Bugünden 1930'a 5,500,335 adet makale



Katalog


«
»

25 MAYIS 1998 PAZARTESİ CUMHURİYET SAYFA 15 Suharto da neymiş mübarek... Endonezya 'nm isıifa eden eski diktatörii Suharto nun yüz binlerce kişiyi öldürdüğü, ülkesini şirket gibi yönettiği. kendisinin ve akrabalanmn büyühmalvarlıgı olduğu. hal- kınıyoksullaştırdığı ülkedekison olaylarne- denhie mi anlaşılmıştı? Yooo... Bütün bu marifetler yıllardır bilinhordu. Peki, Suharto nun çirkin viizü ne zaman zengin Kuzey in medyası tarafindan günde- me getihlmeye, Endonezya da fokurdama- va başladı'7 30 vıldır emperyalizmin maşa- sı olan Suharto, geçen ekim ayında yaşanan Asya krizi sonrası Endonezya da yükselen toplumsal muhalefet üzerine "Yeni Diinya Düzeni "ni mırütıyla da olsa eleştirmeye kal- kmca elbette. Ammsavalım. Kastm 1997 ba- şmda Kuala Lumpur'da düzenlenen, geliş- mekte olan ülkelerin 7. vıllık zinesinde Ma- lezya Başbakanı Mahathir Mohamad, ba- ğımsız milli ekonomilerin reddi anlamma gelen sistemin, krizin vurduğu ülkelere kar- şı adaletsizlikler içerdiğini vurgulamıstı. Su- harto ise veni küresel düzenlemeler için Bir- leşmiş Milletler 7 göreve çağırmış ve şöyle demişti: " Yıllardırkalkınma admayapdan çalışma vefedakârhklar, yaşanan Batı kay- naklı krizle bir gecedeyok edildL" Gerçi çalışan ve fedakârhk gösteren ken- disi değil, Endonezya 'nm sömürü düzeni al- tında ezilen halkıydı. ama Suhartopabucun pahalı olduğıınu sezdi. Koltugunun sarsıldı- ğını hissedince dünya egemenlerini kuşku- landıracakbir adım dahaatu. 199S başm- da Uluslararası Para Fonıı nun (IMF) dayaı- malarına uymavarak, kamu harcamalarını yükselten bir bütçeyi onayladı. Vay sen mi- sin! IMF heyetleri Endonezva vı komşu ka- pısı yaptılar. Almanya Başbakanı Helmut Kohl'den Japoma Başbakanı Hashimoto 'ya değin herket Suharto'yu sıkıştırdı: "Sakın ha, IMF'nin sözünden çıkma! " Eh, Suharto "sistemin güvenilir adamı" olmaktan çıkmıştı bir kez. Kirii çamaşırlan ortalığa dökülebilirdi artık.... Tam zamamvdı. Dev medya güçleri "de- mokrasi ve özgürlük " adına devreye girdi. Düne kadar bir "kaplan " olarak dünya ka- muoyuna sunulan Suharto, çirkin, uyuz bir kediye dönüştüriilüverdi. ISIK KANSU Meslektaş Tartan ve Ateş'e açık mektup Radyo ve televizyonlann ku- ruluşları ile ilgiliyasadaki de- ğişiklik tasansı TBMM'de görii- şülüvor. Medya tekellerini daha da güçlendireceği bilinen tasanyı Meclis kürsüsünde. doğrudan va da dolavlı savunanlar ara- smda gazeteci kökenli millet- vekilleh de \er alıvor. Bımlardan bihDSP'li Ha- kan Tartan, diğeri geçmişte Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanhğıyapmış. CHP'li Yü- maz Ateş. Her ikisi de yasamn radyo-televizyon kuruluşlarımn sahiplerini şeffa/laştıracagını. dolavısıvla köktendinci vavın vapanların giin ışığına çıkarı- lacağmı dilegetiriyoriar. Bu ko- nuda kendilerine katılmamak olası değil. Ancakl. Değişiklik tasansı ile bugün yürürlükte bulunan yasadaki kimi hükümler tümüv- le ortadan kaldırılıyor ki, sev- gili Tartan.ve Ateş 'in iyi niyet- le savunduklarma inandığınu: amaç aşıhvor, zaten büyük öl- çüde tekelleşmiş medyava yeni olanaklar tamnıyor. Örnek verelim: Yürürlükteki yasa "aynı şirketin ancak bir radyo ve bir televizyon isletme- si kurabileceği"ni öngörürken. tasarı ile bu hüküm şirketler le- hine sövle vumuşatılıyor: "Bir gerçek ya da tüzelkişi, ulusalyayın yapan veyıllık or- talama izlenme oranı toplamı yüzde 20 'yi aşan kuruluşya da kuruluşlarda aynı anda hisse sahibi olamaz," Tasarı ile uvgulanmakta olan Hakan Tartan Yılmaz Ateş vasanın, radyo-televizvon sa- hiplerinin devlet ihalelerine gir- mesine kısıtlamalar getiren şu fıkrası da tümüvle ortadan kal- dırılıyor: "Belirli bir özel radyo ve te- levizyon kuruluşunda yüzde 10'dan fazla hissesi olanlar devletten, diğer kamu tüzelki- şilerinden ve bunlann doğru- dan veya dolaylı olarak katıl- dtkları teşebbüs ve ortaklıklar- dan herhangi bir taahhüt işi- ni doğrudan doğruya dolaylı olarak kabul edemezler ve men- kul kıymetler borsalarında mu- amelelerde bulunamazlar." Bıze göre. RTÜK Yasası nm asıl değiştirilme amacı işte kal- dırılan bu fikradır. Çünkü, ka- muya ait enerji dagıtım şebeke- lerinin özel sektöre devri ihale- lerini kazananlar arasmda ki- mi medya holdingleri de bulun- maktadır. RTÜK'te bu hüküm kaldığı sürece medya holding- leri devir işlemini gerçekleşti- remeyeceklerdir. Tasarı ile uygulanmasından vazgeçilen bir başka fıkra da şöyle: " Türkiye 'degazete çıkartan gerçek ve tüzelkişiler ile basın- la ilgili mevzuata göre gazete sahibi olanlar bir arada yüzde 20 'den fazla hisse sahibi ola- mazlar. Bu hüküm bu şahısla- rın bir ile üçiineü dereceye ka- dar (dahil) kan ve sıhrîhısım- ları hakkında da uygulanır." Tartan ve Ateş'e sorumuzşu: Değil sol partilerin. "serbest" pivasa ekonomisinden vana li- beral görüşe inanan partilerin bile bu maddelerin neden vasa- dan çıkarıldığını enine boyuna tartışmalan gerekmez mi° Âmaç irtica ile mücadele ise tekelleş- mevi önlemek için vasalaştırıl- dığı açık olan bu hükümler ni- ve değiştiriliyor.' Diktatörlüğe kadar gider Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, baskanlık sis- temi önerisini yine giindeme getinii. Bu ke: aklmdakı sistemi biraz daha uçtı hatta: "Halk tarafindan seçi- lecek başkan. bakanlarını miUetvekilleriarasından seç- meyebilir." Öyle anlaşılıyor ki, Demirel 'in önerisi parlamento- vuepeycedışlavan öğeler içerivor. Eski Anavasa Mah- kemesıBaşkam YektaGiingörÖzden'e. "Başkanlıksis- temi Türkiye'ye uygun mu" diye sordıık. Şöyle girdı söze: "Her ülkenin kendisine özgü koşullart vardır. Clkenin sorunlanna dönük çö'ziimlerin; hukuksal, toplumsaL kültûrel düzeyimizin etkilediği siyasal ko- şullarımızgözetilerek üretilmesigerekir. Türkiye 'nin bu koşullarında baskanlıksisteminin diktatörlüğe ka- dar varabilecek sakmcalar taşıdığı görüşündeyim. Çünkü, bugünkü anayasanın 104. maddesindekiyet- kiler, banagöreyarı baskanlık sisteminianımsatmak- tadır." Yekta Gûngör Özden ileyaptığınuz sövleşive ara ve- rip anayasanın 104. maddesinin cumhurbaşkanına la- mdığıkimiyetkilerebirgözaıahm: "Yasalan TBMM'ye gerigöndermek. Anayasa değişikliklerini halkoyuna sunmak. TBMM seçimlerinin yenilenmesine karar vermek. Yasaya da kanun hükmünde kararnameler hakkındaAnayasaMahkemesi 'nde iptaldavası açmak. Bakanlar Kurulu 'na baskanlık etmek. bu kurulu baş- kanlığı altında toplannya çağırmak. Basbakanın öne- risi üzerine bakanları atamak vegörevlerine son ver- mek. Baskanlığında toplanan Bakanlar Kurulu ka- rarıyla sıkıyönetim ve olağanüstü hal ilan etmek ve kanun hükmünde kararname çıkarmak. De\'let De- netim Kurulu 'na inceleme, araştırma \v deneüemeyap- tırmak. YÖK, Anayasa Mahkemesi. Askeri Yargıtay. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, Hâkimler veSavcı- lar Yüksek Kurulu üyeleri ile Daniftay üyelerinin dörtte birini, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Yargı- tay Cumhuriyet Bassavcıvekili'ni seçmek." Yeniden Yekta Giingör Özden inyonımuna dönelim: "Bütün bunları yetersiz bulup, siyasalpartilerin ya- pısını göz ardı edip. miltetvekillerinin niteliklerini unutup baskanlık sistemini istemek Türkiye'yi ona- rılmaz yeni çalkantılara götürür. Lstelik, anayasa- mızparlamenter sistemi benimsemiştir. Köklü anaya- sa değişiklikleri ile güçler aynlığmın kesin biçimde saptanması yapdmadan, yargıya ve hukuka kesin uyum ve saygı sağlanmadan geçilecek bir sistem büs- bûtün umutsuzluk getirir." Sisıemin işleyişinde bir ııkamklık olduğu kesin. Bu tıkanıklık da. TBMM'detemsil edılen hemen hemen bü- tün partilerin, ülkeyibu noktavagetiren "sağ"polilı- kalara teslim olmalarından kaynaklanıyor. Sistemin "sol" ayağı aksıyor. Sıkmtı burada. ÇALIŞANLARIN / SORULARI SORUINLARI YILMAZ ŞIPAL SSK ve askerlik borçlanınası SORL: Mart 1985'teaskerealındım. 18a> askerlikyaptıktan son- ra Eylül 1986'da askerlik görevim bitti. 1987 yılı ocak ayında ilk kez sigortalı olarak çalışmaya başladım. Sorulanm: 1) As- kerlik süresini borçlanırsam. sigortalılık siiresi kimilerine gö- re 18 ay geriye gidermiş. kimilerine göre bu borçlanma sigor- talılık süresini etkilemeyip sadece giin sayılarıma eklenirmiş. Hangisi doğrudur? 2) Askerlik borçlanması emekli aylığımı etkiler mi etkilerse etkisi ne olur? 3) Borçlanma için yatıra- cağım para ne kadardır ve ne süre içinde yatırmam (peşin ve- ya taksitle) gerekir. DvE. YANIT: 1) 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası'nın "Yaşlılık Ay- lığından Yararlanma Şartlan " başlıkh 60. maddesinde askerlik borç- lanmasının koşullan açıklanmıştır. Yasanın bu maddesine göre "si- gortalı olarak tescil edilmiş bulunanlann. er olarak silah altında ve- ya Yedek Subay Okulu'nda geçen sürelerinin tamamı. kendilerinin veya hak sahiplerinin yazılı talepte bulunması halinde" sigorta pri- mine esas en düşük kazancın istek tarihindeki tutan üzerinden he- saplanacak "'malullük. yaşlılık ve ölüm sigortalan primlerini 2 yıl içinde ödemeleri şartı ile borçlandınlır. 2 yıl içinde ödenmeyen borç- lanma süreleri hizmetten sayılmaz. (...) Borçlandınlan sürenin karşılıgı olan gün sayısı sigortalının prim ödeme süresıne katılır. Bu kanuna göre tespit edilen sigortalılığın baş- langıcından önceki süreler için borçlandınlma halinde. sigortalılı- 5ın başlangıç tarihi. borçlandınlan gün sayısı kadar gerive götürü- Für." Yasanın bu hüküm uyannca askerlik hizmetinden sonra ilk kez si- gortalı olarak çalışmaya başladıgınız için sigortalılık başlangıç tari- hi 18 ay geriye gidecek ve sigortalılık başlangıç tarihi Eylül 1986'dan Mart 1985'e inecektir. Sigortalılık başlangıç tarihi 1 yıl 6 ay geriye gidecegi gibi 18 ay- lık askerlik süresi karşılıgı 540 günlük süre de prim ödeme gün sa- yılannıza eklenecektir. 2) Sigortalının, "5.000 günden fazla ödediği her 240 günlük ma- lullük. yaşlılık ve ölüm sigortalan primi için yüzde 60 oranı (l)"er arttınlır. Askerlik süresine ilişkin 540 günlük süre. size baglanacak yaşlı- lık aylığını en az yüzde iki en çok yüzde üç oranında arttıracaktır. 3) Borçlanılan askerlik süresinin bir günü için ödenecek prime esas alınacak ücret. alt gösterge tablosunun en düşük göstergesi ile kat- sayı çarpımının otuzda biri olarak hesaplanır. Buna göre 1 Ocak - 30 Haziran 1998 dönemi için geçerli alt gös- terge tablosunun en düşük göstergesi 8.600 olarak belirlenmiştir. Bu dönemin katsayısı ise 5.820"dir. Bu gösterge ile bu katsayının çarpı- mı olan 50 milyon 52 bin lira bir ay karşılıgı askerlik borçlanması primine esas alınacak ücrettir. Bu 50 milyon 52 bin liranın yüzde yir- misi olan 10 milyon 10 bin 400 lira da bir ay karşılıgı ödenecek si- gorta pnmi ise 180 milyon 187 bin 200 lirâdır. (10.010.400 bir ay karşıhğı prim X 18 askerlik süresi = 180.187.200 TL (18 ay karşılı- gı ödenecek toplam prim). Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü'nün 10.12.1986 gün ve 12 sayılı genelgesine göre (sayfa 27): "4) Hesaplanan prim borcunun ilgililer veya hak sahiplerince ödenmesi için öngörülen 2 vıllık süre borcun teblig tarihi esas alı- narak işletilir. 5) Tahakkuk ve tebliğ edilen borç tutan bu süre içinde toptan ve- ya taksitle de ödenebilir. Taksit tutarlannda eşitlik aranmaz." HAYVANLAR ismlLCİIMEÇ KİM KİME DUM DUMA BEHÎÇ AK behicakM turk.net HARBİ SEMtH POROY MIRMIRLAR UĞVR DUUK KASTAMONU İLİ BOZKURT İLÇESÎ ASLÎYE HUKUK MAHKEMESt'NDEN DUYURU Davacılar Hikmet Kahraman. Recep Kırık ile Mehmet ICınk tara- findan davalı Ali kızı Ayişe ile Mal Müdürlüğü aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sırasında \erilen karar ge- reğince; Davalı Ali kızı Ayişe'nin açık kimliği. mirasçıları ve adresı tespit edilemediğinden duruşma günü ve davetıye tebliğ edilemiştir. Davacılar dava dilekçelerinde Bozkurt Hamza Mahallesi 234 ada. 2 no'lu parselde 3/24 hissenin iptalinı. 34 no'lu parsel tapusunun tama- mının iptali ile kendi adlanna tescilini talep ettiklerinden işbu duyuru- nun yayımı tarihinden iribaren 15 gün sonra davalı Ali kızı Ayişe ile mirasçılarına tebliğ edilmiş sayılacağı ve itiraz edenlenn duruşma gü- nü olan 1.7.1998 günü saat 09.20'de Bozkurt Asliye Hukuk Mahke- mesi'ndeki davava katılmalan duvnrulur. Basm: 22141 TARİHTE BUGUN MÜMTAZ 25 Mayıs BAKIRKOY 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NDEN 1994/900 Esas 1994.796 Karar Davacı Emine Şahin tarafindan davalı Kemal Şahin aleyhine açılan boşanmadavasındamahkememizce28./ 12.1994 tarihinde verilen ka- rar ile Giresun merkez, Orhaniye köyü. cılt: 054/02, sayfa: 85, kütük: 63'te nüflısa kayıtlı 1955 dogumlu Ahmet kızı Emine Şahin ile eşi Hü- seyin oğlu 1948 doğumlu Kemal Şahin'ın boşanmalanna karar veril- miş olup davalı Kemal Şahinin tebligata sarih adresi olmadıgından adresi meçhul bulunduğundan mahkememız karan davalı Kemal Şa- hin'e teblifi yerine kaim olmak üzere ilanen tebliğ olunur. 15.5.1998 Basın: 22747 BİR 6UNDE ALTI REKOR!. 1935 TE BUGÜN, 22 YAŞINPAKİ AMB&KALI AT~ ', LET, JESSE OVVEHS, ŞAÇKIHUK YA&rmN gİRŞ PERPCKMANSIA, 45 MİCIKA /ÇİNOE,ALTI Ûü/V- YA •' SPOt? YA/Z/ÇMAS/M>A;9,4-£ANI- YEYLE İOO YA/İDA REKORUNU, 2O£ SANİYEY- LE 22O YAI?DA (VE 2OOME7KE) REKOfZUHU, ——- — 22,5 SANİYEYLE 2ZOYAHDA (VE2OOMETT* ENGELÜ REKOGUMU VE 8.1SMETRE İLE UZUN ATLAMA KE*X)/2UMÜ KIHDl. OVVEA/S, 8/1? YIL SONKAKİ B£RLİN OL.IMPİ- YATLjaRt'MOA 4- ALTfM JHAPALYA KA2A - NARAK ÜSTÜNLÜĞÜHÜ BİR KEZ OA- HA GÖRÜŞ SONMEZ TARGAN Kentler Tutuculaşıyor mu?., Batı'da 18. yy'da başlayan sanayi devriminin or- taya çıkardığı gelişmelerin başında kentleşme olgu- su gelir. Çağdaş kentleşme dediğiniz ve yakın tari- he değin süren bu kentleşme sürecinin iki temel özelliği bulunmaktaydı. Birincisi, tarıma dayah top- lum geleneğinin kabuğu kırılarak kentlerde yoğun- laşan bir makineli üretim sürecine girilmişti. Kent-' sel dinamiğin lokomotifi olan burjuva sınıfı, kırsal alan- daki feodalitenin siyasi egemenliğine son verirken, kır emekçilerinin özgürleşmesine de önderlik etti. Bir başka anlatımla, sanayi devrimi, kırda özgürleşen emek gücünü kentlerde oluşan yeni ve çağcıl üre-. tim alanlarına ücretli emek olarak katmayı gerekli ve. zorunlu buluyordu. Bu bağlamda, sanayi devrimiyle başlayan ve ge- zegenimiz ölçeğinde iki yüzyıla yakın bir süre arta- rak süren kırdan kentlere göçün, kapitalist üretim iliş- kileri içinde olumlu ve ilerici bir yanı vardı. Bu ne-', denledir ki. ücretli emeğe duyulan gereksinmelerin de doğal bir sonucu olarak, kentsel büyümelere sı- cak bakıhyordu. Hatta yakın bir tarihe değin, bir ül- kenin gelişmesinin parametreleri arasmda kentsel nü- fusun kırsal nüfusa oranına da yer veriliyor, kentsel büyüme bir ülkenin gelişmişlik düzeyinin belirlenme- sinde bir veri olarak kullanılıyordu. 18. yy'la başlayan kentleşme sürecinin ikinci özel- liği ise ücretli emek ordusunun giderek kent nüfu- sunun genel yoğunluğunu oluşturacak boyutlara ulaşmasıydı. Proletarya dediğimiz bu yeni sınıf, bi- linçlenerek ve örgütlenerek kent yaşamına kendi dünya görüşünü katmakta geç kalmadı. Sınıf sava- şımındaki gücü oranında, ekonomiden kültüre, kul- türden siyasete varana değin kentsel yaşamın bü- tün alanlannı etkiler duruma geldi. Özellikle Avrupa'da, bu etkilemenin en açık örnekleri kent yönetiminde kendini duyurdu. Avrupa ülkelerinin birçok başken- tinde belediye yönetimleri, uzun yıllar sosyalistlerin ya da sosyal demokratlann egemenliğinde biçım- lendi. Bu gelişmeye Türkiye'den bir örnek vermek ge- rekirse, daha 1980'e değin Istanbul, Ankara. tzmir, Adana gibi büyük kentlerimizin belediye yönetim- lerinin oluşturulmasını sol seçmenler yönlendirirdi. Peki bugün ne değişti de yukanda saydığımız kentler dahil birçok büyük kentimizde belediyeler mer- kez sağ ve hatta gericilerin yönetımine geçti. Aslında bu sorunun yanıtı 3-14 Haziran 1996 ta- rihlerinde istanbul'da yapılan uluslararası HABITAT II kent doruğunda verilmiştir. Çünkü bu doruk top- lantısına katılan delegelerin önemli bir bölümü, bu- gün gelinen noktada kentlerin büyümesinden ve göç almasından duyulan kaygıları dile getirmişler- dir. Nitekim Birleşmiş Milletler HABITAT II Genel Sek- reteri Dr. VVally N'Dow konferansın açılış konuşma- sında bu kaygıları şöyle dile getirmişti: "Düşünebi- liyor musunuz? Daha yüzyılın ortasında dünya nü- fusunun yaklaşıkyüzde 83 'ü kırsal alanlarda yaşıyor- du. Şimdi ise yepyeni bir dünya yaratılmaktadır. Es- ki kentler dolup taşıyor ve hayali bile olanaksız sayı- lan birhızla yenileri doğuyor. Eski ve yeni kentler, ın- sanın hayaline sığmayan boyutlara ulaşıyor. Tarihte ilk kez, yeni yüzyılın şafağı söktüğünde, dünya nü- fusunun çoğu kentlerde, odaenaz bugünkü kadar yoksul olacak ülkelerin, bu ınsanlara kucak açabil- mekten çok uzak kentlerınde yaşıyor oiaçaktır." Yine HABITAT II verilerinden yola çtkılarak yapı- lan bir kestirime göre. 2000li yılların ilk 25 yılında dünya nüfusunun yüzde 80'ınin kentlerde yaşaya- cağı ve böylesi bir kentsel patlamanın da daha çok üçüncü dünya ve gelişmekte olan ülkelerde ger-, çekleşeceği varsayılmaktadır. Ama ne ilginçtir ki: kırdan dalga dalga gelen böy- lesi bir göç olgusunun çekim merkezini, artık ne sa- nayi devrimi gibi bir tarihsel gelişme ne de başka- bir ilerici güç oluşturuyor. Tersıne üretim güçlerinin gelişmesini olumsuz bir biçimde etkileyen geldikle- ri yörelerin tutucu ve geleneksel kültürleriyle birlik- te kent nüfusuna eklenen bir başka kentleşme sü- reci yaşanıyor. Kentlerin bir istemi olarak değil, da- ha iyi yaşama umuduyla bulundukları mekânları terk eden bu yeni göç dalgası, eskiden olduğu gibi sı- nıfsal özelliklerinden çok bireysel beklentilerini öd plana çıkartıyor. Dolayısıyla kaçak yapılarda barın- mayı, marjinalişleryapmayı bir yaşama biçiminedö- nüştürüyorlar. Örgütlenme ahşkanlıkları bulunma- yan ve kendilerini birey birey kurtarmaya yönelen bu yeni kent topluluğu ister istemez tutuculaşıyor. Mad- di yaşam koşullarını iyileştirebilmek için edindikleri en küçük avantajları siyasi tercihierine gerekçe ya- pıyorlar. Örneğin, Istanbul Anakent Belediye Baş- kanlığı seçimlerinde favori görünen dört adaydan en az seçilme şansı bulunan bugünkü belediye başka- nı Recep Tayyip Erdoğan'ın, seçimler sırasında medya tarafından oturduğu evin kaçak olduğu or- taya çıkarılınca seçimleri kazanmış olması anlamlı değil midir?.. Bugün istanbul'da var olan yapı stoklarının yüz- de 60'ının kaçak olduğu düşünülürse. seçmenlerin kaçak yapıda oturan bir adayı seçmesinden doğal başka ne olabilir?.. Ulkemızde ve dünyada tutuculaşan böylesi bir kentleşme sürecinde sola düşen ana görev eleştiri türetmek değil, yeni gelişen bu oluşumu ciddıye alarak kısa, orta ve uzun erimli projeler üretmektir. BULMACA SEDAT YAŞAYAIS 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1 2 L 3 4 5 • n 6 7 8 -U- 9 1 11 2 SOLDANSAĞA: 1/ Pantolonun dizine ve arkası- na konulan par- ça. 2/ Tarımda kullanılan azot- lugübre... Yeni- çerilerin kayıtlı olduğu kütük defteri.3/Gözun ağ tabakası... Yüz metrekare tutarında yüzey ölçüsübinmi.4/ Afrika'nın gü- ney ucundaki burnun adı... Banyo ya- parken ya da yüzerken, ^ saçın ıslanmaması için kullanılan başlık. 5/ Geç- 2 me, bulaşma. 6/ Kütah- 3 ya'nın bir ilçesi... Boru 4 sesi. II ltalya'da bir ır- _ mak... Vilayet... Ortaçağ Avrupası'nda toplanan 6 birvergi. 8/Gözdesan- 7 ya çalar kestanerengi... g Hac ibadeti sırasında _ Arafat'ın tepesinde bir süre durma. 9/ Antalya yakınlannda antık bir kent. YLKARIDAN AŞÂĞIYA: 1/ Hep bırlıkte. topluca. 21 Ürenin kandabirikmesi sonucu ortayaçıkan hastalık... İs- panyolların sevinç sözü. 3/ Süreç... " — ü namııs şişesi- ni taşaçaldım kimene" (Nesimi). 4/Japonya'dabirkent. 5/Evcil birgeyik... Fluryada denilen güzel ötfişlü birkuş. 6/ Yerindelik, yanılmazlık... Iskambilde bir kâğıt. II Bir nota... Bılgisiz. kültürsüz kimse... Dingil. 8/ Kutsal inanç... Ateşli ve tehlikeli bir hastalık. 91 Tatlı su ıstakozu.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog