- lan sanat tanhçısı Jose Pedro Vın- del ise söz konusu resmin aslında Guernica ile ilgili olmadığını ve Pi- casso'nun "\1inotauromaquia" se- risinin bir devamı olduğunu iddia ediyor. "Eğerbombardımanla ilgi- liokaydı. uçaklarve bombalarohır- duresimde.Picasso bir boğa. bir at, bir de kadm yapmış. Bunun Cuer- nicaueneilgisi var" diye soran Vin- del'in bu sorusuna tarihçi Iturriar- te. "Guernica resmL Guemica ken- tini ası\or_ Resim. shil toplumun as- keri bir güç tarafindan sindirilme- sini konu abyor. Bu resim Saraybos- na'yı da anlatabilir, Çeçenistan'ı da_." diyerek yanıtlıyor. Basklı yetkililer, henüz Guerni- ca'da hıç sergilenmeyen bu resmin Guernica'ya getirilmesi için yıllar- dırgirişimlerini sürdürüyorlar. Mad- rid'deki Reina Sofia Müzesi'nde bulunan resmın geçen yıl Bask ken- ti Bilbao'da açılan yeni Guggenhe- im Müzesi'ne aktanlabileceği yo- lundaki umutiarçabuksöndü. Mü- ze yetkilileri, yapıtın taşınamayacak kadar nazık olduğunu söylüyorlar. Yine de çoğu Basklı, bu resmin bir gün "eve" döneceği umudu içinde. Geçen yıl, Almanya Dev let Başka- nı Roman Herzog, Guernica bom- bardımanı sırasında yaşamını kay- bedenlerin 60. yıl anma etkinlikle- n çerçevesinde özür dilemiş ve Bask halkının yıllarca dinmeyen acısını hafiflermeye çalışmıştı. "Bu yıl" diyor Iturriarte. "Yine acı içinde vt öfkeüyiz™" türü çiziyor olmamıza karşın o temel in- sanhk davranışlannı da karikatürlerde yer- leştiımek. kullanmak gerekiyor. Yanı bü- tün dünyada insanlann çok temel davra- nış biçimleri. reflekslerı \ar: Korku, ikti- dar, hırs. sevilme... Elbette bunlar bir ka- rikatürde yer aldığı zaman o karikatürü bi- raz daha akılda kalıcı kılabıliyor. Yine de Türkiye'de ortamın biraz sertleştiği toplum- sal olaylann birazdaha öne çıktığı dönem- lerde Harbı de bunlardan pek bağımsız ha- reket edemiyor. - Harbi nasıl doğdu ve flişkinb nasıl ge- lişti? Harbi, ekonomık dürtülerden dogan bir çalışma. Kankatürle yaşamak gerekıyor- sa bant karikatürlerin yoğunlaştığı bir dö- nemde basında kendisine bir yer bulup se- vılmeye başlayan bu türle sürebılırdi bir ka- nkatürcünün yaşamı. Benim de böyle bir bant karikatür yaparak ekonomıyı doğ- rultmam gerekıyordu. Harbi üzerinde ilk anda birtakım etütler yaptım. Bir tip orta- ya çıktı. Zaman içerisinde tabii bir parça fizıği değişti, biraz kısaldı. biraz kilo aldı. Da\ranış biçimleri deyavaş yavaş değişmeye başladı. Ba çizerin her zaman karikatü- riine egemen olamadığı an- lamma da gelıyor. Çünkü onu da bıçimlendiren bir dış dün- ya var. Toplumsal koşullar. üretım biçimleri, iş yetiştir- me telaşı. Bütün bunlar bir- leştıği zaman uzun soluklu bir bant karikatür de bunla- ra bağlı olarak değişecektir. - Siz aynı zamanda kari- katür üzerine tarnşma yazı- lan da yanyorsunuz. Kari- katürüntaroşması. kuramı\e eğirimi Türiye'de ne konum- da? Karikatür üzerinde çok faz- la ya da dığer sanat dallan kadar konuşulmadığı ıçinbu tür tartışmaları ister istemez yine değışık platformlarda çizerler yapıyorlar. Karika- tür üzerine yazılan yazılar gıttıkçe azaldı. Eski dergi ya da kitaplara baktıkça gaze- telenn, köşeyazarlannın, ka- nkatür ve karikatürcüler üze- rine daha çok yazı yazdıkla- nnı görüyorum. Bunun nede- ni o yazarlann karikatüre olan özel ilgileri olabilir. Ancak ka- rikatür 1950 kuşağı dediğimiz karikatürcülerin çabalanyla yeni bir kimliğe bürünmüş. bıraz da açıklanması, felse- fesinin yazıyla da ortaya konnması gereken yeni bir karikatür olarak çıkrnıştı or- taya. Belki de bu nedenle ya- zılmıştı bu yazılar. Ama bu- günlerde tartışmalar, üzerin- de düşünülmüş yazılar çok fazla değil. Eğitim konusuna gelince "Karikatürün eğiti- miobnaz" diye ulvi bir lafet- mek istemıyorum. Olabilir. Ama bütün sanatlar gibı bir "müfredata" pek uygun dü- şen bir dal değil. Çok afa- can, hareketli bir yapısı var. Türkiye'de üniversitelerde seçmeli ders olarak veriliyor. Kuramı en azından burada ele alınıyordur diye düşünü- yorum.. - Peki sanatsal karikatü- rün izleykiyle buluşma ola- naklan nder? Karikatürcünün kendi ki- şisel sergisinde bunlan izle- yiciye ulaştırma olanağı var. Özenle hazırlanmış albüm- lerle de sergılenebılir bu ya- pıtlar. Teknik açıdan çok İca- İiteli dergiler çıkmaya başla- dı Türkiye'de. Isimlerine ka- dar neredeyse bütünüyle Ba- ülı dergilerden kopye ediliyor- lar. Batı'dabu dergilerde tam sayfa, plastik değen olan ürünlere de yer veriliyor. Bu dergilen Türkıye'yetransfer ederken Batılı yaymcınm duy- dugu endışeyi çok fazla duy- muyorlar. Ya da cümlenin tehlıkesini göze alarak söy- leyeyim, ancak güldürü der- gilerinden kaynaklanmış çi- zerler belki yakınlannda dur- duklan için o tür çizgileri kul- lanıyorlar. Oysa bu dergiler de sanatsal karikatürler ıçın bir yayılma ortamı olabilirdi. ODAK NOKTASI AHMET CEMAL Vedat Günyol Kitaplığı... Maltepe Üniversitesi'nde Vedat Günyol Kitaplığı açıldı. Üniversite Rektörü Sayırı Prof. Dr. Oral Pektaş'ın imzasını taşıyan nazik davetiye, "Değerli düşün ada- mı Sayın Vedat Günyol'un Marmara Eğitim Kurum- lan Ailesı'ne katılmalan ve bağışlan ile oluşan Vedat Günyol Kitaplığı'nm açılışı nedenıyle..." sözleriyle başlıyor. Cumhuriyetin kurulmasından sonraki Türk Aydın- lanması'nın bugün aramızda olan son temsilcilerin- den birine bundan daha sıcak bir kucak açma ve da- ha saygılı bir vefakârlık örneği düşünebilmek, sanınm epeyzor... 2 Mayıs 1998 Cumartesi günü, Maltepe Üniversi- tesi'nin Cevizli Kampusu'nda açılan Vedat Günyol Kitaplığı, yaklaşık yedi bın kitaptan oluşuyor. Sanınm çok değerli bazı dergı koleksiyonlan da bu kitaplığın kapsamı içerisinde. 1940'lann ünlü idealistler yuvası Tercüme Büro- su'nun çalışanlarından, Cumhuriyet sonrası Türk di- linin ve düşünce yaşamının mimarlanndan olan, Or- han Burian'ın ölümünden sonra onyıllar boyunca Ve- nı Ufuklar dergisini çıkarmayı sürdüren, Cağaloğlu Yokuşu'nda, tek odaya sığdırdığı Çan Yayınlan ara- cılığıyla ülkemize, her biri ayn bir düşünce ufku de- ğerinde düzınelerce kitabı kazandıran, kimi zaman Sabahattin Eyuboğlu ve Azra Erhat'la birlikte, kimi zaman da yalnız başına sayısız kitabın çevirmenliği- ni yapan, yüzlerce deneme kaleme alan ve öğrenci yetiştiren Vedat Günyol! Bugüne kadar yapıp ettiklerimden kendime ne za- man birazcık olsun övünme payı çıkarmaya kalkışsam, adıyia ya da kendisiyle karşılaşır karşılaşmaz, o son- suz verimi karşıs»nda kendimden neredeyse utanç duy- duğum Vedat Günyol! Ve nihayet, yaşamının seksen yılını çoktan geride bırakmış oluşuna karşın, çalışmalannı hâlâ iğneyle kuyu kazarcasına sürdüren Vedat Günyol! Bir değil, ama birkaç yaşamın birden yüzünü rahat- lıkla ağartabilecek zenginlıktekı bir üretımin ardından Vedat Günyol, oğretmen emeklisı olarak kendisine bağ- lanmış olan -ve elbet her ay ev sahıpleriyle bolüşmek zorunda da olduğu!- aylıktan başkaca bir maddi kay- nağa sahip değildi. Çünkü o, bugünün bir yandan pa- raya değer vermezmiş gibi yaparken, öte ayndan her edimı paraya çevirebiimeyi kendileri için bir "entelek- tüel değer ö7çüfü"(!) sayan kimi "aydınlanndan" çok farklı olarak, ülkelerinin fikir bahçelerini zenginleştir- mekten keselerini düşünmeye hiç vakit bulamamış bir gerçek aydınlar kuşağından geliyordu. Gerek Vedat Günyol, gerekse bugün artık hayatta olmayan imece ve düşünce yoldaşları Sabahattin Eyuboğlu ve Azra Erhat, hiçbır zaman birer kat sahi- bi olamadılar; kiracı olarak da hep paralannın ancak yettiği zernin katlannda, sayısız kitaplanyla başbaşa yâşadılar. Ülkelerini onca düşüncenın ışığına boğma- nın ödülünü kimi zaman mahkemelerde, sonradan el- bet aklandıklan "suçlann" hesabını vererek, kimi za- man de Eyuboğlu ve Erhat gıbi, görevlı olduklan üni- versitelerden uzaklaştınlarak aJdılar. Ve "affa uğraya- rak" üniversitelerine yeniden dönmelerine "izin" ve- rildiğinde, işlenmemiş suçların affından yararianma- yı kişisel bir onur sorunu sayarak, çoğu kez belki bir ay sonraki kiralannı nasıl ödeyeceklerinin belli olma- masına rağmen, oğretim üyeliğinin güvencelerini el- lerinın tersiyle itiverdiler. Bütün bu çok acı gerçekler göz önünde tutulduğun- da, Maltepe Üniversitesi'nin Vedat Günyol'a en zor zamanlannda, onu desteklemekle yükümlü bir aile- nin tüm sevgisiyle ve saygısıyla kucak açmış, bundan böyle rahatça yaşayabileceği ve çalışabilecegi bir yu- va sunmuş olması, çok daha anlam kazanıyor. Maltepe Üniversitesi'nin kurucularını veyöneticile- rini bu örnek davranışlanndan ötürü gönül dolusu kutlamayı. Vedat Günyol'a ve onun kuşağından olan aydınlara bu ulkede ödenmemış vefa borçlannın ağır- lığını hep duymuş biri olarak görev sayıyorum... BUGUN • AKSANAT'ta saat 12.30'da Adam'ın 'Giseüe' bale gösterisi ve Mehmet Yayınoğlu'nun katıldığı 'Türk Gözüyle Girit Adası" başlıklı söyleşili belgesel film gösterimı ızlenebilır. (252 35 00) • tDOB'de saat 20.00'de G. Verdı'nin 'Aida' adlı yapıtı ızlenebılir. (251 10 23) • KABATAŞ ERKEK LİSESİ VIII. Gençlik ve Kültür Şenliğı kapsamında saat 10.15'te Semih Irteş'in katıldığı 'Geleneksel Türk Süsleme Sanatian' konulu söyleşi. saat 12.45'te ritmik jimnastik. modem dans ve tango gösterisi, saat 14.15'te Recep Dönmez'in katıldığı 'Krnldeniz'den Marmara'ya Dünya Denizleri" başlıklı saydam gösteri ve saat 20.00'de Devlet Modern Folk Müzık Topluluğu'nun katıldığı konser izlenebilir. • BORUSAN KÜLTÜR VE SANAT MERKEZİnde saat 19.00-20.00'de Muammer Ketencoğlu'nun katıldığı 'Kırsal Müzik ve Korunması Üzerine 1 başlıklı dinleti yer alıyor. (292 06 55) • CRR'de saat 19.30'da Ordu Musiki Cemiyeti konseri izlenebilir. (232 98 30) 15. ULUSLARARASIANKARA MUZİK FESTIVALİ BUGUN • DRESDEN FİLARMONt ORKESTRASI konseri saat 20.30'da Miili Eğitim Bakanlığı Şûra Salonu'nda izlenebilir. YARirv • ODTÜ TÜRK HALK BÎLfcVlt TOPLULUĞU DENEYSEL MÜZİK GRL'BU konsen saat 20.30 da Milli Eğitim Bakanlığı Şûra Salonu'nda yer alıyor. 1. ULUSLARARASI İSTANRUL KUKLA FESTİVALİ BUGUN • HADİÇAMAN TİYATROSU'nda saat 13 OO'te 'Marü' başlıklı video gösterisi yer alıyor. • AR-EL KOLEjf'nde Tearre Male'nin 'Leverets' adlı gösterisi izlenebilir. • TOPKAPI SAR\YT'nda 'Karagöz Figürieri' sergisi ve saat 10.30'da 'Dün>'ayı Sev Yeşili Koru' başlıklı shovv tiyatro izlenebilir. • KENTER TrYATROSU'nda MÜ Dekor Bölümü'nün hazırladıöı kukla sergisi yer alıyor. • ŞEHtR MÜZESt'nde '19. ve 20. yy'da Halk Tiyatrosu' sergisi izlenebilir. YARIIV • HADİ ÇAMAN TTYATROSU'nda saat 13.00 te 'Kryamet' yargılaması başlıklı video gösterisi yer alıyor. • ÖZELIRMAKOKULLARI'nda saat 11 OO'de 'Çiçek Saksısı'ndaki Kız' adlı gösten izlenebilir. • TOPKAPI SARAYI'nda 'Karagöz Figürieri' sergisi yer alıyor.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog