Bugünden 1930'a 5,500,335 adet makale



Katalog


«
»

25 MAYIS 1998 PAZARTESİ CUMHURİYET SAYFA KULTUR 13 Deschamps ekibi bu kez Moliere'in farsını seçti: Gülünç Kibarlar Düşgücü ve hicivle süslü bir oyunKültflrServisi-Salonu hıncahmç dol- durmuş. kahkahalar atan ızleyici Desc- hamps et Deschamps topluluğunu ızlı- yor. Fransa'nın en tanınmış tıyatro yö- netmenlennden bin olan Jerome Desc- hamps \ e Mascha Makeieff bu kez de bır Moliere klasığine el attılar. Daha ön- ce 'AyakJar Suda", "İşte Bu Harika' ve 'Vesther ve Defile' gıbi o> unlarla adın- dan söz ettiren \ e Kanal - 'daki program- lany la başanlannı perçinleyen toplulu- ğun yönermeni Jerome Deschamps, bu kez neden bir Moliereyapıtı seçtiklen- nı şöyleaçıklıyor. - Oynadığımız oyunlan belli bir ele alış şekJimiz \ar. Moliere'i de bu çizgi içinde ele aldık. VıIIar önce Comedie Français'de 'Kibarhk Budalası'm izler- ken duyduğum inanılmaz keyif. bir de Moliere'in oyunlannın bir ayin şeklin- de sahnelendiklerini gördüğümde ka- pıldığım düş kınklığı 'Gülünç Kibarlar'ı salıneleme nedenlerimın başında geli- yor. Henüz bir delikanlıy ken gördüğüm düşlerde Moliere çok renkli, çok espri- ii bir şekilde sahneleniyordu. Yazarın, oyunlannı sahnelemek ıçın o dönem- lerde çok başarılı, bırbırlenyle zıt oyun- cular bulunduğunu biliyoruz. O dönem- lerde o\ uncular arasmda böyle bir den- gevardı: Hemçokbaşanlıydılarhemde birbirleriyle zıtlık ıçındeydiler. Gru- bumdaki oyunculann da bu özellıkleri taşıması benım içın büyük bır şans ol- du. 'Gülünç Kibarlar" içın. Moliere oyun- lannın Deschamps'lara uy arlanması de- nebılır. Deschamps'ındüşjerindeki renk- lı tiyatronun bir uzantısı. Oyun karak- terlerinin kimlik sorunlan. hangi dili konuştukları, nasıl bir turum içinde ol- duklannı gözlemlemek de günümüz se- yırcısı ıçın ayn bir önemtaşıyor. Moli- ere 'Gülünç Kibarlar"ı yazarken kaba güldürünün tüm olanaklanndan yarar- lanmış. Metinde 'kibarlar'ın çevrele- riyle ilişkilerini görüyoruz! Moliere met- ninin oyunculara tanıdığı ifade özgür- lüğü ve grubun tiyatro sanatına yakla- şımlan oyunun sahnelenmesinde belir- leyıci ipuçlannı oluşturuyor. • 'Fransa ile Buluşma' başlığı altında 25-26 Mayıs tarihlerinde izleyicinin karşısına çıkacak olan Deschamps ve Deschamps grubu, Moliere'in 'Gülünç Kibarlar'ını sergileyecek. Fransa'nın büyük tiyatro ustası Moüere, bu kez kendi ülkesinden gelen ünlü bir topluluktan izlenecek. Çeviriler elektronik üst yazı ile yapılacağı için dil sorunu da yaşanmayacak. •Gülünç Kibarlar"da. kendilerini red- deden iki kibar hanımdan intikam almak için markı kilığina soktuklan uşakları- nı kullanan iki komikadamınöyküsüan- latılıyor. Ancak bu iki komik adam so- nunda kuyruklannı sıkıştınp kaçmak zorunda kalıyorlar. İki kibar kadın dane yazık kı, evde kalnıış kız kurulan ola- rak yaşamlannı sürdürüyorlar. Sonuç olarak sahnede bir fars izliyoruz. Bir Moliere farsını kendi ülkesinin ünlü sa- natçılanndan ızlemek ayn bir tat \ere- cek seyirciye. Macha Makeieff "ın hazır- ladığıkostümlerdöneminhavasınıyan- sıtıyor ve Mascarille'in ortaya çıkışıy- la insanlargülmekten kınlıyorlar. Mas- canlle ınsanlan guldürdükçe onlar da- ha çok gülmek ıstıyorlar Jerome Desc- hamps ve ekibı, Moliere karakterlerinin nasıl canlandınlacağmı çok iyi bıliyor- lar. Donuklaşmamış. özgür bir üslupla sahnelenen 'Gülünç KJbariar'. elektro- nik üst yazı kullanıldığı için dil enge- liyle karşılaşmayacak olan lestival se- yircisine de Fransa'mn bu ünlü grubu- nu yakından tanıma olanağı verecek. "Moliere'i güncelkştinnek fikri hoşu- magrtmhvr" dıy en Jerome Deschamps'a göre "Moliere'i günceUeştirmek demek, ona, sen artik tek başına > ar olamazsın. modera düşünce> i yardınıa çağıracağız. O sana vardım edecek. sen de modern çağımızda ancak yardımla avakta dura- bileceksin demektir."" Sanatçı sözlerine dev'am ederek "Sahnelediğim q>unlar iz- leykfleri rahatsız etmeli" diyor. Istanbul'darı sonra Vıyana Festiva- li 'ne ve Japony a tumesine gidecek olan 'Gülünç Kibarlar'. komedi sanatından beslenen. gulunç sahnelerle dolu bır oyun. Yapıtın Pans'tc kazandığı başarı- dadüşgücü ve hıcıv le süslü neşelı bir ru- hun payından sıkça söz ediliyor. Simgekrdünyası, aynalarve E4KİY E ÖZSOVSAL ÇAV UŞ Insan, var oluş deneyimını sim- gelerle ve simgelere yüklediği an- lamlarla mı biçilendiriyor? Bu an- lamlann ardında kendi de kendi- sinın bir eyretılemesı halıne mi gelmiş yoksa? lçine doğduğumuz, kuralları belli, hazır bır oyun oda- sı mı bu dünya? Kendi düşlenmiz. ideallerimız olarak ortaya koydu- ğumuz şey. ınsanl ığın bınlerce yıl- dır kurguladıklanndan. kemikleş- tirip yüceltmelerle simgelere sığ- dırdıklanndan gerçekten farklı mı? (Cımin düşünü yaşıyoruz? 10. Utuslararasi Istanbul Tiyat- ro Festivali'nde Fryatro Stüdyosu yapımı olarak ızleyeceğımız. Ba- şar Sabuncu'nun sahnelediği Je- anGenet'nın "Balkon" adlı oyu- nuna konu olan, Madam Irma'nın Büyük Balkon Genelevı. kurgunun gerçeğe. gerçeğin kurguya dönüş- tüğü bir dünya. Insanlığın bılinç- dışının simgelerle »omutlaşmış halı. lktidar arzusunun gölgesm- de kalan insanlığın görüntüsü. Çarpıcı görselük Geneleve fantezilerıni gerçek- leştirmeye gelen sıradan insanla- nn gırdığı rollerde temsil edılen, Başpıskopos'un, Yargıç'ın, Gene- ral'ın aynadakı görüntülen ken- dileri mi yoksa ıktıdarla, güçle öz- deşleştirdikleri bir kurumun, bır sungenın, mutlaklaştınlmış bıran- lamın görüntüsü mü? Belkı de bu yüzden Polis Şefi kendısınin ge- nelev in odalannda sıradan msan- lann fantezılerinde temsil edilme- miş olduğuna üzülmektedir, gö- rüntüsü çoğalırsa şiddet dolu ki- şıliği yerinı bulacak ve yüceltile- cektir. Gücünün kendi boyunda birfal- lusla temsi] edilmesi hayalini bi- le kurmaktadır. lnsanlar üzerinde baskı kurmak için belki de tek ge- reken onlann kafalarmda bir sim- geye dönüşmek ve bu simgeyi ayınlerle, göstenşh törenlerle bes- lemektir. Böylece ış aslından uzak- laşır. yabancılaşır. ulaşılmaz bır yere konur ve kurgulanan anlam aranılan gerçeklığin kendisı olma- ya başlar. Mutlaklaşır. Sonrasıysa kolaydır; simge, kendini karşıny- la var ederek peşınden sürükler yığınlan. Simgeleştirilenin varlıgını koru- ması için oyunun kurallara göre oy- nandı|ından emin olunması gere- kır ki Madam trma da salonlarını sürekli gözetler zaten. Polis Şe- fı'nin adamlan her yerdedir. Dı- şandan mitralyöz seslen gelmek- tedir. lmparatorluğa karşi başlatı- lan ısyan. kraliyet elçisinin isteği üzenne, genelev müşterilerinin girdikleri rolleri dışandaki ger- çekliğe taşımalan ve trma'nın da krahçe rolünü üstlenmesiyle bas- tınlır. Ama izleyicı bunun da ay- nadaki bır görüntü mü > oksa ger- çek mi olduğu arasında gidıp ge- lir. Oyunda isyancılar da bır simge- nin peşine takıldıklanndan kay- bederler. Madam Irma'ya ihanet ederek onun salonlanndan kaçan Chantal, ısyancılann sımgesı ola- rak öldürüldiiğünde. aslmda ge- nelevde öğrendiğı. fantezilere gö- re rollere gırme eyleminin bir baş- kabıçimini gerçekJeştirmiştir. Bel- ki de simgelerle aramaya başladı- ğımızda yitırdığimiz şe> dir o ara- nılan. Işte trma'nın salonunda Polis FANBUL • Madam îrma'nın Büyük Balkon Genelevi, kurgunun gerçeğe, gerçeğin kurguya dönüştüğü bir [ / \ • I I I „ dünya. insanlığın )m*mW>.*-*«*. bilinçdışının simgelerle somutlaşmış hali. lktidar arzusunun gölgesinde kalan insanlığın görüntüsü. Şefı rolüne gırmek ısteven ılk kı- şinınChantarınsevgılısı. isyancı- lann liden Roger olması da bu yüzden anlamlıdır. Roger, gitdigi rolü oynarken gerçekte iktidar ıs- teğinın bır gölgesı olduğunun bi- lıncıne vararak kural dışı bır ey- lemdebulıınurve kendini, dolayı- sıyla gırdiğı rolde Polis Şefi'nı. ıgdişeder. Bır anlanıda lktidar ar- zusunucezalandınr. Ama kastras- yon da bir simgedır bu oy un oda- sı içinde. Genelev in anırmezar oda- sında Polis Şefı de artık temsil edilmiştir ve ıktidarı. şiddeti yü- celtılmiştir. Dışarıdan mitralyöz sesleri hâlâduyulmaktadıı. 0>un nerede başlar nerede bıter. gerçek ve kurgu birbirıne karışır. Ba>ar Sabuncu'nun çevirip yö- nettıği oyunda Genet'nın metnin- dekı ritüel ha\ası, gerçek kurgu iç ıçelığı. grotesk tıpler çarpıcı bırgör- sellik ve o\ unculukla da \ urgula- nıyor. Sahnelemede özellikle Kra- iiçe, Piskopos, Yargıç, Gcneral. Polis Şefi ve Elçfnın adım adını balkondan izlcy icıve doğru \ ürii- düğü törensel güçgösterisinm mü- zıklebirleşen ihti^amı. ısvanı bas- tıran yücelhlmış \anılsamanın gü- cünü de gösterıvor -\ynı sahne- nin oyurjun sonunda selamla bü- rünleştinlmesı. onlaıı alkışladık- lan ikilemini yaratırken yıne kur- gu \ e gerçeklığin bırbırı ıçine gir- mış kaygan yapısı \ urgıılanıyor. Izleyici de bır anlamda az önce izlediği oyunun kurgusu ıçine çe- kilivor ve kendı gerçeklığının ne olduğunu sorgular halde alkışlav ıp Jİkışlamama tereddütünu bile >a- şayabilivor. Çünkü az önce ızledi- ğı sahnelerde bu törenin oluşum >a da kurgulanma aş^nıasının da göz- lerönüne serildıği açık Aynada gördüğümü/ kim? Bunun >anı sıra ızley ıci>e bel- kı de en önemlı ıpucunu \ermesi gereken ısyancı Roger'ın Polis Şe- fi rolüne girdığı sahnede yaşadı- ğı çelişkı ve bir çeşıt öç alma> a dö- nüsen kastrasyon ötekı sahneler- ie karşıla^tınldığında za> ıflatıl- mı^ ve etkisı azaltılmış görünü- >or. Ov sa temsil ettıklerıyle bırbi- nnin karşıtı gibı görünen Roger ve Polis Şefi, özde aynı noktada sıkışıp kalarak birbirine dönüşür ve aslında yüzeydekı a>nı kurgu- v u yeniden üretır. Genet, merkez- siz bıryapı kullanarak tarafolma- dan içinde >aşanılan aldatmacanın altını çızmekte. Duvgu Sağıroğlu'nun dekor ta- sanmında kullandığı, bordo ve si- vah renk ağırlıklı kurnaş parçala- rı. kadın ıç çamaşırları. manken gövdelen. dev ıskambil kâğıtlan ve irıli ufaklı aynalarla bezenmi^ paravanlar. o\ un boyunca değışme- yen bır fon oluşturuyor Bır an- lamda genelevin yanılsamalar dün- yasının sürekli içinde kalındığı- nın göstergesi gibı. Dekorun önem- lı bir parçası olan bov aynal.in ,sa- londakı izleyicinin görüntüsünü de içıne alır konumlarda yer değış- tıriyor. İzleyicı Pıskopos'un yada bir başkasının aynadakı görüntü- sünün bırparçası olarak kendini de izlerken belkı de onların kendılc- rinı var etme bıçınılerınde vennı alıyor. Dıs.andakı mıtralv öz sesleri ara- sında kurgulanmış bır dünyayı. Madam Irma'nın salonlanııda tek- rar kurgulayan bir oyun ve onu da kurgulavan "Balkon" oyuııu \e bütün bunlara tanıklık eden bızız- leyiciler. Bu gece aynava bır ba- kalım. bız kımız, a\ nada gördüğü- müz kim? Bılınçdışımızı oluştu- ran. bizi arzuya iten ve o>nayaca- ğımız rolü belirleyen şey toplum- sal yüceltnıelerin yanılsaması mı' 1 Acaba bu dünv a. bız böv le kurgu- iadığımız ıçın mı böyie? Metindeki ritüel hava. çarpıcı bir o> unculukla vurgulanıvor. Hafta boyunca yazarlar 'öykü saatleri' ile okuyuculanyla buluşacak 2. Ankara Oykü Giinleri başbyor ANKARV (Cumhurivet Bürosu) - Dü^ler Övküler Dergibi'nın, Bılim Sanat ile Imge kıtapevlen. Çağdaş Sanat Merkezi \ e gazetemızin katkısı ile düzenlediğı "2. Ankara Öykü Günleri". 1-7 Haziran tanhlen arasında gerçekleştırılecek. Hafta boyunca. yazarlar "öyküsaatleri" ile okuyuculanyla buluşacak. çok say ıda söyleşi ve konferans yapılacak. 2. Ankara Öykü Günleri açılış kokteylı 4 Haziran Peı^embe günü saat 20.00'de Çağdaş Sanat Merkezi'nde yapılacak. Açılışta Demir Özlü'ye onur ödülü verilecek. Öykü Günleri kapsamında hafta boyunca Bilim Sanat Kitabevi. Çağdaş Sanat Merkezi ve lınge Kıtabevi'nde yazarlann katılacağı 1 saatlik "Ö>kü Günleri" gerçekleştırılecek. Öykü Günleri'ne katılacak olan yazarlar şöyle: Afşar Çelik, Sururi BaykaU Sevgi Özel, Mustafa Pala. Mldan Ertürk, Tacim Çiçek, Vüs'at O. Bener. Sevil Kcsinıal, Halit Suiçmez, Ayla Kutlu. İbrahim Karaoğlu, Se\inç Özer, Lütfivt A\dın, Ahnıet Telli, Bema Kutlar. İsmail Gümüş, Adnan Azar. Ahmet Önel, Cemil Kav ukçu. Abdullah Nefes, Demir Özlü Sabahattin Ali Sait Faik Abasıvanık Necati Mert, Fanık Duman. Tahir C'n, Çerin Öner, Işık Kansu. Demir Özlü. Gürhan Uçkan, Erendiz Atasü, İnci Gürbü/atik. Remzi Özmen, Kadir YükseL ıM. Sadık Vslankara. V'usuf Eradam. Semih Gümüş, Fahrettin Demir, Bilal Ka>aba>, Feridun Andaç, Adnan Ö^er, Fethii Naci, Çetin V'iğenoğlu, Erdal Öz, Saliha Vadigar, Hüseyin Ferhad, Hasan Öztoprak, Erhan Bener, Öner Yağcu Yeşim Eyüboğlu, Hasan l'ysal. "Çocukluğa Yolculuk" başlığı altında düzenlenen etkinliklere de Vüs'at O. Bener. Ayla Kutlu. Cemil Kavukçu ve Burhan Günel konuk edılecek. Sadık Aslankara'nın vereceğı "Sabahattin Ali Öykücülüğü" adlı konferans. 1 Haziran Pazartesi günü saat lS.OO'de Harb-İş Salonu'nda yapılacak. Yusuf Eradam'ın yöneteceğı SevinçÖzer, Dilek \alçın, Halil Gökhan ve Lütfiye Aydın'ın konuşmacı olarak katılacağı "Kısa Öyküye Kuramsal Yaklaşımlar" başlıklı panel de 2 Haziran Salı günü aynı yerde düzenlenecek. "Çağdaş tsveç Edebiyatı" başlıklı konferans da Gun Ekrpth. Ulla Lundström ve Demir Özlü'nün katılımıyla gerçekleştirilecek Harb-lş Salonunda 4 Haziran Perşembe günü saat 18.00'de başlayacak konferansı Gürhan L'çkan yönetecek. Özcan Karabulut'un yöneteceği. Semıh Gümüş. Aydın Dogan. Cengi/ Öndersever ve Kadir Yüksel'in katılacağı "Türkiye'de Öykü Dergiciliği \e Öykü Kitabı Yayıncıiığı" konulu konferans 5 Haziran Cuma günü aynı yerde yapılacak. Çankaya Belediyesı Salonu'nda 6 Haziran CumarteM günü saat 15.00"te başlayacak olan "GünümuzTürk Öykücülüğü" konulu paneli Sadık Aslankara yönetecek. Panele konuşmacı olarak Erdal Öz. Fendun Andaç. Burhan Günel ve Semih Gümüş katılacak. Fethi Naci'nın vereceği "Sait Faik Öykücülüğü*' konulu konferans da aynı yerde saat 17.00'de izlenebilecek. Öykü Günlen 7 Haziran Pazar günü düzenlenen 2 etkmlik ile son bulacak. "Şiirde Öy küleme \v Anlatımcılık" konulu paneli Salih Bolat yönetecek. Çankaya Belediyesi Salonu'nda saat 15.0ü'te başlayacak olan panelde Ahnıet Tellı. \dnan Özer. Şükrü Erbaş, Halil Gökhan. Hüseyin Ferhad ile Gökhan Cengizhan konuşacaklar. Burhan Günel'in yöneteceği "Öyküde ve Romanda Şürsellik" konulu panele de Erhan Bener, Öner Yağcı. Erendiz Atasü ile Abdülkadir Budak katılacak. Panel. aynı yerde saat 17.00'de başlayacak. BUAŞAMADA ŞÜKRAIN KURDAKUL Öncekı cumartesı Kadıköy Belediyesı Cadde- bostan Kültür Merkezi'nde Turgut Acar, Refika Bezirci, Ahmet Miskioğlu, Mehrizat Poyraz, Na- im Tirali, Muzaffer Uyguner'le birlikte Asım Be- zirci'yı andık. Sıvas'ın eli kanlı şeriatçılanna inat ölümün uygar- lık bilincinden bir şey alamayacağını kanıtlayan di- renç birleşmelerınden bin yaşandı o gün. Paslanmış düzene karşın. ~ Kirli hava üreten düzenbaz kalabalığına karşın. • • • ilkyazılannı, çevirilennı Esat Adil Müstecaplıoğ- lu'nun çıkardığı -başyazarlığını da yaptığı- Gerçek gazetesinde yayımlamaya başladığı 1950 yılında "po- lis kayıtları"na geçti Asım Bezırcı adı. Istanbul Ünıversitesi Edebiyat Fakültesı'ninTürk Dıli ve Edebiyatj Bölümü'nü bitirmişti. Tabandan gelıyordu. Sıyaset tacırlerinin ıstediğı, okumuş köleliğe aday- lığını koymuş olsa "ilertemesı" "gözde adam lar ara- sına girmesı engellenebilir miydi? Düşündüğü doğruların ınsanı olduğu için birkaç kez Sultanahmet Cezaevi'nde tutukluluk nöbeti tut- tu Asım. Düşünen adam kimliği dalından kopanlamadı ama. Gençliğinde de. yaşamın öteki evrelerinde de kı- min yapıtlannı çevırmek istediyse onları kazandır- dı dilımize. Jean-Paul Sartre, Bertolt Brecht, Paul Eluard gıbi... Hangi ustanın sanatının özelliklerini tüm aynntı- lanna kadar vermek istemişse, yıllarını esirgemeden armağan etti o ustaya. Tevfik Fikret gibı Nâzım Hikmet gibı. Eleştırmence yaklaştığı 1960lı yılların genç şair- lerınden, öykü yazarlarından da esırgemedi kendi- ni. Edip Cansever, Ferit Edgü, Demirtaş Ceyhun gıbi. Kaç yıl önce Varlık dergisinde kitaplanndan biri- ni eleştirdiğim zaman, Tank Zafer Tunaya, bir si- tem tümcesiyle yanrtlamıştı beni. "Fransız kadını bütün güzelliğini verir. ama ne ka- dar güzelse." Asım da nesi varsa, ne biriktırmışse yazıya, kita- ba dönüştürme çabasma verdı kendini. Nerdeyse eksık bulamayacağımız inceleme kitap- ları bıraktı: Abdülhak Hamit, Ahmet Haşim, Sabahattin Ali, Orhan Veli, Rrfat llgaz, Orhan Kemal, Metin Eloğ- lu Yazılarını topladığı yapıtlar bıraktı: Çok Kapılı Oda, Günlerın Getırdıği Götürdüğü (Hüseyin Cantürk'le birlikte), Bılimden Yana Sos- yalizme Doğru, II. Yenı Olayı, Halk ve Sosyalizm İçin Kültür ve Edebiyat... Ve geniş inceleme yazılanyla donanmış antoloji- ler bıraktı: Dünden Bugüne Türk Şiiri, Halkımızın Diliyle Ba- nş, Şairterlmizin Ditiyle Banş. Temele Güf Dikenler... • • • Ötedenberi Marksistlerin yaratı olayına bakar- ken, bireysel olana uzak kaldıkları söylenir. Söyle- yenlerın amaçları sanatçının bağımlılığı yolundaki savları doğrulama çabasıdır çünkü. Genç Demir Özlü, 1961'de. belki de. durum be- lirlemesi olanağı vermek ıçın şu soruyu sormuştu Asım'a: "Yazarın düşlerı, bılınçaltı ve ıç duygutannın da yaşaması var. Yazdıklarıyla yaşadıklan arasındaki uyuşmayı bu açıdan da düşünmek gerekli değil mi?" Asım'ın verdiğı yanıtı okuyalım: "Yaşamak derken, bunu çok geniş ve aynntılı olarak tasarlıyorum. Elbette ınsan; düşlen. inanç- lan, düşünceleri bilinçaltı ve bilinç üstüyle de ya- şar. Yaşantı hem iç, hem dış, hem bireysel hem top- lumsal öğelenyle bir bütündür. Parçalanamaz " Eleştirilerinde bu bütüne ulaşmaya çalıştı Asım. Elinden geldiğince. • • • Yazıyı, Naim Tirali'nin Asım'ı anma toplantısında okuduğu Can Yücel şiiriyle bitırmek ıstiyorum: "Can Yoldaşıma Gülmek bir erdemse, Asım Gülerdı, gülmek içın değil Papatyalar açarcasına O Erzincanlı yüzünde. Çalışmanın şavkıyla ışırdı gözleri. Bugün tek başına da olsa Yarın el ele, Garip bir kuştu Asım: Zümrütü Anka , Küllerini seveyim Öpe savura. Murathan Mungan Grand Streefte I Kültür Servisi - Amerıka'nın en önemli kültür ve sanat dergilerinden olan \e edıtörlen arasında Edward Saıd'ın de bulunduğu Grand Street'ın 'Bellek' konulu 64. sayısında Murathan Mungan'a geniş bir yer aynldı. Ülkemız edebiyatmdan daha önce Onat Kutlar'ın bir öyküsüne ve Bilge Karasu'tıun çeşjtli yapıtlarına yer vermış olan dergının bu sayısında Murathan Mungan'ın Murathan 95'tekı Vesikalık Aşk Fotoğraflan'ndan Aron Aji'nın çevirdiği ÇC. Boyacıköy de Kanlı Bır Aşk Cinayetı. Hedda Gabler Dıye Bır Kadın ve Murathan ile Sehihan ya da Bir Biîlur Köşk Ma^alı yayımlandı. Derginin bu sayısında ayrıca Tennesse VVilliams'ın b'.ıîıınrrjş birerken dönem oyununa ve Nina Berbero'. ?. Pnblo Neruda, Janıes Laughlin'in yapıthnna yer ver'miş. Nedim Giipsel'in Paris'i I Kültür Servisi - Nedim Gursel'in son romanı "Pans'le ilgilı olarak katılacağı söyleşi bugün saat 19.00'da Fransız Külıür Merkezi Kütüphanesı'nde gerçekleşecek. Khalkeidon yayınlanndan çıkan 'Paris' adlı roman. yazann Pans'i algılayışı özerine kurulu. 'Gençlik ve Edebiyat' • Kültür Servisi-Gençlık Haftası nedeniyle İstanbul tl Halk Kütüphanesı Müdürlüğü'nce düzenlenen Gençlik ve Edebiyat" konulu panel • yann saat 14.00'te kütüphanenın konferans salonunda gerçekleştirilecek. Felsefecı yazar Tansu Bele'niıı yöneteceği panele, eğıtınıcı yazar Tufan Ata Türkyılmaz. eğitimcı yazar Meral Dalaman ve araştırmacı yazar, Istanbul Üniversitesi öğretim üyesi Yusuf Çotuksöken konuşnıacı olarak katılacak.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog