Bugünden 1930'a 5,499,529 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 30 NİSAN 1998 PERŞEMBE OLAYLAR VE GORUŞLER Solun Yeniden Doğuşu Dr. ENGİN ÜNSAL A ıjantin'den Almanya'ya kadarbirçok ülkede siya- sal sol güçler yeniden do- ğuşun bahannı yaşamak- tadır. Geçen yıl kasım ayında Arjantin"de sol ko- alisyon, parlamento seçimlerinde Pero- nistleri ciddi bıryenilgiye uğrattı. El Sal- vador'da EMLN, sağcı Arena partisine karşı çok önemli bir basan elde etti, baş- kent dahil, tüm büyük kentlerin belediye başkanlıklannı kazandı. Meksika'da sol- daki PRDpartisi uzun yıllar iktidan elin- de tutan PRI'ye karşı Mexiko City bele- diye başkanlığını ilk kez ele geçirdi ve parlamentoda ana muhalefet partisi oldu. Almanya'dayapılacakseçimlerde I6yıl- dır iktidarda olan Kohl'ün yüzde 20 dola- yında. sosyal demokrat Schroder'in ıse yüzde 56 dolayında oy alması beklenmek- tedir. Güney Amerika'da ve Avrupa'da solun yeniden doğuşu iki temel nedene dayan- maktadır. Bunlardan birincisi solun pazar ekonomisi ile şu ya da bu biçimde barış- masıdır. Sol artık üretim araçlannın sahip- liği ile değil üretimin sonuçlannın top- lum katmanlanna sağlıklı bir biçimde ulaş- ması ile ilgilidir. Solun başansının ikinci temel nedeni ise bugüne değin iktidarda bulunan sağın yeni liberal modelinin kit- lelere yeterince ekmek götürememiş olma- sıdır. Işsizlik, yolsuzluk. artan eşıtsizlik ve düşük büyüme hızı ile serbest pazar eko- nomisinin karnesi. özellikle Latin Ame- rika'da, kınk doludur. Ekonomıyi sıçrama noktasına getire- bilmek ve siyasal sağ güçleri çepeçevre ku- şatabilmek için Latin Amerika'nın bölün- müş sol partileri çıkaryoJu biriesmede bul- rauşlar. bunu gercekleştirmişler ve bunun ürijnlerini Meksika. Arjanrin ve El Salva- dor'da almışlardır (Neu svveek 10 Kasım I997s.4). Türkiye bırçok yönden Latin Ameri- ka'ya benziyor. Birçok Latin Amerikaül- kesinde olduğu gibi Türkiye'de de çok partili yaşama geçtiğimiz 1950 yılından bu yana sag 48 yılın büyük bir bölümün- de iktidarda bulunmuştur. Sag iktidarlar yıllardır işsizliği. yolsuzlugu. gelir eşitsiz- îiğini ortadan kaldıramadıklan gibi kişi ba- şına düşen milli geliri 3 bin dolann üze- rine çıkaramamışlardır. Bugün ülkede nü- fusun yüzde 20'si milli gelirin yüzde 56'sı- nı bölüşmekte. işsizlik 6 milyon dolayın- da bulunmakta ve sendikalaşma oranı yüz- de 9 sınınnı aşamamaktadır. Artan yoksulluk ve yaşanan ekonomik bunalımın siyasal yorumu. yoksulluğun sağda ve solda köktenci partileri besledi- ği biçimde ortaya çıkmaktadır. TESAV'ın yaptığı bir araştırmaya göre son seçimde 654-1000 dolar arası kişi başına gelir dü- şen illerde RP yüzde 26.75. HADEP yüz- de 21.99. ANAP yüzde 16.83 DYP yüz- de 14.03. MHP yüzde 5.91. CHP yüzde 4.49 ve DSP yüzde 2.14 oy almışlardır. (Milliyet 16.3.1998. s. II). Son yapılan genel seçimlerden kapatılan Refah Parti- si'nin birinci parti olarak çıkması, bugü- ne kadar iktidarda bulunan ve yeterli mal ve hizmet üretemeyen sağ siyasal partile- rin başansıdııt!). Günümüzde solda yaşanan bölünmüş- lük, bu görüntüye daha da güç vermekte- dir. Solda aradığını bulamayan. halkın so- runlanna somut çözüm üretemeyen solda- ki partilere doğal olarak oy vermesi dü- şünülen işçiler bile oy vermemiş ve emek- çi kesimin oylannm önemli birbölümü Re- fah Partisi'ne gitmiştir. Bu. sosyal de- mokrat olduğunu savlayan partiler için çok büyük bir ayıptır. Yapılan kamuoyu yoklamalannda mer- kez solda bulunan iki partiden CHP'nin yaklaşık yüzde 15-16. DSP'nin ise yüzde 12-15 oy alabilecegi ortaya çıkmaktadır. En karamsaryaklaşımın üikemizde mer- kez solun en az yüzde 27 dolayında birle- şik oya sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu- günkü seçim yasalan karşısında bu. mer- kez solun seçimlerden birincı parti olarak çıkması demektir. Bugüne değin halkımt- za olumlu şeyler verememiş ve ancak mut- lu bir azınlık yaratmada başarılı olmuş li- beral politikalan savunan sağ partiler kar- şısında yeniden doğuşun bahannı yaşamak umudu ile sol partiler birleşebilir ve La- tin Amerika örneğini Türkiye"de yaşata- bilirmi? Fethullahçılığı savunan. memurlara grevli, sözleşmeli sendika hakkını çok gö- ren, dünya siyaset literatüründe hiç gö- rülmemiş tarikat oylanna dayalı bir söz- de sosyal demokrat parti modeiini ısrarla yaşatmaya çahşan bir liderin başkanlığın- daki DSP ile olaylara çok değişik boyut- tan bakan. laiklikten ödün vermeyen CHP'nin birleşmesi olanaksızdır. Hiç kim- se, Türkiye'nin merkez solunda bir bü- tünleşme olacak diye düş kurmasın ve ete- ğindeki taşlan ona göre saymaya başlasm. Aslında merkez solda. gerçek anlamda. bir sosyal demokrat partimiz de yoktur, ama CHP eğer biraz çaba gösterir ve biraz üret- kenolabilirsekendikabuğunukırabilirve ülkenin en önemli sosyal demokrat parti- si olabilir. Bunu sağlamak için CHP'nin herşey- den önce üye profilini değiştirmesi gere- kir. Son İstanbul il kongresi bunun en acı ve çarpıcı örneğini vermiştir. îstanbul gi- bi emek yoğun bir kentte yapılan CHP kongresine katılan 632 il delegesinin için- de 30 tane bile sendika üyesi işçi yoktu. Oysa bu kongre sosyal demokratlann bu- lunduğu Batı ülkelerindeyapilsa delege- lcrin yüzde 60-70'i kesinlikle bir sendika- nın üyesi olurdu. CHP eğer solda söz sa- hibi olmak ve gerçek bir sosyal demokrat kimlik kazanmak istiyorsa, ise üye yapı- sını değiştirmek ile başlamalı. Sendika başkanlannı milletvekili listelerinekoyma düşüncesinden parti kesinlikle vazgeçme- lidir, çünkü o sendika başkanlannın ta- bandaki üyeleri ile çok ciddi çelişkileri vardır. Önseçim onlar için de geçerli ol- malıdır. Partinin kapılan işçilerin yığınsal kayıtlanna açılmalı ve işçinin dinamizmi parti i,çine taşınmalıdır. Devinimsiz. heye- can fukarası bir sosyal demokrat parti se- çimlerde ancak nal toplayabilir. CHP iktidar olduğunda uygulayacağı hükümetprogramını hazırlamalı veörgü- tünde tartışmaya açmalıdır. CHP başka partilerin yapacağı yanlışlara dayalı bir oy artışına değil. kendi tirnaklanyla kazı- yacağı biroy patlamasına güvenmelidir. CHP dışdünyaya açılmalı. yurtdışında- ki yurttaşlanmızdan oluşan bir sosyal de- mokrat orduyu partinin tanıtımı ve destek- lenmesi için kullanmalı. onlann temsilci- lerine parti meclisinde görev vermelidir. Salt eleştiriye dayalı negatif politika üreterek değil, işçi sınıfı ile bütünleşerek, somut öneriler üreterek, partinin büyü- mesinin önünü kesen dar kadroculan da- ğıtarak büyüme sürecine girilmelidir. CHP'nin kendi evinin önünü temizle- mesi ona kamuoyunda daha da saygınlık kazandıracaktır. lşteo zaman gerçekten bü- yüyecek ve yeniden doğuşun bahannın vereceği o enfes keyfi kılcal damarlann- da duyarak siyasal tarihimizde yeni bir sayfa açacaktır. Sizi Leş Kargalan! Dr.ALPERAKÇAM K im mi leş kargası? Hani şu bir elinde kamera. öbür elinde mikrofon sokak sokak kan arayan, ölüm arayan, göz yaşı arayan soytan var ya o! Hani şu insan kanını. cansız insan bedenini. bir yakınını yitirmenin dayanılmaz kah- nyla yanan yüreği. aeıyı. yıkıntıyı "reyting" malze- mesi yapıp binlerce Amerikan Dolan milyariarca Türk Lirası tutanndaki aylığını kazanma ugraşı için- deki gazeteci. televizyon program yapımcısı, haber- cisi pozlannda ahkâm kesen soytan var ya o! Hani şu sağlık, hele de SSK Hastanesi denince ağ- zından sular akıtarak saldıran. yetersizlikler içınde çırpınan hekimıni, sağlık personelıni günah keçisi ye- rine koyup kahramanlık taslayan. bilgiçlik yapan. en ufak gaz sancısmda kamu kaynaklanndan verilmiş karşılıksız kredilerle, teşviklerle kurulmuş çok özel ve çok lüks hastanelerde yellenmeye koşan ucuz kah- raman varyao! Sizı leş kargalan! O karaladığınız. yerden yere vur- duğunuz SSK hastanelerinde, otuz milyona yakın in- sana sağlık hizmeti verilirken tüm musluklann kapa- tıldığını. neredeyse otuz yıla yakın bir süredir ciddi birtekyatınmyapılmadığını.ülkezenginliklerininbir yandan terörle beslenen leş kargalanna, biryandan tü- redı liberal rantzenginlerine. biryandan sizlergibi ül- keyi kültür ve ahlak yozlaşmasının içine sürükleme- ye çahşan düzeysiz. arabesk medya canavarlanna akı- tıldıgını saklayın bakalım. O büyük törenlerle doğur- maya ve yellenmeye koştuğunuz adı ve kendi çok özel lüks hastanelerinizde de "kompükasyon" denilen is- tenmeyen sağlık olumsuzluklannm olabildiğini. her zaman da olabilecegini saklayın bakalım. Büyük kent- lerdeki üniversite ve özel hastanelerin en büyük gelir kaynağınm sevkedilmiş sigorta hastalannın faturala- nnın şişirilmesinden oluştuğunu. tüm lüks sağlık ya- pılannın temelinden çatısına kadar işçi bırikimlerin- den oluşmuş SSK paralanyla dikildiğini ve SSK has- tanelerine yıllardır personel ve çağdaş donanım des- teği verilmediğini saklayın. Ve programlannıza konuk olarak çağırdığınız koca bir kurumun bürokratlannı süs bitkisi gibi oturturken söz hakkı vermemek bir ya- na azarlamaya. paylamaya kalkın! Bunun adına da "tarafsız yajınahk" deyin! Sizi gidi leş kargalan! Sormazlar mı insana. hastane acrl servisleri yol ge- çen hani mıdır? Isteyen istediği saatte gidip olay çı- kartıp kamera kahramanı olma hakkını nereden alır? Sormazlarmı insana, bu ülkede neden sağlıkdenin- ce aklayalnız hastanegelir? Neden yıllardır tanısı kon- muş bir hastalığı. konıyuctı hekimlik ve birinci basa- mak sağlık hizmetinin sağlanması gerekliliğini gör- mezden gelir tüm politikacılar, tüm çok bilmiç med- ya cambazlan? Neden her hastanın bir hekimi olma- sı gerektiği hep unutulur? İşyeri hekimliği, semt he- kimlıği. adı ne olursa olsun. hastanın işyerinde. evin- de, köyünde ilk sağaltımını (tedavısıni) sağlayacak, hastaya sahip çıkacak. arka olacak. gereğinde hasta- neye sevkedecek Birinci Basamak Sağlık Hizmeti ne- den sağlanamaz birtürlü? Tüm gelişmiş ülkelerde, in- sana değer verilen her yerde hastanelere yalnızca he- kim tarafından sevkedilmişhastalanngidebildiği, has- tanın öncelikle bulunduğu yörede. işyerinde. evde, semtte sağaltılması gerektiği niçin söylenmez? Has- tanelerdeki kalabalıklan. kuyruklan ancak böylesi bir örgütlenmenin önleyebilecegi. her canı isteyenin is- tediği saatte hastaneye gitmesi halinde kanşıklık ve kalabalığın kaçınılmaz olduğu neden saklanır halkın gözünden? Doğum olayının ölüm olasılığını her za- man banndırabilecek kanlı bir süreç olduğunu bile bi- le. dünyanın her yerinde. en gelişmiş merkez ve has- tanelerinde bile doğuran bir ananın ölümünün isten- meyen ama karşılaşılabilecek bir komplikasyon oldu- ğunu saklayarak dogum yapan yakınını yitirmiş in- sanlann acısı üstüne u rey1ing''li haber düzenlerin bir tek adı olabilir: Leş kargası! Hastane acil servisininönündekendini yerlereata- rak bilincaltı sorunlanyla acil serviste çok daha önem- li işlerle uğraşması gerekli. can kurtarmaya çabalayan sağlık personelinin zamanını ve enerjisini bencillik- le çalmaya çabalayan dengesiz bir insanı "mağthır edü- mtş hasta" gibi arkalayarak ucuz kahramanlık tasla- yanın bir tek adı olabilir: Leş kargası! Ve tüm leş kargalan biürler ki. bu ülkede sağlıga a>nlan kaynaklar yetersizdir. bu ülkede başta SSK olmak üzere kamu hastaneleri ülkeyı yöneten politi- kacılar tarafından gözden çıkanlmıştır; yenilenme- mekte, donatılmamakta. büyütülmemektedir. Sayıla- n 100 civanndaki SSK hastanesinde, ülkedeki sağlık personelinin yalnızca yüzde yirmisi. sağlığa harcanan paranın yüzde on beşi ile tüm sağlık hizmetinin yüz- de otuzunun üstündeki bölümü karşılanmaktadır. Ya- ni SSK hastanelerindeki hekimler ve sağlık persone- li korkunç yokluk ve olanaksızlıklar içinde özveriyle çalışmaktadırlar. Yüz hastaya bir hekim bakmakta, ko- ca birklinikte bir hemşire. birhizmetli görev yapmak- ta. bir ameliyathanede bir yılda binin üstünde ameli- yatyapılmaktadır. Yoksul insanlanmız her geçen gün binlerle çoğalmakta ama onlara bakan hastaneler kü- çülmekte, eskimekte, onlara bakan hekimler leş kar- galanna boy hedefi. saldın tahtası olmaktadır. Cünkü bu ülkenin zenginlikleri, çahşan insanlann göznuru. almteri bir yandan terörle beslenen aşiret baş- lanna, parti yöneticilerine, bir yandan devletten aldı- ğı ucuz krediyle devletin kârlı hisse senetlerini satın alıp kamu hazinesini soyan türedi rant liboşlarına, bir yandan parlamentodaki koltuğundan batık bankasına vurgun peşindeki uyanık "hürteşebbüs"e. biryandan USA dolarlı aylıklarla çahşan "re)ting'"ci yoz med- yaya akıtılıp gitmektedir. Cünkü bu ülkede halkın sağ- lığı için aynlacak para yok, ama leş kargalanna ayn- lacak para çok! Cünkü bu ülkenin namuslu insanlan elli yıldır uyanıp bir araya gelmeyi beceremezken leş kargalannm çığlıklan kulaklan sagiretmektedir!' - • -• SIKfVJA SEÇffVÎ DUGMESİ dafıa düşuk devırüe ',j.ı> çamaşırtarın yıpranmasını. yunlulerin keçelesmesini onler. .. üabıten pamuklu ı,-«rıasırların aksino hassas çamaiirlar (seotetık vo.) duşüK dcvırde SiKıima!ıdır. ELEKTRONIK DENGESİZ YUK KONTROLL Çamaşif tambur ıcinde bir noktada topiandığında bunu hissederek çamaşıri dağıtır. Boylece en yüKsek devirde sıkarken bile tambur içinde dengesiz dağıiım-; önier Titreşimsiz ve sessizce sıkar. MaK.menin kaibı olan ırotorun zorlai'masını en.geiiedı|i için motorun Mükemmel bir çamaşır makineniz olsun istemez misiniz? , prograrr süresi ir ''-~ zamandan tasarruf sağiar. Teknolojisi sürekli geliştirilen bir çamaşır makinesi düşünün... Sıkma devri seçeneğiyle en hassas ve narln camasırlarınızı bile vıpratmadan ytkayan, elektronik dengesiz yük kontroluyle sıkma ışlemini titreşimsiz ve sessiz yapan. hızlı programıyla zamanınızı sevgiye bırakan... Böyle bir camasır makinesi istiyorsanız Arçelik'e gelin. sizin de olsun. ARCELIK Yaşam kalitesi îcin çalışır. PENCERE 2000 Dönemeci "Türk Ordusu Güneydoğu'da 4 cephede bir- den savaştı. Karşısında Kurtuluş Savaşı'ndan bu yana en büyük kuvvet koalisyonu vardı: 1. Koalisyonun silahlı gücü PKK. 2. PKK'ye her türlü maddi ve manevi yardımı yapan Suriye, Irak, Iran gibi ülkeler. 3. PKK'ye destek veren, kolaylıklar sağlayan, sığınma, bannma, örgütlenme, televizyon yayını yapma, kongre toplama olanaklanyla yardımcı olan hemen hemen tüm Avrupa ülkeleri. 4. Açıkya da örtülü birşekilde PKK'yi destek- leyen, onun propagandasını yapan iç güçler... Bu dev koalisyonun dayandığı temel hesap, PKK'nin askeri başansıydı. Dahadoğrusu Türkor- dusunun başansızlığıydı. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Önce örgütün Güneydoğu 'da yaygın bir taban bulmasına izin verilmedi. Sonra askeri operasyon- larla örgüt sıkıştınldı, hareketsiz kılındı. En so- nunda, 'başarıdan yararlanma' ilkesigereği PKK parçalanma sürecine sokuldu. Örgütün ikinci ada- mı Sakık'/n ele geçirilmesi, bu durumun somut ifadesidir. 15yıl süren acılı ve özverilı bir mücadeleden son- ra bugün gelinen noktada sağlanan bir başan varsa bu sadece PKK'ye karşı değil, arkasında yer alan inanılmaz büyüklükteki koalisyona karşıdır. PKK askeri açıdan bozguna uğratıldıktan son- ra, arkasındaki koalisyonun çözülmesini beklemek de hayalcilik olmaz. Birşartla... Askeri başan, ekonomik, sosyal, kültürel başa- nlarla taçlandırılmak şartıyla..." * Yukardaki yazı 20 Nisan 1998 Pazartesi günü Milliyet'te Hikmet Bila'nın köşesinde çıktı; yazı- nın kaynaklandığı gerçekliğin özünü herkesin dü- şünmesinde yarar var; tanımlama nasıl yapılıyor "Kurtuluş Savaşı'ndan bu yana en büyük kuv- vet koalisyonunun silahlı gücü PKK..." Askerin bilinci, yaşadığımız gerçekliğin tarihsel kökenine gerekli göndermeyi yaptı. Halkın sezgisi doğrunun göstergesini yaşanan karmaşanın içinde yakaladı. Yıllarca süren ve binlerce insanın yaşamına mal olan savaş sürecinde, Istanbul'un işlevi, Kurtuluş Savaşfndaki "Dersaadef'ten değişik olmadı. Yurtsever, Güneydoğu'da şehit olurken; med- yada vatanseverlikle alay edildi. Mandacılar, söz- de demokrasi adına, şeriatçıhk ve ayrılıkçılık yap- mayı meslek edinmişlerdi. Hem "ulus devlet' r \n mo- dası geçmemiş miydi?.. TC'nin sonu gelmemiş miydi?.. "Bütün bu ahval ve şerait içinde dahi" başan gerçekleşti; "makûs talih" değişti; Hikmet Bila bu dönüm noktasını vurguluyor. • Adına ister "Kurtuluş Savaşı'ndan bu yana en büyük kuvvet koalisyonu" deyin, ister "emperya- lizm" deyin, "büyük ittifak'ın silahlı gücü yenilgi- ye uğratıldı. Ancak bu askeri başarıdır. „ Ya "sivilbaşan"?.. Kırk yıl süren "karşıdevrim" sürecinde yozla- şan, kirlenen, bozulan, kokuşan bir toplumun iyi- leşmesi de zaman alacaktır. Tony Blair'cilik oynayarak Tanzimat taklitçiliği- ne minare kılıfı biçrnekle olacak iş değil bu!.. ön- ce Türkiye'dekı "yağma düzeni"ne "dur" demek gerekiyor. Solun görevi somut!.. Sol, sağa dönük kitleleri de ardından sürükle- yecek bayrağı yükseltmelidir. Halkın sosyal ve ekonomik haklarını savunan istencin ve coşkunun gerçekçi programını ortaya koymak gerekiyor. 2000 dönemecindeyiz. Sol, yaşadığımız gerçekliğin farkında mı?.. Olan bitenlerin anlamını kavrıyor mu?.. DUYURU İSKİ Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Yönetmeliği kapsamında Kadıköy ilçesi, Küçükbakkalköy mevkii, 1881 Ada, 1 parselde kurulacak Eltes İnşaat Tesisat San ve Tic. A.Ş.'ne ait Konut + Ticaret faaliyeti ile ilgili Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Çalışması ve Raporlan İSKİ Atık Su Arıtma ve Ruhsat Denetim Daire Başkanlığı (Feriköy) adresine teslim edilmiştir. Yönetmeliğin 10. maddesi gereğince, isteyenlerin ÇED Raporunu 15 gün içerisinde inceliyip görüşlerini yazılı olarak ISKİ'ye bildirmeleri duyrulur. Eltes İnşaat Tesisat San. ve Tic. A.Ş Dragos Çayırlar Mevkii No.20 Kartal-Maltepe / İSTANBUL DUYURü İSKİ Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Yönetmeli- ği kapsamında Kadıköy ilçesi Küçükbakkalköy mevkii 1882 ada. l parselde kurulacak Baytur Inşaa! Taahhüt A.Ş.'ne aıt Konut+Ticaret faaliyeti ile ilgili Çevrssel Etki Değerlendirme (ÇEDl çalışması ve raporlan JSKİ Atıksu Antma ve Ruhsat Denetim Daıre Başkanlığı (Fenköy) ad- resine teslim edilmiştir. Yönetmeliğin 10. maddcsı gere- ğince. isteyenlerin ÇED raporunu 15 gün içerisirde ınce- leyip görüşlerini yazılı olarak İSKl'yi bildirmekri duyu- rulur. BAYTUR İNŞAAT TAAHHÜT A.Ş. 19 Mayıs Cad. No: 34 Şişli/İSTANBL'L Yüzme havuzu konusundayurt içi ve yurt işı projelenmızde görev alacak. Almanca bilgisayar bilen. genç MAKtNA MÜHENDİSt TEKNİK ELEMAA 0212 251 19 98 - 25! 21 09 Faks 0212 243 18 75 Özgür ve demokratik bir Türkiye içn 7 Mavıs'ı bekle* in.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog