Bugünden 1930'a 5,499,529 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 12NİSAN1998PAZAR Osmanlı Arşivleri para basacak • ANKARA (AA) - Osmanlı tmparatorluğu'nun yanı sıra 38 ülkenin tarihine ilişkin 150 milyon belgeyi raflannda taşıyan Osmanlı Arşivleri, kurtanlmasını sağlayacak parayı yine kendi kazanacak. Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu. projenin kendini finanse eder duruma getirilebilmesi için öncelikle Osmanlı Arşivleri'ndeki kataloglan basarak ve CD'lere aktararak bütün dünyaya pazarlayacaklannı bildirdi. Halaçoğlu, "Arşivde. dünyadaki birçok ülkenin tarihleriyle ilgili 1000'e yakın katalog var. Yılda bunlardan 50 tanesini 300 dolardan 200'er adet satsak ki satabilecek durumdayız, nereden baksanız 3 milyon dolar yapıyor. Bu sadece katalog satışından elde edilecek para" dedi. Şeriatçı kadrolaşma • ANKARA (Cumhuriyet)-RP'li Recai Kutan döneminde yoğun bir kadrolaşma hareketının yaşandığı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nda. şeriatçı kadrolann, yerini koruduğu bildirildi. TEDAŞ Genel Müdürü Kadir Ramazan Coşkun'un muhafazakâr kesımlere yakın bir kişi olduğuna dikkat çekilirken. genel müdür yardımcılan Mehmet Önal'ın Kadiri. Mehmet Kutlu'nun da tskender Evrenosoğlu tarikatlanna mensup olduğu savlandı. Idari \e Sosyal tşler Dairesi Başkanı Arif Atilla. TEAŞ ve TEDAŞ'ın Gölbaşı Lojmanlan'nda geçen yaz çocuklara yönelik olarak Kuran kursu, kadınlara yönelik olarak da '"va'z ve irşad programı" düzenlemişti. Yılmaz: Hizmet üretiyoruz • GAZİANTEP (Cumhuriyet) - Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz. "hükümetin. Doğu ve Güneydoğu'ya yönelik olarak laf değil hizmet ürettiğini ifade ederek "Bu bölgelerin kalkındınlması için, bugüne kadar sözde kalmış projeleri hayata geçiriyoruz, önemli adımlar attık" dedi. Bu bölgelerde ulaşım ve eğitim hizmetlerini arttırdıklannı. terör belasının en önemli nedeni olarak gösterilen işsizliğin ortadan kaldınlması için, sanayici ve işadamlan tarafından övgüyle karşılanan yeni teşvikleri uyguladıklannı kaydeden Yılmaz. "Insanlanmızı aş ve iş sahibi yaparak terör belasının kucağına düşmekten kurtaracağız. Ülkemizin bu güzel yöreleri için artık laf değil icraat üretiliyor" diye konuştu. Resmi Gazete uyarısı • ANKARA (AA)- Başbakanlık Basımevi Döner Sermaye Işletmesi Müdürlüğü. Resmi Gazete'ye abone olmak isteyenlere "abone kabul etme yetkisinin sadece Başbakanlık Basımevi Döner Sermaye Işletmesi'ne ait olduğu" uyansında bulundu. Uyanda, üçüncü şahıslar tarafından düzenlenen abone sözleşmelerinin geçerli olmadığı vurgulandı. Günay, CHP binasım açtı • ORDl (Cumhuriyet) - Cumhuriyet Halk Partisi Ünye ilçe örgütünün yeni binasının açılışı CHP'nin eski Genel Sekreteri Ertuğrul Günay tarafından yapıldı. Bayram tatilinı Ordu'da geçiren Günay, CHP Ünye örgütünün daveti üzerine açılışa katıldı. Günay, törende yaptığı konuşmada. geçmişte birlikte politika yaptığı CHP'lilerle birlikte olmaktan onur duyduğunu belirterek "Inanıyorum ki geçmişte olduğu gibi bu açılışla CHP'nin iktidar yolunun da önü açılmış olur" dedi. HABERLER Sığınmacı çocukları da anne-babalarıyla aynı yazgıyı paylaşıyorlar Ne oyuncak varne deözgürlükMETtNGÜR KÖLN- Alman görevliler ta- rafından Hollanda sınınndaki küçük bir kasabaya götürüldüğü- nü belirten Salman Mıdık. "Bu- rada bekârlar için kontrplaktan vapılmış. ne penceresi ne de kapı- sı olan kümes gibi bir yere koydular benL Tür- ki\e kökenli kimse yoktu. Eski Yugoslav- \a'dan, Afrika'dan gelen üısanlar vardı. Alış- veriş yapmak için bana da bir kart verdüer. Görevliler, yapacağun alışverişin haftada 67 markı geçmeyeceği uyansında bulundular. En çok ağınma giden de bu kartla ahşveriş yapmaktı. Çünkü kasav a geldiğimde, öteki sı- ğınmacılar gibi ben de özel olarak sıraya giri- >ordum. Bizi alıp biiroya götürmorlardı. Sı- ranuz gelip hesabımızı yapmaları için saatler- ce bekÜyorduk. Bizi dışardan görenler de eş- ya çalmış üısanlar olarak değerlendiriyorlar- dı. Ayda sadece 80 mark cep harçlığı veriyor- lardı. O da sigara parasuıa bile yetmiyordu. Otobüs parası bulamıyorduk!" diyor. Sığınmacı çocukları Kiliselerde sığınmacı çocuklan da ana ba- balannın kaderini, dramını paylaşıyorlar. A- ma onlar geleceğimiz olan çocuklar!.. Böy- le yaşam ve çevre içınde geleceklerini hazır- lıyorlar. 1 yaşından 15 yaşına kadar. cıvıl cı- vıl kilisenin içinde biroyana, bir bu yana ko- şuşturuyorlar. Sıkılıyorlar, neoyuncakJan var ne de özgürlükleri! Kiliseden dışan çıkamaz- lar. Doğan 12. Hasan 14, Ali 15 yaşında. Do- ğan bir yaşında Almanya'ya gelmiş. Orta- okula gidiyor. Sığınmacının ne demek oldu- ğunu şöyle dile getiriyor: "Sığınmacı demek illegal yaşamak demek!" Ali sekiz yaşında Almanya'ya gelmiş. Kiliseye sığınmadan ön- ce ortaokul dokuzuncu sınıfa gidiyormuş. "Gidemiyorum artık" diyor. Nedenini soru- yorum: "Çünkü kaçağım!.. Alman mahke- mesi \e polisi bizim burada yaşamamızı ka- bul etmiyor. Bizim. Türkiye'deki biiyiik şe- hirlerde daha rahat yaşayacağunızı söylüyor- lar. Aleviyiz, Kürt'üz bizi döverler!.." Arka- daşlannın içinde en konuşkan olanı Ali. Onunla mıni bir söyleşi yapıyoruz. - Ali. arkadaşlannla birlikte kilisedeki ya- şantınız nasıl geçiyor? - Aynı hapıshane gibi. Dışan çıkamıyoruz. Yasak!.. Polis yakalarsa Türkiye'ye yollar. Evsiz kaldık. Kiliseden kiliseye gıdiyoruz. Beş haftada altı kilise gezdik. - Kız arkadaşın var mı? - Var, Düsseldorf'ta. - O da mı kaçak? - Evet. ona da ret gelmiş!.. - Türkiye'ye döıunek istiyor musun? - Türkiye'ye gitmem. Çünkü okulum ka- lır. Ancak koyunlann arkasından koşanm. Ben meslek öğrenmek istiyorum. - Kilisede en çok canını sıkan ne oluyor? - Şimdi evde olsaydım gidertop oynardım. Burada yer dar olduğu için annelerimiz, ba- balanmız bize, "Şunu ellemevüı, bunu elle- meyin" diyorlar. Yaramaz olduğumuzu söy- lüyorlar. 'Almanya'da insan haklarına müdahaleler var' Martin Rapp. Kuzey Ren Westfalya Eya- Ieti'nde Katoliklere ve Protestanlara ait 40 ki- lise cemaatinin sığınmacılar sorumlusu. Ce- maatler arasında kiliseye sığınmanın zorun- luluğunu açıklıyor ve ilişkileri sağlıyor. Onunla. Köln'de 1986'da kurulan Irkçüığı Karşı Köln Çağnsı'nın bürosunda görüşüyo- ruz. - Sayın Martin Rapp, Almanya'da sendika- lar var. çok çeşitli demokratik kuruluşlar ve siyasi partiler var. Neden sadece sığınmacı so- rununa kiliseler sahip çıkıyor? - Bu, Hnstiyan düşüncesinden kaynaklanı- yor. Düşüncenin temelinde insanlann sorun- lannı çözmek yatar. Yahudi inanışında oldu- ğu gibi Hıristiyan geleneğinde de kiliseler sorunlu insanlann sığınacaklan bir yerdir. Almanya'da kiliseye sığınmalar 1980 yılın- dan sonra başladı. Böylece birbaşlangıca ne- den olan da 1981'de Türkiye'ye yollanmak istenen Cemal Altun'un intiharetmesidir. Bu olaydan sonra Türkiye ve Filistinli sığınma- cılar arasında ayaklanmalar oldu. O tarihten bu yana bazı kiliseler aralıklarla sığınmacı- /Viliselerde sığınmacı çocuklan da ana babalannm kaderini, dramını paylaşıyorlar. Ama onlar geleceğimiz olan çocuklar!.. Böyle yaşam ve çevre içinde geleceklerini hazırlıyorlar. 1 yaşından 15 yaşma kadar, cıvıl cıvıl kilisenin içinde bir o yana, bir bu yana koşuşturuyorlar. Sıkılıyorlar, ne oyuncaklan var ne de özgürlükleri! Kiliselerin sığınmacılar sorumlusu Martin Rapp. Almanya'da insan haklannın ihlal edildiği görüşünde. Sığınmacılar çocuklanyla birlikte çok giiç koşullar altındâ yaşam savaşımı verivorlar. Sığınmacılar her türlü giinlük işlerini kendileri yapıyor. Yapdklan yemeği hep birlikte yiyorar. lara kapılanm açtılar. 1983'ten beri sığınma yasası pratikte geçersiz olduğu için. politik ve iç savaş nedeniyle ülkelerini terk edenle- rin Almanya tarafından korunmalan olanak- lı olmaması nedeniyle heryıl yüzlerce insan kiliselere başvurmaktadır. Geçen yıl 334 sı- ğınma oldu. Bunlann yansından fazlası Tür- kiye'den Kürt sığınmacılardı. geriye kalan Ermeniler ve Süryanilerden oluşuyordu. - Sığınma yasası neden pratikte geçersiz? Bunun örneklerini verebilir misiniz? - Son iki yıldır Alman politikacılanyla. sı- ğınmacılann Almanya'da kalmalan ıçın sür- dürdüğümüz görüşmelerden bir sonuç ala- mıyoruz. Hepolumsuzyanıtvermekteler. Bu nedenle son yıllarda Türkiye'ye geri gönder- melerartmıştır. 1997'de Kuzey Ren VVestfal- ya Eyaleti'nden 1257 sığınmacı Türkiye'ye yollandı. Sadece Köln'den yollananlann sa- yısı 300'üaştı. Gönderilen kişilerden birçoğunun Türki- ye'de tutuklanıp işkence gördüğünü biliyo- ruz. 10-12 yıldır aileleri ile birlikte Alman- ya'da oturan sığınmacılardan bazılannın ço- cuklan burada doğmuştur. Yaşamlannı Al- manya'da kuranlar Almanca konuşuyorlar. Bu nedenle ınsancıl olarak bunlann burada kalmalan için çaba harcıyoruz. Türkiyeden Eyalet İçişleri Bakanı'na izin yok Nisan ortasında Eyalet İçişleri Bakanı Ki- niola, parlamentosundan bir delegasyonla. insan haklan sorunlarını yennde ıncelemek için Türkiye'ye gıdecekti. Ancak Türkiye hü- kümeti buna karşı çıktığı için gerçekleşemi- yor. Böyle bir hükümetin kendi ülkesinde in- san haklan üzerine demek ki saklayacaklan vardı. Metin Göktepe'>i öldürenlere verilen sembolik cezalar. Manisa'daki işkenceci po- lislerin beraat etmesı buna bir örnektir. - Efendim, burada araja girerek size bu noktada bir sorum olacak. Türkiye-Alman- \a arasında insan haklan konusunda tartış- malar oldukça, çoklan "Alman) a önce ken- di ülkesinde insan haklanna saygı göstersin" diyor. İnsan haklannı savunmak evrensel bir görev olduğuna göre siz bu konuda ne diyor- sunuz? - Almanya'da da insan haklanna müdaha- leler var, sınırdışı edilme gibi, sığınmacılan belirlı bir yerde toplayarak orada yaşamak zorunda bırakılmalan gibi. Biz insan hakla- n için yola çıkarken henı Almanya'daki gö- zaltına alınarak sınırdışı edılmeleri hem de Türkiye, Nijerya, Arjantin, Afganistan ve tran'daki insan haklan ihlallerini, işkencele- ri protesto ediyoruz. - Almanya'da 2 bin 100 cami var. Bunlann sığınmacılarla ilgili hiçbir girişimleri yok. Sı- ğınmacılar kendi ülke insanlannın olduğu ca- milere sığmmı\or da kiliselere sığumor. Ca- milerle kiliseler arasında fark ne sizce? 'Alevilerin dışında yardım eden olmadı' - Sünnilerin ve Alevilerin buradaki politi- kaya müdahale edecek güçleri yoktur. Alevi- lerdışındaki dini gruplardan yardım almadık. Alevilerin sığınmacılan desteklemeye yöne- lik kampanyaya politik destekleri oldu. Bun- Iarbize göre küçük gruplar. Onlar bu toplum- da yaşamak için mücadele ediyorlar. Bu tür dini gruplann bu toplumda da sonınlan var. lslam kuruluşlan politik gruplara bölünmüş- ler. Genel olarak sağ bir çizgi izliyorlar. Ba- zı cemaatler için Kürtler hâlâ "Dağ Kürt'ü" . De- mokratik bir yapıya sa- hip değiller. Almanya'daki Katolik ve Protestan kiliselerinin toplumsal organizasyon- da önemli bir ağırlıklan vardır. Aynı zamanda politikacılar üzerinde de etkilidirler. Bu. iktidar partisinin Hıristi- yan Demokrat adını aldığı için Hıristiyanlı- ğı temsil ediyoranlamınagelmez. Sosyal De- mokratlar ve Yeşiller üzerinde de kiliseler belirlı bir ağırlığa sahiptir. Bu nedenle kili- seler bu sorunu ele alınca etkili olabiliyorlar. - Sığınmacı sorunu, eylülün sonunda yapı- lacak genel seçimleri etkiler mi? Seçimler ve yabancı dü$manı sloganlar - Sanmıyorum. Çünkü bizim yaptığımız eylemler toplumda azınlık tarafındın destek- lenmektedir. Almanya'da seçimler hâlâ ya- bancı düşmanlığı ve ırkçı sloganlarla kaza- nılıyor. Şu an hükümet partileri için de ana muhalefet partisi için de aynı şey söylenebi- lir. Şu sıralarda parlamentodaki bazı sosyal demokrat ve yeşil milletvekilleri insan hak- lan konusunda olurrüugörüşlerileri sürüyor- lar. Ancak bunlar kişisel düzeyde kalıyor. Hatta Sosyal Demokrat Parti seçimi kazan- mak için yabancı düşmanı sloganlan kulla- nıyor. Önıeğin suç işleyen yabancılann sınır- dışı edilmesini istiyorlar. Yeşiller ise sosyal demokratlarla seçim sonunda hükümet kur- mayı düşündükleri için, sığınma ve yabancı- lar sorununu gündeme getirmiyorlar. Eğer. SPD ve Yeşiller hükümet kurarsa sadece va- tandaşlık konusunda küçük bir değişiklik olur. Başka bir şey yapacaklannı düşünmü- yonım. - Kiliselere sığınma eyleminin sonu ne ola- bilir? Ne bekliyorsunuz? - Köln'deki eylem için söylersek, kilise- dekilerin istemi şu: Sınırdışı edilmeler dur- durulmalı, kalanlara oturma hakkı verilme- li. Almanya'da yaklaşık yanm milyon insan kaçak yaşamaktadır. Bu insanlann hiçbir haklan yoktur. Kaçak çalışmak zorundalar. Ev sahiplerine ve işverenlere karşı boyunla- n eğiktir. Bunlar en düşük ücretle en kötü ış- leri yaparlar. Almanya'daki gastronomi ve inşaat sektörü bundan büyük kâr elde edi- yorlar. Ortalama saat ücreti 5 ile 7 mark ara- sındadır. Bu alanda çalışan bir işçinin saat üc- reti 20 marktır. Bu kampanyanın bir amacı da bilinçlı olarak ınsanlann bu duruma itilme- sine ve savunmasız durumda kalmalanna karşı biranlayışgeliştirmek \ekarşı birkam- panyayı güçlendirmektir. Toplumun belirli birkesimi köleler durumuna itiliyor. Aynı za- manda Alman toplumunda yabancı ve sığın- macı deyince hemen akla gelen, suçlu ve il- legal anlayışını kırmaktır. - Sığınmacılar sorununu ve "Hiç Kimse İl- legal Değildir" kampanyasını Alman halkı ne ök-üde destekliyor? - Bizim için şaşırtıcı olan çok sayıda insa- nın bu kampanyayı desteklemiş olması. Kürt sığınmacılarla ilgili böyle bir desteği alaca- ğımızı düşünmemiştim. Köln'debinlerceim- za toplandı, çok sayıda insan para yardımı yaptı. Türkiyeli Türk ve Kürt derneklerinin önemJi bir kesimi eylemi destekledi. Bu in- sanlar ilk geldikleri sıralarda çektikleri zor- luklardan yola çıkarak sığınmacılan daha iyi anlıyorlar. Çok sayıda sanatçı, avukat, dok- tor. papaz destekliyor. Ancak, merkezi kili- senin, yani Kiliseler Birliğı'nin bu konuda bir karan yok. Doğrudan desteklememelerine karşın aldıklan bir kararla kiliseye sığınma- nın kilise düşüncesinde olan bir anlayış ol- duğunu vurguladılar. Bu eylem tek tek kili- selenn alttan gelen bir harekâtıdır. Şu anda 110 Kürt sığınmacıdan hıçbirinın sınırdışı edilmeyeceğini umuyoruz. Bunu sağlarsak bizim için önemli birbaşan olacak- tır. Fransa'daki kâğıtsızlar eyleminde görül- düğü gibi, bu tür eylemler toplumu bilinçlen- diriyor. Yabancılar yasasının 54. maddesine göre, Almanya'dan sınırdışı edilecek bir kişi gittiği yerde bir tehlike ile karşılaşacaksa sınırdışı edilemez. Ancak bu madde uygulan- mamaktadır. Bizim amacımız, bunun uy- gulanması için politik baskı yapmaktır. ÜTTİ NOKTASIIORAL ÇALIŞLAR e-mail: oral.calislar@planet.com.tr BODRUM - Kaldığımız evin bahçesinde bütün ağaçlar çi- çekler içinde. Kaktüslerin, kara- biber ağaçlannın, Kıbns akas- yalarının, salkım sögütlerin, frenk incirlerinin arasından gö- rünen Bodrum limanı, sabah serinliğinde huzur veriyor. Bay- ram süresince Bodrum, sabah- lara kadar dans edilen, içki içi- len bir eğlence merkezine dö- nüşmüş durumda. Biz ise er- kenden yatıp, şehrin sabah mahmurluğundaki güzelliğini seyretmeyi yeğliyoruz. İHerşey yeşile dönerken bah- çenin bir kenarında ince yap- raklı narin bir ağacın yapraklan sararmış ve dökülmeye hazıria- nıyordu. Hepsi çiçek açarken bu ağaç neden soluyordu? Me- rak etmiştim... Bahçesine bir çocuk gibi özen gösteren, bu bahçeye olan aşkı nedeniyle yaz kış demeden hafta sonlan Bodrum'a taşınan Amelie gül- dü. Çünkü onun bir cennet gü- zelîiğindeki bahçesinde ağaçlar ölmezdi: "Bu ağacın tohumunu bir dostum Güney Afrika'dan Jakaranda, Mevsimleri Şaşırdı getirdi." Amelie, ağacın yanına yak laştı, "Bugüzelim Jakaranda'm hep şaşınyor. Ne zamanyaz ge- liyor, ne zaman kış geliyor bir türlü öğrenemedi. Biliyorsun şimdi Güney Afrika'da sonba- har, ağaçlann yapraklan saran- yor ve dökülüyor. Jakaranda da, kendi toprağının mevsimlerini burada sürdürüyor. Şimdi yap- raklannı döker ve yaz sonuna doğru yeniden masmavi çiçek- lerle kışı karşılar. Çünkü Güney Afrika 'ya bahar o zaman gelir." ••• Jakaranda'nın öyküsüyle, bu tatilde okuduğum kitaplar ara- sında bir kader birliği vardı san- ki... Namık Kemal'in torunu Selma Ekrem'in anılan da bir topraktan kopuş öyküsüydü. "Peçeye Isyan" başlığı altında çıkan bu anılann yıllar sonra Türkçe'ye çevrilip yayımlanma- sında Anahtar" kitaplann ya- yımcısı Mehmet Atay'ın özel çabası olduğunu biliyorum. Ki- tap, şapkalı bir Osmanlı genç kızının peçe takma korkusu içinde, ABD'ye kaçışının hüzün- lü ve içli dramını anlatıyor. 1930 yılında ABD'de yayımlandığı za- man dört baskı yapan bu anı-ki- tap, kendi yakın tarihimizi, 1900'lerin istanbulu'nu yaşan- mış öykülerle dile getiriyor. Tür- kiye'nin modernleşme atılımla- nnın arkasındaki toplumsal di- namiği, Selma Ekrem'in tepkile- riyle bile anlamak mümkün. Oya Baydar'ın "Hiçbiryer'e Dönüş" romanı da bir başka topraktan kopuş öyküsü. O bü- yük hayaller içınde terk ettiği ül- kesine dönerken bir Jakaranda gibidir. Yapraklan sararmış, mevsim- leri şaşırmış bir Jakaranda. Ar- tık onun diliyle hiçbir şeye. hiç- bir yere geri dönülmeyecektir. 68'lerde haklıydılar, umutluydu- lar, âşıktılar. Oya Baydar'ın bu çarpıcı romanı "Can" yayınla- rından. "Bir Dinozor'un Anılan" ise bir canlı tarihin, 60 yıllık bir sos- yalistin, Mina Urgan'ın yaşa- dıklarını, gördüklerini, tanıklıkla- rını dile getiriyor. Ahmet Ha- şim'den, Abidin Dino'ya. Mus- tafa Kemal'den. Falih Rıfkı Atay'a, Behice Boran'dan Mehmet Ali Aybar'a uzanan birtarih bu. Hayal kınklıkları, hü- zünler, yaşam sevinçleri, umut- lar içinde Cumhuriyeti kuran, yaşatan bir aydın kuşağının, i- nişli çıkışlı öyküsü, Urgan'ın us- ta kalemiyle ayrı bir tada ulaşı- yor. "Bir Dinozor'un Anılan "Ya- pı Kredi Yayınlan'ndan. Namık Kemal'in torunu Sel- ma Ekrem, 1923 yılında 21 ya- şında bir genç kızken ülkesini terk ediyor. Bir Ja Karanda ola- rak 1986 yılına kadar doğmadı- ğı topraklarda yaşıyor ve ölüyor. Mina Urgan, 1916 yılında do- ğuyor, Oumhuriyeti küçük bir kız olarak anımsıyor. Peçe korku- suyla kaçmasına gerek olma- yan bir ortamda büyüyor, yeti- şiyor. Cumhunyet modernleş- mesinin nimetlerinden yaraıia- nan bir bilim kadını olarak sos- yalizmi benimsiyor. Askeri dar- belerle, hapishanelerle kapı komşusu biryaşamın içinde bu- günlere ulaşıyor. Oya Baydar bir 68'li. Yeni bir dünyayı kurmak isteyen, umut- lu bir kuşağın üyesi. O büyük umutlar her seferinde postallar- la çiğneniyor. Berlin Duvan'nın yıkılışına kadar, hiçbir acı, hiçbir ölüm onlardaki devrim aşkını si- lip götüremiyor. Hangi toprağa giderse gitsin, o bir akasya gibi yerine uyum sağlıyor. Duvann yıkılması ise onu dünyanın her yerinde bir Jakaranda haline getiriyor. Jakarandalı bahçenin sahibi Hollandalı Amelie de aslında bir Jakaranda. Milli Reasürans Sa- nat Galerisi'nin başanlı yöneti- cisi Amelie, yaşadığı zorluklan aşıp mevsiminde çıçek açmayı öğrenenlerden. Başımı kaldır- dım, güneş Bodrum kalesinin üzerinden yükseliyordu. Jaka- randa şimdi olmazsa bile, bir- kaç ay sonra çiçeklerini açacak- tı. 'Mülkiye TefüşKurulu dincüerinyönetiminde9 ANKARA (L'BA)-İçiş- leri Bakanlığı personeli. Milli Güvenlik Kurulu'na (MGK) bakanhk ıçindeki şeriatçı örgütlenmeyi an- latan bir mektup gönderdi. Mektupta. eski Refahlı birçok belediyeye yönelik soruşturmalann kapatıldı- ğına dikkat çekildi ve bu soruşturmalan ^ürütmek- le görevli Mülkiye Teftiş Kurulu'nun şeriatçı yöne- tıtne girdiğı \urgulandı. Aydınlık dergisinin bu haftaki sa\ ısmda yer alan söz konusu mektupta. "Valilerin, kaymakamla- nn bir kısmı tekkelerden, dergâhlardan çıkmamak- tadır. Bunlar bilinen se\- lerdir. Bir de bakanlığın denetim birimlerinin du- rumu vardır ki içler acısı- dır ve gözden kaçmakta- dır"denıldi. Mülkiye Tef- tiş Kurulu'nun şeriatçıla- nn yönetimine girdiğine işaret edilen mektupta, "Özellikle kaymakamlık kurumu şeriatçılarca ele geçirildikten sonra yavaş ya\aş MülkiyeTeftiş Heye- ti de ele geçirilmiş ve bu dö- nemde bakanlığın Mahal- li İdareler Kontrolöıiüğü, beledheleri şeriatçı zihni- yetin kontroliine almak için özel bir güç olarak dü— zenlenmiştir" gorüşüne yer verildı. Belediye'de yapılan yolsuzluk ve usulsüzlük- lerin nasıl örtbas edildıgi \eya kapatıldığına ilişkin iddialara da yer verilen mektupta şöyle denildi: "Refahlı bekdiveler, ruhsatvermek \ç imar dü- zenlemeleri yapmak için >urttaştan alacağ ^ m i yüzde 30 pavdan fazlasuu talep ediyorlar. Kamuoyu- nun ve basının t>askısry1a müfettise intikal eden du- rumlarda tarikatçı müfet- tişler göre\lendrilerek o- lav örtbas ediliyor."
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog