Bugünden 1930'a 5,498,322 adet makale



Katalog


«
»

21 NİSAN1998SALI CUMHURİYET SAYFA HABERLER 'Eğitimde Geleceğin Teknolojileri' konferansmda 2000'li yıllann eğitimi ele alındı Hedef bilgisayariıeğitim• 8 yıllık kesintisiz eğitim çalışmasının bir parçası olan Bilgisayar Destekli Eğitim Projesi kapsamında 1998 yılında yaklaşık 3 bin okula bilgisayar laboratuvan kurulması hedefleniyor. 2000 yılına kadar ise Türkiye'deki her okulun bilgisayar ile tanıştınlması planlanıyor. bilgisayann sunduğu avantajlarla tanış- nrmak amacıyla konferanslar ve türlü et- kinlikler gerçekleştirildi. Sektörün ön- de gelen fîrmalan da eğitim konusun- da artık büyük birpazar olarak gördük- leri Türkiye'de yer edinme ve ürünleri- ni tanıtma yanşını sûrdürdûler. ÖZLEMYÜZAK Istanbul'da düzenlenen "EğniındeGe- kceğmTeknotojfleri" konulu konferans- ta eğitimciler, Milli Eğitim Bakanlığı yet- kilileri, bilişim sektörü temsilcileri ve öğ- renciler bir araya geldi. Konferansta 2000'li yıllann okullan ve bilgisayar destekli eğitim tartışıldı. Dünyanın bil- gisayar devi Microsoft'un sponsorlu- ğunda Lüttû Kırdar Kongre Salonu"nda iki gün süren 'Eğhim 2001 Etkinlikleri' kapsamında öğrenci ve öğretmenleri BtLGtDE ÇEŞİTLtLİK Eğitim sistemi masadaODTÜ Eğitim Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Petek Aşkar, teknolojinin ve bilgisayann yalnızca bir araç olduğunu belirterek, "Teknolojiyi mevcut eghinı sistemimiz içinde ne varsa o doğrultuda kullanalım derseniz, yanhş olur" görüşünü savunuyor. Aşkar şunlan söylüyor: "Sanayi devrimi sırasında Batı da dahil bir çok ülkede okullar birer fabrika gibi görüldü. Öğrenci hammadde oldu ve istenilen ürün elde edildi. Sonra değişim başladı. Teknolojik gelişmeter ve bilgisayarlar sayesinde farklı bilgi organizasyonlan, bflgide çesiüilik ortaya çıkn. Ancak gelişmiş ülkelerde bile hâlâ rahatsızhklar sürüyor." Bilginin serbest dolaşımı ile birlikte Batı dünyasında her şeyin yenideti ' ele alındığını ve sorgulandığını belirten Aşkar, öğrenme konusunda çok çeşitli çalışmalar yapıldığını, "öğrenciler nasıl öğreniyorlar? Zekâ nedir? Yetenek nedir" konulannın sürekli irdelendiğini belirtiyor. Aşkar'a göre günümüzde çoklu zekâya doğru bir gidiş var. Aynca bunda bir hiyerarşi de yok. Eskiden olduğu gibi bir öğrenci matematikte iyiyse, o öğrenci zekidir anlayışı da yıkılmış durumda. Her çocuğun ilgisi farklı yönde. Teknolojinin ve bilgisayarlann eğitimdeki önemi ise işte bu farklıhklan ortaya çıkarmak. Akademisyenlerden özeleştiri ODTÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Barbaros Günce, akademisyenler ve öğretmen yetiştiren kurumlar olarak sistemi sorgulamadıklannı söyledi. Günce, "Mezunlanmızı takip etmiyoruz. Neyle karşılaşıyorlar, neye ihtiyaçlan var, biz gerekeni verebiliyor muyuz, diye düşünülmüyor" diye konuştu. Öğretim elemanlannm birçoğunun okul nedir bilmeden öğretmen yetiştirdiklerini kaydeden Günce, eğitimin bir takım oyunu olduğunu belirterek "Bügi çağını yakalamak istiyorsak, her bir oyuncu üzerine düşeni yapmak zorunda" dedi. ÇOCUK YAZILIMLART Bilgisayar eğlendirirken öğretiyor Eğitimde bilgisayann önemi arttıkça eğitim konusunda yazılım ve donanım üreten şirketler de ürün yelpazelerini genişletiyorlar. Bilgisayar sayesinde çocuklar eğlenirken farkında olmadan çok şey de ögTeniyorlar. Kimi yazılımlar çocuklan buluşlar dünyasma götürürken, kimileri hiç görmedikleri ülkeleri ekranlardan gezme imkânı buluyor, insan vücudunu en ince aynntısma kadar öğreniyor, hatta o "korkulan" matematiği bile sevebiliyorlar. Temel eğitimden yabancı dil eğitimine, zekâ oyunlanna kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan zengin içerikli yazılımlar öğrencilerin, velilerin ve eğitimcilerin önünde yepyeni kapılar açıyor. Türkiye internet kullanımmda dünya içindeki paymı da arttınyor. 5 yıl önce internet kullanımında binde 1 olan payımızın artık binde 3 olduğu belirtiliyor. Bu konuda dünya ortalaması ise yüzde 2. Ülkede toplam 50 bin internet abonesi olduğu, bunun da yaklaşık 200 bin kişinin internetten yararlanması anlamma geldiği belirtiliyor. Çağı yakalama projesi 8 yıllık kesintisiz eğitim çalışmalan kapsamında Bilgisayar Destekli Eğitim Projesi de (BDE) bulunuyor. "Eğffim- de çağı yakalamak-2000" adı verilen projenin ilk aşamasında 1998 yılında her il ve ilçede ikişer ilköğretim okulu- na, yani yaklaşık 3 bin okula bilgisayar laboratuvan kurulması hedefleniyor. 2000 yılına kadar ise Türkiye'deki her okulun bilgisayarile tanıştınlması plan- lanıyor. Yetkililerönümüzdeki 3 yıl için BDE'nin maliyetinin 1.5 milyar dolar olacağmı ve Dünya Bankası'ndan kay- nak sağlayacaklannı belirtiyorlar. Okullara kurulacak bilgisayar labora- tuvarlan ve BDE'de kullamlacak yazı- lımlar için Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) mayıs ayı içinde bir ihale açacak. An- cak BDE için uygulanacak yeni proje- nin boyutlan, tutan ve zamanlaması ko- nulannda farklı göriişler de ileri sürü- lüyor. Özel Okullar Dernegi Başkanı DündarUçar'a göre "Halen uygıuanan müfredat ile BDE olamaz" Uçar. ders programiannm hafıfletilerek BDE'ye geçilmesi, bu sisteme geçilirken de kul- lamlacak olan eğitim yazılımlan ile öğ- rencilerin ezberden uzak, öğrendikle- rinden sonuç çıkaran ve yorum yapma yeteneğine sahip bir şekilde eğitilmele- ri gerektigini dûşûnüyor. 'Köklü değişim gerek' MEB Bilgisayar Eğitimi ve Hizmet- leri Genel Müdürü Ruhi Esirgen ise eği- timde bilgisayann önemini şu sözlerle dile getiriyor: "Bilgi üretiminin yoğunluğu, çesitlilj- ği, hızı arttıkça müşteri profıli de deği- şiyor. Huda artan ve bu ölçüde hızla es- kiyen bilgi eski yöntem, eğitınen, müf- redat ve öğretimk müşteriye, yani oğren- ciye kabul ettirilemez. Bilgi üreticileri hızia bügî>i üretirlerken bunun öğren- ciye gitmesi için aracı kurumlara gerek var. Bu ise alışttğunızokul tarzmauymu- yor. Karatahta ve sus pus oturan öğren- ciler. Oğretmenin nasıl değjştirileceğin- den rutun, bilginin nasıl sunulacağına kadar köklü bir değişim gerek." Türkiye'de bilgisayann eğitimin içi- ne sokulmasına geç başlandığını ifade eden Superonline Genel Müdürü Ba- bür Özden de ülkede bilgisayar kulla- nımının artmasıyla, internet ağının yay- gmlaşabilmesi için telekomünikasyon altyapısında gerekli olan değişiklikleri gündeme getirdi. Bu doğrultuda 2000'li yıllann ilk 10 yılında 700 milyon dolar- lık biryatınmın yapılması gerektiğini ifa- de eden Özden, eğitim için daha çok uyduya ihtiyaç olduğunu ve Türkiye'nin var olan iki uydusu ile bu hizmetin ye- tersiz kalabileceğini belirtti. 'İSKt işçileri geri alınsın' İSKİ tarafindan güvenlik sonışturması gerekçe gösterilerek iş akitteri feshedilen 6 işçi, "AlevT otduklan nedeniyle işten çıkanldıklanru savundular. Istanbul Büyükşehir Belediyesi önünde dün bir açıklama yapan işçiler, Recep Tayyip Erdoğan'ın göreve gelmesiyle birlikte bine \akın çalışanın keyfı olarak işten çıkarüdığını belirttiler. 1997 Haâranı'nda işlerine son verildiğini, ancak çabalan sonucu geri döndüklerini ifade eden işçiler. 15 gün önce güvenlik soruşrurması gerekçe gösterilerek tekrar işten çıkanldıklannı vurguladılar. tşçiler, Istanbul Büyükşehir Belediyesi'ndeki keyfı uygulamalara son verilmesini, atılan işçilerin yeniden ahnmasını istediler. (Fotoğraf: BERTAN AĞANOGLU) Üıriversite anlayışı cleğişiyor Üniversitelerin bağımsızhğının korunarak sanayiyle daha çok işbirliğiyapılması ve farklı kültürlerin tanınmasında, küresel iletişimle işbirliğinde daha etkin rol alması isteniyor BARIŞ DOSTER / YLSUF ZtYA AY Gelişen teknolojiyle birlikte küresel bir köye dönüşen dünyada üniversite- lerin işlevi genişleyerek artıyor. Üniver- sitelerin bagımsızlığının korunarak sa- nayiyle daha çok işbirliği yapılması, farklı kültürlerin tanınmasında, küre- sel iletişim ve işbirliğinde üniversite- lerin daha etkin rol alması isteniyor. Üniversitelerin değişen ve gelişen rolleri üzerine sorulanmızı yanıtlayan Hollanda Nijmegen Üniversitesi'nden Prof. Dr. Herman van den Bosch, "eği- tinı ve bilgiyle sanayi arasında bir çeliş- ki ya da rekabet olmadığını, tünı bun- lann toptumve insanlann mutluluğu için işbirliği yapması gerektiğini" sa\ undu. Sanayinin de bilime ve üniversiteye bir şey dikte etme hakkı ve şansı olmama- sı gerektiğini söyleyen Bosch, "Üniver- siteler bağımsız olmalıdır. Sanayi ile üniversite arasında elbette dengeli bir iletişim ve işbirliği olmau, fakat üniver- sitenin bağunsızhğı kesinlikle zedeten- memelidir* 1 dedi. ICüreselleşen dünya- da üniversitenin insanlann birbirlerini daha doğru anlamasına yardımcı ol- ması gerektiğini vurgulayan Bosch. "Anlaşmazlıklann. iletişim kopukluk- larının ve yanlış anlamaların gideril- mesinde üniversitenin, bilimin ve bilim insanlannın çokolumlu katkılar yapa- bOeceklerinidüşünüyorum" diye konuş- tu. 'Misyon önemlT Eski TÜBİTAK Başkanı ve Saban- cı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tosun Terzioğlu da diger üniv ersitelerle olum- lu bir rekabet içinde olmayı benimse- diklenni kaydetti. Vakıf üniversitesi ve kamu üniversitesi aynmını çok yapay bulduğunu söyleyen Terzioğlu. önem- li olanın üniversitelerin kaliteyi arama- sı ve kendilerine bir misyon tanımı yap- ması olduğunu belirtti. Üniversitelerin topluma mükemmeli sunması gerekti- ğini ifade eden Terzioğlu, kendilerinin araştırmayla eğitimi bir arada yürüte- ceklerini, fakat dünyada yalnızca araş- tırmaya ya da eğitime ağıriık veren üni- versitelerin de ömekleri olduğunu anım- sattı. ABD'de 4 bin üniversite olduğu- nu belirten Terzioğlu, şöyle devam et- ti: "*Bunlann bir kısmı lisansüstü eğiti- me ağıriıkveriyor, bazdarı sadece araş- nrmaya ağıriık veriyor, öyleleri var ki sadece sana>iyeyönetici ve teknologye- tişrirhor. Ban üniversiteler ise karma bir misyon üstknrjor. Hepsi kendi gö- revini iyi yaptığı sürece başanhdır." ABD'nin Case VV'estern Üniversite- si'nden Prof. Dr. Rkhard Boyatzis, üni- versite eğitiminin günümüzde girdile- re değil. çıktılara önem verdiğini belir- terek dünyada üniversite sisteminin, öğrencinin neyi öğrenmek istediğiyle ilgilenmeye başladığını söyledi. Bo- yatzis, bu sistemde öğrencinin nasıl yönlendirileceğinin ön plana çıktığmı vurgulayarak "İnsan hafızasını buna göreorganizeeden bireğitinı sistemi ge- reküdir" görüşünü savundu. Gelece- ğin üniversitesinin. öğrencinin öğren- diklerinı uygulayabileceği bir eğitim vermeye yöneldiğini anlatan Boyatzis. bu üniversitenin düşünce esnekliği kazandıran bir kurum olacağını söy- ledi. ARAYIŞ TOKTAMIŞ ATEŞ Demokrasiyi Kimler İstemezGeçenlerde yazdığım "Demokrasi" başlıklı bir ya- zımın sonunda, "Bu konulara devam edeceğim" de- miştim. Gerçekten o yazıda, demokrasinin işleme- siyle ilgili kimi konulara değinmiştim. Bugün, "kimle- rin" ve "neden" demokrasi istemedikleri konusunu ele almak istiyorum. Demokrasi, hele günümüz demokrasisi, tarih bo- yunca gördügümüz çeşitli yönetim biçimleri içinde; en "mantıkir, en "akılcı" ve en "hakça" yönetim bi- çimidir. Pek sevdiğim tanımı bir kez daha yineleye- lirtv. "İnsanlann kendilerini ilgilendiren ya da ilgilen- direbilecek olan her konuda, karartann oluşum sü- recine katılımlan..." Bundan daha güzel ne olabilir? Fakat yakın geçmişe ve günümüzün kimi müca- delelerine baktığımız zaman çok garip şeyler göre- biliyoruz. Uzak geçmişi bir yana bırakarak, 17. yüz- yıl sonlanndan itibaren tarihin sayfaiannı çevirdiğimiz zaman; kendinde "kutsal" birtakım hak ve yetkiler var olduğunu "vehmeden"kirrt soytanlann, insanlann "ken- di kadehehni beliriemelerine" sürekli olarak karşı çık- tıklannı ve bu konudaki direnmeleri de kan ve ateş- le boğduklannı görüyoruz. Ve "hakkını almakisteyen- lerie" onlann bu haklannı "gasp etmek isteyenlerin" arasındaki mücadele, günümüzde de tüm şıddet ve acımasızlığıyla sürüyor. Tarihsel süreci bir yana bırakarak günümüze bak- tığımız zaman; şu ya da bu biçimde demokrasiye geç- miş toplumlarda bile, demokrasiyi ortadan kaldırma heves ve girişimleri olduğunu görüyoruz. Peki demok- rasi böylesine "mükemmele yakın" bir rejim olduğu- na göre, bir ülke içinde bu rejime karşı olanlann ge- rekçeleri ne olabilir? Bu sorunun yanıtını beş yaşındaki çocuklar bile bi- lir. Çıkar, yani menfaat. Fakat demokrasiye karşı çı- kan hiç kimse, "Kardeşim kusura bakmayın ama, bu demokrasi benim çıkarlarıma ters bir rejim. Gelin bundan vazgeçelim de, ben sizi sömürmeyi sürdü- reyim" demez. Her zaman "yüce" baa gerekçeler bu- lunur. Bu gerekçe; kimi zaman "ülke bütünlüğünün teh- likeye düşmesi"ü\r, kimi zaman "ülke ekonomisinin çökûşü"dür, kimi zaman ülkenin "kuruluş felsefesi- nin tehdit a/t/nda o/mas/ "dır. Bazen de "kardeş kav- gasına son verme" gerekçesi ortaya atılır. Ve işin çok ilginç bir yani olarak şunu vurgulamak gerekir ki; bu "yüce" gerekçeleri gündeme getiren- lerin bir bolümü, bunlann sadece birer "bahane" ol- duğunu bilir ve bu bakış açısı attında tahrik ederken, bir bölümü de, bu söylenenlere gerçekten inanır ve gerçekten "yüce" amaçlar peşindeolduğunu zanne- der. Ve bazen de bu gerekçeler salt "bahane" olmaz, gerçekten ülke tehlikede olabilir. Bu durumlarda sağ- lıklı analizler, yapmak çok zordur. Meseleyi bireysel boyuta indirgersek ve "Kimler de- mokrasiye karşı olur" sorusunu sorarsak; "çıkar sa- A)/p/en"nin yani sıra bir grup daha görürüz ki, bunla- ra "seçkinciler" ya da "elitıstler" adını vermek istiyo- rum. Seçkinciler, toplumdaki tüm insanlann eşit olma- dığtna inanan insanlardır. Elbette başta kendileri ol- mak üzere, birtakım insanlann daha seçkin, daha "nitelikli" otduğunâ inanırlar Ve böylesine niteükli in- sanlarla, sokaktaki sıradan insanlann. bir demokra- si içinde eşit hak ve yetkiye sahip olmalannı içlerine sindiremez ve eleştiri konusu yaparlar. Bu "seçkincilik" insanlan çoğu kez faşizme götü- rür. Çünkü seçkinliğin ardında kimi zaman "eğitim dü- zeyi", kimi zaman "aile görgüsü" kimi zaman "kent- li olmak" vb. gibi nedenler yatarken, çoğu zaman da "beUi bir ırk° seçkin olmanın gerekçesini oluşturur. Ve bu seçkin ya da "üstün" ırktan gelen insanlarla, daha att düzeylerdeki ırklardan gelen insanlann siya- sal alanda da eşit olamayacağını ileri sürmeye baş- lartar. Zaten bunlara sorarsanız: eğitim, meslek vb. gibi alanlarda da üstün ırktan gelen insanlarla, diğer ırktan gelen insanlar arasında eşitlik yoktur. Kimi zaman haklı da görünebilirler. Zira "kendile- rinden olmayanlann" önlerini kesen ve onlan çık- mazlara itenler de aynı insanlardır. Türkiye'de belli "ce- maatlehn" üyelerinin başanlan, çoğu kez niteliklerin- den değil, o "belli cemaatlerin" üyesi olmalanndan kaynaklanmaktadır. Kimi ünlü siyaset büimciler "elitizmi", salt bir olgu olarak ele alırlar ve derinliğine incelerler. Bu incele- melerinde belli bir "yüceltme" dürtüsü de vardır. Ben elitizmi böyle ele almıyorum. Bence elitizm insanlan (her zaman faşizme göturmese bile), demokrasiden uzaklaştıran bir düşünce tarzı olarak, mahkûm edil- mesi gereken bir yaklaşımdır. "Demokrasiyi kimler istemez" sorusunu sorduğu- muz zaman ele alınması gereken başka "tipler" de var elbette. Fakat yerim bitti. Bunlan belki bir başka yazıda ele alınz. HavyanseverlerMeclis'te Hayvanlan Konıma Yasası'nın "söz verildiği'' halde bugüne ka- dar çıkarümavip gündemin gerilerine atılmasını protesto eden ha\"vansCTerler, TB\EM önündesokak köpekleri ve pankarüar- la gösteri düzenlediler. Protesto gösterisi düzenleyen hayvanse- verler, Ankara emniyetinden gelen görevliler tarafindan TBMM'nin önündenuzaklaşünldılar. Pankarüaneflerinden an- nan ve Milli Egemenlik Parkında toplanmalan için ikaz edilen ha>ABnseverler, Meclis Başkanı ve siyasi parti gnıplannın tem- sikileri ilegöriişmeden protestoeylenılerini sona erdirmeyecek- lerini Hade ettfler. Zaman zaman görevü polislerle tarüşan hay- \-anseverlertkn bir grup, daha sonra TBMM Başkanı Hikmet Çetin tarafindan kabul edildi. TBMM Başkanı Çetin, ha>>an- lan korumayasatasansının gündemin ön sırasına çekOmesi ko- nusunda gruplara ricada bulunacağını söy ledi. Hayvanseverler, daha sonra ANAP Grubu'nu ziyaret ettiler. Grup Yönetim Ku- rulu odasında Çevre Bakanı İmren Aykut ile görüşen hayvan- severler, istekkrini tekrarladılar. (Fotoğraf: HASAN AYDIN) TURK HALKIDERMANITURBELERDE ARIYOR HANGİ TÜRBE NEREDE VE NELERE İYİ GELİYOR? BAZI SiLAHLI KADROLARI APO MU TASFİYE EDİYOR? EMEKLi DiKTATÖRLER ŞiMDi NE YAPIYOR? MEDYA BÜLENT ERSOY'A NEDEN ÇiFTE STANDART UYGULADI? GECİKEN ADALET AVUKATLARIİSYAN ETTİRDİ! NoMa Dergiu, internet Web A*e«i:lıHp: »»-».m«l>ale\ı.conı mıkca Nokta Dergisi, E-Mail Adreu: naku@nwd>ate\t.canı
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog