Bugünden 1930'a 5,498,322 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 2 NİSAN 1998 PERŞEMBE HABERLER KÜItÜP Bakanlığı'ndan • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - lültür Bakanlığı, Cumhuriyetin 75. yıldönümü kutlamalan kapsamında, Atatürk'ün kurtuluş yolunda ilk adımı olan Samsun'a çıkışını temsil eden bir nostaljik gezi planlıyor. Kültür Bakanlığı'nm Denizcilik Bankası'ndan kiralamayı dûşündügü vapur, Mustafa Kemal'in kurtuluş yolunda 79 yıl önce izlediği rotayı ızleyecek. Vapurun taşıdığı sanatçılar. Samsun'da ve Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı'nı planladığı Havza'da düzenlenecek çeşitli kültür ve sanat etkinliklerine katılacak. Sanatçılar, Samsun'dan sonra 'Kültür ve Sanat Treni' ile Ankara'ya gelecekler. Son üç ayın bilançosu • DİYARBAKIR (Cumhuriyet Bürosu) - Güneydoğu'da gçrçekleştirilen operasyonlarda, 1998 yılının ilk üç ayında toplam 296 PKK'li öldürüldü. PKK'nin özellikle son yıllarda yediği darbelerle büyük kayıplar verdiğini belirten yetkililer, son zamanlarda örgütte parçalanmalar yaşandığını kaydettiler. Düzenlenen sınır ötesi harekâtlarla da örgüte lojistik desteğin önemli ölçüde engellendiği bildirildı Belediyelerde greve doğru • KAYSERİ(AA)- Kayseri'nin metropol ılçelerinden Kocasinan ve Melikgazi belediyeleri ile Hak-lş'e bağlı Hizmet-lş Sendikası arasında sürdürülen toplu iş sözleşmesi görüşmeleri uyuşmazhkia sonuçlandı.' Hizmet-fş Sendikası Kayseri Şubesı Başkanı Rahmi Yavuz, yaklaşık 2 aydır sürdürülen görüşmelerin. parasal konularla ılgıli maddelerde tıkandığını kaydetti. Yavuz, belediyelerden, enflasyonu göz önünde bulundurarak yüzde 150 oranında zam istedıklerini belirterek, "Kocasinan Belediyesi yetkilileri yıllık yüzde 50, Melikgazi Belediyesi de yüzde 65 zam önerdi" dedi. lki polisi yaralayıp kaçö • SIVAS (AA) - Sıvas'ta, kanştığı olaya müdahale eden polislerden 2'sini bıçaklayan saldırgan kaçtı. Kınkkale'den otobüsle sabah saatlerinde Sıvas otoganna gelen Bekir Kurt, otobüs muavıni Hacı Turan Baştürk ile tartışmaya başladı. Bunun üzerine. olaya polisler müdahale ettı. Bekir Kurt. kendisini karakola götürmek isteyen polis memuru Ertuğrul Yıldınm'ı, üzennde taşıdığı bıçakla yaraladıktan sonra İcaçmaya başladı. Kurt, önüne çıkan polis memuru Erol Hatipoğlu'nu da bıçakladıktan sonra kaçarak izini kaybettirdi. Cumhurbaşkanı • ANKARA (Cumhurivet Bürosu) - Cumhurbaşkanı Süle>™an Demirel, kurtuluş yıldönümü törenlerine katılmak ve bazı etkinliklerde bulunmak üzere bugün Van'a gidiyor. Ildeki programına kurtuluş yıldönümü törenlerine katılarak başlayacak olan Cumhurbaşkanı Demirel, ardından Valiliği ve 100. Yıl Üniversitesi Rektörlüğü'nü ziyaret edecek. Cumhurbaşkanı Demirel, üruversite kapalı spor salonunun açılışından sonra Belediye Başkanlığı ve Garnizon Komutanlığı'na gidecek. înönü'nünilk diplomatikgörevi-w- -y zerinde a J durduğu- m J muz başka • / birkonu, o ^ h n ^ zaman AhmettzzetPaşa'mn uzak görüşlü çabalanyla ger- çekleştirilen Daan Antlaş- ması oldu. Bağımsızlıkyo- lunu açmış olan bu antlaş- ma, Yemen tarihinde önemli bir yer tutuyor. Anılannda babam, Ahmet Izzet Paşa'nın, Yemen'in büyük bir bölgesinde Os- manlı egemenliğini yeni- den kurduktan sonra kalı- cı bir banş sağlayabilmek amacıyla İmam Yahya ile görüşmeler başlattığını, Paşa'nın bu girişimini ka- rargâhındaki kurmay su- baylar içtenlikle destekler- ken Istanbul'daki Yemen uzmanlanyla Yemen'de yerleşmiş bazı yöneticile- rin gereksiz bir ödün diye karşı çıktıklannı, ama Itaî- ya ile savaş çıkıp Yemen abluka altına alınınca fs- tanbul hükümetinin de Ahmet Izzet Paşa ile İmam Yahya'nın gerçekçi yaklaşımlannı onaylamak zorunda kaldığını anlatı- yor. Başka bir gelişme de İcuzeydeki isyancı Seytt İdris'e Italya'nın yardıma başlaması ve bu tehdide karşı birlikte savunma maksadıyla Osmanlılarla İmam Yahya arasında bir ittifak yapılması olmuş. İmam Yahya'nın karargâhı Yalnız, Italya savaşı so- na erince Osmanlı devle- ti, Italya'nın müttefîki Se- yit Idris'le savaştan da çe- kilmiş ve bu kez İmam Yahya, Seyit İdris'e karşı Osmanlılann zoru ile gı- riştigi mücadelede yalnız bırakılmış olmasına bü- yük tepki göstermiş. Bu- nun üzerine Istanbul'dan gelen bir emirle, bu anlaş- mazlığı çözerek yeni im- zalanan antlaşmanın bir kazaya uğramasını önle- mek için Ordu^Kurmay Başkan* Ismet Bey'in, İmam Yahya'nın karargâ- hına giderek görüşmeler yapması istenmiş. Babam, bu ilk diploma- tik görevini nasıl başany- la sonuçlandırdığını anıla- nnda. aynntılı bıçimde açıklıyor. Imam'ın karar- gâhının bulunduğu Kafle- tulüzerbölgesine yolculu- ğu hakkında da ilginç bil- giler veriyor. Ben Dışişleri Bakanı'na Kafletulüzer di- ye bir yer var mı diye sorduğumda gözleri parladı ve derhal, "Tabii var, kuzeyde dag- lık bir bölgedir. Büyük bölümü asfalt, son lasmı bozuk bir yoldan otomobiUe 4-5 saat- te gktebilirsiniz. Örası, Şeyh Abdullah 'ın yö- residir. Haber veririm. Size yanfaına otur- lar" dedi. Harl; anlaşmazlıflı - Hem anılar hem de doğa açısından görül- meye değer bir bölge oldugunu anlamıştım. Yazık ki, bu gezide orası için iki gün daha ayırabılecek zaman kalmamıştı. Ister iste- mez başka bir sefere kaldı. Dr. EJ-İryani, Osmanlı tarihinden yardım görmeyi umduklan başka bir olayı da anlat- h. Kızıldeniz'de, doğu kıyısmdaki Yemen ile batı kıyısındakı Eritre arasında yer almış Hariş adalannın hangi tarafa ait olduğu ko- nusunda anlaşmazlık çıkmış. Eritrelıler bır süre önce bu adalan işgal etmişler. Yemenliler ışgale karşı çıkmışlar ama sorunu savaşla değil, uîuslararası hu- kukun uygulanmasıyla çözmeyi yeğlemiş- ler. Fransa'nm araya girmesiyle bir uîuslara- rası hakemlik kurulmuş ve soruna çözüm • Osmanlı Devleti, Italya'nın müttefiki Seyit îdris'le savaştan da çekilmiş ve bu kez îmam Yahya, Seyit idris'e karşı Osmanlılann zoru ile giriştiği mücadelede yalnız bırakılmış olmasına büyük tepki göstermiş. Bunun üzerine bu anlaşmazlığı çözerek yeni imzalanan antlaşmanın bir kazaya uğramasını önlemek için Kurmay Başkanı Ismet Bey'in, îmam Yahya'nın karargâhına giderek görüşmeler yapması istenmiş. getirmesini her iki tarafdakabul etmiş. Tah- kım Kurulu, her iki devletin ıkişer yargıç- hakembelirlemesi ve bu dört kişinin birara- ya gelerek tarafsız bir yargıcı başkan seçme- sıyle oluşmuş. Kurulun vereceği karan itirazsız uygula- mayı iki tarafin dışişleri bakanlan, Birleş- miş Milletler Genel Sekreteri ile Fransa Dı- şişleri Bakaru'nındahazır bulunduğu birtö- rende imzaiadıklan bir protokolle taahhüt etmişler. Işte bu Tahkim Kurulu karşısmda dava- sını«avunan Yemen Dışişleri Bakanı'nın başlıca dayanağı, Osmanlı hantalan ve bel- geleri olmuş. Ben, Yemen ile Eritre'nin aralanndaki toprak anlaşmazlığını dıplomasi ve hukuk yoluyla çözmekle bütün dünyaya önemli bır ders vermış olacaklanna ışaret ettım, baka- nı candan kutladım. Açıklanacak karan, her nasıl çıkarsa her iki tarafin kabul etmesıni diledim. Gene anılar sayesinde. hiçbır resmı nite- liğim olmadığı halde, cumhurbaşkanı da be- ni kabul ettı. General Ali Abdullah Salih20 yıldır cumhurbaşkanlığı görevini başan ile yürütüyor. 1975'lerde ayn iki devlet halinde ortaya çıkan Yemen Arap Cumhuriyeti ile Güney Yemen Halk Cumhuriyeti'nin I990yılında birleşmesinde, sonra iç savaşm bastınlarak birleşik devletm sağlam bir yapıya kavuş- mastnda büyük rol oynamış, güçlü bir lider. Şeriat düzeni içindeyaşayan Yemen'in cağ- daş yaşam doğrultusunda bir evrim geçir- mesı ıçın uğraştığı ızleniminı de aldım. Göriişmemizde, Türkıye ile ekonomik ve kültürel ilişkilenn geliştirilmesine yönelık önerileryaptı. Yemen'den doğalgaz satın al- mamız için bir yıl önce bakanlar arasında imzalanmış bir ön çalışmanın bir an önce ilerletilerek kesin anlaşmaya vanlmasını bekliyor. • Pı? poiitlka Benimle tercüman aracılığıyla konuşur- ken bir yandan da kabul sırasında sunduğu- muz anılan gözden geçiriyor, babamın Ye- men'in hangı bölgelerinde bulunmuş oldu- ğunu öğrenmeye çalışıyordu. Görüşme bo- yunca, bırkaç iç ve dış politika konusuna de- ğindik. Bu arada cumhurbaşkanmın yaptığı bir değerlendirmeyi, Arap dünyasının Türki- ye'ye nasıl baktığını gösterdiği için kamu- oyumuza duyurmak istiyorum. Türkiye Cumhunyeti'nin geleneksel dış politikasının banşçı oldugunu, özel olarak Arap ülkeleriyle dostluk içinde işbirlıği ola- naklannı hep geliştirmeye ça- lıştığımızı söyledigimde, "Oyleyse niçin tsraflie anlaş- malar yapıyorsunuz, ittifak kuruyorsunuz" diye sordu. "Sözkonusuolaru ittifak degfl. bir eğitim anlaşmasL Hiçbir devlete tehdit gibi aigılana- maz. Böyle anlaşmalan bir- çok devietle, bu arada Arap ülkeleriyle de yapük. Amaç sadece banş içinde işbirligi olanaklannı arrnrmak" şek- linde yanıtladım. Sonra ekle- dim: "Hem, Arap devletlerin- den bazılan da İsrail'le ankş- malar yapülar." , Onun üzerine cumhurbaş- kanıbanaçok ilginç gelen bir '" yorum yapü: "Evet, bihyo- rum, Ürdün, Mısır. Fas böyie , , anlaşmalaryapalar.Amaon- lar zayıf devtetler, Ürdün'le Mısır, topraklannı İsrail'e kaptırdılar. Şimdi geri ahnak kSnİsrafl'le, ABDileiyi geçin- mek zorundalar. Ama siz öy- le degilsiniz, güçlü bir devlet- siniz. Sizin böyle şeyler yap- maya ihtivaanız ounamah." flk kez duyduğum bu de- ğerlendirme beni etkiledi. Anladım ki, karşımda bizim hâlâ eski imparatorluk gücü- ne sahip olduğumuzu ve Or- tadoğu'dane istersek yapabi- leceğimizi sanan ve bu gücü- müzle din kardeşimiz Arap- lan her zaman korumamız gerektiğini düşünen bir zihni- yet, daha doğrusu duygusal bir tutum var. Mantıktan çok hislerin belirledıği bu yakla- şım ıçındeki siyasetçiler, . - Türkiye'nin, her devlet gibi , , ' kendi öz çıkarlarını göz önünde tutan bir davranış göstermesini doğal karşıla- mıyorlar, adeta, "İyi ama bi- a de bu yapıfar mı!" havası- na gırerek kınlıyorlar. Bu tu- tum, ilişkilerimizde zaman zaman gereksiz soğukluklar yaratıyor. Kökeni duygusal Türkiye olduğu için de bir iki konuş- Cumhuriyeti'- ma ile ortadan kaldınlamı- nin yazgısını yor. Ancak zamanla düzele- beBıieyen iki cek. önder. Benzer bir anlayişı yansı- Mustafa tan bir soruyu da Yemen'de Kemal konuştuğum bir gazeteciden Atatürk ve duydum. Sana'da "Yemen Tî- İsmet tnönü... mes" adında haftalık tngiliz- Bu iki deha süc ce bir gazete yayımlanıyor. ak göriiş Üniversitede görevli, aynı za- aiısverişi için manda Danışma Konseyi bir araya geür, üyesi Prof. SakkaTın çıkar- önerrüi dığı bu gazetenin yazıişlen kararlann, müdürü benimle uzun bir gö- yaşamsal rüşme yaptı. Aynlırken hem adımlann benim yanıtlanmın, hem ba- teorisim bamınanılannıngazetedeay- ortaklaşa n ayn haftalarda çıkacağını oluştururlardı. söyledi. Konuşmamız sıra- sında beni şaşırtan bir sorusu şu oldu: "Acaba", dedi. "Türkiye Cumhuriyeti ile Arap dünyası arasında zaman zaman anlaşmazİıkiar çık- masmm nedeni, geçmişteld Osmanlı yöneti- minin istibdatçı, otoriter tutumu mudur?" Ben, böyle bir varsayımın geçerli olamaya- cağına kanıt olarak geçmişte büyük impa- ratorluklar kurmuş ve başka şekıllerde, ama 'gene otoriter bir rutumla yönetmiş Ingilte- re, Fransa, tspanya, Portekiz gibi uluslann, bugün ımparatOTİuktan aynlıp bağjmsızhğı- nı kazanmış uluslarla çok yakın ekonomik, sosyal, kültürel ilişkiler içinde bulundukla- nnaişaretettim. "AynısıcakyaldaşnnınTur- tâyefleArap uluslan arasuıdaki Uişkilerede ergeçegemenolmasını beküyorum" dedim. Muhatabım bu yanıtımdan tatmın olmuş gö- ründü. Arulann götürdüğü iki ülke olan Ur- dün ile Yemen'den, doğanın ve tarihın zen- ginliklerine, insanlann iyi niyetli konukse- verliklerine hayran olarak, ülkelerimiz ara- sındaki ekonomik ve kültürel ilişkilerin ya- kın gelecekte büyük gelişme göstereceğine inanarak döndüm. Aynca, geçmişte kalmış olaylann bazı yanlanyla, rastlantılar ya da toplumsal koşullar sonucu, tuhaf bir şekil- de yeniden ortaya çıkabildiğinı gördüm. BİTTf Eğitim Yatınmlan Valiler Koordinasyon Toplantısı'nda ayncalık için baskı yapıldığı açıklandı Valiler siyasal atamalardan yakıııch EBRUTOKTAR • Milli Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay, torpil baskılannın çok büyük oldugunu söylerken, valiler de siyasal atamalann başlannı ağnttığını belirtti. valilere gelen torpil talebinin sayısını önce 130*la sonra 80'le çarpm. İste bana o kadar torpil talebi geüyor" dedi. Uluğbay, sekreteriyle aşk yaşadığı için görevden aldığı bürokratın Danıştay karanyla dönmesinden de yakındı. Bakanlık, Başkent Öğretmenevi'nde 80 il valisine 8 yıllık kesintisiz temel eğitim için yapılacak yatınmlarda ihaleye çıkılırken hangi kıstaslara uyulacağını belirten bir koordinasyon toplantısı düzenledi. Uluğbay, atamalann siyasi müdahalelere konu olmamasmı isteyerek, "5.5 yıldır bir partinin denetiminde olan bakanükta, 6 ay gibi lasa ANKARA-Milli Eğitim Bakanlığı'nm "Eğitiın Yaünmları Valiler - ; Koordinasyon Toplantısı" karşılıklı sorunlann gündeme geldiği dertleşmeye dönüştü. Milli Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay, Türkiye'deki tüm yolsuzluklann arkasında çıkar birlikleri oldugunu vurgulayarak, kendi bakanhğında bunlann önünü kesmek için atamalarda "liyakat ve yetenegi'' ölçüt alan bu- sistem getıreceklerini söyledi. Uluğbay, atama ve tayinlerdeki "kayırma" istemlerini anlatırken, "Siz bir sürede 1445 fl ve ilçe yöhericisini değjştirmişler" diye dertyandı. Uluğbay, 1445 atamanın hangi amaçlarla yapıldığının "açık" oldugunu belirtırken, kendi döneminde yapılan atamalarda geniş çaplı bir sicil araştırması yaptıklannı söyledi. 'Syaset egemen' Olkeye 30 yıl bürokraside hizmet verdiğinin altını çizen Uluğbay, "Bürokrasiye siyasetin egemen oldugunu gördüm. Bu dönemde şikâyet ertiğimi, bakanlığun döneminde uygulayamam. Bakanlıktan alnım açık aynlmak istiyorum" diye konuştu. Uluğbay tüm atamalan, müsteşar, personel genel müdürü ve personel genel müdür yardımcılanyla birlikte gerçekleştirdiklerini de vurgulayarak, "Benim gibi yetkilerini paviaşan bakan da bilmiyx>rum. 1950 yıhndan bu yana atamalannı bürokratlanyla yapan bakan yok" dedi. Geçmiş dönemde yapılan atamalar nedeniyle başlanmn ağndığını kaydeden Uluğbay, 300 bürokrat hakkında da soruşturma açtıklannı bildirdi. Uluğbay, "Sekreteriyle aşk ilişldsi olan kişiyi görevden aldım. Çünkü bu öişki müferöş raporlanyla kanıtlıydı. Ancak Danıştay iade etti" diye isyan etti. Uluğbay, eğitimde yapılan yanhşlıklann bedelini gelecek kuşaklann ödediğini de vurgulayarak. "Şimdiye kadar milli eğitimin kaderiyle oynanmış ve büyük bedelier ödetilmiş. Bakanlığın buna daha fazla tabammülü yok" uyansında bulundu. Valilere "Hangi partiye oy verirseniz verin. umurumda degiL ancak onu vilayet kapısının dışuıda bırakmıyorsanız, vatana hizmet etmiyorsunuz dernektir" diyen Uluğbay, kendisınin de bakanlıkta siyasal kimlikle görev yapmadığını belirtti. Uluğbay, okullann çağdaş eğitimin verileceği alanlar oldugunu kaydetti. Toplantıda bazı valiler de, tayin ve atamalar için gelen siyasi baskılar ve partilerin il başkanlan ile miİletvekillerinden yakındılar. Bazı valiler, köylere gönderilen öğretmenlerden özellikle veteriner fakültesi mezunlannın, hayvanlann sağlık durumlanna baktıklan için daha yararlı olduklannı söylediler. PERŞEMBE ORHAN BURSALI Bilimsel Sahtecilik Biiimsel araştırmaların amacı, yeni bilgiler üretmek veya elde etmektir. Yeni bilgi, önemine, kullanım alanına, uygulanabilirliğine, yaygın be- nimsenmesine.. göre tarihin her döneminde az veya çok ilgi cxJağı olmuştur. Yeni bilgi, üretene, önemine göre nam sağlar; para veya saygınlık kazandırır; iş hayatındaki konumunu sağlamlaştınr; daha uygun koşullar- da teklifler getirir; üreteni mesfeğinde yükseltir ve doyumlu kılar... Bu nedenle, yeni bilgi üreterek hayatın ve top- lumların soaınlarını çözmenin motorlan duru- munda olan araştırmacılar dünyada el üstünde tutulurtar. ••• Bütün bu giriş, sözü, bilim ve araştırma ala- nında yüz kızartıcı olaylara getirmek için... Toplumsal hayatın hemen her aianında olduğu gibi, bilim ve araştırma dünyasında da, dürüst olmayan olaylar sık sık yaşanır. Dedik ya, yeni bilginin, üretene manevi ve maddi getirileri varsa; Dünyada bir milyondan fazla araşt/rmacı bu maddi ve manevi getirilerden yararlanmak için veya salt merak nedeniyle bilgi üretme peşinde koşuyorsa... Bilgi üreticilerin belirli sayıda fire vermesini de beklemek gerekir. • • • Önümde bir taze haber: Amerika'da Arizona Üniversitesi'nde ünlü bir coğrafyacı hakkında, kayalann yaş tayininde uyguladığı yöntemde bi- lerek sahtekârlık ettiği gerekçesiyle soruşturma açıldı. Kayalann yaşının tayininde sahtekârlık yapsa ne olur, demeyin. Adam, belki de dünyanın en yaşlı kayasını, ya- ni dünyanın en eski dönemlerinden kalma kaya- sını bulduğunu ilan edecek! Böyle bir buluş, bilim dünyasında büyük yankı yaratır, adam üne kavuşur ve tarihe geçer. Çün- kü o kayanın incelenmesi sonucu elde edilecek bilgiler, dünyanın bilmediğimiz tarihine ilişkin bi- ze çok degerli sonuçlar verebilir. • • • Dünyada bu tür bilimsel sahtekâhıklar sıkı de- netim altmdadır ve araştırmalar çok sıkı kurallar- dan geçer. önemli olan, elde edilen bilginin doğruluğunu garanti altına almaktır. Çünkü, bundan sonra her şey o bilginin üzerine inşa edilecektir. Bizim üniversitelerimizde de bilimsel dolandı- ncılıklara sık rastlanır. Prof. Dr. Kâzım Türker, gazetemizin cumarte- si eki Bilim Teknik'te (sayı 573) önceki hafta ya- yımlanan "Ülkemizde bilimde yüz kızartıcı olay- lar çok yaygın" başlıklı makalesinde, üniversite- lerimizde ahlak dışı 7 davranış, yeni bilgilerin açıklandığı bilimsel makalelerin hazırlanması ve yayımlanmasında 8 yüzsüzlük olayı ve çeşitli hi- leler saptıyor. Bunlar arasında, başkalarının bilimsel çallş- malarından, hiçbir gönderme yapmadan bilgi aşırmak veya üretilen bilgileri sanki kendi üret- miş gibi davranmak, uydurma yayın yapmak, yetenekli gençlereftrsatvermemek vb... ••• Üniversitelerimiz yönetimlerinde çok sayıda bilimsel yüz kızartıcı olay dosyaları vardır ve bunlar incelenmektedir Ancak genel kanı, bu dosyaların rektörlüklerce sonuçlandırılmaktan kaçımldığı yönünde. Üniversitelerimiz en temiz olması gereken yer- lerdir ve yüz kızartıcı olayiann soruşturulmasın- da titizlik gösterilmesi gerekir. 1 yıl 2 ay ceza almıştı Can Yücel'in hapis karanna temyiz ANKARA (Cumhuri- yet Bürosu) - Şair Can Yücel'in, yaptığı bir ko- nuşmada, Cumhurbaşka- nı Süleyman Demirel'e hakaret ettiği gerekçesiy- le önce 2 yıl hapis ceza- sına mahkûm edilmesi daha sonra bu cezanın Yargıtay'ca bozulması, ardından l yıl 2 ay hapis cezasına çarptınlması üzerine avukatı Mehmet Ay, bu karan da temyiz etti. Avukat Mehmet Ay, 28 Kasım 1995 günü Gazi Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Bölümü'nde dü- zenlenen 'Şür ve Dans Gösterisi'ne müvekkili- nin de onur konuğu ola- rak katıldığını ve burada gençlerin isteği üzerine bir konuşma yaptığını belirtti. 'Hakaret kasfa yok' Can Yücel'in, bu ko- nuşma içinde, gençlerin ülke yönetiminde yer al- ması gerektjğini, ancak yürürlükte olan sistemin ve siyasetin buna olanak tanımadığmı kendine has söylemiyle dile getirdiği- ni ifade eden Avukat Ay, "Bu arada Cumhurbaş- kanıhakkındada eieştirel sözler söylemiş, ancak kendisine hakaret etme- mişrir. Çünkü böyle bir kasü yoktur" dedi. Avukat Ay, şunlan kaydetti: "Can Yücel, şair, yazar, çevirmen ve bir düşünfir olarak önemli bir kişilik- tir. Birçok insana göre sı- radışıdır. Ancak onu ta- nıyan herkes biür ki Can Yücel insanlan çok sever ve hiçbir kimseyi, kim olursa olsun kesinlikle in- citmek istemez. Yargıla- ma sırasında ne söz konu- su bantlar dinlenmiş, ne video bantı izJenmis ne de tanıklannuzdinlenm iştir. Bu nedenle suçun oluşup oluşmadığı kesinlik ka- zanmamıştır. Suçun oluş- tuğu varsayılsa bile mü- vekküin ilerlemiş yaşı, hasta ve sabıkasız olması nedeniyle cezanın paraya çevrilmesi veya ertelen- mesi gerekmekteydi. Oy- sa ki yargıç, takdir hakkV nı bu şekilde aley himize kullanırken yasaya uy- gun olarak tatmin edici bir gerekçe belirtmeliydi. Çünkü bu üikenin bir Can Yücel'i daha yoktur. Can Yücel'in yaşammı tehlikeye sokabilecek böylesi bir hapis cezasın- dan Sayın Cumhurbaş- kam'nm mutlu ounaya- cağı açıktır. Bu nedenle verilen karan temyiz et- miş bulunuyoruz. Arük söz sırası Yüce Yargı- tay'dadır." Verilen ceza Ankara 14. Asliye Ce- za Mahkemesi, bir süre önce verdiği kararda, dü- zenlenen bir etkinlikte yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Süley- man Demirel'e hakaret ettiği gerekçesiyle, Şair Can Yücel'i 1 yıl 2 ay ha- pis cezasına mahkûm et- mişti. Mahkemenin ilk karannda sanık Yücel 'e verilen 2 yıl hapis cezası, Yargıtay 9. Ceza Daire- si'nce 'eksik inceleme' gerekçesiyle bozulmuş- tu.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog