Bugünden 1930'a 5,498,767 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 3 NİSAN 1998 CUMA HABERLER Mumcu'yu anmaya soruşturma • KARAMAN (Cumhuriyet) - Özgürlük ve Dayanışma Partisi il örgütünün, katledilen yazarımız Uğur Mumcu için dûzenlediği anma etkinliğine katılan üç öğretmen hakkında soruşturrna açıldı. ÖDP Karaman II Örgütü tarafindan yapılan yazılı açıklamada konuyla ilgili olarak "Uğur Mumcu'nun ve sayısız değerli insanm katilleri yıllardır bulunmazken. onlan ananlara soruşturma açılmasını kınıyoruz" denildi. THişünceye ÖzgÜPİük-2' • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcılığı, Avukat Eşber Yağmurdereli ve sendikacı Mahmut Konuk'un yargılanmalanna neden olan konuşmalan 'Düşünceye Özgürlük-2' isimli broşürde topladıktan sonra bu broşürü imzalayıp yayımlayarak, "yasadışı silahlı çeteye yardım ettikleri" gerekçesiyle aralannda gazeteciler. sendikacılar ve politikacılann da bulunduğu 14 sanık hakkında dava açtı. Sanıklar hakkında 4 >ıl 6'şar aydan 7 yıl 6'şar aya kadar hapis cezalan isteniyor. 1 Mayıs hazırlıkları • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu)- 1 Mayıs'm Ankara'da alanlarda kutlanmasına yönelik hazıdık çalışmaları başlatıldı. Türk Harb-Iş Sendikası Genel Merkezi'nde bir araya gelen 30 sendika, demokratik kitle örgûtü ve siyasi partilerin temsilcileri, 1 Mayıs kutlamalanyla ilgili görüş alışverişinde bulundular. Bu yıl 1 Mayıs kutlamalarının. Ankara Valiliği'nce yeni miting alanı olarak belirlenen Abdi Ipekçi Parkı'nda yapılması bekleniyor. Bağcı'ya onur odulu • ADANA (Cumhuriyet Bürosu) - Çukurova Gazeteciler Cemiyeti'nin geleneksel olarak dûzenlediği 'Basın Özendirme Yanşması-97' sonuçlandı. Yanşmanın bu yılki'OnurÖzelÖdülü' haber izlerken geçirdiği trafık kazasında yaşamını yitiren Gazetemizin Gaziantep muhabiri Kemal Bağcı'ya \erildi. 80. Kuruluş yıldönümünü laıtlayan Yeni Adana gazetesi de 'Yerel Basın Onur Ödülü'ne layık göriildü. Oylarda tahrifat • ADANA (Cumhuriyet Bürosu) - Geçen pazar günü yapılan kongre ile il başkanını seçen Adana CHP örgütünde sayımda tahrifat yapıldığı tartışması sürüyor. Genel Merkezin desteklediği Orhari Ekici'nin il başkanlığına çok az oy farkıyla seçilmesınin ardından sonuca itiraz edilmesi üzerine ikinci kez sayım yapıldı. Parti yetkililerinin verdiği bilgiye göre; seçimi 9 oy farkıyla kaybeden Fikret Ank'ın ikinci sayımda 'oy fazlasf çıktı. Ancak hâkim huzurunda bir kez daha yapılan sayım sırasında 'birçok oy uzerinde tahrifat yapıldığı' belirlendi. Kadın dernekleri önderliğindeki 35 sivil toplum örgütü irticaya karşı Başbakan'ı uyardı w TasarıLar MecKsİZMİR (Cumhuriyet Ege Bürosu) - Kadın dernekleri öncülüğünde tzmir'deki 35 sivil toplum örgütü, Başbakan Mesut Yılmaz'a gönderdikleri yazıda, irticayla mücadele çerçevesinde kamuoyuna açıklanan yasa tasanlannın Meclis'ten geçirilmesini ve var olan devrim yasalanmn ödünsüz uygulanmasını istedi. Kadın Haklannı Koruma Demeği Izmir Şubesi ve tzmir Türk Kadınlar 'ten geçsin'Birliği'nin öncülüğünde hazırlanan ve toplam 35 sivil toplum kuruluşu yöneticisinin imzaladığı metinde, hükümetin irtica ile ilgili mücadelesine destek verildi. Başbakan Mesut Yılmaz'a gönderilen metinde, irticayla mücadele konusunda hükümetin işbaşına geldiği günden beri almış olduğu kararlann "en büyük bektentiieri" olduğunu belirten 35 sivil toplum örgütünün yöneticileri, şunlan dediler: "Büindiği gibi REFAHYOL Hükümeti, kraatlan ile irtkavı Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik birinci derecede tehdit haline dönüştürmüştür. Bunun sonucunda Türk milleti, Kurtuluş Savaşı'ndan sonra ilk kez asker-sivü el ele vererek bu iktidarı devirmiş, içinde bulunduğu tehlikeyi yok edeceğine, ülkeye tekrar banş ve huzur ortamı getireceğine inandığı hükümetinizi iktidara taşımışür. Lzmirli kadın dernekleri üyeleri olarak irtica tehdidinden birinci derecede mağdur olacağımıan bilinci içerisindeyiz. Bu nedenle, irtica ile mücadele çerçevesinde kamuoyuna açıkladığınız yasa tasanlannı Meclis'ten geçirirken ANAP grubu olarak hiç fire vermeyeceğinize ve var olan devrim yasalan ile beraber ödünsüz hayata geçireceğinize inanrvoruz." Sivil toplum örgütleri yöneticileri, hükümetin, özellikle 8 yıllık eğitim konusunda Danıştay'ın "8 yıllık kesintisiz eğitim, dini eğitim ile kesintiye uğratılamaz" karannı tttizlikle uygulayacağına olan güvenlerinin tam olduğunu vurgulayarak, "Türk seçmeninin yansını temsil eden bizler, hükümetinizin kraatlannı dikkatle izlediğimizi yineler, saygüar sunanz" dediler. Pankart açma davası Yargıtay: Masum bir eylemANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Yargıtay, 8 öğrencinin TBMM'de gerçekleştırdığı pankart açma eylemini. "işlev ve potansiyeü yasama olan bir platformda sergilenen masumane bir davranış biçüni ve demokratik bir tepki" olarak değerlendirdi. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, TBMM Genel Kurulu'nda pankart açan Hülya Yeşflyurt, Mahmut Yıhnaz, Özgür Yılmaz. tbrahim Ethem Altun, Devrim Öz, Ahmet Bahadır Ahıska, Hact Ferhan Temiz ve Deniz Kartal'ın Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesi'nce 10 ay hapis cezasına çarptınlmasına ilişkin karannı bozmasına ilişkin gerekçeli karannı açıkladı. Dairenin karannda, yerel mahkemenin davranış biçimini"belirledikten sonra hukuka aykın kusurlu hareketin hangi yasal normu çiğnediğini göstermeden 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası'nm "yasaya aykın eylem" deyişiyle başlayan yaptınmını uyguladığı ve suç tipini belirlemediği kaydedildi. Anayasanın başlangıç bölümünde, her Türk vatandaşının temel hak ve özgürlüklerden yararlanma hakkına sahip olduğu ve temel hak ve özgürlüklerin niteliklerinin de belirlendiği kaydedilen gerekçeli kararda, 2911 sayılı yasanın ilgili maddelerindeki sınırlamalara < <*&?.. işaret edildi. Yasada, toplantı ve gösteri '•'' : ' yürüyüşünün bir hak olarak saptandığı <• * - belirtilen kararda, aynı yasada "toplantı ve gösteri yürüyüşünün" tanımlamasının yapıldığı, sanıkJann hareket bütünlüklerini bu tanımlamalara uyarlamanın olanaklı olmadığı kaydedildi. Eğitim hakkı Kararda, Türkiye'nin de imza koyduğu lnsan Haklan EvTensel Beyannamesi'nin "herkesin eğitim hakkı bulunduğu, egitimin parasız ve yükseköğrenimin herkese liyakatlerine göre açık olduğu" ilkesiyle Türkiye'nin de taraf olduğu Paris Şartı'nın da "kunsemn öğrenim hakkından yoksun ' •"• bırakuamayacağına" ilişkin kuralı benimsediği anımsatılarak ^öyle devam edildi: "Bu ulusal ve evrensel kriterierin ışığında, sanıklano, bir kısım arkadaşlannın sırf maddi güçlükleri nedeniyle üniversite kaymannın silinmesi kuşkusuyla, işlev ve potansiyeli \asama olan bir platformda masumane bir davranış biçimi ve demokratik bir tepki olarak sergiledikleri eylemin 2911 sayılı yasa kapsamında değeriendirilmesi olanaklı olmadığı gibi, kalkışma aşamasında kalan kabahat türündeki TCK'nin 537. maddesindeki pankart açma suçunu da oluşturmayacağı, esasen kendilerine Meclis tçtüzüğü'nün 145. maddesi u>annca disiplin işlemi uygulandığı belirlenmiştir." Daıre bu gerekçelerle hükmü bozdu. Yargıtay 9. Ceza Dairesi de, Ankara 2 No'lu DGM'ce örgüt üyeliği suçlamasıyla toplam 96 yıl ağır hapis cezasına çarptınlan ve aralannda pankart açma eylemine katılan Mahmut Yılmaz ile Deniz Kartal'ın da bulunduğu 8 öğrenci hakkındaki hükmü "eksik soruşturma" gerekçesiyle bozmuştu. Daire, TBMM'de pankart açan bazı sanıklarla ilgili olarak yapılan yargılamaya ilişkin dava dosyası incelendikten sonra hüküm kurulmasını istemişti. .fı.- Özlem Tunç, 7 kişinin öldiiğü Gazi olaylan sırasında yere düşerek bayünuşü. Gazi davasında 3 sanık polis daha tahliye edildi •• •• Oldü sanüan Ozlem Tunç: 50polis beniçiğnediAHMET ŞEFİK TRABZON - Trabzon Ağır Ceza Mahke- mesi'nde görülen Gazi davasında sanık po- lislerden üçü daha tahliye edildi. Gazi olay- lan sırasında 'öldü' sanılarak çöp bidonlan- nın yanma atılan Özlem Tunç, polislerin ken- disini bir kahvehaneye götürdüğünü, cınsel tacizde bulunduklannı ve üzerine çıkıp te- pindiklerini anlattı. Tunç, bir polisın kafası- na mermi sıktığını, ancak merminin sıyırdı- ğını ve yaşadıklannı anlatırken bayıldı. 20 polisin yargılandığı Gazi olaylan dava- sının dünkü oturumuna turuklu sanık polis- lerden Adem Albayrak. Mehmet Gündoğan. Sedat Özenir, Ha\rullah Şişman ve Metin Çakmazkatıldı. 12-13 Mart 1995 günü yaşanan Gazi olay- lan sırasında 'öldü' denilerek çöp bidonlan- nın yanma atılan Özlem Tunç dün tanık ola- rak dinlendi. Tunç, kahvehanenin taranmasından sonra olaylann başladığmı. polisin vatandaşlan copladığını, coplama sırasında Leyla Ka- ya'nın ağır yaraladığmı anlattı. Tunç, ceme- vine gittikleri sırada iki sivil polisin ateş et- tiğini öne sürdü. Ertesi gün Fadime Bingöl ad- lı kişinin bir kurşun sonucu öldüğünü söyle- di. Birçevik kuvvet polisinin kendmi kahve- ye götürdüğünü kaydeden Tunç, polisin Di- lek Sevinç adlı kişiyi öldürdüğünü öne sürdü. Tunç, Sevinç'in ölümünden sonra kahveye 50-60 polisin girdiğini, kendisine cinsel ta- cizde bulunduklannı, yere yatırdıklannı ve bütün polislerin üzerine çıkıp ezdiğini, tek- melediğini söyledi. Tunç hıçkınklar içinde- ki ifadesinde, bir polisin kafasına mermi sık- Uğını, ancak merminin sıyırdığını, olaya mü- dahale etmek isteyen bir askerin de polisler tarafindan dövüldüğünü anlattı. Mahkeme Başkanı Dursun KayaGüleç'ın sanıklara ba- kıp teşhis edıp edemeyeceğini sorması üze- rine Özlem Tunç geriye bakamadı ve bayıl- dı. Davanın öğleden sonraki bölümünde, mü- dahil avukatlar duruşma salonunda silahlı memurların bulunduğunu \e Özlem Tunç'a baskı yaptıklannı öne sürdü. Mahkeme Baş- kanı Güleç, salondaki memurlan dışan çı- kardı. Müdahil avukatlardan Cemal Yüce, Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Sa- vaş tarafindan hazırlanan Susurluk raporu- nun açıklanmayan bölümlerinde Gazi olay- lanna ilişkin bilgilerin yer aldığmı belirterek raporun mahkeme getirtilmesini istedi. Daha sonra karannı açıklayan mahkeme, Metin Çakmak, Sedat Özenir, Hayrullah Şiş- man' ın tahliye edildiğini bildirdi. Duruşma 7 Mayıs tarihine ertelendi. Davayı izleyen CHP Istanbul Milletvekili Mehmet Sevigen birse- naryonun oynandığmı, iki duruşma sonra da- vada turuklu polis kalmayacağmı iddia etti. Baykal başlattı CHP'den 'Gençlik Hareketi' ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - CHP Genel" Başkanı Deniz Baykal, gençleri siyasetle buluşturmak ve kaynaştırmak için "Gençlik Hareketi" başlattıklannı bildirdi. Çeşitli illerde toplantı ve etkinlikler düzenleyeceklerini belirten Baykal, siyasetin topluma yabancılaştığını, dürüstlük ve ahlaktan uzaklaştığını söyledi. Baykal, dün dûzenlediği basın toplantısında "Gençlik HareketTni başlattı. Gençlik kesiminin siyasi bir hedef sayılmasını eleştiren Baykal, "Gençler bizim için nitelik olarak önemlL Gençlik sorunumı siyasetin doğal hedef grubunun sorunu olarak algüamryoruz" dedi. Siyasetin topluma yabancılaştığını, gençlerden uzaklaştığını vurgulayan Baykal, siyaseti gençlerle buluşturmak, | ;, kaynaştırmak istediklerini söyledi. Baykal gençlerin siyaseti hasım gibi görmeye başladıklannı kaydederek şöyle konuştu: "Siyaset gençlerin önem verdiği her değerin tam tersi yönde gelişiyor. Bu nedenle yabancüaşıyortar. Siyaset; dürüstlük, ahlak, doğnı söz, güvenilirlik, ulusal ve toplumsal yarardan uzaklaşıyor. Bütün bunlar gençleri siyasetten kopanyor. Buna son verilmesi gerekiyor. Gençlerünizi kapalı toplum alanlanndan çekip çıkararak onlan Türkiye'yle buluşturmak istiyoruz." Baykal, çeşitli illerde başlattıklan çalışmalann tamamlandığını, bundan sonra sanat, bilim, iş dünyası, akademi ve basın alanında "ülkenin güzel yüzünü" oluşturan kişileri, toplantılar düzenleyerek gençlerle bir araya getireceklerini bildirdi. "Genç Buluşmalar" toplantı lan başlatacaklannı belirten Baykal, "Sözde şöhret, kof isimleri, köhneleşmiş kimlikleri bir yana iterek, gerçek isimleıie gençleri buluşturarak, birbiıierini anlamaya çahşmalannı istiyoruz" görüşünü dile getirdi. UZ YAZIIORHAN BİRGİT Meslekleri ile ilgili bilgi dokümanların- da "gazeteci" yanıtı yazılan, Başbakan- lık Basın Yayın Genel Müdüriüğü'nün verdiği "san basın kartı "nı ceplerinde ta- şıyan üç yurttaşımız beş günlük bir tutuk- (uluk dönemınden sonra önceki akşam özgürtüklerine ctöndüler. Haklannda 7"Rr'nin "Akşam" gazete- sinin sahip ve yöneticileri iken, promos- yon olarak daöıtma vaadinde bulunduk- lan televizyonîann ödenmesi yasa uya- nnca gerekli bandrol bedellerinin karşılı- ğı olan dört buçuk trilyon lirayı ödeme- mek yüzünden suç duyurusunda bulu- nulmuş, bu nedenle de tutuklanmışlardı. Mahkeme, tutuklamayı kaldırdı ama, üç "san basın kartlı" yurttaşımızla ilgili tartışmalar sürüyor. Akşam'ın eski sahibi Mehmet Ali llı- cak'ın annesi, kıdemli gazeteci Nazlı llı- cak Şirin, oğlu ile eşinın tutuklanmasını bir siyasi komplo olarak değerlendiriyor. Ana ve eş yüreğidir Elbefte en yakın i- ki erkegin, apar topar alınıp bir tutukeyi- nin krj^uşuna kapatılrnasını içine sindir- mesini bekleyemezsiniz. Ama, 12 Eylül döneminde cezaevi par- maklıklannın arkasında tam bir özgür yurttaş kavgası, bir demokrasi savaşımı veren Nazlı Tlıcak "siyasi komplo "nun ne olduğunu, ne olmadığını hafızasını yitir- memiş ise çok lyi bilecektir. Kim9 Niçin Ödesin ki? llıcak ailesinin başına gelen, olsa olsa yürürlükteki yasaların değerlendirilme- sinde farklı düşüncelerle ticaret yapılma- sı ile ilgili olmalıdır. Akşam gazetesini, yakın günlere kadar llıcak ailesinin sahipliğini yaptığı "Aslı" küçük adını taşıyan bir anonim şırket ya- yımlıyordu. Gazetenin promosyon rüz- gân ile doldurduğu tiraj yelkeni, şiştikçe şiştı. Artan tirajın karşılığı olan televizyonîa- nn önemii bir böfümü, hak sahiplerine verilmedi. Bu kimseler, aynca kendileri- ne vaat edilen çatal-bıçak takımının üze- rine birer bardak su içmek zorunda bıra- kılmışlardı. Bu olay madalyonun bir yüzü. Olayın öbür yüzü, son tutuklama ka- ran ile ilgili. Bir zamanlar, devlet tekeli ile yayın yapan Türkiye Radyo Televizyon Kurumu'na, hem mali kaynak sağlamak hem de bu kaynağı sağJarken siyasi ik- tidara karşı bağımsızlıöını koruyabilmek amacı ile bazı yasal destekler sağlan- mıştı. Bu yasa uyannca radyo, televizyon, müzik seti ve video alan her tüketicinin, bu cihazlan alırken ödediği paranın çok küçük bir bölümü "bandrol" ücreti adı al- tında TFİT Kurumu'na veriliyor. Aynı zo- runluluk, tükettiğimiz elektrik bedelleri için de geçerli. TRT ortalama yüzde 3.5'lik bu ödemeleri havuzunda toplu- yor. Bu yasa anayasaya uygundur ya da değildir; o ayn bir konu. Arna yasa yürür- lüktedir ve her tüketici, aldığı radyonun, televizyonun, yıdeonun ücretını öderken, Türkiye Elektrik Kurumu'na, Aktaş'a ya da Çukurova'ya tükettiği elektrik ücreti- ni öderken bu yüzde üç buçuklan yatın- yor. Ama o paralar bir türiü TRT kasası- na gitmiyor; aktarılmıyor. Ya ne oluyor? Tam 68 firma, "Aslı Yayıncılık" gibi bu paraların üzerine yatıyor. Aslı Yayıncılık, 68 firma arasında tek değil ama, 4.5 trilyon lira ile "biıinci"\ik kürsüsünde. Onu yaklaşık 7.5 trilyon li- ra ile Uzan'lar "Çukurova E/eWri/c"teki üretimlerinin satışından doğan borçları ile izliyor. TRTyetkilileri, birikmiş faizler ve 1997 yılı borçlan ile alacaklarının 3.5 tril- yon liraya ulaşacaklannı söylüyorlar. üs- tede, "550 milyar lira ile Cihan Elektro- nik" var. Kepez Elektrik de yanm trilyonu bulan borçlular arasında. "Vergisini ödeyen enayi" ilkesine sıkı sıkıya sanlmış olan kapitalist ekonominin gönülden âşığı bazı girişimcilerimiz, işte bu paraları ya kendi bankalarında ya da başka bankalarda faize, repoya yatınyor- lar. Döndür Allah döndür. Yüzde 90 mı olur, yüzde yüze mi yak- laşır... Tüketicinin parasını, yasanın sana gösterdiğı adrese yatıracağın yerde sıcak para satışına başladın mı, kanlı canlı bir kurum haline geliveriyorsun. Ismin genç yaşta başanlı işadamları listesini süslü- yor. Kimi bu işlemi Hazine'ye olan vergi borcu sırasında uyguluyor. Kimi Sosyal Sigortalar Kurumu ile çok severek böy- lesine bir para oyunu oynamaktan hoş- lanıyor. Ustelik. sigortaya sadece "işveren" olarak kendi borcunu ödememekle kal- mıyor; çalıştırdığı personelin ücretinden sigorta adına kestiği primlerin de üzeri- ne yatıyor. Ve, mışıl mışıl uyuyor. Mehmet Ali llıcak ve şürekâsının ba- şından geçip de, anne llıcak'ın "siyasi komplo" olarak nıtelendirdiği otayda bir başka "cankurtaran s/mıd/"nin de kulla- nılmakta olduğu anlaşılıyor. Gazeteler- deki salıverme haberierinin satırian ara- sından öğreniyoruz ki, tutukluğunun kal- dınlması için yapılan itirazlarda "Borç, Aslı Yayıncılık Şirketi'ne a/f ise, bunun müvekkillerimiz ile ne ilgisi var" sorusu yer almış. Anonim şırketlerin sahiplerinin belli ol- madığı gerekçeleri ilerı sürülmüş. Mehmet Ali llıcak ve şeriklenne ger- çekten geçmiş olsun. Hiç kimsenin öz- güriüğünden, evinden ayn kalmasından zevk duymayan biryurttaşlan olarak, bu dileklerimi içtenlikle iletiyorum. Ama, basbayağı merak da ediyorum: Beş günlük tutukluluktan sonra geçir- diklen ılk özgür gece, başlannı yastığa koyar koymaz uyuyabiidiler mi? • • • Çarşamba günü yayımlanan yazı ile il- gili olarak eskı Burdur Emniyet Müdürü Günay Uslu telefon etti ve Kocaeli Vali- si Memduh Oğuz ile birtikte çalıştığını, Burdur'da kendısini resmi elbise ile yağ- mur duası törenine çağırdığını, yine Bur- dur'da eşinin annesinin üfürükçülük yap- ması ile övündüğü için vali yardımcısı ile kavga ettiğinı de söyledi. "Böyle bir idareci I Atatürkçü olabilir mi" diye de sordu Günay Uslu. BÎRBAKIMA SERVER TANİLLİ Cumhurbaşkanına Açık Mektup Sayın Demirel, Şair Can Yücel'in, size gıyabınızda hakaretten dolayı koğuşturulmakta oluşunu gazetelerden öğ- renmiş bulunuyorum. Bu koğuşturmanın "re'sen" olduğunu da biliyorum. Böylece sizin davadan vaz- geçmenizin hiçbir hükmü olmadığı için, şair yargı- lanacak ve davranışı sabit görüldüğünde hapse atı- lacak. Siz, olsa olsa, ceza kesinleştikten sonra dev- reye girebilecek, mahkûmun, sürekli hastalık, sa- katlık ve kocama halinin sağlık kurulu raporuyla saptanması koşuluyta bağışlanması yoluna gidebi- leceksiniz. Tek açık kapı bu! Ben de, onun verdiği umut içinde size bu mek- tubu kaleme alıyorum. Bir kimsenin bir başkasına, hele hele Cumhurbaşkanına hakaret etmeye asla hakkı olmadığını; şair de olsa, yaptığının hoş görü- lemeyeceğini bilmez değilim. Öyle de olsa yazıyo- rum. 23 Mart 1998 günlü Milliyet gazetesinde, Ha- san Pulur ustamız, konuya en duyariı noktadan ve olanca zarifliğiyle eğilmiştir. Onun "kuvve-i kalemi- ye"siyle yanşmak mümkün değil; sadece duyariı- ğını bölüşüp bir iki noktaya da ben deginmek iste- rim. Söyleyeceklerim, zaten bildikleriniz olacak bir yerde. Oyle de olsa, değerti zamanınızı işgal etme- yi göze aldım. Bağışlamanızı dilerim. Sayın Demirel, "Anayasası İnsanm" adlı şu aşa- ğıdaki şiiri lütfen okur musunuz: Kan yasası bu insanm: • ' ". ' "• Üzümden şarap yapacaksm . * •' Çakmak taşından ateş Ve öpücüklerden insan! Can yasası bu insanm: , . • Savaşlarayoksulluklara ». • Ve binbir belaya karşın \ :.} , • .. llle de yaşayacaksın! • • * • ' > Us yasası bu insanm: Suyu şavka döndürüp Düşü gerçeğe çevirip • . . • Düşmanı dost kılacaksın! Anayasası bu insanm: Emekleyen çocuktan Uzayda koşana dek Yürüıiükte her zaman! Sayın Demirel, şimdi, hiçbir şey yazmasa bu di- zeleri yazmış olan insanm, kendi suçu yüzünden de olsa hapse girmesi olasılığı, çoğu insan gibi beni de alabildiğine hırpalıyor. Bizi bu kaygılardan kurtannız efendim! Denk düşürüp sizin de bildiğiniz bir olaydan da söz etmek isterim: 16. yüzyılın dev şairi Baki Efen- di, ne yapar bilmem, padişahı, Kanuni Surtan Sü- leyman'ı kızdırır. O da şairi, "sultan- üş şuara" da olsa Bursa'ya sürgüne yollamaya karar verir. Ken- disi de şair ya, fermanını manzum yazdınc ve şöy- le der: Baki-ül bed, azlü beled, nefyü ebed, Bursa'ya red. Sizin için değil, kimi okurianm için çevirmiş ola- yım: "KötüBaki, ebedi sürgün cezasıyla, beldeden azledilip Bursa'ya atılmıştır." Baki Efendi'nin yapacak hiçbir şeyi yoktur. Otu- rur bir dörtlük yazar, sultana verilmesiricasındabu- lunur. Yazdığı da şu: Çegam, azlü beled, nefyü ebed oldun ise Baki, Bilürsün ki mülk-ü cihan Süleyman 'a değil baki. Şeha, azlimde ispat-ı tehevvür eyledin amma, Buna çerh-i gaddar derier, ne sen baki, ne ben baki. Yine kimi okurianm için çevirmiş olayım: "Baki, ülkeden kovulup ebedi sürgüne yollansan da ne gaml Bilirsin ki, cihan devleti Süleyman'a da kal- mamıştır/ Padişahım, azlimde kızgınlığını ispatla- dın ama/ Buna yaşamın acımasız akışı derier, ne sen kalıcısın ne ben!" Şairin yanıtı Kanuni'ye verildiğinde, sultanın göz- leri dolar ve bağışlar Baki'yi- İşte söyleyeceklerim Sayın Demirel! Ama siz derseniz ki, o Muhteşem Süleyman'dı bense "Çoban Sülü". O zaman diyeceğim ki, siz "Çoban Sülü"de olsanız, yoksul Fuzulî'nin "geda- yı muhteşemem" demesi gibi, adaşınızın gönül yü- celiğine sahip olduğunuza inanıyorum. Bu mektubu da bu inanç yazdırdı bana. Derin saygılanmla efendim... TBMM Genel Kurulu yolsuzluğu Salona yeniden değer biçilecek ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - TBMM Genel Kurul Salonu Yolsuzluğu- nu Araştuma Komisyonu. proje ve keşif özeti hazır- lanmadan ihaleye çıkılan salon için yeniden değer tespiti yapılmasını karar- laştırdı. Komısyon. Bayın- dırlık Bakanlığı Fen Yük- sek Kurulu'na başvurarak salonda kullanılan malze- menin "gerçek" maliyetini belirleyebılmek için keşif özetı çıkanlması istemin- de bulunacak. Komisyonun, genel ku- rul salonu için yeniden ke- şif özeti hazırlanması ka- rannı aldığı dünkü toplan- tısında aynca. dönemin ihale komisyonu başkanı da olan Emlak Konut Ge- nel Müdür Yardımcısı Hil- mi Berkay' ın bilgisine baş- vunıldu. Komisyon üyele- ri, Berkay'm 2 gün komis- yon başkanlığı yaptığına. ihalenin Mesa-Nurol'a ve- rilmesinden hemen sonra da görevden avnldığına dikkat çekerek "Ihalej'egö- re, başkan seçildi" değer- lendirmesini yaptılar. Ko- misyon üyelerinin "Kufla- nıldığını/ kuşkusuna kapd- madınız mı" scrusunu yö- nelttiğı Berka>. "Zannet- miyorum, ancak bazı ko- nularda sorduğum sorular cevapsu bıraMmışt" de- di. Berkay, komisyona da- ha önce bilgi veren Emlak Konut genel müdür yar- dımcılanndan Füsun Mer- ter'in. "2 ajda keşif özeti hazırianabilirdj" yönün- dekı ıfadesıne karşılık, ke- şif özeti hazıriamak içirı sürenin yeterlı almadığın» ileri sürdü. Komisyon iyelerinin, ihalenin neden Mesa-Nu— rol'a verildiği sorusuna, "En düşük fı>-aı veren on— lardı" karşılıjını verena Berkay, "En daşük tetdüT 100 miljon doiar olsajdv vine hiç araşortrıadan iha— İeyi verir miydfaiz" soru— suna da "evef karşılıgıne verdi. Komisyoı bünyesin- de eski başkaı Mustafa» Kalemü'nin, Mtsa tarafin- dan yaptınldıgı ileri sürû- len Çeşme'dekı villasındaL inceleme yaprrik üzere bir- alt komisyon kıruldu.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog