Bugünden 1930'a 5,499,529 adet makale



Katalog


«
»

6 NİSAN 1998 PAZARTESİ CUMHURİYET SAYFA KULTUR 13 Yıllar sonra yeniden tiyatroya dönen Tuncel Kurtiz, heyecanmı hiç yitirmiyor y4slında hep oyun yazan olmayı istedim. Hâlâ yazıyorıım, ama olmadı. Tiyatro benim için bir mabetti. Oevdiğim için buradayım. Tiyatro yapmak çok zor bir şey. 62 yaşında tiyatro yapmak hiç kolay değil. Her gün aynı heyecanı duyuyorum. C/mut... Umudunu sakm yitirme. 24 saat her şeye yeter. Aşka, kavgaya, içkiye, sevişmeye, acı çekmeye, okumaya, çalışmaya... Hep arayan 'ıımuthı' bir gençNURDAN CtHANŞÜMUL "Neler düşünüriim boyalanmı sMkten sonra/Hiçbilemeyeceksi- niz, demiş Kâmran Yüce. Yıllar sonra yenidentivafroda; Ferhan"ın üslubunda çahşmak hem keyif ve- rici, hem de zor bir iş benim için. Ferhan'la çalışmak büvük zevk. Ferhan'ıninadasürdürdöğii tiyat- ro serüvenini seviyorum. Sürekli arayan bir tiyatro. Sevdjğün için buradayım. tiyatro yapmak çok zor bir şey. 62 yaşındatiyatroyap- mak hiç kolay değil. Her gün aynı heyecanı duyuyorum" diye anlatı- yor Tuncel Kurtiz. Kurtız. bugün- lerde Ferhan Şensoy °un yazıp yö- nettıği "Çok Tiıhaf Soruşûınna" adlı oyunda oynuyor. Kurtız'le ye- ni oynadıgı oyun ve sanat yaşamı üzerine bir söyleşi yaptık. -Bugünedekyapügıııızçalısnıa- lan aniabr mmmz? Aslında hep oyun yazan olma- yı istedim. Hâlâ yazıyorum, ama olmadı. Tiyatro benim için bir ma- betti. llk kez çevirisıni yaptığım 'BeşGün' isımli oyunla atıldım ti- yatro hayatına. Bir süre gençlik ti- yatrosunda oynadıktan sonra ise Dormen Tiyatrosu'nda 'ZaferMa- daryası' isımli oyunlaprofesyonel- liğe ilk adımımı attım. Hani meş- hur bir laf vardır. "Sahne tozunu yutan adam bir daha sahneyi bıra- kamaz" dıye. Öyle mı. çok mu se- viyordum tıyarroyu? Evet öyle, a- ma hep arayan bir tıyatrocuydum ve hâlâ öyleyım. Daha sonra Sehir Tiyatrolan, Kenterler. Dormen Ti- yatrosu'ndaçalıştım. Bu süre için- de bırçok oyunda rol aldım. GEN- AR Tıyatrosu'nda CEST ortaklı- ğını kıirduk Cahit Irgat F.rol Gö- naydnL-Suna Ke?kin'le bırlikte. Gülriz Sururi ve Engin Cezzar'la oynadıktan sonra ıse Tuncer Nec- mioğlu, Müjdat Gezen. Lmur Bu- gay ve Aydın Engin le GEN-AR Tiyatrosu'nda Halk Oyunculan'nı kurduk. Halk Oyunculan büyük başanlar kazanmasına ragmen bir süre sonra kapandı. - Sinemaya nasıl başladınız? 1962de Orhan Günşiray'ın 'Şeytanın Lşaklan' filmıyle. Yrt- maz Güney'le macera filmleri yaptık. Sonra 'Umut' filmini yap- tık Yılmaz'la. 'L'mut'la Cannes'a gittik. Film zaten yurtdışına kaçı- nlmıştı. Cannes'daçok başanlı ol- duk. Arkasını getıremedik, çünkü Yılmaz içeri girecektı. Ben de bir daha dönmedim ondan sonra. Tür- kiye'de ortalık kanşmıştı. Birçok aydın, yazar, ressam. şair, düşünür anlamsız bir şekilde içen almdı. Yurtdışı bir maceraydı - Avrupa maceranızdan söz eder misiniz? fsvee televizyon filmleri. lsveç Kraliyet Tiyatrosu. Devlet ve Şe- hir Tiyatrolan. Norveç"te. Filis- tin'de. Hamburg, Frankfurt. Bre- men Şehir Tiyatrolan'nda oyna- dım, çeşitli filmlerde rol aldım. Uzun yıllar yurtdışında kalmca bir yabancılaşma da başlıyor aslında. Kültür Bakanhğı dönemınde Fik- ri Sağlar Viyana'da tiyatromuzu zıyaret ettiğinde "Benden ne ister- suıiz" dedıği zaman; "Oyunumu- zu Türkiye'de sahnelemek ister- dim" dedım. O yıl Tiyatro Festıva- li'nde oyunu sahneledik ve geliş o gelış. - Dönüşünüzde nasıl bir Türki- ye buJdunuz? Geri dönmeyi hiç sevmiyorum. Türkıye'ye de geri dönmüş gibı saymıyorum kendımi. Yurtdışı bir maceraydı, o macerayı yaşadığım için se\ inçliyim. Bir şeyler aldım, acılarçektim. sevinçler.aşklarya- şadım. Döndüğüm yer bıraktıgım Türkiye değildi kı zaten. Lağım çukuru haline gelmiş bir Istan- bul'a geldım. Burjuvazimız ya da yönetenlerimiz böyle bir şehir ya- rattı köprülenyle. Bizim gençliğı- miz 'Köprülere hayır' dedı, şımdı ne kadar haklı oldugumuz bir kez daha ortaya çıkıyor. Bu nasıl bir büyümedir? tnsanlar teker teker kavgalannı sürdürdü. Umut... Lmudunu sakm yıtırme. 24 saat her şeye yeter. Aşka, kavgaya, iç- kiye, sevişmeye, acı çekmeye, okumaya, çalışmaya Kendi tiyatromu kuramadım - Türkiye'ye dönünce de boş durmadımz— Yerebatan Sarnıcı'nda Sema ve Dimo'yla Bedrettin Destam'nı farkjı bir şekilde yorumladık. Ha- sanOztürk'ün Son Tannça'sını ha- zırladım. Sonra yine sınema... Tür- kıye'de kendi tiyatromu kurama- dım. sponsor bulamadım. Benim ya da onlann kabahati.. bilmiyo- rum. - Bugfin tiyatroya gerçekten sa- hıp çılülıyor mu? Ferhan Şensoy'un tiyatrosunu ayakta tutmak için verdiği müca- deleyi ayakta alkışlıyorum. Fer- han'dan başka tiyatroyu çok seven arkadaşlanmız böyle bir tiyatroyu ayakta tufmaya çalışmıyorlar Or- neğin. Zeki Alasya ile Metin Ak- pınar. (Jmur Bugay nıye tiyatro yapmıyor? Bitti mi onlar için ti- Ilya ve Emilia Kabakov, Londra da bir 'Pmjeler Sarayı' kurdular Geçmişingölgesindeikigönüllü sürgün Kültür Servisi - Çağdaş sanat ortamının ünlü sanatçılanndan Dya Kabakov ile çalış- ma arkadaşı ve eşi Emflia'nın Moskova'yı terk etmesinin üzerinden on yılı aşkın süre geçti. Ancak bu gönüllü sürgünlük döne- minden önce kendi vatanlannda yaşadıkla- n baskı, ürettikleri yapıtlarda hâlâ etkısinı sürdürüyor. Ilya Kabakov, Rusya'da Sre- tensky Boulevard adlı yeraltı topluluğunun bir üyesi olarak 30 yılı aşkın süre gizlılık içinde çalışmıştı. Cezaevine girme tehlike- siyle karşı karşıya kalmamak için çocuk kı- taplan resimleyen sanatçının arnacı görün- mez olmaktı sanki, Sovyetler'deki gerçek- Jerle yüzleşmemek için çocuk kitaplannın hayal âleminde yaşıyordu. Bugün New York'ta yaşayan ve uluslara- rası üne kavuşan Ilya Kabakov, 1995 yılın- da gerçekleştirilen Lfluslararası fstanbul Bi- enali'ne de katılmıştı. Sanatçının eşi Emi- lia ile birlikte gerçekleştirdiği son çalışma- sı "Projeler Sarayı", Kuzey Londra'nın es- ki tren istasyonlanndan birinde sergileni- yor. lstasyon içinde bir mekân kurgulayan Il- ya ve Emilia Kabakov, izleyicilere bir dızı ilginç önerilerde bulunuyorlar. Kabakov'un öteki çalışmalannda olduğu gibi "Projeler SarayT da acı-saçma, ciddiyet-komiklüc gi- Irya ve Emilia Kabakov 'un çalışınaJannı oluşturduklan çiziın masası. bi uçların arasında gidip geliyor. " ProjelerSarayTnın bir köşesinde duran masada. "İnsan Kendini .Nasıl Oeğiştirebi- lir" başlıklı bir belge bekliyor ızleyiciyı... Metınde. nasıl kanat yapılabileceğı ve ınsa- nın bu kanatları sırtına nasıl takabıleceği anlatılıyor. Bueylemin "aiieninöteki üyele- rinden tepki almamak için" yalnız başmay- ken denenmesi gerektiği de vurgulanıyor. Bunlann neden yapılacağına dair bir açık- lamada ıse bulunmuyor Kabakov. "Tavanın AJtındaki Cennet" adlı bölümde ise izleyi- cıyi pek de saglam durmayan bir merdive- ni tırmanarak asağıya bakmaya davet ediyor sanatçı. Aslında serginin her bölümünde, çocukluğu yeniden yaşamaya daır. çocuğun bakışıyla dünyaya bakmaya dair romantik bir nosyon bulunuyor. Serginin "Saray* başlıklı kesitinde ise yaşamlanyla ilgili sürekli şıkâyet edenlere paçavralargiyinerek bir sokak köşesinde di- lenmeyi öneriyor Kabako\ lar. Bu bölümün metnınde. serginin güçlüklennden söz edi- lırken yine de izlevıcının daha pozıtıf bir ba- kış açısı kazanacağı vaat edılıyor. Aslında Kabako\lar"ın bu sergisindeki tüm bölümlenn satır aralarında okunan şüp- hecı bir bakış açısı varyaşama daır. Sovyet- ler'de yaşadığı yıllarda rejımin sanatçılara dayattıfı sosyalist gerçekçılik tarzının dışı- na çıkan sanatçılara uygııladıgı baskının kendisı üzerindekı etkilerını de farklı bir bölümde ele alan Ilya Kabakov bir sanatçı olarak yaşadığı güçlüklerin yansımalannı gözler önüne senyor. "ProjelerSarayı". Ilya Kabakov'un Rus- ya'da kendisi için hem bir hücre hem de ha- yallerini gizlice hayata geçırdığı atölyesin- de yaşadığı yıllarda içinde kaldığı ıküemi yansıtan bir sergı olarak nıtelendiriliyor. ln- sanın değişime ve özgürlüğe olan gereksi- nımi gözler önüne sererken. özlem duygu- sunun da derınden denne hıssediidiği bir hüzün mekânı oluşturuyor Kabakovlar'ın "Sarav'ı. îngilizlerin ünlü yazan Sir Arthur Conan Doyle'un edebi mirası ticari bir oyuna alet oluyor Sherlock Holmes geri dönüyorKültürServisi-tngiltere'nin unutulmazhayali de- dektif kahramanı Sherlock Holmes, yaratıcısı ünlü yazar Sir Arthur Conan Doyle'un ölümünden >ak- laşık 70 yıl sonra edebiyat dünyasına geri dönü- yor. The Sunday Times gazetesinde yayım- lanan bir habere göre, çağdaş yazarlar ye- ni Sherlock Holmes öyküleri yazacaklar. Haber, Sir Arthur Conan Doyle'un yıl- lardır 'eo çözülmez gizemi' olarak ni- telendirilen telıf hakları davasıyla il- gili yeni gelışmelerin ertesinde geli- yor. Sir Arthur Conan Doyle'un telif haklan davası, Sherlock Holmes'un bile kolay kolay çözemeyeceği kadar karmaşık! Bu öykünün kahramanlan, bugün Amerika'da yaşayan Macar asıllı sosyete Andrea Plunket Danimarkalı bir aristokrat olan Claus van Bulow ve Holmes öykülerini 24dizilık birtelevizyon yapımına dönüş- rüren Amerikalı yapımcı Sheldon Reynoids. flginç olan. bir dızi tuhaf gelişme sonucu Îngilizlerin bu ünlü yazannın telif haklannın. 2000 yıhna ka- dar bir zamanlar söz konusu Danimarkalı aristokratın metresi olan ve sonradan söz konusu TV yapımcısıyla evlenen bir sosyete kadınm elinde olmasıî Bugünkü uluslararası telif hakları yasası uyannca bir yazann ölümünün üzerinden 70 yıl geçtikten sonra ya- zann yapıtlan halkın malı oluyor. Sir Arthur Conan Doyle'un telif haklan, bu süre dolmadan bir süre önce TV yapımcısı kocasının Holmes filmleri- ni çevırebılmesi için Andrea Plunket tarafmdan satın ahnmış. Plunket ile Rey- noids sonradan boşanmışlar ve aralannda \ıllar sürecek bir Sherlock Holmes davası başlamış. SÖz konusu dava geçen günler- de sonuçlandı ve New York eyalet mah- kemesinde Doyle'un telif haklannı de- netlemehakkı Plunket'a geçti. Bu karmaşık davanın sonucu şu: Plunket, 2000 yılında Doyle'un telif haklannın kendi elinden çı- kıp halkın malı olana kadar dilediğini yapa- bılecek. Andrea Plunket, dava sonuçlanırsonuçlan- maz niyetini açıkladı: Önümüzdeki günlerde yeni Sherlock Holmes öykülen yazmak iste- yenlere bir yanşma açacak. Bir dizi rastlantı so- nucu çağımızm en büyük yazarlanndan bi- rinin yayın haklannı elinde bulunduran Plunket'ın, 2000 yılına kadar Doyle'un sırtından olabildiğince büyük bir ka- zanç elde etmeyi amaçladığı söyleni- yor. Tüm bu olanlara Sir Arthur Conan Doyle ne derdı acaba? yatro? Istanbul'un hâlâ sahne ek- siği var. Yapabilirsem bir sahne aç- maya çalışacağım. Tiyatroda dün- yanın en eski ve en zengın kültür- lerinden bin olan Anadolu kültü- ründen yararlanmak durumunda- yız. "Oi mahilerki derya icindedir- ler/ deryayı bilmezier'' demış şaır. Biz de bıraz öyleyız. Yurtdışında kütüphanelerde geçirdiğım za- man larda kendi kültürümüzü araş- tırmaya çabaladım. Türkiye'de bir- çok tiyatro hayatını sürdürüp gidi- yor, bınlerce çıçek açacak. Hem de bütün bu pislığin içmden çok güzel çiçekler açacak. Her rejisör kendisı kadar rejisördür, heroyun- cu kendisi kadar oyuncudur. Kişi ne kadar insansa o kadar sanatçı o/ur. - Gençlerintiyatroyailgisini na- sıi değeriendiriyorsunuz? Gençlerden çok umutluyum. Kımse durduramaz Türkiye'deki güzeüm gençliğin isyanını. Bu gençlik bugün yine bir başkaldın- dadır. Umanm geçmişte olanlar- dan dersini alır. Biz de hep ~ arayan gençlerdik. Ben hâlâ arayan bir gencim. Hep bil- medığımi arıyorum. Hep arayan ve yeni pencerelerle ufkumu gelıştirmeye çalışan bir insan oldum. 'Tiyatroya inandım' - Tiyatro ve sinemaya bir- likte başladığuuzkişiierinço- ğu sizinle birlikte değil bu- gün. Cok ilericı, devrimci, halk tiyatrosu. işçi tiyatrosu diye karşıma çıkan arkadaşlan- ma kırgınım. Tiyatroyu da, benı de yalnız bıraktılar. On- lann seçimı buymuş, demek kı ortada bir yalan varmış. Değışım doğa), ama bir te- mel üzerinden olmalı. Ben tiyatroya inandım. Cahit Ir- gat, HazatÇeliktepe.Sermet Çagan, Vaman Okay, Yavu- zer Çetinkaya_ Onlan özlü- yorum. Yine buradalar, be- nımle beraberler. Yılmaz Güney şimdi "İhtiyar yine konuşuTOrsun" diyordur. Hiçbir şeyin yoktan var ol- madığına, varken de yok ol- mayacağma inanıyorum. Yi- ne onlarla beraberım. ama bir gün buluşacağız onlar- la.Cahit Irgat şöyle demişri: "Şehirdeğıltabutbu/kolko- la dolaşıyorölüler/ bu şehrin mahzenİeri irin kokar kan kokar/Şehrin mahzenlerin- de ciııavft var ölüm \ar/ A- ma selam ahnteriyie ekmek >iyen herkese/ selam bugü- nü haarlayan öiüyvJ Selam saçlanndan asılan tabanın- dan çivilenen diriye/ Selam 80ayak merdivenli kara yüz- lü binanjn üst kaOndan aö- lan berrakgözlü pınl pınlce- sede/ Giden gitti, kalana sa- bır/ bu karagünlerekarakış- iara sabır/Sabırzindandaki sürgündeki dostlara/ Yeni bir gün doğuyor." Hep bir umutla yaşadı Cahit. Umut- suz yaşanır mı? Umut hep olacak. - Gefccek için projeteriniz neler? Canan Gerede, İzlandalı biranneninhayatını çekecek, orada oynayacağım. Kafam- da hayaller var. Gelecek se- ne mutlaka bir laboratuvar çalışması, gençlik tiyatrosu deneyeceğim. Oturmuş, bir tiyatronun oyuncusu ya da bir yerde kalıp orada hayatı- nı sürdüren bir adam ol- mayacağım. BUAŞAMADA ŞÜKRAN KURDAKUL Seçme Özgürlüğümüz Kendilerini ülkenin "olmazsa olmaz" kişileri du- rumuna getirmek için yıllar yılı "kulis oyunlan"nda dirsek çürüten irili ufaklı politika esnafı seçim tar- tışmalanna başladı mı, Çiçeron'un, öfkesi yergi- ye dönüşen mızrak gibi deler geçer satırlarını anımsanm: "Ayn ayn bakınca değer vermediğimiz kimse- lere bir araya geldikleri zaman değer vermekten daha büyük budalalık olur mu?" (Çev: Sabahat- tin Eyuboğlu) • • • Tarihe bakalım, biz miyiz olup bitenleri algılama gücünden yoksun budalalar, onlar mı! Yasalarla kendi kişisel ya da sınıfsal çıkarlarına dokunul- mazlık kazandırdıklannı sananlar nasıl ödemişler budalalıklannın bedelini. • • • "Halka dahleylemek nemiz, Bilcümle vebal bizdedir." (Gazi Âşık Hasan) • • • Eskiden sol gösterip sağ vuruyordu, şimdi de- mokrasi gösterip seçme özgürtüğümüze vuruyor. ••• Rosa Lüxsemburg diyor ki: "Bazan bir tek oy bile gözlerini açar insanla- nn..." Seçme özgüriüğüne inanıyorsa, demokrasiye inanıyorsa bir tek oyun bile amacından koparıla- madığı "artık oy" sistemini getirerek inancını doğ? rulasa ya! ' • • • Yok canım, bir elinde demagoji, ötekinde "med- ya", derdi gücü uzaktan kumanda altında tutmak bizi. • • • ! Halk soruyor: Başka seçenek yok mu? Ben de soruyorum, asıl seçenek siz değil misi : niz?.. • • • Yasalara bak, demokrasinin ne olduğunu, ne düzeyde olduğunu gör. , * • • 1 "Çiğnendi yazık yine milletin ümmidi bülendi,'. Kanun diye, kanun diye kanun tepelendi." (Tevfik Fikret) • • • "Düşünüyorum öyleyse vanm" demiş ya Des- cartes; varsan, düşündüğünü göster. • • • Manc'a sormuşlar: - Sermayedar nedir? - Sermayesinin memuru. Politikacı nedir? - Memurun memuru. • • - Ya seçme özgüriüğü dedığim/zneotuyorkiüs- tat? "Abraham Lincoln haklıydı" demiş sakallı, "kurda kuzuyu yedirme özgürlüğü". • • • ; Mustafa Kemal'imize sormuşlar: 1921 'de Türkiye Büyük Millet Meclisi bildirgesi- ne yazdığınız "Bizi mahvetmek ısteyen kapitaliz- me ve yutmak isteyen emperyalizme karşı savaş- mayı gerekli gören bir mesleği (öğretiyi) takip e- den insanlanz" satırlarını bugün de geçerlı görü- yor musunuz? Gözlerinde düşünen adam derinliği "Elbette" demiş Ulusal Kurtuluş Savaşımızın önderi, "yalnız iki canavann da önüne 'yeni' sözcüğünü getirme koşuluyla". • • • Çocuk mutlu olmak için seçer, seçtiği için mut- lu olmaz. Çocuk yerine bile koymuyorlar bizi! Papirüs'ün 14. sayısı: Çagımızın Aynası Sinema • Külrür Servisi - Ay lık kültür sanat dergisi Papirüs, Nisan sayısında kapak konusu olarak sinemayı işliyor. Sovyet Devrimci Sineması, Italyan Yeni Gerçekçıliği. Fransız Yeni Dalga akımı ve günümüzdeki Hollywood egemenliği. Avrupalı sinemacılann bu egemenliğe yanıt verme çabalan, genel olarak Üçüncü Dünya Sineması ve Türk sinemasındakı son gelişmeler, makale ve söyleşiler aracılığıyla tartışılıyor. Papirüs yeni bir tartışmayı da gündeme getıriyor: "Sinema romanı öldürdü mü" ve "Toplumsal sistemler kendilerini, sanat alanlanyla digerlerinden ayınr mı?" Papirüs'te aynca medyanın şiirleri ve şairleri işleyiş tarzı ele alınarak Zeki Coşkun'la yapılmış birsöyleşi, Gökhan Cengizhan'ın, küçük lskender'in 'Şiirli Degnek' yazılanndan hareketle. kaleme aldığı 'E)eğnekçi Şair k. lskender" başlıklı eleştiri yazısı, Ahmet Erhan'dan atlarla ilgili bir muhabbet, derginin sürekli yazarlanndan Tank Dursun K'nin 'Kıskanıyorum Seni Ben Ellerden" başlıklı denemesi, Pertev Naili Boratav'la ölümünden önce yapılan son göriişme. Öner Yağcı'nın Ömer Hayyam'la ilgili incelemesi. Ceyhun Atuf Kansu üzerine bir inceleme. Nursel Duruel'in 'Genç Canetti'nin Brecht'i başlıklı yazısı ve Kaan Güner'in 'Komünist Partisi Manifestosu'nun görsel • sanatlar ve mimarlık tarihindeki yeri' konusunda incelemesi yer alıyor. i Berna Erkün'ün 'Başucu Kitabı' başlıklı resim sergisi . • Kültür Servisi - Berna Erkün 7. kişisel sergisi ,' 'Başucu Kitabı'nı açıyor. Sanatçı çalışmalannda ; tuval ve kâğıt üzerine boya tekniğini kullanmış. ' Sergi kişiliğimizin, çocuk 'ben'den yetişkin 'ben'e , gelişimini. çocuk 'ben' ve yetişkin 'ben'in karşılıklı ilişkilerini ve çocuk ve çocukluk tanımlannın karşılaştınlmasına yönelik çalışmalardan oluşuyor. Sergi 15-30 Nisan tarihleri arasında Teşvikiye Nelli • Sanat Evi'nde gezilebilir. (227 73 75) I 'Sanatçılar' konulu boyama kitabı • Kültür Servisi - Günışığı kitaplığı. 3-6 yaş grubu çocuklar için 'sanatçılar' konulu boyama kitabını 1 yayımladı. Kitap çoçuklara sanatçılar hakkında ' kalıcı temel bilgiler vermeyi, onlan sanata , özendirmeyi amaçlryor. Metınleri Mine Soysal, \ çizımler ise Güldehan Özbay tarafmdan yapılan J boyama kitabında çocuğun harfler, sözcükler ve ( dolayısıyla metinle yakınlaşması sağlanıyor. J
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog