Bugünden 1930'a 5,500,335 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 4 NİSAN 1998 CUMARTESİ OLAYLAR VE GORUŞLER Liderler! Lütfen Bir Kez... SUNDA SALIUKHukukçu « T oplumsal değerlerin bir- çoğunun yıtinldiği günü- müzde. ülkemizin gelece- ğe yönelik siyasal görün- tüsü ıç karartıcı bir görü- nüm vermektedir. Aklı ba- şında, ülkesini seven herkes kendince çözüm yollannı bulmaya çalışmaktadır. Çeşitli kuruluşlar ya da genel deyişle Si- vil Toplum Örgütleri (STÖ), kötü gidi- şi durdurabilmek için kendi çaplannda yoğun uğraşlar vermektedir. özellikle yasama ve yürütme erkini elinde bulun- duran siyasikri uyandırabilmek ama- cıyla ellerinden gelen tüm çareleri sun- maya çalışmaktadırlar. Ama acı gerçek; ülkenin kaderini ellerinde tutan siyasi- lerin aymazlıktan sıynlamadığı şeklin- dedir. Üzülerek betirtmek isteriz ki ger- çeği görerneme ve gerekli davramşlarda bulunamama yeteneksizliği, özellikle sol eğjlimli partilerde sürgit (müzmin) du- ruma gelmiştir. Yunıçinde 12 Eylül daıbesinin, yurt- dışında küreselleşme darbesinin ülke- mizdeki tüm siyasal bilinci körleştirdi- ği, bir bakıma ülke kaderini elinde tutan birçok siyasinin, çok uzağı değil yakın geleceği bile görememe noktasında bu- lunduklan su götürmez bir gerçektir. Çevremizdeki liderlere şöyle birbakıruz... Bir de\ let dairesinde ya da bir özel ku- ruluşta çalışmış olsalardı. çok büyük ih- timalle, hemen tümü çoktan emeİdi olup kendi köşelerine çekilmiş olacaklardı. . Darbenin depolitizasyon politikası, kü- reseüeşmeye ayak uydurabilmek için gerekli kültürden noksan oluş, son on beş yılda tüm liderleri başarısız kılmıştır. Özellikle sol eğilimli ldfle, ülkenin gele- ceğini şekillendirecek olan siyasal par- tilerin tüm liderlerini her konuda çoktan aşmıştır. Liderlere göre ülkeyi çok daha iyi tanır olmuşlardır. Ülke kültürünü da- 1 ha iyi özümseyip, yurttaşlann beklenti- lerini daha iyi görür olmuşlardır. Sorum- luluk duyan insanlar kendilerini kısır döngünün (fasit dairenin) içerisinden çı- kanp. geniş ufuklar içerisinde çözüm üretebilmektedirler. Ama ne yazık ki bu önerilerini hayata geçirebilecek olanak- ları elde edememektedirler. Bu olum- suzluk bu insanlann değil. onlann yol- lannı tıkayan siyasal partilerin yönetim kadrolannın suçudur. Siyasal partilerimize şöyle tarafsız bir gözle bakmız. Hangi liderin parrisi son on-on beş yıl içerisinde başan gösterdi de, parti liderliği koltuğunda oturmayı sürdürebiliyor. Maurice Duverge Poüti- kaya Giriş kitabında. "LRİer, yalıuz bir hiyerarşinin üstün olan 1 no'su değil, ko- lektif >arar uğruna grubun bütününe kumanda eden bir yöneticidir" demek- tedir. Bizim mevcut liderlerimiz yakın ya da uzak geçmişlerinde hangi toplumsal yaran hedeflediler ve bu hedefe varabil- mek için iyi bir kumandan olabildiler? Burada yalmz insafla belirtmek gere- kir, laik ve demokratik cumhunyetin düşmanlan olan şeriatçı kesim yukan- daki sorumuzun oİumluyarutıdırlar. On- lar siyasal hayatın içerisinde özellikle kendini sosyal demokrat ya da demok- ratik sol sayan politikacılann toplumda yarattığı düş kınklığını çok iyi kullan- dılar. Sol söylemleri kendilerine ilke ola- rak monte edip. (takıyyecilikte üstleri- ne yoktur) sol kesimin aymazlığından ya- rarlanarak ve din sömürüsünün yanın- da kendilerine sağlanan ekonomik ola- naklan sınırsızca kullanıp hedeflerine vanr oMular. Küçük bir ara not ile köktenci Refah Partisi'nin konumuna değinmekte yarar görüyorum. Bu partinin yargı karan ile kapanmış olması, üzülerek belirtelim fazlaca bir şey değiştirmeyecektir. Ka- mrruzca bu parti, kapatma gerekçeleri- ni yaratanlann siyasal hayattan tümüy- le çekilmelerini sağlayan bir cezaya uğ- ramalı, daha sonra da "sabıkalı parti' olarak yaşammı sürdürmeliydi. Şu an- da karşılaştığımız durumabirbakııuz. Fa- zilet Partisi, tüm takıyye yollannı kulla- narak, şimdiden Atatürkçülüğe soyun- muştur. Gerçekte o partide şeriatçı dü- zeni egemen kılmak isteyen laiklik düş- manı hiçbir üye amacından vazgeçme- miştir. Ama bir süre yargının cezasına çar- pılmamak için büyük çabalar harcaya- caktır. Bu saptamayı Fazilet Partisf nin başka bir parti olduğunu düşünen kişi- ler ya da kuruluşlar için yapmış bulunu- yoruz. Yazımızın asıl hedefine geri dönecek olursak. hemen belirtelim bizim kaygı- lanrruz ya da önerilerimiz sağ kesim ile ilişkili değıldir. Yapmaya çalıştığımız çağn kendini 'sosyal demokrat' ya da demokratik sol' sayan partilerin lider- lerine ve mensuplannadır. Daha somut bir deyişle DSP ve CHP'yedir. Nedir DSP ve CHP'nm konumu? Kökende bu iki partinin birbirlerinden büyük farklılıklan bulunmamaktadır. tdeolojik yapılannda ya da söylemle- rinde ortaya koyduklan aynhklann ya- nı sıra programlanna ve seçim bildirge- lerine lütfen bir göz atın... Aynntılara inerek aradaki uyum ya da uyumsuzluk- larla uğraşmaya gerek görmüyoruz. An- cak her iki sosyal içerikli partimizde, eğer dünya olaylannı iyi izleyebiliyor, Türki- ye'deki yaşayan insanlanmızın beklen- tilerini doğru saptayabiliyorlarsa, sos- yal devlet içeriğmi yadsımayan. kültü- rel gelişme ve sağhk, eğitimde çağdaş- lığı yakalamak.. kısacası insanca yaşa- yacak ekonomiyi yerleştirmekten çok daha farklı görüşlermi ileri sürebilecek- lerdir? Durum kabaca böyle özetlenin- ce, bizım bu iki siyasal partimizin yakın geçmişleri ile yakın geleceklerini irde- lemek ve önerilerimizi sıralamak zorun- lu hale gelmektedir. 12 Eylül'ün getirdigi baskı rejimi içe- risinden sıynlarak ortaya çıkmış olan her iki partimiz de gerçekte aynı yapıda aynı düşüncede olan kitlelere dayanmak- tadır. Bu kitleler 1970'li yıllarda o gün- kü CHP'yi yüzde 45 dolayındaki oy po- tansiyeline taşımışlardır. Yine o günün lideri Sayın Ecevit'i efsaneleştirerekbaş- bakanlıga taşımışlardır. Sürekli aktif ve beklentiler içerisinde olan CHP örgütü, kendi içerisindeki tüm çekişmelerle bir- likte 1980 yılının açmazına gelip dayan- mıştır. Bayan Ecevit'in zaman zaman dile getirdigi gibi, parlamentodaki bazı milletvekilleri, bazı yerel parti örgütle- ri Sayın Ecevit'i çoküzmüş olabilir, onun beklediği disipliniçerisindekalmamışola- bilirler. Ancak geçmişteki bu olumsuz davranışlan geleceğin davranışlannda ipoteklemek hiçbir liderin inisiyatifînde olamaz. Ecevit'i Ecevit yapan, unutul- mamalıdır ki yıllarca tüm olumsuz ko- şullara karşın onun yanında yer alan halktır. Bu halkın sağladığı karizmaya, halk her zaman ortaktır... Bu lider yara- tıhşından sonraki atılacak her adımın iz- leyicisi ve denetçisidir. Sayın Ecevit'e güvenerek teslim edil- miş bulunan ülkemizin gelecegini tö- kezleten darbe sonuçlannın açmazı içe- risinde. büyük hayal kınklığına ugramış fedakâr ve vefakâr CHP'lilere sırt çevir- mek hakkı Sayın Ecevit'te bulunamaz. Geçmişte onun yaşadığı hayal kmklık- lannı ve eziyetlerini ona inanmış bulu- nan yüzbinlerce insan da yaşamıştır. On- lar hem sisteme hem ortama hem de si- yasal partilerin lider ve kadrolanna küs kalmışlardır. DSP'nin kuruluşundan ve CHP'nin siyasal yaşama katılmasından bu yana geçen süreci bir düşünün... Her iki partinin aldığı sonuçlara bakm. 1979 yılındaki oy oranının yansını bile yaka- lamaktan geri kalmışlardır. Ama bu ge- ri kalma onlan hiç rahatsız etmemekte- dir. Varlıklan ülke için değil gibidir. K.en- dilerinden başan, iktidar bekleyen. top- lumsal yaşarnı banş içerisine sokmala- nnı isteyen, kısacası mutlu bir geleceğe sahip olmak isteyen kitleler önemli de- ğildir. Varsa yoksa iki dudaklan arasın- dan çıkanı emir sayan bir örgüt ve ego- lannı tatmin eden bir ortam... Lütfen aklınızın bir bölümü ile düşü- nün. Siyasal partiler niçin kurulur, bazı kendini bilen yurdunu ve yurttaşını se- ven insanlar neden lider olur? Doğal ola- rak içinde bulunduğu ülkenin insanlan- na hizmet için. Şimdi ülkemizin görün- tüsüne bir kez daha göz atalım ve mer- kez solda bulunan iki partimizin lider- lerini insaf ile eylemlerinden dolayı ır- deleyelim. Her iki lidere de olumlu bir puvan verebilmekolanaksızdır. tçinde bu- lunduklan noktadatıkamp kalmışlardır. Bu takınaklıgın tek nedeni de en azın- dan birlikte davranış içensinde buluna- mamalandır. Sonuç: Ülkemizin içerisinde bulun- duğu karanlık görüntüden çikabilmesi- nin tek ve akılcı çözümü, CHP ve DSP'nin gerçekçi birliğinden geçmek- tedir. Toplumumuzun beklentileri, için- debulunduğu koşullar nedeniyle artıkçok büyük şeylerdeğildir. Kabaca belirtecek olursak; toplumsal değerlerini yeniden kazanmış, ekonomisini enflasyon cana- van belasından kurtarmış, insan hakla- nna saygıyı tüm kuruluşlannda yerleş- tirmiş, yasama-yürütme-yargı erklerini etkin kılmış: saygın, laik. demokratik, Atatürkçü çizgide bir cumhuriyettir. Bu amaçlar doğrultusunda çalışabı- lecek bir iktidan ancak söz konusu iki partimiz gerçekleştirebilecektir. Merkez sağ ya da öbürlerinin böyle ülküleri ger- çekleştirebilmeleri varlıklanna tümüyle terstir. O halde, her iki partinin lideri yalnızca iktidar olmanın yolunu kendi- lerine açacak olan -ister tam birleşme, is- ter güçbirliği olsun- eylem için hiç va- kit yitirmeme zorundadırlar. Bu zorun- luluk onlann tarihsel görevi ve en azın- dan bugün sahip olduklan varlıklannın gereğidir. Güzel ve mutlu insanlann ya- şadığı Türkiye'nin oluşumu için; sayın liderier lütfen son bir kez olsun bir ara- ya geliniz... Unutmayınız bu son çağn- dır. Belki başka çagn şansımız hiç ol- mayacaktır. - 2. Cumhuriyetçiler... T ürkıye. "'kurgulu düzeni" ile "işler gö- rünen düzeni" birbirinden farklı. tüke- timiyle, üretımiyle, gelırdağılımı ve ya- şam niteliğiyle yığınsal kopukluklann yaşandığı. adeta. iki ruhlu. iki karakter- lı bir ülke durumunda. Belki de bu yüzden, kimıle- ri, "2. Cumhumet" diye tutturuyorlar. Ancak bu sav unu, genel kabul gören reform bek- lentileri konusundaki sıradanlığıra, Cumhuriyeti'miz konu olunca. arsızlığa ulaştınyor. Türk-tslamcılar, (Kürt-Türk) federasyonculan ve dinciler gibi 2. Cumhuriyetçiler de Anadolu devri- mini, imparatorluk ile yannkı bulanık düşleri ara- smda, bu toprağı tözünden anndınlması gereken bir kesit gibi görüyorlar. Sussunlarmı?: Hayır! Açıktan çağnsı fıili şiddet olmayan her düşünee- nin, en kanlı sonuçlara yol açması ihtimalinin ön- lemsiz bırakılmaması koşuluyla, savunulma güven- cesini. demokrasi açısından çelişkili degil gerekli görürüm. Oysa, tarih de politika da pozitivist bilim anlayışı da beni yalanlar. Ve açık aldatmadan kaba yalana giden yolda, ar- tıkbir de "2.Cumhuriyet''çilerin posrülalan var. An- cak Türkıye'de eyaletler temelinde başkanhk siste- mini projelendirmek. yaşamsallıgmı yitirmis, yasa- lan Mecelle ile ikame etmek kadar tt akık3"dır. Alınterinin kentten, emeğin topraktan alacağı var- ken sanayı-ötesi toplum çözümlemesine yalpalan- mak, insanın çarklanndan dışlandığı makineyi, bib- lolaştırmasını öğütlemek kadar '*tutarlı''dır. Dahası, Türkiye'nin yapısal dönüşüm katsayısı- nın yükseltilmesinde Köy Enstitüleri'nin; 68'H ru- hunun mücadelesinde silahlanma harcamalannın sorgulanması, 2. Cumhuriyetçilerin atipik tepki alanlandır. Onlar, "dönerken", "değişinı''i, bölerken "moza- yigi''. aydınlanma dilinin insancıl kavrayışlannın üzerine salarlar. İnsanın amacı ile toplumsal sonuç arasındaki bağı da kopanr atarlar. Bunun yanında, kimi tkinci Cumhuriyetçilerden devşirilen siyasal açıdan, yersiz yurtsuz figürler. tepeden inmeci profesyonel politika nosyonlan ile kitlelerde "katüma"ya değmezlik itkisi uyandır- mışlardır. 2. Cumhuriyetçilerin, demokratik süreçleri ve idealleri için değersizleştirmeye dönük (örtük) de- netimli- bireycilikleri, bireyin kendini modern dev- letin anlamlı bir parçası olarak bulduğu toplumsal- laşmanın pratiğinde, dino'zorlaşacak'tır. . ' "' BülentKırmaa de BUGÜN "Ventzi özLeyen iki kent: Priene Milet Yaptm-Yonettm: Çetin İMİR # Antik iki kentin 2500yılhk direnişlerinin ve denize özlemlerinin öyküsü... B E L G E S E L T R T ' d e İ Z L E N İ R TİRT 2 ANTALYA MAHKEME SAT1Ş MEMURLUĞU'NDAN GAYRÎMENKUL AÇIK AKTTIRMA tLANl Esas: 1995,34 Atualya Merkez Güzeloba köyü 7792 ada 4 ve 8 parsel ile 7794 ada 1 ve 2 parsellerde kayıtlı taşınmazlar. Antalya 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin kesinleşen 1995-809 esas. 1995 972 sayılı karan geregince saiılacaktır 7792 ada 4 parsel 1 tapu kaydına göre 545.00 m2 genışlığinde. 7792 ada 8 parsel 577.00 m2 genişliğinde 7794 ada 1 parsel 616.00 m2 genı^lığınde 7794 ada 2 parsel 617.00 m2 genışlığındedır Parseller boş. arsadır. Önündekı imal yolu henüz açılmamış- tır. Çamlıkmevkıındeyola 100-150 mt kadargüneyınde ıç kı- sımdadır. Parseller aynk nızam 2 kat ın$aata müsaittırler Ma- halli rayiçlere göre m2'si 12.500 000.- TLden 7792 ada 4 par- sel 6.812.500.000-TL,7792 ada 8 parsel 7.212.500.000.-TL 7794 ada 1 parsel 7.700.000000.- TL. 7794 ada 2 parsel 7.712.000.000-TL'dır. l.Sattş.7792ada4parsel: 12.5.1998 günü saat 16.00- 16.10 7792 ada 8 parsel: 12.5.1998 günü sa- at 16.15-16.25' 7794 ada 1 parsel: 12.5.1998 günü saat 16.30- 16.40 7794 ada 2 parsel: 12.5.1998 günü saat 16.45-16.55 ara- sında Antalya Adlıye Sarayı Kat: 3 No: 22"de açık arttırma ile yapılacaktır. Bu satışta değerinin yüzde 75'mi bulmadığı tak- dirde 22.5.1998 günü aynı yerde ve aynı saatte 2. amırnıa ya- pılacaktır. 2. satışta ise degennin yüzde 40 ve mahkeme mas>- raflanm geçtigi takdirde en çok armrana ıhale edılecektır Sa- tış peşin para iledir. ancak isteyen alıcıya 20 günü geçmemek üzere mehil verilebilir lhaleye ıştırak edeceklerin. degerın yüzde 20'si nispetinde temınat yatırması şartür. Satışa katılan şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakla- n, baskaca bilgi almak isteyenlerin meraurluğumuzun 1995,34 esassayıhdosyasınabaşvurmalanılanolunur Basın: 13777 A>fKARA ASLtYE 24. HUKUK MAHKEMESt'NDEN 1997 804 Davacı Erdogan Çakmak vekilı Av Nijad Ulusoy tarafın- dan davalı Nejla Çakmak hakkında açılan boşanma davasına esas olmak üzere; Davalı Nejla Çakmak adına çıkanlan teblı- gal bila ikmal iade edılmiş. zabıta tahkıkatında da adresı meç- hul kaldığından. dava dılekçesinin ve duruşma gûnünün ıla- nen tebliğine karar verilmişolup. davacı tarafından açılan da- vayla taraflann boşanmasına karar verilmesi talep ve dava edilmiş olup. bu dava ile ilgili ibraz etmek ıstedigıniz belgele- ri duruşmamn bırakıldığı 17.4 1998 günü saat 10.00'a kadar göndermeniz veya duruşmaya getırmenız gerektiği, duruşma- ya gelmediğınız veya bir vekil tarafından kendinizı temsıl et- rirmedığıniz taktırde HUMK'nun 213. ve 377 md.sı gereğm- ce yargılamaya yokluğunuzda devam edilıp hüküm venleceğı. dava dilekçesi ve duruşma günü yerine kaim olmak üzere da- valı Nejla Çakmak'a ilanen duyunılur. Basın 13701 PEKTEK ASLtYE HUKUK MAHKEMESİ EsasNo: 1997 46 Davacı Süleyman Saglayan Vekilı Ergül Çımen tarafından 10.6.1997 tarihlı dava dilekçesi ile davacıya ait 170 ada 4 no.lu gayrimenkule komşu bulunan davahlar Mehmet Sayı- lan ve Ayşe Sayılan'a ait 2 no.lu parselin içensindekı evleri üzerinde yapılan çatının su akar çepesinin dav acıya zarar ver- mesi sebebiyle kendi taraflanna çevrilmesi. yıne davacının gayrimenkulüne açılan pencerenin kapatılması talep edılerek açılan müdahalenin önlenmesı davasınm yapılan açık yargıla- ması sırasmda verüen ara karan gereğince. Bütün araştırma- lara ragmen adresi tespit edilemeyen ve kendisine tebhgat ya- pılamayan davalı Düzce ılçesı Kayaşlı nahıyesmde Ayşe Sa- yılan'm duruşma günü ve dilekçemn ilanen tebliğine karar \ e- rildiğinden adı geçenin. duruşma günü olan 09.04 1998 günü saat 9.00'da Pertek Asliye Hukuk Mahkemesi'nde hazır bu- lunması \eya kendini bir vekille temsil ettirmesi. aksı takdir- de HUMK'nun 213 ve 337'ncı maddeleri gereğince tahkikat ve yargılamaya yoklugunda devam edileceğı ve hüküm ven- lecegi hususu dava dilekçesi ve duruşma gününün tebligi ye- rine kaim olmak üzere ilanen tebliğ olunur. Basın. 5263 İSTANBUL1. SULH HUKUK HÂKİMLİĞİ'NDEN 1998/131 Vası Hastahğı sebebiyle Baki Dündar Ayaydın mahke- memizin 1998/131 esas, 1998/157 karar sayılı ilamı ile 1.4.1998 tarihinde vesayet altına alınmış olup, ken- disine oğlu Eşber Baki Ayaydm'ın vasi tayinine karar verilmiştir. Uan olunur. 1.4.1998 Basın: 14997 PENCERE KıbPis?.. Avrupa Birliği'nin bize dönük politikası iki kalın çizgiye oturdu: 1) Avrupa, Türkiye'yi dışladı. 2) Kıbns'ı içledi. Avrupa için Kıbns'm tantmı, Ada'nın güneyindeki Rum yönetimiyle sınırlanıyor. Kıbns'a ilişkin yazılara bu köşede az rastlanır. Çünkü yıllardan beri havanda su dövülmüş, Ada sorununda dengeleri değiştirecek bir olay yaşanmamıştı. ilk kez işin rengi değişti. • 1989'da Berlin Duvan'nın yıkılması ve 199Vde Sovyetler'in dağılmasıyla dünyada değişen dengeler, her olayda etkisini gösteriyor. 'Avrupa Birliği' daha önceleri 'DemirPerde'nin dışında düşünülen bir kavramdı; Batı Bloku'nun sınırlan Kars'tan geçiyordu. 'Soğuk Savaş' bitince, bütün kavramlar yeniden düşünüldü. Doğu Avrupa, doğal ve tarihsel olarak Avrupa Birliği'nin gündemine girince, Anadolu'yıı dışlamak eğilimi ağır bastı. ilerde gerçekleşecek olan 'Avrupa Birleşik Devletleri'riın sınırları dışında kalıyorTürkiye; ama bu sınırlar Kıbns'ı da kapsıyor. • 1923 Devrimi ile kurulan laik Cumhuriyet, Lozan sınırları ötesindeki coğrafyayı defterden silmişti. Ne Turan'a dönük emellerimiz vardı, ne de Osmanlı'dan arta kalan haritadaki Müslüman- Türktoplumlara dönük tasanmlar söz konusuydu. ikinci Dünya Savaşı'ndan sonra bu siyaset delindi. Artık Bosna'dan Azerbaycan'a, Kosova'dan Kıbns'a dek yayılan geniş bir alanda Türkiye'nin başı derttedir. 1991'den sonra etnik savaşlann körüklenmesi insanın yüreğindeki canavarlık tohumlarını beslediğınden, her yerde kan ve ateş var. Türkiye hangi birine yetişecek?.. Yetişmesi için, önce Anadolu'da kurulan devletin güçlenmesi gerekmiyor mu?.. Kendi içinde sorunlarıyla sarmaş dolaş bir ülke, Avrupa'dan Asya'ya yayılan koca bir coğrafyada ağırlığını ne kadar duyurabilir?.. Dış ve iç borcunun toplamı ulusa! gelirini aşmış bir devlet, içerde dindlik ve aynlıkçılık sarmalına dolanmışken. sınır ötelerine uzanıp Osmanlı imparatorluğu'ndan miras kalmış davalann üstesinden gelebilir mi?.. • 1974'te Türkiye, 7959-60 Londra-Zürih Anlaşmaları'run verdiği yetkiyle Ada'ya çıkmıştı. İki amacımız vardı: 1) Ada'nın Yunanistan'a 'ilhak'/n/ engellemek. 2) Kıbrıs Türklerini 'etnik temizlik' saldmsından korumak... Bugün ış değişti mi?.. Kıbrıs, Avrupa Birliği'ne girerse, Avrupa Birleşik Devletleri'nin içinde Ada daha güvenceli bir düzene kavuşmayacak mı?.. Yoksa Türkiye'yi şimdiden dışlayan bu süreç, Yunanistan ile Kıbns'ın Avrupa Birliği içinde 'Enosıs'i mi olacak?.. • Türkiye, Avrupa Biriiği'nden koptu. - Her şeyi albaştan masaya yatırmakta saymakla bitmez yararlar var. Kıbns'ın kuzeyini Türkiye'ye katmak karannı verecek olan Ankara'nın çok güçlü ve bütüncül bir devletin başkenti olması gerekiyor. Kimbilir, belki de Avrupa Birliği'nin Türkiye'yi dışlayarak Yunanistan ve Kıbrıs Rum yönetimiyle bütünleşmesi, Ankara'nın uyanıp kendisine gelmesi yolunda bir 'son'un 'başlangıcı' olabilir. YAY1NLARI llhan SBİçuk Kitapian İSKELE SANCAK 2. BASl 500.000 TL DUVARIN ÜSTÜKDEKİ TİLKİ 3. BASl 600.000 TL JAPON GULU 7. BASl 600.000 TL ZİVERBEY KÖŞKÜ 13. BASl 450.000 TL DÜŞÜNÜYORUM ÖYLEYSE VURUN 24. BASl 500.000 TL .. . . « . . .. GORULMUŞTUR 8. BASl 500.000 TL AĞLAMAK GÜLMEK 10. BASl 500 000 TL YÜZBAŞI SELAHATTİM'İN R0MANI (İKİ ciLT) 6. BASl 1.500.000 TL ECumhuriYet kitap kulübü Coğ Pozotlnmo A.S. luıkocogı Cod. No.39/41 CogoloğluistonbulTel.SM 01 96 NEVŞEHIR1. ICRA MÜDÜRLÜĞÜ'NDEN Hami Akyıl, Güzelış Karuser Yeni Sanayi Sitesi - Nevşehir Nurettın Taşkıran vekilı Av. Fılız Atasever'e 1.070.000.000 lıra \ e masraflanndan dolayı Nevşehir ilı Merkez Yenı Mahalle 2. Mıntıka Çorak mevkıınde ka- in 22 N-l pafta. 1893 ada. 5 parselde kayıtlı 414 m2 mıktanndaki gayrimenkul arsanız borcunuzdan dolavı Nevşehir adlıye binası gırışınde 750.000.000 lıra bedel- le açık arttırma suretıyle bınncı arttırma 14.4.1998 gü- nü saat 14.00-14.30 arasında, ıkıncı satış 24.4.1998 gü- nü aynı yerde saat 14.00-14.30 arasında satılacaktır. Bilgı'lennıze tebliğ olunur. 16.2.1998 Basın: 7464
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog