Bugünden 1930'a 5,440,253 adet makale



Katalog


«
»

3 MAYIS 1998 PAZAR CUMHURİYET 15 Polis-YobazYen Kadıköy'de Ziraat Bankası'nın önü. Tarih:29Nisan1998. Saat: 08.30... Banka önünde duran taksinin şoförü sakalı, sanğı, cübbesi ve sair aksesuvarianyla tam bir yobaz... Hemen yanı başında da 34 A 5744 plakah trafık ekip otosu... Ve vatandaş Gündüz Özatalay'ın, kılık-kıyafet yasası ile ilgili demeçleri ve genelgeleri anımsayıp, kolunda dört çizgi bulunan polise "motorize yobaz" hakkında yaptığı başvuru üzerine polisin söyledikleri: - Kanunlar müsait değil efendim. Antimedya Küçük, kaçık, bağımsız haftalık dergi Antimedya üç yılı geride bırakırken fiyatı 100 bin lira oldu. "Metin'e Mektuplar" köşesine bile yansımış 25 bin liralık artış: "Umanz, tasarruf tedbirleri içinde ilk sırada Antimedya olmaz, tiraj düşmez." Antimedya alalım, bağımsızlıktan vazgeçmeyelim. Ö M Ü R I L I K Iktidann TESTlSi kırılmış; İKTİDARSIZIığın nedeni belli oluyor! Ömür E. Kurum Elektrorük posta: Deniz.Someraksrtetcom Tel: 0.212.512 05 05 Faks: 0.212.512 44 97 - Işçi Bayramt'nda bir grup olay çıkartmış... "Işsizlerden başka ne beklenirdi ki!" kullardaki şeriatçı kadrolar konusunda bu köşede yayımlanan onca yazıdan sonra Milli Eğitım Bakanı Hikmet Uluğbay'dan olmasa da bakanlığın basın ve halkla iliş- kiler müşavirliğinden ses çıktı. "Şeriatçı öğretmen- lere moral" deyince bakan müşavirinden açıklama geldi: "Yazınıza konu olan Mustafa Kıyak'ın Bilecık'in Bozüyük ilçesindeki Ertuğrul Gazi llköğretım Oku- lu'na müdür olarak atanması, Sayın Milli Eğitim 8a- kanımızın tercihi ya da tasarrufu ile değil, komisyon değerlendirmesi sonucu Bilecik Valiliği'nin onayı ile olmuştur. Okul müdürlüğü içın yazınızda görevden alındığı ıfade edilen müdür vekili yanı sıra Mustafa Kıyak da başvuruda bulunmuş, bu başvurular Bile- cik Milli Eğitim Müdürlüğü'ndeki komisyonda değer- lendirilmiş, Mustafa Kıyak'ın diğer adaylara göre hizmet puanının daha yüksek olmasından ötürü Va- lilik tarafından bu kişinin atanmasına onay verilmiş- Selamünaleyküm tir. Mustafa Kıyak, yeni görevine henüz başlatılma- mıştır. Ayrıca söz konusu kişi ile ilgili olarak somut bilgi ve belgeler Bakanlığımıza ulaştırılırsa, gereken inceleme ya da soruşturma yapılacaktır." Somut bilgi 23 Şubat 1997'de bu köşede vardı. O sırada Milli Eğitim Bakanı olan ve "Atatürkçülü- ğü" kimselere bırakmayan Mehmet Sağlam'ın ku- laklarını çmlatarak, Akpınar köyündeki ilkokulun mü- dürü Mustafa Kıyak'ın eşine-dostuna, amirine-mü- dürüne gönderdiği bayram kartını yayımlamıştık: "Selamünaleyküm işte bir Ramazan Bayramına daha kavuştuk. Ce- nabı Hak bizleri Ramazanları idrak edenlerden. her nefesinde Hak davası güdenlerden eylesin! Ömür dediğin ne ki? 'Yaradandan ötürü yaradıla- nı hoş gör'müyorsan, sadece dünyalık peşinde ko- şup kazancından ahiret için aytrmamışsan. musal- la taşında imamın 'merhumu nasıl bilirdiniz' soru- suna cemaatin 'iyi bilirdik' demesi de boş. Yazılana cevap vermiyorsan, selama mukabele etmiyorsan, gönül yıkmak yerine gönül kazanmı- yorsan, sıla-i rahm... yapmıyorsan, ne diyebilirim mi... Allah hakkımızda hayırlısını versin! Versin de kul da biraz gayret göstersin. Değil mi? Sabah evden müslüman çıkıp akşam eve müslüman dönmeyi, Yunus'un milyonda bir derecesinde Allah aşkıyla yanmayı, bu fitne fesat bolluğunda lslam ile uyan- mayı, 'sıksan şüheda fışkıracak olan toprağın altın- da yatanı' tanımayı, mahşer günü habibinin şefaatiy- le boyanmayı nasip eyle ya Rabbi! Amin." Sayın Bakan, somut belge anyorsa... Bir zahmet, Bilecik Bozüyük'te yoldan geçen bir öğretmene so- ruversin bayram kartını ve arkasındakileri ya da ön- ce "komisyon"dakileri soruştursun! SESSİZ SEDASfZ (!) NURİKURTCEBE Yüksek Yerilim Hattı Erdinç UTKU Farkı neyse öderiz abi, biz de birinci mevkide yaşamak istiyoruz. Muhtar, milletvekiline mektup yazdı Samsun'un Kavak ilçesine bağlıy- ken Asarcık'ın ilçe yapılması üzerine Asarcık'a bağlanan Koşaca köyünün muhtan Mehmet Demirci, geçen yıl sonuna doğru, DSP Samsun Millet- vekili Yalçın Gürtana köyün sorun-j lanyla ilgili bir mektup yazmış: "Sayın Milletvekilim Yalçın Gürtan.' Koşaca köyünün Köy Hizmetle- ri'nden istediği ihtiyaçlar, 1 -1500 metre yol çakıllama. 2- 1000 metre asfalt. 3- Koşaca köyü ve Eynelli mahal- lesinin kanalizasyonunun programa alınması. Gereğinin yapılmasını say- gılanmla arz ederim." Mektup, birkaç ay sonra her nasıl- sa DSP'nin öteki Samsun Milletveki- li Ayhan Gürel'in eline geçmiş ve Gü- rel de Koşaca köyü muhtarının mek- tubuyla ilgilenmiş. Ayhan Gürel'in mektupla ilgilenme- si, Koşaca köyünün eskiden bağlı ol- duğu Kavak ilçesinde doğması olsa gerekmiş... Geçenlerde Koşaca kö- yü muhtan Mehmet Demirci'ye DSP Milletvekili Ayhan Gürel'den bir mek- tup gelmiş: "Sayın muhtar. Işlerini yaptıracak milletvekilini bul- muşsun. Bundan böyle bana ihtiya- cınız kalmadı. Beni rahatsız etmeyin. Meclis'e benim yanıma gelmeyin. Siz- lerle görüşmek ıstemiyorum." PALAS PANDIRAS Akaryakıtta "otomatik fiyatlandırma" ertelenmiş... Yani ne çıkarsa bahtma hesabı "lotomatik zam/ar" aynen sürecek. Müfit Bozacı ÇED KÖŞESİ OKTAY EKİNCİ Gazhane'nin ^ Kısaca "İETT" olarak anılan "İstanbul Elektrik,Tramva> ve Tünet İşletmeleri" 1939'dakuYul- muş.. Yaklaşık 60 yıldır beledıye- nin en önemli kurumlanndan bi- ri olarak lstanbullulara hizmet ve- njqr... • , . . , , , . , J ftTT ftiâresr; ömeğirhıiufry rl» lar "tramvaysız" kalsa bile adın- daki binnci " T " harfıni terk et- medi. 1980'lerden sonra elektnk dağıttm hızmeti beledıyelerin elın- den alınmca da aynı şekilde " E " harfini asla bırakmadı... Bunun nedeni, hıç kuşkusuz ınatçılığı falan değil. İETT. İstan- bul'la öylesine bütünleşmiş ki kent yaşamının bu "vefalı dostundan" bazı hizmetleri avırsalarbile Istan- bullulann gönliindekı "kimliği- ni" artık kolay kolay yok edemez- ler... Kent halkıyla böylesine derin kültür bağları olan bir kurumun "yönetim anlayışı" acaba nasıl ol- malıdır? ElbeRe ki öncelıkle yine kent halkmı "sevghle kucaklayarak" ve lstanbullu olmanın "yazgı bir- üğini" sürekli bir dayanışma ve iş- birliği ortamına taşıyarak. ne \azıfe olmadığı halde) burada- ki yapıların rölövelerine kavuş- malarına önderlık etmeleri. Ko- ruma Kurulu'nun aynı binalan bir "endüstri mirası" olarak tescil et- mesıni sağlamalan. şenlıkler ve yanspalar.duzeijley.erek yıne bu •'femafatla""ktnt kökürünü" bü- tünleştırmeleri... Gazhane'nın "İs- tanbul halkı adına" sahibi görü- nen İETT'nin coşkuyla alkışla- ması \e destek vermesi gereken davranışlar değil midir?.. Gelin görün ki İETT"yi yöne- tenler. 1994 yılındabu kent mira- sını yok ederek yerine "iş merke- zi" yapma nıyetlerine engel olan duyarlı tstanbullulara "hınç" bes- lemeyi hâlâ elden bırakmış değil- ler. O kadar ki Gazhane'nın, Koru- ma KuruIıTnca tescil edilmiş öz- gün parçalannı "korumak" ıste- yen semt sakınlenne bile "taham- mür edemiyorlar. 17 Nisan 1998 Cuma günü sadece "yarım saat- lik" bir randevu verilen mahalle temsilcileri, görüşmenın daha ilk dakikalannda sinırlenmeye baş- layan tETT Genel Müdürü Raif Yetim tarafından "azarlanabili- Gazhane için eylem yapan Hasanpaşa sakinleri İETT'den ta- pu değil "kent bilinci" bekliyorlar... Nitekım, Büyükşehir Bclediye- si de bu tarıhi birlikteliği vurgu- lamak istercesine, örneğin oto- büslere astığı afişlerde özetle di- yorkı: "İstanbullular, İETTni- ze sahip çıkın." Peki; acaba belediyeyi ve lETT'yi yönetenler, "Istanbul- lulara sabip çıkmak için" ba\- ram günlerinde insanlan bedava ta- şımayı yeterli görüyorlar mı? Kent halkı ile İETT arasındaki 60 \ıl- lık birlikteliği de arkalanna alarak yine İstanbul için yeni "dayanış- ma projelerine" yelken açıyorlar mı?.. Teşekkür yerine 'azarlama" Aslında böylesı bir çağdaş ola- nağı birkaç vıldır Kadıköy'deki Hasanpaşa semti sakinleri İETT'ye sunmak istiyorlar ama uzattıklan dostluk eli hep havada kalıyor. Tarihi "Gazhane" binalannın yine mahalle sakinlerinin de ka- tıhmıvla bir "kültür merkezi \e parkalanı" olması ıçın sürdürdük- İeri "gönüllü çabalar" İETT yö- netimi tarafından teşekkür yerine "tepkiyle" karşılanıvor. Hele "Gazhane Çevre Gönül- lülerinin" (aslında hıç de üstleri- yor" ve kendilerini adeta "kovul- rauş" konumda bulabiliyorlar. O>- sa Genel Müdür'e söylemek iste- dikleri tek şey. Gazhane'nın "çöp- lük" olmaması \e eğer izin veri- lirse semt sakinlerinin de "temiz- lik ve yeşillendirme çalışmaları- na" gönüllü olarak katılabilecek- leri... İETT Genel Müdürü Raif Yetim. aynı görüşmede dıyor kı: "Orası İETT'nin tapulu malı. kamu alanı falan değil..." Koruma Ku- rulu ise 25.10.1994 tanhlı "tescil" karanndadiyorki: "Gazhane'nın bir kamusal alan olarak kent kültürüne yönelik korunması ve kullanılması..." Semt sakinleri ve Koruma Ku- rulu "İstanbul sevgisini" taşıyor. Genel Müdür ise Istanbul'ubuha- le getiren rant politıkasının "tapu kültürünü" taşıyor. Bu tavnyla ha- ni şu yaygın "genel müdürlük" tıpıne belki uygun düşüvor ama İETT'nin 60 yıllık 'İstanbullu kitnliğine" doğrusu hiç yakışmı- yor... Neyse ki kalıcı olan yine İETT olacak. Gazhane de bir gün ken- tin "park ve kültür alanı" ola- rak İETT'nin bu kez " İ " harfiy- le kucaklaşacak... HAYVANLAR ts\L\iL GVLGEÇ v nonttflnnnnnn." -, '•"• D l MA BEHİÇ AK behfcak«, turk.net ÇİZGİLİK K.ÎMİL MASAR.İCI HARBİ SEMtH POROY TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 3 Mayıs HİC YAŞAMAM1Ş B/R SUBAYL. 1943'TB güGÜM, JT- OÜNYA SAVAŞf SÜee&CEAI, t'SPANYA'OA tSÖ- REVLI lhl6ıLJZ ASKEHİ AT^ÇBSfj COMOISA'YA S'& MESAJ <SÖA/- "/. AteSAfüA, SİKKAÇ GUAİ ÖMCE tSPANYOL SAL/£:ÇrO4£/ 77? DENtZPB BOĞULMUÇ OtA&VZ SULUUAN />ÇW/<r1 Sl VYILUAM MAen/V 'W rÖtBBNLE SÖMÛLOÜeÜ BİLP'fZ'UV1 Ç.OK GEÇMepeN', UONOeA 'DA/V /eARŞILfK GSLMİşri- SU8AYM BEIJH p£Kİ ÇANTAOrt BULUAJAkl EVRAK HEM£N GÖA/C>EI£İLM££jyOİ- ••:.'. kafkulmm»- '<. S/M kjtrfin 6» Ç CAK,JCEe,Ç US77HCA AÇIUP iÇİNDE&LeeiH OK.UNDUĞÜ AMLAŞfLDf. SU ER., AAÜTTEFİKLEIZtH yUMAMİSlWA ÇlKAHMA YAPACA- ĞINI 6ÖSTBRIYORDU </E B'K YANILTMACAYO/. A£(L " ÇMA&MA SlCİLYA'YA YAPIL4C4tCn. ALMAAJ CA- SUSLARl BİMBAÇt H/fLL/AM MAeffN ''M U/Ç MÂĞN/ AMLly/IMAMlŞrt.OMYDAH TEIC BAKAUI PANO DENIZ KAVUKÇUOGLU Asmalımescifte Bîr Ölüm Fikret Âdil 1933 yıltnda Suhulet Kütüphanesi tarafından yayımlanan "Asmalımescit 74-Bohem Hayatı" adlı kitabında, Istanbul'u "lstanbullu" gi- bi yaşayanlann yakından tanıdıklan bu ünlü so- kağı ve insanlarını şöyle anlatır: "Macera peşinde vatanını bırakan, huduthari- cine atılan, yayan devri âleme çıkan ecnebiler ve bartarda çalışan bütün artıstlerAsmalımescit'te otu- ruriar... Buranın hususiyetini, güneş görmeyen, dolambaçlı, rutubetli, her köşe baş) amonyak ko- kusu neşreden sokaklara açılan demir kapılı, de- mir kepenk ve parmaklıklı pencerelerle bu müte- affin havayı teneffüs etmeye hazırianan karanlık ev- ler ve onlann sakınleh tamamlar." Sokak adını, II. Bayezid döneminde Tersane-i Âmire Kalafatçıbaşısı Yunus Ağa tarafından yap- tırıtan "Asma Mescidi "nden almıştır. Asmalımes- cit, özellikle 19. yüzyıhn ıkinci yarısında "levan- ten" Istanbul'un önemli yerleşim merkezlerinden biri olmuştur. Ünlü fotoğrafçı ve Darphane-i Âmi- re hakkâklanndan James Robertson'un, "Cour- rier d'Orient" gazetesi sorumlu müdürü J. Giam- petri'nin, taşbaskıcı F. Loeffler'ın 1881 yılında bu sokakta oturmuş olduklarını İstanbul Ansiklope- disi'nden öğreniyoruz. Dönemin ünlü hekimleri Spadaro, Elias Paşa, Polyak, Revey ve Salva- tori hastalarını bu sokakta kabul etmişlerdir. Ro- manya Konsolosluğu, Bulganstan Prensliği Kan- çılaryası, Amerika Birleşik Devletleri Legasyonu gibi "ecnebimisyonlar", ünlü otel ve lokantalarda yine o yıllarda Asmalımescit'i mesken tutmuşlar- dır. Bu lokantalar içinde en ünlülerinden biri de 1940 yılına kadar Bayan Margrite ve eşi Avus- turyalı aşçı Wiemer tarafından ışletilen "VıyanaLo- kantası"yö\. Bu mekânı bir yıl sonra Tünel'deki "Fischer Lokantası "nın sahibi Rudolph Fischer devralmış ve şimdi Asmalımescit'e çıkan Sofya- lı Sokak'takı Refik Restoran "ın sahibi Refik 'Ba- ba 1 Arslan'ı da yanına alarak aynı yerde "Nil Lo- kantası"n\ açmıştır. 1943 yılında Bay Fischer'in öl- mesi üzerine el değiştiren lokanta 1970'li yıllara kadar aynı ad altında hizmet vermiştir. Mekân bu- gün, aydın ve sanatçıların olduğu kadar İstan- bul'dayaşayan yabancılann da uğrak yeri olan ün- lü "Yakup 2 Lokantası"d\r. Ben, Asmalımescit'in Fikret Âdil'den günümü- ze uzanan bohem yaşamının belki de en son ve en renkli kişiliğini "Yakup 2"de tanıdım. Günde bir, kimi zaman iki kez buraya uğrar, içkisini içer, gi- derdi. Özenle taranmış saçları, al yanakları; fırfır- lı, janjanlı gömlekleri; rengârenkyelekleri, cepken- len: Uzun askılı çantası; alışılagelmiş "erkek'gö- rüntüsüne aykın düşen davranışları ve yürüyüşü ile ilginç bir insandı. Seçtiği yaşam biçiminin su götürmez saydamhğı, çevresınde ona karşı du- yulan sessiz fakat gözle görülür bir saygının bel- ki de temel nedeniydi. O da herkese karşı saygı- lı, zarif ve mesafeliydi. İstanbul Operası'nın bir ?şan emekç/sı"ydi. Görece ilerlemiş yaşına karşın Ya- kup'un "Vtlbaşı Gece/en*nin, Çatı'nın "TânğoÂk-' şamlan"n\n, Pera Bar'ın vazgeçılmez ismrydi. Sönmezcan Onyıl, "operayı Asmalımescit'e ta- şıyan insandı". Geçen hafta başında öldü. Gazetelerde çarşaf çarşaf ölüm ilanları yayımlanmadı. Ölümü haber bile olmadı. Ama "Sönmez"\n cenazesi, nice "şan- lı ölümler"e meydan okurcasına büyük bir kala- balık tarafından kaldırıldı. istanbul Opera ve Ba- lesi'nin sanatçıları, çalışanları. yakınlan Teşvikiye Camii'nin geniş avlusunu doldurdular. Yalnız on- lar mı? "Baba" Refik; Yakup 2'nin ortaklan Yakup Arslan, Cavit Saatçi, garsonlan Osman, "Dok- tor", Arsian, "Barnıen" Celâl, lokantanın müda- vimi müşteriler, "Ray Sigortacılar"; "Çatı "nın ve "Pera Sanat £V7"nin sahipleri Hasan Özen, Ay- dın Cıngı, ilhan Ateş; manav Oıtıan, pastaneci Abdurrahman Bey, tüm Asmalımescit de oraday- dı. Sevginin, sıcaklığın, hoşgörünün beşiği so- kak, yaşamını renklendirmiş; acılarına, sevinçle- rine ortak olmuş bu sadık dostunu son yolculu- ğunda yalnız bırakmamıştı. Sevenleri onu; kim "büyük"\ür, kim "önem//"dir, kim "gerçekten se- vilir", yaşarken pek bilinmeyen bu "tuhaf" dün- yadan sevgiyle, hüzünle, insanca uğurladılar. Asmalımescit bu ölümün hüznünü yaşayacak. Belki dostlan Sönmez'in fotoğrafını duvarlanna asa- caklar. Soranlara, "ıçimizden biriydi" diyecekler. Sokağın başı sağ, onun toprağı bol olsun... (Faks:0216-418 8410) BULMACA SEDAT YAŞAYAN 1 2 3 4SOLDAN SAĞA: 1/ Bal. yoğurt gibi şeylerkoy- maya yarar tah- 2 takova... Yapı- nın ya da arsa- nın boyutlannı ve sınırlannı gösteren harita. _ 2/ Yoksullara b yemek dağıtı- 7 lanyer...lstırap. Q 3/lran'da tarihi bir kent... Ka- 9 dife. 4/ Bir renk... Büyükzoka. 5/ Galyum elementinin simgesi.-.Kalınbükül- 2 müş sicim. 6/ Askerlik 3 ödevini bitirenleri bı- rakma... Evcilolmayan 5 hayvanlan vurma ya da yakalama işi. II Bed- dua... Bir işi yerine ge- tirme. 8/ Nesne, şey... Kara batmamak için ayağa takılan bir çeşit örgülü ayaklık. 9/ Gözleri gör- meyen... Sarma, kuşatma. YUKAR1DAN AŞAĞ1YA: 1/ Hastanelerde, yatacak hastalann kayıt ve kabul edildikleri yer. 2/ Vaşak de- nilen hayvanın ufak bir türü... Üzüntü. keder. 3/ Ro- manya'nın para bırimi... Narçiçeğı renginde bir süs ta- şı. 4/ Konut... Yükseköğrenime geçiş aşaması sayılan medreselere verilen ad. 5/ Kahverengi ve tüylü kabuğu olan, C vitaminınce zengın bir meyve... Duygulu. 6/ " — Batur": Şairveyazanmız... Yan memnunlukbe- lirten bir ünlem. II Tanrı... Yapma. etme. 8/ lri bir hı- yar cinsi... Doğanm neden olduğu yıkım. 9/ Kılıç, bı- çak gibi saplı şeylerin sap içinde kalan bölümü.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog