Bugünden 1930'a 5,499,360 adet makale



Katalog


«
»

21 MAYIS 1998 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA KULTUR 13 Istanbul Belediyesi Şehir Tiyatrolan 'Güz Bitiminde Moliere ya da Kibarhk Budalası'nı sahneliyor 'Moliere evrensel ve hâlâ günceF• Turgay Nar'ın, Moliere'in 'Kibarhk Budalasf adlı yapıtından yola çıkarak yeniden oluşturduğu oyunu, Mehmet Ulusoy konuk yönetmen olarak yönetiyor. Oyun, günümüz Türkiyesi'ne, sanatçılara ve sanata bakış açısına, ülkenin 'kültürlenme" düzeyine yönelik farklı bir bakış açısı sunuyor. ÖZLEMGÜLŞEN Bugün festival kapsamında Muhsin Ertuğnıl Sahnes; "nde Istanbul Belediyesi Şehir Tiyatrola- n *Güz Bitiminde Moliere ya da Kibarhk Buda- lasT'adlı oyunu sahneleyeeek. 'Çöplük'adlıoyu- nuyla tanınan Turgay Nar'ın, Mofiere'in 17. yüz- yılda yazdı|ı Kibariık BudaJası'lLe Bourgeoıs Gentilhomme) adlı yapıtından yola çıkarak yeni- den oluşturduğu oyunu, MelunetUhısoykonuk yö- netmen olarak yönetiyor. Sahne tasanmını IVu- rullah Tuncer'in, koreografisinı Sdçuk Borak'ın ve giysi tasanmmı .Nihal Kaplarrgı Kaya'nın ger- çekleştırdigı ovunda. 20 oyuncu rol alıyor. Oyun, günümüz Türkiyesi'ne, sanatçılara ve sanata ba- kış açısına, ülkenin 'köfturJenrfK' düzeyi- ne yönelik farklı bır bakış açısı sunuyor. Is- tanbul'un 'eskf bir ko- nağında, 'eski' kum- panya oyunculan ara- sında geçen oyunda, Molıere'ınyapıtında- kinden oldukça farklı biryazım da göze çar- pıyor. Oyunun merni- nin oJuşturulmasına ve sahnelenişine yönelik Mehmet Ulusoy ve Turgay Nar'la söyleş- tik. - Neden Moliere'in biryapra sahneyekon- makistendi? ULlSOY-ŞehirTi- yatrosu'nun böyle bir düşüncesi vardı. Ben öncelikli olarak Ah- met Vefîk Paşa'nın Moliere uyarlamala- nndan ve çevirilerin- den yararlanmak iste- dim Ancak yapılan tüm araştırmalar so- nuçsuz kaldı ve bu uyarlamalarla çeviri- ler bulunamadı. Bu- nun üzerine 'Kibarlık BudatasTndan yola çı- VönetmcnMehmetlluso>.(Foto|raflar KADER TLGLA) kılarakyenibirmermoluşturuldu. Oyuncularlapro- valara başladık ve ıvi sonuç aiacagımızı düşünü- yorum. - Moliere'in yazdığı metinle şu andaki metin arasında oJdukça farklı bir yapılanma var. Siz bu konuda ne düşûnüyonıunuz? Bizim oyunumuz bir konakta. kumpanya oyun- culan arasmda geçıyor. Metinde var olan ironiyi ön plana çıkarmak açısından oyunculann yanı sı- ra dekor ve kostümlere de çok önem verdık. De- kor, ilk bakışta pek çok şeyı seyırciye açımlıyor Benim tek endişem oyuncularla aramdakı ılişkı- yeyöneliktı.Çünkühiçbirisiyledahaöncedença- lışmamıştım. Aramızda hoş bir ılışki dogdu ve bu da oyuna yansıdı, sanıyorum - Tiyatro Festivaü'ne Fransa'dan kaûlacak olan DeschampsetDeschamps topluluğu da Moliere'in 'Gülünc Kibarlan 'nı sahneley ecek Bu seyirci açı- sından da hoş bir rastiantı oiacak herhalde_. Ben de öyledüşünüvorum. Molıere'ın yapıtla- nnın hâlâ pek çok tiyatro tarafindan tercih edil- mesmin tek birnedeni var: Onun yazdıklannın gün- cellığinı hıç yıtirmemesi. Son derece dürüst ve ha- yata baglı bır insan. Karşıplduğu her şeye açıkça başkaldıran birkışılık. Hapsedüşüyor.yapıtlanya- saklanıyor ama o vazgeçmiyor. Uzun senelerso- kak tiyatrosu yapıyor ve sanatından kopmuyor. Bir Corneüle ya da Racine de onun döneminden; on- lann yazdıklan çok daha şıirsel. Ama Moliere ev- rensel olanı yakalamayı başardığı içın bu kadargün- cel. - Strin Fransa'da 25yılfak bir gecmişiniz var. C'k kemizde son dö'nemlerde festrvaller ve sponsoriuk sistemi sayesinde ti- yatro da önemli an- kmiardabuhındu.An- cakeksikolan biryöo bep var. Bu vön. size göre nedir? Devlet veyerelyö- netimler tiyarroya el uzatmadığı müddet- çe bu eksik yö'n de- vam edecek. Fran- sa'da tıyatrolar yerel yönetimlerın deste- ğiyle ayakta duruyor. Bir de Türk tiyatro- sunun artık yurtdışı- na açılması gerekiyor. Benim gördügüm çok büyük yetenekler var. Onlann önünün açıl- ması gerekiyor. Bu hem Türk tıyatrosu- nun tanrnması hem de oyunculann kendile- rinı farklı yönlerde de geliştırmeleri açısın- dan çok önemli. Sponsoriuk sistemıy- se atılan en iyi adım- lardan bir tanesı. Bu durumdan en iyı şekil- de yararlanılmalı ve yaygınlaşmalı. -Bu oyunun Fran- sa'da sahnefenmesi söz konusu olabiür mi? Henüz kesin bir sonuçyok. Ancak Versailles Sa- rayı'nda ve Marsılya'da sahnelenmesı içın Ön ça- lışmalardevam edıyor. Sanırım oyun oralarda da sahnelenecek. Ülkemızdeki festivalın gündengü- negehşmesi.yurtdışındantopluluklanngetirilme- sı de tiyatro adına yapılan çok önemli çalışmalar. - Bu oyunun dışında sizin geleceğe yönelik bas- ka projeleriniz de \ar. Örneğin Genco Erkal ve bir Fransız ti> arro sanatçısının sahneleyeceği Shakes- peare'in 'Kral Lear' adlı oyununu sizyönetecek- siniz. ÇalışmaJannız ne aşamada? Oyunun dekorlan neredeyse hazır. 'Kral Le- ar'ı ıkı oyuncuy la tanı metın olarak sahnefeyece- gız. Önümüzdekı festıvale bizde o oyunla katıla- bilıriz Aynca benim bir başka düşüncem de Da- rioFonun yapıtlanndan bır koiaj oluşturmak ya da onun yapıtlanndan bir tanesini sahnelemek. Nar'a gö're oyunda Moliere hem var, hem yok; ama metinde'Vazan: Turgay Nar/ Moliere' diyor. TurgayNar, Moliere 'nin oyununun iskeletiüstüne başka biroyun kurduğunıı belirtiyoı:'Kibarlık budalaları çok!9 - Metinde dikkat çeken bir un- sur var. Metni yazan olarak hem sizin hem de \foliere'in adı geci- >or. Bu biruvariama da değiL Met- ni nasıl ofuşturduğunuzdan bah- seder misiniz? ,NAR - Istanbul Şehir Tiyatro- su'nun Moliere'in yapıtlanndan bir tanesini sahneye koyma dü- şüncesi vardı. Ben de onlara fark- lı bir öneriyle gittim. Moliere'in yapıtı bızım çıkış noktamız oldu. Ancak ben 'Kibarbk Budalası' ad- lı oyunun ıçınde. o ıskeletın üstü- ne başka bır oyun kurdum. îç va- zımda, Moliere'in yazımını de- forme ederek bırçok bölümü ken- dim yazdım. Karacaoğlan'ın şıır- lerinı. kantolan, kendı şıırimi kul- landım Dolayısıyla Moliere hem \ar. hem yok. - O} an. eski İstanbuf konak- lamdan birtanesinde^eçiyor.Chu- nu sahneve kmanlar ise eski kunı- panva oyunculan. Neden böyle bir >t)l seçtiniz? Günümüzün birtakım değeryar- gılan. sanata bakış açısı onlann dö- nemindede \ar. Sanata deger ve- rilmeyen bir dönemdeler: bir ba- kımabugündeler Yoksullukvesı- kıntı ıçınde yaşıyorlar. Güz bitimın- deler Konak, kumpanyanın vefat etmişolanoyunculanndan Kilkor Efendı'ye ait. Onun anısma Mo- liere"dcn bir yapıt sahnelemeye karar venyorlar. 'Kibariık Buda- lası' tıplemesı bugünün Türkıye- si'ndeki pek çok msan tipiy le uyu- şuyor. Kibarlık budafalan çok \ar. - Türk invanınm \aşam biçitni özellikle festrvaJ dola\ ısı>la mı efe almdj? Oyunun festıvalde sahnelene- ceğı son dönemde gündeme gelen birolaydı. Amacım. umutsuz, yap- tığı işten hiçbirçıkan olmayan ın- sanlan yazmaktı. Oradakı kum- panya oyunculan birbakıma Türk tiyatrosunun da eleştirisi olarak ele alınabilir. Yani vefasızhk ör- negi göstermek. Çok de|erli oyun- cularvar ve onlar biryerlerde yok olupgidiyorlaryadagitmişler. In- sanlann ilgilendiği medyatik yıl- dızlar. Binsı onlan üretiyor, bir anda bütün dünyamız onların et- rafmda dönmeyebaşlıyor. Ne yap- mış, rıe gıymış? - Moliere'in 14. Louisdönemin- de verdiği yapıtlara baktığrmızda ne kadar cesaretli bir yazar oldu- ğunu göriiyonız. >'apıtlanndaki ' iron ı' sayesinde dönemini eleşhr- me firsabnı >akalamt^biryazar. Siz kendiyazımınızda bu ironiyi nasıl sağladınız? Bu ironiyi ben. oradaki kibar- lık budalasını Türk insanı yaparak sağladım. Moliere'in kahramanı- nın ulasmak istediği bir sınıf söz konusu. Benim metnimde kahra- manın hedefı yok. Tam aptallaş- mış. pinpong topu gıbi oradan ora- >a gıdiyor. Kafası karışmış bir adam Moliere'in Jourdain karak- tennın kafası bu kadar kanşıkde- ğıldı. Dogu-Batı meselesini de \ermek istedim. Oyunun konak- ta geçıyor olmaM. bunların kum- panya oyunculan olması bilinçli olarak seçıldı. Bu insanlann hayat- lanndakı trajık ıronı buradan çı- kıyor. Örneğın bır kostüm dikı- yorlar; 'şuna bak \ersace' gibi ol- du diyorlar. Bu, oyunun yapısına, görsel estetiğine de hizmet edı- yor. Vtetnın başlangıcındaki şi- iriyse tüm oyunun özetini verdiği içın koydum. -Oyunu Mehmet Ulusoyyöne- tiyor. O nasıl karşüadı oyunu? Mehmet Ulusoy metne bağlı kaldı. Benim yazımlanmı çok be- ğendı. Zaten bizim halkımızın çok yabancı olmadığı bır oyun ve ko- nu. Özellikle Türk msanmın de- ğerlennı ön plana çıkarmak iste- dim. -Sizbütün budüşünceferiniziöz- gün bir metindede toplayabilirdi- niz— Evetdoğru. Ancak Şehir Tiyat- rosu benı bir Moliere yapıtı konu- sunda görevlendirdı. Yapıtın An- met Vefik Paşa uyarlaması bulun- saydı onu günümüze aktaracak- tım. Moliere'i eski bir Istanbul konafına misafiretme fikrinı ben ortaya attım, onlar da kabul etti. Ben Moliere'i bir kaldıraç olarak kullandım ve ortaya farklı bıroyun çıktı. Binlerce metin okudum: bu- güne dek hiç bu tarzda bir çalı$- mayla karşılaşmadım. Bu mefni Sankı Moliere'le birlikte yazdık. -Şu andayeniyazdığınız bir şey var mı? Kimsesizkr Mezarhgj'adlı bır oyun yazıyorum.'Gizler Çarşısı' adlı oyunumu bitirdim. Yan bel- gesel bır roman tasanm var. 1929- 30'lardan. Stalindöncmınden bu- güne kadar birailenin, kabılenin yaşamını ele alıyor. Aslında bu annemin, babamın ve benim ço- cukluğumun hikâyesi. Onlar da Türkıye'nm bırdöneminin tarihiy- dıler. Pina Bausch 'unyorumufantastik imgeler, güçlü bir drama, ürkütücü ve şiirsel hareketlerle dolu 'Bu gösteriylebaştançıkanlacaksınız'KüitürServisi-Bugün deAKJVI Büyük Salon'da "Cam Temİ2İe>idsf*adlı göstenvi sunacak olan Pina Bausch VVupppertal Tryatrosu'nu dans tarihçısı Jobn J.Cook değerlendirdi. - Pina Bausch kimdir ve V\up- pertal nasıl oluşru? JOH>' J. COOK -1973 yılmda Almanya'nın kuzeybatısmdaki bir endüstri kentinde Folkvvang Oku- lu'nun gözü kara yöneticisi. genç bırkoreograftan Almanya içın uy- gun gördû'ğü Yeni Dans Tıyatro- su'nu oluşturmasmı ıstedi. Tarih- sel açıdan baJcıldığında Almanya yirminci yıizyılın ilk dönemlerin- de ifade dansı olarak bilinen kla- sik baJeyebirtepki olarak kendi mo- dern dansını oluşturmuştu. Vio- dern dans. balenin biçimsel akade- mık yapısmı yıkarken "Kuğu Gö- lü" ve '•UyuyanGüzeTgibı öykü- iel balelerin anlatım tarzı \e yer- eşmiş hareketlenne alternatıfler »ehştiriyordu. Kendi hareketlerini :ullanmanın yollannı aradı. Evet :endi hareketlerini. 17. yüzyılda r ransız anstokratlannın oluştur- 'uklan hareketlerden ya da vücut- mnı çağlannın kaygılannı anlat- ıak için kullanma konusundakı crüşlerinden yararlanmak istemi- crlardı artık. Dans tiyatrosu fkın- Dünya Savaşı "nın ardından or- can kalkan ifade dansınm bır de- unıdır. Kendilerinden öncekiler h dans tiyatrosunun koreograf- r da vücutlarıyla kendı çağları- r dansını oluştunnak ıstedıler. nuç olarak dans tiyatrosu hare- !\e metinle yaşam üzerine bir )ler söyleme yolu haline geldı. ıısch'un ilk uluslararası başarı- 1^75 yılında Stravinski'nın *Ri- fSpring"'ı içın olu^rurduğu ken- »rijınal koreografisiydı. Paris tra ve Balesi'nin repertu\anna aljnan bu yapıt. şiirsel güciiyle izleyıcılen tam anlamıyla altüst etmıştı. Başlangıçtaki yapıtlan önceden tasarlanmış ha- reketiere ve sahne tasa- rtmlarına dayanıyordu. RightofSpnng'deıse sah- ne nemli toprakla örtü- lüydü. 1980'lerden son- ra süre olarak uzay an ya- pıtlannda hareketten çok metne yer vermeye baş- ladı. Koreografilen hâlâ öyküye dayanıyordu an- cak kurgu artık do|rusal bir sıra ızlemıyordu. - Dans tiyarrosu ne- dir? COOK - Bazılan ıçın dansla tiyatronun-hare- ketlemetnm bırleşimidır. Benim de aralannda bu- lundugum bazılan <h Ba- usch bağlamında elealın- dığı zaman, bu tanımın kesinlikle yeterlı olma- dığını düşünür. Pina Ba- usch'un yapıtlannı dans tiyarrosu yapan şey can- Iı performanslarında ha- reket ve metnı bır araya getırmesi değıl (kı bunuyapıyoraslında), bu noktaya ulaşmak ıçin ızledığı sü- reçtir. Provalar sırasında koreograf vedansçılardüşüncclerini hareket (dans) ve metinler ıher dansçınm kendı öyküsü) aracılığıyla ırdeli- yorlar. Bu uzun «iiren deney seî ça- lışmalar ve doğaçlamalar sırasın- da bırkısa öyküler dızisı çıkıyor or- taya. Bausch vedığerleri içın önem- !i olan bir kişinın nasıl yürüdüğü değıl. onu y urümcye yö'nelten şey - dır. Sahnede dans olarak adlandı- nlan bir hareket tzlememıze kar- şrn aslında gördüsümüz şey hare- ketınyoğun birşekilde ırdelenme- r ücutlanyla hayatın konulannı irdeleyen; zeki, nükteli ve zaman zaman da insanı rahatsız eden adam ve kadın görüntüleri var bu gösteride . Baştan çıkancı bir sahne tasanmı ve müzik eşlik edecek danslara. sinin sonucudur. - Bausch Türkiye'ye neler \aat ediyor? COOK-Topluluğun üyelerin- den Susanne Linke ve Reinhild Hofhnan gibı dansçılar Türkıye'de daha önce çeşitlı performanslar sergilediler. Hoffrnann geçen yıl üç haftalık birçalışmanın ardmdan Ankara'daki MDT'nin bır oyunu- nun koreografisinı gerçekleştir- mışti. Bausch'un Lınke ve Hoff- man'ınkıler kadaranlamyüklü ve değışik koreografılen Türkiye'ye daha üst düzeyde bır performans getirecek. Bu derece üsrün yetenek- li, baştan çıkancı ve zekı koreog- rafiler izleme olanağı her zaman geçmiyor elimize. Eğer bunlar da sızm ıçın yeterlı değılse. Bau.sch bir kültürün'milletin dansı kendı te- rimJeriyle nası) yeniden yorumla- yabileceğinin bır orneğinı suna- cak. Bausch yapıtlannda hem özel (savaş sonrası yeniden yapılannıa dönemindekı Almanya) hem de geneHtoplumsal ilışkılerin huzur- suzluğu) konuları dıle getmyor. Urnanm Bausch'un ziyaretı Tür- kıye'de balenin yanmda varlığını sürdurecek bır dansın kurıılnıası- na ılham kaynağı olurken aynı za- manda Türk dansçılanna. koreog- raflarına, ve izleyicılerıne kendi özel konumlannda, kendı kültürel yaklaşımlanyla ye- ni bırhareket ve performans yaklaşımı oluş,turmalan ko- nusunda yardımcı olur. Ne beklemeliyiz? Saat 21 de başlayacak ve 2'3 sa- at sürecek oian fantastik im- geler, güçlii birdrama, ürkü- tücü ve şiirsel hareket ve bir kaç gülüş ıle dolu bir gece. Fıziksel veduygusal riskler alançokıyieğitimlivegay- retli dansçılargöreceğız. Ba- lede gördüğümüz mükem- mel vücutlan ya da dansla özdeşleştırdığimız virrüözı- te gerektiren zıplama ve dö- nüşlen beklerneyin. Baştan çıkanlmaya. heyecanlanma- ya ve meraklanmaya hazır olun. -Vapıliannanasılbaknta- lı>ız? COOK-Pina Bausch'un ust düzeyde gelışmış tasa- nmlan. öglerin üst üste kat- manlanmasıyla oluşturul- muş kişisel performans alan- lanndan oluşur. Hareket, me- tin, müzık, kostüm ve de- koru dofrusal bir kurguy a dayan- mayan bir öyküy le bırleştırir. Bir öykü vardır, ama bu izleyıcinin sahnede neler olduğunu takip et- mesinı gerektiren bir öykü değıl En doğru izlemeyöntemı gelenek- sel kurgu anlayışıtnızı bıryana bı- rakarak hareket v e eyleme katılma- mızdır. Performans geliştıkçeön- cekı bölümlerden sahnede ve bel- leğimizde kalanlan görürüz. Per- formans süresince tıpkı bırarkeolog gibı geçmişe doğru bir kazı yapa- bilınz. Bausch tıpkı Brechtgıbiti- yatronun hünermı saklamayaçalış- maz. Tiyarroya ait herhangı bır bü- yülü hayaleyervermez. îmgelenn anlamıyla ılgıli herhangi bırsem- bolık ya da tanhsel anlam arama- ya gerek yoktur. Bu imgeler ken- dilerini anlatırlar zaten. Bausch'un bütün yapıtlan cin- sıyetler üzerine kuruludur. Ne ka- dmlardan ne de erkeklerden yana taraftutmadan cinsiyet kavrammın toplumda nasıl ele alındığım irde- ler. Sıradışı perspektif - Keyif almak için anlamamtz sartnu? COOK- Hayır, ancak onun ya- pıtlannı anlayabilecegimizi düşü- nüyorum. Bu elbette AKM'den gördüğümüz ve işittiğımiz her şey hakkında kesin birdüşünceve açık- lama ile aynlacağımız anlamına geimiyor. Bausch'un yapıtlan bir kurgu izlemediğınden, mantıksal bir gelışim izleyen bir öykü akışına dayanmadığından sona nasıl ulaş- tığımızı anlamayız. ama oraya ulaş- tıgımızı biliriz. Onun yapıtlannın güzelliği de bundan kayTiaklanır. Ben kişisel olarak onun yapıtla- nndan binni izlediğimde büyük birtatmin vekeyifaJıyorum. Bu hp- kı birlikte bu kadar iyi gıdecekle- rinı hiç düşünmedigim, pek çok lezzetli parçadan oluşan bir tabak dolusu yemek gibi bir şey. Hong-KongArts Festival Soci- ety ve Hong-Kong'dakı Goethe Institut'un ışbırlığı ıle yaratılan Cam Temizleyicısi'nin bazı refe- rans noktalan Hong-Kong'unÇin'e teslim edilmesı konusundan gelı- yor. Kırmızı güller dağı bize kay- gan yo! konusundabilgi venyor. Ba- usch un gerek kişiler gerek ulus- lar arasmdakı ıletişim konusun- daki kaygıları sanırım düet ve triolanna işlemış durumda. Sıradışı perspektıfine zengin bir müzik de eşlik edecek. ODAK NOKTASI AHMET CEMAL Bir Romanın Gerçekteri... Bugüne kadar çevirdiğim kitaplardan çeviri süresi boyunca hep çok şey öğrendim. Bu bağlamda geç- mişi düşündüğümde, edebıyat eserleri sanınm kuram- sal eserlerden daha ağır basıyor: belki de usta işi kur- gular, yaşanan gerçeklikle hesaplaşmanın engerçek- çi yollanndan biri olduğu için... Bir edebiyat ürününü çevırmeye koyulan kişı, ese- ri o güne kadarkilerden çok daha farklı okumaya baş- lar. Bu, belki de artık yalnızca okuma sözcüğü ile di- le getirilemeyecek bıreylemdir. Bir başka dilde oluş- turulmuş kurgulan çevrilen dilde baştan inşa etmefk, çevirmenin -eğer kurguyu taşımakla yetinmek niye- tinde değilse; üstelik böylesi, kanımca çeviride seçi- lebilecek en yanlış hedeftir!- yazıldığı dilde o kıırgu- lara kaynakiık etmiş ne varsa, hepsiyle yazar kadar bağlantı kurmasını gerekli kılar. Elbet bütünüyle erişi- lebilmesi olanaksız bir hedeftir bu; ama bir edebiyat çevırisinin başan derecesi de her zaman bu hedefe ne kadar yaklaşılabilmiş olduğuna bağlıdır. 1998, benim için sonradan başlı başına bir üniver- site eğitimi yerine geçecegini anladığım bır çeviri ça- lışmasıyla, yüzyılımızdünya edebiyatının devlerinden Robert Musil'in "Niteliksiz Adam" adlı başyapıtının çevinsiyle başladı. Yazar, bu romanında çökmekte olan Avusturya-Macaristan Imparatorluğu orneğinde, on dokuzuncu yüzyıl sonunda doruklanna varmış bir düzenin, burjuva sınıfının çöküşünü ve bu çöküş sü- recındeki müthiş bir yabancılaşmayı, bireyin aslında dışında yaşayamayacağı topluma yabancı düşmesi- ni sergiler. MusıTin örnek seçtıği devlete ve onun işteyişıne ilişkin betimlemeleri, kuramsal düzeyde devlet kuru- muyla ilgilenenlere bugün de ışık rutabilecek nrtelik- tedir. Örneğin devleti yönetenlerin bir temel düşün- ceden yoksunluklannı yazar. kendi orneğinde şöyle işlemıştin "Budevleti... ancaksivil toplumda oluşa- bilecek hiçbır ruh beslemiyordu (...); memurtannın yetenekJiliğıne ve bazı iyi işlerin de yapılmasına rağ- men, aslında bu devletin bırbeyniyoktu, çünkü mer- kezi bir irade ve düşünce oluşturma eylemi eksikti. Aslına bakılırsa, anonim biryönetim mekanızmasıy- dı bu devlet, bir hayaletti, biçimden yoksun bir mal- zemeydi, doğru etkilerin yetersizliği nedeniyle, hep yanlış etkilere açıktı..." Musil'in devletinde, belki de gerekJİ bütün "kurum- lar ve kurallar" vardı ve dahası, bunlar işlemekteydi de; getgelelim: "Devlet anayasasınagöreliberaldi, ama ktiklerceyönetilmekteydi. Kliklerceyönetiliyordu, ama insanlarsankiözgüryaşamaktaydılar. Yasalann önün- de bütün vatandaşlar eşitti, ne var ki herkes vatan- daş değildi (...) Bu ülkede insanlar, hep düşündükle- rinden farklı hareket ediyortarya da hareket ettikle- rinden farklı düşünüyoriardı..." Musil üzerine en iyi incelemelerden birini kaleme al- mış olan Emst Rscher'in deyişiyle: "Bu devlet, her. sabah uyandığında hâlâ varolduğuna kendısi deşa- şırmaktaydı..." MusıTin "NiteliksizAdam'tndaki devlet, gerçekteni- ce zamandır yalnızca aldatmalar ve yanılsamalar te- melinde varlığını sürdüren, ama buna karşın sözdeger- çeklığini tartışma konusu yapmaya yanaşmayan bir devlettir. Toplumun büyük çoğunluğunu bu afdatma- lar ve yanılsamalaria, onlan gerçeğın yerine koyarak yaşamaya alıştırmış bir devlette dûşünen insan için düşünülebilecek tek yazgı da, ancak böyle bir toplu- ma yabancılaşmak olabilir. Devleti konu a/an bir roman, hiç kuşkusuz devlet üzerine bır "bılimsel" eser değildir ve böyle bir roma- nı alan, elbet onu devlet üzerine soyut-bilimsel bilgi- ler edinmek amacıyla okumayacaktır. öte yandan ise böyle bir roman, dikkatlı okurianna içinde yaşadıklan somut devlet gerçekliğiyle daha farklı hesaplaşma olanağını. örneğin artık belli bir ira- de ve belli bir düşünce oluşturabilme yeteneğinden bütünüyle yoksun kalmış bir "siyasete" oranla, hiçkuş- kusuz daha güvenilir biçimde kazandıracaktır... Tapîhçinin Mutfağı' söyleşi dizisi • Kültür Servisi -Tarih Vakfı tarafindan 1991 -1993 yıllan arasında gerçekleştınlen "Tanhçınin Mutfağı' söyleşi dizisi bugün tekrar başlıyor. Her ayın üçüncü perşembe günü Tarih Vakfı Bilgi-Belge Merkezi'nde yapılacak söyleşilerle, bir tarihçimiz çalışmalannı nasıl yürüttüf ünü, nasıl araştırdığını, nasıl yazdığını. tarih yazarken konuyu nası! belırlediğini ve nelere dikkat ettiğini anlatacak. Bugün saat 18.30'da Tarih Vakfı'nın Bilgi-Belge Merkezi'nde yapılacak ilk söyleşının konuğu, Mimarhk Tanhi ve Tarihi Çevre Koruma Profesörü, 'Sinan'm Sanatı ve Selimiye' kıtabıyla Aydın Doğan Ödülü'nü Sosyal ve Beşeri Bilımleralanında kazanan Prof. Dogan Kuban. (23i 21 61) BUGUN • BORUSAN KL'LTUR ve SANAT MERKEZİ'nde 19 00-21.00 saatleri arasında Cem Erözii'nün konuşmacı olarak katılacağı 'Müzik ve Mimari Arasrndaki Oransal Baglantılar' konulu söyleşi izlenebilir. (292 06 55) ~ • AKSANAT'ta saat 12 30 ve 18.00'de Jose Carreras'tan 'A Tribute To Mario Lanza" başlıklı opera gösterisı lazer diskten izleyicilerin beğenisine sunuluyor. (252 35 00) M BELGESEL StNEMACILAR B/RLfĞf nde saat 14.00-18.00 saatleri arasında Hasan Özgen'ın yönetmenliğini yaptığı 'Ateşin Göçü' adlı belgesel film gösterimi yer alıyor. (292 39 84) • İFSAK'ta saat 19.30'da Izzet Keribar'ın konuk olarak katılacağı "Bır Lsta-Bir Dünya' başlıklı söyleşi ve dia gösterisi izlenebilir. (292 18 07) 10. ULUSLARARASI İSTAfllBUL TİYATRO FESTİVAÜ BUGUN • MUHSİN ERTUĞRUL SAHNESf nde saat 20.30'da istanbul Şehir Tiyatrolan Mehmet Ulusoy'un yönettıgi, Turgay Nar'ın yazdığı 'Güz Bitiminde Moliere ya da Kibariık Budalası' adlı oyunu sahneliyor. • AKM BÜYÜK SALON'da saat 20.30'da Pina Baush'un 'Cam Temizfeyicisi' adlı gösterisi izlenebilir. YARIN • MUHSİN ERTUĞRUL SAHNESİ'nde saat 20.30'da tstanbul Şehir Tiyatrolan'nın sahnelediği 'Güz Bitiminde MoJiere ya da Kibariık Budalası' adlı oyun izlenebılir. • AZİZ NESİN SAHNESJ'nde saat 20.30'da Istanbul Devlet Tiyatrosu CünevtÇalışkur'un yönertiği ve Tabori'nin 'Bir Casusa Ağrt' adlı oyunu sahneliyor
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog