Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHUR/YET 21 MAYIS 1998 PERŞEMBE HABERLER Ermeni gipişimine engel • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Türkiye. Fransa'dakı bazı sosyalist milletvekıllerinin. 1915 yıluıda Ermenilere karşı soykınm uvgulandığı savlanndan hareketle yasa çıkartma ginşimlerini engellemeve çalışıyor. Türkıye'nm Fransa Büyükelçisi Sönmez Köksal, Fransa'da temaslarda bulurmrken Başbakan Mesut Yılmaz ve TB.MM Başkanı Hikmet Çetin muhataplanna birer mektup yazarak Türkiye'nin kaygılannı dile getirdiler. FP'ye AM6T şikâyeti • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu)-Almanya Büyükelçisi Hans Joachim Vergau, iilkesindeki dinci demeklerin çalışmalannı FP Genel Başkanı Recai Kutan'a şikiyet ettı. Büyükelçi Vergau, Kutan'ı TBMM'deki ziyaretinden sonra yaptığı açıklamada, kapsamlı ve samimi bir görüş alışverişinde bulunduklannı belirtirken AB ıle ilişkilerc de değindiklerini söyledi. lAM'dan Çalışma Grabu • Haber Merkezi - Türkiye Araştırmalar Merkezi, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerini daha aynntılı izlemek ve çözüm önerileri üretmek üzere bir çalışma grubu oluşturdu. Çalışma gnıbu, TQrkiye-AB ilişkilerinin farklı boyutlan konusunda hazırlayacağı temel tezleri AB uzmanlan. Türkiye ve Almanya'dan bilimadamlan, politikacılar ve uzmanlarla düzenleyeceği toplantılarda tartışmaya sunacak. Çalışma grubu ilk toplantısını I6haziranda Bonn'da SPD, Yeşiller ve CDU'dan üst düzey politıkacılann katılımıyia gerçekleştirecek. Çocuk yuvalarının dupumu . • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) -TBMM Genel Kurulu'nda. FP Çorum Milletvekili Mebmet Aytaç'ın çocuk yuvalan ve yetiştirme yurtlarına ilişkin soru önergesini yanıtlayan Devlet Bakanı Hasan Gemıcı, çocuk yuvalarında kadın elı sıkmayan, kara çarşafgiyen. "namahrem" diye kadın görevlilerin kendisine bakmasına izin vermeyen 5-6 yaşında çocuklar olduğunu bildirdi. TGC'ye yeni üyeler • İstanbul Haber Servisi - Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'ne (TGC) yeni üye olan 70 gazeteciye rozetleri. dün düzenlenen törenle takıldı. TGC Başkanı Nail Gürelı törende yaptığı konuşmada. 52 yıllık bir geçmişe sahip olan TGC'nin hem geleneklenne bağlı kaldığını hem de sürekli kendinı yenilediğinı ıfade ettı. Savcı eşinin davası • İstanbul Haber Servisi - Evlilik dışı ilişkıye girdiği üniversite öğrencisı Isa Öztürk'ü öldürdüğü iddia edilen stajyer savcı Kemal Kaplan'ın eşi Döndü Kaplan"ın yargılanmasına Bakırköy l. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Duruşma, tanıklann dinlenmesi için ertelendi. Fetitı konferansı • İstanbul Haber Servisi - İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi Başkanlığı. "Fetih Haftası' etkinlikleri çerçevesinde Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda 23 Mayıs'ta iki günlük III. Uluslararası Fetih Konferansı düzenlevecek. THY 65 yaşında • İstanbul Haber Senisi - THY"nin 65. kuruluş yıldönümü dolayısıyla Taksim Cumhuriyet Anıtı önünde tören düzenlendi. Törene. THY Genel Müdürü Yusuf Bolayırlı. genel müdür yardımcıları llknurEzgü. Sevgi Gümüştekin. Gürol Yüksel. Çetin Özbey. Sertaç Haybat ve Vural Akgün ile THY'de görevli pılot ve hostesler kattldı. Başbakan Yardımcısı Ecevit'ten Cumhurbaşkanı Demirel'e tepki 'Başkanhk demokratik değiP.ANKARA (Cumhuriyet Büro- su) - Cumhurbaşkanı Süleyman Demirei, başkanlık sistemı tartış- malannı gündemde tutarken. Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit, "Eğer isteseydi Atatürk o çok güçlü olduğu yıllarda, baş- kanlık sistemini gerirebilir ve dev- let başkanı olabilirdi. Fakat o za- man Cumhuriyet adı altmda pa- dişahlık rejimini sürdürmüş olurdu. Atatürk'ün temelini attı- ğı pariamenter demokrasinin üs- tüne başkanlık sistemi bina edile- mez"dedi. Ecevit. gerekli olanın "pariamenter demokratik rejimi değiştirmek değil, kurallan için- de ekonomik \e sosyaldüzene do- nüştürmek olduğunu" söyledi. Ecevit. dün grupta yaptığı kı- sa konuşmada, sadece Cumhur- başkanı Demirerin gündeme ge- tirdiği başkanlık sistemi konu- sunda göriiş bildirmekle yetindı. Atatürk'ün çagımızın en büyük lideri olduğunu vurgulayan Ece- vit, şunlan söyledi: Başkanı: Çete gibi karşılandık ANKARA (Cumhuriyet Bürosu)- Atatürkçü Düşün- ce Derneği 'nin (ADD) Samsun 'dan başlattığı Bağırnsız- lık Yürüyüşü'nü değerlendiren Genel Başkan Suphi Gürsoytrak. "Vnkara'va !9\layısBayranırrukutiama heyecanıyia geldik. Gördük ki yolumuzjandarma ve po- lis güçlerince, santd çcteymişiz gibi kesümiş" dedi. Gürsoytrak, dün düzenlediği basm toplantisında, em- niyetin "tek tip üniforma" diye değerlendirdiği ADD'li gençierin üzerindeki önlükierde Atatürk resmi ve Ata- türk'ün sözlerinin bulunduğunu anımsatarak •'Atatürk sözünü icerenönJükhiçbirzaman üniforma olamaz" di- ye konuştu. Suphi Gürsoytrak. ADD'nin, cumhuriyetin kuruluşunun 75. yıldönümü nedeniyle düzenlediği et- kinlikJeriçinde Samsun'dan başlayıp Ankara'da son bul- masını tasarladıklan Bağımsızhk Yürüyüşü'nün özel bir anlamı olduğunu söyledi. Gürsoytrak sözlerini şöy- le sürdürdü: "ADD'BIer olarak Zafer Anıö'na siyah çe- knk bırakacagınııza ilişkin biriiıbarda buiunulmuş. Va- liJik bö\1e bir ihban dikkate alarak Ankara'>a girişimi- zi engellenie karan almış. Atatürk ilketerini vasatnıayı hedefleven bir dernek nasıl olur da Atatürk Anın'na si- yah çeknk bırakmaya veltenebüir?'" Atatürk'ün "Ozgüriük ve bağımsızhk benitn karak- terimdir'' özdeyişınin yazalı olduğu önlüklerin Ankara Emniyet Müdürlüğü'nde alıkonulduğunu söyleyen Gür- soytrak, Ankara'ya girişlerinin engellenmesine ilişkin olarak güvenlik güçlerinin alt kademelerinde çaiısanla- n suçlamadıklannı kaydetti. "Atatürk demokrasinin teme- lini pariamenter rejimle atmıştır. Eğer isteseydi, o çok güçlü oldu- ğu yıllarda başkanlık sistemini getirebilir ve devlet başkanı ola- bilirdi. Bütün vetkileri de elinde toplayabüirdi. Fakat o zaman cumhuriyet adı altında padişah- lık rejimini sürdürmüş olurdu. Atatürk bunu asla düşünmedi. Tam tersine Kurtuluş Savaşı yıl- larında en geniş vetkivi TB- MM'ye tanıdı. Demokrasinin kökleşmiş olduğu birçok ülkede bile savaşlar demokrasivi askıva almanın veya kısmanın, sınırta- manın gerekçesi olarak kullanıl- dığı halde bizim kurtuluş Sava- şımız sırasında Atatürk'ün öngö- rülü Ikterliğryle tam tersine par- iamenter demokrasinin temelle- ri en sağhklı biçimde atıhnıştır. TBMMVe Kurtuluş Savaşı'nda en geniş yetkiler tanınmıştır. O kadar ki savaşın teknik a> rıntıla- n bile TBMM'de bütün açıklığıv- la tartışılabiliyordu. Bakanlan TB.MM seçebiliyor ve azledebiü- yordu." Atatürk'ün cumhuriyeti kur- duktan sonra da yürütme erkini kendine toplama yerine İsmet İnönü gibi iddialı bir de\ let ada- mının kurduğu hükümete bırak- tığına dikkat çeken Ecev it. "Hü- kümetin davanagı ise TB.MM idi. Atatürk'ün temelini artiğı paria- menter demokrasinin üstüne başkanlık sistemi bina edifcmez" dedi. DEMİREL SENDİKALABA GÜVENCE VERMEDİ 'Ozefleştirmeyi kimse engelleyemez' ANK.ARA (CumhuriyetBürosu)- Cum- hurbaşkanı Süleyman Demirei. Petrol Ofı- si Anonim Ortaklığı'nın (POAŞ) satılma- sını engellemek ıçin girişimlerde bulunan Petrol-Tş Sendikası yöneticilerine "Türki- ye'dekimseözeUeştirmecereyanınmönün- de duramaz"; OHAL'in kaldınlmasmı is- teyen Tuncelililere de "Devleti doğru an- layuı. devletin vatandaşına bir muhtemel suçlu şeklinde bakması söz konusu otamaz. Bunu kafanızdan silin" yanıtım verdi. Cumhurbaşkanı Demirei, dün Petrol-lş Sendikası Genel Başkanı Bayram YıMt- rtm, Tunceli Dayanışma ve Kültür Vakfı Ciller Orduda 15hplding ülkeyi parselliyor ERDOĞAN ERtŞEN ORDli - DYP Genel Başkanı Tansu Çiller."Tekelci sermayeye market kur- mak için 50 trilyon lira teşvik verildiği- ni" belirterek "Bunlann pazariığı ha- lâ bitmedi. 15 holding Türkiye'yi par- seüJyor" dedi. Beraberinde 10 milletvekili ile bir- likte Ordu'ya gelen DYP lideri Tansu Çiller. Belediye Meydanı'nda halka seslendi. Konuşması sık sık "Başba- kan Çiller" sloganıyla kesilen Çiller. iktidarları döneminde Karadeniz'de başlattıklan yatınmlan anlatırken "Bu- günkü hükümet ise bizim yaptıklan- mızı dcv am ettinne başansını bue gös- terememiştir" dedi. Konuşmasının büyük bölümünü Ka- radeniz otoyolu ihalesine ayıran Çiller şunlan söyledi: "Bakın Ankara'daki hükümetyetkilikri meşgui. SizJerin ha- lini sormaya \akitieri >ok. Çünkü diyet ödemekle meşguller. Birilerine borçla- n var. Bu üzerinden geldiğimiz Kara- deniz otoyolunu biz başiatûk. Onlar 180 küometrelik kısmını ihale ettiler. Dolar üzerinden havuz müteahhiderine ver- diler. Bugün birçrvi bileçakılmamış. A- ma seçilmiş havuz müteahhitlerinin eeplerine girmiş trilyoniar var. Bu sizin paranız. Bunun sonuna kadar takipçi- si olacağız." Başkanı Zeynel Öztürk ile Tunceli Kültür ve Dayanışma Dernegi Genel Başkanı SeJ- man Yeşilöz ve beraberindeki heyeti kabul etti. Demirei. Yıldırım'ın sektör olarak özelleştirmeye karşı çıktıklannı belirtme- si üzerine, özelleştirmenin kaçınılmaz ol- duğunu söyledi. Demirei. "Hiçkimse.de\- letinyenifonksiyonlannıtayinde de\ letin ti- caret içinde kalmasını savunmaınalı. Dev- let, savuııma. huzurun sağlanması. kanun hâkimiyetu çevre, egitim. sağlık. sosyal gü- venlik şemsiyesi gibi asli vazifelerini göre- cek. Dünya şu kanaate gekü ki devlet, tka- retyaptıgında en körü tüccardır. Türkhe'de kimse özelleştirme cereyanının önünde du- ramaz" dedi. Yıldınm. sektörlerinin stratejik önem ta- şıdığını belirtirken Demirei. "Söyledikleri- nizi ilgililere intikal ettiririm. Ama düş kı- nkhğına kapılmayın. Stratejik önem gibi kavramlar çok de*işmiştir. Deviet istediği zaman gnvenfik icapİan söz konusuysa ois- tikamete sevk eder. Devlet bankalar dahil bütünekonomikişlerin içinden çıkavaktır" diye konuştu. Sendikacıların. başbakanlı- ğı döneminde 1974 bunalımının yaşandı- ğını anımsatarak destek istemeleri üzerine Demirei. u Ben destek vermem. 20 yıl önce yaşananlar gerekçe olarak kullanılamaz, Ben kra değilim. Sonradan hayal kınkhğı- na düşmevin diye söylüyorum. Dcv letin ekonomideki. fonksiyonlannı yaşatmak mümkün değiL Dünyanın da Türkiye'nin de gidişah budur. Devletle yüriitülen hiz- metlerde dünva ile rekabet şansı voktur. 1970-80'li yıllar geride kaldı" dedi' Tuncelililer. Demirel'e bölgenin ve ilin ağır sosyal. ekonomik, siyasal ve kültürel sorunlannın bulunduğunu belirterek O- HAL'in kaldırılması. seyahat özgürlüğü- nün kısıtlanmasına son verilmesi. halkın köylerine geri dönüşünün sağlanması, eği- tim. sağlık binalanmn hizmete açılması. zorunlu göç edenlerin zararlarının tazmin edilmesini istediler. Bölgenin dağlık \ e ya- şam koşullarının ağır olduğunu, dev letin de bunun için Tunceli'ye azamı dıkkati gösterdiğini anlatan Demirei. "Benidoğru anlavacağınızdan emin olmak istiyonım. Devletin, vatandasına bir muhtemel suçlu şeklinde bakması söz konusu olamaz, Bu- nu kafanızdan silin. Bu ülkede din, mezhep, inanç farklılıklanndan dolayı kimsenin hor görülmesi söz konusu olmaz" diye konuş- tu. Demirei. şikâyetlerin çoğunun Türki- ye'de yaşanan terör olayından doğduğunu kaydederek 5 bm asker ve polisin 5 bin de masum insanın şehit olduğunu belirtti. Devletin sınırlarını ve topraklannı koru- maya çalıştığını vurgulayan Demırel. O- HAL'in zorunluluktan dolayı bulunduğunu kaydetti. Bayram coşkusugece de sürdü 19 Mayıs Atarürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bavramı coşkusu: önceki akşam İstanbul'un çeşitli semtlerinde yerel yönetimler ve sKil kunıluşlar taranndan düzenlenen havai fişek gösterilerivle devam etti. Kenrin çeşitli yerierinde düzenlenen gösteriler, konser. sövleşi ve paneller büyük ilgi gördü. İstanbul Büvükşehir Beledivesi'nin Taksim Mevdanı'nda gerçekleştirdiği havai fişek gösteriferi beğeniyle izlenirken bazı belediyelerin etkinlikleri ise yağtşlı hava nedeniyle ertelendi. (Fotoöraflar: HATİCE TUNCER-UĞURDEMİR) NOKTASI / ORAL ÇALIŞLAR MHP Esenler llçe Teşkilatı iiyesi Satılmış Can'ın öldürül- mesine MHP İstanbul il Başka- nı Mehmet Gül'ün gösterdiğı tepki sırasında söylediği bazı sözler büyük önem taşıyor: "Bi- ze gelen bilgilere göre, Toros marka bir arabadan telsizli in- sanlann duvarlara TlTyazdığı- nı, yazanlann polise benzediği ortaya çıhyor." Mehmet Gül, bu saptamalardan yola çıkarak polisten kaynaklanan yeni bir provokasyona dikkat çekiyor. MHP, herzaman polisleyakın ilişkileri bulunan bir siyasi ör- gütlenme olarak bilinir. Bu ne- denle onların polis konusunda öne sürdükleri tezleri önemse- mek gerekir. İl Başkanı Gül'ün vurguladığı gerçek; polisin ve- ya polise benzeyen bazı görev- lilerin İstanbul'un gecekondu mahallelerinde sağ-sol çatış- malannı alevlendirmek amacıy- la birtakım kışkırtmalara giriş- meleri. Gül'ün söyledikleri ya- bana atılır gibi değil. Bu senaryolar geçmişte çok- ça sahneye konduğu için, siya- MHP îl Başkanınm Açıklaması si tecrübesi olanlara Gül'ün ra- hatsızlık duyduğu "gihşimler" yabancı gelmiyor. Gül, tehlike- ye işaret ederken, kendi parti- sinin izlediği çizgiyı de dikkatle gözden geçirmek zorunda. Son yıllarda adım adım kışkırtılan aşırı milliyetçilik, her zaman iç çatışmalar için bir potansiyel haline dönüştü. 12 Eylül'den hemen sonra MHP yöneticile- riyle aynı cezaevinde kalıyor- duk, onların, "Devlet bizi kul- landı, iş bitince bizi hapse attı- lar" türünden serzenişierine ta- nık olmuştum. Gül, bir tehlikeyi sezinlemiş, böyle bir gelişmenin partilerini de kendi kontrolleri dışında bir noktaya çekeceği endişesine kapılmış. Bu açıklamayı ve ra- hatsızlığı samimi olarak kabul edersek, MHP'nin yapması ge- rekenler var. Öncelikle, saldır- gan bir şoven milliyetçiliğin her zaman devlet içinde yasal ol- mayan yollardan iktidara yürü- mek isteyenlere destek verdiği- ni MHP'liler unutmasınlar. 12 Eylül öncesi bütün önemli su- ikastların faillerinin ülkücüler ol- duğunu dasanınmhatıriıyorlar- dır ••• Işin bir yanı bu. Bir diğer ya- nı da solda olsun, sağda olsun şiddete yönelik kamplaşmanın, sonunda onların dışındaki baş- ka güçlerin ekmegine yağ sürü- yor olması. Bunu, ıki tarafın da tekrar tekrar gözden geçirme- sinde yarar var. İçinde bulun- duğumuz koşullarda, kimlerin böyle bir çatışmayı ne için kış- kırttığı üzerine kafa yormak ise bütün bunlardan daha önemli. Türkiye, sürekli kamplaşmaya zorlanan bir ülke. Laik, antilaik kamplaşmast gıderek tehlikeli boyutlara tırmanıyor. Türk-Kürt çatışması sürekli kışkırtılıyor. Kıbns ve Yunanistan'la ilişkiler patlamaya hazır bir bomba özelliği taşryor. Zaten eskiden beri var olan sol-sağ gerilimi ise ülkücülerin yeniden sahneye çıkmasıyla daha tehlikeli bir mecraya sokulmak isteniyor. • • • Çok boyutlu, çok taraflı bir gerilimleryumağı, parlamento- nun doğru dürust çalışmadığı veya çalıştırılmadığı koşullarda ülkenin geleceğini karartan bir potansiyel olarak karşımıza di- kiliyor. Bıkkınlık ve çaresizlik. yasal seçenekleri ortadan kal- dırmak isteyen bir kamuoyu ya- ratıyor. ANASOL-D hükümetinin ge- leceği üzerine kurulan denk- lemlerin hiçbiri. bir başka nor- mal formüle kapı açmıyor. Bu hükümet devrilse, şu anda er- ken seçimin koşulları da oluş- madığına göre, geriye parla- mento çoğunluğuna dayanma- yan arayışları gündeme getıre- cek. Yani daha önce dillendirı- len "teknokratlarhükümeti" dı- şındaki bütün kapılar sanki bi- linçli olarak kapatılıyor. Demirel'in giderek dahafaz- la bu hükümetin bittiğinden söz etmeye başlaması ve erken se- çimin de bir seçenek olmadığı- nı söylemesi, bu koşullarda acaba ne anlama geliyor? Mec- lis'teki tabloya baktığımızda, Demirel'in söylediklerinden bir "azınlık hükümeti" dışında çö- züm gözükmüyor. CHP'lilerin kurultay hayhuyu arasında gör- medikleri gerçek, "sürekligeri- lim" çizgisinin, giderek bir yer- lerde başka formüller üretilme- sine yardımcı olan bir karakter kazandığı. MHP İl Başkanı Gül'ün dikkat çektiği; "Provokasyonların ar- kasında acaba ne var" sorusu belki de böyle bir tablo içinde bir anlam ifade ediyor. Sürekli Kamplaşma, iç çatışmaların patlak verebileceği bir ortamı kışkırtma, yeni senaryofarın ya- zıldığını mı haber veriyor? Herkesin, geç olmadan şap- kasını bir kez daha önüne koy- ması gereken kritik günlerden geçiyoruz. PERŞEMBE ORHAN BLRSALI Büyük Evlilikler Korkutuyor Bizi doğrudan ilgilendirmiyor gibi dursa da çok yakından tanıdığımız Alman Mercedes ile Ameri- ka'nın oto devlennden Chrysler şirketlerinin bir- leşmesi üzerine dünyada kopanlan kıyamet büyük. Bu birieşme, ekonomide birbiri ardınagerçekleşen büyük evliliklerin en sonuncusuydu. Bu olay, özel- likle dev bankalar ile sigorta şirketleri (Citicorp / Travelers; National Bank / Bank America), dev i- laç şirketleri (Novartis / Ciba-Geigy); iletişim ve haberleşme, basın, TV şirketleri vb. arasında son zamanlarda gerçekleşen diğer büyük birfeşmele- rin arkasından geldi. Dünya. bu büyük evliliklenn tedirginliği içinde. Uluslararası etkisi büyük gazeteler, dergiler ve içten içe de politikacılar soruyor: Yarın, ülkelerde ve dünyada kimin sözü geçecek, devletlerin mi yoksa devleşmekte olan tekellerin mi? Korkunun çok anlaşılabilir nedenleri var: Ser- maye tarihte görülmemış ölçülerde tekelleşiyor. Küreselleşme, tekellerin ve sermayenin önündeki bütün engelleri ve sınırları yıkmaya başlayınca, dünya ekonomisinde daha büyük güç, pazar ve söz sahibi olabilmenin yolu da büyük birleşmeler- den geçmeye başladı. Citicorp Bankası ile Travelers sigorta şirketi ev- liliğinden ortaya çıkan mali güç 80 mılyar dolar. Borsa degeri 151 milyar dolar. Bu yeni güç, 100 ülkede 100 milyon müşteriye sahip ve 160 bin in- san çalıştınyor. Böylesine bir kuvvet, tabii ki kendi kurallarını ko- yacak; pazan istediği gibi yönlendirecek; rekabet koşullannı kendi belirteyecek. Sınırsız veya karşı konulmaz bûyüklüklere sahip her gücün, bu gücünü sürekli kendi lehine, ama toplumun, tüketicinin, sosyal haklann aleyhine kul- lanması eşyanın dogasına uygundur. Nitekim büyük birleşmelerin ardından kitlesel iş- ten çıkarmalar; ücret azaltmalar; orta büyüklükte- ki işletmelerin daha büyük ekonomik baskı altına alınması vb. geliyor. Ekonomide yaşanan bu tekelleşme, ardından Asya'da patlayan kriz, küreselleşen pazann sıkı denetimi ve oyunun kurallarının yeniden belirien- mesi isteğini de gündeme getirdi. "Devletin geri dönüşü"nden; yani, devletin, bilerek elden kaçırı- lan ve sonuçta tekellerin eline geçmeye başlayan iktidar iplerini yeniden ele geçirmesi gereğinden söz edilmeye başlandı. Örneğin, Ekonomik Kalkınma ve Işbirliği Örgü- tü'nün (OECD) hazıriadığı, MAI diye bilinen, çok- uluslu şirketlerin önündeki bütün ulusal sınırlan ta- mamen kaldıracak anlaşma önerisi, üye ülkeler bakanlan tarafından imzalanmadı ve en az 6 ay da- ha üzerinde tartışılmasına karar verildi. Türkiye'nin çekince koyacağinı bildirdiği MAI anlaşmasına karşı, bütün dünyadaki sivil toplum örgütleri büyük bir cephe oluşturmuş (bizimkile- rin kulaklan çınlasın!); tüketici örgütleri, işçi ve me- mur sendikalan, çevreciler ayağa kalkmıştı. Anlaş- ma etkili siyasi çevrelerce de "yeniuluslararasıka- pitalist manifesto" ve "tekellerin en utanmaz ta~ lebi" olarak görülüyordu. Kanada Ticaret Bakanı bu büyük protestodan "Politikacı olarak öğrene- ceğimiz çok şey var, insanlann korkulannı ve en- dişelerini ciddiye almalıyız" diyecekti. Asya kriziyle birleşen büyük tekelleşme süreci, VVashington'dan Briiksel'e, Bonn'a ve Paris'e ka- dar, devlet ve hükümetlerde yeni bir düşünce sü- recini de başlartı. ABD'detekelleşmeyi kontrol kuruluşlarının, dur- durulmaz bir tekelleşme içinde olan Bill Gates'in Microsoft'una, yeni çıkartacağı Windows'98 işle- tim sıstemleri içıne, bir rakip kuruluş olan Netsca- pe'in \nternet tarayıcısını koyması karannı verme- si, bu yeni düşünce sürecinin bir işareti olsa ge- rek. Amerikan Malıye Bakanı'nın, küresel malı sistem için "yeni birmımariyapı gerekli" demesi; Alman- ya'da iktidara gelecek olan Sosyal Demokratların "dünya piyasası için yeni kurallar konmasını" şart görmesi; Japonlann "spekülasyon kapitalizmine ve dolar egemenliğine" karşı düşünceler ilen sür- mesı, bu yeni sürecin başladığını gösteriyor • • • Para ve tekeller gerçek iktidarlan ellerinde top- ladıkça, politikacıya sadece onlara kul köle olma seçeneğı kalacaktır. Belki. meslekte böyle bir itibar düşüşü ve ikti- dar yitimi korkusu, politikacıya, toplumsal ve sos- yal dengeleri ve tüketici haklarını koruması için güçlü bir motivasyon oluşturacaktır. Kim bilir! Tahran PKK'yi destekliyor' • NEW YORK (AA) - Iran'ın Ortadoğu'da "gerçek bir terörist tehdit oluşturduğu" ve başlıca hedeflerinden birinin. bölgede ABD müttefiki ülkelerin istıkrannı bozmak olduğu öne sürüldü. ABD'de yayımlanan "Counterterronsm" adlı dergide yer alan ve Amerikan ıstihbarat kaynaklannadayandınlan incelemede. İran'm bu amaçla PKK'yi de desteklediği belırtildi. Titan'a yeni dava I İstanbul Haber Servisi - Titan Türkiye Direktörü Kenan Şeranoğlu ıle babası Fevzi Barbaros Şeranoğlu'nun da aralarında bulunduğu 12 sanık hakkında. 'dolandıncılık'suçundan 10.5 yıl ile 31.5 yıl arasında hapis cezası istemiyle yeni bir dava açıldı. Işkence idcfiası I İstanbul Haber Servisi - Hırsızlık yaptığı iddiasıyla polis tarafından gözaltına alınan ve 'nezarette rahatsızlandığı' gerekçesiyle geçen pazar günü Şişli Etfal Hastanesi'ne kaldınîarak kalınbağırsak yırtığı tanısıyla ameliyata alınan Cengiz Süslü'ye işkence yapıldığı öne sürüldü TEVDAK liseleri resim sergisi I İstanbul Haber Servisi -Türk Eğıtim Vakıfları Dayanışma Konsevi (TEVDAK) Liseleri Resim Sergisi yann Kabataş Eğitim Vakfı Sabancı Kültür Sitesi-A Blok Fuaye Salonu'nda açılacak. istanbul Valisi Kutlu Aktaş tarafından açılacak sergı 29 Mayıs'a kadar 10.00-18.00 saatlen arasında ziyarete açık olacak. CHP'ye uyarı • İstanbul Haber Senisi - Ricky Martinin Fransa "98 Dünya Kupası için seslendirdiği 'La Copa De La Vida" isimli şarkının sözlerinin değiştirilerek CHP olağan kongresınde çalınacağı yolundaki haberler nedeniyle Sony Musıc tarafından CHP Genel Başkanlığf na ihtarname gönderildiğı bıldirildi. Music Basın Promosyon ve Halkla tlişkıler Müdürü Serdal Tural yaptığı açıklamada. "Fikirve Sanat Eserleri Kanunu'yla sanat ve müzık eserlen. telıf haklan yönünden koruma altına alınmıştır. Bu çerçevede esersahibinin yazılı ıznı almmadan herhangi birşekil ve formatta eserin tamamının veya bir kısmının kullanılması ve yayımlanması mümkün değildir" dedi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog