Bugünden 1930'a 5,498,464 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET OLAYLAR VE GÖRÜŞLER 2 NİSAN 1998 PERŞEME 31 Mart Gericiliğinden Güncel Dersler Dr. ALEV COŞKUN £ kigazeteci.birmilletvekili ve20 I kişinin ölümüne neden olan ru- mi takvimle 31 Mart 1325 (yeni takvimle13 Nisan 1909) gerici (ir- tica) hareketinin gûnümüze yan- sımalan nelerdir. bu hareketten gûncelde ne gibi dersler çıkanlabilir. kı- saca bunu görelim. 88 yıl önce 13 Nisan 1909 sabahının ilk saatlerinde Istanbullular kendilerini dehşet içinde bırakan bir hareketle kar- şılaştılar. Bu gerici hareketi kısaca özet- leyelim: 24 Temmuz 1908'de tkinci .Meşrutiyet ilan edildi. Bu devrimin eseri diyebile- yeceğimiz anayasa, yeniden yürürlüğe gjr- di. Anayasanın yeniden yürürlüğe giri- şinden Padişah Abdülhamit ve şeriatçı- lar metnnun değillerdi. Aralık ayında ge- nel seçimlerin yapılması kararlaştınldı. Seçimlere doğru gidilirken gerici nite- likteki olaylar, birbirini izlemeye başla- mışü. 7 Ekim 1908'de Fatih Camii'nde Meşrutiyet aleyhindebir konuşma yapan Kör Ali adlı cami müezzini. kimi fana- tikleri arkasına takarak Yıldız Sarayı'na yürüdü, orada padişahla konuştu ve şun- lan söyledi: "Padişahım, çobansız sürii olmaz. Şe- riat emrediyor, meyhaneter kapaülmaİL, Islam kadınlan açık saçık sokaklarda gezmemeli, resim çektirmemeli, tiyatro- lar kapanmalı." Yine ayıu gün Üsküdar'daki Yeni Ca- mii'nin imam vekili Abdülkadir de bir yobaz kalabalığını arkasına takarak ka- ragöz ve tiyatro salonlarıru bastı, perde ve sahneleri yakıp yıktı. Bu olaylar iç- ten içe, gerici bir hareketin örgütlendi- ğini gösteriyordu: 17 Aralık 1908'de Meclis-i Mebusan (Millet Meclisi) açıl- dı. Tanzimat'tan beri şeriat kurallanrun ayaklar altına alınıp, dinin elden gittiği- ni ileri süren, Batılılaşma çabalanna kar- şı çıkan bir muhalefet, güç gösterisi yap- maya başlamıştı. 31 Mart olayı bir anda ortaya çıkma- mıştır. Aylarca, hatta bir yıl önceden ha- zırlıkJannın yapıldığı anJaşılmaktadır. Bu olayda baş rolü Derviş Vahdeti oyna- mıştır. Derviş Vahdeti, Kıbnslı bir hafiz- dır. îngilizlerin yönetiminde çalışmış, daha sonra istanbuPa gelmiş Volkan ad- lı karşı devrimci, irtfca'yı savunan bir ga- zete çıkarmaya başlamıştı. Aynca, bu günlerin gerici vakıflannı andıran 'ttti- hadı-ı Muhammedi Cemiyeri'ni (Mu- hammed'e bağlılık derneği) kurdu. Der- viş Vahdeti, Volkan "da "güdülecekenisa- betli siyaset tngiliz siyasetidir' diye yazı- lar yazıyordu. 2 Mart 1908'de IsmaOMuhtar Piaşaevi- nin önünde öldürüldü. Bu olay, faili mec- hul cinayet olarak kaldı. 31 Mart olayın- dan önceki günlerde Volkan gazetesinin yayımladığı yazılar, kışkırtıcı bir nitelik- teydi. Aynı kışkırtıcı tufumu Serbesti ve tkdatn gazeteleri de yapıyordu. Orduda, askeri okuldan yetişmemiş alayh dediğimiz subaylar vardj. Şeriat- çılar, ordu içindeki hu karşıcı gruplara ve kesimlere sızdılar. Adeta. kalkışma- nın tüm koşullan hazırlanıyordu. Rumi takvime göre mart ayının sonlanna doğ- ru er ve erbaşlann 'ıttihadı Muhamme- di Cemiyetiııi' destekleyen ve anayasa yanlısı Ittihat veTerakki hükümetini eleş- tiren mektuplarsürekli olarak Volkan 'da yayımlanmaya başladı. Hemen arkasın- dan. Ittihadi Muhammedi Cemiyeti'nin merkezinin açılışı nedeniyle Ayasofya Ca- mii'nde mevlüt okutuldu, gösteriler ya- pıldı (3 Nisan 1909). Olaylann bu derece yoğunlaştığı bir noktada gerici basının sözcülerinden Ser- besti gazetesinin başyazan Hasan Feb- mi Bey, köprü üzerinde öldürüldü (6 Ni- san 1909). Bu cinayetin Ittihat ve Terak- ki tarafindan işlendiğine dair yaygm bir kanı oluştu. Hasan Fehmi Bey'in cena- zesi, 8 Nisan 1909'da türbanlı, sanklı ta- kımın katılımıyla büyük bir gösteriye dönüştü. Serbesti gazetesi "Vatan, bu hainlerin baskıyönetiıninden kurtanbna- hdır" diye başlıklar atıyordu. Rıza Nur, Meclis'te katilin neden ya- kalanmadığıru sordu. Bu konudabiröner- ge verdi. Meclis Başkanı, önergeyi gö- rüşmek için 10 gün sonraya gündeme aldığını söyledi. Millervekili Varteks Efendi yerinden, "Öbür cumartesi mi? O vakte kadar neter oimazi" diye bağı- nyordu. Gerçekten üç gün sonra31 Mart, yani 13 Nisan 1909'da karşı devrim kal- kışması gerçekleşti. 31 Mart hareketinin içinde dış güçler özellikle Îngilizlerin olduğu daima ileriye sürülmüştür. Ger- çekten bu hareketi destekleyen Serbesti gazetesi nde Mevlanzade Rıfat, "Bizi biz- den zjyade düşünen İngilizJer" diye ya- zıyordu. 31 Mart gericilik (irtica) ola- ymın ilk kıvılcımı Istanbul'a getirilmiş olan Avcı taburlanndaki alayb-mektep- li ikileminden ortaya çıkmıştır. Hareket, 4. Avcı Taburu'ndan Hamdi Çavuş'un başkanlığmda gelişti. lsyancılar, Sulta- nahmet'te, Meclis-ı Mebusan'ın önün- de toplandılar. Hükümetin istifa etmesi- ni. ilerici milletvekillerinden AhmetRı- za, Hüseyin Cahit, Rahmi ve Talat bey- lerin Meclis"ten uzaklaştınlmalannı, şe- riat hükümlerinin noksansız uygulan- masını istedüer. Şeriat yandaşlan, barikatlar kurup Ba- bıâli çevresinde ve Taksim ile Üsküdar arasındaki kışlalarda şiddetli çatışmala- ra giriştiler. Bu arada Laskiye Millervekili Aslan Bey, gazeteci ve millervekili Hüseyin ca- hit (Yalçın) sanılarak isyancılar tarafin- dan öldürüldü. lstanbul, dalga dalga sar- sılıyordu. Şeriat istemleri sembolik bir bayrak gibi dalgalandınlıyordu. Birinci Meşrutiyet'ten (1876) otuz üç yıl beklendikten sonra tekrar yürürlüğe giren anayasa ve özgürlükler elden gidı- yordu. Daha fazla beklenemezdi. Ru- meli'de bulunan ilerici güçler, Hareket Ordnsu adıyla Istanbul'a yürüdüler. Ve bu gerici 'irtica' hareketini bastırdılar. Şimdi bu olayı güncele bağlayalım. Vbrumlar ve güncelle bağlanülar: •Bu olay. uçurumun kıyısına gelmiş olan Osmanlı devlet ve toplumunun ta- mamen yok olmasmı önJemek için ye- niiikler ve çareler arayan Jön Türkler'e karşı şeriatı geriye getirmek isteyen ge- ricilerin, bir başkaldırmasıydı. •Derviş Vahdeti ve onun liderliğinde gerici gazeteler ve yazarlar, bu hareke- tin kuramcılığını yapıyorlardı. 'Ittihad- i Muhammedi Cemiyeti' de bu hareketi siyasal yönden örgütlemek için çalışıyor- du. •Hareket, gerici ve şeriatçı isteklerin, ordu içindeki 'mektepli-alayu' ikilemi- ni tahrik etmeleri sonucunda büyük bo- yutlara ulaşmıştı. •Bu kıvılcımın ateşlenmesi için dış güçlerin (özellikle Ingilizler) yönlendir- mesinde bu hareketin oiuşturuiduğuna ar- tık kesin gözüyle bakılmaktadır. Derviş Vahdeti 'nin kurduğu 'Ittihad-i Muham- mediCemrvcti' ve Volkan gazetesi, bu dış desteğin iç işbirlikçi güçleri olarak or- taya çıkmaktadır. II. Meşrutiyet hareke- tine karşı olan, şeriatçı nitelikteki bu 31 Mart hareketinin başanya ulaşması, o yıllann emperyalist güçlerinin istekleri- ne uyuyordu. •Bu hareket için uzun süren hazırlık- lar yapılmıştır. (Camilerde vaazlar, top- lantılar, gerici basının tahrikleri gibi...) •Padişah Abdülhamit'in bu hareketi desteklediği, hatta organize edilmesin- de önemli rol oynadığı bilimsel araştır- malarda ortaya konmuştur. •Şeriatçı güçler 20 gün kadar Istan- bul'u kargaşaya boğmalanna karşın, ayaklanmaya ciddi bir önder bulama- mışlardır. •En önemlisi, tüm gelişmelere kar- şın, bundan 88 yıl önce, halk, bu hare- kete katılmamış, destek vermemiştir. Gerçek Müslümanlar bu gerici hareke- ti desteklemediler, hatta karşı tavır aldn lar. •Buharekete hiçbir subay kanlmamış- tır; hatta hareketin yuvalandığı Avcı ta- burlanndan dahi hiçbir subay harekete katılmamıştır. Olay, şeriatçı hacı-hoca takımıyla alayh adı verilen ve görevle- rinden uzaklaştınlan subaylann etkinli- ğinde gelişmiştir. • Mahmut Şevket Paşa'nın komuta- sındaki genç kurmay subayı Mustafa Ke- nıal'in de içinde bulunduğu Hareket Or- dusu, Rumeli 'den gelerek bu isyanı bas- tırdı. Bu olay. ordumuzu. o günlerden bugünlere yenilikçı ve laik ilkelerin ko- ruyucusu ve savunucusu durumuna sok- tu. Sonuç: Ülkemizde şeriat istemleri son yıllarda ciddi örgütlenmelere ulaşmış görünüyor. Hatta 'dinci bir yönetime' kanlı mı kansız mı gidileceğini belirten söylemler vardır. Kuvayı Milliye Ruhu ve Misak-ı Mil- li smırlanyla çizilmiş bu ülkede Ata- türk'ün koydugu laik ve çağdaş bir yö- netimden geriye dönülemez. Güneşi ba- tıdan doğdurtamazsınız. Akan bir ırmağı tersine akıtamazsınız. Türk toplumu, daima ileriye gider, gerici (irticai) hareket- ler asla başanh olamaz ve halkımız des- teklemez. ARADA BİR VEDAT GUNYOL Gerçekler Üzerine Benım nıyetım, gerçeğin "gerçekten ne olduğuna " değinmekti. Bunu düşünürken karşıma üç gerçek çık- tı: Değişmeyen doğa gerçeği, dondurulmuş, birbakı- ma ölü inanç, yanı dın gerçegı, bir de bilim gerçeği, yani işleyen insan kafaanın yakalamaya çalıştığı dün- ya ve evren gerçeği. Doğa gerçeği tartışma götürmez bir gerçek. Bilimin ve sanatın da ermeye çalıştığı, ama eremediği gizle- ri... Din gerçeği ıse kuşkuya yer vermeyen, dondurul- muş bir dünya görüşü: Ispanyol aydını Unamuno: $Kuşkuya yer vermeyen bir inanç, öKıbırinançtır'öer- Ren, devingen, kabına sığmayan, durmadan dünya ve .«vren gerçeğınin peşinde koşan bilimsel gerçeklerin savunuculuğunu yapmıyor mu? Peki bilim, gerçeklerin ardında koşarken, nelerden esinleniyor? Kimin söytediğini belirtmeden defterime yazdığım şu sözün üstünde duralım: O söz şöyle: "Şiir alttan, bi- lim üstten uçar." Bunun anlamı şu bence: Bilimin esin kaynağı şiirdir, hani Valery'nin "düiçindebirdil". Eli- ot'un da "sesten çok imgedir" diye tanımladıklan şi- ir... Burada şiiıie sınırlamayalım kendimizi. Şiirin yanı başında her dalı ıle sanatı ele alalım. Sanattır, yani du- yular, imgeler dünyasında yüzen sanattır, bilime ufuk açan, kanat takan. Bunu söylerken, bir Jules Veme'i, bir Huxley ı, bir T. Moore'u dılımıze dolamayacak mı- yız? Evet, dolayacağız ve diyeceğiz ki, insan aklının en yücesinde kaynaklanan bilim, dünyalılarta evrenlılen ya- şam gerçeğinin tohumuna kıl payı yaklaştıracaklar umuduna bel bağlayalım. Ötesi laf-ü güzaf. Ama bir de Ernest Renan'ı dinleyelim. Renan diyor kı: "Do- ğanın bıraktığı yerde iş başına geçecek bilimdir." Bu- rada doğa kavramının ıçine dogadan kaynaklanan, duygusuyla, sezgisıyle, imgesıylesanatı etealırsak, içi- mize serin sular serpılir. Bir Lahza-i Tahattur M. EMİN DEĞER - Hukukçu ^ ^ T ^ T ^ ^ u T i ^ ^ ^ kunıfleıkramdabulunursaa, Bab-ı Alı kafası bun- - ^ ^ ^ ^ asınveTV'lerCumhurbaşkanıTur- Bu borç içindeki ulusun, açlıktan ölen bebele- lardadadevamedıyor.hayret! Ayruyoldavatankur- 1 ^fc gutOzaliçinyaptınlacakanıtmezar rinin,ilaçbulamayanyoksullannın,aylıkkuyruğun- tarma, yeni bir deviraçmaiddıasmdalar, sabunkö- H ^ ^ ^ yapımmın, ailesi ve Mustafa Taşar dacanverenemeİdilerininhaklannıveremeyen,me- püğü...' der ve istila\i tamamlama jolunda Paris'e ^ ^ ^ ^ ^ tarafindan ziyaret edildigini duyur- murunu. işçisini doyuramayan devlet, nasıl olur da göz kırpar. Sen adamı aL MecBs'e götür, orada tek • W du. Elbet, her ulus, ulusal davasına böyle bir cömertlik yapabilir? \Timrukhatindekihavsi.vctşalılanışuugörsün.mek- -Mm^^ hi2met edenler için özverili olacak- Geçenlerde Hasan Pulur'un. zamanın Dışişleri tep karavanasından tek kap yemeği tahta tabak. tır. Bu tartışılmaz. Ama... lşte bu "aına"sı var ya Bakanı \\ısufKemalTengirşenk'in anılanndan ak- tahta kasıkla v«sin ve bu görünürdeki yokluk için- işin: orada bir "lahza* durmamız gerekiyor. "Bir tardıgı şu örnek tarih olavinı da anımsayahm ıster- de saglam istinadını anlamaya çalışsın. Zatenjim- lahza-i tahattur" bir anlık anımsamaya ne dersiniz? siniz."Kurtuhış Savaşı'nuı çok kritik günlerinde di a başlajan savaşın netfcesini bekk>ecek_ Once Özalkimdir? FransızdevJetadanu,FranklinBouıllon9Haziran kendininan,sonramisarıriniinandırki.Yunanıön- Hakkındaki CIA personel istihbarati raporuna 1921'de Ankara'va gelir. Fransızlar. Milü Mücade- cedurduracağız,sonrageriatacagE,dahasonra im- göre, "Ozal, ABD'nin çıkarlannıen iyiJtâruvan k'nin gücünü ve anlamını öğrenmeye çahşmah^ ha edeceğiz." Tfiıfc Bderi w dir. Ölümü üzerine demeç Veren Oin- dırlar. BugünJerde Vünan ordusu 'VfŞon'u eİe ge^s* Evet, bu devlet nerede ve hangi koşulda övünü- ton, "ABD'ninenbüyükmüttefîkiTıırgutÖzal'ın miştir.OgünlerinAnkaıVsı\okluklarbiryana,hir;. leceginibilenbirliderin veonagüvenenuJusalbt- ÎBümö bflyûk kayıpür" demiştir. Ve Ufuk Gülde- yabancı bakanı ağırlayacak koşuüardan yoksun- • Iincineseridir. Ulusal bılıncinanıtı olarak kurulmuş- mir Teksas Malatya adlı yapıtmda, "Özal, Ameri- dur. Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Tengirşenk güç tur. Peki Özal'da bu bilinç var mı? kanasıldüşünüvorsaö>1edüşünürdü''dıyor. Özal'm bela alafranga bir hela >aptınr, otomobO yerine de ABD'nin çıkarlannı en iyi koruyan bir kişi de de\ iet adamlığına örnekler \ erelım. "Anayasa>i bir çift ath fayton hazırlayabOir. Ama bir yabana ko- olabilir mi dersiniz? ABD'nin uzattıgı muza kanıp kezihlaletmekie bir şe\ oimaz" vecizesi(!) onun- nuğuagırlavacakyemektakımıbulunamaz. 1990'daki KörfezSavaşı'ndaTürkiye'yi ABD'nin dur. "Benim memurum işini büir" ve "Onu kücük Dışişleri Bakanı. Mustafa Kemal Paşa'dan rica peşinden Kuzey Irak'asokupperişanedecegininbel- Turgut'aanlatsın" gibi devlet adamlığı ciddiyetiy- eder,acaba"gpiiörgüt(M.M).''lstanburdanaltıki- geleri açıklandıktan sonra... le bağdaşmayan sözlerle devlet gelenegini yıkan bir şilik yemek takımı kaçınp getirebilir mi? Misafır- Anıt mezar öyle mi? Hak eden için bile bu borç adamdır bana göre ve pek çok insanımı/a göre. lerin yemek yiyeceği çatal, bıçak, kaşık, tabak yok- altında ayiptırayıp. Etmeyin beyler, tarihten utanın Hadi onu bırakalım. Türkiye'nin onunla büyü- tur.Bakın Mustafa Kemal bu istemi nasıl karşılıyor bari... Hem şu bizim birazkredi bulabilmek için dil- yenağır borç serüveninin ulaştığı boyutu nasıl unu- "YusufKemalBe\_BuFransH,Ankaraistas>'o- ler döktüğümüz Batı'nın adamlan bize gülmezler tursunuz? Kurduğu partinin millervekili tlhanKe- nuna geldiginde kıtayı muntazıranuı (tören kıtaa- mi? sici'nin Meciis'te yaptığı konuşmaya göre, günlûk nin) perişan halini gördü. Askerin postalı bile wk- Bu ulusun, ulusal kahramanlanndan tsmet tnö- borç faizi 15 trilyonmuş. tu. Başlanndaki kalpak. omuzlanndaki tüfek çeşit nü Anıtkabir'de mütevazı bir taşın altında yatmak- Işte böyle bir adama 8 metre yüksekliğinde bir çeşitti. O bu j'etersizlikler içinde senin da>-anma gü- tadır. Aslolan, ulusun sevgiyle donanmış yüreğin- anıt mezar yapılmaktadır. cünügörmeje,ök;me> [ egekü.Senona,üzeriııdetuğ- de yer bulup yatabilmektır. •\ 5 Nisan 1997 günü T T J A Â-^. 1 Hürriyet gazetesinin aıka 1 Cumhuriyet'te bu sütunlarda K | PTT1 ( İ P f\ V\ 117X1 fi 7Î\ X ' sayfasında "Savm Özal'm JL Adnan Menderes vel^rgut X 1 V 1 1 1 ^ - * W X ı ı u m ı v ^ u ı . mezannm tepeiinekurşun kubbe Özal'm "DevJet büyükJerinin anıtmezarlara gömüldüğunü ve anırmezarla nn "büyütülmemesi konulacağu iç tavan bölümüne 3 nereye gömüleceğiıii bildiren" bu anıt mezarlann Anıtkabir'e gerektiğmi" vurgulamıştık. (üç) metre çapuıda kurşun küre asaya rağmen Istanbul'a seçenek olduğunu belirtmiş ve bu Ancak 18 Mart 1998 tarihli sarİotılacağınıvellOO lirme atılımında büyük bir adııtı! Emekli aylığınızın bir kısmıyla — Türkiyede 828, yurtdışında 4 şubeli büyük bir bank. "hissedar" olacaksınız. 1- 15 Nisan m i i h i m bir gün! ', --.i ?-ç . . . 1 5 Nisan'da, Türkiye'de ilk kez, sadece ön kayıtyaptırarak ; ' •• değerli bir yatırım fırsatı yakalayacaksınız; Ön kayıt tarihi olan 15-22 Nisan arasında hiçpara ödemeden sadece yatırım yapmayı düşündüğünüz miktarı belirterek bedelini 4-5-6 Mayıs'ta ödemek üzere peşin fiyatına taksitle veya % 10 özel indirimle ;. • . Türkiye İş Bankası na hissedar olacaksınız. Mi*i m>: 0800 314 53 S3-67 (Ücretsiz) cT.C. BAŞBAKANLIK ÖZELLEŞTİRME I D A R E S I B A Ş K A N L l G l metrekarelik tören alanı ohışturulacağın belirtilmektedir. Sayın Özal, Kemalist laikliğe olumlu duyarlılığı olmadığı belli olan bir siyasetçiydi. Türban tartışmalannın doruğa çiktığı. Kemalist laikliğe karşı Sayın Kenan Evren ve Sayın Özal ikilisinin saçtiğı tohumlann yeşererek boy attığı bugünlerde anıtmezarlann büyütülmesi anlamlıdır. lstanbul Üniversitesi'nin sayın rektörü 10. Yıl Marşı ile öğretim üyelerine cumhuriyet heyecan ve coşkusu veımeye çalışırken Türk- tslam- sermaye sentezinin yaratıcısı olan Sayın Özal'ın yasalara aykın olarak yapılmış anırmezannın büyütülmesi, günümüz Türkiye'sinin çelişkilerini gözler önüne sermektedir. Kemalist laikliği savunmak ve onu sahiplenmek bu şekilde çelişkili davranışlarla mümkün değildir. Ulusal Kurtuluş Savaşımızın kahraman komutanlan, eski cumhurbaşkanlartmız, yasa gereği devlet mezarlığında korunurken yasalara ters olan anırmezar olayının devlet eliyle pekiştirilmesi Kemalist laikliği yaralamaktadır. Devletin türban olayına gösterdiği duyarlılığı bu konuda da göstermesi gerekmektedir. Dr. Hasan 1leri PENCERE Vagon ile Çuval?.. Eski Yunan'da rüşvet, peynir ekmek gibi yern- yormuş, Isa'dan önce 4'üncü yuzyılda yaşayan ün- lü Demostenes, rüşvet ve yalancılığa karşı aman- sız birsavaş açmış; söylevlerinde rüşvetçiliği yer- den yere vurmuş; ama kendisi de rüşvet almak su- çundan cezaya çarptırılmış. Eski Yunan toplumunda kölelerin sayısı vatan- daşlardan daha çoktu; yalancılık doruğuna çıkmış- tı; kimi zaman kölelerin sözüne bir saygın vatan- daştan daha çok güvenilirdi. Islamda ise rüşvet öylesine yaygınmış ki Abba- silerdöneminde yaşayan El-lsfahani, bir gün ken- te getirilip parayla halka gösterilen bir fil nedeniy- le şu dizeleri yazmış: "Isfahan'da iki şey şaşırtır insanı, . ' Biri fıldir, öteki kadı. Yoktur ne birine ne ötekine serbestçe giriş; Kim fili görmek isterse, öder bakıcısına giriş parası... Ya senin bakıcın nerede kadı?" • Ahmet Mumcu'nun rüşvet üstüne koskoca br kitabı var; okuyanı çarpıyor. Ben günümüzün yol- suzluk ve rüşvet batağından bunaldıkça, bu kita- bın sayfalarını karıştınp teselli ararım. Bir ara Is- lam ülkelerinde rüşvet öylesine kök salmış ki br hadis uydurulmuş: "Her üç kadıdan ikisi cehennemliktir." Selçuklu Sultanı Muhammet'in veziri Hâce Ah- met, hasmı olan Ebu Haşim'i öldürmek ruhsatı- nı Sultan'dan yarım milyon 'dinar'a almış. Bunu işiten Ebu Haşim, Sultan'ın bir uşağına 10 bin di- nar vererek huzura çıkmış; 800 bin dinara pazar- lığı bağlamış, Hâce Ahmet'i öldürme iznini kopa- rarak işi bitirmiş. Naima diyor ki: "Osmanlı'da her makamın ücreti önceden bi- linir, vaat edip vermeyenlerden rüşvet mübaşirie tahsil olunurdu." • 16'ncı yuzyılda sipahilere parayla izin verip ka- lelerde hemen hemen hiç asker bırakmayan alay beyleri görülmüş. 1589'da sikke (altın veya gümüş para) basımmı yapan bir Yahudi, askere verilecek paranın ayarı bozuk sikke ile ödenmesi için 200 bin akçe rüşveti Rumeli Beylerbeyı Mehmet Pa- şa'ya kabul ettirmiş; Yeniçeriler bu yüzden ayak- lanmışlar... Ünlü Sokullu Mehmet Paşa bile rüşvetçiy- miş... Hanya fatihi Yusuf Paşa çok namuslu adam- mış, ne kimseden alır, ne kimseye verirmiş; ama, Sultan'a Girit'ten boi hediye getirmediği için 1646'da idam edilmiş... • Tanzimat döneminde rüşvet ve yolsuzluğu ön- lemek için Meclis-i Âli'de önlemler düşünülmüş: "Rüşvet niçin verilir? Ya def-i mazarrat (sakın- calan kovmak) ya da celb-i menfaat (çıkarsağla- mak) için, Tanzimat-ı Hayriye sayesinde can, mal, ırz güvenliği sağlanmıştır. O yüzden def-i mazar- rat için verilen rüşvetin ortadan kalktığına hükme- ditebitir." * Ancak Ikinci Abdülhamit döneminde rüşvtt ayyuka çıkmış; öncelikle ülkenin zenginliklerini ya- bancılara rüşvet karşılığında satmak dogai sayılt- yormuş... • Şişli eski Belediye Başkanı Gülay Atığ'ın (Aslı- türk) öyküsünü herkes biliyor; 5 trilyonluk yolsuz- luk suçlamasının sanığı Gülay Hanım'ın babası gazetecilere demiş ki: "- Eğer Gülay çuvalla götürdüyse, ötekiler va- gonla götürmüşlerdir." (Hümyet 30.3.1998) Doğru söze ne denir?.. Üstelik anlamlı konuşmuş Gülay Hanım'ın ba- bası, açıklaması bugünkü toplumun değer yargı- sını vurguluyor. Herkesin çaldığı yerde namuslu ol- mak zorlaşır. Gün gelecek, namuslu olmakta di- renen enayinin icabına (Hanya fatihi Yusuf Paşa gibi) bakılacak... Vagondan vazgeçtik, çuvalı bir yana koyduk, cüzdanı haram para görmeyen yurttaşın aranıp da bulunamadığı bir ülkeye mi dönüşüyoruz?.. TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI'NA ARAŞTIRMAa ALEVACAKTIR Türkiye Cumhunyet Merkez Bankası. ldare Merkezı, Araş- tırma Genel Müdürlügü'nde çalışanlmak üzere, stnavla araş- tırmacı alınacaktır. !- ADAYLARDA ARANACAK ŞARTLAR a) Türkiye'de ya da yabancı ülkelerde en aza 4 yıllık lisans öğrenimi veren yüksek öğrenım kurumlannın ıktısat veya iş- letme bölümlennden mezun olmak. (Aynı konularda master veya doktora ögrenimı yapmış olmak tercıh nedenıdır). Son sınıf öğrencıleri de bu durumlannı ilgili öğrenim kururalann- dan alacaklan belge ıle kanıtlamak koşuluyla sınava katılabi- lırler. Ancak sınavda başanh olanlann 31. 07 1998 ak$amına kadar bıtırme belgelennı getırmelen gerekmektedir. Bu tarih- ten sonra venlecek bitirme belgelen dıkkate alınmayacaktır. b) Bir yabancı dıli (Ingılızce, Fransızca veya Almanca) iyi derecede bılmek. c) Son başvuru tanhi olan 29.05 1998 tarihj ıtibanyla 30 yaşından büyük olmamak. d) Türkiye Cumhun- yet Merkez Bankası Memurlan Yönetmeliğı'nin 2. maddesuı- de belırtılen diğer koşullan haız bulunmak, 2- SINAVLAR a) Yabancı dil, genel yetenek. genel iktisat ve işletme roes- lek bilgisi sınavlan - Yabancı dil smavı (lngılizce, Fransızca ve Almanca'dan). - Genel yetenek, - Genel Iktısat ve İşletme Meslek bılgısı sınavlan (Iktsat ve işletme mezunlanna ayn soru venlecektır). 12.07.1998 tanhınde Ankara'da Öğrenci Seçme ve Yerleş- tirme Merkezı (ÖSYM) tarafindan yapılacaktır. Amlan sınav- lardan 100 puan üzerinden yabancı dilden 70 puan. diğerlerin- den en az 60 puan almak şarttır Ancak belirtilen baraj puan- lannı aşmakia beraber agırlıkh olarak saptanan genel yetenek ve meslekı sınav notu ortalaması en yüksek olan adaylanian başlayarak ıktisatçı ve ışletmecıler için ayn ayn olmak üzere, ilk 50 ıktisatçı ve ilk 50 ışletmeci aday (50. kişıyle aynı puan- lan alan adaylarda dahil) araştırmacı bilim sınavına çagınhr.) b) Araştırmacı Bilim sınavı. Araştırmacı Bılım Sınavlan; 08-09.08.1998 tarihlennde Ankara'da Iktısat (Makro- Mıkro) ve iktısatta mcelıksel yöntemler (matemank-ekonometn) ko- nulanndan yapılacaktır. Bu sınavlarda basanlı sayılabilmek için her konudan 100 puan üzennden en az 60 puan almak ge- reklıdir. c) Mülakat Bilim sınavında başanh olanlar aynca mülakata tabı tutulacaklardır. Yapılacak suıavlann yeri ve so- nuçlan her aşamada basanlı olan adaylara yazılı olarak bikiı- rilecektır. 3- BİLGİ ALMA VE BAŞVURU Bilgı almak isteyenler Ankara'da TC Merkez Bankası, lda- re Merkezı. fnsan Kaynaklan Genel Müdürlüğüne şahsen başvurabüirler. Aday Olmak İsteyenler a) Ankara'da İnsan Kaynaklan Genel Müdürlüp'nden ala- caklan "Görev tsteme Formu"nu. b) Ögrenim belgesinin no- terden tasdikli suretiru (son sınıföğrencileri, ılgıli ögrenim ku- rumlanndan alacaklan. durumlannı gösterir belgeyıi c) Nûfus hüviyet cüzdanının noterden tasdikli suretini. d) 4 5x6 cm bo- yutunda iki fotoğrafi, Hangi yabancı dilden sınava girecekie- rini behrtir, bir dilekçeye ekleyerek en geç 29.05.1998 Cuna günü akşamına kadar İnsan Kaynaklan Genel Müdurlüğü*ae şahsen vereceklerdır. Posta ile yapılacak basvundar kabul edilmez Basın: 13671
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog