Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

3 NİSAN 1998 CUMA CUMHURİYET SAYFA HABERLER Kıvrıkoğlu'nun ziyareti • ANKARA (Cumhuriyet Biirosu) - Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hüseyin Kıvnkoğlu, Doğu ve Güneydoğu'da terörle mücadelede yaralanıp GATA'da tedavi görmekte olan gazileri ziyaret etti. Özel ve Genel Cerrahi ile Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon merkezlerini dolaşan Orgeneral Kıvnkoğlu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Ismail Hakkı Karadayı adına gazilerin bayramlannı kutladı. Yurtdışındaki ögrenciler • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Milli Egitim Bakanı Hikmet Uluğbay, dün ûst düzey bürokratlar ve YÖK Başkanvekili Ismail Tosun ile bir araya gelerek yurtdışına gönderilecek öğrencilerde aranacak koşullar ve diploma denklıği verilen üniversiteler konulannda bir toplantı yaptı. Uluğbay, lisans üstü ve doktora eğitimi için yurtdışına gönderilen öğrencilerin Atatürk ilke ve devrimlerine uymak zorunda olduklannı anımsattı. FP'den Baykal'a destek • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - FP, erken genel seçimin sonbaharda yapılmasında ısrarlı olan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a destek verdi. FP Grup Başkanı Recai Kutan, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, 1999 yılı ilkbahannda bir seçimin çok geç olacağını belirterek en uygun tarihin bu yılın eylül ya da ekim ayı olduğunu söyledi. Hasan Fehmi Bey anılıyor • tstanbul Haber Servisi - Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), ilk şehit ğâz&eci Hasan Fehmi Bey'i. öldürülüş yıldönümünde anıyor. TGC, ilk töreni 6 Nisan Pazartesi günü saat 11 .OO'de Hasan Fehmi Bey'in Divanyolu Ikinci Mahmut Türbesi'deki mezan başında yapacak. Aynı mezarlıkta yatan ikinci şehit gazeteci Ahmet Samim'in mezan da ziyaret edildikten sonra Basın Müzesi'ndeki şehitler galerisinde saygı duruşunda bulunulacak. Vakko hisseleri bugün İMKB'de • Haber Merkezi - Vakko Tekstil ve Hazır Giyim Sanayi Işlermesi AŞ'nin sermayesinin yüzde 20'si, 30-31 Mart tarihlerinde TSKB yüklenim liderliğindeki konsorsiyum tarafmdan başan ile tamamlandı. Vakko'nun 250 bin adet hisse senedinin 137bin500adedil9 yabancı kurumsal yatınmcıya, 12 bin 500 adedi 25 yerli kurumsal yatınmcıya. 100 bin adedi ise 16 bin 483 bireysel yatınmcıya satıldı. Vakko hisse senetleri bugün ÎMKB'de işlem görmeye başlayacak. TGC'nin tasansı kanunlaşmalı' • Istanbul Haber Servisi - Çağdaş ve demokratik bir hukuk devletinin yaratılması için öncelikle iletişim özgürlüğü önûndeki yerel kısıtlamalann ve tüm engellerin kaldınlması gerektiği bildirildi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) tarafından yapılan yazılı açıklamada, Basın Kanunu'nun çağımız gereklerine uydurulması amacıyla TGC'nin hazırladıgı tasannın kanunlaşması gerekliliğine işaret edildi. I İstanbul Haber Servisi - ANAP Şişli llçe Yönetim Kurulu, Şişli Belediyesi'ndeki yolsuzluğa adı kanşan 3 belediye meclis üyesinin ANAP'tan ihraç edilmesini istedi. Yönetim kurulu, 3 belediye meclis üyesi için aynca Cumhuriyet Savcıhfı'na suç duyurusunda bulunmayı da kararlaştırdı. İrtica ile mücadele kapsamında Meclis'e sunulan yasa tasanlan komisyonlarda Vakıflara soruşturmaANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - irtica ile mücadele kapsamında Meclis'e sevk edilen yasa tasanlan üzerinde görüşmele- re komisyonlarda başlandı. Adalet Komis- yonu'nda, vakıflann gerekli durumlarda idari tasarrufla da kapatılabilmesini öngö- ren yasa tasansı üzerinde sert tartışmalar yaşandı. ANAP istanbul Milletvekili Bü- İent Akarcah, devletin sırtından trilyonlar götüren ve irticai faaliyetler içinde bulunan vakıflann önüne geçileceğini söyledi. Medeni Yasa'da değişiklik yaparak vakıf- lara sıkı denetim getiren tasan. dün TBMM Adalet Komisyonu'nda görüşülmeye baş- landı. FP'liler, irtica ile mücadele adı altın- da Müslümanlıkla mücadele edildiğini ile- ri sürerken, MGK'nin isteği dogrultusunda tasanlar hazırlanarak Meclis'e sevk edildi- ğini söylediler. ANAP Genel Sekreteri, Ko- misyon üyesi Erkan Mumcu ise içinde bu- lunulan konjonktüre göre değil, hukuk çer- çevesinde görüş açıklanmasını istedi. Bu- nun üzerine FP millervekilleri "Düşüncele- rimizi özgürce açıklama hakkınuz yok mu? Birikısıtlamayaçahs.mayın'' diye tepki gös- terdiler. FP'li BülentAnnç, yüzlerce vakıfarasın- dan birkaç tane amaç dışı faaliyet gösteren vakıfçıkabileceğini söyledi. Amaç dışı va- kıflara örnek olarak Adalet Bakanlığı Vak- fi ile bankalann vakıflannı gösteren Annç, bu şekiide triiyonluk servetler toplandığı- nı. ancak bunlann bir hakkın ortadan kal- dınlmasına neden olamayacağını söyledi. FP'li Abdülkadir Öncel de. derin devlet baskılannın, açık hale getirilmeye çalışıldı- ğını ileri sürerek, " Demokrasi dışı güçler birtakım baskılar yapmak isteyebilir. Biz buna aletolmayahm" dedi. FP milletvekili Fikret Karabekmez de, "Güvenük güçleri- ni her srvil güişüne sokarsak polis devieti oluruz. Bunun Uerisi de faşist devJettir" de- di. Yargı denetimine açık Vakıflardan sorumlu Devlet Bakanı Me- tin Gürdereeleştirileri yanıtlarken, idarenin müdahalelerinin yargı denetimine açık ol- duğunu anımsattı. Gürdere, mahkemelerin de doğal olarak güvenlik güçlerinin ortaya koyacağı delillere göre hareket edeceğini belirterek, "Biz. istihbarata değil delile da- yalı karar alınmasını sağüyonız" dedi. Da- ha sonra, TBMM Genel Kurulu'nun çalış- ma saatinin başlaması nedeniyle toplantı- ya son verildi. Tasanya göre, "siyasi amaç güden, belli bir ırk veya mezhep mensuplannı destekle- yen, milli menfaatfcre ajkuı" vakıf kurula- mayacak. Sabıkalılar vakıf kuramayacak. Vakıflann kuruluş tescili mahkemelerce ya- pılacak. Vakıflar Genel Müdürlüğu gerek- li gördügü hallerde vakıflan kapatabilecek, kapatma karan 24 saat içinde hâkim onayı- na sunulacak, hâkim karannı en geç 48 sa- at içinde verecek. Belediyelerin vakıflan denetim altına ahnacak, yurtiçinde kurulan vakıflann yurtdışında, yurtdışında kurulan vakıflann da yurtiçinde şube açması izne ta- bi olacak. Izinsiz şube açılması durumun- da vakıf yetkilileri hakkmda yasal işlem yapılacak. Cezaevleri 'îşkence temel sorun' AYŞESAYIN ANKARA - TBMM Insan Haklan Komisyonu, Şanlıurfa, Diyarbakır, Batman ve Mardin cezaevlerinde yaptığı 1 haftalık incelemelerde "işkenceye va- ran kötü muameJeyi" temel so- run olarak belirledi. Komisyo- nun, görüşlerine başvurduğu 1500'e yakın tutuklu ve hü- kümlü; cezaevlerinde "çiftbaş- lılığı. görüş olanaklannın kısıt- hlıgını. sağkk koşullannı, rüş- veti, kapasite yetersizliğini" en çok yakınılan konular olarak sı- raladılar. Komisyon Başkanı Sema Pişkinsüt. üyeler FP'li Seyit Haşim Haşimi ve DTP'li Ferit Bora'dan oluşan heyet, bölge- deki 4 cezaevinde; kadın, ço- cuk, adi, siyasi, itirafçı ceza ve tutukevlerinde 1 hafta süren in- celemelerini tamamladılar. Ko- misyonun yüzlerce sayfalık tu- tanaklan çözme işlemlerine başlandı. Haşimi, bölgede yap- tıklan incelemelerde. saptadık- lan sorunlan şöyleözetledi: # 4, 5, 6 yıldır yargılanma- yı bekleyen tutuklular var. Yar- gı siireci hızlandınlmalı. 9 Şartlı salıverilenler üze- rinde büyük baskı var.. # Bütün cezaevlerinde. "kö- tü muameleye uğramadım" di- yen tutuklu ve hükümlüye rast- lanmadı. # Cezaevlerinde çift başlılık var. # Çoğu cezaevinde işler rüş- vetle yürüyor. # Görüş olanaklan son de- rece kısıtlı. Cezaevlerinde sık sık yaşanan eylemlerden en çok tutuklu ve hükümlü yakuüan etküeniyor. Tutuklu Aileleri Yardımlaşma Derneği Başkanı Gökoğlu 'Cezaevlerindekiçözümgeçici'ANKARA (Cumhuriyet Büro- su)-Buca Kapalı Cezaevi'nden 10 siyasi tutuklunun istemleri dı- şında 4 değişik cezaevine sevk edilmeşiyje başlayan protesto gösterüerirn'n sona ermesine kar- şın, köklü bir uzlaşma getirile- medi. Tutuklu Aileleri Yardımlaşma Demeği (TİAD) Genel Başkanı Ercan Gökoğlu. cezaevlerinin. yıllardır el atılmayan ve her ge- çen gün giderek ağırlaşan pek çok sorunla yaşamak zorunda bı- rakıldığınadikkatçekti. Yaşanan tüm olumsuzluklann ötesinde son olaylann. tutuklulann "ya- şam haklanna" yönelik bir teh- ditten kaynaklandığını savunan Gökoğlu, bu olaylann "hücre ti- pi" cezaevi sistemine gösterilen bir tepki olduğunu kaydetti. Adalet Bakanı Oltan Sungur- lu'nun bu tür olaylann önlenebil- mesi için ortaya koyduğu "mo- dern cezaevleri'' tasanmının hüc- re tipini içerdiğini savunan Gö- koğlu, Çankın, Amasya ve Yoz- gat başta olmak üzere pek çok cezaevinde hücre tipi yapılanma- nın bulunduğunu söyledi. Gökoğlu, hücrelerin 1, 2 ve 4 kişinin kalabileceği biçimde sı- nıflandınldığını belirterek. 1 ki- şilik hücrenin 8, 2 kişilik hücre- nin 16.4 kişilik hücrelerin de 24 metrekare olduğunu söyledi. Adalet Bakanı Sungurlu'nun hücre sistemini "oda sistemi" olarak göstermeye çalıştığını kaydeden Gökoğlu, bu sistemin temel hedefinin tutuklulan "or- tak yaşam" alanlanndan kopara- rak "izolasyonu" sağlamak oldu- ğunu öne sürdü. Son olaylarda arabuluculuk yapan Halkm. Hukuk Bürosu avukatlanndSn Zeki Rfegâr. suç- lu bile olsa tutuklu ve hükümlû- lerin insan olduğunun unutulma- ması gerektiğine dikkat çekti. Bu çerçevede ceza infaz anlayışının değişmesi gerektiğini kaydeden Rüzgâr. cezaevlerinin insanlann yaşabileceği asgari koşullara ko- vuşturulması gerektiğini belirtti. Tutuklu Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TAYD- DER) Genel Başkanı Medeni Ay- han da. cezaevlerinde yaşanan sorunlara kalıcı çözüm üretebil- mek için öncelikle genel af ilan edilmesi gerektiğini söyledi. SPY değisikliği Erbakan 9 a siyaset komisyondan döndü ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - FP'lilerin, kapatı- lan RP'nin Genel Başkanı NecmettiD Erbakan'a, her- hangi bir partiden "bağnn- sızada\olma" yolunuaçma çabalan, TBMM Anayasa Komisyonu'ndan döndü. TBMM Anayasa Komis- yonu'nda FP'li üyeler, Siya- si Partiler Yasasfnın 95. madde değisikliği önerisin- den, partinın kapatılmasına neden oian millervekillerinin "siyasi partilerce aday göste- rflemejeceği'' hükmünün çı- kanlmasını istediler. Iktidar partili ve CHP'li üyelerin oy- lanyla önergenin reddedil- mesi üzerine FP'liler, "Ana- yasaya a\ kın bir düzenleme y«pıİı>wr'' savı ve oylama so- nuçlanna itiraz ederek tartış- ma çıkardılar. Adalet Bakanı Ottan Sun- guriu ise bu şekiide seçile- cek millervekilinin, hep ba- gımsız kalmak zorunda ol- duğu için "eksüdi" milletve- kili sayılacağını, böylece, 2 farklı statüde milletvekilliği ihdas edileceğini belirterek önergeye karşı çıktı. Oner- ge üzerinde söz alan Mustafa Kamalak'ı, konuşmasını b - sa tutması için uyaran CHP'li Başkan Atüa Sav'a, FP'li Şeref Malkoç, "Böyle konuşmaya hakkınız yok" diye bağırdı. Bunun üzerine sinirlenen Sav, "Neye hak- kım oiupobnadığuu bana siz söyleyecek değusiniz" diye tepki gösterdi. Yapılan oyla- mada. DYP'nin destek ver- diğı FP'nin önergesi 8'e kar- şı 13oyiareddedildi. Toplumun büyük kesimini oluşturan sivil kuruluşlar ortak dileklerini açıkladılar 6 Adil ve demokratik bir seçim sistemi 9 ALİER Toplumun büyük kesimini temsil eden sivil kuruluşlar, Türkiye'nin olası birerken seçime, mutlaka "adfl ve demokratik'' bir seçim sistemiyle gitmesini istediler. Mev- cut seçim sistemini siyasi istikrarsızlıgın nedeni ve demokratikleşme önünde engel olarak gören Türk-tş, DİSK, Hak-Iş ve KESK genel başkanlan "Milli bakjye" sis- temine geçilmesini önerdiler. TlSK'in ter- cihi ise "dar bölge''. Türkiye'de erken seçim olasılığı giderek güçlenirken, sivil kuruluşlann genel baş- kanlan seçim sistemiyle ilgili tercihlerini ağırlıkla "MiIK bakrye sistemi"nden yana koydular. TlSK Genel Başkanı Refîk Bay- dur ise iki dereceiı dar bölge sistemi öner- di. Genel başkanlar tercih gerekçelerini şöyle açıkladılar: DİSK Genel Başkanı Rıdvan Budak: Herkesin parlamenter rejim içinde kendi- sini ifade edebilmesini hazmetmeliyiz. Yüzde 10 barajlı mevcut sistem bunu en- gelliyor. Milli bakiye sistemi, bu amaca en uygun düşenidir. Yüzde 5 'lik ülke barajı ise kabul edilebilir bir sınırdır. Yeni sistem se- çim ittifakına da olanak tanımalıdır. Öte yandan, konunun Siyasi Partiler Yasası ile ilgili önemli bir boyutu var: Mevcut sistem fıili olarak atanmış parlamenterler seçtiri- yor. Oysa. kimin seçileceğine parti liderle- nnin değil, seçmenin karar vermesi gere- kiyor. Delege sisteminde bir zaaf yok. So- run üye-parti ilişkisinde. Bu ilişkinin nay- lon üyeleri dışlayacak şekiide yeniden dü- zenlenmesi gerekiyor. Düzenli ve zorunlu aidat ödeme bunun ilk adımı olabilir. TİSK Genel Başkanı Refık Baydur: Bi- zim önerimiz ıki dereceli dar bölge siste- midir. Bu sistemle 300-500 oyla artık mil- letvekili seçilemeyecek. Erzincan'a büyük hizmetleri bulunan Yıkürun Akbulut 1500 oy farkla seçimi kaybetti. Aynca, bu sis- temle seçmen kimi seçeceğini bilerek oy kullanacaktır. Dar bölge sisteminde, baraj- lann bir önemi olmayacağını düşünüyo- rum. Yeni yasa. seçim ittifakına izin verme- lidir. DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit 1993 'te gündeme getirilen dar bölge siste- mine, büyük holding temsilcilerini, mafya üyelerini ve etnik aynmcılık yanlılannı Meclis'e taşıyacağını belirterek karşı çık- mıştı. Türk-tş Genel Başkanı Bayram Meral: Halkın tercihleri Meclis'e yansımıyorsa, o sistemin adı demokrasi değildir. Sistemin adı konusunda henüz görüşümüzü netleş- tirmedik. Ancak, istediğimiz sistem, halkm tercihlerini Meclis'e en adil şekiide yansıt- malı ve millervekilleri seçimlerinde seç- mene tercih hakb tanımalıdır. Baraj oranı ise yüzde 10'un altına çekilmelidir. KESK Genel Başkanı Siyami Erdem: Tüm siyasi görüşlerin gücü oranmda par- lamentoda temsiline olanak tanıyan çoğul- cu bir sistem istiyoruz. Baraj lar tümüyle kalkmalıdır. IRMIKIAYDIN ENGİN Kör, sağır ve dilsiz olmak için ille de gözlerin ışığı kararmış, kulaklann sesleri âlgılamayete- neği kalmamış ve ağzınızdan sadece tuhaf ve boğuk hınltılar mı çıkıyorolması lazım? Görüp görmezlikten gelerek, duyup duyarlık göstermeden, bilip di- le getirmeden yaşayanın "kör, sağır ve dilsiz "öen farkı nedir? Günışığı gözlerimi ve yüregi- mi acrtıyor. Sizi adamdan sayıp, gazete- ciliğinizi bir matah belleyip, umarsız derdine bir umut ara- yıp size yazmış. Yazmanızı, se- sinizi, sesine katmanızı iste- mektedir. Sizse şu çürümüş- lükte "Yazsan ne yazar" soru- suna yanıt bulamamaksızın kıvranmaktasınız. Insan so- aımluğunuz ve meslek ilkeleri- nizle yaşadığınız çürümüşlük ha bire birbirierine toslamakta- dırlar. Soru kafanızda burgaç gibi dönüp, oymaktadır: Yaz- san ne yazar, yazsan ne çıkar? • • • Adı Leyia Büyükdağ Bütü- Yüreğe Vuran Günışığı... ner. 1965 doğumlu, Gebze Özel Tip Cezaevi'nde siyasal hükümlü. Suçu nedir, hangi ör- gütün, hangi eyleminden dola- yı tutuklanmış, yargılanmış ve mahkûm edilmiştir bilmiyorsu- nuz. Kaç yıl daha yatacağını da bilmiyorsunuz. 33 yaşlanndaki bu kadını daha önce hiç gör- mediniz. Tanımıyorsunuz. Üs- telik size ulaşan çığlığı "sizin için özel" filan da değil. Çoğal- tılmış bir daktilo metninin tepe- sine sizin adınız yazılmış. Bes- belli ki başka gazetecilere de yollanmış bir mektup. Sık sık aldığınız mektuplar- dan biridiryani. Posta kutunuz- dan şık sık çıkan, kimi Çanak- kale Özel Tip Cezaevi'nden, ki- mi Bartın'dan, Aydın'dan, Sağ- malcılar'dan, Buca'dan gelen mektuplar gibi bir mektup. Gene de atılmamış. Kaç kez masa ve çekmeceler temizle- nirken ele alınmış, evrilip çev- rilmiş ve yeniden çekmeceye konmuş; yalın, süssüz bir mek- tup: Gebze Cezaevi'nde tutuklu (ya da hükümlü) 33 yaşlarında birgenç kadın körolmanın eşi- ğinde. Acemice cümlelerle dolu mektubu, biracı çığlığı. Körol- manın eşiğinde ve çanesiz. Af filan istediği yok. Tedavi edil- mek istiyor ve kör olmamak için gösterdiği direnç, sonunda bir kaç gazeteciye mektup yazma umarsızlığına kadar gerilemiş. Mektup "...göstereceğiniz duyariıktan dolayı şimdiden te- şekkürediyorum" diye bitiyor. Göstereceğimiz duyarlık? Buyrun size ilk akla gelecek, en harcıâlem, en yalın soru: Siz hiç köriüğün eşiğine geldiniz ve tam da orada durdunuz mu? Peki, siz hiç hapishanede, kuşatılmış, kendinizle ilgili çok az karan kendiniz alabilecek bir kıstınlmışlıkta köıiüğün eşiğine geldiniz mi ? Evet, çok harcıâlem sorular. Ama biraz durup düşününce dehşete kapılmamak (kör ol- mak ne demektir?), duyarsız kalıp suçluluk duygusuna ka- pılmamak olanaksız Gözünüzün önüne, hastane- ye sevk dilekçesini can sıkıntı- sı ile evirip çeviren, bir yandan çayını yudumlayan, içinden "Bunu, yasadışıyollara sapma- dan düşünseydin kaltak" diye geçiren yüreği nasır bağlamış bir cezaevi savcısı gelir. Gözünüzün önüne, öteki gardiyanlarla cigara tüttürür- ken "O dip koğuştaki gan ge- ne göz muayenesi dilekçesi verdi" diyen ve bunu "Gene başımıza iş çıkanyor" der gibi söyleyen bir gardiyan gelir. Içinizden, bir sosyal hukuk devletinde, devlet, "hükümgiy- miş yurttaşlannın" da sağlığını gözetmekle yükümlüdür diyen çağdaş devlet ilkelerini sırala- mak gelmez. Yüksek politika- lardan, çözümlemelerden, in- san haklanndan filan söz et- mek hiç gelmez. Karşınızda, Gebze Cezaevi'nde, gözlerini yitirmenin eşiğinde, her sabah gözünü açtığında koğuşa do- lan ışığa sevinerek bakan ve daha o an, yüreğinde "Pekiya- nn sabah gene böyle, gözleri- min içine ışık dolacak mı" kor- kusunu büyütmeye başlayan 33 yaşında bir genç kadın var- dır ve cılız, yitirmek üzere oldu- ğu umudu kadar cılız bir sesle "...göstereceğiniz duyariıktan dolayı şimdiden teşekkür edi- yorum" demektedir... Gösterebileceğiniz duyarlık dabirgazetenin, bir köşeciğin- de, sade suya tirit birkaç pa- ragraf karalamaktan öteye ge- çememektedir... Gazetedeki odanızın pence- resinden içeri dolan günışığı gözlerinizi ve yüreğinizi acrtır... POLTIİKA GÜNLÜĞÜ HİKMET ÇETİNKAYA 'Allah'ın Askeri../ Öğretmen Oktay Bulun'u önce üzerine çulla- nıp bir bıçak darbesiyle yaralıyorlar, sonra ellerin- den tutup yere yatırarak başını gövdesinden ayı- nypriar... Üçü de Hizbullah militanı ve Güneydoğu kö- kenli... Mustafa Eroğlu Siverekli. HarunTetik Di- yarbakırlı, Mustafa Gürlüer Batmanlı... Mustafa Eroğlu (kod adı Yakup) tutuklu, Harun Tetik (kod adı Selçuk), Mustafa Gürlüer (kod adı Lokman) ise gıyabi tutuklu, hâlâ yakalanmadı... Mustafa Eroğlu'nun polise verdiği ifadeyi oku- yunca tüylerim diken diken oldu... Hizbullah militanı Mustafa, ışledikleri cinayet- leri anlatırken şöyle diyor: "Ya tabancayla başlanna ateş edip öldürûyor- dukya da boğazlannı keserek..." Hizbullah'ın Içel-Tarsus kanadmdaki militanla- ' nnın tümünün kod adlan bulunuyor... Yaşlan 18-25 arasında, çoğu lise mezunu ve •. üniversite öğrencisi... Harun Tetik ise 1980 doğumlu... Hizbullah militanları Içel- Tarsus yöresini hara- ca bağlamışlar, yüklü miktarda para toplamış- lar... Mustafa ifadesinde, Güneydoğu'da Hizbul- lah'ın nasıl çalıştığını, "Menzil gnıbuyla llim gru- bu arasındaki çatışmayı" tüm aynntılarıyla anla- tıp ekliyor: "Oktay Bulun'u öldürmeden bir gün önce Tar- sus'ta Imam-Hatip Okulu öğretmeni Mustafa Özkan'/n kafasına 1.5 metreden tek el ateş edip öldürdük..." Plan önceden yapılıyor, öldürecekleri kişiler ön- ceden izlenip evlerine geliş gidiş saatleri sapta- nıyor... Cinayetleri işledikten sonra ne yapıyorlar? önceden belli olan örgüt militanlannın evlerin- de saklanıyorlar... ^ Bu örgüt evlerinin sahipleri, "dindar kimliği"y\e tanınan esnaftan kişiler oluyor... • • • Yasadışı Hizbullah örgütünün yapısı, Peru'da- ki devrimci "Tupac Amaru" genllaiannınkinin ti- •• pik bir kopyası. Hizbullah'taki örgütlenme de tıp- kı "Tupac Amaru" gibi hücre biçiminde... Hizbullah'ın Içel-Tarsus örgütündeki dokuz fi- '• rari sanığın yedisinin kod adlan yazılı, asıl adları belli değil, hazırlanan 16 Şubat 1998 tarihli fezle- - keyegöre... Mustafa Eroğlu ifadesinde "llim kolu"nun ca- milerde eğitim çalışması yaptığını anlatıyor, "Biz dini konularda sohbet yapıp eylem karahanmızı daha sonra tek tek görüşmelerde söylerdik" de- yip ekliyor: "Tek tek görüşmelerde, kime eylem görevi ve- rildiğiniötekilerbilmezdi. Eylemleri 6.30-7.30 sa- atlerinde, yani sabah namazını kıldıktan sonra yapardık..." Mustafa sorguda şunlan anlatıyor polise: "Biz Güneydoğu'da Siirt, Diyarbakır, Bat- man'da örgütlendik, sonra Bursa'dan Istanbul'a; ,, Içel'den Antalya'ya; Urfa'dan Istanbul'a de/töf-..»î gütlendik. Kâzım Zorcu, Siirt'te camilerde ders ;. verirken polisçe yakalandı. Onun işi örgüte ele- man kazandırmaktı. Serbest kalınca Içel'e geldi, Hasan Gül'ü öldürme olayına kanştı. Halen firar- da. Abdülvahap Zorcu'yu tanımam. Içel'de ya- kalandı, salıverilince Bursa 'ya gitmiş. Yörük Sa- lih Mersin'deydi şimdi Izmir'e yerleşmiş. Molla Ismet Şırnaklıydı, PKK'ye karşı halkı uyandınrdı, onu herkes severdi..." ••• Hizbullah'ın amacı nedir? Bu sorunun yanıtını da Hizbullah militanı Mus- tafa Eroğlu şöyle veriyor: "Bize büyüklerimizin anlattıklanna göre Hizbul- lah'ın kelime anlamı şudur: 'Allah'ın Partisi, Al- lah'ın taraftarları, Allah'ın askeri...' Iki koldan çalışması vardır: 'llim kolu ve Menzil - kolu...' Bizler llim kolundayız... Bizlere engel olacaklara 'Hizbuşeytan' deriz, şeytanlaha mücadele dini bir vecibedir. Şu anda ' Türkiye'de 'cemaat' aşamasındayız, ancak ileri- de 'cihat' dönemine geçtiğimizde silahlı müca- delemiz başlayacak. Türkiye Cumhuriyeti devle- tiniyıkıp Kuran hükümlerine dayalı Islami devlet kurmayı amaçlıyoruz..." Hizbullah'ın yayın organlan nelerdir? Onun da yanıtı şu: "Sebat, Selam gazetesi, Burhan Kavun- cu'nun çıkardığı Yeni Yüzyıldergısi, Değişim der- gisi, Islami Endişe, Haftaya Bakış, Mektup, Pa- nel, Tevhit, Hakses, Sahabe..." Evet.. Hizbullahçılar şu anda 'cemaat aşama- s/'nda tıpkı Fethullahçılar gibi. Hizbullah 'cihat' dönemine gelmedi henüz... Hizbullahçılar 'cihat aşaması'nöan 'kanlı', Fet- hullahçılar ise 'kansız' geçmek istiyortar... Nediyorsunuz?.. E. Posta: Hikmet.Cetinkaya « raksnet.com Faks numaramız: 0212/ 513 90 98 ÇAĞIMIH TANIĞI Ü{ YAZAR 2 BASI 30COOOTL KUBİIAY OLAYI VE TARİKAT KAMPURI 4. BASI 550 000 TL SAHCILIYIILAR KU$AT1L*I$ SOKAKLAR 4. BASI 350 000 TL KUZU POSTUNDA KURT 2. BASI 600 0MTL ZAMBAK SAMA DA BULAJTI KAN 2. BAS! 600 003 TL DİN BARONUNUN KA2LARI 2. BASI 600 000 TL ÂJIK KAPINUR SOKAtl 2 BASI 8OO0OCTL ^ERİAT PAZARI 600 000 TL SEVDANIN ADKESİ BELLİ DEĞİt 10OO0OCTL Çağ Pazartama A.Ş. TDrtîocaği Caddesı No:39'41 (34334) Cağaloğlu-lstanbul Tei (0212) 514 01 96
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog