Bugünden 1930'a 5,498,464 adet makale



Katalog


«
»

CUMHURİYET 26NİSAN1998PAZAR KULTUR Ingiliz Ulusal Balesi Direktörü Derek Deane, İDOB ile 'Uyuyan Güzel' balesini sahneliyor 'Türldye'de bale önemsennriyor' ESRA ALİÇA\ UŞOĞLl Ingiliz Ulusal Balesi Direktörü, koreograf Derek Deane larafın- dan sahneye konulan Çaykovski'nin 'UyuyanGüzel' ba- lesi. salı gecesi Atatürk Kültür Merkezi'nde. Amerikan Kanser Merkezi'nde Türk Kardiyoloji Vakfı tarafından tedavileri yapıl- mış muhtaç kanserlilenn tedavı sonrası yapılacak bakımlannda kullanılacak fonu sağlamak ama- cıyla özel bir gösteri gerçekleşti- recek. Bu özel gecede Ingiliz Ulu- sal Balesi "nden Agnes Oaks ve Thomas Edur ile Istanbul De\ let Opera ve Balesi sanatçılan. Çay- kovski'nin 'L'ytnvn Güzel' bale- sini Türk sanatseverlerle buluştu- racaklar. Mayıs ayından itibaren sahne- Ienecek olan balede. İDOB'un başdansçıları Hülva Aksular - Oktay Keresteci ve Ayfer Zeren- Tan Sağtürk dönüşümlü olarak izlenebilecekler. Geçen sezon lDOB'da büyük başan kazanan 'KuğuGölü'nün koreografisıni de üstlenen Derek Deane. Türk ba- lesıne uzak bir isim değil. Deane ile Türk balesi ve 'L'yuyan Gü- zel' üzerine görüşrük. - Bu yıl Türk dansçılarryla bir- likte 'Uyuyan Güzel" balesini sah- neleyeceksiniz. Balenin koreogra- fisi üzerine nelersöyleyebüirsiniz? DEREKDEANE -'İyuyan Gü- zel' klasik bir bale. Klasik bir ba- lede sadece geleneksel değil. çağ- daş bir bakış açısı da olmalı. Bu yapımda klasik yapıyı muhafaza etmeye çalıştım. Ama modernize edilen birçok taraf da \ar. 'L'yu- yan GiizeT bir aşk hikâyesi ama iyı- nin ve kötünün de hikâyesini için- de banndınyor. 'UyuyanGüzel' bü- tün kJasik baleler içinde en ihrişam- Iı olanıdır. Sadece ikı insan üze- rine kurulu bir yapıt değil. - Geçen yıl da Türkhe'ye gelip Türk dansçılarla çalışmışanız. Bu iki deneyiminizi karşüaşnnr mısı- nız? Türkiye'de kadındansçılarözel- likle daha iyı. Geçen yıla oranla büyük bir gelişme var. Erkekler ıse aynı. Zaten dünyanın nemen he- men her yerinde iyi dans eden er- kek bulmak daha zordur. Burada da aynı problem devarn ediyor. Genel olarak tstanbul Dev let Ope- ra ve Balesı geçen yıla oranla da- ha iyı. iDOB^aıIkgeidiğimdebe- nim için çok fazla şey vaat etmi- yordu. Tüm dün\ ada olduğu gibi; profesyonellik. çalışma disıplini gi- bı olması gereken özellikler bek- (Fotoğraf: KADER TUĞLA) ürkiye'de olağanüstü tarihi zenginlikler var. Fakat sanata gösterilen ilgi ve önem yeterli düzeyde değil. Hükümetlerin sanata para aktarması gerek. Bu, bütün dünyanın genel sorunu. Türkiye'de bale önemsenmiyor. liyordum. Fakat bu ışler Türki- ye'de normal biçimde işlemiyor. Geçen yıl toplulukla birbınmızi tanımıyorduk. Elbette bu yıl ışımız daha kolay olacak. Özellikle ba- yan dansçılarla çalışmaktan bü- yük ze\k alıyorum -Türldye'deki eksiklik nekrden kaynaklaıuyor? Dans. Türkiye'de çok ciddiye alınmıyor. önemsenmiyor. Ama bu işe gönül vermış olanlann ça- balannı görmek çok hoş Dans\e bale dünyanın diger ülkelerinde çok büyük bir öneme sahip. Türk balesinin henüz 50 \ıllık bırgeç- mışi var ama tngilız balesi de sa- dece 70 yaşında. Türk balesi ile dünya balesi arasında düşünce farklılıklan oldugunu düşünüyo- rum. Topluluklarda en büyük eksiklik profesyonel ruh -Türk balesinin daha m halege- tirilmesi için neler vapılnıası gere- kiyor? Sadece Türkiye'de degil. bütün dünyada hükümetler balev i finan- se etmek zorundalar. Türkiye'de olağanüstü tarihi zengınliklervar. Fakat sanata gösterilen ilgi ve önem veterli düzevde değil. Hü- kümetlenn sanata para aktarması gerek. Bu bütün dünvanın genel sonunu. Türkiye'de bale önem- senmıvor. Olursa olur. olmazsa /)EREK DEANE KİMDİR? 1972 yılında Kralıyet Balesı'ne katılan Derek Deane, hızla yük- selerek 1980 de Senior Principle (Baş Dansçı) oldu. Repertuvann- dakı tüm önemli rollerin yanısıra. dünyanın ileri gelen koreograf- larmın kendisi için yarattığı rollerde de dans ettı. DameNinettede Yalois. RudolfNureyev. Kenneth Mcmillan. Pe- ter VVrightgibi sanatçılarla çalıştı. Daha geniş koreografik çalış- malar yapabilmek için 1989'da Kraliyet Balesi"nden aynldığında hem bu kurum hem de Birmingham Kraliyet Balesi pek çok iirün vermişti. 1990 Eylül ve 1992 Ekim arasında RomaTeatrodeD'Ope- ra'nm artistik direktörlüğünü ve konuk koreograflığını >aptı. Ekım 1992'den itibaren tüm Italya'da pekçok koreografı yapan ve bale sahneleyen Deane. ABD. Fransa, Japonya, Avustralya \e Güney Afrika'da yapıtlar sahneye koydu. Deane 1993 bahannda Ingiliz Ulusal Balesi'nin Artistik Direk- törlüğü"ne getirildi. Kurum için yaptiğı koreografılerin arasında Marius Fetipa'nın Paquita'sından Grand Pas ve 1994 de prömiye- rini yapan Giselle'in yeni bir sahnelemesi ve Kugu Gölü sayılabi- lır. Aynca Kraliyet Balesi için koreografisi yapılan Impromptu'nun >enı bir prodüksıyonu da çalışmalan arasında ver alıyor. Derek Deane'in 'Kuğu Gölü' prodüksiyonu Şubat 1998'de Laurence Olivıer Ödülleri'ne ıkı daida aday gösteriidi. olmaz anlayışında bir yaklaşım var. Opera ve baîe dünyanın en önemli kültürlennden bın. - Tekrar Türkiye"> e gelip çalış- mayı düşünüyor musunuz? E\et. tekrar çalışmak ıstıvorum. Çünkü iDOB'da ışını ı\ ı yapmak ıste>en \e çok çalışan birçok ın- san var. Bu insanları gömıek bü- yülevıcı. Toplulukta bazı kişısel problemler var. Topluluklarda pro- fesyonel birruhun olması gcreki- yor. en büyük eksiklik bu. Geçen yıl "Kuğu Gölü' çok zor bıryapırndı ve tDOB ile ılk kez çalışıyorduk. ama çok buvük bir başan kazandı. Bunun üzenne v ı- ne İDOB'la çalısmayı ıstedım. Özellikle Yekta Kara her şeyın daha iyı olmasi için büyük bırça- ba gösteriyor. Ona yardım etmek- ten büvük bir mutluluk duvuvo- ruın - Farklı bir ülkede,farklı kültür- den gelen dansçılarla çalışmak ne gibi zorluklan beraberindegetiri- yor? Çok büyük farklılıklar var. Bi- zim çok güçlü. profesyonel ve zor bir sistemimız var. Her şey çok iyi organıze edılıyor. Yılda 160 prodüksiyon gerçekleştiriyoruz. Her şey belli birsistem içinde or- ganize edılıyor. Heryapımı iki ay- da bir degıştiriyoruz. Bazen ikı yapımı aynı anda gerçekleştiriyo- ruz. Herkes kendini yaptığı işe adıyor ve çok profesyonelce çalı- şılıyor Bir topluluğun iyi yürü- mesı ve çalışması için gereken her şe> bızde var. İyi ve güzel bir ça- lışma çıkartmak için elimizden gelen her şeyı yapıyoruz. Hiçbir şe^levetinmeınek gerekiyor. Pro- fes>onel anlamda dansın ne anla- ma geldığını çok iyı öğrenmemız gerekiyor. Birdansçının kolay ya- şamı olamaz. Dansçı zoryaşama- yı seçer Kısa bir yaşam ama çok zor bir yasam. Burada ıse durum çok farklı: kendini burayaadamış insanlann dışında bu işe önem ve- rmeyenlerdevar. Prova olacakmış, olmayacakmış. kımilerınin umurunda bıle değil. Sistemin değişmesi gerek - Bunun degişmesi için nelerya- pılması gerekiyor? Sistem değişmelı. En önemlisi. eğitim sistemi değişmeli. İDOB. yeni fikirlere ve venı biçımlere açık değil. Kendi ıçıne kapalı. Farklı repertuvarlar. farklı öğrenim- ler ve farklı koreograflar gerekli. Değişime ihtiyacı var topluluğun. Kimi zaman buradaki dans sıkıcı olabiliyor. - Bu 'sıkıcılık' sizce nereden kaynaklanıyor? Türkiye'de sistem çok farklı iş- liyor. Ingiltere'de vedünyadadans- çılarbıreryıllıksözleşmeleryapar- lar ve eğer başanlı olamazlarsa yılınsonundasözleşmeler feshe- dılir. Oysa Türkiye'de kadrolu dansçıların bir kismı hiçbir şey yapmadan oturuyorlar. Bu sistemin getirdiği bir kısırdöngü. Çünkü insanlann motive olması için ge- rekü şevleryok. Kadrolu sanatçı hiçbir şey yapmasa da parasını alacağını \e ışinın devam edece- ğinı biliyor. Buraya geliyor. kah- v esini içip tırnaklannı törpülüyor. Ingiltere'de bir dansçı bir yıl için- de iyı performans göstermezse atılır. oysa Türkiye'de bu durum böyle değil. Topluluk seviyesinin yükselmesi için herkesin eşit de- recede çalışması gerek. Oysa burada hep avnı kişileri gö- rüyoruz. Değışık isimlere çok az rastlanıyor. Bazı insanlar fizıksel yetersizlikleri olsa da hâlâ çahşı- yorlar. Ama kontratlan var. Bu hükümetlerin sorunu. Bu sistemin degişmesi gerek. Bazı insanlar. örneğin Yekta Kara. topluluğun en iyı yere gelmesi için büyük ça- balar sarfediyor ama bazılannın umurunda bile değil. nasıl olsa paralannı alıyorlar. Türkiye tari- hi açıdan çok zengin bir ülke. ama hiçbir turist geldiğinde tiyatroya ya da baleye gitme ihtiyacı hisset- mivor. Oysa bir turist bir ülkeye geldiğinde onun kültürünü. sana- tını, her şeyini görmeli. - Yurtdışında başka projeleri- nizvarmı? Mayıs ayında Royal Albert Hall'da büyük bırprodüksıyon olan •RomeoveJuliet'ı sahneleyeceğiz. Sonbaharda 'Sindrella' \ e 'Fmdık- kıran' var. Yekta Kara yeni bir pro- düksıyon için beni çağınyor. Eğer zaman uygun olursa gelmeyi dü- şünüyorum. Belkı Fındıkkıran'ı sahneleyeceğiz. Fındıkkıran'ı bu- rada sahnelemeyı ıstenm. Uyuyan Güzel ve Kuğu Gölü çok zor ya- pımlardı. Herkes çok iyı şeyleryap- tı. çok çalıştı ve başanlı sonuçlar alındı. Fındıkkıran balesinin de topluluk için venmli bir prodük- sıyon olacağını düşünüyorum. Altı Kanadalı yönetmen, Japon asıllı çellistin Bach yorumlarına görsel karşılık arıyor Yo-YoMa 'nıngerçeğedönüşen düşü ASUMAN KAFAOĞLU BÜKE Orta birde bir gün derste din öğretme- ni, dünyada Tann'ya ınanan bir tek kı- şi kalmayınca kıyamet kopacağını söy- lemişti. "Kıyamefin karşıtının ne ola- bileceğini düşündüğümü hatırlıyorum. insanlığın olumsuzlukla değil de olum- lu bir düşünceyle birleşmesı veya her- hangi güzel bir düşünceyı dünyadakı herkesin aynı anda aklınagetirmesi: or- tak yüce bir "iyi" altında birleşme ola- sılığı. Johann Sebastian Bach'ın "Çel- lo Süitleri"nı dinlerken aynı düşünce düştü aklıma; dünyadaki tüm insanlar ay- nı anda bu müzigi duyabilseydi kemlik kalır mıydı? Çellist Yo-Yo Mada benzer bir düşün- ceyle farklı sanatdallanndan insanlan "Bach'tan EsinJenmeler" adı altında bir araya getirerek, bu olağanüstü müziğin etkilerini ortaya koymalan için bir fır- sat yaratmış. Yo-Yo Ma ile çalışan sa- natçılararasında, bahçetasanmcısı. ko- reograf, 18. yüzyıl miman. Kabuki o>un- cusu. yönetmenler v e buz dansçılan var. Hepsi Bach' ın müziğine bir övgüye dö- nüşen düşüncelerini en iyi bildiklen sa- natlanyla iade etmişler. Bu çalışmadan. Bach'ın 6 Çello Süiti üzerine hazırlan- mış 60 dakikalık 6 fılm çıkmış ortaya. Johann Sebastian Bach. 1717-1723 yıllannda Prens Leopold'un sarayında çalışırken. kiliseden ve orgdan uzak ol- duğu için keman konçertoları, klavye eserleri, orkestra ve solo enstrümanlar için müzik besteleyecek zaman bulmuş: çello süitlerinı de bu yıllann sonuna doğru yazdığı sanılıyor. Süitler pek il- gi görmedikleri için 1825 yılına dek ba- sılmamiş, koca bir yüz>ıl boyunca Bach'ın ikinci karısı Anna Magdale- na'nın elyazmalanndan, çok az say ıda müzisyenin bildiği bir eser olmanın öte- sine gidememiş. 20. yüzyılın başında ünlü çellist Pablo Casals'ın tanıtımıyla süitler kısa bir zamanda. yüzyıllar son- ra hak ettikleri üne kavuşmuşlar. Bach'ın müziğinde berrak olmayan bir tek duyguya rastlayamazsınız. içinde geçicilik. kızgınlık ve korkaklık olma- yan bir anlatım ile en yüce duygulan- mıza seslenir; bu tüm insanlığın anla- yacağı birduygudur. Üzülünce ağlamak A ltı 1. Süit - Müzik Bahçesi 3. Süit - Merdivenlerden Düşerken veya sevinç gözyaşları gıbı en sıradan duygudaşlık hissettiğımız. ınsan olma ha- linin müziğidır. Çağımızın ünlü çellıst- lerinden Msrislav Rostropovich, Bach Çello Süıtlen için "Bir dinlejici toplu- luğu için değil, ancak kendisi için çala- bilir insan bu süitk'ri. Dinle>ici sadece ku- lak misafiri olur müzikile müzisyenin bir- leşmesine" dıyor. Kusursuz simetrili süitler Bach'ın en gızemli özelliklerinden biri matematik oyunlannı büyük bir in- celikle kullanmasıdır. Bazı eserlerinde notalann arasına bilmeceler gizler. bu rür oyunlan sanatın güzelliğınden bir şey kavbettirmedenyapabilenenderbes- tecilerden bındır. Çello Süıtlen de ku- sursuz bir sımetriye sahiptir. 6 süıtın her biri 6 bölümden oluşur: Ilk bölüm "Pre- lude"den sonra "Allemande", "Couran- te", "Sarabande" v e "Gigue" bölümle- yönetmenin konulu ve deneysel kısa filmlerinden oluşan "Yo-Yo Ma: Bach'tan Esinlemeler" sanatçının 35 yılhk düşü. Bu görkemli proje yoğun istek üzerine 2 Mayıs cumartesi Geceyansı Sineması kuşağında yinelenecek. ri takipeder. Sarabande veGıguebölüm- lennın arasında ıse her süitte farklı bir danskullanır. Bir Alman köy dansından, 16. yüzyıl Meksıka kökenlı bir dans olan Saraband'a kadar. her şeyi kucak- layan ve tüm olasılıklann bütünlük için- de verildiği eşsız bir eser çıkar ortava. Bach'ın~l Süiti "MüzikBahçesfad- lı binncı süitin fılmidünvanınönde ge- len bahçe tasanmcılanndan Juüe Moir Messerv> ile gerçekleştirdığı bir çalış- ma. Filmin yönetmeni Kevin McMa- hon bu süit için "Yo-Yo Ma bu süiti çal- dığında en umutsuz insana bile esin kay- nağı olacak gücü taşıyor" dıvor. İki yıl süren çekımler boyunca, filme emeği geçen teknbyenler. bahçıvanlar, yapım- cılar, vb.. çoğu hajatlannda daha önce hıç Bach dınlememiş insanlar (hattabit- kıler!) müzikten nasıl etkilendiklerini anlatıyorlar. 2. Süit'in filmi "Carceri'nin Sesi"nı 4. Süit - Saraband 5. Süit - Lmut Mücadelesi François Girard 4 v ılda tamamlanıyor. Mımar Gio>anni Battista Piranesi'nın ünlü Carcen gravürlen ile Bach'ın "en üzgün süiti" arasında sanal bir karşılaş- ma gerçekleştinliyor. Bach öldüğünde 30 v aşında olan Piranesi tüm ömrünü Ro- ma cıvarlannda geçırmiş bir sanatçı: Bach ıse Almanva sınırlannın dışına hıç çıkmamış bın. Ancak bu fılmde. 250 yıl sonra dönemlerine imza atmış iki büyük sanatçı buluşuyor. 3. Süit'in yönetmeni Barbara VVillis Sweete'nin. koreograf MarkMorris'in. Bach'ın 3.çello süitinin çagnştırdıklannı dansa dönüstüren ve vücutlann hareketıni müziğin rıtimleriyle bütünleyen "Merdhenlerden Düşerken" de Ma da herbasamakta ver alıyor. Eser üzeri- ne yaptıklan grup çalışması sonunda fılme katkıda bulunan herkes bir esere farklı açılardan bakmayı ve yeni şeyler öğrenme> ı becermiş. Bach'tan Esinlenmeler serisinde yer alan tek konulu film çalışması. yönet- men Atom Egoyan'a aıt. Egoyan "Saraband" hakkında "\o-Yö Ma ile 4. Süit üzerine bir filnı yapma teklifi gel- diğinde, aklıma hemen iki şey gekli. Bi- rincisi, cömert ruhundan çok etkilendi- gim Yo-Yo ile karşüaşmaktı. Salonunda oturmuş bana süiti çalarken dinlemek, sadece müzikten değil. dink-v ki ile sanat- çının v üz > ü/<? gelmesindeki çatışmadan da etkilenmiştim. Yo- \o. her notada ne- ler hissettiğimi anlamak için sürekli ifa- demi inceliyordu, sanki çalabilmesi için ne hissettiğimi bilmesi gerekiyordu* 1 di- yor. Kabuki oyuncusu ve buz patencisi Belki bu fılmler içinde en farklı iki sanatçıvn biraraya getıren NhFichınan'ın 5. Süitolmuştur. "L'mut.Mücadelesrnde günümüzün en büyük Kabuki oyuncu- su sayılan Tamasaburo Bando ile Yo-Yo Ma zor bir çalışma dönemi geçirmiş- ler. Anlaşabilecekleri ortak bir dilleri- nin olmaması ve her iki sanatçının yo- ğun çalışma tempolan bir araya gelme- lerini olanaksız kılmış. Doğu-Batı. ge- Ieneksel-e\ rensel gibi zıtlıklann karşıt- lığından doğan bir ürün olduğu için de belki tüm süitler arasında en ilgi çeki- cisi. 6. Süit, birçello süiti olarak da diğer- lerınden farklıdır. Yönetmen Patricia Rozema'nın yorumuyla 5 telli bır viyo- lonsel için bestelenmiş olan süitin fil- mi "Altı Jest"te dünya buz pateni şam- piyonlan Jayne Torvill ve Christopher Dean ikilisi yer alıyor Buz patenini sa- nat olarak görmek için spor hakkında es- nek düşünebilmek gerekiyor. Bu süitin her açıdan bakıldığında esneklik yansıt- ması da eser ile ilgili bir başka boyut. Buzun üsründe esneklik gerektiği gibi, 5 tellı yerine4telli bir çello ile eseri ça- labilmek de aynca çellonun esnemesi- ne neden oluyor. Yo-Yo Ma, Bach'ın 6. Süiti'nde, süit formuna esneklik getir- dığini söylüyor. Bunca insanın bir ara- ya gelmesine olanak sağlayan Bach'ın Çello Süitlen aslında müzik tarihinin en yalnız eseri. Geride bıraktığı coşku, yalnızlığın, yabancılaşmanın güzelliği- nin beliımesi. KÖŞEBENT ENİS BATUR Erol Akyavaş Erol Akyavaş'ın resimleriyle ilk defa 1971 'de, or- tak dostumuz Bilge Karasu'nun evinde karşılaştım. O resimlerden özellikle biri, Bilge'nin "Çapavulun Çattığı Çapanz" diye vaftiz ettiği ve üzerine dörtdört- lük bir metin kaleme aldığı yapıt, içindeki başka bir gezegenden gelmiş ya da prehistorya mağaralann- dan fırlamış izlenimi yaratan tuhaf kedlleriyle, üzerim- de anlatılması güç bir etki bırakmıştı. Tanışıncaya dek geçen süre içinde başka resim- leriyle de karşılaştım gerçi ama, yapıtını astl 1986'dan sonra tanımaya başladım. Somut engel, Akyavaş'ın New York'ta yaşamasıydı yıllardır; sık sık geliyordu Türkiye'ye, gelgelelim bir dönemde yaptığı işleri özel ve sınırlı bir çevre için bir dost evinde sergıleyip git- tiği için, serüveni izlemek güçleşiyordu. Geçenlerde, Betül Mardin'in evinde bu özel sergilerden kalma bü- yüleyici bir resminı gördüm örneğin, öbürleriyle kar- şılaşamadığım için ister istemez hayıflandım. Bir baş- ka döneminden kalma bir portre çalışmasını, Röne- sans tonlan taşıyan bir işini Ferit Edgü Gergedan ko- leksiyonuna armağan etmişti, o diziden de görebil- diğim tek parça bu olduydu. Galeri Nev'le işbirliğine girdikten sonra, resimleri- ni, başka çalışmalarını daha yakından izleme olana- ğı doğdu. istanbul'daki ve Petersburg'daki birer ser- gisinin katalog yazılarını yazmayı üstlendiğim için evine. atölyesine gittirn bir dönem. işlerini sıcağı sı- cağına görmek ve üzerlerinde tartışmak fırsatını bul- dum. Ne yazık ki hâlâ, elimizde retrospektif gelişimini gös- teren bir kitap yok; bir umut, bunu biıiikte kotarma olasıhğı var. Erol Akyavaş bağlamında iyiden iyiye önemli, bu tür kataloğun oluşturulması: Serseri ma- yın yol almış bir sanatçı güzergâhı söz konusu değil- dir onda: halka halka genışleyen, kendi bilinçli uzay geometrisini yaratan bir yapıttır kurduğu. Mimarlıkfor- masyonundan gelme bir inşa disiplinı ile plastik dün- yasını sanki baştan tasar(ım)lamıştır. Çeyrek yüzyıl öncesine giden, temel geometrik formlaıia didişmesi bana çarpıcı gelmişti: Leonar- do'nun "Defterier"inden fırlamış bir modern karde- şi vardı karşımızda, şüphesiz kendi dünya görüşü- nün, inancının ve estetiğinin özellikleriyle Usta'dan aynlarak, sözgelimi küpte Kâbe'yi de okuyarak. Bilmeyenler olabilir: Erol Akyavaş'ta Islam bağlılı- ğı, Türkiye'de siyasal Islam'ın gelişmesine endeksli biçimde ortaya çıkmış değildi. Tasavvufa, Islam gi- zemciliğinin kimı anahtar fıgürlerine her vakit derin bir yakınlık duymuş, görsel haritasına hat sanatının, bazı temet simgelerin mührünü vurmasına iştahla açılmıştı. Başlangıçta, minyatür istifine çağcıl birop- tikten eğilmiş, surlarla çevrili bir evrenin kozmolog- yasının üzerine gitmişti. Meviânâ'yla. Hallacı Man- sur'la kurduğu koyu ilişkiler ardından geldi. Estetik/lman kutuplanndatartışırken, zaman zaman gerildiğimiz, biribinmize karşı tırnaklanmızı çıkardığı- mız oldu elbette; ama, camı kırmaya kalkışmadık. Her şeyden önce Erol Akyavaş'la zordur bu: Hayatımda rastladığım en zeki, esprili, daha önemlisi kibar in- sanlardan bın. Mektuplannı saklıyorum, ondaki gizli yazarı da gösterebilir ileride o havai fişek belgeler. Erol Akyavaş'ın yapıtının bende derin ve sürekli bir ilgi uyandırmasının tek nedeni estetik boyutu olma- dı şüphesiz; bir o kadar da kavramsal içeriğinin çağ- ] nsı egemendi yarattığı cazibede. Epeydir yeni sergi açmadı Türkiye'de: bizi kendisine lyice susattı. Son dönem ürettikleriyle bambaşka bir kavşağa yaklaş- mış olabilir mı? Eldeğmemış labirentler keşfetmiş mi- dir, kâğıdına kumaşına tutkuyla bağlı olduğu Hinde- li'nde? Ama once, seslenıyorum ona: Bir retrospektif ser- ginın gerçekleşmesi olanaksız ve yorucu geliyorsa, hiç değilse retrospektif bir kitap hazırlayamaz mıyız? Bır "Erolnâme" için çok mu erken? Kemal Tahir Günleri • Kültür Servisi - Istanbul Büyükşehir Beledıyesi'nın düzenledıgı Çeyrek Asır Sonra Kemal Tahir Günleri bugün sona eriyor. Bugün Istanbul Kültür ve Sanat Merkezi'nde saat 14.00'te Cengiz Yazıcıoğlu. Agâh Oktay Güner, Baykan Sezer. Hüsamettin Arslan. Sibel Arkonaç'ın katılacağı ve M. Lütfi Şen'ın yöneteceği "Günümüzde Kımlik ve Gelecek Tartışmalannda Kemal Tahir" konulu toplantı yer alacak. Bu toplantının ardından saat 16.00'da ise Hulkı Aktunç'un yöneteceği. Atıf Yılmaz, Halit Refiğ, Kenan Işık ve Erol Keskin'in katılacağt "Yerlı Bir Kültür Ortamının Oluşmasında Kemal Tahir" konulu toplantı gerçekleştirilecek. 17. ULUSLARARASIİSTANBUL HLM FESTIVAÜ BUGUN • Emek'de 12.00 ve 18.30'da Bahşiş için Teşekkürler, 15.00'de Üstsüz Kadınlar Hayatlannı anlatıyor. 21 30da Domuzun Kuyuya Düştüğü-. izlenebilir. • Fitaş'da 12.00 ve 18.30'da Çalınmış Anlar. 15.00 ve 21 30'da Ruhlann Giulietta'sı gösteriliyor. • Alkazar'da 12.00 ve 18.30'da Yanlı Yüz, 15.00ve 21,30'da %100 Arabica yer aîıyor. • Beyoğlu'nda 12.00'de Hou Hsiao-Hsienin Pörtresi, 15.00te Yo-Yo Ma: 3-4. 18.30'da Yurttaş ken Loach-Paul Cox'la Yblculuk, 21 30'da Yo-Yo Ma: 5-6 izlenebilir. • Sinemada 12.00'de Bal ve Küller. 15.00'te İyiUe Kötünün Bahçesinde 18.30'da Çin Çikolatası. 21 30'da Mefîsto gösteriliyor. • Modada 12.00'de BorunuÖttür. 15.00'te Seni Sevmiyorum. 18.30'da Sağol Yaşam. 21.30'da Ginger ve Fred yer alıyor. • Özel Gd'sterimler Alkazar'da 10.00'da Allah Zahmet Ejlesin. Beyoğlu'nda l zun Süren Alacakaranlık gösteriliyor. YARIN • Emek'de 12.00 ve 18.30'da Albaj RedL 15.00'te A\-na. 21 30'da VVdde izlenebilir. • Fitaş'da 12.00 ve 18.30'da Y'abancı, 15.00 ve 21.30"da SatvTİcon gösteriliyor. • Alkazar'da 12.00 ve 18.30'da Beşinci Me\sim, !5.00'te Domuzun Kuyuya Düştüğü... 21.30'da Üstsüz Kadınlar hayatlannı... yer alıyor. • Beyoğlu'nda 12.00"de Hades, 15 OO'te Özgürlüğe Doğru. yer alıyor. • Sinemada 12.00'de Yanlış Saksmın ÇiçegL 15.00'te Mösyö Lange'ın Suçu 18.30'da LJyknsuzluk, 21.30'da Baba gösteriliyor. • Modada 12.00'de VÎşne Hasadı. 15.00'e Ooğu Sara>ı. Batı Saravi 18.30'da John Wayne'nin Kı\Trması, 21.30'da Görüşme yer alıyor. • Özel Gösterimler Teutonia'da 15Ö0'te semiha b. unplugged dinlenebilir.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog