Bugünden 1930'a 5,418,095 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

13 MAYIS 1998 ÇARŞAMBA CUMHURİYET SAYFA 15 Eminönü mafyası Sivil plakalı çekici... Kapısmda "Eminönü" yazıyor. Kaymakamlık mı, belediye mi, güzelleştirme derneği mi, "Eminönü"nün ne olduğu beili değil... Ankara Caddesi'nde tam Vilayet'in karşısında park etmiş bir otomobilin başında çekicinin şoförü. Tek başma... Yanında ne polis var ne zabıta memuru. Çekicinin şoförü elinde demir çubuk, otomobilin sol ön camını kanırtıyor... Sanki otomobili soyacak gibi... Uyguladığı teknik otomobil hırsızlannın tekniğini andınyor. Maksadı kapıyı açıp el frenini boşaltmak olmalı ama görüntü hiç de hoş değil. Sürücü otomobilini yasak yere park etmekle yasa/an çiğniyor, karşılığında çekici şoförü de yasaları çiğniyor. Yasadışı uygulama "Eminönü"nde caddeye taşmış durumda. Ö M Ü R I L I K Cep delik cepken delik. Tam sorunlan unutuyorduk, nerden bitti bu lig? * Ömür E. Kurum Etektromk posta: Deniz.SomOrakSnet.com Tefc 0.212.5Î2 05 05 Faks: 0.212.512 44 97 - Özer Çiller mahkûm olmuş... "Mahkûm olması önemli değil. mahçup oluvor mu siz ona bakın!" onusunun tartışmasız uzmanlanndan Prof. ismail Hakkı Uzunçarşılı, Belleten'in Bi- rinci Teşrin 1940 tarihli sayısında "Osman- lı Devleti zamanında kullanılmış olan bazı mühürler hakkında bir tetkik" başlığı ile yazıyor: "Osmanlı Devletinde, hükümdartuğrasındanson- ra, tarihlerde Hatemi Şerif, Hatemi Vakalet ve umu- mi surette Mührü Hümayun denilen ve hükümdann mutlak vekili olmak sıfatiyle nüfuz ve selahiyetin timsali olan padişah mührü gelirdi. Bu mühür, ilk zamanlarda vezirazam ve sonrala- n sadrıazam denilen birinci vezirde bulunurdu; hat- ta bazan yalnız 'mühür' denilmekle vezirazam kas- tedilirdi. Osmanlı hükümdarlarından herhangi birinin ken- di isimleriyle babalarının adlannı havi tuğra şeklin- de üç veya dört mührü vardı. Her hükümdar değiştikçe tuğra gibi, mühür de de- ğişirdi. Yeni hükümdarın kazdırdığı mühür, icab eden- Talay'a sorulur lere verilir ve eski hükümdarın mührü istirdat oluna- rak saray hazinesine konurdu." Konunun, bugün de uzmanlan olmalı... Kültür Bakanlığı bünyesindeki uzmanların, Pa- ris'teki müzayededen işadamları aracılığıyla "dev- letin namusunu kurtarmak" adına alınıp Kültür Ba- kanı Istemihan Talay'ın da katıldığı törenle Topka- pı Sarayı Müzesi'ne konulan Abdülhamrt'ın iki müh- rü hakkında hazırladığı bir rapor olmalı... Ortada bir rapor olmalı ki, bu mühürlerin "Hate- mi Şerif", "Hatemi Vakalet" ya da "Mührü Hüma- yun" oluşuna göre Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Kültür Bakanı da kamuoyunu aydınlatmalı... Bu iki mühür, Abdülhamit'in yıllardır Topkapı Sa- rayı Müzesi'nde duran 14 mühründen ve Arkeoloji Müzesi'ndeki 8 mühründen farklı olmalı ki, Osman- lı sülalesini anmaya vesile yaratılmalı, vesileye ara- cı olanlara madalya bile takılmalı! Yoksa... Bunların tarihin derinliğinegömülmüş bir devletin yazışmalannda kullanılan mühür değil, Ab- dülhamit'in özel eşyalarını belirlemekte kullanılan özel damgalar olduğu ortaya çıkar... Uğruna bando-mızıka çalınan "mühürler"in sa- haflardaki mühürlerden farkı kalmaz! Birilerinin, "devletin namusunu kurtarmak" derken Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kullandıkları anlaşı- lır... Ve gelinen son noktada, Osmanlı ile zaten ba- rışık olanların, önce, Türkiye Cumhuriyeti ile barış- maları beklenir ve Atatürk'ü tanımalan ıstenir; o Topkapı Sarayı'nın, Atatürk'ün talimatıyla korunup müzeye dönüştürüldüğü hatırlatılır. Kültür Bakanı'na da sorulur: Topkapı Sarayı Müzesi'ne yeni bir "eser" konula- caksa biraz özenli davranmak gerekmez mi? SESSÎZSEDASfZf!) NVRİKURTCEBE Yüksek Yerilim Hattı Erdinç UTKU Pireyi deve yapıyoruz sonra da deveyi hendekten atlatamıyoruz. Yüksek gerilim hatlarında ölüm eylemi Termik santrallann özelleştirılmesı- ne karşı etkili bir mücadele sürdüren TES-lş Sendika- sı'nın kayyıma götürülerek susturulmak istenmesini ve genelde özelleştirmeyi protes- to eden Kuvayı Milliye Gençliği" temsilcileri, ilk özelleşecek elektrik enerjisiyle yanmak üzere kendilerini yüksek gerilim hatlarına bağlama ka- rarı aldı. "Kuvayı Milliye Gençliği"nin duyu- rusu şöyle: "Muğla Yatağan başta olmak üze- re termik santrallarımızın ve maden- lerimizin tamamının özelleştirme kap- samından çıkarılmasını, bu konuda verilmiş yüksek mahkeme kararlarının derhal yürürlüğe konmasını, aksi tak- dirde Kuvayı Milliye Gençliği'ni tem- silen 5'er kışilik gönüllü gruplar halin- de kendimizı santrallann enerji çıkış hatlarına bağlayacağımızı kıvançla ka- muoyuna duyururuz. Bizler, vatanımızın kalelerini teslim etmemekte ve cumhuriyetimizi koru- yup geliştirmekte sonuna kadar karar- lıyız. Bu uğurda ölümü de göze aldık. Ya istiklal, ya ölüm!" Kuvayı Milliye Gençliği'nin kararlı- lığı sözde kalan bir kararlılık değil... Kuvayı Milliyecilerin eylem planı santrallarla da sınırlı değil: "Demiryollarımız özelleştirme kap- samına alınırsa kadını, erkeği, yaşlısı ve genciyle Kuvayı Millıyeciler birçok ilde ilk özel tren tarafmdan ezilmek üzere kendilerini raylara ve trenlere zincirleyeceklerdir." ^YDINLANMA ATEŞt gştletişim: Zeynep Eşiyok Faks: 0.212. 513 85 95 'Faşistler 1980 öncesindeki gibi kıyıma başladılarf Isparta'da yapılan ADD Bölge toplantısı'nda Afyon. Antalya, Bur- dur. Denizli, Isparta ve Uşak şube- leri Karşıyaka ADD'ye yapılan bombalı saldınyı kınarken Karşıya- ka ,' Izmir Cumok da bu saldınlar karşısmda polis, hükümet ve Cum- hurbaşkanı'nı "etkisiz" kalmakla suçluyor ve "Biz böyle bir yöne- timi hak etmiyoruz" diyor. Karşıyaka / İzmir Cumok "Faşistler 1980 öncesindeki gi- bi kıyıma başladılar: Malatya Inö- nü Üniversitesi öğrencisi Cmit Ci- han Tarho ocak ayında btçaklana- rak öldürüldü. Geçen günlerde Bo- lu Izzet Baysal Üniversitesi öğren- cisi Kenan Mak da aynı biçımde katledildi. Istanbul'daysa konfek- siyon işçısı Bilal Vural pompalı tü- fek ve tabancayla vurularak öldü- rüldü. Ölümle sonuçlanmayan sa- tırlı saldınlar ve linç etme gırişim- leri artık günlük olaylar halini aldı. Saldırganlan yakalamakJagörevlı polis, çoğu kez onlann destekçısi ve koruyucusu. mağdurlarınsa ceza- Iandıncısı rolünde. Buna karşılık iktidar ortaklanndan binnın gün- deminde bitmez tükenmez seçim pazarlıkları var. Diğeriyse ıyi tari- katlarla kötü tarikatlan birbirinden ayırmakla meşgul. Cumhurbaşka- nı da kalkmış 'Siyasetçiyi körüle- meyin'' diyor. Her ne kadar 'Her millet lavık olduğu biçimdeyöne- tilir' deniyorsa da, bız böyle bir yö- netımi hak etmivoruz. Fasışt saldınlann son halkası Kar- şıyaka ADD'ye atılan bomba oldu. Bu saldınyı şıddetle kınıyoruz." Konya ADD "Bağışlarla aldığımız demek bi- namızın açılışı 16 Mayıs saat 13.00'te demek bınası önünde ya- pılacaktır. Saat 16.00'da anıtaçelenk koyulduktan sonra, saat 17.00'de Sayın Dr. Alev Coşkun, 'Kuvayı Milliye Harekâtı' konulu bir kon- ferans verecektir. Saat 18.00'de Gençlik Komisyonumuz şiir ve mü- zi't dinletisi sunacaktır." ADD Isparta Bölge Toplantısı ""ADD Genel Merkezi'nce dü- zenlenen Isparta Bölge Toplantısı Scnuç Büdirgesi; 1) Kaışıvaka ADD'ye atılan bom- bayı türn Âtatürkçü Düşünce Der- nekleri'ne ve Âtatürkçü düşünceye stimış birbomba olarak görüyor ve Lmyoruz. 2) Niğde ili Ulukışla ilçesinde •fbzantı Cephesi ve Kuvayı Mil- lijeciler' oyununu sahneye koyan ö|retmenlerimize karşı gösterilen oîımsuztutumu ve saldınyı kınıyo- nz. 3) Âtatürkçü düşünce; sefaletle ceıaletin boy ölçüstüğü karanlıkla- n cesin olarak aydmlatacaktır. Işı- £mız çetelerin, gericilerin. türba- TLisimgeleştırenlerin üzerinde ola- <a«ır. Zıra yarasalar karanlıkta ge- .zeler, aydınlıktan korkarlar. 4) Âtatürkçü düşünce; bağımsız- kpn. çağdiş. ınsan oimanın. ulusal degerleresaygının gereğıdir. Onun ıçin halkımızın aleyhine. ülkemi- zin tam bağımsızlığına ve gelişme- sme, ülke bütünlüğüne aykın özel- leştirmeye ve doğal varlıklanmızın yagrnalanmasına karşıdır. 5) Âtatürkçü üuşünce; demokra-''' sinin yollannı döşemek için önce ka- tılımcılığı ve çoğuiculuğu arttıncı kuralları tüzüğüne koymuştur ve bunu daha da geliştirmeye kararlı- dır. 6) Atatürkçülük. bizlerin ulusal yaşam tarzıdır. Cumhuriyetımizin ^5. kuruluş etkınlıklennde kullanı- lacak 'Cumhuriyet logosu'nda Ata- türk ve Türk Bayrağrnın aynlmaz bir bütün olduğunu kabulle bu dü- şüncemizı kamuovuna duyuruyor; bu Iogonun resmi olarak hazırlan- ması ve tüm kamu kurum ve kuru- luşjanna, sivil toplum örgütlennin tamamına göndenlmesini istıyoruz. Afyon ADD, Antalya ADD^ Bur- dur ADD, Denizli ADD, Isparta ADD, Lşak ADD Kayabaşı tlköğretim Okulu "5-11 Mayıs arasında bağış ya- panlar: Mehmet Korkmaz (1 milyon), Adil Başar (50 milyon), Atakan Giingör(lOmilvon), Esat Bozbı- yık (25 milyonI. Ali Kırdök (25 milyon). Adnan Binay (25 milyon). Miilik Dülgeroğlu (25 milyon). Cengiz Erol (25 milyon). Bülent Dikici (10 milyon). Malik Dank- man (10 milyon). Nafiz Öz (50 milvon). Süleyman Öztürk (6 mil- yon 500 bın). Özdemir Taner (10 milyon). Doksan AŞ (20 milyon). Işık Özdemir (15 milyon). Ham- di Erol (10 milyon). thsan Özgüç (10 milyon), Salih Coza (10 mil- yon), Sadık Demir (5 milyon), İr- fan Ersoy (50 milyon). Hayati Inal (5 milyon). Volkan Kiper(5 mıl- yon), Ahmet Moralı (10 milyon). Mehmet İlkimen (5 milyon), Ali Güre (5 milyon). Yaman Karaoğ- lan (5 milyon). Köksal Köseler (25 milyon). Mehmet Eskicioğlu (5 milyon). Şeref Akşit (5 milyon), Zehra Sankaya (5 milyon), Ünal Kaçar (5 milyon). Sevgi Kaşlı (5 milyon), Tevfîk Sağlam (5 mil- yon), Hulusi Büyükkalaycı (5 mil- yon). Zafer Gönenç (5 milyon), Ramazan Dorun (5 milyon), Müj- dat tlhan (5 milyon). Süleyman Basan (20 milyon). Grup B (11 milyon), Gülen Kamoğlu (20 mil- yon), Turgay Gükan (10 milyon, Ahmet Yapsın (30 milyon), Isma (10 milyon), Lena lnş.ÂŞ (50 mil- yon). Listede isimleri yazılı bazı kişi- lenn okula yardım sebepleri çok et- kileyici: Bir trafik kazasmda yaşa- mını yitıren Denizlı'nın sevilen hemşehrisi Mümtaz Yayanlar'ın dostlan, aralannda 550 milyon lira toplayarak okula bağışlamışlar ve Mümtaz Yayanlann ismi bir sınıfa verilerek anısını yaşatmak istemiş- ler. Hesap No: Ziraat Bankası Deniz- li Kaie Şubesi 30440-4.600-2." HAYVAJVLAR ISMAIL CILGEÇ UKH KİM KİME DUM DUMA BEHÎÇAK behıcakjı turk.net JaVvnt/rAen c/e tjç. / ÇİZGİLİK KÂMİL MASARACI H A R B İ SEMtH POROY TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKA\ 13 Mayıs 3elec<k haftadan itibaren salı günleri bu köşede yayımlanacak *K)laır Hekrtplan" için yanm sayfayı geçmeyen yazılannızı 0.212.513 85 •5 nolufaksa veya Cumhuriyet Gazetesi / 'OkurMektuplan' 'Türko- agı Cad. 39/41 34334 fstanbul adresine gönderebilirsiniz. BANKA SOYGUNIARINA KARŞH. iszo 'PE Bueûn, &i8LEŞiıc AMefziZA 'nmı CMICAGO İ K İ BİR. BAAIk*GA (PACIFlC 01 BÖLJJMÜ UİZA4ETE £J8£>İ. SOM tZATTI&l /ZAHATSIZLIK, ÇEŞİTIJ İ Ş SİRI ~ S£LJCİ 0E EN İL&İMCJ- &ANKANIM DtŞA&l 8A- KAN DUVAHtNA yEKLEŞT/fZİLEN ÇEUK. Of. BANKAUIN İÇİfJI V£ t>IÇ/MI GÖZ TUTA4AK AKıtACtYU* yAPlLAM KUB.ŞUN GEÇİR- M£Z 8OLÜML£t2£>E İKJ AJİŞAUCI SULUMUYoe, AÇfCM/Ç peLİZLS/SDeu D£ S/KHAÇ SilA'H U2A~ MtYORDti. Su ÖHLeMt'AJ, SOHSUMCULAIZ. İÇİN £M AZINDAH CAYP/g/O OLACAğ/ DLİŞaUÜLÜYOB&U'. Sağalct, laanfca du varından hrr t / GÖRÜŞ SONMEZ TARGAN Susurluk, Ne İlk Ne de Son!.. Yakın tarihimizde yazılı ve görsel basın, hiçbır olayın üstüne kararlı ve sürekli bir biçimde, Susurluk'ta oldu- Qu denli gitmemiştir sanırım. Daha da ılginci, toplumun çok geniş bir kesimi. bu olayın aydınlatılması konusun- da hiçbir siyasal önkoşul ileri sürmeden, "Sürekliaydın- lık için bir dakika karanlık" uygulamasında olduğu gibi, gönüllü bir güç ve eylem bıriiğini belki de ilk kez yaşa- ma geçirmeyı başarmıştır. Ama ne var ki, Susurluk olayının üzerınden bir yılı aş- kın bir zaman geçmesıne ve böylesı bir toplumsal mu- halefet oluşmasına karşın, devlet ıçındeki çetelerin te- mizlenmesi. yargı önüne çıkartılması konusunda fazla de- rinlere inılememiştir. Buna benzer çoğu olayda olduğu gibi, sorunun önemli bir bolümu karanlıkta kalırken, or- taya çıkanlabilenlerin de üstü küllenerek gündemden düşmeye başlamış gibidir. Aslında böyle olması da son derece dogaldır. Çünkü Türkıye'deki devlet yapısı özellikle 12 Eylül'den sonra ye- niden biçimlenırken topluma nelere mal olduğunun sor- gulanması cıddi bir biçımde yapılamadığı için, nedenle- re değil, sonuçlara bakmakla yetinilmiştir. Oysa bizdeki devlet yapılanmasının ikili kımliğinin yarattığı bir çelışki- dır Susurluk olayı... Dolayısıyla dün de vardı Susurluk, bundan sonra da, değişik biçimlerle de olsa varfığını sürdüreceğinden en küçük bir kuşku bile duymamak ge- rekır. Nedir bizdeki devlet yapılanmasının ikili kimliği? Son zamanlarda kamuoyunda yaygın bir biçimde ses- lendirilen "derin devlet" yakıştırması, aslında ikili devlet kişiliğinin birinci ve gızli yüzüdür bizce. Bu gizli yüzü temsil eden devlet kadroları, kendilenni bu ülkenin ye- diemini sanmakta, kendi dışında kalan herkesi de po- tansiyel suçlu olarak görmektedırler. Bu anlayışın hukuk- sal belgesi ise 1981 Anayasası'nda kendini duyurmak- tadır. 1981 Anayasası'nın eleştirilmesi gereken yanı da bizce, toplumu bir bütün olarak potansiyel suçlu görme- sinde aranmalıdır. Çünkü Türkıye'yı çağdaş, demokra- tık bir hukuk devleti olmaktan alıkoyan temel neden, 1981 Anayasası'nın varlığından kayraklanmaktadır. Böy- lesı birhukuksal belge, varlığmı sürdürdüğiı sürece, hiç- bir hukuk ve demokratik kural tanımayan gizli ve karan- lık odaklar, devlet ıçınde bannma ve dilediği gibi dav- ranma olanağını her zaman bulacaklardır. Aslında böylesi bir anlayışın devlet içinde yapılanma- sının kökleri ta 12 Mart'a değin uzanmaktadır. Bu anla- yışa bir kanıt olması bakımından geçmışte yaşadığım bir olayı okurlarla paylaşmanın zamanının geldiği kanısın- dayım. Terör olaylarının dalga dalga yükselerek toplumu tes- lım aldığı 1979 yılının bir bahar sabahı... Tarsus'un Ada- na yönünde ve 7 km. dışında. çetin savaşımlar sonucun- da DİSK Tekstil Sendikası'nın tarihinde ilk kez yetki al- dığı YİDAŞ fabrikasında büyük bir dırenış surüyor. Dire- niş fabrika dışına taşmış, işçıler Ankara-Adana karayo- lunu trafiğe kapamışlar. O günlerde, Türkiye Işçı Parti- si'nin Tarsus llçe Başkanı olmam nedenıyle kaçınılmaz olarak ışçilerin arasındayım. Fabrika jandarma alanına gırdıği için, olay yenne askerler egemen. Bir yanda di- renış kararlılıkla sürerken, fabrika içinde de sendika yet- kilileri, işletme temsilcileri ve Mersin Jandarma Komu- tanı'nın da katıldıgı bir görüşme yapılıyor. Bir ara yanıma bir asker geldı. "Senı komutan istiyor" dedi. Benı. fabrikanın karayoluna bakan camlı.girış bö- lümüne gptürdü. Tarsus Jandarma Komutanı genç yüz- başı ile yüz yüze geldik. Yüzbaşı, "Sen Sönmez Targan değilmisin?" Evet, dedim. "Bugün sen Tarsus'agirme- yeceksin" dedi. Neden, dedim. "Seni bugün Tarsus'ta öldürecekler" demekle yetindı. Benım Tarsus'a gırme- mı yasaklayacağınıza, gidin öldürmek isteyeni tutukla- yın, dememe fırsat kalmadan, fabrika içındeki görüşme- den çıkan tekstil yöneticileri kapıya geldiler. Tekstil Sen- dikası Genel Başkan Yardımcısı ve eski Tekstil Adana Böl- ge Temsılcısı Selaharün Uyar(*) beni yanına çağırdı. "Bu- gün Tarsus'a gitmeyeceksın" dedi. Neden diye sordu- ğumda, görüşmeler sırasında Mersin Jandarma Komu- tanı, Albay'ın benımle ilgıli kendilerini uyardığını anlattı. O gün Tarsus'a gitmedim. Akşam saatlerinde MHP Tar- sus llçe Başkanı kimliği belırsiz kişilerce vurularak öldü- rüldü. Yıne aynı saatlerde Tarsus'takı evımın ıkı sokak ıle- rısinde, devrimci bir genç sokak ortasında vurularak öl- dürülmüştü. Ben, o günün akşamı. fabrikaya yakın bir köyde ya- pılan bir partı toplantısına da katılmak uzere geceyi Tar- sus dışında geçirdim. TİP Mersın ll Başkanı Necdet Söylemez. sabahın erken saatlerinde, Ataş Rafineri- si'nden akaryakıt taşıyan bir tankerle gelerek beni An- kara'ya götürdü. Bu olaydan yirmi yıl sonra geriye dönüp bakıyorum... "Derin devleti" şimdj daha iyi kavnyorum. Insanlan bir- birine kırdıran, kendilerinde öldürme hakkı görenler kim- lerdı ve bunlar bu yetkiyi kimlerden alıyorlar diye soru- yorum... Aslında kendı sorumun yanıtını yıllar sonra Su- surluk olayıyla almıştım. Yıllarca Türkiye'de buna benzer yüzlerce cinayet ış- lendı. Çoğunun faili bile bulunamadı. Yargı önüne çıkar- tılanlann önemli bir bölümü de kanıt yetersizlığinden be- raatettı. Yasama. yargı ve yürütmeden oluşan sivil erk ıse dev- letin ıkincı yüzü. Siyasal erk olarak nitelediğimiz bu yüz bugün hâlâ ikınci yüze teslim olmuş ve gücü adeta bir tür bürokratık işlevlerle sımrlanmış gibi görünüyor. Sivil erk, gerisindekı erk odaklannı tanhin çöplüğüne atama- dığı sürece dün olduğu gibi gelecekte de Susurluk'lar yaşanmaya devam edecektir. Çünkü, çağdaş. demok- ratik hukuk düzeninde devlet iki yüzlü olamaz. O Olayın canlı tanıklanndan Selahattin Uyar, son de- rece değer verdiğim birişçi önderi. Şu sıralarda Adana 'da kanserle savaşıyor. Bu savaşa yenik duşer kaygısıyla, sonralan bir kitap içinde yayımlamayı tasariadığım bu olayı öne aldım. B U L M A C A SEDAT YAŞAYAN SOLDA>SAĞA: 1/ Degişık nite- likte öğelerden oluşup bütünlük göstermeyen. 2/ Eski Mısırcia^gû- neştannsı... Un- lübirtürküvesaz ustamız. 3/ Yük- sek ses. bağır- ma... Shakespe- are'inbahtsızbir kralı. 4/Birasit- le birleşınce tuz oluşturan mad- de... At ahın. 5/ Yolsuz ya da emeksız el- de edilen şey. 6/ Alacak ya da borç. 7/ Sahıp... Olumsuzluk belirten bir önek... tspanyollar'ın se- 3 vinçûnlemi.8/Uluslara- 4 rası Tiyatro Enstitûsü'nün simgesi... Zamir. 9/ Dm- sel inançlan olmayan... Soluk borusu. Yl KARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Pişmış hamurla yenen bir tür tavuklu çorba. 2/ Yağıazolan... Doğal vetanhselözellıklenndendolayı ko- rumaaltmaalınanalan.3/Serbestbırakma... Bırcetveltü- rü. 41 Bir kimsenin. baskalan tarafmdan dokunulmaması ve saygı göstenlmesı gereken ıffeti... "—- ömür bıter bir uzun sonbahar olur" (Yahya Kemal). 5/ Bir gösterme sı- fatı... El sıkışma. 6/ Aksarav ılı vakınlannda. pek çok din- sel yapının bulunduğu ünlü vadı... L'tanç duyma. II L'k- rayna'nın başkenti... Üstü topraklaörtülü saman yığını. 8/ Otlak. 9/ Halat gibi örülmüş iplik çilesı... Boga. tosun.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog