Bugünden 1930'a 5,432,306 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

4 MAYIS1998 PAZARTESİ CUMHURtYET SAYFA KULTUR 13 Bin filmi geride bırakan Ebru Yapıcı'nın kısa filmi 'Kıyıda', finalde Türkiye'yi temsil edecek Yüz ıııilyoııhıkfihnCannes'da CUMHIR CANBAZOĞLL Ebru Yapıa. 22 yaşında genç bir yönet- men. yedı dakrkalık ilk kısa metrajlı de- nemesi Knıda ık İFSAK19. Uusal Kısa Fihn Yanşjnası'ndan birincılik ödülü var. Şimdı de. önce Ankara lluslararası Film Festivafi'nde yanşacak. ardmdan Cannes FBnı FestivaJfnde finalde Türkiye'yi tem- sil edecek Oradan buradan bulduğu ham fılmler- le Kjyıda'yı yapan. aralannda profesyonel götüntü yönetmenı Lğur İçbak'ın da bu- lunduğu bir grup smemacıdan destek gö- ren Ebru Yapıcı'nın fılmınin maliyeti yüz milyon lıra. Minimalıst fılmleri se\en. amatörnıh- lu sinema)a inanan Ebru Yapıcı halen si- nema ögrenimıni sürdürüyor... Birçokşeyi imece usulü yaptik - Sinema tutkusu nasıl başladı? Ankara'da fotoğrafla uğraşıyordum. Da- ha sonra bır şekilde sınemaya merak sal- dım. Marmara Cniversitesi Sinema-Tele- vizyon Bölümü'ne girdim. Şu anda ikin- ci smıftayım. Okulun binnci yılında 35 mm'lık bir kısa fılm çekmeyı düşündüm. Böylece Kıyıda çıktı ortaya. Filmim, ken- tin kıyısında yaşayan. anne-baba ve ço- cuktan oluşan üç kişılık bir ailenin doğay- la. birbırleriyle. kullandiklan nesnelerle ılişkileri üzerine bir öykü. - Senaryo kime ait? Senaryo bana ait, bır ayda yazdım. Baş- larken, daha çok ınsan varlığmın nesneler ve doğayla ilişkisi üzenne bır kısa film düşünüyordum. Sonra buna bırdenbire bir aile eklenıverdı. Aile ve çocuğun yaşamı ön plana çıktı. nesneler gende kaldı. - Filmi nerede çektiniz; kaça çıkn pro- inimalist filmleri seven, amatör ruhlu sınemaya inanan Ebru Yapıcı'nın yüz milyon liraya mal olan yedi dakikahk ilk kısa metrajlı filmi 'Kıyıda' Cannes'da gösterilecek. dûksiyon? Filmı, Karadeniz kıyısında Karaburun'da ıki günde çektik. Maliyeti düşüktü. çünkü birçok şeyi imece usulüyle yaptık. Pro- düksiyon sonrası aşamada çeşitli fılm la- boratuvarlan yardımcı oldu. Kamera da birarkadaşımındı.Işıkkullanmadım.hep- si dış çekımdı. Cebimden çıkan para yüz milyon lira filan; bu 35 mm'lik fılm için çok düşük bİT rakam. Ham fılmleri de ora- dan buradan yanm yanm topladım. Har- cadığım para setteki yemek. ıvır zı v ır, ıçın- de. Yüz mılyona. filmi kasetlere aktarma- nın maliyeti de dahil. - Ovunculan nereden buldunuz? (,'ocuk ovuncuvu mahalleden buldum. adı Şafak Kasım. Anne. oku'.dan arkada- şım Pejin Rahat. baba da yıne arkadaşım YusufÖzbek. Neyi bilmediğjmi ögrendim - PekivL, Cannes serüveni nasıl geJişti? Kıyıda'yı çektikten sonra bırkaç yaban- cı festivalle birlikte Cannes"a da gönder- dim, ama çok umutlu değildim .Bir gün eve geldim. telesekreterimdekı nottan Can- nes'a seçildiğini öğrendim. Yaklaşık bin fılm arasmdan on üç tanesini seçmişler. 23 Nisan'akadarbasmdansaklamamı istedi- ler. Böyle işte... - Uğur İçbak nasıl Kı>ıda'nın görüntü yönetmenliğini yüklendi? Kısa film yapmay a hazırlanırken profes- yonel anlamdayönetmen-kameraman iliş- kisi üzerine merak ettigım birçok konu vardı. Teknik konusunda bana >ardımcı olabilecek. aynca profesyonel bir kame- ramanla çalışma deneyiminı sunacak bır insan anyordum. L'ğur İçbak'ateklif ettim. kabul etti. - Bu dene>imden geriye neter kaldı? Ne bılmedığimi öğrendim, en önemlısi buydu. Şu an bu bilmediğim şeyleri öğren- me sürecındeyım. Oyuncu yönetiminin. üzerinde özenle durulması gereken bır ko- nu olduğunu bile bilmiyordum. Birden set- te karşıma çıktı. biraz bocaladım. Oyun- cu yönetımı filmde çok da ıyi değil zaten - Sinema okullannda eğitim alanlann kısa fîlme bakışı nedir sizce? Dünyada kısa fılm. kendi başma gelişen uzun fılmden apayn bır sektör. Sadece kı- sa filmcıler var. Türkiye'de ise daha çok. bır geçış. basamak olarak görülüyor kısa fılm. Önce bir kısa filmim olsun, deneyim kazanayım gibi yaklaşılıyor. Bizdeki si- nema okullannın çoğunda 35 mm. tekno- lojısi yok: dola> ısıyla sadece vıdeo tekno- lojısi üzerine egitım \ enliyor. O > üzden sü- rekli video teknolojısı gelışı>or. Modern çağda gideceğin yere en kestirme yoldan ulas.ma çabası önemlı. Zaman hızlı akı- yor. Okuldan çıkan ınsan da v ideo eğıtımi gördüğü içm öğrendiğı dili kullanabılece- ğı tele\ izyona ve reklam dünyasına gidi- yor. Onlan bu açıdan suçlayamam. Ama 35 mm'lik film yapmak ısteyen bıri de bir şekilde fılmıni çekebilir. Sinema. öyle hep söylendıği gıbi çok büyük bütçeler gerek- tirmiyor. çok az paralarla kısa film yapı- labilir. Tamamen hayata bakış. idealler ve istekle ilgili bır şey bu. Sıradanlığın öne- mınin farkında değil kimse. Bence bir yö- netmenin en önemlı görev i gerçeğin peşin- den koşmak. Gerçeğin de özel efekte ih- tiyaci yok. Sinema sıradan hayat ve onun aynntılannı ele almalı bence. - Bundan sonra sinemada neler yapma- yı planlıyorsunuz? Kısa metraj film çekmeyi düşünmüyo- rum ileride. Ben de deneyim kazanmak için kısa filmı basamak olarak kullananlardan bıriyım. Bır uzun metraj filmin senaryo- suna başladım. ama kısa vadelı bır şey de- ğil açıkçası. Önce eksıklenmı tamamlama- lıyım. Olcay Sezen 'in 'Doğanın Bitmeyen Senfonisi Yaprak' başhklı sergisi Ayşe Takı Galerisi'nde Takılarla kuüanan bahar Gİ L ERÇETİN Tambirkm^ımcugibimetalkçahşmayıyeğüyorOlc» Sezen.(Fotoğraf: KADERTUĞLA) Yapraklar. dallar. çıçekler. Otcay Sezen'in elinde baharın gelişını kut- layan takılara dönüşüyorlar. Lçüncü sergismi açan sanatçı. sergı zamanı ba- hara denk geldığınden, çe\ reye karşı duyarlıliğınıdavurgulamak ıçın 'Do- ğanın BitmeyenSenfonisi\aprak' baş- lığı altında ulaştınyor yapıtlannı iz- leyicilere. Tam bir kuyumcu gibı metalle ça- lışmayı yeğliyor Sezen. Altına oran- la daha kulianıijlı olduğundan gümüş- le çalışıyor. Bahann renklerine uy- gun olarak mıneler de eklenmii) son sergıye. Kıyafetlerin vakalan açık ol- duğundan koh/eler. tasmalar agırlık ka- zanmış. Kumas.lar mce olduğundan ığ- nelenn bovutu da küçühmüş Ingıliz Dılı Edebiyatı Bölümünde eğıtım gören ve Sanat Tarihı derslen alan Olcay Sezen. uzun vıllar bır bü- roda çalışmasının ardından ancak emekli olduktan sonra buluşabıldt ta- kıyla. 1989 yılında Ayşe Lnaydın'ın açtığı takı kursalarına ba^ladığında sınıfta 35 kişilerdı. Be^s ay sonra yal- nızca o kalmı^tı. Kursu tamamlama- sının ardında ilk sergisinı yine Ayşe Takı'da açtı. ikincı \e üçüncü sergi- lennı de bu mekânda gerçekleştiren Olcay Sezen. hem Ayşe Hanım'ı us- tası olarak gördüğünden hem de ya- pıtlannı sadece takıya özel bir gale- ride sergilemek istediğinden Ayşe Ta- kı'da buluşmayı yeğliyor izleyiciyle. İlk ıki sergisini 1995 ve 1996 yıl- lannda gerçekleştiren Olcay Sezen. 1997 yılında sergı açmamasının ardın- dan bir arkadaşının 'bu sene de sergi açmazsan bir daha takıdan koparsın" dıye uyanda bulunması nedenıyle ka- sım ayından ben ürettıği yapıtlannı *nbahan beklemeden ılkbaharda ser- gilemeye karar vermış. Takıya hep meraklı olan. ancak bu işı Kapalıçar- şı'dakı ustalann heperkek olması ne- denıyle erkeklere özgü bir işolarak gö- ren Sezen. ilk olarak 1970 yılında Amerika'da birdoktonm hanımmın ta- kı yaptığını söylemesı üzerine kendi- sınin de böyle bir uğraşa yönelebile- ceğını düşünmüş. Takının yedi bin yıllık geçmişini değerlendinrken teknikte. malzeme- de değışıklıkler olsa bıle takının süs- lenmeamacının hep korunduğunube- lirtiyor. Kendısınin takı üretmedekı amacı ıse öncelıkle sergilemek. Ser- giyi galensıyle, gakri sahibıyle. açı- lışıyla. izleyicisiyle bir bütün olarak görüyor. Yapıtlannı evınde eşe dosta göstermek ya da tican amaçla üretip para kazanmak bir anlam ifade etmi- yor onun ıçm. Takıda sanat ve zanaat aynmını da tasanmın belirledığıni düşünüyor. Ta- mamen özgün formlarla çalışmayı yeğliyor. Bır dergiden gösterilen en karmaşık biçimleri bıle çok kısa bir sürede büyük bır ustalıkla üretebili- yor zanaatkârlar. Ancak onun amacı biçimıyle tasanmıyla tamamen ken- disine ait takılar üretmek. BU AŞAMADA ŞÜKRAN KURDAKLL "Üniversite Kalası" Başhk. Halide Edib Adtvar'ın 1950'den sonra Demokrat Partı'ye de Adnan Men- deres'ın egemen olduğu Meclis'e de kustuğü yıllar yayımladığı yazılardan birinde özgüriuğü tanınma- yan ünıversrtenin bilimsel kimliğı olamayacağını sa- vunuyordu Halide Edib Adıvar. Bir dönemin toplumsal / siyasal koşuHarını gözar- dı etmeden soruyorum: Cumhuriyetin, Darütfünun'dan üniversiteye geçme istegi köklü bir külttırel atılımı gerçekleştirebilmış mi- dir? Ne denli olumlu yanıt verilebilir ki bu soruya... Eski dönemin "müderrisi" ne ölçüde yukarılarda bir yeriere bakıp hizaya gelme zoaınluluğu duymuş- sa, yeni dönemin "profesör"ü o ölçüde bağımlı sa- yıyordu kendini. Bağımlılığın binnci nedeni. kürsüsüne atamayla gelmesiydi kuşkusuz. Ikınci neden. tek partı ıdeolojisinin "disiplinli hür- riyet" anlayışı. Bu anlayış Zrya Gökalp'ın Durkheim'dan esinle- nerek yazdığı ıki manzume satırına yansıyan "Göz- lenmi kaparım - Vazıfemı yapanm" bağımlıhğı istiyor- du bilım adamından da. Yazardan, şairden, tıyatro sanatçısmdan, ressam- dan istediğı gibi. Halide Edib'in "üniversite kafası" olarak iki sözcük- le nıtelediği özlemde. bu ideolojik kuşatmaya karşı olmak vardır bence. Tek partili dönemde Pertev N. Boratav'ı. Niyazi Berkes't, Behice Boran'ı kürsülerinden alan güç, han- gi kaynaktan beslenmişse birden fazla partinin ku- rulmasına izin verildiği dönemde de "üniversite ka- fası "yla çelişen gücu benzer kaynaklar ayakta tutu- yordu. Bugünkü gibi. Esası yitırmemeye çalışalım. Demokrası, verildiği kadar vardır çünkü. Perdelerin arkasında kalanları görmeye çalışalım. Özgür insanı köleleştirme ıdeolojisı yerini koruya- biliyordu çünkü. Bilimin, sanatın görünür görünmez zincirierie ku- şatıldığı bir ülkede kurumlar da nitelik degiştirir. bu kurumları yaratacak, ayakta tutacak güçler de ger- çeğı aldatmacaya çevirme araçlannm koşutuna dü- şer. Adalet Ağaoğlu, Fethi Naci, Prof. Olcay Öner- toy, Erdal Öz, Ataol Behramoğlu, Alpay Kabaca- lı, Ali Cengizkan, Haluk Çetin'le birlikte dolu dolu iki gün geçirdiğim Mersın Universitesi'nden dönüş- te duşundüm bunları. Öğretim üyelen de özgür hissedıyordu kendini, bız de. En önemlisi, algılama güçlerı sorularına yansıyan öğrenciter de "disiplinli hüniyet" kuşatmasından sıy- nlmışlardı. Bızden eskilerin pek sevdikleri iki sözcük vardı iş- ler kanşınca kullandıklan: Nereye gıdiyoruz? Aslında görece yanıtları da gizinde sakıayan soru- lardan biridır bu. Örneğin Bay Demirel, Adalet Partisi'nin başına tepeden inme getirildiği zaman başkatürlü yanıtlıyor- du bu soruyu. Gözaltında tutulduğu dönem başka, şimdi başka. Bereket versin, bilimin ve sanatın yaratıcılan her ko- şulda (Recep Peker'ın, Adnan Menderes'ın baş- bakanlığında da, 12 Mart'ındada, 12 Eylül'ündede) aynı sözcüklertedikildiler, "Nereye Gidiyoruz"ur\ kar- şısına. - Bilimin ve sanatın özgüriüğüne... Bu aşamada Mustafa Kemal'ce söylenmiş ürtlü sözlerden birinı değiştirerek yazmak ıstıyorum. Özgüriüğün getirmesı olası sakıncalann gene öz- güriükle ortadan kalkacağını bilıyoriardı çünkü. Mersin Üniversitesi'nin en genç öğrencısınden en deneyimli öğretim üyesine kadar tüm kültür adam- lanna selam... Koruma Kurullarındaki operasyonlar TBMM'de de tartışılıyor Sağlar'dan Talay'a soru önergesi Kültür Ser\isi- Kültür Baka- nı lstemihan Talaç 'ın kamuoyıın- da tepkı > aratan "Koruma Ku- nılu operasyonlan" TBMM'de de gündeme getinldi. CHP tçel Milletvekili ve es- ki Kültür Bakanı FtkriSaglarta- rafından TBMM Başkanlığı'na verilen soru önergesinde, özel- likle İstanbul \ e kmir gibi kent- lerde "yağmaaJtğaprimveren'" uygulamalar hakkında açıkla- ma istendi. Kültür Bakanı Tatay'm yanıt- lamasi için verilen 29 Nısan 1998 tarihlı önergede. "bu tala- nın önünde önemli bir yasal en- gei oluşturması gereken Koruma Kurullan'nın giderek bu işlev- lerinden uzaklaştınlmak isten- diğüıT belirten Fikri Sağlar özet- le şu sorulan yöneltti: 1- İstanbul 3 Numaralı lCuru! Müdürü Bülent Bilgin hakkında eski Kurul Başkanı Prof. Dr. Hakkı Önel tarafından bakanlı- ğa sunulan ve bu kişinin u iş ta- kipçilîği'' yaptığını belgeleyen raporlar neden işkme konulmu- yor? Aynı müdürün. "Oktay Ekinci yakında görevden alına- cak" şektindekı sözleri doğru çıktığına göre, bakanlık yetkile- ri bu tartısmalı kişıyle paylaşıl- makta mıdir? Bülent Kurt'un aynı kuruldan alınıp yerine Da- nıştay karanyla Ekinci'nin atan- ması, ancak 1 ay sonra bu kez Ekinci'nin alınıp yerine yine Bülent Kurt'un geri getirilmesi hangi gerekçelere dayanmakta- dır?.. 2- İzmir 1 Numaralı Kurul'a tarafınızdan atanmas>ına rağmen 3ay sonra geri alınan Doç. Dr. Nutnan Tuna hakkındaki bu gö- rüş değişikliğinizin gerekçesi nedir? Tuna'nın başkan olduğu kurulca alınan "Kordonboyu StT karannr neden engelledi- niz? Usul eksikliği varsa, Numan Tuna'nın bu eksikliği tamamia- masma neden firsat tanımadı- mz° 3- İstanbul 1 Numaralı Ku- rul"a tarafınızdan atanan Prof. Dr. Zeynep Ahunbay'ı 4 ay son- ra gen almanız hangi nedene dayanıyor? Suriçi'ndeki tarihi bostan alanlarının imara açıl- masına karşı çıktıği bilinen Prof. Ahunbay uzaklaştırılarak bu imar beklentilerine hizmet mı ediliyor?.. .HPlçel Milletvekili ve eski Kültür Bakanı Fikri Sağlar, TBMM Başkanhğı kanahyla Kültür Bakanı lstemihan Talay"a 7 soru yönelterek Koruma Kurullan'ndaki görevden alma kararlannm hangi gerekçelere dayandığını yazıh olarak yanıtlamasını istedi. 4- İstanbul 3 Numaralı Ku- rul'da 1992-1996 döneminde uygun görülmeyen ve Boğazi- çi'nde yapılaşma içeren imarta- lepleri bir süredir yeniden neden kurul gündemine alınıyor ve hangi gerekçeyle onaylanıyor? 5- Kurul Müdürü Bülent Bil- gin, bu yeni onay kararlannı y a- zarken. eski ret kararlanna de- ğınmeyerek usul hatası yaptığı halde, neden aynı kararlar da dı- ğerSlTTergibı durdurulmuyor? 6- Aynı kunıla yargı karany- la dönen eski Kurul Başkanı Prof. Dr. Afife Batur neden kı- sa sürede y en iden görev den alın- mıştır. Danıştay kararlannı Ba- tur ve Ekinci için sadece "bir- kaçhaftahğtna" uygulamak. hu- kuku "hileli yöntemle" işlevsiz kılmak demek değil mıdir?.. 7- 1995'teki Sanyer ve Bey- kozSlT kararlanna belcdiyele- nn açtığı da\a nedenıyle görü- şülemeyen "geçiş dönemi imar koşullan", şımdı bu dav alar red- dedildiğı içm yeniden kurul gün- demine gelmiştir. SİT karann- da imzası olan eski üyeleri ay- nı kuruldan bir kez daha uzak- laştirarak. bu hassas imar ko- şullannın yeni ve "tarafinızca atanmış" üyelerce belırlenme- sinden beklentiniz nedir?.. Suriçi Kurulu'nda operasyon CHP Içet Mıllervekili.TBMM Başkanlığı kanalıyla Kültür Ba- kanı lstemihan Talay" a bu soru- lan yöneltirken, Istanbul'da Su- riçi ve Beyoğlu bölgelerine ba- kan 7 Numaralı Koruma Kuru- lu Müdürü Nurhan Ercan'ın da Nevşehir Kurulu'na tayin edil- diği öğrenildi. Aynı kuruldan yine Talay ta- rafından geri alınan Prof. Dr. Zeynep Ahunbay'la birlikte 1995'teki Tarihi Yarımada SİT karannda da bilikte çahşan Nur- han Ercan. 1996 yılı mart ayın- daki ANAYOL dönemi operas- yonlarında ,\gâh Oktay Güner tarafından alınmış. ancak Da- nıştay "da açtığı davay ı kazanın- ca Talay döneminde görev e dön- müştü... Nurhan Ercan"ın Nevşehir"e atanmasıy la da, I Numaralı Ku- rul'da. 1995'teki SİT karan alan kadrodan hiç kimse kalmamış ol- du. Şimdi bu kurula. aynı böl- genin "Koruma İmar PlanlarT onay için gelecek... Sahnede gençlik ate kuyruklarda gençler KühürServisi-Amerika. Japonya \e Avustralyadan sonra Ingıltere'de de kapalı gişe oynayan "•Rent" (Kıra). son yıllann en başarılı mü- zıkallennden birı olarak ni- telendinlıyor. The New York Times gazetesine göre "•\rne- rikan müzikalinin geleceği- ne dair umut vcren". Rol- lıng Stone dergısıne göre "Broadvtay'i baştan yara- tan" müzıkalin sıın. genç- liğın ateşini sahneye taşıma- sı... "Herhangi bir gün de- gü.bugün'" sloganıylapıya- saya çıkan "Rent" müzika- linde, yaşadıklan anı hisset- meye çalışan, sonsuza dek genç kalacakmış gibi \ aşa- yan genç ınsanlann öyküsü anlatılıyor. "Rent'*in yaratıcısı Jonat- hanLarson'ın 1996'nmşu- batında müzıkalınin ilk kez sahnelenmesınden bır gece önce kalp yetmezlığınden ölmüş olması ıse trajik bir rastlantı olarak değerlendı- riyor Ironik ama, sonsuza dek genç kalmanın yolu. genç ölmek değil mi? Lar- son'ın ölümünden bu vana u Rent", önce Ne\\ York'ta. ar- dından Kuzey Amerıka'nın çe- şıtli kentlerinde, sonbaharda Ja- ponya ve ^ustralya'da. bu haf- tadan başlayarak da Londrada sahnelerde gençlik ateşı yakı- yor ve yaratıcısının adını tiyat- rolarda yaşatıyor. Broad^ayde sahnelendiğı ilk gece Tom Cnıise, Nicole Kid- man, Michelle PfeifTcr. Svlves- ter Stalkme. lsabella Rosselini gibı ünlü ısımler tarafından da ızlenenu Rent". Amerikan basi- nında da genış yankılar uyan- dırdı. Bugünedek 120 milyon do- • Amerika, Japonya ve Avustralya'dan sonra Ingiltere'de de sahnelenmeye başlanan "Rent", 1960'lann efsanevi müzikali "Hair" ile karşılaştınlıyor. Pulitzer ve Tony ödülleri kazanan müzikal, özellikle gençlerin ilgisini çekiyor. larlık bir hasılat elde eden mü- zikal. bir Pulitzer ödülünün ya- nı sıra o yılki Tony ödüllerinın pekçoğunukazandı. •*Rent". New Yorklu oyun ya- zan BiBy Aronson'm, Puceini'nin 1896 tarihlı ünlü operası u La Boheme"e çağdaş bır yorum ge- tırmek isteğini Jonathan Lar- «ion'a açmasıyla birlikte yaşa- ma geçmış... Ikili. 19. yüzyılın korkulu hastalığı tüberkülozun yerine AIDS'i koyarak. o gün- lerin bohem yaşantısına günümü- zün penceresinden bakarak ve olava biraz da rock'n roll ekle- yerek "La Boheme"i "Rent"e dönüştürmüşler. Aslında tstanbullu sanat- sev erler de " La Boheme"e getirilen çağdaş biryorumu, YektaKara'nınyönetmen- lığinde geçen y ıllarda İstan- bul Dev let Operasf nda iz- lemişlerdı. "Jonathan Larson,yeni bir Hair müzikali gerçek- leştirmekistedi" diyor Billy Aronson "Resfle ilgili ola- rak. 1967 yılının bu ünlü müzikali de tıpkı "Rest" gibi Manhattan'ın doğu ya- kasında geçiyordu. tkı mü- zikalın bir dığer ortak nok- tası da kendi kuşağmın ya- şamını. sorunlannı ve öf- kesini dile getirmek uğra- şı içinde olması. Sekiz kü- çük öykünün bırbıri içme geçmesiyle oluşan "Rent"te. yaratıcı bir fitm yapımcısı. çeşitli sorunlar- la boğuşan bır rock yıldı- zı. travesti birdavulcu, bir performans sanatçısı. ero- in bağımlısı birdansçı. bir av ukat. bir profesör ve on- lann evsahıbi gibı karakter- ler bulunuyor. Onlar. gençler neyaparsa on- lan yapıyorlarişte: Âşıkoluyor- lar. ayrılıyorlar, fılm yapmaya çalışıyorlar. ticarilığe karşı çı- kıyorlar. başanlı bir rock şarkı- sı yazma hayalleri kuruyorlar, sanat olaylan düzenliyorlar. dans ediyorlar... Yalnız aralarından birisi. AlDS'ten ölerek. yaşıtla- rına gerçek yaşamın kapılannı aralıyor. 20 dolarlık bıletlerine karşın özellikle gençlerin ılgisi- nı çeken "Rent", yönetmenı Mic- haelGriefe göre "Izleyiciyigenç- liğine götürüyor, geçmişteki ha- yaUerine görüriiyor.." Piyanist Tuna Ötenel yeni albümünü tamamladı • Kültür Servisi - Geçen ocak ayında Paris'in ünlü caz kulübü Le Petit Opportu'da verdiği üç konsenn ardından. bir kez daha Pans'e davet edılen piyanist Tuna Ötenel. yurtdişındakı zamanının büyük bir bölümünü yeni albümünün çalışmalarma ayırdı ve 2K Denizcılik Şirketi sponsorluğunda albümünün kayıtlannı tamamladı.Sanatçıya 'L'ecume de Vian' adlı yeni albümünde. Mıles Davıs (bas). Pierre Michelot (da\ul) ve Philıppe Combelle (alto saksofon) eşlik etti. Fransızca Tiyatro Festivaö başhyor • Kültür Servisi - İstanbul Kültür Merkezi tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen Uluslararası Ortaöğretım Fransızca Tiyatro Festivalı, 15-19 Mayıs tarihleri arasında Ozel Saint Michel Lisesi'nde gerçekleştirilecek. Türkiye'de ve dünyadaki Fransızca eğitim \eren bütün hselere açık olan festivale, bu yıl yurtıçınden 12 lise, yurtdışından ise Belçika. Fransa. Italya ve Lübnan'dan öğrenciler katilacak. (0 216-342 64 13) 'Kamyon' BBT Sahnesi'nde • Kültür Servisi - Bakırköy Belediye Tiyatrosu'nun. oyunlannı sahnelediği Yunus Emre Kültür Merkezi. 10 Mayıs'a dek 'Kamyon" adlı oyunuyla İstanbul Dev let Tiyatrosu'nu konuk edecek. Memet Baydur'un vazdığı 'Kamyon'u Osman Wöber yönetiyor. 1. ULUSLARARASI KUKLA FESTİVALİ BLGUN • Hadi Çaman Tiyatrosu'nda saat 15.00"te "Şamanizm ve Kukla" konulu söyleşi, saat 14.00'te Show Tiyatro'nun sergııeyeceği o^un izlenebilir. • Topkapı Sergi Sarayi'nda 'Karagöz Figürleri" sergisi izleyicilerin beğenisine sunuluyor. Kenter Tiyatrosu'nda MÜ Dekor Bölümü'nün kukla sergisi yer alıyor. • Şehir Müzesi'nde 19. ve 20. yy'da Halk Tiyatrosu konulu sergı gezilebilir. YARIN • Hadi Çaman Tiyatrosu'nda saat 11.00'de Tiyatro Fora'nın sergileyeceği oyun. saat 15.00'te "Kukla ve Tiyatro' konulu söyleşi yer alıyor. • Topkapı Sarayf nda Karagöz Figürleri sergisi izlenebilir. • Kenter Tiyatrosu'nda MÜ Dekor Bölümü kukla sergısi, saat 20.30'da Çadır Hayal Grubu'nun sergileyeceği oyun. izleyicilerin beğenisine sunuluyor. • Şehir Müzesi'nde 19 ve 20. yy'da 'Halk Tiyatrosu' konulu sergi görülebilir.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog