Bugünden 1930'a 5,499,977 adet makale



Katalog


«
»

8 NİSAN 1998 ÇARŞAMBA • • • • CUMHURİYET SAYFA HABERLERIN DEVAMI 15 TURKIYE Istanbul PB 23 Sinop PB 23 Adana A 29 Edime PB 26 Kocaeli PB 20 Çanakkale PB 20 Izmir Â" 26 Manisa A 26 Aydın A 26 Denizli A 27 Zonguldak PB 25 Antalya Samsun Trabzon Giresun Ankara Eskişehir Konya Sıvas PB PB PB PB PB PB PB 23 22 22 2b 26 25 23 A 26 Kars Mersin Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van A A A A A PB PB 24 23 27 22 21 10 12 PB 16 Y 8 Bertin Yurdun kuzey ke- simleri parçalı bu- lutlu, öteki yerier Osio az bulutlu ve açık Helsinki geçecek. Hava sı- stockholm caklığı biraz arta- Londra Y 13 Viyana cak. Rüzgâr gü- Amsterdam Y 13 neyvebatıyönler- Brüksel DIS MERKEZLER Y 11 Moskova Y 10 Y Y Budapeşte Y 14 Aşkabat A 20 Madrid PB 20 Akmola PB 3 Belgrad Y 15 Taşkent PB 22 Y 23 Bakû AB 22 den hafif, ara sıra parjs Y 13 Sofya orta kuvvette ese- Bonn cek. Münih Y 12 Roma PB 28 Bişkek Y 14 Y 19 Tiflis A 27 Y 15 Atina PB 23 Kahire A 30 Y 15 Zürih Y 14 Şam A 25 ^fr^- •Tahran Kahire / " • • ^ Parçalı bulutlu Sıslı Bulutlu k Çok bulutlu Yağmurtu Karlı , Gok guruttülü Karadayı'dan Yunanistan'a Küçük üniversitenin büyük düşleri kapsamlı diyalog çağnsı MURATtLEM ATİNA - Genelkurmay Baş- kanı Ismail Hakkı Karadayı. Türkiye'yle Yunanistan arasın- daki tüm sorunlann kapsamlı görüşmeler yoluyla ve karşılık- lı iyi niyete dayalı bir diyalog içinde çözülebileceğine inandı- ğını belirtti. Karadayı, Türki- ye'nin Batı AvTupa Birliği (BAB) askeri yapısı içinde "en üst düzeydeve etldnbir şeküde" yer aldığını söyledi. BAB genelkurmay başkanla- n toplantılan çerçevesinde Yu- nanistan'ın başkenti Atina'da bulunan Genelkurmay Başka- nı, dün sabah Atina'daki Türk askeri ataşeleri, basın mensup- lan ve heyette bulunanlarla bayramlaştı. Toplantının ardından bir ba- sm acıklaması yapan Karada- yı, toplantılarda ağırlıklı olarak BAB'ın operasyonel yeteneği- nin güçlendirilmesine yönelik çalışmalar yapıldığını belirte- rek "NATO ve BAB ilişkilerinin geliştirilmesi, askeri yapının güçlendirilmesi ve NATO'dald- ne benzer bir askeri komitenin kurulması, BAB tatbikatlany- la Arnavutluk polis teşkilatının güçlendirilmesi ve süresinin uzaulmasıkonulanelealınmıs,tır~dedi. Karada- yı, Türkiye'ye ilişkin gelişmeleriyse şöyle anlat- tı: "NATO destekü BAB operasyonlanyla ilgili esaslar görüşülmüştür. Bilindiği üzere 15 Nisan 1997 tarihinde alınan bir kararla bu tfir operas- yonlara Avnıpalı müttefiklerin ve doğal olarak Türkiye'nin tüm haklanyla katılması onaylan- mtşör. BAB karargâhı tarafından planlanarak k- ra edilecek kriz yönetimi tatbikatlanna tüm BAB ülkeleri gibi eşit şartlaria iştirak edeceğiz. Bu kap- samda 1998 sonbahannda icra edilecekolan BAB Biriiği kriz yönetimi tatbikatına yönelik önemli toplannlardan biri, 23-27 Mart 1998 tarihlerinde Antalya'da Türkiye'nin ev sahipliğinde yapılnuş- nr. Arnavutluk polis teşkilatının güçlendirilmesi amacıyla oluştunıian BAB çokuluslu polis danış- ma unsurunda etkin olarak yer almaktayız. Söz konusu polis örgüründe görev yapan üç persone- limize ek olarak üç personelimizin daha görevlen- dirilmesi için çalışmalara başlanmıştır." Konuşmasının son bölümünde Yunanistan Ge- nelkurmay Başkanı Athanasios Çoganis ile yap- tığı görüşmeye değinen Karadayı, görüşmede as- keri konular hakkmda fıkir alışverişinde bulun- duklannı kaydefti. Türkiye'yle Yunanistan ara- Genelkurmay Başkanı Karadayi'yı Yunanistan'da meslektaşı Athanasios Çoganis karşıladı. BAB toplanüsı için Atina'ya gi- den Karadayı için yoğun güvenlik önlemleri ahndı. sındaki tüm sorunlann kapsamlı görüşmeler yo- luyla ve karşılıklı iyi niyete dayalı bir diyalog içinde çözülebileceğine inandığını belirten Kara- dayı, "Yunan Genelkurmay Başkanı da ben de benzer nrsaüardanyararlanarak görüşmeler yap- mayı istiyoruz" diye konuştu. tki generalin Ege'de gerginlik yaşanmamasıy- la ilgili olarak kendi görüşlerini dile getirdikleri- ni ve yeniden bir araya gelmeyi kararlaştırdıkla- nnı belirten bir Yunanlı askeri kaynaksa "Bu bir Türk-Y'unan diyaloğunun başladığı anlamına gel- mese de bu tür temaslann yarartı olacağını düşü- nüyoruz" dedi. JCaradayı 'nın Atina'daki temaslanna Yunan ba- sını büyük ilgi gösteriyor. özellikle dün gerçek- leşen Karadayı-Çoganis görüşmesi, Yunan gö- rüntülü ve yazılı bastn organlannda geniş biçim- de yer aldı. Yunanistan'ın yüksek tirajlı gazete- lennden Ta Nea, "Generaller Ege'de sakin ortam istiyor" manşetiyle haberi duyururken Eksusia gazetesi "GeneraUer kapıyı açü" manşetini kul- landı. Kathimerini gazetesi "Generafler aracık- ğıyla Ankara ile diyalog'' başlığıyla haberini ve- rirken Niki gazetesi de "Karadayı-Çoganis diya- loğu'', Vradini gazetesiyse "Ege'de moratoryum" başlığıyla gelişmeleri duyurdu. 6 PKK din istismarcısı' ANKARA (Cumhuriyet Bürosu)- Yasadı- şı Hizbullah örgütü, kurban derilerinden P- KK ve bazı köktendinci vakıflardan daha faz- la pay almak için Tunceli'de bildiri dağıttı. 5 Nisan Pazar günü "tslami Dayaıuşma Birliği'' adı alünda dağıtılan bildiride, Ku- ran'dan bazı ayetlere yer verilerek, PKK ve lideri Abdullah Öcalan'ın baskı ve teröre başvurarak, "inançiara saygıl] olduğu" al- datmacası ile Müslümanlan kandırmaya. fit- ne ve fesat çıkarmaya çalıştığı belirtildi. Din istisman yapan PKK ve liderinin, ls- lamiyetin prensip ve emirlerini çiğnemeyi sürdürdügü kaydedilen bildiride, şöyle denil- di: "Bugün sadece PKK değiL din kisvesine bürünen bazı gruplar ve derneklerin de kur- ban bağışlama ve deri toplama adı alünda düzenledikleri kampanyalara karşı da ted- birli ve uyanık olaiım. Yüce dinimiz İslami- yetin yasakladığı uyuşturucu ticareti, haraç toplama. silah kaçakçıhgu insan kaçakçıugL çocuk kaçırma gibi yoüardan gelir sağJamak- tan çekinmeyen terör örgütü, bu defa da ha- yır ve hasenatlanmıza göz dikiyor. Orgüt, din istismarma yönelik bu tür faaliyerJerini. Kür- distan lslam Hareketi (KİK) gibi paravan der- nekler aracılığn la vüriitüyor. Allafa'ın buyru- ğunu görmezlikten gelen PKK ve lideri Öca- lan. Müslümanlan kandırmak için Kuraru- kerim'in ayetierini ve sevgüi peygamberimi- zin hadislerini çarpıtarak kullanıyor. Masum insanlan öldürenler, ticarethanelere, amme mahna zarar verenkr. cebir, yalan ve hile yo- luyla kazanç sağlayanlar bilsinler kL ahirette kendi sui akıbetlerini hazuiamaktadırlar.'' Bildiride, "zalim kişilerür mutlaka ceza- landınlacaklan da yazıldı. Vakıf eserleri müzelere • Baştarafi 1. Sayfada re yenı bir yük ve yeni sorumluluklar geti- receği bir gerçektir. TBMM ile Maliye Ba- kanlığı'nın bu önemJi karan maddi açıdan desteklemesi durumunda projenin başanya ulaşacağı kabul ediliyor. 6te yandan Keten aynca, "KültürveTes- cil Daire Başkanlığı Vakıf Kayıtiar Arsivi, Genel Müdüriük Arşivi ve Istanbul Sirke- ci'de bulunan Bölge Müdürlüğü Arşhi'nin köhne dolaplardan kurtanlarak çağdaş ko- ruma sistembıe mart ayında geçildiğini'" de söyledi. Tarihsel, mimari ve sanatsal değeri olan cami, mescit ve türbelerde modern yangın söndürme, alarm sistemleri ile ilgili olarak 1998 bütçesi ile sağlanan ödeneklerin kul- lanımına başlandığı öğrenildi. Bunun yanı sıra aynı olanaklann hırsızlık ve yangınlara karşı müzelerde de devreye sokulması için bazı girişimlerin yapıldığı belirlendi. Keten, genel müdüriük arşivinde 27 bin 19 vakfıyenin bulunduğunu, çoğunluğunun Osmanlıca-Arapçadan Latin harflerineçev- rildiğini, mikro filmlere çekildiğıni ve bil- gisayarlara işlenmeye başladığını da açıkla- dı. Yeni kurulmakta olan "Türk Vakıflar Araşünna Merkezi''nin Ankara'da 24 Ni- san"da açılacagı ve vakıflar konusunda her cuma günü konferanslar verileceği ve birin- cisinde Dr. Mehmet Önder'in konuşacağı bildiriliyor. Izmir'e ıızay kampı • Baştarafi 1. Sayfada rulacak olan kampa ilişkin çalışmalar sürdürülüyor. Ege Serbest Bölge Kuru- cu ve Işieticisi AŞ'ru'n (ES- BAŞ) kuracağı Uzay Kampı. Türkiye'nin yanı sıra Orta- doğu'ya da hizmet verecek. Üçü ABD'de. diğerleri de Kanada, Japonya ve Belçi- ka'da olmak üzere 6 yerde kurulu bulunan uzay kamp- lannın yedincisi olacak Ege Uzay Kampı'nda yer alacak çeşitli araç ve gereçler ABD'den getirilecek. Ilk aşamada 10 bin metre- karelik bir alan üzerinde ku- rulacak kamp, eğitim mer- kezi ile 300 kişinin kalabile- ceği yatakhane binalanndan oluşacak. Uzay kampı, 7-16 yaş grubunda bulunan ço- cuklara hizmet verecek. Uzay kamptnda çocuklar. normal bir uzay üssünün na- sıl çalıştığım. aya nasıl gidil- diğini, ayda neler yapıldığı- nı yaşayarak görecek. Çocuklar, uzay mekiğinin bire bir maketinde uçuş egi- timi alacak. Astronotların bütün etkinliklerini yapacak. Düşük yerçekimi koltuğu ile ayda yürüme deneyleri ger- çekleştirilecek. Uzay kampındaki "Uzayı Ke^T programlan, haftalık veya hafta sonu büyüklerin de yer alabileceği çocuk kamplan şeklinde düzenle- necek. ESBAŞ yetkilileri, Ser- best Bölgeye de renk kata- cak bu projeye büyük önem verdiklerini, bu yıl içinde in- şasına başlanacak uzay kam- pının 1999 yılının muhteme- len Temmuz ayında faaliye- te geçirileceğini bildirdiler • Baştarafi 1. Sayfada nur'un babası Ankara Anakent Belediyesi'nde görevli. Ankaralı Mustafa. Mühen- dislik Fakültesi Elektrik Elekt- ronik 3. sınıf öğrencisi. Başken- te yakın olması nedeniyle Kı- nkkale'yi özellikle tercih etmiş. O okulun büyümesinden biraz rahatsız. Nedenini de insanla- nn birbirinden uzaklaşmasrna bağlıyor. Öğrencilerin birbirle- riyle tanışabilecefi bir ortamın olmamasından yakmıyor. Mus- tafa küçük kentte okumanın avantajlan yanında çok da ko- mik yanlan olduğunu anlatıyor: "Bütün hocalar oğrencfleri tant- yor. Hoca-öğrenci diyaloğu çok iyi. Öyle ki çarşıda hocalarla karşılaştığunızda önümüzü iKk- leyip seiam veriyoruz. K E arka- daşunızla el ele >ürürken. hoca- yı görünce arkadaşm elini bıra- kıp selam veriyoruz. Ltseü ög- renciterden pek de forkmuz yok. Bu nasıl bir üniversiteti olmak- ür doğrusu ben anlayamadım. Başka ümversitelerde hocalarla öğrendler birbbierini tanımaz- mış. Oysa bizim yedigimiz içti- ğimiz ayn gtaniyor neredeyse." Mustafa, okulunun gelecek yıllarda sayılı üniversiteler ara- sına gireceğinden de umutlu. 22 yaşındaki Ceialettin Istan- bul 'dan gelmiş Kınkkale'ye. Anadolu'da üniversiteli olmak ona "dayaıulmaz hüzün ve acı- lan" da yaşatmış. Ceialettin, Elektrik Elektronik Bölümü 2. sımf öğrencisi. lstemediği hal- de niye geldiğini ise yalnızca elektrik elektronik tercihi yap- masına bağlıyor. On dördüncü tercihiymiş. Kredi-Yurtlar'da yapamadığından Nurculann yurtlannda kalmaya kalkışmış. Orası da apayn bir sorun. "Fut- bol oynamak için bile yazılı izin ahnmaa gerekiyormış." Orada da kalamamış. Ev aramış bula- mamış. Sonunda o da arkada- şıyla bir pasajda 10 milyon lira- ya büro kiralamış. Kaldıklan pasajdaki 50 bürodan kırkında öğrenciler kalıyormuş. Kız ar- kadaşlannın erkeklere oranla daha iyi durumda olduklannı, onlara kiralık ev verildiğini bi- raz da imrenerek anlaüyor. Ki- mi işyerlerinin ögrencilere indi- rim uyguladıgını, kimilerinin ise hiç yardım etmediğini söy- lüyor. Gülden de Iktisat Bölümü bi- rinci sınıf öğrencisi. Kınkkale- li. Bölümü ve kenti özellikle tercih etmiş. Nedenini de "Ai- lemin maddi durumu beni kent dışında okutacak kadar iyi de- ğiL Kız olduğum için de kent dt- şına pek sıcak bakmadılar.' Bu- rada okursan liseye gider gibi okursun' dediler" diye açıklı- yor. Kendisi memnunmemnun ohnasma da "Başka bir kentte okusaydım daha değişik olabi- Hrdi" diye düşünmeden de ede- miyor. Edebiyat bölümünde okumak istiyormuş ama olma- mış. Şiirle arası da "oldukça iyi"ymiş. Hukuk Fakültesi birinci sını- finda okuyor Hasan. Kınkka- le'ye her gün gidip geliyor. Sü- rekli Kınkkale'de kalmayışını "Burada gidilebUecek eğlence yerleri yok. Bir de Aakara 8e aradaki mesafe çok az" diye açıklıyor. Gidiş gelişlerine biraz "macera katmak" için de otos- topu tercih ediyor. Özellikle Türk pop müziğini sevdiğin- den, boş zamanlannda ve yol- culuklannda öykü kitapları okuduğundan söz ediyor. Emine, Iktisat Bölümü son sınıf öğrencisi. Kınkkale Üni- versitesi son tercihiymiş. Bun- dan sonrasının da pek önemli olmadığını "Şu veya bu şekilde bitiriyoruz" diye söylüyor. ilk geldiği yılla bu yılı karşılaştır- dığında yeni yeni binalar eklen- diğini ve özellikle laboratuvar- daki araçlann geliştirildiğini, bunun seyindirici olduğunu söylüyor. Üniversite tarafından düzenlenen ve her hafla alanın- da uzman kişilerin davet edildi- gi 'Çarşamba Söyleşileri'ni ve okuldaki sinema gösterilerini de hiç kaçırmadığını, bunlardan büyük haz aldığını aftlatıyor. Türküleri çok sevdiğini, Türk popundan hoşlanmadığını, ya- zarlardan da Orhan Kemal hay- ranı olduğunu söylüyor. lşyeri sahiplerinin ilk yıla oranla öğ- rencilere biraz daha iyi davran- dığıru anlatıyor. Kınkkaleli Yasin de tktisat 4. sımf öğrencisi. Kentlerinin da- ha da gelişeceğini ve kentlinin arkadaşlanna alışacağını, tüm itirazlanna karşı sonuna kadar savunuyor. Ailesiyle birlikte yaşıyor. Kente alışık olduğu için arkadaşlan kadar sıkıntı çekmediğini söylüyor. Boş za- manlannda da bir yandan çay- lannı yudumlarken diğer yan- dan da kitap okuyabildiİderi çaylı kitabevine gidiyorlarmış. Özellikle okuduğu bir gazete olmadığım, ancak kitabevinde- ki tüm gazetelere "göz atdğuu" söylüyor. Siyasi açıdan rahat- sızlık yaşanmadığını söyleyen Yasin, okulun küçük olması ne- deniyle hemen hemen herkesin birbirini tanıdığını, bu nedenle sorun olmadığını anlatıyor. Hukuk Fakültesi'nde okuyan Esra, arkadaşlannm tersüıe üni- versitedeki tüm uygulamalara muhalif. Arkadaşlannm hiçbir şeye tepki göstermemelerinden yakımyor. Harçlar konusunda sorunlar yaşandığını, kimi ar- kadaşlannm harçlann arttınl- masına destek bile olduğunu si- nirlenerek söylüyor. Yemekle- rin hem pahalı olması, hem de temiz olmaması nedeniyle ar- kadaşlanyla dışarda yemek yi- yorlarmış. Bir de kentteki işye- ri sahiplerinin kendilerine pek iyi davranmadığını, ama bunun da zamanla değişeceğini söylü- yor. Oniversitedeki sosyal ve kültürel etkinliklerin arttınla- rak, kentteki eksikliklerin gide- rilmesi gerektiğini söylüyor. Hoca kalitesinin iyi olduğunu ve derslerde zorlandıklannı, zorluğun da kaliteden ileri gel- diğini söylüyor. Kimi haftalar- da iktisat günleri düzenlendiği- ni, bölümleri ile ilgili olduğu için büyük bir zevkle katıldık- lannı anlatıyor. Fen-Edebiyat Fakültesi'nde okuyan öğrenciler 'Kınkka- km' ve 'Su' adlı kültür sanat dergileri çıkanyorlar. Su dergi- smde farkh görüşteki öğrenci- lerin siyasi makaleleri ağırlıklı, Kınkkalem'de ise daha çok ede- . biyazılarayerveriliyor. Suder- gisinin yazarlan da sahibi de öğrenciler. Öğrencilerin boş zamanlan- nı kültürel ve sportif faaliyet- lerle değerlendirebilmeleri için Türk sanat müziği, Türk halk müziği, felsefe, satranç, mate- matik, sinema, dağcıhk, fotoğ- i Denizin rengi değişirken, sizin de rengîniz değisiyorsa .»bizekatılnrf^^ ^ £ Denizlerimiz i(in (ok gec olmadan . * neler yapabileceğimizî konu$alım. •iıin mavi/ensini korunak iün (ajıjıyoruz! rafçüıkgibi kulüpler oluşturul- muş. Kınkkale Üniversitesi Rek- törü Prof. Dr. Tahsin Nuri Dur- lu, bütçelerinin sınırlı olması nedeniyle belli konulara önce- lik verdiklerini ve amaçlanmn az ama öz üniteler oluşturmak olduğunu söyledi. Ehırlu, yer darhğı ve kız öğrencilerin kala- bileceği yurtlann yeterli olma- yışı nedeniyle sorunlar yaşandı- ğını kaydetti. Bu durumda kız öğrencilerin başka kaynaklar- dan yararlanmak zorunda kala- caklanna dikkat çeken Durlu, "Bir an önce laz yurdu sonınu çözülmelL Çünkü kimi ögrend- lerimiz yer nedeniyle kayıoan- nı dondurupgeri döndüler" de- di. Türban konusunda yasala- nn gereğinin yapıldığını belir- ten Durlu, öğrenci diyaloğu ile bu sorunun da çözüleceğini söyledi. Durlu, öğrencilerle ya- şanan sıkınölar için danışman- lık servisüıi yakında hizmete sokacaklannı, bu servisler ara- cılığıyla çözeceklerirü belirtti. 50 ögretim üyesi daha alındı- ğında servisin hizmete başlaya- cağını belirtefı Durlu, "Öğren- dyi 10-15 gflnde bir hoca çağı- rarak 'Derslerini izliyorum a- ma nerede ne yiyorsun, bir sı- kıntın var mı? Sağlığın nasıl?' şeklinde ögrenciyle diyalog ku- racak" dedi. Durlu, türban ko- nusunda öğrencilerin neden bu kadar ısrarlı olduklannm sos- yal bilimciler tarafından araştı- nlması gerektiğini belirterek "Türbanlı çocuğa çıkar diye baskı yaptığınızda, takmayan öğrenci de ononla birlikte size cephe ahyor. Bunun nedenleri- ni onlara uygun bir diUe antat- mayı tercih ediyoruz. Simge ohırsa kötü, ünübrma ohırsa kö- tü. Uygun bir di>alogia bunu çö- zebiliriz. Okulumuzda çok faz- la sorun yaşamıyoruz'' diye ko- nuştu. Durlu, üniversitelerini tercih eden öğrencilerin yüzde 80'inin Ankara'dan geldiğini, bu nedenle kendilerini Ankara üniversitelerine bir altematif olarak gördüklerini belirtti. Üniversitenin son durumu hakkmda bılgi veren Durlu şun- lan söyledi: "Bu yıl op, veteri- ner ve fen-edebiyat fakültesi fi- zik khnya biyoloji bölumlerine öğrenci ahnacak. Universite- mizde çevre düzenlemesine önem veriyoruz. Moda \e teks- til bolümünü açök. Yörede teks- til fabrikası var. Oraya insan ye- tiştirecek. Türkh e'deki en geliş- miş etektromikroskop laboratu- vannı kuruyvruz. Mekanik test cihazlan aldık. Türkiye'de tek olma özelüğini taşıyor. Tabiat ta- rihi müzesini kuruyoruz. Ama- cımız uluslararası düzeyde araş- nrma yapmak." Rektör Durlu, üniversitedeki ögretim üyeleri- ne aileleriyle birlikte kalabile- cekleri yer bulamamaktan yakı- nırken, yöre halkının da kendi- lerine maddi olmasa da manevi açıdan destek verdiklerini söy- ledi. Durlu, Kınkkalelilerin de artık öğrencinin kent için her yönüyle önemli olduğunun far- kına varmaya başladıklannı ve bunun da sevindirici olduğunu belirtti. Üniversitelerin sorunlannı sorduğumuz hocalardan birisi esprili bir biçimde "Sorunlan olan üniversitelere gitsevdiniz daha iyi olurdu. Bizim çok önemli sorunlanmız yok. Ufak tefek sorunlan da aşacağız'' ya- nıtmı verdi. Kimi ögretim üyeleri de öğ- rencilerin ortaöğretim düzeyin- de olduğundan yakınırken, ki- mileri de gayretli öğrencileriy- le güzel çalışmalar yaptıklannı söylüyor. Ögretim üyeleri, üni- versitelerinin gelişmekte olan bir okul olması nedeniyle bazı sorunlar yaşandığını, ama bun- lann da zamanla aşılacağını be- lirtiyorlar. Hocalar, çok yakın bir zaman üniversitelerinin bi- limsel araştırmalarda Türkiye sıralamasında ilk 10'a girece- ğini umduklannı söylüyorlar. Okulun küçük olması nedeniy- le öğrenci-hoca diyaloğunun çok iyi olduğunu, bu nedenle de öğrencilerin sorunlanyla bire bir ilgilenme fırsatını yakala- dıklannı belirtiyorlar. Ögretim üyeleri, Kınkkale Üniversitesi'nin ögretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı açı- sından Türkiye'nin bütün üni- versiteleri arasında ilk sıralarda yer almasını da sevindirici buluyorlar. SÜRECEK Vurgun Özal 9 la CENGtZYILDIRIM 0800 261 18 38 u c r e î s ı z m a u y ı k o r t a î m â haît• D E N I Z Î f M I Z / T U R M E H » D U N K İ • J a k k a s t e p e ^ ; i z b e y ^ o k \ | [ . % 1 8 1 2 0 7 K u z g u n c u k - i s t a n b u l T e I ( 2 1 6 ) 4 9 2 8 5 8 S - 3 6 F a k s : ( 2 1 6 ) 3 4 3 2 1 7 7 Kurban derisi vurgunu ve kavgası, deri sektöründeki yüksek rant nedeniyle 1986 yılında Turgut Özal hükümeti döneminde başladı. 1986 yıhnda Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu'nun (Fak-Fuk Fon) kurulmasıyla kurban derisi, bağırsak, fıtre ve zekât toplama yetkisi Türk Hava Kurumu'nun elinden alınarak vakıflara daverildi. 1986-1992 yıllan arasındaki 6 yılhk dönemde birçok şeriatçı vakıf, yurt, dernek ve bazı özel okullar ile PKK ve Hizbullah gibi örgütler, kurban derisi, bağırsak, fıtre ve zekât toplayarak trilyonlar Kazandılar. 1992 yıhnda 2860 sayılı Yardım Toplama Yasası'nda gerçekleştirilen değişiklikle kurban derisi, bağırsak, fitre ve zekat toplama yetkisinin yeniden THK'ye verilmesi üzerine dönemin Refah Partisi kurmaylan harekete geçti. RP'nin yasa teküfı Dönemin Refah Partisi Kocaeli Millervekili ŞoketKazan ve 17 arkadaşı öncülüğünde Yardım Toplama Yasasfnınbir maddesinin değiştirilmesi için hazırlıklar başlatıldı, ancak başanlı olunamadı. Söz konusu yasa değişikliğine ilişkin bir çalışma da 1996 yıhnda Refah Partisi tstanbul başladıMillervekili Mehmet Aü Şahin ve Ankara Millervekili Hasan Hüseyin Ce\ lan tarafından yüriitüldü, ancak bunda da başanlı sonuç ahnamadı. Deri toplama yetkisi THK'de bulunmasına karşın dönemin birçok vali ve kaymakamı deri toplayan İcişi ve kuruluşlara göz yumdular. Yetkisi bulunmadığı halde söz konusu dönemde deri ve - • bağırsak toplayan kuruluşlann başında Akyazıh Vakfı, Milli Gençlik Vakfı yer aldı. Bu sırada THK'nin başvurusu üzerine yasadışı olarak kurban derisi ve bağırsak toplayan şeriat yanlısı vakıf, yurt ve dernek yönetici ve üyelerinin de aralannda bulunduğu birçok kişi, haklannda açılan davalarda hapıs cezalanna çarptınldılar. THK,gelirini bölüştürüyor THK kurban derisi, bağırsak, fitre ve zekâttan elde edilen gelirinin yüzde 25'ini Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma vakıflanna, yüzde 15'ini Kızılay'a, yüzde 15'ini Çocuk Esirgeme Kurumu'na, yüzde 5'ini de Diyanet Vakfi'na veriyor. THK gelirin diğer bölümüyle de hizmetlerini sürdürüyor. THK yurt genelinde sürdürdüğü çalışmalar için gelirinin yalnızca v yüzde 10"u kadar harcama yapabiliyor.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog