Bugünden 1930'a 5,418,837 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 12MAYIS1998SALI 12 PORTAL ""• f v "•" T M 10. IJ]uslarara • ısı Istanhı KULTUR ııl lıvatro DtKMEN GÜRÜN H estıvalı YAZIODASI SELİM tLERİ Semih Poroy'un Portreleri İstanbul Kiiltür ve Sanat V ak- fi'nın düzenlediği Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali 10. yı- lında kapsamlı bir programla çe- şitlı tiyatro topluluklannı konuk ediyor. 19Mayıs'tabaşlayarak4 Hazıran'a kadarsürecek olan fes- ti\alde vıne farklı renkler. fark- lı bakışlar. farklı yorumlar bir araya getinlerek izleyiciye ge- niş bir yelpaze sunuluyor. Umut- lar, bu yelpazenın festıval sınır- lannın dışina taşan olumlu bir tartışma zemini hazırlaması. Bu ortamı yaratmak. yenı açılımla- ra vönelmek. festivalin amaçla- nndan bın. 10. l luslararası İstanbul TH yatroOnurÖdülleri bu yıl da yi- ne ıkı değerli sanat ınsanına ve- rilıyor. Melih Cevdet Anday ve Yuri Lyubimov. Sayın Anday ve Lyubımov. ödüllenni festivalin açılış geces\nde alacaklar. 10. Ulusiararası İstanbul Ti- yatro Festivali, 1998'ın Bertolt Brecht'in doğumunun 100. yılı olması nedenıyle Piccolo Teatro diMilanoyapımı olan "MilvaYe- ni Brecht Söylüyor - Ay her za- nıan parlamaz" adlı konserle açı- lıyor. Giseia May, bu bağlamda bir başka konuk. Tek bir konser için festıvalın konuğu olan Gise- la Mav. Berliner Ensemble'la öz- deşleşen büjük isimlerden bın. Centre Dramatique National d'Orleans \ e Stephane Braunsch- weig Türk sey ırcisıne pek de ya- bancı sayılmaz. 7. L'luslararası ts- tanbul Tiyatro Festivalı'nde "Dok- tor Faustus ya da Şe>1anın Pal- tosu' ıle izleme olanağı bulduğu- muz sanatçı, aynı yıl Paris Son- bahar Festıvalı'ne de bu yapım- la katılmıştı. Edmburgh Festiva- lı'ne Shakespeare'ın 'Bir Kış Masah" ıle konuk olan Braunsch- vveıg geçen yıl da yıne Edınburgh ıçin 'Kısasa Kısas'ı hazırlayan yönetmen. Ulusiararası İstanbul Tiyatro Festi\alı'ne Bertolt Brecht'ın ülkemizde daha önce oynanmamış bir oyunu ile gelı- yor. •KentterinOrmanında'.Yii- cel Erten'in vorumladığı, İstan- bul BŞ Belediyesi ŞehirTiyarro- lan yapımı 'Kafkas Tebeşir Da- iresi' ve Genco Erkal'ın kurgu- layıp yönettiği. Zetiha Berksoy'un ovnadığı 'Yosma 1 Bertolt Brecht'e Türkiye'den sesleniş. Mılva-Gisela May-Zeliha Berk- soy ineelıkle çizilmiş bir üçgen. 70-L S Mayıs'ta başlayarak 4 Haziran'a kadar sürecek olan 10. Ulusiararası istanbul Tiyatro Festivali'nde yine farklı renkler, farklı bakışlar. farklı yorumlar bir araya getirilerek izleyiciye geniş bir yelpaze sunuluyor. Umutlar. bu yelpazenın festival sınırlannın dışına taşan olumlu bir tartışma zemini hazırlaması. Bu ortamı yaratmak. yeni açılımlara yönelmek. festivalin amaçlanndan biri. ± V y O i n Bertolt Brecht'in doğumunun 100. yılı olması nedeniyle' Piccolo Teatro di Milano yapımı olan 'Milva Yeni Brecht Söylüyor - Ay her zaman pariamaz" adlı konserle açılacak olan festivalde 10. Ulusiararası İstanbul Tiyatro Onur Ödülleri bu yıl da yine iki değerli sanat insanına veriliyor. Melih Cevdet Anday ve Yuri Lyubimov. Pina Bausch - •Cam Temizlevicisi' 'Fransa ile Buluşma' febtıval- de bir dığer başlık. Bu başlık al- tında dört oyun sunuluyor izle- yiciye. İlk kez festı\alde perde açacak olan 'Güz Biriminde Mo- liere ya da Kibartık Budalası' ts- tanbul BŞ Belediyesi ŞehırTiyat- rolan yapımı. Turgav Nar'ın Mo- lıere'ın 'KibarlıkBudalası'ndan yola çıkarak yazdığı o> unun yö- netmeni tıyatroseverlerin yakın- dan tanıdığı, sevdığı bir ısim; Mehmet LJlusov. Başar Sabun- eu, 'Balkon" v e Tiyatro Stüdyo- su.. bu sezonun hemen bütün ödüllerini toplayan bir vönet- men. bir oyun ve bir topluluk. Fransa ıle randevuda bızden gü- zel bir ses. Bu buluşmanın Fran- sa"dan gelen konuklan vukanda sözünü ettiğim "Kentlerin Or- manında" ile Centre Dramati- que National d'Orleans ve Desc- hamps et Deschamps top I ulıığu- nun sunacaöı bir Moliere, *Gü- liinç Kibarlar' Jerome Desc- hampsve MachaMakeieffıkılt- sinın v önettığı bu komedıde ken- dılennı reddeden sınıf atlama te- laşında ıkı genç kızdan intikam almak içın markı kılığına sok- tuklan uşaklannı kullanan iki er- keğin öyküsü anlatılıyor Tabıı kı genç kızlar ve tahplen arasın- da geçen gülünç olaylar. Desc- hamps \e Makeieff'ın usta elle- rınde Molıere'ın toplum^al eleş- tırisini daha da cazip renklerle vansıtıyor. Oyunu izlerken bu ünlü ikilinın tuttuğu aynada gü- nümüzden yansımalar herhalde kolayca yakalanacaktır Hünerlı iki yönetmen. dinamik oyuncu- lar. şık kosrümler Molıere'i bir kez daha se\direcek bizlere Ankara Sanat Tiyatrosu ( \ST) Eşber Yağmu.rdereli'nin yazdığı \e Rutkay Aziz'ın > önettığı ha- yata. aşka ve vahşetc daır bir oyunla katıhyor festivale: *Ak- rep". Seyirciden gelen yogun ılgiy- le halkın akreplere bağışıklık ka- zanmadığını. kazanmavacağını kanıtlayan bir >apım. Festivalde tskandınav ülkele- rınden iki vazar da buluşuyor Aksanat Prodüksıyon Tıvatro- su'nun sundugu Strindberg'ın 'Macaklılar'ı sezonıınun ılgiyle ızleneno>unlanndanbınydı. ltal- yan yapımı olarak festivale ka- tılacak olan 'Denizden Gelen Ka- dın'ın yazan. dünyaca ünlü bir ısım: Susan Sontag. Ibsen'ın oyu- nundan yola çıkarak yazdığı bu eserde sahne tasanmı. ışık ve rc- jı ıse Robert VVibon'a ait Işıkla yıkanan bir sahnede "sahnc si- hirbazı' olarak da anılan yönet- menin canlı resımlerini ızlemek banatlararasındakı ııri alanlarda dolaşmak ısteyenler için farklı birdeneyımolacak. Dominique Sanda. Philipe Leroy 'Denizden Gelen Kadın'ın baş ovTjnculan. Kostümlerdeki Giorgio Armani imzası da bir Italyan hoşluğu. 'Alacaklılar' ve *Denizden Ge- len Kadın'da sorgulanan konu •ilişkiler'.- Bu bağlamda İstanbul Devlet Tiyatrosu yapımı olan. GeorgeTabori'nin yazdığı, Cü- neyt Çalışkur'un yorumladığı 'BirCasusa Ağıt' da bu üçgenin bir bacağını oluşturuyor. Tabo- ri. oyunda casusluğun parodisı- nı yaparken çağımızinsan ilişki- lerinin birkesitini dederinleme- sıne veriyor. 'Ilişkiler', öylesine geniş bir !>emsiye kı... lnsanın insanla iliş- kısi. insanın kentle ılişkisi, insa- nın Tannlarla ılişkisi. . VVupper- tal Tanztheater. Pina Bausçh 'Cam Temizlevicisi' ile ilk kez gelıyor festivale. Dünyanın en önemli çağdas, koreografı olarak kabul edilen Pma Bausch. 1997 yılında tamamladığı bu çalışma- sında hızla metropolleşen bir kentte Doğu kültürünün izlerinı sürüyor. Sanatçının insanlar ve kentlerarasındakı ilişkiyi irdele- diği yapıtlanndan bin. K.im bı- lır belki tüm güzelliklerinin ade- ta ırzına geçilerek büyüyen istan- bul da ilham kaynağı olur Ba- usch'a. VV'uppertal DansTiyatro- su'nun bu son yaratımı yine sa- natçının zengin düş gücünü, üs- tün tekniğini ve dansçılann ku- sursuzprofesyonelliğıni sergili- yor. Tadashi Suzuki'nm Euripı- des'in 'Bakkhalar'ından yola çı- karak yazdığı ve yorumladığı 'Dionisos" Suziki Companv ofTo- ga'nın (SCOT) pek çok diinya kentını gezmış yapıtlanndan bı- n. Ikı yıl önce Amerikalı sanat- çı Allen Lauren'ın sunduğu 'Su- zukj Metodu' ile genç tiyatrocu- lann dünyasına gıren SCOT. 'Di- onisos' ile gelenekselden çağ- daşa gıden çızgıde atılabilecek adımlann çeşıtlıliğmı sergihyor. Sahnede (bir buçuk saat) fırtına gıbi esen bir oyun. Vücut ve ses kuHammındaki ustalığm sergi- lenışi. Sahnedekı dinamizmin se- yircıye geçtiğı farklı bir yapım. Oyunda bir yandan 'övkü'nün belırlediği sınırlar içınde kontrol- den çıkan kitlesel hareketlerin sorgulanışı. öte yandan da yine aynı öykü içinde karçıt hareket- lerin irdelenışı ele alınıyor. Festivalin proje bazında birdi- ğer konuğu. 5. Sokak Tiyatro- su'nun sunacağı '80060'. Altya- pısını sokak kültürü, popüler sa- nat, yeraltı sanatı gibi kavramla- nn oluşturduğu oyunun yapısı içinde müzik, dans. çızgi roman gibi öğeler. fantastik bir dünya içinde bütünleşiyor. Özen Yu- la'nın yazdığı oyunu Murat Dal- tabanyönetiyor. 10. Ulusiarara- sı İstanbul Tiyatro Festivali. Cum- huriyerimizin 75. Yılı'nı İstanbul DevietTiv'abrosu yapımı olan 'Ku- vayi Milliye' ile kutluyor. Festi- valin kapanış oyunu olan 'Kırva- yi Milliye'de Ergin Orbey'in yo- rumunda İstanbul Devlet Tiyat- rosu'nun zengin oyuncu kadrosu Nâzım Hikmet'in dizelennı ses- lendiriyor. Tiyatrose\eHere iyı seyirler. Ankara bahanndaDresden FüarmoniERHAN KL4RAESMEN Görgü tanıklan ijöyle an- latıyordu: "Gökyüzünden cehennem vağıyvrdu. On da- kika önce sakin ve vildızlı. lacivert bir gecenin yumu- saklığıyla kuşahlmış Dres- den birden tarakalarla sar- sılmaya başlamıştı. Çaürda- varak yere inen binalann uğultulu gürültüsüne binler- ce yaralının inihisi kaölıyor- du. kentin bir bölümii ya- nm saat içinde tu/la buz ol- muştu. On binlerce kadav- ra. bir o kadar sağa sola da- ğılmış kol, bacak ve omuz parçalan tanı bir mahşer fe- laketini vansıtıyordu." Ikınci Cihan Savaşrmn bıtmesıne sayılı günler kala ve kaybedenlerin teslım bay- rağını çektıği, ateşkesçağn- lanndakarşıhklı uzlaşıldığı ve kesin banş anlaşması im- zalanmasına sadece haftala- rın kaldığı bir dönemde Av- rupa kentlerinde insanlar ye- nıdensokağaçıkarolmuştu. Siperler ve sığınaklar boşal- mıştı Kazanan, zaferçığhk- lan atarak: yenilen. üzüntü- lü ve kederli. ama en azm- dan hepsı birden kentsel so- kak yaşamına yenıden dö- nüyordu. Ve işte o gece ta- rih boyunca işlenmış en bü- yük uygarhk ayıplarından birinı oluşturan Dresden "in bombalanma faciası yaşan- dı. Hangi hasta beyin, han- gi hınçlı ve sevgisiz gönül. hangi basjretsiz yönetici bu insanlık dışı cezaya o alım- lı ve çekici kenti, o benzer- sız kültür ve uygarlık mer- kezıni değer bulmuştu? Ta- rıhın hesabı sorulamamış en karanlık sav falanndan biridir ve büyük bir utanç kaynağı olmaya devam edecektir. Ve o Dresden ki yıkılmış katedralleri- nın. konser salonlannın, müzelerinin. binlerce cenazenin ve küle dönüsen bom- ba yangınlannın arasından süzülerek fa- cianın onuncu gününde bir senfonık mü- zik konsenne gıdebıliyordu. Harabelenn arasında geçıci bir mekân bulunmuştu. Gündelik yaşamda henüz hiçbır şey nor- male dönüşmemişti. Keder bulutlannın birazcık da olsa aralanabilmesı için Dres- denl\ müzığe sığınıyordu. Dresden Filarmoni Orkestrası'nm An- kara Ulusiararası Müzik Festivali çerçe- vesinde ülkemize konuk oluçu. yukan- daki satırlarla Dresden ve müzik söz- arihsel gelışme çizgisinin ve günümüzün göz kamaştıncı Dresden topluluğu. 16. yüzyıldan bu yana sürekliliğe sahip bulunan Staatskapelle orkestrasıdır. Orkestra Ankara Müzik Festivali kapsamındaki konserlerinin ikinci akşamı, Brahrns'ın iki senfonisini birden arka arkaya yorumladı. Brahms'm Üçüncü Senfonisi'nin son yirmi mezuru engin ufuklara sahip. ama çok sakin ve yüzeyi kıpırdamaz bir dağ gölünün ortasına atılan bir çakıl taşının etrafa halkalar saçarken suyun derinliklerinde kaybolmasını düşündürür. Ya da benzer şeyler. ama içinde derinlik ve enginlik kavramının birlikte banndığı duyıımsamalan yaratır. Ya da başka şeyleri. VValter Weller'in taşı. göle belki çok yükseklerden düşmedi. Halkalan biraz küçük çaplı kaldı, ama yine de derinlere gitti. Dresden Filarmoni Orkestrası, 15. L'luslararası Ankara Müzik Festivali'nde şef VValter VV'eller yönetiminde iki konser verdi. cüklerinin her zaman büyük saygıyla ve derin anlamla yan yana getirilmekte olu- şunun nedenini bir ölçüde açıklayabılmek üzereyazıldı. Gelelım gündelik ızlenımlereveDres- denlilerin Ankara konserlenne. Bunlar- dan Beethoven'a hasredılmiş olan ilk konsere uzaklardan bir yerlerden enşıp gelemedim. Ancak, bilgısınevesezgısı- ne.kulağınagüvenılırçeşitli dostlarçok doyurucu bir konser olduğunu dıle ge- tirdıler. Bız ancak ikinci akşamına. Brahms'ın iki senfonisınin birden arka arkaya vorumlandığı o çok az rastlanır dinleti buketıne yetişebildik. Brahms'ın Üçüncü Senfonisi'nin son yirmi mezu- ru engin ufuklara sahip. ama çok sakin ve yüzeyi kıpırdamaz bir dağ gölünün or- tasına atılan bir çakıl taşının etrafa hal- kalar saçarken suyun derinliklerinde kay- bolmasını düşündürür Ya da benzerşey- ler, ama içinde dennlik ve enginlik kav- ramının birlikte banndığı duyumsama- lan yaratır Ya da başka şeyleri VValter VV'eller'ın taşı. göle belki çok yüksekler- den düşmedi Halkalan bırazküçük çap- lı kaldı. ama yine de derinlere gitti Ay- rıca Dresden Filarmoni. geldiğı kentin dünya müzik çevrelerindeyukarıdaki sa- tırlarda anlatıldığı gibi benzersız bir ye- re ve neredeyse ruhanı bır prestıje sahip olmasına karşın bu orkestra onun en iyi orkestrası değildır. Tarihsel gelışmeçiz- gisının ve günümüzün göz kamaştıncı Dresden topluluğu. 16. v üzyıldan bu ya- na sürekliliğe sahip bulunan Staatska- pelle orkestrasıdır. Bu olağanüstü toplu- luk aynı zamanda Vıyana Operası'ndan sonra Orta Avrupa'nın en önemli opera- sı sayılan Dresden Operası'nın da musı- ki yükünu taşır. Geçmışte VV'eber, VV'ag- ner gibi dev bestecılenn de şeflık yaptı- ğı bu orkestraya rağmen Dresden kenti- nin olağanüstü müziksever ve müziğe yakin (ki bir söy lentıy e göre bu kentte her üç insandan biri bir enstrüman çalar) hemşerilerı 1890 yılında ikinci büyük bir orkestrayı. Dresden Filarmonik Or- kestrası'nı kurmuştur. Yüzyılın ilk yarı- sında Paul Van Kempcn.Carl Schuiritts. daha vakınlarda Kurt Masurgıbı pres- tijli şefler tarafından yönetılmiş olan bu orkestrayı halen Vıyana çıkışlı ünlü bir kemancı ve oda müzıği yöneticısı olup büyük orkestra şeflıgıne da- ha sonra gelmış bulunan VVel- ler yönetmektedir. Alman müzığinin çok parlak bir dö- nemının yaşandığı iki savaş arası yıllannda Dresden ken- tinin bu iki büyük orkestra- sında dünyanın en büyük so- listleri orkestra konseri prog- ramlarına katılmış, aynca Furtvvaengler, Bruno VVâlten Otto Klamperer gibi, Karl Böhn gibi dönemın en pml- tılı bagetleri bu orkestralan yönetmişlerdi. Son yıllarda dığer bir prestijli orkestraya sahip olan komşu kent Leıp- zıg ile birlikte Dresden'den de Bat\ Almanya'ya ve diğer Batı ülkelerıne epeyce sayı- da bir müzısyen göçü oldu- ğu bılınmektedir. Ancak. kentteki ve orkestralannda- ki musikı kökü o kadar güç- lüdürkı Dresden Filarmoni, geçen akşam Ankara'da da kanıtladığı gibi klasik lite- ratürü hâlâ çok iyi çalan ve Brahms'ın kornolanyia bir- likte sizin ayağınızı yerden kesip ruhunuzu ve gönlünü- zü yukanlara doğru taşıyabi- len bir orkestradır. Yan tut- kulusu olduğum Dresden kentıne ve olağanüstü nıtelik- li musıki topluluklanna bu çerçevede en derin saygıla- nmı gönderiyorum. >'urtiçi ve dışı kayboluşla- nmın sıklığı dolayısıylabuyıl düzenli ızleyemediğim An- kara Ulusiararası Müzik Fes- tivali'nin And Vakfı'nca gös- terilegelen özverili ve bece- rili çabalannın bir ürünü ola- rak mutlu bir başkent faali- yeti niteliğıyle sürüp gittiği- ni yine de keyifle gözlüyo- ruz. Ankara bahanna damgasını basan asal ve öncelikli festival etkinliklerinin yanı sıra, önümüzdeki günlerde Fazıl Say'ın parıltı ve zekâ dolu boy gösterişı türün- den, olağanüstü canlılıklar da eksik ol- muyor. Daha az spektaküler. ama merak- lı ızleyicılerını tam bir doyuma ve mut- luluğa görürrnüş olan Orta Doğu Teknik Ünıversitesı Ulusiararası Gıtar Günle- ri'nden veoraya katılmış olan Meksıka- lı Fernando Marina ve hele hele lspan- yol PaMoSainzgıbi olağanüstü yetenek- lı ıkı genç müzısyeni tanımış olmanın keyfinden söz etmemek bu tür bir bahar izlenimleri yazısmdahaksızlıkolurdu. Bu iki genç sanatçıya da ulusiararası kari- yerlerinde içten başan dileklerimizi su- nuyoruz. Semih Poroy'un Portreler albümünü bir uçtan bır uca tarıyorum. Semih Poroy karikatüre sevgi ve şefkat sanatın- dan incelikler sunüyor. Semih Poroy "Bu benim ilk kıtabım," diyor. Daha sayfayı açar açmaz Halikarnas Balıkçı- sı 'çılgın' saçlanyla beliriyor. Akdeniz'in bir köşe- sinde durmuş, geçmiş kültürlere bakıyor sanki. Deniz kuşları kanat çırparak geçiyorlar. Kitabın en güzel karikatürieri arasında Ahmet Ok- tay: Gözleri, kaşları hem gülümsüyor, hem düşün- celi, hem üzgün. Yeni bir şiire hazırlanıyor besbel- li Ahmet Oktay. Öbür sayfada kendimı gördüm. Kerime Na- dir'in gençjiğiyle yan yanaydık. Bir köşede de Or- han Duru, ÖzdemirAsaf. Kendime uzun uzun bak- tım: Ampul tepede üç tel saç, torbalı gözaltları, etli dudaklar. Gözlerimde hüzün ve ıstıhza gördüm. Bi- raz da mahmurluk. Yanı başımdaki sayfada Orhan Murat Anbur- nu ünlü şapkası, ince bıyığı, papyonu ve kaşko- luyla hepimizi silip süpürmüş. Belki "Dünya dön- dükçe I Umut, fakirin ekmeği" diyor, belki eski filmlerınden birinin ardını kovalıyor. Dokundu ba- na: Orhan Murat Arıburnu'nu ne edebiyatımız, ne sinemamız kucaklayabilmış gibi geldi. Poroy'un karikatürierinden, karıkatür-sevgı port- relerinden hangi birinı ansam? Cahit Külebi niye öyle üzgün? Cahit Külebi'yi ne kadar çok özlüyoruz... Muzaffer Buyrukçu'nun kaşmda gözünde, saç- larında, yüz çizgisinde Gerard Depardieu gezı- nip duruyor. Rrfat llgaz'ın martıları yaprak yaprak kitaplar olmuş. Portreler'in en güzel portresi, bence, Doğan Hızlan'ınki. Pantolon askılan, benekli papyonuy- la Doğan Hızlan daktilosundan başını kaldırmış, ya- kın gözlüğünün üstünden etrafı gözetliyor. Gülüm- süyor gibi, ama kanmayın. az sonra birisini haşla- yacak. Haldun Bey, çok değerli Haldun Taner sıyah be- resiyle. Moda'da, Mühürdar'da hep rastlaştığımız gibi. Dünyaya sevecenlıkle bakıyor. Yıne dostluk- lar, ağabeylikler söyleyecek. Derken 'kalbimizdeki' Reşat Nuri. Gramofon Iğnesi'ne Semih Poroy'un en güzel çizimlerinden- di o Reşat Nuri. Çalıkuşu romancısı dudak arasın- daki sigarasıyla. Semih Poroy Akşam Güneş/'ni, Dudaktan Kal- toe'yi okudu mu? Mutlaka okumuştur. Onun Re- şat Nuri'si yine duyarlıklar saçıyor. Semih Poroy'un albümünde yalnız edebiyat adamları hayat bulmuyorlar; sinemacılar, çizerler, tıyatrocular, her sanat kolundan kişiler bizimle. Cemal Nadir Güler de bizimle. Çocukluğumun en büyük sevınçlerindendi Ce- mal Nadir'in karikatürlerini çeşıtli albümlerden iz- lemek. 'Harbi', Poroy'un çizgisinde bu kez 'Am- cabey' kılığına giımış. Kırkların Istanbul'unda ge- ziniyor. Simone Signorefyı sever misinız? Benim en sev- diğim oyunculardan bindır. Gençlik filmlerıni de gördüm, sinemanın en güzel kadınlarındanmış. Poroy onu evimizin yaşlı büyük hanımlanndan bi- ri yapıvermiş. Sanki az sonra, yoksunkaldığımız masallardan birini söyleyecek. Sarman kedisini niye çizmemiş sevgili Semih Poroy? Rita Hayvvorth şuhluğunu koruyor, Gılda 'nın tuvaletiyle. Vırginia VVootf ise Victoria çağı dantel yakasıy- la. Harbi'nin vinyetleriyle bezeli bu albüm Asım Be- zirci'ye, AN Ulvi Ersoy'a, Aziz Nesin'e adanmış. Yaşadığımız günlerın asık yüzünden alıp götü- rüyor bizi. Sevimliliklere, şakalaşmalara, gülümse- yişlerin iyiliğine götürüyor. Dünyayı böyle de gö- rebiliriz dedirtiyor. Semih Poroy giriş yazısında 'portre'den vaz- geçmeyi düşündüğünü belirtmiş. Sanmam ki böy- le bir şey yapsın. Bizi üzmek mı ıstıyor? Takvimde İz Bırakan: "Saçlan dökülmüştü. Yeıierini terk etmekte di- renen birkaç tel de iyice gümüşlenmişti. Yüzü ba- sıktı, kırpaçlarda dövülmüştü tuğla rengınde. Sol yanağının burnuna yakın bölümünde kıpkırmızı bır ben vardı. Çay tarlalannın kilim kilim yayıldığı göz- lennde acılann tortulaştığı birsu uyuyordu." Faik Baysal, llgaz Teyze öldü, Telos Yayıncılık, 1998. Evren Büyükburç'un piyano resitali • Kültür Servisi-Pıyanist Evren Büyükburç, 26 Mayıs Salı günü saat 14.00'te İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Konferans Salonu'nda piyano resitali verecek. Sanatçı resitalde. Bach. Beethoven. Ravel ve Listz'in yapıtlannı seslendirecek Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvan Piyano Bölümü'nü bitiren sanatçı, yüksek lisans eğitimine devam ediyor. BUGÜIV • İSTANBUL FRANS1Z KÜLTÜR MERKEZİ KÜTÜPHANESİ'nde saat 19.00'da Mısırlı bılimci Jean Yoyotte'nin 'İstanbuPdaki Faraunlar' konulu konferansı izlenebilir. • BELGESELSİNEMACILARBİRLİĞİ'nde 14.00-18.00 arası Adil Yalçın'ın yönettiği 'Dönüş' adlı belgesel gösterimi yer ahyor. (292 39 81i • YAPI KREDİ SERMET ÇİFTER KÜTÜPR\NESİ-nde saat 18.45'te Çetın Altan. Enis Batur. Sencer Divitçioğlu ve İlber Ortayhnm katılacaklan 'Türkiye Ahlaksız mı?' konulu toplantı izlenebilir. (293 08 24) • FOTOĞRAFEVİ'nde saat 19.00 ve 19.30'da Coşkun Aral'ın "Haberci'nin Yolculuğu' adlı dia gösterisi yer alıyor. (251 05 66) • GÖÇERLER FOTOĞRAF KULÜBÜ nde saat 19.30"da Gültekin Tetik'in 'Işığın Peşinde 5000 km." başlıklı dıa gösterisi ve gitar dinletisi yer alıyor. • BAHÇEŞEHİR KOLEJİ Konferans Salonu'nda saat 14.00'te Prof. Dr. Toktamış Ateş'in konuşmacı olarak katılacağı 'Laiklik ve Demokrasi' konulu söyleşi izlenebilir. • BÜ StNEMA KULÜBÜ'nde Murat Dıkmen Salonu'nda saat 16.00'da Tuncel Kurtız ve Muzaffer Hiçdurmaz'ın katılacağı 'YrtmazGüne\'in Bakışını BugûneTaşımak" konulu söyleşi yer alıyor (263 15 00) • BEYKENT ÜNTVr ERSİTESİ'nde saat 14.00'te Mustafa Altıoklar, Serhat Hacıpaşalıoğlu ve Sina Koloğlu'nun katıldığı 'Medya Köstek mi? Destek mi?' konulu söyleşi izlenebilir.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog