Bugünden 1930'a 5,452,878 adet makale



Katalog


«
»

CUMHURİYET 11 KASIM 1998 ÇARŞ> 14 KULTUR IIDE'98 IçMimarlık ve Ürün Tasanmı Etkinlikleri TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde Tasanmm İstanbul serüveniKüftür Servisi- Istanbul Uluslararası Ta- sanmBuIuşmalan; Endüstriyel Tasanm- cılar Meslek Kuruluşu'nun TÜYAP Bey- likdüzü Fuar ve Kongre Merkezi 'nde dü- zenlediği "Designer's Odyssey'98" Crün Tasanmı Sergisi ve seminer, panel ve ya- nşmalardan oluşan IIDE'98-4 Iç Mimar- lık ve Crün Tasanmı Etkinlikleri ile bu haf- ta sona eriyor. IIDE'98 Proje yönetmeni Sadık Karamustafa sorulanmızı yanıtla- dı. 'Tasanmcı ve işadamı buluştu' - Yaklaşık bir avdır IJDE'98 İstanbul lluslararası Tasanrn Buluşmalan başh- ğıylasergiler,seminerler,panefler vç works- hop'lar düzenliyorsunuz. Nedir IIDE'98, ne amaçla düzenlendi? SADIK KARAMLSTAFA - NDE 98 projenin Ingilizcesi "İstanbul Intemati- onal Design Encounters"ın kısaltılmışı. 21. yüzyılla birlikte bilgi çağı bitiyor. Yaratıcıhk çağı başlıyor. Bilgi, ancak ya- ratıcılıkla birleştiğinde bir değer ifade ediyor. Yaratıcılığa ulaşmanın tek etkin yo- lu kaliteli tasanmdır. Kaliteli tasanm, ürün ve hizmetlere artı değer ilave eder. Türk sanayıı. dış pazarlarda rekabet gücünü arttırabilmek için kendi markasını ve ken- di tasanmını yaratmalıdır. Tasanm gücü- ne kavuşan Türk üreticileri ulusal sana- yii güçlü yannlara taşıyabileceklerdır. Sa- nayicilerimiz bu bilince ulaşmalıdırlar. Tasanm, uJuslararası piyasalarla birebir karşılaşma ımkârunı sağlayacak kadar ha- yati birkonudur. *!\IadeinTurkey"ninya- nına mutlaka "Designed in Turkeyw yi ek- lemeliyiz. Fasonculuk döneminden tasa- nmcılık çağına geçmeliyiz. Bu süreç an- cak yaratıcı, kültürlü, kaliteli tasanmcı- lar, tasanmm önemini bilen işadamlan ve yöneticiler yetiştirmekle başlar. Böyle bir durum saptamasıyla yola çı- kan 11DE projesi, uzun vadede, tasanm- cılan, tasanm eğitimi veren üniversitele- ri \e sanayi kuruluşlannı buluşturmayı amaçlıyor. - HDE'98'i kimler düzenledi? istanbul Uluslararası Tasanm Buluş- malan'nı benim \e llhan Bilge'nin için- de bulunduğumuz Grafist'98'i düzenle- yen grup ve TÜYAP düzenledi. IIDE'98 TÜYAP Beylikdüzü Fuar ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen Amba- laj"98, ISUGA'98,8. Matbaacılık ve Kâ- ğıt Endüstrisi, Ofıs Dizayn'98 fuarlan ile TÜYAP Tepebaşı lstanbul Sergi Sara- yı'nda yer aİ£^J7. İstanbul Kitap Fu- an 'rta parajel olarâk gerçekleşti. Etkınlüc- lerde Marmara, Mimar Sinan, Hacettepe ve tstanbul Teknik üniversiteleri ile işbir- liği yapıldı. -IIDE'98etldnlikJerinekimler kabldı? Tasanm disiplınleri eğitimi, pratiği ve sanayii ile ilgili herkes ve her sektörden insanın IIDE'98 etkinliklerine katılması- nı amaçlamıştık. Bu kesimleri şöyle sıra- layabiliriz: Eğitim sektörü: Tasanm öğrencileri, öğretim üyeleri, üniversite yöneticileri. Tasanm sektörü: Tasanmcılar, tasanm- cı örgütlennin temsilcileri. Tasanm endüstrisi: Reklam ajanslan, tasanm şirketleri, yayıncılar, matbaacı ve filmciler, kâğıt şirketleri, bilgisayar şirket- 30S*-« JEIDE'98 Proje Yönetmeni Sadık Karamustafa, tasanmın uluslararası piyasalarla birebir karşılaşma imkânını sağlayacak kadar hayati bir konu olduğunu vurguluyor. leri, reklam malzemesi üreticileri. Tkaref ve sanayi sektörü: Grafik, ürün tasanmı, iç mimarlık ve mobilya. moda ve tekstil, reklam, multi- medya tasanm- lan kullanan sanayi, ticaret ve finans ku- ruluşlan. Uluslararası tasanm kuruluşla- n, müzeler, enstitüler. Uluslararası örgütkr Bu gruplar içinde üniversitelerden yo- ğun bir katılım gerçekleşti. Endüstri ta- sarımcılannın ve iç mimarlann bugün başlayacak sergi. seminer ve panellere il- gi göstereceklerini umuyorum. Amba- laj'98 Fuan ile birlikte düzenlediğimiz FIDE'98-1 Ambalaj ve Marka Tasanmı et- kinliklerinde TÜYAP, fiıar alanında Avus- turya, Türkiye ve îsrail'den üç tasanm şir- ketine ücretsiz stant bağladı. Tasanm şir- ketleri burada işlerini sergilediler, sana- yici ve işadamlanyla buluştular. Sonuçta bizim de tahmin edemeyeceğimiz kadar iş ilişkisi kuruldu. - Bugün başlayan UDE'98-J etkinlikJe- rinde neler var? IIDE'98^ Iç Mimarhk ye Ürün Tasa- nmı Etkinlikleri bugün TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde. Ofis Dizayn'98 Fu- an ile birlikte açılacak 3 sergiyle başlıyor. Endüstriyel Tasanmcılar Meslek Kuru- Juşu'nun (ETMK) düzenlediği sergilerin başjıklan: Designer s Odyssey'98 Ürün Ta- sanmı Sergısı. Öğrenci Projeleri Sergisi, Kavramsal Proje Yanşması Sergisi. Ser- gilerin ve fuann açılışını IFliç Mimarlar Uluslararası Federasyonu Başkanı Mari- anne Frandsen. ICSIDTîndüstriyel Tasa- nm Dernekleri Uluslararası Konseyi Yö- netim Kurulu üyesi Fritz Frankler. ICOG- RADA Grafik Tasanm Denıekleri Ulus- lararası Konseyi Başkanı Guy-A Schoc- kaertile ETMK Yönetim Kurulu Başka- nı Bedii Engin Koş yapacaklar. Saat 12.00'deki açılıştan sonra Marian- ne Frandsen, Guy-A Schockaert. Erdağ Aksel ve Tevfik Bakıoğlu'nun katılacak- lan Tasanm Eğıtımi Semineri'ni ben yö- neteceğim. Aksam 19.30'da sergi koktey- li ve ödül töreni yapılacak. Türkıye'de 'kmnv-hovv* yok - Programda tanınmış tasanmcılann ve tasanm kuramcüarının isimlerini gö- rüyonız. Türkiye'den ve dünyadan ünlü tasanm- cılar, tasanm eğitimcileri, yazarlar, ku- ramcılar ve tasanm müşterileri IIDE'98- 4'te yanşma jünsi üyesi. konferansçı ve panelist olarak yer alıyorlar. IFI ve ICOG- RADA başkanlanyla birlikte. yoğun prog- ramı nedeniyle tstanbul'a bu gece ulaşa- Siyah/BeyazSanatGakrisil5.yûınıkutluyor 'Nîkapiı Metek' - Gülsün Karamustafa, 1997. Kültür Servisi-4 Şubat 1984 tarihinde açılan Ankara Siyah/Beyaz Galerisi 15. yılı nedeniyle 1998-99 arasında sergi açacak sanatçılannın, Farma Tülin, Kezban Arca Bahbeki. Gülsün "-•;.' Karamustafa, Eda Tekcan Tomba, Selda .VsaL Ayşegül her Dırahşan, Ate\ Ernüş Mavitan ve Arzu Başaran'ın çalışmalanndan oluşan bir kataiog hazırladı. Galerinin yöneticisi Faruk Sade, on beş yıl süresince, çağdaş sanatı sunmaya, Güzel SanarJar öğrencilerini mezuniyetlerinde yüreklendirmek istediklerini belirterek "Türk çağdaş sanabnın önemli bir noktada oJduğuna ve imkânsızüklar nedeniyle dünyada henüz yerini bulamadıgına inanarak, sanatcılanmıon/ izle>icilerimizin/ öğrencilerimian diğer ülkeler sanatçüan üe tanışabilnıelerioi saglaınava; Türkiye'\i olanaklanmızla. yurtdışında temsö etmeye ve tanıtmaya, birlikte yaşadığunız, çalışoğınıız sanatçılann, dostlannıızuı özvcrUeri ile küçümsenemeyecek ilkieri gerçekleştirmeye; henüz emekkme döneminde oldugumu/u savunarak kununsallaşmaya çaiıştdc" di>w. Siyah/Beyaz Sanat Galerisj, 40 sanatçının çalışmalanndan oluşan 15. yıl sergisini de 4 Şubat'ta açacak. bilecek olan ICSID Başkanı Augusto Mo- rello dışmda, çeşitli ülkelerden George Sovvden, Fritz Frankler, James VVoodhuy- sen, HughAidersej- VVUIiaıns, Franco Cli- vio, Knud Holcher, Marco Susani, Paoto Orlandini. PeterKroımeU, Roberto Luc- ci, Defne Koz, Ayşe Birsel. Tevfik Balcı- oğlu, Alev Ebuzri\a. Engin AKas, Nigân Be.aat UğurTanvejB, RenanGökysv, Hüs- nü Karagözoğlu. Ömer Madra, Faruk Malban, Eren TaJu,Önder Küçükerman, NamıkArkun,Tanju Özelgin ve İmit.W- hın konuğumuz oluyorlar. Tüm bu ko- nuklar panel, seminer, parti ve sergilerde Türkiyeli tasanmcılar ve tasanm öğren- cilerinin yanı sıra tasanm kullanan sana- yicilerle birlikte olacaklar. IIDE'98-4 perşembe günü Seminer-I ve panelle, cuma günü öğrenci forumuyla, cu- martesi Seminer-II ile devam edecek. Ay- nca 11 Kasım'da şehir merkezinde bir diskoda tasanmcılarpartisi düzenlendi. Bu yoğun programı hazırlamak için ETMK Yönetim Kurulu'ndan Gamze Akay ve Ind Muflu aylardır gece gündüz çalışıyor- lar. - IIDE'98 amacına ulaşabUdi mi? Türk tasanmcılan ve tasanmla ilgili çevreler bu tür etkinliklere henüz çok ya- bancı. Son derece karmaşık ve zor olan böyle bir organizasyon için Türkiye'de "know-taow" da mevcut değil. Uluslara- rası tecrübelerim nedeniyle ben bir şey- lerbiliyorum ve birilerini tanıyorum. Gra- fıst ekibi ve ETMK grubu yavaş yavaş işi öğreniyor. Ama hiçbirimiz profesyonel organizatör değiliz; tüm bu işleri gönül- lü olarak, özel işlerimizden zaman ayıra- rak yapiyoruz. Tasanm, eğitim ve üretim kesimlerini ulusal ve ulslararası düzlem- de bir araya getirme iddiasmda olan bir projeyi hayata geçirmek için profesyonel bir kadro ile en ince aynntılan çok iyi planlamanız gerekiyor. Yurtdışmdan da- vet edeceğimiz bir konuşmacıya yazdığı- mız mektupta kullandığımız ifadeler bi- le işin başansını etkiliyor. Hazırlıklannın 4-5 ay gibi kısa birzamana sığdınlması- na, çok dar bir sponsor bütçesiyle yapıl- masına rağmen fstanbul Uluslararası Ta- sanm Buluşmalan'nıngeleceğinden umut- luyum. Bize çok iyi bir altyapı sağlayan TUYAP, 1999'da dört fuarda etkinlik dü- zenlemek istiyor. Sanınm gelecek yıl, her bir tasanm buluşmasının organizasyonu- nu bir üniversitemiz, TÜYAP'la ve mes- lek kuruluşlânyla birlikte gerçekleştire- cek. - Beylikdüzü'ndeki TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi bu işter için biraz uzak değil mi? Ulasımı nasıl sağlryorsunz? Hazreti Muhammed. tasanm... pardon ilim Çin 'de olsa bulup geririn demiş. Dün- yanın belli merkezlerinde düzenlenen ve katılımı çok pahalı olan tasanm konferans- lanna çok uzak ülkelerden yüzlerce insan geliyor. Bizim tasanmcılanmızın da yıl- da birkaç gün, masalanndan kalkıp bilgi- lerini geliştirmek, yeni insanlar tanımak, ufuklannı geliştümek için ofislerine 40 dakika uzaîdıktaki bir yere gidebilecek- lerine inanmak istiyorum. Aynca IIDE'98 organizasyonu ve TÜYAP, katılımcılar için ulaşım imkânlan sağlıyor. Dileyen- ler gazete ilanlanna bakarak ulaşım prog- ramını öğrenebilirler. 500 dolayında filmde rol alan Erol Taş, kısa sürede figüranlıktan erişilmesi güç bir üne kavuşmuştu Sinemamızm en değerli 6 kötü adaım'ydı TURHANGÜRKAN Türk sinemasında 45 yıllık bir sayfa daha kapandı. Kahır yük- lü uzun meslek yaşamını 'kötü' sıfatını sırtında taşıyarak aşan bir iyi adam' aramızdan aynldı. Geçenyıllanameliyatlarlageçi- ıen, kangren olan sol bacağı ke- silen. solunum yetmezhği çeken beyazperdenin altın yürekli 'kö- tö adamı' Erol Taş, bu kez kalp \etmezlığine yenık düşerek si- Demadünyasmı aaya boğdu. Erol Taş; çok sevilen, sayılan bir sa- natçıydı Yeteneği sayesinde fi- güranlıktan geldiği sinemada kı- sa sürede kendini kanıtlamış en- cer sanatçılardan biri olmuştu. Önemli toplumsal fılmlerin yar- (fımc oyuncurollerinde hep onun alı vordı Karakter oyuncusu ol- cugu halde kimi filmlerin baş lolürde de ONiıadı. Amatöroyun- culukduygusunu hiç yitümeden •00 dolayında filmle Türk sine- nasna damgasını vurdu. Suaız Yaz'daki başansı Yurdışında da adını duyurup }erii .e jabarıcı şenliklerde ödül- İer kazandı. Erol Taş ile Türk si- lernasina birkıvılcım düştü. Işıl- tsı yjlarcaparladı. Ödül kazan- öğı "SusuzYaz'ın gösterimi için fittiğ Acopulco Festivali'nde Mekakalı yönetmen EmilioFer- •andez. onu gördükten sonra 'Se- lin gbi aktör dünyada az bulu- HIT'demişti 1997 Kasımı'nda Irol Taşın enbüyük isteği yeri- te gdrilmiş '50. Yıl Sanata Ve- ca Gices' düzenlenmişti. Enl Taş'ı ilkkez 1965'te Dny- ju Sagıroghı'Dun yönettiği 'Bit- neyea YU'un setinde tanıdım. ri yajılı. pos bıyıklı bu karaya- Jız dfükanjı, üzerinde yırtık pır- tık giysiler, kirli kasketler olduğu halde Fikret Ha- kan,Tuncel Kurtiz,Senih Orkan ve kalabalık bir toplulukla sokakJarda hak arayışın dayanışmasını sergiliyorlardı. Bu filmle o zaman Cumhuriyet'te yazdığım > azı "Bitıne>ıen YoJ'ıın artistteri bir ay bit- Belbisegrvdfler'' başlığı al- tmda yayımlanmıştı. Özü sözü doğru. mert, temiz, dürüst, içtenlikli bir Anadolu çocuğuydu. Dostluğumuz setlerde, Cankurtaran'daki kahve- sinde, konuk olduğum Fındıkzade'deki evinde de sürüp gitti. Kanserden ölen ilk eşi Hafize'yi yi- tirmenin acısını üzerin- den atamamıştı. Ikinci ev- liliğmi yeni yapmıştı. Ai- lesine, ikizleri Güler ve Gönül, Metin v e son ço- cuğu Müjgan'a çok düş- kündü. Dünyanın belki de en düzenlı yaşayan insan- lanndan biriydi. En bü- yük mutluluğu evinde bul- dugunu, çalışmaktan baş- ka şeye önem vermediği- ni söyler 'Beoim vaşanum üç bölüm, ev, sinema ve kahve' derdi. Belli bir eğitimi, kültürü, de- neyimi olmadan rastlantı sonu- cu figüran olarak girdiği sine- mada, olağanüstü bir çaba. emek ve başan göstererek kısa sürede doruğa hrmandı. Tertemiz bir yüreği olduğu halde oynadığı 'kötü adam' rolleriyle erişilme- si güç bir üne kavuştu. Sinema- nın belki de en değerli 'Kötü Adam'ıydı. Karakter oyunculu- ğunda 'Kötü Adam' dalını bir JmJ/nçok acımasız köy ağası, kan doken eşkıya, kanun kaçağı, hırsız, gangster, bar fedaisi rollerinde oynamıştı. Gözünü kırpmadan adam öldüren, acımasız canileriöylesine inandıncı oynuyordu ki kendini izlerken, 'Bu ben miyim, zaman zaman kendimden tiksindiğim oluyor' derdi. kurum haline dönüştürdü. Film- lerde gözünü kırpmadan adam öldüren, taş yürekli, acımasız, kötülük düşünen canileri öylesi- ne inandıncı oynuyordu ki ken- dini izlerken 'Bu ben miynn? Za- man zaman kendimden ürktü- ğüm, hatta tiksindiğim oluyor' derdi. Serüveni 46 yıl sürdü Acımasız köy ağası, kan döken eşkıya, kanun kaçağı hırsız, gangster, bar fedaisi en çok oy- nadığı rollerdi. Ancak kötü adam olmarun da bir bedeli vardı. 'Koy- de Bir Kız Sevdim' filminin Ya- lova'daki prömiyerinde öfkeden deliye dönüp galeyana gelen se- yirci. yuh çekip taşladıktan son- ra Erol Taş'ı linç etmek istemiş- ti. Alnında o taşiardan bir \z kal- mıştı. Bir başka filminde hızını alamayan halkevini taş yağmu- runa tutmuş, okuldaki çocukla- nnı dövmüştü. Filmlerinin gala- sında yediği küfiirlere, üzerine domates, gazoz şişesi firlatılma- sına hiç yüksünmez 'Demek ki rolümün hakkını vermişim diye' avunurdu. 28 Şubat 1926'daEr- zurum'da Ağn 'nın Sü- leymanoğullan Aşire- ti'nden Hamza adlı yoksul bir işçinin oğlu olarak doğan Erol Taş, beş yaşında yedi kişilik aılesiyle istanbul 'a göç etti. Zeyrek 54. Ilko- kul 'da dört yıl okuyup, pabuç, defter, kitapsız- iıktan on bir yaşında öğrenimi bıraktı. Çile- li bir çocukluk dönemi geçirip bakkal çıraklı- ğı, hamallık, gezgin sa- tîcılık, manavhk, lastik işçiliği yaptı. Unkapa- nı boks ve güreş kulu- bünde çalıştı. 1948'de Cankurtaran tren istas- yonu karşısında Tulum- bacılar'dan kalan kah- vehaneyi açıp burada bisiklek kiralayıp geçi- mini sağladı. Erol Taş'ın sinema yaşamı da bu kahvede başladı. 1952'deSuavi Tedü'nün 'Son Buse' filminin çekimi bu kahvede ya- pılıyordu. Oradabulunan ve olay çıkaran dört saldırgan genci Erol Taş yumruklanyla dize getirin- ce filmdeki kavgacı rolü ona ve- rildi. Figüran olarak ilk adımını attığı bu serüven, kesintisiz 46 yıl sürdü. Beş yıl filmlerde on lira gündelikle İcavgacı rolleri oyna- dı. Oyuncu olarak adını afiş ve lobilere yazdırdığı Çamur Şevket rolündeki ilk filmi 1957'deki Mümtaz Alparslan ın 'AcıGün- ler'idir. 1958'deMetinErksan'ın 'Dokuz Dağm Efesi'ndekı eşkı- ya rolüyle çıkış yaptı. Yine Erk- san 'ın 'Mahalle ArkadaşlarT, 'Gecelerin 'Ötesi' filmlerinden sonra asıl ününü Kartaca Festi- vali'nde ödül kazanan Yuanlann Ödi'ndeki Haceli ve 1963'te Ber- lin Festivali'nin Büyük Ödülü Altın Ayı'yı kazanan 'Susuz Yaz'daki Osman rolleriyle yap- tı. Turizm Bakanlığı ve Acapul- co Şenliği'nde HititGüneşi, Gü- müş Tepsi ödülJerüıi aldı. Bu ba- şanyı tkinci Antalya Şenliği'nde yardımcı oyuncu ödülünü aldığı Orhan Ebnas'ın 'Duvarlarm Öte- si', LütfiÖAkad'ın AliCelloro- lünü üstlendiği 'Hudutiaruı Ka- nunu'. tkinci lzmir Şenliği'nde yine ödül aldığı NatukBaytan'ın SaruTdekiCeset'. 5. Antalya Şen- liği'nde birinci olan Yıtanaz Du- ru'nun 'İnce Cumaü' fîlmleriy- le sürdürdü. Erol Taş'ın önemli filmleri ara- sında ilk başrolü oynadığı, Hic- riAkbaşh'nın 'KonuşanGözler' ,l\ırgut N. Demirağ'ın 'Ayn Dün- yalar', Lütfı Ö. Akad'ın 'Ana' 'Diyet', YıtaıazGüneyin 'tbret', 'Yann Son Gündür', 'Vurgun- cular', Ölıan Filmer'in 'Şeytan Kayalıklan', Şerif Gören'in 'ls- tasyon','Derviş Bey',Orhan Ak- soy'un 'Tath Nigar', 'İsyan', 'Di- laHannn', Natuk Baytan'ın 'Top- ragm Teri' bulunuyor. Son çalış- malan Halh Refiğ'ın Kemal Ta- hir uyarlaması 'KanlarKoğuşu' ve Mehmet Tannsever'in Sür- gün filmleri oldu. 1980'liyıllar- da sinemadan uzakJaşan Erol Taş çalışmalannı televizyon dizile- rine kaydırdı. •SekizSütunaMan- şet', 'Kanun Savaşçılan', 'Hanı- mın Çiftligi' dizilerinde unutul- maz kişilikJer canlandırdı. DEFNE GOLGE: TURGAY FİŞEKÇt 11.11.1993 65 yıl önce bugün Türk şiirinin büyük dönem rinden birini oluşturan "Kanma Mektup" adlı şiiri zım Hikmet, Bursa Cezaevi'nde yazdı. Bu şiir, şairin 1935'te yayımlanan Portreler ac tabmda yer aldı. Ancak krtabın yergi ve polemik aı lı öteki şiirteri arasında tek başına kaldı. Bu yıJlardc zım, hâlâ fütürizmin yükseksesli söyleyiş özellikl le şiir yazıyordu. Kitabı, Behey! Kara maça bey! behey yüzü kara, Ruhunu zenci bir esir gibi çıkardın pazara, bir orospu odası yaptın kafatasını... gibi şjiıierie doluydu. 1929'da 835 Satırla başla; şairin gençlik heyecanlanyla dolu olduğu süreç nüz sona ermemişti. "Putlanyıkıyoruz" kampanya \a saldırdığı eski şiirin temsilcileriyle tartışmalan s sında yazdığı taşlamalann toplandığı Portreler kii bir yergi şiirleri toplamı olarak anıldı. Ardından 1936'da Simavne Kadısı Oğlu ŞeyhB, reddin Destanı'nn yayımlanmasıyla Nâzım'ın, Türk ir gelenegini kucaklayan yeni bir bireşime vardığı ı rüldü. Ertesi yıl, "Vartık"dergisinde eskı' şiire bütünüyte k şı çıkan, Nâzım'ın siyasallaştırdığı şiiri tümüyle sı dan insana yönetten "Garip" şiirinin ilk ömekleri j yımlanmaya başladı. "Mesele bir sınıfın ihtiyaçlannın müdafaasını ya mak olmayıp sadece zevkini aramak, bulmak ve s nata hâkim kılmaktır" diyordu Orhan Veli. 1938'de yazdığı "Kitabe-i Seng-i Mezar" şiirind ki, Hiçbirşeyden çekmedi dünyada Nasırdan çektiği kadar Yask oldu Süleyman Efendi'ye dizeleri bu akımın getirdiği yenilik anlayışının simg< si oldular. Yeniden 1933te yazılan "Kanma Mektup" ş&rinedi nersek Nâzım'ın şu dizelerinin de Orhan Veli'ninkile den pek farklı olmadığını görürüz. Paran varsa eğer bana fanila bir don al, tuttu bacağımın siyatik ağnsı. Birinde "nasır" sözcüğüyie şiir gündelik hayata sc kulurken, ötekinde "fanila", "don" ve "siyatikağns. sözcükleriyle aynı şey yapılryor. Söylemek istediğim şu: Orhan Veli'nin şiirimize g« tirdiği yenilik hareketi aslında Nâzım'ın "Kanma Mel~ tup" şiiriyle başlamıştı. Ne var, oyıllarda Nâzım'ın da bunu görebildiğini sö} lemek zor. Bu şiirin "Garip" şiirierinden farklı olara yoğun bir duygu yüküyle dolu olduğunu da söylem€ liyiz. "Kanma Mektup", içinde banndırdığı iki önerr özellikten birini, yani sonradan "Garip" şiirinin yapt ğı sıçramayı yapamamış, buna karşın şairine sonre dan Memleketimden İnsan Manzaralan'n yazdırs cak yolu açan şiir olmuştur. Her zaman şiirleri üstüne alçakgönülfS sözler sö> leyen, hatta yazdıklanna "şiir"değil, "yazı•" diyen Nâ zım, bakın kansına yazdığı bir mektupta bu şiirden n? sıl söz ediyor: "Bak, 49-11-11 'mış bugün. Hani benim bir şiirir var dır, sanayazılmış, 33-11-11, Bursa, hapisane d, ye başlar. Demek ki aradan on altı yıl geçmiş, on a, tı yıl önce bugün sana şiirhalinde ve belki de en gC zel şiirierimden biri halinde bir mektupyazmışım. (.. Türk dili konuşulduğu -ki ebediyen konuşulacakyeı yüzünde buyeryüzünün en güzel dillerinden biri ola bizim dilimiz- 33-11-11 tarihinde yazılan o şiir okı nacak." Kasaba'ya Tokyo Gümüş Ödülü • Kültür Servia - Yönetmenliğini Nuri Bilge Ceylan'ı üstlendiği Kasaba filmi, dünyanın en önemli film festivallerinden Tokyo Film Festivali'nde Tokyo Gümü Ödülü'nü kazandı. 31 Ekim - 8 Kasım tarihleri arasınd düzenlenen yanşmanın ödülü fılmin yönetmenine de 4 bin Amerikan Dolan para ödülü kazandırdı. Festivalde yanşmanın yanı sıra geçen günlerde aramızdan aynlan Akira Kurosavva'nın anısına kapsamlı bir rekrospektif de gerçekleştirildi. Kasaba, kasım ayı içinde Stockholn ve Nantes fılm festivallerinde de yanşacak. JstanbuTda heavy metaJ püzgârları • Küitür Servisi - Heavy metal müziğin güçlü temsilcilerinden 'Motörhead' 25 Kasım aksamı Istanbullu müzikseverlere buluşacak. Major Müzik Organizasyon'un Türkiye'ye getirdiği grup, liderliğini yapan Lemmy Kilmester dışmda gitarist Phil Campbel ve davulcu Mickey Dee'den oluşuyor. 'Motörhead'ın konseri, Bostancı bösteri Merkezi'nde saat 19.30'da başlayacat Konserin biletleri Bostancı Gösteri Merkes gişesi, Vakkorama mağazalan, Pentegram Akmar Pasajı, Pena Müzik Evi ve Ankara Shades'den elde edilebilir. (Aynntılı bilgi için Tel: 0212-236 75 60) K Ü L T Ü R » Ç İ Z İ K K  M İ L M A S A R A C ] D
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog