Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

9 NİSAN 1998 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA HABERLER Demokpatikleşme • ANKARA (UBA)- Avrupa Komisyonu, Avrupa Birliği üyesi olmayan Akdeniz ülkelerinde ekonomik ve sosyal yapılara yönelik reformlara eşlik edecek önlemler (MEDA Programı) çerçevesinde, insan haklan ve demokratikleşme projeleri için mali destek sağlayacak. 22 sivil toplum kuruluşu tarafından uygulanacak olan ve toplam 649 ECU(yaklaşık 7.13 milyon doiar) tutanndaki projeler için Avnıpa Komisyonu, ilgili sivil toplum kuruluşlanna bu tutann 4.6 milyon ECU'luk (yaklaşık 5.05 milyon dolar) bölümünü temin edecek. 0y kullanma hakkı • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlanna oy kullanma hakkı tanınmasını öngören yasa teklifi, önümüzdeki günlerde TBMM Başkanlığı'na sunulacak. TBMM Uyum Komisyonu. üzerinde uzun süredir çalıştığı yasa teklifine bayramdan sonra son şeİclini verecek. Bugüne kadar Devlet Bakanlan Hikmet Sami Türk ve Rıfat Serdaroğlu ile çok sayıda uzmanın görüşüne başvuran komisyon, önümüzdeki hafta da Dışişleri Bakanlığı yetkililerini dinleyecek. Polis teşkilatının yıldönümü • ANKARA (AA) - Türk Polis teşkilatının 153. kuruluş yıldönümü bir dizi etkinlikle kutlanacak. Kutlama törenleri, lONisan Polis Günü'nün Kurban Bayramı'na rastlaması nedeniyle 13 ile 16 Nisan tarihleri arasında yapılacak. tlk gün Polis Akademisi Başkanı Hasan Yücesan başkanlığındaki bir heyet Zafer Anıtı'na çelenk koyacak. Polis Akademisi öğrencilerinin Polis Evi ile Genel Müdürlük arasında yapacaklan Bayrak Koşusu'ndan sonra Emniyet Genel Müdürlüğü"nde, Polis Haftası açılış töreni düzenlenecek. Beş siyasi kral • ANKARA (UBA)- Parlamentodakı bağımsız milletvekilleri. iç politikada 'Siyaset krallan" olarak nitelendirdikleri parti genel başkanlan için "yasa darbesi' hazırlıyorlar. Sanayı ve Ticaret Bakanı Yalım Erez, "Partili milletvekilleri de ashnda yasa teklifimize evet diyorlar. Milletvekillerinin özgür iradesine kalsa. bu yasa teklifi 400'ün üzerinde oy alarakyasalaşabilir. Bu nedenle oylamanın Meclis'te kapalı yapılmasını isteyeceğiz" dedi. DYP üyesi CHP'li • YOZGAT(AA)- Yozgat'ın Yerköy ilçesinde CHP kongresi. seçimi kazanan adayın aynı zamanda DYP üyesi olduğunun ortaya çıkması üzerine iptal edildi. 29 Mart'taki kongrede, SHP'den bir dönem belediye başkanlığı yapan Ali Rıza Arslan. 2 oy farkla CHP llçe Başkanlıgı'na seçildi. Ancak yapılan itirazlann llçe Seçim Kurulu tarafından incelenmesi sonucu. Arslan'ın aynı zamanda DYP üyesi olduğu. oy kullanan bazı delegeler ile yönetim kurulu asil ve yedek üyelerinden birer kişinin CHP üyesi olmadığı belirlendi. CHP ilçe kongresinin 24 Mayıs'ta yenilenmesine karar verildi. Açıklama • Haber Merkezi - Mozaik Radyo Genel Yayın Yönetmeni Baki Özilhan, gazetemizin 7 Nisan 1998 tarihli sayısında yer alan "Vericiler bize geçmezse dunım vahim" başlıklı haberle ilgili olarak bir açıklama yaptı. Haberde, Mozaik Radyo'nun "rejim karşıtı, irtica yanlısı veya bölücü yayın" yapan kuruluşlardan biri olarak gösterildiğini ifade eden Ozilhan. "Mozaik Radyo. ulusal bütünlükten, laik cumhuriyetten. temel hak ve özgürlüklerden yana, irticaya, çetelere, insan haklan ihlallerine karşı yayınıyla bilinen bir radyodur" dedi. Türk-lş Genel Başkanı Meral, Çok Taraflı Yatınm Anlaşması'nı değerlendirdi 'Rüresel kapitülasyon'IŞ1KKANSU ANKARA - Türk-tş Genel Başkanı Bayram Meral. OECD tarafından hazırlanan Çok Taraflı Yatınm Anlaşması (ÇTYA) tasa- nsını "küresel kapitülasyon" ola- rak değerlendirdi \e Türk hükü- metinin anlaşmayı ımzalamasının. ulusal çıkarlara aykınlık yarataca- ğını ifade etti. Meral, ÇTYA'nın temel amacı- nın, çokuluslu şirketlenn her tür- lü yatırımına tam bir serbestlik sağlamak olduğunu belirterek. "Bu anlaşma ile konacak kurallar- la. ulusal ve yerel hükümetlerin sermayenin serbest hareketi önii- ne herhangi bir engel çıkarması önlenecektir" dedi. Böylece. anlaşmaya taraf olan ülkelerin hükümetlerınin. ekono- mik. sosyal. kültürel \e çevreye ilişkin konularda ne ulusal, ne de sosyal politika ızleyebileceğine deginen Bayram Meral. şunlan Çokuluslu şirketlerin anayasası Meral, hükümetin anlaşmaya imza koymasının, ulusal çıkarlanmıza aykın olacağını söyleyerek "Çokuluslu şirketlerin anayasası olan bu anlaşma, ulusal anayasalann ve yasalann yerini alacak ve ulusal yargının yerine de uluslararası tahkim geçecektir" dedi. söyledi: "Eğer bir çokuluslu şirket an- laşmayı imzalamış ve onayiamış olan bir ülke hükümetinin, anlaş- ma hükümierine aykın olarak kendisine bir kısıtlama getirdiğini iddia ediyorsa. söz konusu şirket, o ülkeyi uluslararası hakemegötüre- bilecekve eğer haklı çıkarsa ulusal hükümetin kendisine tazminat ödemesini ve ulusal yasalannı ço- kuluslu şirketin talepleri doğrultu- sunda değiştirmesini sağlayabile- cektir. Kısacast çokuluslu şirketle- rin anayasası olan bu anlaşma. ulu- sal anayasalann ve yasalann yeri- ni alacak ve ulusal yargının yerine de uluslararası tahkim geçecektir. Küresel kapitülasyon da diyebile- ceğimiz ÇTYA'ya karşı sendika- lardan ve demokratik nitelik taşn yan diğer pek çok toplumsal ör- gütten ciddi itirazlargelmektedir." ÇTYA'nm görüşmelen sırasın- da Türk hükümetinin. anlaşmanm uygulanacağı coğrafi alan kapsa- mına, ülke tanımına dahil olan ka- rasulan dışındaki deniz alanlan- nın da dahıl edilmesine ve Türki- ye'nin taraf olmadığı 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesfne atıfta bulunulmasma itiraz ettiği- ni anımsatan Türk-fş lideri Meral. "Bir başka itiraz noktası ise, yan- nm-devlet uyuşmazlıklannda tan- Idme gidilebilmesinin devletin ön- ceden vereceği izne bağlı olması ve iç hukuk yollannın tüketilmesi bi- çuninde olmuştur1 " dedi. Türk-lş Genel Başkanı. her iki itiraz nok- tasmın da "zayıP olduğuna dikkat çekerek. "AB'nin. Kanada'nın ve- ya Fransa'nın ulusal ve bölgesel erklerini konımak için getirdikle- ri itirazlar kryaslandtğuıda, Tür- kiye'nin OECD zenginlerinin bile reddettiği hükümleri kabullendi- ğini üzülerekgöriiyonız'* diye ko- nuştu. Meral. şu görüşlere yer verdı: "OECD ülkelerinin ve anlaşma- ya taraf ounak isteyen OECD dı- şındaki ülkelerin bakanlan, nihai anlaşmayı OECD Bakanlar Kon- seyTnin Nisan 1998'deki toplantı- sında imzalayacaklardı. Ancak, ÇTYA'ya getirilmesi düşünülen genel ve özel sınırianıalar konusun- da anlaşma> a vanlamadığı için ni- san toplanbsında muhtemelen nıü- zakere süresi bir kez daha uza&la- caktır. 1995 Mayıs ayından beri müzakereleri süren bu önemli an- laşmanın amacu içeriğu tehlikele- ri konusunda Türk kamuoyunun çok az bilgisi bulunmaktadır. ÇTYA konusunda OECD'nin ve çokuluslu şirketlerin yan gizlfbir faaliyet yürütme yolunu seçmeleri ve kamuoyunu nilgilendirmemele- ri nedeniyle bugüne kadar Türki- ye'de demokratik bir muhalefet oluşamamıştır. ÇTYA'nın neoldu- ğunun kamuoyunda tartışılması. hükümetin bu konudaki tavnnın kamuoyuna acıklanması ve 'bü- \ilk şirketler için haklar ve özgür- lükler bildirgesi" denebüecekolan ÇTYA'ya Türldye'nin tarafolma- sının önüne geçilmesi gerekir." ÇHD Başkanı Aydın Erdoğan 'Yargı etkiden kurtarılmalı'• ÇHD Başkanı Erdoğan, yargının kamuoyunun en çok tartıştığı kurum haline geldiğini söyleyerek "ANAYOL ve REFAHYOL döneminde yapılan yargıç ve savcı atamalan. açılan yargıçlık sınavlan ile ilgili tartışmalar, yüksek yargı organlanna üye atanması yargı bağımsızlığını yok etti" dedi. ANKARA (Cumhuri- yet Bürosu)-Çağdaş Hu- İcukçularDerneği (ÇHD) Başkanı Avukat Aydın Erdoğan. birçok karar nedeniyle kamuoyunda en çok tartışılan kurum durumuna gelen yargının acz içinde olduğunu sa- vundu. ÇHD Başkanı Erdo- ğan, "Kendileri ağır it- hamlar altında bulunan Mehmet Ağar ve Şe\ ket Kazan gibi iki eski Adatet Bakam'nın etkisi altuıda- ki yargı, bağımsız olabilir mi" dedi. Aydın Erdoğan. son yıllarda toplumu derin- den sarsan olaylar nede- niyle açılan davalar. ANAYOL ve REFAH- YOL döneminde yapılan yargıç ve savcı atamala- n, açılan yargıçlık sınav- lan ile ilgili tartışmalar ve yüksek yargı organla- nna üye atanması ile yar- gı bağımsızlığının iyice zedelendiğini söyledi. Erdoğan. 3 Kasım 1996 günü Susurluk'ta meydana gelen trafik ka- zası ile başlayan sürecin. devletin çeşitli kademe- lerinde görev yapan kişi- lerin ciddi suç ilişkileri içinde olduğunu ortaya çıkardığını anımsatırken, bu nedenle daha sonra açılan davalann tümün- de engellemelerin, dava- lardan çekılmelerin ve durdurmalann olduğunu kaydettı. Erdoğan. şunlan söy- ledi: "Bugün halk, Susur- luk çetesi ve bu nedenk açılan davalann adil bir sonuca ulaşıp ulaşmaya- cağını, adalet duygusu- nun tatmin edilip edilme- veceğini, mahkemelerin doğru yargılama yapıp yapmayacağını merak ediyor. Yargıca en çok müdahale ctme olanağı- na sahip olan güç devlet- tir. Yargıcın, dev letin ya- sama ve yürütme organı- na karşı korunması, on- lardan bağımsız olması gerekir." Sorgulamada avukat yardımı sağlanması, gö- zaltı süresinin sınırlandı- nlması gibi haklann sü- rekli bertaraf edilmeye çalışıldığını vurgulayan Erdoğan. özellikle dev le- te karşı suçlarda getirilen özel yargılama yöntemi ile adil yargılanma hak- kının ortadan kaldınldı- ğını ve özgürlüklerin yok edildiğini belirtti. Bayrampaşa'da firar girişinıi İstanbul Haber Servisi - DHKP C davası tutuklulan Şadi Ozbolat ile Ercan Kartalın Bayrampaşa Ceza- evi'nde görüş mahallinin demirlerini keserek firar girişiminde bulundukla- n. ancak başanlı olamadıkları belır- tildi. Firar girişiminin ardından açık görüşler ertelendi. Yakınlannı gör- mek için gelen yurttaşlar saatlerce ce- zaevi kapısında beklemelerine rağ- men görüş yapamadılar. Cezaevinde yapılan sayımın ardından akşam sa- atlennde açık görüş yeniden başlatıl- dı. Bayrampaşa Cezaevi yetkilileri, Özbolat ve Kartal'ın dün saat 13.30"daolağan haftalık kapalı görüş sırasında kabinin demirlerini kestik- ten sonra kıyafetlerinı değiştırdikleri sırada fark edildiklerini kaydettiler. Firar girişimi nedeniyle uzun süre sa- yım yapan cezaevi yöneticileri açık görüşleri ertelediler. Ercan Kartal. Sabancı Center'da aralannda Ozde- mirSabancf nın bulunduğu 3 kişinin öldürüldüğü eylemin talımatını verdı- ği gerekçesiyle İstanbul 1 No'lu DGM'deyargılanıyor. Kartarınayrı- ca birçok öldürme olayının faili ola- rak da idam istemiyle yargılaması sü- rüyor. Özbolat ise Kızıltoprak ve Göztepe'de üç otogalerisinin soyul- ması ve bir kişinin öldürülmesi ey- lemlerinden İstanbul 3 No'lu DGM 'de müebbet hapis cezası almış- tı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Ve- kili NusretÇelik yaptığı açıklamada, olajdan sonra cezaevinde sayım ya- pıldığını ve bir başka firar olayının tespit edilmediğini söyledi. Açık görüş isyanı Firar girişiminin ardından açık gö- rüşlerin bir süre ertelenmesi nedeniy- le. Bayrampaşa Cezaevi'nde adli tu- tuklu ve hükümlülerle görüş yapmak için gelen yurtaşlann bayramı zehir oldu. Sabah saat 06.00'dan itibaren cezaevi kapısında yakınlannı görmek için bekleyen yurttaşlar saatler süren beklemenin ardından ancak akşama doğru görüşme olanağı bulabildiler. "Sıcağın amnda 10 saattir beklhoruz. Cezaevlerindeki yakınlannı görmeye gelen tutuklu yakınlan geç saaflere kadar kapıda beİdediler. (Fotoğraf: KUBtLAY TÜNTÜL) Görüşme yaptırmayacaklarsa söyle- sinler biz de gtdelim, bize işkence yap- masınlar. Ama kimse bize açıklama yapmıyor" diyerek isyan eden yak- laşık 200 kişi cezaevi kapısı önünde "Göriişme hakkımız cngellcnemez" diye slogan attı. Cezaevinin karşısın- da bulunan "Danışma" merkezinde kimsenin bulunmaması da yurttaşla- nn tepkisine yol açtı. Firar girişimi- nin ortaya çıkmasıyla ertelenen açık görüş. yapılan sayımın ardından ak- şam saatlerinde yeniden başlatıldı. Cezaevlerinde adli tutuklu ve hüküm- lülere verilen açık görüş, bugün ve yann da devam edecek. Posta İşletmesi nde çelişkili atama ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Posta İşletmesi Genel Müdürü Nuri Alagöz; PTT Biriktirme Yardım Sandığı'nda (BYS) usul- süzlük yaptığı gerekçesiyle teftiş kurulunun raporu doğrultusunda hakkında soruşturma istedıği BYS Denetim Kurulu Başkanı Ali Dumlu'yu. sürpriz bir kararla Posta işletme- si Teftiş Kurulu'na başkan yaptı. Teftiş ku- rulu raporlannda, BYS yöneticileri. sandık dışından kişilere me\zuata aykın olarak ko- nut kredisi kullandırmak; genel kurul karan olmaksızın arsa, araba. bına alımı gerçekleş- tirmek ve fazla cep telefonu almakla suçlan- dılar. Posta işletmesi Genel Müdürlüğü Tef- tiş Kurulu Başkanlığfnın 12.08.1997 tarih- li. "P 1.0.60.00.01/25" sayıh raporunda. BYS'nin 1996 yılı net satış gelirinin 419 tnil- yar lira. satış maliyetinin ise 393 milyar lira olarak gerçekleştiği vurgulandı. Şirketin brüt satış kârının 26 milyar liraya yakın olduğu vurgulanan raporda. diğer olağan faaliyetle- rinden de 4.5 milyar liralık gelirinin bulun- duğu kaydedildi. Bu dönemde faaliyet gider- leri 38 milyar lira olarak belirlenen şirketin. yaklaşık 9 milyar lira zarar ettiği saptandı. 22.04.1993 tarihli başka bir teftiş kurulu raporunda da BYS Yönetim Kurulu'nun. ge- nel kurulun reddettiği bir arsa alım ışini ger- çekleştirdikleri bildirildi. Bu raporun ardından Posta tşletmesi Tef- tiş Kurulu. Ulaştırma Bakanlığı'na 16 Ara- lık 1997 tarihinde yaptığı başvuruda, yasa, tüzük ve yönetmeliğe aykın davranmakla suçlanan BYS yönetim ve denetim kurulu başkanlan ile üyeler hakkında soruşturma açılmasını istedi. Ulaştırma Bakanı Necdet Menzir adına Müsteşar Yardımcısı Ahmet Bakı tarafından verilen yanıtta. sandık tüzüğü gereği "Llaş- tırma Bakanlığı'na ne denetim yetkisi ne de Posta İşletmesi müfettişlerinin denetim yap- ması hususunda görev verilmiştir" denıldi. POLİTtKA GÜ1VLÜĞÜ HİKMET ÇETİNKAYA İşkence "Şiddet şiddeti, kin kini doğurvyor..." TBMM İnsan Haklan Komisyonu Başkanı Se- ma Pişkinsüt böyle söylüyor... Toplum olarak, hem şiddet hem de kini seviyor muyuz? Evet!.. O zaman işkenceyi nasıl önleyeceğiz? Bir toplum düşünün ki yargısız infazlara alkış tu- tuyor, katilleri omuzlara alıp gecenin karanlığında haykınyor: "Türkiye sizinle gurur duyuyor..." Sema Pişkinsüt, Güneydoğu izlenimlerini akta- nrken şöyle diyor: "Irkçılığa dayalı isyan olan biryere, ırkçı yöne- tici gönderilmemesi gerekiyor..." DSP'Iİ Pişkinsüt böylece bize göre bir gerçeğin altını çiziyor: "Irkçı bir tutum, kin ve nefretin tohumlannı atar, sevgiyi, kardeşliği, barışı engeller..." Türkiye yıllardır işkenceyi, faili meçhul cinayet- leri tartışıyor, yaşam hakkının önemsenmediği üzerinde duruyor... İşkence ve faili meçhul cinayetler Türkiye'nin ayıbt değil mi? Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'den Baş- bakan Mesut Yılmaz'a dek sağda, solda tüm si- yasetçiler işkenceye ve yargısız infaza karşı, ama bir sonuç alınamıyor... Demokrasi bir yaşam biçimidir... Demokrasilerde işkence insanlık suçudur, gü- venlik güçlerinin görevi ev basıp insanları öidür- mek değil, yakalamaktır... AmaTürkiye'de bunun tam tersi oluyor, gence- cik insanlar yakalanıp sorguya teslim edileceği yerde delik deşik edilip öldürülüyor... O zaman, yargıya ne gerek var? Polis işkence aygıtlanna çeşitli gerekçeler gös- terirken, siz işkenceyi nasıl önleyeceksiniz, Tür- kiye'nin üzerindeki kara lekeyi nasıl yok edecek- siniz? • • • TBMM insan Haklan Komisyonu üyeleri, Gü- neydoğu'da yetkililere soruyorlar: "Sorgulamayı nasıl yapıyorsunuz?" Yetkililer: "İnsan haklarına saygılı bir biçimde, suçu işle- yip işlemediklerini soruyonız..." Acaba bu yanıta TBMM İnsan Haklan Komis- yonu üyeleri gülümsediler mi? Milletvekilleri tutuklu ve hükümlülerle de görüş- tüler. Onlardan 'işkence öyküleh' dinlediler... Ya sorgu odaları nasıldı? Komisyon üyeleri sorgu odalannı pınl pırıl bul- dular... Her taraf badanalanmış ve temizlenmişti... Yalnız ilginç görüntüler komisyon üyelerinin gö- zünden kaçmadı... Sorgu odalarının yanında bazı bölmeler vardı ve kapıları kilitliydi... TBMM insan Haklan Komisyonu üyeleri yetki- lilere sordu: ' ' | "Buralarda ne var?" , ,- "Kullanılmayan malzemeler..." ' ' Kapılaraçıldı... '" "' Üyeler şaşkınlık içindeydi: "Nedir bunlar?" Yanıt: "Kullanılmayan araçlann lastikleri, tuvalet aç- mak için kullanılan sopalar..." Üyeler gülmeye başladı: "Ama sopalar tertemiz..." Sorgu odalannın tabanında halılar seriliydi... Üyelerden biri "Halıları kaldırın" dedi. Halılar kajdınldı... Üyeler: "Nedir bunlar?" Yanıt: "Elektrik ve telefon kablosu..." "Ne işe yarar?" "Telefon ve elektrik kablolan zaman zaman işi- mize yanyor. Onlan kopan telefon hatları, elekt- rik kesilmeleri için elimizde tutuyoruz..." • • • Türkiye'de işkencecilerden hesap soruluyor mu? Ne 12 Mart'ın, ne 12 Eylül'ün işkencecilerinden hesap soruldu ne de bugünün işkencecilerinden hesap soruluyor... 12 Mart'ın işkencecileri 1973 seçimlerinde 'par- lamento çatısı' altına girdi, 12 Eylül'ün işkenceci- leri ise vali, emniyet müdürü yapılarak ödüllendi- rildi... Oysa, işkence insanlık suçudur!.. Bizde ise 'işkence'nln adı ne yazık ki 'kötü mu- amele' olarak tanımlanıyor... Türkiye, "İşkence ve İnsanlık Dışı ya da OnurKı- ncı Davranış veya Cezanın önlenmesine İlişkin Avrupa Sözleşmesi"n\ 26 Şubat 1988'de onayla- madı mı? Türkiye'de işkence hâlâyapılıyor!.. Türkiye tüm dünyaya rezil oluyor!.. E. Posta: Hikmet.Cetinkayacraksnet.com Faks numaramız: 0212/ 513 90 98 IRMIKI AYDIN ENGİN C A G D A S Y A Y I N L A R I Siz de Time dergisinin ayıp ettiği kanısında mısınız? Yanıtınız "evet" de olsa, "hayır" da olsa, şimdi de ikin- ci soruyu yanıtlayın: Time dergisi bu ayıbı ne za- man etti? "20. Yüzyılın En önemli Isimleri" konulu bir okuyucu anketi düzenleyip, bu anketin "Liderier ve Devrimciler" bö- lümünde 1 milyon 196 bin 121 oy almasına rağmen Musta- fa Kemal Atatürk ü listeye koymamakla mı, yoksa... Yoksa böyle bir anket dü- zenlemekle mi? Time'ın ciddi tiraj sorunları var. lletişim teknolojilerindeki devrimsel nitelikli sıçramalar- la görsel medya (TV) bütün yerküreyi sarınca, uluslarara- sı pazarda at koşturan bütün yazılı medyada bir tiraj buna- lımı başladı. Buna bir de "lnternet"\n ye- ni bir iletişim kanalı olarak -ki- milerince- beklenmedik yay- Time Dergisi Ayıp Etti mi? gınlığı eklenince, yazılı medya iyiden iyiye zorlanmaya başla- dı. Time, bunlardan en çok et- kileneni. Derginin uluslararası pazardaki reklam pastasın- dan aldığı pay, dramatik oran- larda düştü, düşüyor. Time tirajını arttırmak istedi ve harika bir yöntem buldu: 1997'den başlayıp 2000 yılına kadar sürecek bir anket! Ulus- lararası ilgi toplayabilecek ve uluslararası katılıma olanak tanıyacak bir anket!.. Önemli olan Time'ın tirajının artmasıydı. Arttı. Dünyanın çeşitli ülkelerindeki okuyucu- ların ve "yeni" okuyuculann "ulusal duyguları" kabartıldı; rekabet duyguları kışkırtıldı; yarışma hevesleri kamçılandı ve... Ve Time kazandı! Çünkü tiraj arttırma numa- rasını iyi kılıflayıp, okuyucula- rına "/y/"yurturdu. Türkiye'de yutanlann bir ke- simi yutup yanıtlamakla kal- madılar, başkalarını da işe koşmak üzere kolları sıvadılar. Kolları sıvayanlardan kimi medya gruplanm anlamak mümkün. Oniarın hesabı "77- me'da pişer, bize de dü- şer"den ibaretti. Kimileri ise yarışa Atatürk'ü sokarak ide- olojik tercihlerini saçma bir parkura çektiler. Arada, bilgisayarını otoma- tiğe bağiayıp Time'a "Atatürk oyu" yağdıran ve bu yapay oyları marifetmiş gibi televiz- yonların anahaber bülteninde sergileyen alaturka uyanıklar da çıktı. Hatta dairesinde bilgisayar- dan anlayan, "Internef'ten haberli birine yaklaşıp "Yahu şu Time anketine daire olarak katılsak iyi olacak. Nasılyapa- cağız" diye akıl danışan, ar- dından çalışanlan ankete ka- tan ve en ardından üstü duru- mundaki yöneticiye rapor su- nup takdir bekleyenlere de rastlandı. (Köyişleri Bakanlı- ğı'ndaki, Time'ı yazıldığı gibi okuyan. Atatürk'ü bütün ka- tegorilerde, örneğin "Yüzyılın Sanatçıları" kategorisinde fi- lan da yarışa sokan müdürle il- gili anekdotlar hâlâ anlatılıyor). Peki şimdi ne oldu? Mustafa Kemal, Time dergi- sinin "Yüzyılın Liderleri ve Devrimcileri" kategorisinde ilk 20'ye giremedi diye "büyük", "değehi" ve yüzyıla damgası- nı vuran bir siyasal ve tarihsel kişilik değil mi artık? Balkan ve 1. Dünya savaş- lanndan hem yenik hem de ölümüne yorgun çıkmış bir halkı, kimi kez "halka rağmen" örgütleyip bir bağımsızlık sa- vaşı başlatan ve savaşı tartış- masız biryengiyletaçlandıran; ardından çok daha zorlu, çok daha çetrefil ve karmaşık bir "kalkınma - aydmlanma - sa- nayileşme" atılımını örgütleyip yürüten Mustafa Kemal'i bir yarış atı gibi, çokuluslu bir medya kuruluşunun anket dü- meniyle tiraj arttırma strateji- sine alet edenler, Mustafa Ke- mal'i sevdiklerine sahiden ina- nıyorlar mı? Yoksa Mustafa Kemal'in sa- nayide, kültürde, çağdaşlaş- ma yolunda, yani yaşamın bü- tün alanlarında artığı cesur adımlara bugün ayak uydura- madıkları için mi böylesi tica- ri amaçlı anketlerin değirme- nine su taşımayı mı yeğledi- ler? Galiba Atatürk'ü dostların- dan korumak gerek. O nasıl olsa, yapıp kotardıklanyla düşmanlarının üstesinden kendi geliyor. ÇAĞININ TANIĞI ÜÇ YAZAR IİİKMETÇCTIN1Ö» SEVTMKINAÜRES1 BELU DEĞtL 2 BASI 3O0O30TL KUBİLAY OLAYI VE TARİKAT KAMPLARI 4. BASI 5H0O0TL SANCILIYILLAR KU$ATILMI$ SOKAKIAR 4. BASI 350 0O0TI KUZU POSTUNDA KURT 2. BASI 600CO0TL ZAMBAK SANA DA BULAJTI KAN 2. BASI 600 Tf. TL DİN BARONUNUN KAZLARI 2. BASI 600O00TL Â$IK KADINLAR SOKAĞI 2. BASI 8O0OO0TL JERUT PAZARI 6OC0O0T. SEVDANtN ADRESİ BELLİ DEĞİL 1.0OO.0OOTL Çağ Pazartama A.Ş. Türkocağı Caddesı No:39/41 (34334) Cağaloğlu-lstanbul Tel: (0212) 514 01 96
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog