Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 15MAYIS1998CUMA 12 KULTUR Krzysztof Zanussi, filmlerinde insanlann iradelerini nasıl kullandıklannı anlatıyor 'Seçiminıizle özgürleşiyoruz'ASLISELÇUK Ünlü Polonyaiı yönetmen Krzysztof Zanussi. 17. Uluslara- rası lstanbul Film Festivali'ndey- di. Uluslararası yanşma bölümü- nün fılmlerini değerlendiren jüri- nın başkanlığını da yaptı geçen günlerde. Varşova doğumlu Za- nussi. Varşova Üniversitesi fizik bölümünii bitirip. 1950'li yıllann sonlanna doğru amatörce fümler çekmeye başladı. bu- _ _ _ _ _ nunla da yetinmeyerek Polonya'nın ünlü sine- ma okulu Lodz'a girdi. 1966'daçektiği'Death ofa ProvindaT (Bir Taş- ralınınÖlümüiadhbi- tirme filmiyle Venedik başta olmak üzere bir- çok film festivalinde ödüllerkazandı. Polon- televizyonu içinya 196^'degerçekleştırdi- ği ikinci kısa metraj fil- mi 'Face to Face' (Yüz Yüze) sonralan çeke- ceği uzun metraj filmlerinin öz- gün özelliklenni taşıyan öğeler- den oluşuyordu: Düşünceleri. duy- gulan. tntkulan sergileyen kame- ranm kullanımı. düşüncelerinden çok duygulanyla. tutkulanyla ha- reket eden kişilikler. Dırenış eyle- minın koyu bir partizanı olan Za- nussi. komünizmın 1980 sonlan- na dogru yenilgiye uğramasıyla yurtdışına gitti. fılm çalışmalannı Polonya dışında sürdürdü. Bir se- narist de olan Zanussi filmlerinin senaryolannı kendi yazmaktadır. - Polonya'mn 80'lerdeld Daya- mşnıaeylemi içindeoMunuz.'Cont- ract" (Evtilik Sözleşmesi-1980) ad- b filminizde komünist sisteme olan eleştirilerinizi açıkça ortaya koy- dunuz. Bu neredeysesizin tüm fflm- bir entelektüelim, benim için sorun budur. Aydın olmak zordur. Çünkü ne anlatacağımı gayet iyi biliyorum. lerinizdeki özü de olustunıyor. Bu anlatnnı seçmeyi niçin yeğliyorsu- nuz? K. ZANUSSİ -Yaşantım boyun- ca 30 film çektim. elbette hepsi ayru konuyu işlemivordu. bazı füm- lerimin konusu farklıydı. Sözünü ettiginız film •Contract' ıse toplum- sal bir içerikteydi. toplumsal sorun- laradeğiniyordu. Bu filmimde ko- münist ideolojınin \ e komünist ah- lakın şaşırtıcı çöküşünü ırdeledim. ı Bu filmimi çok seve- nm. Komünist siste- min çözülüşünü fark ettim. filmimde bunu yansıttım. Filminin sponsorluğunu komü- nist sıstem yapmıştı. fakat sonunda fılmi hiç sevTnediler. - Kendilerini deşti- ren bir filme para mı yanrmıs, oldular böv- İeHkle? Bu soru hayatımızın sonuna kadar cevapla- mamız gereken bir so- ru. Bu çelişkı açıklanması zor bir ikilem taşnor. Komünist sistem yöneticileri birşekılde liberal hat- ta demokrat olduklannı kanıtla- mak amacıyla filmime para yatır- mış. yardım etmiştı. Oysa bu sa- vunmalannda pek dürüst sayılmaz- lardı, zonınlu kaldıklan için so- nuçta bu şekilde davranmışlardı. Kalabalıklara eleştıriye açık ol- duklannı göstermek istıyorlardı. Bu tür eleştirilere tümüyle kapalı olsalardı rüşvete, ahlaksızlıga. yoz- laşmaya karşı olmadıklannı ima etmişolacaklardı. Film gösterime girdi ve onlar sustular. Beğenme- diklerini kolaylıkla ve açıkça söy- leyemiyorlardı. 'Contracfa çekil- mesı için para koymuş olmaktan hiç memnun kalmadılar dıvebılirim nomik gelişme içindeyiz. En bü- yük değişim ise insanlarda oldu, on- İar artık obje değiller. Kendi yaşan- tılanndaki sorumlulukJannı elleri- ne almış durumdalar, kendi tarih- lerinin öznesi durumundalar. Ko- münist sistemden çıktığımız za- man Polonya'da bir patlama ya- şandı, herkes bir şeyler yapmaya başladı. kendi yaşamlan için gere- ken kararlan ellerinde tutmaya baş- ladılar. Bence bu en büyük deği- şikliktir toplumumuz için. - Polonya sineması dünvamn önemli sine- malanndan biri. Polon- ya'dan Andrzej Wajda, Krzysztof Kieslowski ve siz başta olmak üze- re, pek çok etkiti yönet- men çıkü. Şu anda fflm- lerinizi gerçekieştirnıek insanlann seçimleri, yaşamlanndaki en belirgin dramatik öğelerdir. içinhaıSolaııaUanısa- SeçimlenrtllZİe hipsiniz? özgürlüğümüzü geliştiririz. Yeni projesi 'ölüm veölüm süreci' üstüne. (Fotoğraf: KADER TLJCLA) nşılan konulann sistemin değişimi ile başka bir boyuta geçeceğini dü- şünüvorlank Gördüğümüz filmle- re, aldığınuz haberlere bakınca ay- nı sorunlann devam ertiği söv lene- bilir, öyle değil mi? Artık sorunlar aynı değıl, deği- şık \,apıdalar. Komünist sistem yö- netimdeyken çok büyük bırekono- mik çöküş yasandı. Şımdi ise Po- lon>a'da tam tersine büv ük bir eko- -90'larda Sovyetier Birliği dağıl- dı. Poloma başka bir v önetime ka- vuştu. Fakat şimdi tartişılan konu- lar. kişiler değişmiş de olsa nere- deyse öncekiler kadar umutsuz ve karmaşık. Sizolanlariçin nedüşü- nüyorsunuz? tnsanlığın sorunlan hiç basit ola- bilir mi.\. - Polonyalılar ve komünist sis- temde vaktiyle vaşamış olanlar tar- Batı Avrupa ülkele- rindeki sinemalann ola- naklanna biz de sahi- ~™™™™™™ biz. Filmler devlet, özel televiz- yonlar ve devlet televizyonunun sağladığı kredilerle çekilıyor. Asıl sorunsa fılm çekmek değil, filmin dağıtımını yapmak. Polonya'dada Amerikan majorlan egemen oldu- gu için onlardan film paketleri sa- tın alıyorlar, sinema salonlarını Amerikan filmleri ile bloke edi- yorlar. Polonya filmlerinin vızyo- na girmesi gün geçtikçe daha da zorlaşıyor. - Yeni projeteriniz saıunm ki var. Sizi bugünlerde hangi konularUgi- lendiriyor? Evet. var. Tüm yaşantım boyun- ca ilgilendiğim temalarla ilgileni- yorum. Gelecek projem ölüm ve öl- mek süreci üstüne. Bunlar sonsu- za dek sürecek olan temalar. Her zamanki gibi senaryomu tek başı- ma yazıyorum. -Filmlerinizinana teması nedir? Güç bir soru bu. Biz sanatçılar için yaptığımızın çok bilincinde olmamız aslında iyi bir şey değil. olmamak belki çok daha iyi diye- bilirim. Yaratma aşamasında be- lirginleşmiş bir bılinç sanatçılar için bir çeşit tuzak oluyor. Holly- vvood'da bir deyim vardır: eğer fil- minizle vermek istediğiniz mesa- • jı açık seçik biliyorsa- nız film çekmeyin telgraf çekin derler. Ben bir entelektüelim. benim için sorun bu- dur; aydın olmak zor- dur. Çünkü ne anlata- cağımı daima gayet iyi biliyorum. Anlataca- ğımın kesinlikle bilin- cindeyim. böyle de davranmak zorunda- yım. Benim için ka- çınmam gereken çok tehlikeli bir tuzak bu ~ " ~ ^ ~ durum. Çalışırken öyle bir an gelir ki kendinizi filminize diyaloglaryaz- mak yerine, röportaj yaparken sar- fettiğinız cümlelen yazmaya baş- larken bulursunuz, doğrudan me- sajlar vermeye başlarsınız; bu ger- çek bir teHike demektir. Filmlerim- deki insanlann seçimlenni. seçim- lenyle bırlikte iradelerini nasıl kul- landıklannı anlatmayı seviyorum. tnsanlann seçimleri yaşamlann- daki en belirgin dramatik ögeler- dir, seçimlerimizle özgürlükleri- mızi geliştiririz. Ya da tam tersi olabilir. lşte benim ana temalanm bunlardır, diger filmlerimde anlat- tıklanma gelince, onlann yorumu- nu bu sanatm eleştırmenlerine bı- rakıyorum ve kanımca onlarda iyi çalışmalardır... Etkinliklerle 'DışandakVKültür Servisi - tstanbul British Council ve lstanbul Bılgi Üniversitesi Sinema ve Televizyon Bölümü 16-23 Mayıs tarihleri arasmda 'Outsiders-Dışandaki" konulu bir proje gerçekleştiriyor. lstanbul Bilgi Üniversitesi'ndegerçekleş- tirilecek olan proje kapsamında film gös- terimleri. konferanslar. sergiler. gösteriler\e konserler yer alacak. 16-20 Mayıs tarihleri arasında yer alacak olan yabancı ve Türk fılm gösterimleri ise ücretsizolarak gerçekleşe- cek. Proje kapsamında Baz Luhrmann'ın Romeo ve Juliet. Mathieu Kassovitz'in La Haine, Slava Tsukerman'ın Liquid Sky. FritzLang'ın M. ve Scarlet Street. Laurens C. Posrman'ın Midnight Breaks. John Fordun The Searchers. Rainer VVerner Fassbinder'in Veronika Voss. Michael Po- vvçllin Peeping Tom. Nicolas Roeg'in The Man \Vlıo Fell to VVorld ve Walkabout, Mo- maruOshil in Ghost ın the Shell. VasiliPic- hul'un Little \'era. OmerKavur"un Anayurt Oteli, Banş Pirhasan ın Lsta Benı Öldür- sene adlı filmlen izlenebılecek. 21 Mayıs Perşembe günü saat 12.30"da ıse toplumda "dışanda olmak" konusunun ırdeleneceğı konferans ba^layacak. Bılgi Üniversitesi Rektörü Asaf Sai\aş Akat ve British Council yöneticisi Martin Fryer'in konuşmalany]aba>la\acak konferansın ilk gününde Chiris Rumford "Dışanda Olma- nın tmkânsızlığf, Nabi Ava'Öteki Türki- ye\ .\su Aksoy "Gecekondudan Varoşlara- Istanbul'daSos>al Dışlama". .AB.'Vkaj "Mar- jinalliğin Sınırlan Nasıl Tanımlanır?" Hü- seyin ,\lptekin'Dışandan Biri Olarak Sa- natçı", Ferda Kesldn 'Öteki \e Ayincı Pra- tikler', Elif Gülen 'Dışlanmışlann Şehn" konulu bildırileri okuyacak. Konferansın ikinci günü ise saat 11.30'da başlayacak. Rana Tekcan 'Bir Başkasının Yaşamını Yeniden Kurmak: Biyografı Üze- nne BırÇalışma'. DenizDerman 'Yönet- menlerKadın Yönetnıenler BilgeOlgaç'. CeyianOrhun 'Kadınsı Değerlerin Dışlan- ması'. Kutlu Çanboğlu 'Türkiye'deki Cin- sel Azınhk Kimliklerin Sorgulanması'. .\nıs Viımrul "Marjinallik. Etkinlik ve Kimlik". RıfatN. Bali -Çifte Marjinallik:Yahudi Ce- maati", Gün Orgun "Sömürgecilık Sonrası Yazınında Marjinallik ve Kozmopolitan- lık'. Ayhan Kaya'Yapısal Dışlanma ve Ber- lindeki Hip-Hop Gençlik' konulu bildirile- rini sunacak. Yiğiıhan ^enicioğhı, Öyldi Po- toğlu ve Ayşe Dodanirnın "Kimliklerim ve Ben" başjıklı gösterisi ise 12.30'da gerçek- leşecek. Konferansın üçüncü gününde Sinema \e Dışanda olmak konusu irdelenecek. Saat 10.00'da başlayacak olan konteransta Z. Tül Akbal Sualp' Kapı Eşıklerinde, Kuşat- malarda. Korkunun Yüzünden Dışandaki', AliyeF.Mataracı 'Dışandaki Chaplin'. Def- ncSuman "Küçük Vera". Duygu Erim 'Nef- ret". EyiemKaftan 'Olum^allık. Dışandan- lık ve tktidar". Defne Kayalar 'Romeo ve Juliet' konulu bildırilerini okuyacak. Saat 13. OO'te Tüna Erdem \e Selim E\üboglu'nun Doğaçlama Film Okumalan' başlıkh söy- leşisi izlenebilir. Aynı gün saat 14.30'da ise Ömer Ka\ur. Banş Pirhasan \e Cem Tay- lan' tn katıldığı 'Dışandaki ve Sinema' baş- lıklı panel gerçekleşecek. Proje süresince Ekûn Ma|den,AslıAkın- a \e Esat Başak'ın sergileri görülebilir. Baz Luhrmann'ın Romeo ve Juliet'i gösterime sunulacakfilmlerarasında. Harlem'den lstanbul^a müzikal köprü 'lstanbul' adlı albümde iki müzik kültürü harmanlanıyor HÜLYATUNÇAĞ Nev\ Ybrk'tan tromboncu Cnüg Harris ile Istanbul'dan Roman klarnetçi Barbaros Er- köse'nin yollan aslında iki, üç yıl önce yine bir Pozitif konserinden sonra kesişmışti... Konuştuklan ortak dil müzikti... Farklı kök- lerden ve kültürlerden gelen bu iki sanatçı, birbirlennden o denli etkilendiler ki müzik birikimlerini karşılıklı akıtmaya karar verdi- ler... Yine katalizör Pozitif gençleri oldu (Mehmet Uluğ, Cem Yegül ve Ahmet liluğ üçlüsü)... Craig Harris ve Barbaros Erköse Project. 1997 yılındakı 7. Akbank Jazz Fes- tivali için yaratıldı. Ardından Harris. Erkö- se ve Pozitif bu sıradışı projeyi belgelemeye karar \erdiler:.. Doublemoon Records için Imaj Srüd- yolan'nda gerçekleştirilen spontan ve yoğun çalışmanın sonucu ise eklektik bir albüm oldu: "İstanbuT... 45 yaşındaki Craıg Harns, Long Island - Hempsteadli... Ancak caz müziğinin Harlem'de doğduğuna inanıyor; gerçek, modem caz mü- ziğinin... 1986 yıhndan buyana kurduğu u Tailgater's Tales" ve "CoJdSvveat" toplulukJanyla inan- cından ödün vermeden yaptığı albüm- leri. caz yelpazesinin modern Funk-Jazz kanadında yer alıyor. Harris'in ilgi alanı bu kadar değil. Tüm duyargalannı Harlem'den yola çıkarak dünya müziğine uzatıyor... Af- rıka, A\xıstralya derken Türkiye... Ne tür müziği seversek sevelim Erköse kardeşlenn sanatına saygı duymamak olası değil... Klarnetçi Barbaros Erköse, akademik bir eğitim altnamasına karşın doğaçtan bir vir- tüöz yeteneğine; .Azerbaycan geleneksel mü- ziklerinin birikimine sahip... '•İstanbul" albümü de bu iki sanatçının. Cra- ig Harns ve Barbaros Erköse'nin yetenek ve birikimlerinin kesiştiği nokta... Yanlarında, yıllarca aynı müzik görüşleri- ni paylaştıklan müzisyen dostlan Al McDo- weü (bas), AH Görgülü (darbuka), An" Perret (tuşluçalgılar). BfllW'hite(gitar). CalvinJo- nes (bas). Carla Cook (vokal). Damon Du- ew1ıite (davul). Keh-vn BeU (gitar), Mehmet Erdem (ut), Oğuz Büyükberber (bas klar- net). Serdar Lçar (kanun). Tony Levvis(da- vul). Şaban Erköse(darbukal... Craıg Harns "'İstanbul'* albümü için oluş- turduğu topluluğuna "Nation oftmagination" adını vermiş... Türk, Ro- Barbaros Erköse ve Craig Harris man. soul, rap. reggae, folk müziklerinı har- manladığı hayal ülkesi ise tstanbul... Albüm on iki parçadan oluşan uzun bir çalışma... Yesari Asım .\rso>'un nostaljik "Çamlı- ca"sı. bıze ilk kısa sinyali \eriyor. Çamlı- ca'dan Güney Afrika'ya... Sözlerinı şarkıcı Sekou Sundiata'nın yazdığı. Craig Harris bestesi "Mandela". Nelson Mandela'va bir sunu... Parçada. Güney Afrika ritmine dar- bukacı Şaban Erköseoryantal bir tatkatıyor. "Dijiribludu'", Craig Harris'in Harleme dö- nükbirçalışması aslında... Albümde buzen- ci ruhuna farklı bir noktadan girip onunla bir süre bütünleşip daha sonra yoluna gıden oyun havası. "Haval flkesi'"nin eklektik ama- cının yansıması... Darbukacı Şaban Erköse bu kez, Craig Harris ve Nation of lmagmation'a bir reggae'de katkıda bulunuyor "Big Body Girl". 7 l *Harlem"de New Yorklu ve Istanbullu müzisyenler bir kez daha buluşuyor. Yine Carla Cook'un yumuşak. zenci ru- hundan kopup gelen vokalleri... "Cab"de Ne\\ York taksileri be- timleniyor... lstanbul taksilerin- den ne farktvar ki... u Zoupv "de belki de ilk kez birbirinden çok değişik çal- gılarbirarayageiiyor. Avust- ralya yerlilerinin uzun üflemeli çalgı- sı "Didgeridoo'". klarnet. kanun ve dar- buka... "İstanbur albümünün en güzel. en ıç- ten parçalarından biri de "Love"... Carla Cook'un lirik sesine. klarnette Barbaros Erköse. gitarda KeKyn Bell. basta Al McDo- \vell. davulda Tony Levv is. tuşlu çalgılarda Ali Perret, bas klarnette Oğuz Büyükberber, ut- ta Mehmet Erdem. darbukada Ali Görgülü. kanunda Serdar Uçar eşhk ediyor... "Mandıra"da Barbaros Erköse toplulu- ğunun Roman tadını tattıktan sonra Nev\ York ve İstanbul arasında gidip gelen Funk- Oryant bir Craıg Harns bestesi; "Dreamti- me'-. Trombonda Craig Harris. vokalde Carla Co- ok. basta Al McDovvell. davulda Tony Le\v ıs, gitarda Kelvyn Bell, tuşlu çalgılarda Ali Per- ret'inyorumladığı "SongforaFriend". Har- ris'm eklektik bir bestesi... "İstanbul" albümü, New York ve İstanbul müzik kültüninün harmanlanmasında öncü- lük yapan Pozitif ekibine bir teşekkür par- çasıylanoktalanıyor; "Pozitif.bırhiphop... Birbirıyle ilgisiz gibi görünen caz müzi- ğinin Majör- Minör'leriyle Türk müziğinin modal çizgisini birleştiren nokta. doğaçlama... "İstanbul" albümü bu flörtün ne ilki ne de sonuncusu... İçten. ıleriye dönük \e bilinçlı bir yansıması... '2.Dr.Nejat Eczacıbaşı Ulusal Beste Yarışması' sonuçlandı Birincilik Uçarsu ve Manav'ın Kültür Servisi - tzmir Kültür ve Sanat Eğitim Vakfi tarafından düzenlenen 'Dr. Nejat Eczaaba- şı Ulusal Beste Yanşması'nda bi- rincilik ödülünü genç besteciler Özkan Manav v e Hasan Uçarsu paylaştı. İKSEV Başkanı Fıliz Eczaa- bası Sarper, Seçici Kurul Başka- nı îlhan Usmanbaş; üveler^'alçın Tura, Ali Doğan SinangiL İstemi- han Taviloğlu, Ren- gim Gökmen. Erol Erdinç ve Hikmet Şünşek ile düzenle- diği basın toplantı- sında. yanşma sonuç- lannı açıkladı. Tür- kiye'de müzik alanın- da yapılan tek ve ük beste yarışmasına 1996yıhnda24, bu yıl ise 13 eserin ka- tıldığınıbelirten Sar- per "Klasikmüakda- ğannuza37eser kazandırdık. İK- SEV ülkemizin çağdaş ve aydın- lık geleceği için çahşmava devam edecektir.' Seçici Kurul Başkanı Îlhan Usmanbaş da yanşmaya ka- tılan 13 eseri seçerken adıl ve iyi niyetli davrandıklannı ıfade ede- rek 6esenn ilk 3 dereceyi paylaş- tıklannı söyledı. Binncilik ödülü- nü halen ABD'de müzik alanın- da yüksek lisans eğitimi gören Özkan Manav ve çalışmalannı Ankara'da sürdüren geçen yılın birincisi Hasan Lçarsu'nun aldı- gını kaydeden Usmanbaş, halen Hasan Uçarsu ABD'de yaşayan piyanist Kâmran İnce ve Nejat Başeğmezler'in ise ikincilik ödülüne değer görüldü- ğünü, Ankara Devlet Opera ve Balesi sanatçısı Tevfîk Akbaşh ve Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvan yüksek lisans öğ- rencisi Ayşe Önder'ın de üçün- cülüğü pav laştığını bildirdi. Dev- let Sanatçısı Hikmet Şûnşek de yanşmanın öneminın bilinmedi- ğini savunarak "Bir devlet sanatçısı ola- rak utanç duyuyo- rum; devletin yap- ması gerekeni başka- lan yapıyor. Kültür BakanhğL kendiyap- ması gereken işj vapa- madığı için utanç duymah" dedi. Orkestra şefı Ren- gim Gökmen de ya- nşmada derece alan- ların kamuoyunda görülme ve duyurulma şansı ol- madığını belirtti. Nejat Eczacıbaşı anısına dü- zenlenen yarışmada dereceye gi- renlere ödülleri, 14 Haziran'daki 12. Uluslararası İzmır Festiva- li'nin açılış konserinde verilecek. Binncilik ödülünü alan iki yapıt, ilk kez bu konserde yorumlanacak. Yanşmada birincılığe değer gö- rülen eser sahiplerine 500'er mil- yon. ikincilere 375'er milyon, üçüncülere ise 250'şer milyon li- ra ödül venlecek. Yanşma 2 yıl- dabiryapılacak. YAZI ODASI SELİM İLERİ Bir Gençlik Başyapıtı Ansiklopedilerde, sözlüklerde, şurda burda rastla- dığım bir kitap vardır: Hikâye. Yeni yazımıza aktanl- madığından yıllaryıh okuyamadığım, merakettiğim bir kitap. Halid Ziya Uşaklıgil'in bu inceiemesıni Nur Gü- rani Arslan hem yeni yazımıza aktarmış, hem de öl- çülü, üslûba bağlı bir sadeleştirmeyle, aal metinle sa- deleştirdiği koşut metni okura sunmuş. Hikâye'yi Ya- pı Kredi Yayınlan yayımladı. Hazırtayanın ve yayıne- vinin emeklerine teşekkür etmek istiyorum. Hikâye, Halid Ziya'nın gençlik verimlerinden. Nur Gürani'nin vurguladığı gibi, neMa; ve Siyah, neAşk- ı Memnu kaleme getirilmiş. Roman sanatına vurgun, yirmi yaşındaki Halid Ziya coşumculukla gerçekçiliği karşılaştırmak ereğinde. Yapıt yüz on yıl önce bir gazetede tefrika edilmiş. Yüz on yıl öncesinin Türk edebiyatında roman sayfa- lannı gözümüzün önüne getirmeye çalışalım. Ahmed Mrthat Efendi kıyısından köşesinden roman sanatın- da iz sürüyor, Namık Kemal'den bizdeki romanlara bazı itirazlar gelmiş ama, Sergüzeşt henüz ününe ka- vuşmamıştır. Hikâye okunduğunda, Halid Ziya'nın ilk romanlan- mızdan hoşnut kalmadığı açık seçik ortaya çıkıyor. Oy- sa Bir Yazın Tarihi adlı nefis uzun öyküsünde Sami- paşazade Sezai imzalı Sergüzeşt'ten büyük övgüy- le, hayranlıkla söz açar. Roman sanatıyla yeni tanışan Osmanlı insanı için Hikâye şaşırtıcı bir inceleme. Halid Ziya Uşaklıgil'in çok genç yaştayken bu sanat üzerine çılgıncasına kafa yor- duğunu kanıtlamakla kalmıyor, Aşk-ı Memnu roman- ctsındaki büyük yazınsal yeteneği de gözler önüne se- riyor. Realizmi savunan, romantizmden uzaklaşılması ge- rektiğini öne süren Halid Ziya, romantizmin dile geti- rişlerinden büsbütün kopmuş da değildir. Zaten Ser- vet-i Fünûn edebiyatının en büyük başansı da, ben- ce, burada, bu romantizm-realizm çatşma ve kaynaş- masında aranmalıdır. Gerek Halid Ziya'da gerek Mehmed Rauf imzalı Ey- lûröe gerçekçilik dar bir olay örgüsü çevresinde ruh çözümlemelerine açılışla yorumlanabilir. Gerçekçilik denektaşı kabul edilmiş, ama romantizmin esintilerin- den -yazariann ileri sürdüğünce- uzaklaşılmamıştır. Bel- ki de örnek alınacak bir sentez söz konusudur. Hikâye'de de özellikle Fransız romancılarının yapıt- lanna bu perspektiften yaklaşılıyor. Harikulâde bir Flaubert ("Flober") bölümü var. Bih- ter"\ yaratmış romancı, Madame Boya/y'nin trajik ya- şamını tutucu bir toplum için yeniden yorumluyor "Madame Bovary hikâyelerde rastlanan fahişeler gibi fuhuşlanndan başka bir şeyleri görünmeyen ka- dınlardan değildir. Onu incelemekle insan namuslu bir kadının kalbinde fuhşun nasıl büyüdüğünü, nasıl bazı olaylar sonucunda ejder kesilerek saflık duygu- sunu yuttuğunu görür, mutsuz bir eşin kalbinden çı- kan feryatlara, safbirkadını fuhuş pisliğine atan üzün- tülere tanıklık eder, gözünûn önünde bir hayat döner, bütün o sahneler duygu gözünde canlanır; bir kadı- nın en özel duygulannı, ruhunun en derin gariplikle- rini öğrenir." • Evet, bu satıriar yüz on yıl önce yazılmıştır. Bugün bize kolay gelebilir, edebiyatla, roman sanatıyla haşır neşir herkesin yazabileceği satırlar gibi görünebilir. Ne var ki, yüzyıl öncesinin Osmanlı-Türk dünyasında Ma- dame Bovary romanı hemen hiçbir şey ifade etmez- ken, Halid Ziya, bu roman kişisini nasıl alımlamamız gerektiğine işaret etmektedir... Okullanmızda Türk Edebiyatı dersleri birer şema, birer kalıp. birer bilmece-dil olmaktan kurtanlabilse, edebiyatımızın bir anda nasıl ufuk kazandığı da orta- ya çıkacak. Ben oJsam, Halid Ziya'nın gençlik başya- pıtı Hikâye'yi yan ders yılı boyunca okul kitabı yerine okutur, öteki yan yılda da Haikj Ziya'dan usta işi bir romanla bu incelemeyi oranlardım. lyimser ütopya mı? Takvimde h Bırakan: "Insanlanmız, kâğıtpeçete ile tuvaletkâğıdı arasın- daki organlan için çalışıyor. Bu marketlerde temizlik kâğıtlanna aynlan raflann uzunluğu, kitap raflannın on katı. Okumuyorvz ki, yazmayı öğrenelim!" Vural Sö- zer, Dil Haşlama, Barajans Yayınlan, 1997. Vasıf Öngören anılıyor • Kültür Servisi - Oyun yazan, yönetmen, kuramcı Vasıf Öngören 14. ölüm yıldönümünde anılıyor. Bu yıl aynca 60. doğum yılı da kutlanan sanatçmın anısına 17 Mayıs Pazar günü saat 13.00'te Yaşam Radyo'da "Asiye Nasıl Kurtulur' adlı yapıtı seslendirilecek. Ongören'in Ankara Biriik Sahnesi. lstanbul Şehir Tiyatrolan ve Birlik Sahnesi'nde birlikte çalıştığı oyoınculann katılacağı seslendinne öncesinde sanatçının Türk sanat dünyasındaki yen ve önemi konuşulacak. Pentagram Bursa'da • Kültür Servisi -1988 yılında kuruian ve bugüne dek 'PentagTam'. 'Trail Blazer", 'Anatolia', 'Popçular Dışan' adlı 4 albüm yayımlamış olan heav^ metal grubu Pentagram, bugün saat 21.00'de Bursa Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu'nda bir konser verecek. Bursalı dinleyicileriyle yedi yıllık bir aradan sonra yeniden buluşacak olan Pentagram vaz aylannda da dünyaca ünlü gruplarla Avrupa turnesine çıkacak. K Ü L T Ü R İ Ç İ Z İ K K Â M t L M A S A R A C I
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog