Bugünden 1930'a 5,498,966 adet makale



Katalog


«
»

4 NİSAN 1998 CUMARTESİ • • * • CUMHURİYET SAYFA HABERLERIN DEVAM 17 TURKIYE Istanbul PB 17 Sinop Edirne PB 23 Samsun PB 19 Adana PB 24 PB 21 Mersin PB 20 Kocaeli Çanakkale PB 20 Izmir  2î PB 19 Trabzon y 14 Diyarbakır Giresun y 14 Şanlıurfa _Y 16 PB 15 Ankara Manisa PB 16 Mardin 13 _A 20 Eskişehir PB 20 Siirt 16 Aydın Denizli A 22 Konya A 21 Sıvas PB 15 Hakkâri K 10 Van 10 Zonguldak PB 16 Antalya A 17 Kars 10 Doğu Karadeniz, Do- ğu Anadolu'nun ku- zey ve doğusu ile QS |O Güneydoğu Anado- H e | s , n k i lu'nun doğusu yağış- n e l s l n K I DIS MERKEZLER K -2 I.. dıfier ylrler parça- Stockholm K 3 lıazbulutlugeçecek. Londra Y 14 Yağışlaryağmur, yer Amsterdam Y 16 yersağanakşeklınde Brüksel Y 17 olacak. Havasıcaklı- Paris ğı bütün yurtta biraz Bonn daha artacak. Münih Y 17 Y 19 Y 15 Berlin Budapeşte Madrid Viyana Belgrad Sofya Roma Atına Zürih Y PB Y PB PB PB PB PB Y 18 24 18 23 25 21 20 19 15 Moskova Aşkabat Akmola Taşkent Bakû Bişkek Tiflıs Kahire PB PB K PB PB PB Y A b 24 1 18 17 16 17 28 Şam A 16 0Açık ! Sislı Bulutlu h Çok bulutlu ı Yağmurtu GUNCELcÜNEYT ARCAYÜREK • Baştarafi 1. Sayfada yasal istikrar nafile! Daha açıkçası; seçim bir Meclis çıkarmış, ama Cumhurbaşkanı Çankaya'ya çıktığından beri beş yılda altı hükümeti onaylamak zorunda kalmış. Si- yasal istikrar sürekli dalgalanıyor. Demirel yol gösteriyor: Her şeyden önce "seçim tarihini tarttşmakyerine istikran getirecek sistemin düzeltilmesini" öneriyor. Koalisyon ortağı partilerin son zirve toplantısın- da, Demirel'in öneri, hatta öğüt yerine geçecek söylemleri öyle bir karşılık buluyor ki... • v - . Demirel istikrar mı istiyor? Zirveden aynı gün istikrarsızlığın daniskası çıkı- yor Doğrusu yalanlanmasını beklediğimiz karşı öne- riyi Ecevit ortaya atıyor. "Yüzde 10 olan Türkiye barajının yüzde 5'e indirilmesini" istiyor. Cindoruk da -DTP'nin yüzde 1 -2 oyu olduğun- dan- bu görüşe katılıyor. Başbakan karşı ama, yalnız kalıyor. Ufak bir pazarlık başlıyor üçler ara- sında. Yılmaz "Yüzde 5 çok düşük, hiç değilse yüzde 7-8'e çekelim" diyor ama, dinletemiyor. Israrından vazgeçiyor, barajın yüzde 5'e indiril- mesinde "ortaklar mutabık kalıyorlar". Şimdi bugüne dönelim ve manzarayı kabaca yeniden çizelim: Türkiye barajı yüzde 10'a getirilmiş bir seçimden .sonra siyasal dengeleraltüst. Beş parti ginmiş par- lamentoya, beşinden üçü bir araya gelince ancak bir hükümet çıkıyor. O da desteğini ha çekti ha çe- kecek telaşında ve dördüncünün elinde mahkûm. Basit bir hesaba göre, Türkiye barajı yüzde 5'e indirilince, herhalde parlamentoya beş değil, 15 parti girecek. Bir halk deyiminin ne denli haklı olduğu kanıt- lanmak isteniyor sanki: O zaman "Ayıkla pirincin taşını!" Ecevit'in yüzde 5'teki direnmesi gerçekse, elbet- te birgerekçesi olmalı. Örneğin, (1)- Bütün Batı ül- kelerinde baraj yüzde 2-3. Bizde neden olmasın? (2)- Ülkede tartışılan her görüş niçin parlamento- da temsil edilmesin? Bu doğrultular doğru olmasına doğru da; ufak bir sakıncası var. Türkiye bugünkü parçalı parlamentoyla çağdaş- lığın simgesi bir görüşün çözümünde bile durak- samalar, karşı çıkmalar yaşıyor. Nerede kaldı? Laik-antilaiklik çatışmasını çözecek yasal ön- lemler pamuk ipliğine benzer bir destekle zar zor çıkacak gibi. Hele her görüşün yansıdığı bir parlamento artık * bugûnkü gibi "parçalı" diye anılmayac£lk; "param* 1 parça" diye nitelenip umutların giderek sönmesi- ne yol açacak. Nitekim; Cumhurbaşkanı, bu tehlikeyi önceden sezmiş olacak ki "seçime gidersiniz, yeni parla- mento seçersiniz, ama bu seçimden sonra da hü- kümet çıkarma sıkmtısı başlarsa" diye kaygılanı- yor. Işte o zaman rejimin başına neler geleceğini anımsatıyor. Son zirve seçim tarihi tartışmalanna da nokta koymuş görünüyor. Mart 1999. Önümüzdeki son- baharda seçim isteyen Baykal'a, bir çeşit -Ecevit damgalı- rest! Kimi yorumlar; önerilerini geri çeviren hükümet kararına Baykal'ın "olumlu, ılımlı" baktığını öne sürüyor. Acaba? Bu kanılann dayanağı nedir? Baykal'ın "hazira- na kadar irticayla mücadeleye, başta vergi, eko- nomik önlemlere destek vereceklerini" söyleme- si. CHP lideri, anılan konularda destek vereceğini hükümet karanndan çok önce zaten açıklamıştı, yeni bir şey degil. llginç nokta şurada: Baykal, şimdi iktidara bili- nen konularda "yardımcı" olduktan sonra, seçim tarihini "artık hükümetle görüşmeyeceklerini" söy- lüyor ve.. "parlamento seçim konusunda bir ka- rar verir" diyor. Anlamı şu: FP ya da DYP'nin olası bir seçim önergesindeki davranışını saptarken hükümetin yaşayıp yaşamamasını, seçimi isteyip istememe- sini dikkate almayacaklarını; kuşku yok, CHP'nin yararlarına göre hareket edeceklerini söylüyor. önümüzdeki günlerde ülke ve partisel açıdan saptanacak çizgilere göre kendi başına seçim ka- rarı vermek; elbette, CHP liderinin doğal hakkı olu- yor. Seçim havasına girdik, giriyoruz derken: Kimi düşler, kimi hesaplar güm! Bergama'da siyanürle altına iziıı yok • Baştarafi 1. Sayfada son karanyla arbk Ber- gama'da siyanürle altın işletilmesine olanak kal- madı. Bundan sonra Çev- re Bakanı verdiği izni iptal edecek, Orman Bakanlığı yargı kararlanna uyarak arazi tahsisini durdurmuş- tu. şimdi iptal edecek, Sağ- lık Bakanlığı madenin ka- patılmasını isteyecek. Ma- liye Bakanlığı \erdiği hazi- ne arazisi i/nini iptal ede- cek. Enerji Bakanı, "Çevre Bakanı izninı iptal etsin düşüneyim' demişti, şimdi arbk Eurogold şirketine 'iznini iptal ediyorum' di- yecek. Şirket, zararlan ol- duğu gerekçesiyle tazmi- natisteyebilir. Ancak, o da. Danıştay'ın ilk bozma ka- rannı verdiği 13 Mayıs 1997'ye kadar olan mas- raflarını isteyebilir, onun da3 milyon dolan aştnaya- cağı sövienebilir. Oysa. Da- mşta> karannı gördükten sonra Türk Tîcaret Kanu- nu'nun 25. maddesine gö- re, tek bir çivi bile çakma- malan gereldyordu, bu harcamalan geri isteye- mezter." Olayın bir Bakanlar Ku- rulu sorununa dönüştüğü- ne dikkat çeken Avukat Özay, Bakanlar Kuru- lu'nun, "arbkbu fîrmayla ve halkımızJa oynamaya- hm" demesi ve sorunu çözmesi gerektiğini söyle- di. Özay. "Hâlâ bir bakan ya da bir yetkili çıkıp da Danıştay'ın son karannı hukukçiılanmıza inceleti- >oruz derse, artık o vatana ihanet suçu işlemiş olur. Cumhurbaşkanı dahil bü- tün ilgililer bu karara "gık' diyemezler. Arbk diyecek bir laf kalmadT dedi. Karfı Nüfus cüzdanımı. ehliyetimi, Açık Öğretim kimliğimi ve pasomu kaybettim. Hükumsüzdür. FATMA EBRUK1LIÇ MehmetAğar 9 ın Yaşar Öz itirafi ANKARA / ISTANBUL (Cumhuriyet) - Çete üyesi olduğu ve Emniyet Genel Müdürlüğü dö- neminde görevini suiistimal ettiği suçlamalany- la hakkmda dava açılan DYP Elazığ Milletveki- li Mehmet Ağar, savcılığa verdiği ifadesinde, uyuşturucu kaçakçısı Yaşar Öz'ü yurtdışında operatif eylem ve faaliyetlerde bulunması için görevlendirdiğini söyledi. Ağar hakkında Yaşar Öz için düzenlediği imtiyaz belgeleriyle ilgili olarak hazırlanan fezleke TBMM Genel Kuru- lu'nda görüşülmeyi bekiiyor. Yaşar Öz'le ilgili soruşturmayı yürüten Şişli Cumhuriyet Savcılığı'nm Ağar'ın dokunulmaz- lığının kaldınlması istemiyle hazırlayarak TB- MM Başkanlığı'na gönderdiği fezleke Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu'nda görüşüldü. 12 Ocak 1994'te Adana Havalimanı'nda ya- pılan pasaport kontrolü sırasında ele geçirilen sahte pasaportun Yaşar Öz'den ahndığının belir- lenmesi üzerine gerçekJeştirilen oj>erasyon çer- çevesinde Öz'ün evinde yapılan aramada bazı pasaport ve belgeler ele geçirilmişti. Istanbul DGM Başsavcıhğı'na ifade veren dönemin Is- tanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Mestan Şe- ner, "Öz olayıyla ilgili olarak Ağar'ın kendisini aradığmı, Öz ile Tank Ümıt adlı Idşileri yurtdı- şında PKK ile ilgili bir çaüşma yapmak üzere gö- revlendirdiklerini. bu nedenle Öz'ün üzerinden ve evinden çıkan her türlü belgenin ve silahlann kendisine gönderilmesini istcdiğjni" söyledi. Dönemin Istanbul Emniyet Müdürii, Ulaştır- ma Bakanı Necdet Menzir. Ağar'ın kendisiyle yaptığı görüşmede, Öz'ün yapılacak bir istihba- rat operasyonunda devlet tarafindan kullanılaca- ğını ifade ettiğini belirtti. Eski istihbaratçı Ha- nefi Avcı da, Ağar'ın, Yaşar Öz'ün pasaport iş- lemlerinin çabukla^tınlması için kendisine tali- mat verdiğini TBMM Susurluk Komisyonu'na verdiği ifadesinde açıkladı. İstanbul DGM Başsavcılığı'mn Susurluk ana davası çerçevesinde Ağar ve Sedat Bucak hak- kında hazırladığı iddianameye göre, Ağar ifade- sinde, "Öz'ün yurtdışında istihbarat ve operatif eylem ve faaliyetlerde bulunması için kendisi ta- rafindan göre\ lendirildiği ve hususi pasapoıHa- nn da bu göreve ilışldn verildiğmi" söyledi. ld- dianamede. Öz'ün ifadesinde, verilen görevleri "devlet sırn" olduğu için açıklayamayacağını söylediği de kaydedildi. Öz'ün evinde ele geçi- rilen Mehmet Ağar imzalı silah taşuna izin bel- gesiyle Abdullah Çatlı'nın üzerinde bulunan si- lah taşıma izin belgesinin benzer nitelikte oldu- ğuna işaret edilerek, şöyle devam edildi: "Yaşar Oz adına düzenlenen ve üzerinde Emniyet Genel Müdürü oiarak isim ve imzası bulunan Mehmet Ağar'a silahlar ve pasaportlar üe birlikte bu si- lah taşuna izin belgesinin aslı bizzat teslim edil- miş olmasına karsın, Ağar'uı belgenin mahiyeti ve üzerindeki isim ve imza hakkında herhangi bir şekilde sahtecilikya da gerçeğe aykırılık be\an ve iddiasında bulunmadıgı görülmüştür." Iddianamede. Öz'ün emniyet ya da devletin hiçbir kurumunda resmi görevinin bulunmadı- gı belirtilerek, uyuşturucu ticareti yapan Yaşar Oz'ün bu durumunun Ağar tarafindan bilinme- mesine fîilen ya da hukuken olanak bulunmadı- ğına dikkat çekildi. Öz'ün yurtdışında Türkiye Cumhuriyeti devleti yaranna istihbarat çalışma- lannda bulunduğuna dair yasal dayanak olma- dığının altı çizilen ıddianamede. "Böyle bir gö- revlendirme, yasadışılığın devlete hâkinı olması- na fırsat vererek uyuşturucu ve kanun kaçakla- nnın kişisel menfaat sağlamada devletten güç al- malanna imkân tamyacakbr" denildi. tstanbul Üniversitesi'nde 1978 yılında mey- dana gelen ve "16 Mart kadiamı" olarak bilinen davanın avukatlanndan Cem Alpteldn "delule- rin karartılabUeceğini" belirterek CMUK'un 104. maddesi uyannca Ağar ve Bucak'ın tutuk- lanması gerektiğini söyledi. Alptekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "İstenen cezalar eğer 7 yıldan az ise tutukla- ma gerekme>ebilir. Ancak, bu olayda suçun top- lunıda infial yaratnıası ve Ağar ile Bucak hak- kında 7 yıldan fazla ceza istenmesi nedeniyle tu- tuklama yapılmahdır. Tutuklama karanmn ve- rilebilmesi için her türlü koşul olmasına karşın böyle bir karann uygulanmaması dikkat çekici- dir. Bu da\ay a müdahil olarak katılma istemimiz reddedildL Ancak temyiz hakkımız bulunuyor." Öte yandan partisi ile ilgili çalışmalar yap- mak üzere Trabzon"da bulunan DYP'li Mehmet Ağar, İDGM tarafindan hazırlanan iddianame ile ilgili olarak yargıya intikal etmiş dava hak- kında konuşmak istemediğini söyledi. Ağar. "Tek taraflı iddialar yazılıp duruyor. Bunlar be- nim için önemli değil. Bizim de söyleyecegJmiz şeyier var. Türldye'de adalet de vardır, adil hâkimlerde''dedi. Helikopter çakddı: 3 polis öldü M Baştarafi 1. Sayfada yapan "M1635" kuyruk numaralı "SA330L" Puma helikopter, polis- lerin mdirme gösterisi yapacağı Eminönü'ne geldi. Istanbul Bü- yükşehir Belediye Başkanhğı'nın yaptırdığı dev fıskıyenin çevresin- de tur atan helikopter, saat 15.50 sı- ralannda henüz belirlenemeyen bir nedenle fıskıyeye çarptı. Dengesi- ni yitiren helikopter, yalpalayarak ve duman çıkararak irtifa kaybetti. Sahilde bulunan motorlann üzeri- , pe.düsmeye başlayan heiikopter, son anda burnunu kaldırdı. Binlerce insanın bulundugu Ra- gıp Gümüşpala Caddesi'nin üstün- den geçen helikopter, Istanbul Ti- caret Odası'nın karşisındaki Kan- tarcı Kabilçeşme Camisi'nin ya- nındaki 3 katlı boş binanın catısı- na çakıldı. Çarpmanın etkisiyle helikopter üçe bölünürken polis memuru Na- biTurhan ile Orhan Şahin olay ye- rinde, teknisyen Ekrem Ocak ise hastaneye kaldınlırken yolda öldü. Nabi Turhan'ın cesedi, yaklaşık 3 buçuk saat helikopterden sarkık vaziyette kaldı. Helikopterin gilo- tu Ali Kudret Karamercan ile Ozel Harekât Şube Müdürü Necdet Çe- likbüek Istanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne, polis me- muru Ayhan Özer ve Ergün Keskin yaralı olarak Haseki Hastanesi'ne kaldınldı. Helikopterin binaya ça- kıldığı sırada alışveriş yapan Ayşe Başol (70) adlı yurttaş da helikop- terden üzerine düşen parçalarla ya- ralandı. Başol, Haseki Hastane- si'ne kaldınldı. Istanbul Valisi Kutlu Aktaş ve Istanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir, kazadan 10 dakika son- ra olay yerine geldi. Kurtarma ça- lışmalannı Vali Aktaş yürütürken tstanbul Büyükşehir Belediye Baş- kanıRecepTayyipErdoğan ileHa- va Kuvvetleri'nde görevli bir gnıp teknisyen de inceleme yapmak için olay yerine geldi. Kazadan yaklaşık 20 dakika son- ra helikopterin düştüğü yere ula- şan itfaiye ekipleri, helikopterin patlama olasılığına karşı köpük sı- karak soğuhna çalışması yaprı. Gö- revliler, getirdikleri vinçle heli- kopterin parçalannın toplanması için gece geç saatlere kadar çalış- tı. Kurtarma çalışmalannı izlemek için toplanan kalabalık. helikopte- rin patlama olasılığına karşın çalış- maları izlemeye devam etti. Aktaş, helikopterin düşüş nede- ninin güç kaybı olduğunun ileri sü- rüldüğünü söyledi. Aktaş, "Güç kaybı olduğu ileri sürülüyor. Bu ne- denle mecburi olarak alçalarak ns- kıye>e çapüğı söyleniyor. Bu, An- kara'dan gelen teknik heyetin mo- tor ve enkaz üzerinde yapacağı in- celemeden sonra belli olacak" de- di. Kazadan kolu kınlarak kurtu- lan polis memuru Ayhan Özer, has- tanede "sadecetuzlayeredüştükle- rini hatuiadığuıı" söyledi. tçışleri Bakanı Murat Başesgi- oğlu, Bakanlar Kurulu toplantısın- dan çıkarken konuyla ilgili yaptığı açıkJamada. "SonaklıgımızbUgiye Boş binaya çarpbktan , sonra üçe bölünen helikopterin parçalannı itfaiye ekipleri vinç kullanarak topladı. Kazadan sonra uzun süretrafik aksadL göre, maalesef üç polisimiz şehit ol- muştur. Şu anda yaralılar da var. Üzücü bir kaza... Kendilerine Tan- n'dan rahmetdiliyonım" dedi. Ba- şesgioğlu, düşen helikopterin za- man zaman deviet büyükleri tara- findan da kullanıldığını söyJedi. Helikopter, 21 Ekim 1997 tari- hinde de Başbakan Mesut Yıl- maz'ın Lüleburgaz'dan dönüşü sı- rasında SilİNTİ'de zorunlu iniş yap- mıştı. Puma tipi helikopter, bu olaydan sonra incelemeye alınmış ve Ankara'dan gelen 3 kişilik tek- nık heyetin yaptığı inceleme son- rasında anzanın, motor dişlisinin kınlmasından kaynakJandığı belir- lenmişti. Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit'i Sultanbeyli'de katıldığı bir açılış törenine taşıyan helikopter, elektrik sistemindeki bir anza ne- deniyle tehlike atlatmıştı. DYP Genel Başkanı Tansu Çü- ler, başbakanlığı döneminde Bü- yükçekmece Sinanoba Konutla- n'ndaki ilkokulun açılışına kaza yapan helikopterle gitmiş, iniş sı- rasında Çiller'in koruma polisle- rinden Sabhmş Göcen, helikopterin arka pervanesine çarpmış ve yaşa- mını yitirmişti. Uzman görüşü THY'de görevli teknik uzman- lar, Puma helikopterlerinin çift mo- torlu olduğuna dikkat çekerek he- likopterin kısa süre içinde düşme- sinin akJa ani ve sert bir çarpmayı getirdiğini söyledi. Su fıskıyesinin hızla uçuş halindeki helikoptere kaya etkisi yapacağını ifade eden uzmanlar, ıslanma nedeniyle mo- torlann durabileceğini, ancak hem helikopterin çift motorlu olması hem de motorun tepede bulunma- sı nedeniyle bunun düşük bir ola- sılık olduğunu kaydettiler. Sivil Havacılık Genel Müdürlü- gü'nün verdiği bilgiye göre, heli- kopterlerin yerden en az 300 met- re yüksekliİcte seyretmesi gereki- yor. Sivil havacılık kurallanna gö- re, bu 300 metrelik (1.500 feet) yüksekliğin, uçuş yapılan bölgede- ki kule, bina gibi yükseltilerin te- pe noktasına ilave edilmesi gereki- yor. Ancak güvenlik açısmdan ku- ral olan bu uçuş mesafesinin, asker ve polis helikopterleri için geçerli olmadığı belirtildi. Sefa Taşkın: Halkın gücü görüldü BERG.\MA (Cumhuriyet)- Bergama Belediye Başkanı Sefa Taşkın, Danıştay'ın karannın Berga- malılar için "ikinci bajram" olacağını söyledi. Bergama Belediye Başkanı Sefa Taşkın. Çevre Bakanlığı nın "kaça kaça buraya kadar kaçabil- diğjni" belirterek, "Arbk deniz bitti. Şimdi, Tür- kiye hukuk devleti mi değil mi göreceğiz. Şimdiye kadar bep bir mazeretieri vardı ama buna direne- ceklerini sanmıyonım. Bu. son perde. Yargı süreci tamamlandı. Çevre Bakanı bu karan uygulamak zorunda, çünkü arbk u\ gulamazlarsa bu. çok açık bir suç oluştunır" dedi. Çevre Bakanı'ndan ma- deni en kısa zamanda kapatmasını bekJedilderini kaydeden Taşkın, maden sınırlan içinde hâlâ 18 ton siyanür bulunduğuna dikkat çekti. Taşkın, "Şirket kimseden izin almadan madeni işletme cü- reti gösterdi. Madendeki siyanür, bölgedeki huzur- suzluğu, güvensizliği ve sıkınbyı artürdı. Arbk bu- na bir son verilmeli" diye konuştu. Taşkın, Bergama'da köylülerin dokuz yıldır sür- dürdükleri mücadeleyi şöyle değerlendirdi: "Bergama'daki ola\, insanlann bilgilenmeleriy - le, çevreye olan say gılannın yanı sıra kendi yaşam- lanna ve geleceklerine sahip çıkma süreci olarak başladı. Bilgilenme, eğrinin doğrunun anlaşılma- sıyla bir kararlılığa dönüştü. Bu madenin işletilme- mesi gerektiğine inandı insanlar. Bundan sonra da karar. eyleme dönüştü. Bu süreç içinde kırmadan dökmeden bartşçı şekilde insanlar çolugu çocuğu ile düşüncelerini kamuoyıına açıkladılar. Türki- ye'deki belki de ilkçevreci, toplumsal, tığınsal köy- İü hareketini yarattılar. Bu Türkiye için çok yeni, beklenmedik bir olaydı. Çünkü insanlann kendi kaderlerine sahip çıkması ve mücadele etmesi pek alışık olunan birdavranış değil Türldye'de. Bu mü- cadele, bilim dünyasıyla da büieşti. ardından hu- kuk mücadelesine dönüştü. İnsanlar. dertlerini an- latabılmek için kendi inisiyatiflerini kullanmayi öğ- rendiler. Türkiye'deki diğer insanlann desteğini al- dılar, bu sürede itaatsizliği öğrendiler. Çünkü gör- dülerki devlet,istediği zaman yargı kararianm uy- gulamıvor." Devlete karşı çıkmanın Türkiye"de çok zor ol- duğuna dikkat çeken Taşkın, Bergama'daki köy- lülerin itaatsizliğin zor olmadığını göstererek, re- feranduma gittiklerini, sayıma katılmadıklannı, Gösteri ve Yürüyüşler Yasası'na muhalefet ettik- lerini anlattı. Bu davranışlann toplumsal hareketliliğe yeni boyutlar açarak, Türkiye'de sivil itaatsizliğin tar- tışılmastna yol açtığını belirten Taşkın, Bergama- lılann bu yaratıcı eylemlerinin, sonuçta "demok- rasi mücadelesi''ne dönuştüğüne dikkat çekti. Taş- kın, Bergama hareketiyle Türkiye'de küçük ölçek- te de olsa. "demokrasinin smırlannın biraz geniş- letilebiküğinin" görüldügünü vurgulayarak, şunla- n söyledi: "Biz bu mücadele ile neler yapabflece- ğimizi. neler başarabileceğimizi öğrendik. Halkın karşı çıkmasına rağmen, devletin bazı kesimlerinin bu madeni işlebnekte kararlı olduklannı gördük. Siyanürcü şirketin çok güçlü bir şirket olduğunu bUryoruz; arkasında sanayi devleti. Amerika'nın en büyük bankaları, Avustralya hükümeti gibi çok büyük güçler var. Türldye'de devletin ban kesim- leriy le işbuiiği içinde olan bu güce halkın karşı çık- ması son derece anlamlı. kazanması daha da an- lamlı. Halkın çevre ve demokrasi mücadelesL em- peryalizme karşı mücadele ile örtiisrü. Bence siya- nürle alnn mücadelesL Türkiye'nin gerçeği. De- mokrasi isteyenlerin, çevreyi korumak isteyenle- rin. emperyalizme karşı olanlaruı neier yapabile- ceğüıin göstergesi." OSulukar Gök gufuftülu G Ü N D E M MUSTAFA BALBAY • Baştarafi 1. Sayfada kanlann koltuğunu bile kurtarıyor. Ama, siyasetle hiç ilgisi yok! Televizyon kanalında "din üzerine" saatlerce sohbet ediyor. Gazetede bir süre öncesine kadar "Akademi" sayfasında "cihad" üzerine görüşleri- ni açıklıyordu. Devlet raporlarında kendisinin do- kuz Nurcu tarikatın "en organizesi" olduğu belirti- liyor. Ama tarikatlaria hiç ilgisi yok! Rnans kurumundan tekstile, yayıncılıktan gıda- ya kadar akla gelecek her sektörde parmağı var. Ama parayla pulla hiç ilgisi yok! Bütün bunlara bakınca insanın aklına şu tanım geliyor: - Yumurtasız omlet... Hafta içinde Cumhuriyet'te çıkan Gülen'le ilgili iki haberi ele alalım. Başkentin gelişmekte olan bölgelerinin başında Çayyolu geliyor. Hızlı artan yapılaşma, bölgeyi ilgi merkezi haline getirdi. Burada 383 bin metrekare- lik bir alan 29 yıllığına Gülen cemaatinin kuruluş- lanndan Türkiye Sağlık ve Tedavi Vakfı aracılığıyla Fatih Üniversitesi'ne kiralandı. Bu alanın 253 bin 618 metrekaresi "ağaçlandırma sahası", 130 bin metrekaresi yapılaşma alanı olarak görünüyor. İçin- de bir de mezarlık var. Maliye Bakanlığı araziyi, mezarlığı korumak, ağaçlandırma sahasına dokunmamak şartıyla ver- di. Kira sözleşmesini cebe koyanlar soluğu Anka- ra Anakent Belediyesi'nde aldılar. Belediye Mec- lisi 19 Mart 1998'de lmar Planı'nı onayladı. Yapı- laşma alanı şu kadar görünüyor: 175 bin metrekare... Maliye Bakanı Zekeriya Temizel, tahsisin geçi- ci olduğunu, sözleşmeye aykırı bir uygulama olur- sa tahsisi iptal edeceklerini söyledi. Zaman Gaze- tesi ise sadece Temizel'in, ilk tahsisin yasal oldu- ğuna ilişkin açıklamasına yer verdi. Bu konudaki gelişmeleri izleyeceğiz. Kül... püskül... fasikül... Gelelim Gülen'in şeriatçılıktan hüküm giyip giy- mediğine. Cumhuriyet'te perşembe günü yer alan haberde şu bilgiler vardı: Gülen, "Nurculuk faaliyetlerinde bulunmaktan" 1971 yılında izmir'de tutuklandı. Üç yıl hapis ce- zasına çarptırıldı. Askeri Yargıtay, 24.10. 1973 ta- rih 1973/242 sayılı kararla suçu sabit gördü. Ama cezayı fazla buldu. Tam bu aşamada 1974 affı çık- tı ve dava düştü. Zaman Gazetesi, dün birinci sayfasından şu ha- beri verdi: "Gülen mahkûm olmadı. Cumhuriyet Gazetesi haberi çarpıttı." Rastlantıya bakın ki Enis Berberoğlu dünkü "Gülen Geçmişini Nasıl Görüyor" başlıklı yazısın- da, Gülen'in "KüçükDünyam"adlı kitabından bö- lümleraktardı. Işte Gülen'in ağzından yukarıda sö- zünü ettiğimiz dava: "Bir müddet sonra mahkeme neticelendi ve biz mahkûm olmuştuk. Eğerhafızam yanıltmıyorsa ve doğru hatırtayabiliyorsam beni 163. maddenin 4. fıkrasına göre cezalandırmışlardı. Üç sene ağırha- pis, birsene Sinop'a sürgün..." Zaman'da Gülen'in avukatlan diyor, "mahkûm olmadı". Gülen diyor, "mahkûm oldum". Bir kişinin düşüncelerinden dolayı mahkûm ol- ması ayıp bir şey değil. Samimi iseler, "Evet o gün Hocaefendi öyle düşünüyordu. Suç sayıldı, hü- küm giydi" derler. Bunun yerine, karar öyle değil de böyleydi diye ikili davranmayı yeğliyorlar. Birtakıyye klasiği... Üniversite kurarken hukuksuz davranıyorlar, geçmişlerine bakarken etiksiz. Ahlak mı? Mangalda kül bırakmıyorlar... Din mi? Tespihte püskül bırakmıyorlar... Siyaset mi? . . Nutukta fasikül bırakmıyorlar... örgütlenme mi? Girmedik teşekkül bırakmıyorlar... Para mı? Tartmadık baskül bırakmıyorlar... Kimsiniz sorusuna şu yanıtı veriyoMar: Hiçbiri... Diyarbakır9 da • Baştarafi 1. Sayfada ledikleri operasyonda örgü- tün askeri ve siyasi kanat so- rumlulannın yakalandığmı, örgütle ilişkisi olduğu belir- lenen 1000 kişinin kimliği- nin tespit edildiğini bildirdi. Diyarbakır Valiliği'nden yapılan açıkJamada, Hizbul- lah m i1im kanadına yönelik il merkezi, Silvan ve Çınar ,ilçeleri ile bazı köylerde operasyon düzerilendiği açıklandı. Operasyonlarda, yakalanan 79 kişiyle birlik- te 2 tabanca, 2 gaz tabanca- sı ve çok sayıda örgütsel do- kümanın ele geçinldiğı kay- dedildi. İki not noktası ve bir hücre evinin ortaya çıkanl- dığı vurgulanan açıkJamada, "Eldeedilen silahlann balis- tik incelemesi sonucu, bun- lann 1993-96 tarihleri ara- sında Mürsel Polat. Şahin Bağcı, Mehmet Kalkan ve Şevket Demircan'uı öldü- riilmesi, Mehmet Songül ile Abdulhamit Demircan'm yaralanmasıolaylanndakul- lanıldığı beürlendi" denildi. Elde edilen belgelerin in- celenmesi sonucu örgütün düşman olarak belirlediği kişileri "esir" adı altında hücre evlerinde sakladığının öğrenildiği vurgulanarak bu kişilerden bazılannın sorgu- lanarak öldürüldüğünün an- laşıldığı da kaydedildi. BUGUN 08.00 drfie Arkın 11.00 tone Sports Kılıç 11.30 And 14.00 Cola Eu Hof 100 FunkyC 16.00 İTürk Çağan 18.00 ıc Gölnaz 22.00 Jaydee 02.00 Juke
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog