Bugünden 1930'a 5,439,041 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 30 MAYIS 1998 CUMARTESİ A HABERLER ' Öğretim üyeleri ve avukatlar, tutuklulara işkence yapılması üzerine, öğrencilerin yanında olduklarını bir bildiri ile ulusa duyurdu Devrimcilere akademik destek CUMARTESİ Olaylar üzerine beş günden bu yana toplantı halinde olan CHP Parti Mecli- sı'ııde CHP Genel Başkanı tsmet Inönu. 16 Ocak 1969 Perşembe günü yaptığı konuşmadagençlikhakkmdaözeileşun- lan sö> ler *Gençlik meseteleri siyasi tar- nşmalanmızda yerini ön planda muha- faza etmektedir. Gençlik arasında en çok kullanılan. "bağımsızlık' ve 'anti- em- peryalist" silahlandır. Bu polrtika. siyasi hayatın dış politika alanına değinir. Dış politikada uyuşmazlık halinde bulundu- ğumuz çevreler. bizi, dış politika alanın- da istedikleri >ola sürüklemek için veva kendi enıellerine karşı bizi zayıf düşür- mek için bize karşı mücadele ederken, en sonbukiuklançare. •bağımsızlık' ve an- ti-emperyalızrrf mücadelesidir. Bunu. Birleşik Âmerika'ya karşı mücadelenin ifadesi sayarlar. Biz hağınısıziık savaşım ve anti-emperyalist mücadekyi milli kur- tuluşsavaşlany la \ ermişizdir. Oradan ge- len bir parfiy i/. Biz. milli mücadelede an- ti-emperyalist mücadele yaparken de müttcfik aramıştık. Muharebe > aparken Ruşlaria müttefik idik. Şimdi \meri- ka'ya karşı diışnıanlık ilan edilirken. bu- nun tabii bir neticesi. başka hazııiıklara siiriiklenmeklir. Dış politika ile emniyet mülahazalanvla. gözü kapalı oynana- maz. Dış pplitikada. türlü ihtimaller için- de politikamızı tespit etmişizdir: \A- TO'da kalacağız'. "Sovyetler Bırlığı ile Bırle>ik Amerika'va karşı düşmanlık po- lıtıkası takipetmeyeceğız." Birleşik \me- rika ve Sovyet Rusva. birbirlernle nük- leersavaşa ruruşmamayı. bütün taahhüt- lerin üstünde. birer dikkat tnesdesi sav- mışlardır. Bu dikkat onlariçin, bütün ta- ahhüüerinin üstünde göriilüyor. Bu şart- larkarşısuıda gözü kapalıolmama>a dik- kat ediyoruz. 'Hiçbır devlete düşmanlık gösterme- yeceğız'sözünü.Sovyetler Birligi ile Bir- leşik Amerika'nın yetkililerine temasla- nnıda anlatmışınıdır ve kabul ettirmi- şimdir. Bu dış politikavL Birleşik Amert- ka"> a ve Sovyet Rusva'ya kabul efh'riyo- rum. memleket içinde de güçlüğe uğra- mı>orum. Son ifrat cereyanlan. benim için güçlük değildir. Bunlann güçlükleri, nıasunı telakki edilip. başka maksatlara alet olmaları ihtimalindedir. Sovvetler Birüği ile Amerika arasında ihûyatsız bir sjvasetle. bizinı aleyhimizeortam yaratıl- masından daima endişe ederim. Çünkü, .yRka/ıda beürtüğiıi) gibi, bu ikisi arasın- da, bir \esilc ile tutuşmamak fikri esas- ar. Ve birbirleriyle tutuşmamak için, baş- ka taahhüdtrinin yanında, bu iki devle- tin özel dikkatleri vardır." Ana muhalefet partısı lıden İnönü. oiaya karşı tepkisını böyle dıle getinrken OÖTÜ Dırenış Komitesi de. 20 Ocak Pazartesı günü. arkadaşlanmn savunul- ması ıçın Türkiye'de bulunan bütün av u- katlara bırçağnda biılunur ve başta An- kara ve Istanbul olmak üzere yurdun çe- şıtlı ıllennde bulunan avukatlara l.(K)0 mektup gönderir. Bu arada panılı üyeler arasında bulu- nan av ukatlann da bu kampanyaya katıl- malannı ıstemek üzere öğrencıler TİP Genel Merkezf negıder. TlPGenel Baş- kan Mehmet Alı Aybar, bu konuda şun- lan anlatmıştır: "Amerikan elçisi Kom- mer'in arabası yakıldıktan sonra da, ge- ne Orta Doğu'lu bir grup ögrend parti- ye gelerek kendilerine avııkat konusunda yardımcıolınamıistemişlerdi. Partiliavu- kat arkadaşlara rica edeceğimi söy ledik- ten sonra, 'Araba yakmak doğru bir ha- reket değıl. Böyle hareketler şıddetı, şid- det de faşızmı getinr. Ben olsam arabayı yakmaz: rektörle yemek yerken Komer"e. siz bizım davet- lımiz değilsinız: birelçinin davetsiz mı- safir olamayacağını elbet takdir edersı- niz. Ya da Komer'in üniversiteye gelişini. üniversiteyi topluca terk etmek suretıy- le protesto edebilırdiniz' dedim. Partiü avukatlan tek tek tanımıyorum. tsimle- rini ü\e listesinden çıkararak. \ardımcı olmalan için çağnda bulunacağunr TİP milletvekıliennden Prof Sadun Arenile TİP Merkez Yürütme Kurulu ü\e>ı \e Hukuk Bürosu Sekreteri Av. Rauf Ça- a'u dönemde olağanüstü toplantılar yapan CHP Parti Meclisi'nde CHP Genel Başkanı ismet İnönü, gençlik.. olaylarının siyasette her şeyin önüne geçtiğini söyler. Ülkenin bağımsızlık ve emperyalizme karşı kurtuluş savaşını çoktan verdiğini vurgulayan İnönü, ABD ile Rusya'nın özel çıkarları nedeniyle birbirleriyle değil diğer ülkeler arenasında karşı karşıya geldiklerini anlatır. Her şeye karşın ABD ve Sovyetler Birliği'ne karşı dostluk politikalarını sürdüreceklerini yineleyen İnönü, 'gençlerin bazı maksatlara alet olduklarının' altını çizer. ABD Bü> ükelçisi Commer'in otomobilini \akmaktan aranan öğrenci tideri Sinan Cemgil, Orta Doğu Teknik L'ni>ersitesi"nde forum \e ejlemlere katılır. pan. yardımcı olmak amacıvla tutuklu bulunan öğrencileri. Ankara Merkez Ce- zae\ı'nde znaret eder. ARANANLARI ARKADASLARI SAKLIYOR ODTL'nün tatıl olması nedenıyle ba- zı i>ğrenciler, Türkıye'nin değışik bol- gelerıne gider. Konıer'iıı otomobilini yaktıklan gerekçesıy le arananlardan tr- fan Lçar ile Ra.->ıh L'la^ Bardakçı. Akın Atauz"un ailesınin; Sınan da Güvenlik Caddesi'nde İdarı İiımler Fakültesı ög- rencisı Fe\ zı 'nın c\ inde kalır. Sinan. es- kı TK.P"lilerın kamutlaj geleneklerinı yansıimak anıacıyla şakayla da olsa sak- landığı bu süre içinde kendisıne vapıştır- ma bir bıyık takar. Akın Atauz'un baba- sı K.emal Be\ ile eşi Hunye Hanım. Ir- fan L'çar ile Rasıh Ulaş Bardakçı \ ı Anıttepo'dekı e\ lennde birkaç gün misa- tir eder. ODTL de oğrencı olan Gazıan- teplı Ihsan Ata Yav uz. daha sonra. Rasıh Ulaş Bardakı,! ile lıfan Uçar'ı Gazıan- tep'e gotürür Ulaş Bardakçı. Gaziantep TİP Gençlik Kolu Başkanı olan Ercan Kanar ile Gaziantep'in merkez köyleri- m dolaşarak köylülere antı-emperyalist bılinç \ermeve çalışır. Daha sonra. Ai- paslan Özdoğan. ODTÜ öğrencılerinin çıkarttıklan dergi ve broşürlen Gazian- tep'e getirir Komer'in otomobilini yak- tıklan gerekçesiyle aranan ögrencıler- den Mustafa Taylan Özgür ile Ibrahim Seven. tstanbul'a gider. Mehdi Beşpı- nar'ın doktor kay ınpederinin e\ inde bir- kaç gün kalır. Daha sonra. Halil Çelimli, Yusuf Aslan ile buluşarak Taylan Öz- gür ün anneannesınin Yalo\a'dakı evin- de birkaç gün kalır. ardından. ODTÜ'den bir arkadaşlanmn otonıobilıyle Amas- ya'ya gider ODTÜ SFK'nın eskı baş- kanlanndan Kamuran Bekir Harputlu. ODTL'de fotoğrafçılık \apan Amasya- lı Coşkun Eroğlu ile TÎP'ten Amasya mılletvekıli adayı olmuş. çevresinde 'Ga>Tir İmam" lakabıyla tanınan Amas- yalı Naci Eren'in yardımıyla Amas- ya'nın bir köyünde yaklaşık 10 gün ka- dar kalan 'Komerzedeler' daha sonra Ankaraya geri döner. Amasva'dan An- kara'ya dönenler. "Nerede teslim ola- lım?" diye. SBF'den bir ıki arkadaşlan- mn da katıldığı bir toplantı yapar Bir kısmı SBF'de, bir kısmıODTU'deteslim olunması konusanda göriiş bildınr So- nuçta. "CMa> ODTL'de geçmiştir. Ara- nanlardaODlC öörencisidir.ODTUeğ- rencisinin sıcak desteğinede sahibiz" dc- nılerek ODTL de ieslım olunmasına ka- rarvenlır. ÖĞRENCİLER TESLİM OLUYOR 10 Ocak gunü derslere ara \enlen OD- TL. 24 Ocak 1969 Cuma günü sabahı öğretime başlar Bırincı dersten sonra boykot oylama.sı yapmak için amfîlere gıren öğrencıler. birmüddet sonra. ABD Elçisi Komer'in arabasını yaktıklan ge- rekçesı ile haklarında gıyabi tutuklama kararı venlıp 18 günden ben aranmakta olan 7 arkadaşlanmn geldigıni vetören- le teslim olmak istediklerini öğrenir. Amfilen boşaltıp rektörlük binası önün- detoplanan kalabalık biröğrencı grubu. 'Dağ başını duman almış' marşını söy- lerken aranan 7 kişı de rektörlüğün önü- ne gelir. 7 öğrencinin gelişlerinı arka- daşları uzun uzun alkışlar \e "Devrinı- cüer çok yaşa" diye bağınr. Kalabalık. daha sonra. "Halk, işçi. gençök devrim yapacak/ Bize Amerika, büze \merika se- lam duracak / Tanklanvla toplany la gel- seier dahi / Bağunsız olacak Türk'ün üi- kesi" şeklinde başlayan marşi söyler. Bu arada bir öğrenci. arkadaşlanmn omuz- lanna çıkarak. rektörlük bınasının duva- nna. büyük harflerle 'Be>ı azSara>' diye yazar. Rektörlük önündeki direkte asılı duran 'Orta Doğu' flamasını indıren öğ- renciler. ıdareden bir Türk bayragı ıster ve Istiklal Marşı söyleyerek bayrağı di- reğe çeker. 'VTetnam'1 adlı bir oyun. Is- tanbul'dan gelen De\ nnıcı Tıyatro Gı a- bu tarafından oynanır. Bu aıada. enıpcr- yalizmitemsılenbırtahtakıratıleAme- rikan bayrağı yakılır. Gösterılerin ardııı- dan bir kısım öğrencılerle tutuklanan öğ- renciler. yaptıklan konuşmada. Ko- mer'in arabasının yakılmasını'kurtuluş sa\aşımıan ilk meşalesi' olarak nıteler. Halıl Çelimli. yaptığı kısa konuşmada. "Halk bizi desteklemektedir" der. Çe- lımiı, yapuji-konuşmadan sonra. "Yeni Harman'isimliİıgara paketini. arkadaş- J^pna ıçmeleri ıçjn atar. Konuşmalarda Rektör Kurdaş ve ABD'yi protesto eden öğrenciler, tutuklananlan. 'şerefli dava- nın kahramanlan' diye tanıtır. Öğrencı- ler daha sonra. davul zurnaçalarak folk- lor göstenlen yapar. Öğrencıler, sonun- da. "BağımsızTürki\e''diye bağırarak 7 kişiyı bir mınibüse bındinr. Kapıda bek- leyen jandarma kumandanlan. emnıyet müdürü ve polislenn refakatı ile adlıye- ye gelen Yusuf Aslan. Mustafa Taylan Özgür, Mustafa Akgül. İbrahım Seven, Halil Çelimli. lrfan Uçar ve Coşkun Eroğlu. savcıya teslim olur. ÖĞRETJM ÜYELERİ BİLDİRİ YAYIMLIYOR Komer'in otomobilini yakanlara ka- muoyunun çeşitli kesimlerinden de des- tek gelır. 5 profesör. 6 doçent. 21 asıstan ile 29 avukat. ABD Büyükelçisı Ko- mer'in arabasının yakılmasından sonra meydana gelen olayiar hakkındaki gö- rüşlennı. 25 Ocak 1969 Cumartesı gü- nü, 'Türkkamuoyuna'başlığıaltında bir bıldinyleaçıklar. Prof. FehmiYavuz,Ca- hit Talas. Mehmet Cönlübol, Nermin Abadan. Muammer Aksoy. Doçent Miimtaz Soysal, Tuncer Bulutay, Cevat Geray, Türkkaya Ataöv, Üren Arsan, Er- alp6zgenıle21 asıstan. 29 avukatınim- zasi bulunan bıldirı özetle şöyledır: "ABD Bü>ükelçisi Komer'in CIA ajan- bğı görevinde bulunduğu ve \ iemam'da vatanını emperyalistkre karşı savunan haJkın yokedilmesi amacındaki birörgü- tü y öncttiği yolunda. tekzip edilmemiş ya- yınlar üzerine, büvükelçinin Türkiye'ye atandığı günden ben olağan bir tepki gös- teren y urtsever Türk gençliği. üniversite idarecileri taraftndan > önetmeliklere, ka- nunlara ve nornıal manrık ve sağduvu kurallanna ay kın olarak v ahinı sonuçlar doğurabilecek ulaylann içine itilmiş ve Türk kamuoyunda bu gençlerin suçlan- malanna vol açılmışhr. Sınav lann haşla- yacağı bir sırada, tutuklannıış olnıa yü- zünden esasen büyük sıkıntılara kada- uan öğrendierin.tutuklananlan ıııalıkı- melerin sorumluluğu ve teminah allına almış olan Anavasamn 30. maddesine rağmen. bir de Anayasanın 14. maddesi- ne açıkça av kın olarak cezaevinde öldü- resivc dövülmeleri. hukuk duygumuzu ve hukuk dev letine olan inancı derinden yaralanıışür. Adaletfikrincbüyük biriç- tenlikle bağlı ve saygılı olan bizlcr. bu öğ- rencilere karşı takınılan hukukdışı tavır- lann derhal düzeltilmesini bekkr. adale- tin gerçekJeşmvsi için gerekli işlemlerin bir an önce tamamlanacağına inandığı- mızı Türk kamuoy una duyururuz." Öğrencıler. tutuklanan 14 genç ıçın yardım kampanyası açar. Toplanan para. 28 Ocak 1969 Salı günü götürülerek ce- zacv inde tutuklu bulunan arkadaşlanna verilir. Komer'ın otomobilini yaktıklan gerekçesiyle TCK'nın 128 2. maddesi- ne göre haklannda dav^a açılarak tutuk- lanan öğrencıler. 12 Mart Çar>amba gü- nü. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkeme- sı'ndeyapılanduru^malansonundatah- lıye edılir. 'Komerzedeler'in tahliyesi. ODTÜ'de şenliklerle kutlanır. Öğrenci- ler. bu arada arkadaşlanmn tahliyesi şe- refıne ünıversıtedekı Koç Yurduna. Is- tanbul'daki Kanlı Pazar olayian şehidi .AüTurgut Avtaç'ın adını vermeyi de ka- rarlaştınr. Komerzedelerin tahlıyesiyle ılgılı olarak öğrenciler şenlik düzenler. Öğrenciler, gece üniversite ve yurtlann bahçelennde ateş yakarak etrafında eğ- lenir Şenlık. 13 Mart Perşembe günü de devam eder. Üniversite içinde bir yürüyüş yapan öğrencıler. daha sonra Komer'in arabasının yakıldığı yer olan rektörlüğün önünde davul zurna çal- dırarak ovun oynarlar. Sürecek TIRNOKTASIIOKAL ÇALIŞLAR Şehir dışında ve sürekli hareket ha- linde olduğum için, Milli Güvenlik Ku- rulu'nda "Susurluk" konusunun ilk kez • ele alınmasının önemini vurgulama ' olanağı bulamadım. ilk kez dıyorum, " çünkü şimdiye kadarki MGK toplantı- ' ları sonrası Susurluk konusunda bir açıklama yaptlmamıştı. Hatta Başba- kan Mesırt Yılmaz, Susurluk Komis- ' yonu Başkanı Mehmet Elkatmış'ın bir sorusuna verdiği cevapta, bu ko- nunun MGK'nın gündeminde hıç yer '. aimadığını belirtmiştı. Susurlukun MGK'de nasıl ele alın- . dığı da doğrusu merak konusu. Baş- : .bakan Yardımcısı Bülent Ecevit. ko- ^.. Ruyu Başbakan Mesut Yılmazın gün- .deme getırdiğını belirtti. Benzer bir .-.^çıklamayı da Mesut Yılmaz yaptı. ~rı Başbakan Mesut Yılmaz, yine MGK Joplantısının ardından, halen Jandar- ma'da görevli Cengiz Ersever'ın or- •:,fliuyla ilışiğinin kesildiğinin, kendisine ' •..Genelkurmay Başkanı Karadayı tara- ,,fından bıldirildiğıni belirtti. Susurluk'un MGK'nin gündemine Susurluk MGK'de" Ne Anlama Geliyor? girmemesi, zaten herkesin dikkatini çekiyordu. Güvenlikle ilgili üst düzey bütün yonetıciler MGK içındeydi, ora- da yapılacak bir ışbirlıği ve değerlen- dirme bir başlangıç sayılabilirdi. Ne hikmetse, 3 Kasım 1996 tarihinden Mayıs 1998 sonuna kadar 1.5 yıldan fazla bir süre Susurluk, MGK'nin ilgi- sinı çekmemiştı. 0 zaman ak/llara şu soru gelebılirdı: Devletin üst duzey so- rumlulan devlet ıçindekı çeteleşmeyi acaba önemsemiyorlar mıydı? Şimdi yenı bir durumla karşı karşı- yayız. Akın Birdal suikastı sonrası gü- venlik guçlerı, sanınm hükümetin de gayretiyleönemli birneticealdılar. Su- ikastı bir ölçüde aydınlattılar. Hâlâ dev- let içinde bu tür faaliyetlere girişenle- rin variığı bir kez daha kanıtlandı. Da- ha da önemlısı, Yeşil'le ilgili ortaya çı- kan tablo. Mesut Yılmaz, "Diğer kamu kuru- luşlan da yardımcı olursa Yeşil'iyaka- layabiliriz"öed\. Içişleri Bakanı Başes- gioğlu da benzer bir açıklama yaptı. Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki hükü- met, sorunun çozümü için. yetennce destek bulamadığından yakınıyor. Ka- mu kuruluşlarının ve toplumun deste- ğini istiyor. Kamu kuruluşlarının bJ so- runun çözümüne yeterince destek vermediğinın hükümet tarafından ima edilmesi dikkat çekicı. Belkı de MGK'deki kararın bu açıdan onemli olduğu söylenebilir. Çünkü orada as- ker ve sıvil üst düzey yöneticıleryer alı- yor. Onlar, bu işin üstüne gidılmelıdir, diye karar veriyorlar. Geç bir karar ol- duğu doğru. Geç de olsa böyle bir it- tifakın oluşması, yeni gelişmelere ka- pı açabilir. ••• Yeşil'in geçmişte, devlet içindekı çe- teleşmede aktif bir rol oynadığı, Gü- neydoğu'da, ömeğin Tunceli'de CHP Genel Sekreter Yardımcısı Sinan Yer- likaya'yıtehditettiğibilinenbirgerçek. Yeriikaya, Yeşil'in Tunceli'nin bir ilçe- sınde emnıyet amiri kottuğunda ken- disıni öldüreceğini söylediğıni açıkla- mıştı. Yeşıl, hangi güce dayanarak, o koltuğa oturabilmişti? Kimse bu soru- nun üzerine gıtmedi. Belki MGK'deki bu göruşmeden sonra bu noktada ay- dınlanabıliriz. Dunku gazetelerde, Yeşii'in çeşitli tarıhlerde telefonla hangi kişi ve kuru- luşlaıia konuştuğunun listesi yer aldı. Bu lıstede çok sayıda üst düzey gü- venlik kurumlarının yanı sıra Antalya il Jandarma Komutanlığı, Iğdır Emniyet Müdürlüğü, OHAL Bölge Valiliği, MİT Müsteşarlığı, DYP ve ANAP Bingöl ıl başkanlıkları, RP Ankara l\ Başkanlığı, Jandarma Asayiş Komutanlığı yer alı- yor. Liste uzun, bunların hepsi telefon kayıtlarından saptanıyor. Yeşil'in defalarca tehdit ettiği CHP yöneticisi Yerlikaya ise Yeşil'in oldürü- lebileceğine veya yurtdışına kaçınlabi- leceğine dikkat çekiyor. Bütün bu manzara, devlet içindeki çeteteşmenin hâlâ çok ciddi boyutlarda olduğunu gözler önüne seriyor. Eğer bugün Ye- şıl hâlâ yakalanamıyorsa, onu koru- yan bazı güçlerin sayesindedir. Gü- venlik güçlerinin en etkin olduğu bir dönemdeyiz. Böyle bir dönemde, adı sanı, ilişkileri belli bir kişi. suikastlar planlayıp ülkenin başkentinde cirit ata- biliyorsa. durumun hâlâ vahim olduğu ortaya çıkıyor. Güvenlik güçlerı Birdal sanıklannı yakalayarak önemli bir kapıyı araladı- lar. Şimdi Susurluk'un derınlerine ine- bilmek için koşullar daha elverişli. Mil- li Güvenlik Kurulu'nda bu konunun ar- tık ele alınacak bir noktaya gelmesi de yenı birgelişmenin işareti. Devletin si- vıl ve askergüçleri. bakarsınız birlıkte hareket ederek sorunun çözümüne yonelık adımlar atabılirler. Yüzüme, inanmaz gözlerle baktığınızı görür gibi oluyorum. En azından bız böyle ol- masını dilıyoruz. ATAOLBEHRAMOĞLU Gerçeklik Duygusunun Kaybolması Sankı bir film izlıyoruz. Akın Birdal'ın ölümle sa- vaşımınıTVkanallanndabirfılmdegibı izledik... Su- ıkastçılar umulmadık bıçimde yakalandılar. Sonra onları ızlemeye başladık. Adamlar, soğukkanhlıkla bi- le değil, vurdumduymazlıkla, sankı Akın Birdal'a ateş edenler kendilerı değıl de başkalanymış gıbi. olay ye- rınde suikastı anlatıyorlar... Pişmanlık yok, telaş ya da uzuntü yok. herhangı bir duygu yok... Buna sı- nema demek bile güç... Ruhsuz. cansız bir oyun mekanik biçımde kurgulanmış, ızleyicılerle alay edi- lircesıne oynanıyor... Son zamanlann moda sözcü- ğüyle "sanal" bir şey bu. hakikat değil... Oysa söz konusu olan, hayatımız, hayatlarımız... • • • Başbakan bir TV programında açıklamada bulu- nuyor. Akın Birdal'ın vurulması emrinı bızzat "Ve- ş//"in verdiğini bildirıyor... "Veş/nnyerı bilinmekteve yakalanması ıçın çalışmalar sünmekteymiş. Ama ve- receği onemli bılgiler nedeniyle bu kişinin sağ ele ge- çirilmesı çok onemliymiş... Başbakan bu açıklama- ları neden resmi bir bıldırım olarak değil de bir TV programı aracıltğıyla yapıyor? Çünku o da sanki bu filmin bir parçası... Filmde kendisine bu rol verilmiş, onu oynuyor... Sankı "sanal" bir başbakan... • • • Ertesı gun gazetelerde suikast emnni çek-senet tahsilatçısı. MÎT ajanı olduğu ıleri sürülen Semih Tu- fan Güraltay adlı bınnın verdiğini okuyoruz... Bılgı- lerden hangısı doğru? Ya da doğruyu nereden, kım- den, nasıl oğreneceğız? Başbakan önce. suikastın bir iç hesaplaşma olduğunu ılerı sürmüştü... Sanık- lar ele geçirıldikten sonra, bunun onları yanıltmaya yönelik bir aldatmaca olduğunu ımaetti... Bir an, bu son söyledığinın gerçeklığıne ınansak bıle, dünya- da, bir başka ulkede, boyle bir şeyin örneği var mı- dır? Bir başbakan böyle bir "oyun "da bu kadar kü- çük bir "rol" ustlenebilir mi? Yine gazeteterden oku- yoruz: "Yılmaz MGK'de konunun gündeme geldi- ğinı ve üzerine gidilmesi karannı çıkarttıklannı be- lirtti... " Demek kı konu MGK'de gündeme gelmese ve üzerine gidilme kararı çıkmasa, üzerine gidile- meyecek... O zaman. "tetikçı" denilen kışilerin ruh- suzluğu, pervasızlığı, vurdumduymazlığı anlaşılıyor... Onlar "film"\n ve "ro/"lerinın farkındalar... Alay edi- lenler ıse bız "iz!eyıci"\er\z.. Oysa söz konusu olan, "sanal" bir şey değil, hayatımız. hayatlarımız... • • • Akın Birdal suikastının perde arkası aydınlatılacak mı? "Tetikçı"denilen katillerışledıkleri suça Ceza Ya- sası'nın ongördüğü cezaya çarptınlıp bu cezayı çe- kecekler mi? "Yeşil" kod adlı kişi yakaianıp yargıç onune çıkarılacak mı? Çek-şenet tahsilatçısı Güral- tay ele geçırılebılecek mı? Ülkucü - tarikat - mafya - MİT - JİTEM vb. vb. vb.. bağlantıları ve bütün bun- ların devletle, kara parayla, uyuşturucu tıcaretiyle. "Susurluk"Xar\ bu yana ortaya dökülen binbir pislik- le iiışkısi aydınlatılıp üzerine gıdılebılecek mi?.. Bu- gur, Türkiye'de hıç kimsenin bu sorulara olumlu an- lamda mandıncı bir yanıt verebileceğıni sanmıyo- rum... Çünkü "gerçeklik" duygusu bu toplumdan gıttikçe uzaklaşıyor.. .Çünkü sadecebunlar değil, fa- kat bunlann sonucunda her şey, günlük yaşamlan- mız, tum insanca ilişkılerimiz de içinde olmak üzere her şey, ruhsuz ve mekanik bıçimde kurgulanmış bir film ya da oyunda gibi silikleşiyor, sanallaşıyor, ger- çek olma özelliğini yitiriyor... ••• Oysa söz konusu olan, hayatımız, hayatlarımız... Bunun da ötesinde. ülkemizin hayatı... Eğertoplu- ma gerçeklik duygusu yeniden kazandırılamazsa, tek tek her bireyde ve toplumun bütününde gerçek- lik duygusu, insanca değeriere olan inanç, güven canlandırılıp güçlendirılemezse, Türkiye Çumhuri- yeti'nın bir "mafya cumhuriyeti"r\e dönüştüğü ger- çeğini er geç kabul etmek zorunda kalacağız demektır... Metin Göktepe'nin mezanna sahhn Gözaltında dövülerek öldürülen gazeteei Metin Göktepe'nin Esenler'dekî mezan önceki akşam kimliği henüz bdirsiz kişilerce tahrip edikli. Saldırganlar, Göktepe için dikilen anıtın üzerine tehdit ve küfîir yazılı kâğıdar bıraktı. Göktepe'nin Abşalanı Kemer Mezarlığı'ndaki mezanna Göktepe'nin arudnı yıkan, mezar taşıru parçalayan. kabrindeki çicekieri >olan ve ailesi taraftndan dikilen çam ağacını yıkan saldırganlar, me/arın üstüne "Mezan Pazar gününe kadar kaldırmazsanız. biz kaldıracağız. Sana öbür tarafta da rahat yok. Sıra senin gibi olanlara da gelecek*' sözlerinin yer aldığı İMUK imzalı küfîir ve tehdit dohı 5 a>ti kâğıt parçası bırakü. Mezarük bekçisi İlhan Sezgin, Kemer Mezarlığfnı en son önceki akşam saat 20.00'de konrrol ettiğini belirtirken, güvenlik güçleri anıtta inceleme yaparak parmak izi aldı. Saldınnın duyulmasının ardından mezarlığa gelen Göktepe'nin kardeşleri gözyaşlanna boğuldu. EMEP Genel Başkan Yardımcısı Muhammed Uludağ. Göktepe'nin mezan önünde bugün saat 12.00'de kitlesel bir açıklama yapılacağını söyledi. TGC Genel Sekreteri Turgay Olcayto da yaptığt açıklamada, çirldn saldınyı kınadıklannı belirterek, "Emeğinden başka seneti olmayan aydınlık. özgür düşünceli insanlann bırakın dirisini. ölüsünü bile koruvamıvorsak, bu üikede hukukun üsrünlüğünden. demokrasidcn nasıl söz edeceğiz* dedi. (Fotograf: ALPER TURGUT)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog