Bugünden 1930'a 5,419,912 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 13 MAYIS 1998 ÇARŞAMBA HABERLER Çiller'e üçüncü mahkûmiyet • KAYSERİ (Cumhuriyet) - DYP Genel Başkanı Tansu Çılkr. "şerefsizonbaşr sözlennden dolayı üçüncü kez tazminat cezasına mahkûm edildi. Kayseri'de vatani görevinı yapan onbaşı Hasan Can, Çiller'den İOI milyon hra tazminat alacak. Çiller'ın avukatlan, temyize gideceklerini bildirirken davayı kazanan onbaşı Hasan Can. bir ay sonra terhis olacağını. kazandığı İOI milyon hrayı ne yapacağma henüz karar vermediğıni belirtti. Mutişln yıcelemesi • AJVKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Yargıtay 6. Ceza Dairesi Başkanı Necdet Mutiş hakkında. büyük bir miras davasında tek başma onama karan yazdığı ıçin başlatılan ön inceleme devam edıyor. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanı Tahir Alp tarafından yürütülen ön incelemenin önümüzdeki günlerde tamamlanması bekleniyor. FP'de lidep tartışması • ANKARA (Cumhurivet Bürosu) - FP'de y ann yapılacak kurucular kurulu toplantısı öncesinde ipler gerildi. FP Genel Başkanı Ismail Alptekin. kendisinı liderlik koltuğundan indirmek isteyen genç kuşağa uyanda bulunarak "Sıyasetçi şartlara göre bazen susmasını bilmelidır. Bu aynı zamanda yanlış yapmamaktır" dedi. Alptekin'ın tepkisıni dikkate almayan milletvekılleri. FP grubunda isyan bayrağını açtılar. Genç kuşağın kongreye kadar Alptekin'in yerine Recai Kutan'ın liderliği üstlenmesı yönündeki ısrarlan karşısında Necmettin Erbakan'ın ikna edilme noktasına geldiği savunuldu. Halil Bezmen Dalyan'da iddiası • MUĞLA (Cıuttburivet) - Türkiye'den ABD'ye kaçan Halil Bezmen'in Dalyan'da bir kadınla beraber görüldüğü \e Calbis Otel'de kaldığı öne sürüldü. thbar üzerine harekete geçen Muğla Emniyet Müdürlüğü Calbis Otel'de arama yaptı. Otelin sahibi Erdoğan Mıbızoğlu. Bezmen'in otellennde kalmasının mümkün olmadığını söyledi. Dalyan Belediye Başkanı Ali Gün, geçen yaz da Halil Bezmen'in yörede görüldüğü duyumlan aldıklannı belirtti. Jandarma Genel Komutanlığı'nın îçişleri'ne verdiği rapor çarpıcı 'Mafya MecKs'esızdı'EVİN GÖKTAŞ ANK.\RA - Jandarma Genel Komutanlığı. "maiya" olarak adlandınlan organıze suç örgütlerinin Türkiye'deki durumuna ilişkin rapor hazırlayarak. İçişleri Bakanlığı'na gönderdi. Jandarma İstihbarat Daıre Başkanlığı'nca hazırlanan raporda, mafyanın demokratik sistemi ve seçimi kullanarak "siyasete sızdjğu adamlannı milletvekili seçtirdiğT vurgulandı. Jandarma tstihbarat Daıre Başkanlığı'nda görevli Kurma> Yarbay Hurşit Imren tarafından hazırlanan raporda. mafyayla ilgih olarak şimdiye kadar bilinenlerin "aysbergin su yüzü" olduğu kaydedildi. Raporda. terör örgütlerinde olduğu gibı. organıze suç örgütlerinin de faaliyetlerinde cebir. şiddet. tehdit. korkutma ve yıidırma gibi yöntemlere başv urduklan vurgulandı. Organıze suç örgütlerinin manevi unsur açısmdan terör örgütlerinden aynldıklanrta dikkat çekilen raporda. u Bunlann amacı kamu düzenini ağır ihlal ederek, hakstz menfaat ve çıkar tetnin etmektir" denildı. Raporda. şu görüşlere yer \erildi: "İ lkemi/de toplum içinde kanun dışı tkareti teşkilatlandırmak. fuhuşu teşvik etmek, kadın tkareti yapmak. uyuşturucu kullanımını yaygınlaştırmak ve kaçakçılığı yönkndirmek. hepsinden önemlisi de kamu kurum \e kuruluşlannın icine sızarak riişveti genelleştirmek mafvanın faaliyet alanlannın başında geür." Genel niteliklen açısından mafyayla ilgıli şu değerl^ndirmeler vapıldı: "Bunlaria ceza ve usul hukuku açısından mücadele etmek zordur. Yakalanmamak için her tiiriü yola basvururlar. Kolluk güçlerinin sahip olduklan her tiiriü teknik olanağı kullanırlar. Organize suçluluk günümü/de çok büyük boyut kazannuştır. Ulkemizde mafya Ue ilgili şimdiye kadar bilinenler. sadecc aysbergin su yüzündeki göriincn yüzüdür. İ'lkemizde. şimdiye kadar ne yazık ki. mafya. yani organıze suç örgütleri kesin bir çerçe\eye oturtulamamış \e gerçek bir tanınıı yapuamamıştır. Organıze suç örgütlerinin arasında öncelikle işbirliği ve aralannda hiyerarşik bir yapı vardır. Amaçlan suç işleyerck kazanç ekk etmektir. Suç işkme konusunda bir süreklilikleri vardır. Aralannda sistematik bir vaptınm gücü vardır. Şiddet. cebir, tehdit korkutma ve yıidırma yöntemlerini kullanırlar. Kamuya ve özel sektöre nüfuz edip elde ettikleri paralan paylaşıp. sonra da bu kara parayı aklamay a çalışırlar. Organıze suç örgütleri. bu amaçlanna ulaşmak için serbest piyasa ekonomisinin imkânlanndan rahatlıkia yararlanabilmektedirler." Raporda, organize suç örgütü temsilcilerinin sosyal amaçlı toplantı, balo. kokteyl %e kabullerde boy göstermeyi çok sevdikleri de vurgulanarak. bu kişilerin devletin üst düzeyindeki bakan ve bürokratlarla ılişki kurdukları. tıcaret yaşamındaki bakanlarla birlikte iş yaptıklan anlatıldı. Bu suç örgütlerine karşı uluslararası düzeyde ışbirltğı yapılarak mücadele edılmesı gerektiği vurgulanan raporda şu önerilerde bulunuldır "Milletlerarası Ceza Mahkemesi kurulmalıdır. Avrupa Ceza Yasası ha/ırlanmalıdır. mafya mensuplannın iadesindeki yasal kısıtlamalar kakiınlmalıdır. kara paranın aklanması konusunda failin suçtan elde ettiği paraya el konularak bu suça karşı mücadelede kullanılmalıdır. istihbarat örgütleri arasındaki işbirliği »üçiendirilmelidir. jandarma ve polis teşkuatlannda uzman birimler kurulmalıdır. bu suçlar DG.M kapsamına alınmalıdır. zabıtaya yardım edenlere ceza indirimi getirilmelidir, medya organlan mafya ile ilgili vereceği habeıieri i> i irdelemeli ve sorumluluk bilinci içinde davranmabdır." Kayabaşı'na UNESCO desteği OMERVTRTSEVEN DENİZLİ-Kaleılçesıne bağlı bir dag köyü olan K.a- yabaşf nda ilkokul öğrenci- İen. öğTetmenlen Ali Kar- lıkın öncülüğünde başarı- dan başanya koşuyorlar. Büyük savaşım sonrası 13 derslikli okullarının yapı- mını hızla sürdüren Kaya- başılılara UNESCO da des- tek verdı. Dünyada 25 köyü "Kalkındırma Projesi" kapsamına alan UNESCO. K.avabaşı'nı ilk sıraya koy- du. Kavabaşı köyünde öğ- rencı. öğretmen ve köylüle- rin dayanışmasını öğrenen UNESCO. bu örnek gırışı- mı destekleme karan alıyor. De\ letin bir anlamda ceza- landırdığı Kayabaşı'nı UNESCO'nun ödüllendir- mesi yörede büyük sevinç yarattı. Köylüler UNES- CO'nun karannm ne anla- ma geldigini önce pek anla- yamadılar. UNESCO'nun proje kapsamında, köye hem maddi hem de eğitim yardımı yapacağmı öğren- diklennde ise yörede bay- ram havası estı. Kayabaşılı- lar şimdi yaşadıklan mutlu- luğu şöyle anlatıyorlar: "Bizter başta öğretmenimiz .4li Kariık ve çocuklanmız- la birlikte çok acılar yaşa- dık. Bize hep köstek olun- du. Amacımız çocuklanmı- a tarikat yuvalanndan kur- tarmak. çağdaş. Atatürkçü bir eğitim görmelerini sağ- Uunaktj-' Kavabaşı köylü- lerinin mücadelesini merak eden Alman öğrenciler de bir haftalığma köye geldi. 18 ögrenci Kayabaşı tlköğ- retim Okulu'nda kamp kur- du. Alman orta ve lise öğ- rencileri, sembolik olarak okul inşaatında çalışarak moral ve destek verdi. TEKZÎP 18 Mart 1998 tarihlı gazetenizin 6. say- fasında "Şanlıurfa Valisi Harput tarikat destekçisi çıktı* başhğı\la yayınlanan ha- berde şahsım ile ilgili haberler gerçeği yan- sıtmamaktadır. Burdur Valiliği'ne başladığım 12.11.1997 gününden bugüne kadar imam- hatiplerin türban eylemi yapmalan ve 58. Topçu Tugay K.omutan!ığf nın okuldaki ' MjlFı Güvenlik dersı öğrermenini geri < melen ile ilgili bir yazışma olmamıştır. Burdur"da görevli 2996 öğretmenden, kı- lık kıyafet yönetmeliğine uymayan 35 öğ- retmen hakkında açılan soruşturma sonu- cunda muhtelif disıplın cezalan uygulan- mış. uymamakta dırenenlere yeni soruştur- malar açılmıştır. lmam-Hatip Lisesi Mü- dürü tayin olmuştur. "Fuat Oğrenci Yurdu" izinsiz açıldığı için kapatılmıştır. Mesai saatleri; mevsim şartlan, günduz kısalığı \e Ramazan dikkate alınarak 64^ sayılı yasanın 100. maddesinegöre düzen- lenmiştir. Atatürk'ün Burdur'a gelişi ile ilgili prog- ramın 2. maddesinde çelenk sunacaklar ola- rak. Vali. Garnizon Komutanı ve Belediye Başkanı belirtilmiştir. Programda ADD'nın adı geçmemektedır. Devlet ciddiyeti yazılı programa uymayı gerektirir. Kaldı kı ADD'nin çelengı kimse rencide olmadan, topluluğun dikkatini çekmeden ilgilısince geri götürülmüştür. Yalova Valiliğim sırasında Atatürk Spor Salonu'nu teravih namazına açtığım iddi- v ası da akıl \e rrtanuk ölçüierine sıfmayacak nayal mahsulü bir iddiadır. Basit bir araştırmayla gerçeğin öğrenil- mesi mümkün iken: Basına düşen özen gös- terme. araştırma görevlerini yerine getir- meden bu tür maksatlı ya\ ın yapmak basın hürriyeti içerisinde değerlendirilmez. Üni\ersitede 3 yıl "Atatürk flkeleri ve tnkılap Tarihi" dersı \ererek Atatürkçü nesıller yetişmesıne katkıda bulundum 14 \ılı \alihk olmak üzere 30 yıla yakın ı- darecilik hayatım boyunca "tarikatçı" gibi bir suçlamayla. töhnıet altında kamuoyu- nun doğru bılgılendinlmesi \e vanlış an- laşılmalara neden olmaması ıçin açıklama vapma geregi duydum. Dr. Süleyman Oğu / Burdur Valisi Yesilvurt*-*D Şubeşi hizmetinizde! Yeşilyurt Şubemiz hizmetinizde. Şükran Orhan ve ekibi tüm bankacılık işlemleriniz için sizinle gönjşmeye hazır. İKTİSAT Memnuniyetle S i p a h i o ğ l u C a d . N o : 1 9 Y e ş i l y u r t - I s t a n b u l T e l : ( 0 2 1 2 ) 6 6 2 1 7 9 0 Genel Müdüriüfc (212) 274II 11 • Merker (212) 274 7020 * Aksjray (212) 532 29 79 • Avolar. (212) 67648 73 • Bahçdt^ı: (212) 512 01 60 • Bakııkö>- (212J 543 53 93 • Baynunpaşa: (212) 565 14 30 • Etaadağ: (212) 230 09 18 • Erenköy: (216) 368 26 82 • Bütr (212) 287 11 50 • Gfineşfi: (212) 655 88 22 • Kaiıköy (216) 330 25 60 • Kaknuş (216) 478 43 33 • Karıköy: (212) 251 72 38 • Kozyata|ı; (216) 467 04 10 • Merten (212) 637 44 00 • Nışanlaşı (212) 296 16 00 • Şemsenin GGnahay (0216) 478 40 70 • Adao. (322) 363 24 01 • Ankıra, (312) 417 99 80 • Gaztosmaopaja: (312) 447 58 29 • Anlalv» (0242) 243 69 81 • Bnrsa: (224) 255 70 80 • Çorlu: (282) 653 83 33 • Denizli: (258) 265 20 41 • Bkişehir. (222) 220 27 80 • Gaaamep: (342) 220 78 50 • Getee: (262) 643 04 20 • lanir: (232) 463 69 69 • Bostanlı: (232) 330 12 00 • hmif (262) 323 11 00 • Kahrjnanmaraş: (344) 221 15 30 • Kajseri: (352) 222 23 00 • Konja: (332) 23687 70 • Mannaris: (252) 413 97 80 Cumhurbaşkanı Süle> man Ikmirel, Tiirk dünyasının fiilen oluştuğunu söyledi. Demirel Kazakistan'dan yurda döndü 'Türkdünyasının ükesi biHîk, dostluk ve sevgidir' AY ŞE SA\ 1N Tİ'RKİSTAN-Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel. son 6 yilda 5 yenı Türk de\leiının daha kurulduğunu behrterek. Adrıyatık'ten Cin Seddı'ne tüli bir Türk dünyası kuruldu- ğunu söyledi. Kazakistan'ın istıkrarlı yöne- timi !>ayesinde dünyadaki saygın yerıni aldı- ğını bildircn Demirel, ikı ülke arasındaki iliş- kilerin giderek güçlendığıni vurguladı. De- mirel. Kazaki-.tan Cumhurbaşkanı Nursul- tan Nazarbaye\ ile Hoca Ahmet Yesevı tür- besiyle. aynı adı taşıyan Uluslarara.sı Türk- Kazak Üni\ersitesi'nı zıyarei ettikten sonra dün akşam saatlennde Ankara'ya döndü. Ekonomik İşbirliği Örgütünün (ECO) 5. zirve toplantısı ıçin Kazakistan'da bulunan Demirel. Kazak Cumhurbaşkanı ile Çtm- kent'e \ e oradan da helikopterle Türkıstan'a geçti. Demirel \e \azarbaye\. önce onanmı- nı 15 milyon dolar ile Türkıye'nın üstlendı- ğı türbeyi gezdıler \e yetkilılerden çalışma- lar hakkında bilgı aldılar. İkı cumhurbaşka- nı. türbenin mezar bölümüne de geçerek. dua ettiler. Demirel \e Nazarbaye\ daha sonra, .\h- metYesevı'nın adını taşıyan Türk-Kazak ünı- versitesini ziyaret ettiler. İkı cumhurbaşka- nı. rektörlükte düzenlenen kapalı salon top- lantısına katıldı. Toplantıda. Demirel veNa- zarbaye\'e. Kazak milli kıyafeti "'Şapan" hediye edilerek giydinldi. Cumhurbaşkanı Demirel yaptığı konuşmada, So\yetler Bır- hğı'nın kendıliğınden dağılmasının ardın- dan yeni bir dünyanın oluştuğunu belırterek başladığı konuşmasında. şunları kaydcttı: "Bu olay. tarihte görülmemiş bir olaydı. Bu imparatoriuğun dağılması. Türk dünya- sına bin senede karşılaşnğınıı/ nrsatlardan birini getirdi. Türk dünyası. bir ulu çınardı. Dallan \ardı. tvelden ebede gidiyordu. Or- hun abidelerinde yazılıy dı. Türk isnıi kâğıda değil. taşa ya/ılmışO. Taşla şövle yazıyordu: 'Açtınız doyurdum. gıplaktınız gıydırdım. bölüktünüz birleştirdım". Y'ani Türk dünya- sı, zaman zaman bölünmüştii. aç kalmıştı. çıplak kalmıştı. İşte tarihten alacağımız ders budur. Bugünkü nesilkrin. Türk dünyasının mensubu olan halklann. onlan yönetenlerin alacagı ders. birlik. beraberlik. dostluk >"e sev- gidir." Geçen 6 yıl zarfında. Türkıye'nın yanına 5 cumhuriyetın geldigini. bayTak sayısımn 6 olduğunu. Adnyatik'ten Cin Seddi'ne kadar bir Türk dünyası fiilen oluştuğunu anlatan Demirel. "Bu dünyanın insanlan kardeşti. çünkü bu insanlann dili. dini, gelenekleri bir- di. Destanlar. hepimi/in destanıydı. Dedem Korkut hepimizindi. Ali Şır Nevaı. Mevla- na. >'unus hepimizindi. \ üzlerceyıldırTürk dünyasına ışık saçan Hoca Ahmet Yesevi, he- pimizin hocasıydı. O. bugün de yaşadığı devirdcki kadar insanlığın hizmetindedir" dedi. GLOBALPOLİTÎKÜLTÜR ERGIN YıLDıZOĞLU 'Gerçekçi 01 İmkânsızı İste' Pazartesi akşam. saat 08.30. Bu koşeye "Bu hafta ne yazsam?" diye düşünüyorum. Ruanda yıne gün- demde. Nasıl oldu da Kofi Annan önceden bıldıği hal- de soykınmı durduramadı? Afrıka'da Fransa ile ABD- Ingiliz eksenı arasında yaşanan ve şu sıralarda, ABD'nın lehıne sonuçlanmakta olan nüfuz aianlan mü- cadelesı... Fransa'nın elinde ne kadar kan var? Gözüm Le Monde Diplomatıque kapağına takılıyor. Ignacio Ramonet'nın baş yazısr. "Başka bir dünya mumkundur." Bu başlık. bırden, 1968'den bir sloga- nı anımsatıyor bana: "Gerçekçi olun imkânsızı iste- yin!"... Yaşamımızın bir avuç uluslararası banka, med- ya tekeli, bunlann yan-münevver akıl hocaları tarafın- dan yönlendırilmesinın tek seçenek olamayacağını söylesek: seçtığımiz polıtikacüann, sdzünde durma- sını, cebını doldurmamasını ve bızı temsıl etmesinı ıs- tesek.. bir başka dunya ıstesek... Ya da. "Hep birlikte fedakârlık edelim ve bu kriziaşa- iım" diyenlere, bu bırlikteliğın ıçındeki gerçekliğı, giz- li haksızlığı hatırlatsak: birtarafta ışçı, yoksul köylü. dar gelirli memur, tek başma çocuğunu yetıştirmeye çalı- şan anne, süpermarkete dırenmeye çalışan bakkal; di- ğer tarafta holdınglerin bırakın büyük hissedartannı, yönetıcileri, eli devletin kesesindeki politikacı, bu ne biçim birliktelik? Bu dengesizlik içinde kriz nasıl bir- likte omuzlanır? Eğer yükün büyük kısmını, servetin, ayncalıklann sahipleri, yönetme sorumluluğuna almış olanları üstlenmeyecekse, burada bir haksızlık yok mu? Gerçekçi olup, bu sefer yükü sizter omuzlayınız, bugüne kadar hep biz omuzladık desek... Derken.. böyle gaza gelmeye başlamamın nedeni- nı anladım. 30 sene önce, bu gece, yaklaşık dört sa- at sonra "Gerçekçi olun imkânsızı ısteyin" sloganıyla bütünleşmiş, dönemin hemen tüm ımajlanna damga- sını vurmuş bir olay, Paris'te Cartier Latin çatışması ba^layacak. ...üniversite öğrencileri, liseliler, polisle çatışmama- ya dikkat ederek üniversiteyi işgal etmeye hazırlanı- yorlar. Sonra saat sabaha karşı 1 gibi, coplanyla, kal- kanlanyla, göz yaşartıcı bombalanyla polisler geliyor dalga dalga, öğrencilerin derme çatma barikatlanna saldınyorlar... Bazı yaşlı işçiler, halktan kimileri, bari- katların nasıl korunacağını, nasıl güçlendtrileceğini, son anda, artık tutunulamaz hale gelince de nasıl ya- kılıp kaçılması gerektiğıni gösterıyor öğrencilere. Ba- rikatlar bırer bırer düşüyor. Artık hertaraf duman içindedir, sokaklann sakinle- ri, göz yaşartıcı bombalann etkısıni azaltmak için öğ- rencilenn üzerine su döküyorlar camlardan, evlerin balkonlarından. Arabalarters dönüyor, kaldınm taşla- rı sokülüyor. Her barıkat son dakıkaya kadar korunu- yor, sonra yakılarak terk edılıyor... Sabaha karşı saat 05.30.. bir polis bülteni: "tüm di- renış noktalan temızlenmıştır". Sokaklarda ayakkabı- lar, çantalar, bir polis mığfen... Manzara ne kadar bıl- dik. Viranşehir mıtingi. 1977'de 1 Mayıs, 1997'de 1 Mayıs...1998'deCa/(arfa'ya. Suraba'ya, Semerang... Gerıye doğru bakınca. 1968 ıçin yenılgıyle sona er- di denebılır... Ama bu doğru olur mu? 1968 bir dev- rim degıldi ki... O kadar zaafa. o kadar engele, sıyası soruna sahıpti ki... Halk ıçin halk adına devrim yap- maya kalkmanın dayanılmaz ağıriığı... Daha gerçekçi bir gözle bakınca 1968'ın toplumda ne kadar büyük bir etki yaptığı görülebılır. Tüm dün- yaya dalga dalga yayıldı. Bir kuşağa eleştirilerini açık- ça dıle getırmelerını sağlayan kültürel-siyasi havayı yarattı; fıkırlennın arkasında durma cesaretı verdı; bu- nun onurunu duymalanna olanak sağladt. Kadın erkek ilişkılerinı yeni bir kalıba döktü 1968. eleştirel düşünceye bir ıvme kazandırdı, sosyal bilim dallannda, felsefede buyük bir canlanma yaşandı 1968'den sonra. Dünyanın değışebıleceğıne olan i- nanç pekışti. 1968'le ilgili yazına bakınca. üzerinde en çok birleşilen noktanın ışte bu olduğu görülür. 1968, II. Dünya Savaşı sonrası dönemin rahat "bunuva" or- tamını darmadağın ettı. 1968'ın, bu açıdan bir devrim olduğu belki de söy- lenebilir (mı?). işte bu yuzden, 1968'in yarattığı hava- nın kırılması. iyimserliğm söndürülmesı, sarsılan "bur- juva" değerlerın yenıden egemen kılınması için bir kar- şı devrim gerekecektı... Dünyanın değıştirılemeyeceğini. toplumsal çıkann boş bir soyutlama olduğunu, bıreylerın acımasız re- kabetinin tek mümkün yaşam biçımı, pıyasanın datek gerçeklik olduğunu kabul ettirecek bir karşı devrim; 1979-82 Reagan-Thatcheronderlığındeyaşanan bir ''karşı devrim" bir "restorasyon"... 1968 sonrası kuşaklar. toplumsal dayanışma ruhu- nu, kardeşlik dürtüsünu. eşıtlik ülküsünu, sömürünün, baskının olmadığı bir toplum ütopyasını unutmalıydı- lar. Yeni yetişen kuşaklar. yaşamın pıyasanın gizli, Tan- rısal elı tarafından hatasız bir şekılde düzenledıği, pa- rası ve sermayesi olana ıstediğı yerde, istediğı gibı kâr yapma. servetine servet katma olanağı sağlayan, "sı- yasetten" annmış salt ekonomik bir üfop/a'yı kabul etmeliydiler. Yaşanan toplumun tarihsellıği, bizzat in- san eylemıyle, iradesiyle kurulduğu unutulmalı, aksi- ne bu toplum "doğal" kabul edilmeliydi. Doğaya kar- şı gelmek ıse sapıklık değıl mıydı? Anlaşılan Ruanda yazısı bir başka zamana kalacak. Bakalım bu hafta Endonezya'da neler olacak. Baskı giderek şıddetıni arttınyor dıyohar... Ordu. iktidara lyı- ce yerleşıyormuş. Halk da sokaklara çıkarak öğrenci- lere katılıyormuş... 1966'dakı gibı bir katliam olur mu acaba? Ignacio Ramonethaklı. Başka bir dünya olabilır. 01- malıdır. Ancak kendı kendine olmayacağı da bir ger- çek... İIFİK NOKTASII ORAL ÇALIŞLAR Akın Birdal. Şemdin Sakık'ın Türkiye'ye getirilmesınden sonra cadı kazanına atılan hedef ısımler- den birisiydi. Büyük gazetelere servis yapılan ifadesinde Şemdin Sakık, Abdullah Öcalan ın Akın Birdal için "(abancamfI dediğini id- dia ediyordu. Bu ifadelerin yayım- lanmasından sonra yine bu gaze- telennbazılan. "Akın Birdal bugün yakalanacak" dıye hemen her gün haberler yazdılar. Akın Birdal An- kara'da oturuyordu; yeri. adresı belliydi ve bir derneğin genel baş- kanıydı. herkesin tanıdığı bir kim- seydi. Yakalanması değil. olsa ol- sa ifadesine başvurulması söz ko- nusu olabilırdi. O zaman şu soru akla geliyor: Birilen, Akın Birdal'ın hedef gösterilmesini büyük basın- dan istemiş miydı? Birdal'a yapılan saldın. sıradan bir saldın değil. Geçmiştekı bütün büyük suıkastlara bakın. bu saldı- nnın nasıl gerçekleştirilmiş olabile- ceğini de çozebilirsiniz. Susur- luk'tan sonra iyice anlaşıldı ki, önemlı bütun suikastların arkasın- da devlet içindekı bazı güçler var. Devlet ıçindeki iktıdar kavgaları sı- rasında. kargaşadan medet uman kesımlerin bu tür suikastlara baş- Akın Birdal'a Sıkılan Kurşunlar vurduklan artık herkesin bildiği bir gerçek. Savcı Doğan Öz'ün öldürülme- si dosyasını inceleyin. onu öldüren tetikçinin devlet içındeki bazı güç- lerce nasıl korunduğunu görürsü- nüz. Abdi İpekçi dosyasına ba- kın, bu suikastm hangi amaçlarla gerçekleştirildiğinianlayabilirsiniz. Akın Birdal suikastı. bir kez daha gözler önüne serdi kı, Türkiye çok ciddi. kritik bir dönemden geçiyor. Fırsat yakaladıklarını sanan veya fırsat kollayan bazı güçler yeniden harekete geçtiler. ipler iyice gerili- yor. Ülkücü cinayetleriyle ilk işaretle- ri verilen saldırılar, belli bir geliş- menin habercisiydi. Yine birileri, düğmeye basmışlardı. Bu film da- ha önce defalarca görüldüğü için. işlerin nasıl bir mecraya sokulmak istendiği de az-çok tahmın edile- bılir. Bu noktadan itibaren en önemli sorumluluk siyasi iktidara düşüyor. Başta Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel olmak üzere, hükümet ve Meclis hemen hare- kete geçmek zorunda. Süleyman Demirel. Büterrt Ece- vit çok deneyimli siyasetçiler. Bu tür gelişmelerin ne anlama geldı- ğinı en lyi onlar değerlendirebilir- ler. Şapkayı önlerine koyup düşün- mek ve gereken önlemleri almak öncelikle onların görevi. Bu saldı- nnın. birkaç gözü dönmüş kişinin bireysel eylemi olmadığı çok belli. Türkiye'nın başına yeni çoraplar orulmek ıstenıyor. Böylece birileri, kendilenne bu kargaşadan iktıdar çıkarmak mı ıstiyoriar. sorusu tek- rar tekrar sorulmak zorunda. Bu arada basına ve medyaya da onemlı görevler düşüyor. Cadı ka- zanlan kaynatarak, bınlerini hedef tahtasına yerleştirerek başlatılan kampanyalann nerede duracağını ve sonunda nerelere kadar uzana- cağını şimdıden kimse kestiremez. Bugün Akın Birdai'ı hedef alan kur- şunlann, yarın yenıden kime ve ne- reye yönelebileceğini herkes yeni baştan düşünsün. Bu ülkenin ya- kın tarihi böyle aymazlıklaria dolu. Açın son 30 yılın olaylarını arşivler- den, yeniden birgözden geçirin ve sonra işlerin nerelere kadar gıttiği- ni bir kez daha inceleyin. Deniz Baykal ve Hüsamertin Cindoruk da düşünsünler. Küçük hesapların çok ötesinde. büyük oyunlann oynandığını görmeleri ıçin daha başka neler yaşanması gerekiyor? Kritik ve acılarla dolu bir sürece girildi. Meclis'teki parti- ler de artık küçük hesaplan birya- na bıraksınlar. Türkiye, yeniden bir uçurumdan aşağıya yuvarlanmak isteniyor. Araba devrilirse, daha önceki örneklerde olduğu gibi her- kes altında kalıyor. Bu kritik döne- mi kazasız belasız atlatmak, belki de Türkiye'nin düzlüğe çıkması için vesile olacak. Bu yazıyı yazarken Akın Birdal yaşamsal tehlıkeyı atlatamamıştı. Kendisine acil şifalardiliyoruz. Bu suikastm peşine düşmek, bunun arkasındaki hesaplan ortaya çıkar- mak hepimizin görevi. Gazeteci arkadaşlarımı da burada bir kez daha uyarmayı gerekli görüyorum. Özgürtük hepimize gerekli, hele de basın mensuplarına daha çok ge- rekli. Bu açıdan, herkes durduğu yeri ve yaptığı işi lütfen bir kez da- ha gözden geçirsin. Yann her şey için çok geç ola- bilir.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog