Bugünden 1930'a 5,498,767 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 9 NİSAN 1998 PERŞEMBE 10 EKONOMİ Globalleşme olgusu en çok telekomünikasyon alanında yaşanıyor Haberleşme çağının ötekiyüzü Örnek gösterilen İngiltere modeli 'Halk kapitalizmi illizyonu' ingiltere nin ulusal telekomünikas- yon şirketi British Te- lecom'un (BT) özel- leştirilmesinin yıllar- ca "örnek bir model" olarak gösterildiği üzerinde du- rulan KlGEM'in araştırmasın- da, BT'nin özelleştirme süre- ci, 1950'lerde telekomünikas- yon giderleri büyük ölçekler- de olan Ingiliz şirketlerinin lo- bi faaliyetleri iîe başladı. 1979 yılında ilk kez iktida- ra gelen lngiliz Muhafazakâr Parti Lideri Margaret Thatc- her'in "yeni sağ" politikala- nnda somutlanan özelleştirme sürecinde yine sayılan 400'ü bulan büyük şirketler merkezi rol oynadı. Devletin BT üzerindeki tüm haklan 10 yıl içinde kademe- li olarak elden çıkanldı. Hükü- metin BT çalışanlanna, beda- va hisse dağıtmasmın, sendika- lann muhalefetine rağmen en- gellenemediği ve hisseleri red- dedenlerin oranının yalruz yüz- de 2'de kaldığı üzerinde duru- luyor. Aynca emeklilik, sigorta pa- ralannm ve kredilerinin BT hisseleri olarak verilmesi de Türkiye'de "zorunhı tasarruf- lann Türk Telekom hisseleri olarak verilmek istenmesi" ile benzeşmesi dikkat çekiyor. Araştırmaya göre, özelleş- tirmenin hemen somasında BT hissesi alan çalışanlar fiyatla- nnın artışı ile birlikte ellerin- deki senetleri sattılar ve hisse- ler kurumsal yatınmcılann elin- de birikmeye başladı. Bu noktada Thatcher'ın dev- let mülkiyetinin tabana yayıla- cağı ve bunun da 'halk kapita- lizmi'ni yaratacağı iddiasının bir "flfizyon" olduğu yorumu yapılıyor ve bu da şöyle açık- lanıyor; "Hisse senedi sahiplerinin yüzde 48"ini oluşturan yaklaşık 1 mihyon kişi toplam hisselerin sadeceyüzde3,5'inesahipken. sadece 174 kişi BT'nin yüzde 48.4 hissesine sahiptir. BT'yi asıl yönlendirenler ve asıl sa- hipleri daha az sayılı fakat da- ha çok hisseli büyük şirketter- dir. BT'nin özeUeştirilınesi ile mülkiyetin tabana yayüması gerçekieşmeınistir." Ozelleştirmeden sonra en dikkat çekici gelişrnelerden bi- ri de telekomünikasyon şirket- lerinin "kârgetirme- yen" konut alanla- nndaki hizmetleri kesmeleri ve iş çev- relerindeki abonele- ri öncelikli müşteri olarak tanımlamalan. Bu konu- da şöyle deniliyor: "Özeüikte kırsal bölgelerde- Id temeltelekomünikasyon hiz- metlerinin maüyetini, özeDeştir- me sonrasjndaki dönemde ki- min karşılayacağı önemli bir soru olarak sorulmaktadır. Özelleştirme sonrasında Ingil- tere'de rafa kaldınlan Evren- sel Hizmet Zorunluluğu'nun malivetini kim karşüayacak? Sadece kânn maksimizasyonu ilkesi ile hareket eden özel şir- ketler mi yoksa yeni sağ ide- olojiye göre ekonomiden elini çekmesi gereken devlet mi?" Çokuluslu tekelleşme BT'nin 1997yıh gelirlerine göre dünyanın beşinci büyük telekomünikasyon şirketi ol- ması ve dünya telekomünikas- yon pazannın yüzde 25'inden fazlasına ortak-girişimler yo- lu ile girmesi de şöyle açıkla- nıyor: BT, 1993 Haziran ayında Amerikanın dev telekomüni- kasyon şirketi MCI'nin yüzde 20 hissesini satın aldı. Hemen arkasından MCI ile ortakbir gi- rişim oluşturuldu. Böylelikle hem Amerika'da hem de Avrupa Bırliği ülkele- ri içinde etkin olabilecek bir telekomünikasyon devi yaratıl- dı. Bu birliğe kısa süre içinde Norveç. Danimarka Finlandi- ya, Ispanya, Portekiz, Fransa, Almanya. Italya ve Hollanda te- lekom şirketleri de katıldı. Istihdanı azaltüması Araştırmada BT'de örgütlü sendika CWU raporuna göre, sadece 1990-1997 yıllan ara- sında yaklaşık 115 bin 600 ki- şilik bir istihdam azaltılması- na gidilmesine dikkat çekiliyor. Bunun tek nedeninin de "kâr amacı" ve bundan dolayı ma- liyet düşürülmesinin hedeflen- mesi olduğu rakamlarla des- tekleniyor. 1984 yılında BT'de çalışan- lann maliyeti yüzde 51 iken, 1997 yılında bu rakamın yüz- de 32'ye düşürüldüğü görülü- yor. ABD icin stratejik nokta Filipinler Telefon karaborsası yaşananülke Filipinler'e araştırmada özel bir önem veriliyor. Bunun nedeni de telekomünikasyon hiz- metlerinin başlangıçtan beri özel sektör tarafından venlmesinin yanı sıra, özellikle "ABDveba- ü ekonomileri açısından tkari ve askeri amaçlar ya da propagan- da için stratejik bir iletisim nok- taa" olması gösteriliyor. Bu konuda "ABD-Vıetnam sa- vaşmda Yletnam'm potitikolarak yalruzbırakdması v*ye- ni uluslararası yabnm alanlan arayışlan ve 3. dünya ülkelerini sosya- lizniin etkOerinden ko- ruma çabalan soğuk savaş koşullannda Dünya Ban- kası"nın poütikalannayön verir- ken, Filipinler'de de telekomü- nikasyon politikalaruıuı betirle- yia etkenleri otaiuştur" deniyor. 1928"de kurulan .ABD kontro- lündeki PLDT'nin 1940"larbo- yunca Filipinler'de kurduğu te- lefon hattının 2. Dünya Sava- şı'nda tahrip olduğu anlatılıyor. Savaşın ardından Dünya Ban- kası'nın telekomünikasyon alt- yapısının kurulmasma ilişkin verdiği borçlann, tüm üçüncü dünya ülkelerinde olduğu gibi Filipinler'de de "yerel servisleri saglayan tekeller ve merkezi bir düzenleyid birim" oluşturulma- sı şartına dayandığı vurgularayor. 1969'da diktatör Marcos tarafın- dan telekomünikasyon alanını yeniden düzenlemek üzere bir komite oluşturulduğu belirtilen araştırma şöyle devam ediyor: '•Komite, sistemin tüm kont- rolünü özel sektöre devretmeyi önerir. 1973'te Filipinler'de ABD'dekine çok benzeyen özel sektör kontroiünderegule edilmiş bir sistemoiuştunıhır. AKyapmın en büyük ortaklan uluslararası şirkeüerdir. Telekomünikasyon hizmetlerinin kullanıcıkn da yi- ne bu şirketler ve ABD ordusu- dur." 1990'larda ise 50'den fazla telekomünikasyon şirketi olma- sına karşın, telefon trafiğinin yüzde 94'ünün yüzde 50'den faz- lasının yabancı kontrolündeki PLDT'de olduğu ifade ediliyor. Araştırmada "FîHpinlerönıe- ği, telekomünikasyon alanında yaşanan sorunlann te- İekomünikasyon hiz- metferinin de> lete ait kuruluşlartarafindan verilmesinden kay- naklanmadığının açik bir kanın dunımundadır" şek- lindeki yorum da şu bilgilerle ortaya konuluyor; Ülkedeher 100 kişiye 1.1 te- lefon hattı düşüyor ve bu neden- le Filipinleren düşük telefon yo- ğunluğuna sahip ülkeler arasın- da yer alıyor. Oluşan talep faz- lası nedeniyle ülkede "ciddi bir telefon karaborsası' oluştu. Kont- rol altına alınamayan pazarda yasadışı hatlann ve hizmetlerin verilmesinde yolsuzluklar da yaygın olarak yaşanıyor. Şu de- ğerlendirme dikkat çekiyor: "Filipinler'de ne Dünya Ban- kası'nin önerileri ve verdiği kre- diler, ne telekomünikasyon ala- nının serbest bırakılmasu ne ya- bana yaünmlar. ne de en mo- dern teknolojilerin kullanıküğı telekom alryapısı. ülkenin kal- kuımasına neden olamamış, hiz- metlerden herkesin eşit yarar- lanmasmı sağlayamamıştir. Hat- ta 1982'de verimsiz kuDaiualarm erişimini engeUemek için PLDT Dünya Bankası tavsiyeleri ile ilk kullarum ücretteriniastronomik rakamlara çekmiştirf FtLtZGÜMÜŞ Mara'ın bundan 150 yıl önce tahlilini yaptığı "tekelleşen dün- ya", telekomünikasyon zemini üzerinde yükseliyor. 20'inci yüz- yılm savaşlannda, ekonomisinde ve politikasında görüldüğü gibi telekomünikasyon, dünya politi- kasında en "stratejik". ardından en "gözde" ve bugün "en kârlı'' sektörlerinden biri noktasına gel- di. Dünyabugün artık "gtobalizm" çerçevesinde gerçekleşti- rilen özelleştirmelerin en yana oynadığı rolle iletişimin ta- rihe en çok bu yüzyılda yön ver- diği göriilüyor. Telsizin kullamlmasıyla başla- yan sürecin, radyolann kurulma- sıyla gelinen aşamasmda beklenen "demokrasi''nin gerçekleşmeme- si hatırlarda, insanlığın kaçırdığı en büyük firsat olarak kaldı. "Haberleşme çağı"nda zaman ekseninde üretim şekli değişen sermayenin, bu noktada çok daha erken davranarak iletişimi ege- menliği altına aldığı göriilüyor. Bilim, insanlığın gelişimini, "bilginin aktanlması"na dayan- dınyor. Buna göre, "Veri akışının olmadığı durumlarda bireyin ge- üşjmi sadece kendi gözlemlerine ve deneyinüerinedayamyor ki. bu du- rum insanm kendi sımrlan içinde hapsolmasuu zorluyor." Bu değer- lendirme bireyin ötesinde toplum- larla örtüştürüldüğünde, ortaya şu sonuç çıkıyor: "Iletişimini sağla- yamayan tophım,kendiiçinde hap- solacakür." Telekomünikasyon birçok ülke- de en başından bu yana iletişimi sağlamanm toplumsallığıD , , - , ••„ , <ı ı . .. sağlamanm toplumsallığı Başlangıçta birçok ulkede'kamuhtzmetı' çerUesindebir"kamuhfa- yeralantelekomünikasyon olarak görülen telekomünikasyon, meti'' olarak kabul edildi- alanını büyüktekellerin eli- stratejik önemi ve kârlüığı nedeniyle ne bırakıyor. özelleştirme politikalanmn da gözdesi. MO490>ılındaPheidip-pides adlı bir koşucunun, Persler üzerindeki zaferini bildirmek için. Atina'ya koşmak zorunda kalma- sından, savaşlann seyrini tele\iz- yon ekranına getirecek kadar de- ğişen "0601™"'in, 21. yüzyıla damgasını nasıl vuracağımn işa- retleri bugünden görünüyor. 1970'lerin başında Daniel BelL "haberleşme" kavramı ve buna da- yalı üretimle dünyanın "endüstn sonrası toplum" dönemini yaşadı- ğmı savTinuyordu. Birleşmiş Mil- letler, 1983 yılını "Dünya Haber- leşme YılT ilan etmişti. 1984 Los Angeles Olimpiyatlan'nda uydu- lar aracılığıyla yapılan tele\izyon yayınını iki milyar kişi izlemişti. 1844 yılında Samuel Morse'un telsizi yoirürlüğe sokmasından bu Bunun ilk aşaması ise 1920'lerde oluşturulan lobi faaliyetleri ile ulusal radyo dalgalan uzayının büyük şirketlerce paylaşılmasın- da ortaya çıkıyor. Böylece iletişi- min "tophımsal örgütlenmelerin önünü açan bir güce dönüşebil- mesi olanağı"nın önü de alınıyor. Kontrol edikn bir dünya Tarih, elçinin at sırtında mesaj götürmesini, mektubun güvercin ayağında gidip gelmesini, dersin toprağa çizilerek anlatılmasını, ki- taplann el yazısıyla yazılmasını ge- ride bıraktığından bu yana çok hızlı işliyor ve her gün yığinlarca bilgi üretiliyor. Bu birikim, insan- lık tarihinin başlangıcından bu- güne aktanlıyor. ğinden, devlet tekeli olarak gelişmişti. Ancakbüyüyen âermaye, bu alanda da ma- liyet unsurunugözetmekte geç kal- madı. Birçok ülkede telekomüni- kasyon sektörü özelleştirildi. Kamu Işletmeciliği Geliştirme Merkezi (KİGEM) önümüzdeki günlerde, dünyadaki telekomüni- kasyon özelleştirme politikalan- nı inceleyen bir araştırma yayın- layacak. "Telekomünikasyonda özelleştirme, İddialar, L luslarara- sı ÖrneklerveGerçekler'' adlı araş- tırma Önder Ozdemir ve Funda Başaran tarafından haztrlandı. Araştırmada vanlan sonuç ise te- lekomünikasyonda özelleştirme- nin gelişmiş ülkeler de az gelişmiş ülkelerde de aynı şekilde yaşandı- ğı: "Tekelleşme, işsizlik, daha pa- halı hizmet, yatırımların dağılı- mındaki eşitsizlik vegeüşimi kont- rol edilen bir dünva..." Özelleştirmelerin sonuçları • Başlangıçta bütün özelleştirmelerde görülen his- selerin "tabanayayıbna" politikası bir "Ulizyondu".Ça- hşanlara ve halka ucuza saölan hisseler kısa bir süre son- ra gerçekleşen satışlarla büyük şirketlerde toplandı. • Tabandaki hisseleri toplayan şirketler komşu dev- letlerin telekomünikasyon özelleştırmelenne de katıldı ve tekelleşme bütün bir kıtaya ve ardından diğer kıtala- ra yayılabildi. • Bütün özelleştirmelerde maliyetlerin azaltılması- nın ilk yolu, erken emeklilik, ya da doğrudan ışçi çıkar- ma yöntemiyle istihdam alanı olarak görüldü. •Sosyal haklardan yoksun taşeron şirket ve sözleş- melı personel uygulaması yaygınlaştı. • Tarifelerdeki değişım, şirketler yaranna ve konut sakini kullanıcılannın zaranna oldu. • Şehir içi ve konut ücretleri "astronomik" ölçüde yükseltilirken, şirketlerin istekleri doğrultusunda şehir- lerarası ve uluslararası konuşma ücretleri azaltıldı. • Yeni teknolojilerle maliyetlerin düşme olanağı or- taya çıkmasına rağmen fıyatlar yükseltilmeye devam edil- di. Böylece "mihonlarca insan yeni alanlanna giriş ka- pısında kalakaldı". • Yatınmlar merkezi yerleşım yerlerine ve iş alanla- nna yapıldı, kırsal ve konutlann bulunduğu alanlarda ya- pılması gereken yatınmlar ihmal edildi. • Eski şebekelerin bakımı geri plana itildi. '21. yüzyıla geçiş sancılı olacak' HAZAL ATES CAKIFfNURSEL KARSAVURAN Eczacıbaşı Toplulu- ğu'nun planlamabölümün- den sorumlu, uzun yıllar Devlet Planlama Teşkila- tı'nda (DPT) görev yap- mış olan Toker Alban ve Merkez Bankası başkan yardımcılığından emekli olan Selçuk Abaç. Türki- ye'nin 2Ö00'li yıllara doğ- ru ekonomik gelişimini de- ğerlendirdi. Toker Alban, ekonomik planlann başanlı olabilme- si için en önemli koşulu "Her ekonomik koşul aK tında başanyı sağlayacak kurumsal esnekliklere sa- hip olmak" olarak tanım- lıyor. Alban'a göre çözüm- lenemezse 2000'li yıllar- da da bötçe açıklan ve yük- •sek' < enflasyon en önemli sorun olacak. Alban, "Bu geçişsüreciyumuşak oima- vabilir. Yani önümüzdeki yıllar ekonomik risklere ge- bedir" diye uyanyor. Gümrük birliğinin hız- landıncı etkisiyle ekono- minin "globalleşme süre- cinin hızla devam ettiği" teşhisini koyan Alban'm, 2000'li yıllara ilişkin öngö- rüleri şunlar • Türk fırmalannın ge- rek iç, gerekse de dış pa- zarda yüksek teknoloji sa- hibi, rriali güçleri üst düzey- de olan çokuluslu şirket- lerle yoğun rekabet içine girmeleri kaçınılmaz. • Yüksek ekonomik is- tikrarsızhk gibi uluslarara- sı şirketleri ürküten dolay- lı korumacılık önlemleri de önemini kaybedebilir. • Iç rekabet açısından dahi şu andaki ekonomik yapı nedeniyle önemli olan yüksek mali güç. bankacı- lık sistemi ile güçlü bağlan- tılar gibi birtakım faktör- lerin önemi azalabilir. • Firmalann ayakta ka- labilmeleri, kendi konula- nnda yüksek bir yetkinli- ğe sahip olmalanna bağlı hale gelecek. • Her firma global öl- çekle yetkin olmalı ve re- kabet etmekte olduğu ulus- lararası şirketlerden farksız bir üretim ve yönetim tek- nolojisi kullanabihneli. Geçen aylarda Merkez Bankası başkan yardımcı- lığından emekli olan Sel- çuk Abaç, bizim için 2000'li yıllarda finans sek- törünü değerlendirdi. Öncelikle tespitlerini or- taya koyan Abaç'a göre, Türkiye'de bankalar aile yapısıyla işliyor. Abaç, bu nedenle finans sektörünün yenilenerek dünyadaki ge- lişmelere ayak uydurma- sının kaçınılmaz olduğu- nu söyledi. Hatta Türki- ye'nin finans sektörüne yö- nelik olarak yapması ge- reken hazırlıklar arasında "finans hedeflerinisomut- laştırmayı" ilk sıraya yer- leştiren Abaç. M 2000'H yıl- lara bagımsız bir Merkez Bankası tarafindan beiir- lenmiş politikalaria hazır- lanmak zorunda. Banag6- re bu koşullarda enflasyo- nun aşağı çekilmesi de im- kânsız görünüyor" diyor. Türkiye yolun başındaTürkiye'de telekomünikasyon alanında- ki özelleştirme çalışmalannda bugüne kadar yaşanan gelişmelerle gelinen nok- ta, dünyadaki örneklerle aynı seyrin izle- neceğinin ipuçlannı veriyor. "PTT'nin T"si olarak kamuoyunun gündemine gir- diği günlerde Amerikan ve lngiliz tele- kom devlerinin de Türkiye'ye geldiği ha- berleri, bu öngörüyü pekiştiriyor. Ancak 1990'lann başından bugüne ka- dar kaydedilemeyen aşamanın önünde, "Ne kadar kırpılsa, değiştirilse" de oluş- turulduğu dönem itibanyla özünde "ba- ğunsıziıkçı" bir yapıda olan Türk huku- kunun durduğu görülüyor. Çıkanlan özel- leştirme yasalan Anayasa Mahkemesi'nce 4 kez iptal edilen 'T'nin satışınm, bugün yine "makyajlanan" bir yasayla hükü- metin 1998 yılı programına girmeyi ba- şardığı görülüyor. Ne var ki, "kamu hiz- meti" kavramı, Türk hukukunda hâlâ ye- rinde duruyor. Bu nedenle yeni yasaya kar- şı hükümetin Ulaştırma Bakanlığı bile çekincesini ortaya koyuyor. Ülke Kanada İngiltere Macanstan Singapur Yeni Zelanda Anantın Avustralya Malezya Guyana Penj ABD Filipinler Yıl 1987 1984 1993 1993 1990 1990 1992 1990 1991 1994 Değişim j -20 5 <S -37.6 \ -721 (\ -47 \ -62 8 P -34 L -25.4 ( 1 -2.2 1 * -40 3 \ -29 5 f -31 M -22 H Belirgin tekelleşme 50 yıl tekel garantisi Jamaika telekomünikasyon özelleştirilmesinde en dikkat çekici noktanın tngiliz sermayesinin ağırlığının bulunduğu tek bir şirkete 50 yıla kadar uzayabilen bir tekel garantisi verilmesi olduğu görül iyor. Diğer yandan ABD şirketlerinin de "Jamaika pastası"ndan paylannı, serbest ticaret bölgelennde uluslararası özel telekomünikasyon hatlan hizmeti veren JD1 adlı şirketten aldıklan da ifade ediliyor. Buna göre, ABD'li AT&T şirketinin JDI'ın yüzde 35 hissesini alırken yine lngiliz şirketi C&W'un da burada yüzde 35 hissesi olduğu geri kalan hissenin ise JOT adlı şirkete ait olduğu belirtiliyor. Bu noktada araştırmada şu yorum yapılıyor: "Hükümetin C&W'e verdiği tekel imtiyazının 50 yıl boyunca yapacaklan yaünmı geri alabilecekleri düzeyde kâr garantisini de içermesi göz önüne ahndığmda, aslında özelleştirmelerin gerçek yüzü Jamaika'da tüm çıplaktağı ile görülmektedir dhtbiliriz." te- lekomünikasyon sektöründeki özelleştirme en çok'tekelleşme' ile kendini gös- terdi. Kanada'da telekomünikasyon ala- nında devlet şirketinden çok önce ku- rulan özel şirketlerin bulunduğu dikkat çekiyor. 1880'lerden 1900'lü yıllara ka- dar tekel konumundaki Bell Campany şirketinin daha sonra da rakiplerine kar- şı üstünlük sağladığı görülüyor. 1986 yı- lında muhafazakâr hükümetçe başlatı- lan özelleştirme sonucu 8 yıl içinde ka- mu mülkiyetindeki 15 adet telekomü- nikasyon şirketinin 4 özel şirkete satıl- dığı bildiriliyor. Bunun yanında küçük belediyelere ait telekomünikasyon şirketlerinin ya- pısırun zamanla değiştiği belirtiliyor ve buna 1978 yılında 260 olan telekomü- nikasyon şirketi varken. bu sayının 1992 yılında 60'a düştüğü örneği gösteriliyor. Araştırmada. en büyük 10 telekomüni- kasyon şirketinin. sektördekı toplam 13.73 milyar ABD Dolan gelirinin yüz- de 98'ni elde ettiği, ilk üç şirketin de top- lam gelirin yüzde 82'sini aldığı bilgisi- ne yer veriliyor. Tekelleşmenin en yoğun olarak yaşan- dığı BCE şirketi örneği de bu anlamda dikkat çekiyor. BCE'nin Kanada'nın uydu şirketi. deniz haberleşme şirketi, telekomünikasyon araştırma geliştirme şirketinin de içinde bulunduğu 9 büyük telekomünikasyon şirketini kontrol ede- cek düzeyde hisse sahibi olduğu üzerin- de duruluyor. Yine Amerikan firması GTE'nin de Kanada telekomünikas- yon sektöründe önemli bir paya sahip olduğu belirtiliyor. Kanada telekomünikasyon sektörün- de de istihdam azaltılmasımn erken emeklilik, ve işten atılmalar gibi deği- şik yöntemlerle gerçekleştiği görülüyor. Meksika ve Arjantin örnekleri Gelire göre yatınm Japon örneğinde deyereigörüşmeter pahalandı. Şirket kapitalizmi telekomünikas- yon şirketi NTTPC'nin 1985 yılında özelleştiril- mesinin ardından NTT adını aldığı belirtiliyor. Hükümetin, NTT hissele- rinin üçte biri dışında kalan hisselerini 3 aşama- da Japonya borsasmda sattığı görülüyor. Uluslararası telefon görüşmeleri ucuzlarken halkın çoğunluğunun hizmet aldığı yerel görüşmelerde artışlar yaşandı. Araştırmaya göre 1990 rakamlan ile NTT hisselerinin yüzde 66.8'ine şirketler sahipken, bireysel hisse sahipleri yüzde 23.1 oranında kalıyor. Bu da 'halkkapHalizmini' değil "şirket kapitalizmini' göstenyor. Japon özelleştirme sürecinde istihdam azaltı- mının en önemli yolu erken emeklilik olarak gö- ze çarpıyor. Özelleştirme sonrası çıkanlan erken emeklilik yasalan ile, maliyetinin devlet tarafin- dan karşılandığı, ya da kamu çalışanı olan per- sonelin yeni özel şirkete devlet eli ile "transfer" edildiği dikkat çekiyor. Yaşlan 40 ile 57 arasın- da olan yaklaşık 9.900 çalışan bu plan dahilin- de 1993 Aralık, 1994 Haziran ve Aralık olmak üzere üç aşamada emekli edildiği örneği de burada veriliyor. MekSİka, telekomüni- kasyon özelleştirmesinde en ilginç sonuçlann yaşan- dığı ülke olarak dikkat çe- kiyor. Özelleştirme sonu- cunda, Meksika'da sözü edi- len "rekabet"in yerini te- kelleşmenin aldığı göriilü- yor. Araştırmaya göre, Mek- sika hükümeti, ülkeyi 9 böl- geye ayuarak toplam 10 şir- kete cep telefonu (hücre- sel) lisansı verdi. Ancak 10 şirket rekabeti gerçekleşti- remedi ve geçen yıl TelCel adlı şirket pazar payını yüz- de 75'eçıkardı. Araştırmada üzerinde du- rulan bir ikinci nokta ise şöyle dile getiriliyor: "TELMEX bütün yatınm ve işletmestratejisi- ni uzun mesafe hatlann kullanı- cılan büyük şir- ketler ve büyük gelir getiren yeni hizmetierüzerine kur- muş durumda, daha az kâr getiren hizmetier ise ikinci plana rtünüştir" Yoksul yerlilerin yaşadı- ğı bölgelere yatınm yapıl- madığı, Chiapas bölgesinde 100 kişiye 2.2 telefon düşer- ken, Distrito Federal'de 100 kişiye 24.6 telefon düştüğü ifade ediliyor. Araştırrnada şu değeıien- dirmeye yer veriliyor: "Meksika TELMEX'in yanında yüzkrce devlet iş- letmesinin özelleştirilmesi fle girdiği yolda. bu politika- lann sonucu olarak 1995 yı- unda iflas etti." Ve Arjantin Bir dönem özelleştirme politikalan tüm az gelişmiş ülkelere örnek gösterilen Arjantin'in telekomünikas- yon şirketi, "diinyanın en ucuza saülan ve satın alan- lara en çok kâr getiren" şir- ket oldu. "Özellestirme de- ğil, iyileştirme" sözüyle ık- tidara gelen Peronist Par- ti'nin lideri Carlos Menem, ENTel'in özelleştirilmesi- ne karşı greve gi- den çalişanlardân 400'ünü işten attı veaskenmuhabe- recileri sistemi ış- letmek jzeregöre- ve çağırdı. Bir \ıl içinde yüzde 860'lara \aran fi>at artışlan gerçekleşririldi \e "ENTel dünyann en kârlı şirketi haline geldl" Araştırmada iki önemli değişikliğin dahı alrı çia- liyor; ilki. borcu 9!6 milyon ABD dolan olan ENTerm borçlannı iki kanna çıkar- tacak yeni yatınnüann dev- let tarafindan yaptaıası, di- ğeri de telekomiıikasyon gelirlerinden alıtın yüzde 32 verginin kaldnlması.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog