Bugünden 1930'a 5,448,075 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 4TEMMUZ1997CUMA HABERLER Emniyetin, askeri birlik önünde bir otomobil içinde istihbarat faaliyeti yürüttüğü kuşkusu soruşturma konusu oldu TSK'ye casııs MercedesANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - ÇU- ler çifti ve Meral Akşener tarafından İs- tihbarat Daıre Başkan Vekilliği'ne getiril- dikten sonra Deniz Kuvvetleri Karargâ- hı'ndan bilgi ve belge sızdırdığı resmi bel- gelere geçen BülentOrakoğlu'nun aske- n birliklere "casus araç" gönderip gön- dermedigi de soruşturma konusu oldu. U 32 EE 330" plakalı Mercedes marka oto- mobilde bulunan bir kişinin. 17-18 mart- ta Eskişehir yolu üzerindeki askeri birlik- lerdeki görevlilerin adlannı ve riitbeleri- ni ögrenme girişiminde bulunduğu belir- lendi. Harekete geçen Genelkurmay, Em- niyet Genel Müdürlüğü'nden bılgi istedı. Orakoğlu. aracın tstanbul polisince kul- lanıldığını bildirdi. Cumhuriyet'in ulaştığı belgelere göre, Genelkurmay İstihbarat Başkanvekili Tümgeneral Fevzi Türkeri imzasıyla. "Genelkurmay BaşkanT adına Emniyet Genel Müdürlüğü'ne 20 martta "rvedi" imzasıyla biryazı gönderildi. Yazıda. Es- kişehir Yolu Yoncalık Tepefle bulunan Radar mevkiine, 17 mart pazartesi gece- si 03.00\e I8martsalıgünül3.00'te"32 EE 330" plakalı lacivert renkli Mercedes marka bir otomobil geldiğı belirtildi. Oto- mobilde bulunan "sakalh, yüzünde yara izi bulunan bir kişinin bölgede görev ya- pan komutanlarm isimlerini" sorduğu be- lırtilen yazıda. Mercedes markaotomobi- lin araştınlarak bilgilerin Genelkurmay'a iletilmesi istendi. tl kodu "32" olan plakayı taşıyan oto- mobillerin kayıtli olduğu Isparta ilinde inceleme yapan emniyet. söz konusu p1a- kanın 1993 model mav i renkli "Renault" marka bir otomobile ait olduğunu, oto- mobilin 1964 doğumlu "kız ve kadın ka- çu-makT> tan sabıkalı Adem Sezgin adına kayıtlı bulunduğunu belirledi. Isparta em- niyeti. "32 EE 330" plakalı bir Mercedes otomobil kaydının da bulunmadığını kay- dederken, başka bir otomobile ait olan plakanın Mercedes'e monte edildiği be- lirlendi. lddialarla ilgili olarak Ankara Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından yüriitülen incelemelenn sonunda Emniyet Genel Müdürlüğü'ne gönderilen yazıda, Mercedes otomobilde bulunan şüpheli ki- şinin gece nöbet tutan askerlerin yanına giderek. "Lojmanlara nasıl gidebiliriz. Buradan karşıya geçebtBr miyiz" sorula- nnı yönelttikten sonra bölgeden aynldığı bulgusuna yer verildi. Yazıda. aynı kişi- nin 18 martto, yanında bulunan biri san- şın 2 kadınla hirlikte yine nöbetçilerin ya- nına giderek "Buranın komutanı kim? Kaç kişi görev yapıyor? Burası nedir?" sorulannı yönelttiği kaydedildi. Yazıda, nöbetçilerin "Sizkjmianyorsunuz" soru- suna, şüpheli kişinin, "Bir jandarma ast- subayııu anyoruz" yanıtını verdiği \e as- kerlerin yanına yaklaşması üzerine de otomobilin "fılmli (sivah) cam"lannı ka- patarak bölgeden uzaklaştığı anlatıldı. Orakoğlu, Genelkurmay Başkanlığı'na 28 nisanda gönderdiği yanıtta, "32 EE 330" plakalı otomobilin "İstanbul Emni- yet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlflğü personeli tarafından kullanıldığınr bil- dirdi. Orakoğlu'nun bu yanıtı üzerine. Emni- yet Genel Müdürlüğü'ne 6 mayısta bir ya- zı gönderen Genelkurmay tstıhbarat Baş- kanı Korgeneral Çetin Saner. "İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube perso- nelince kullanıldığı belirlenen 32 EE 330 plakalı otomobilin, geceyansı ne amaçla askeri tesise geldiği ve sürücüsünün nö- betçiye 'birliğin görevi ve personel sayı- sı' gjbı sorulan sormasının nedeninin araşünlarak sonucun bildirilme$i"ni is- tedi. Skandal icinde skandal Orakoğlu'na ortulu ödenek iddiası ANKARA (Cumhuriyet Bürosu)-Türk Silahlı Ku\ - vetleri'ne(TSK) yönelik istihbarat faaliyetleri yürüt- tüğü belirtilen eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstih- barat Dairesi Başkan Vekili BülentOrakoğlu'na. ça- lışmalannın ardından ABD'ye gidişi sırasında ''örtü- lü ödenektenkaynakaktanldığı rl öne sürüldü. Genel- kurmay Başkanlığf nın TSK'de görev yapan polis kö- kenli er ve erbaşlann. karargâhlarda bulunan kntik bölgelerden uzaklaştınlması talimatı verdiği bildiril- di. Soruşturmayı yürüten Genelkurmay Askeri Sav- cılığı'nm. olayla ilgili olarak ifadesini aldığı 3 onba- şıyı tutukladığı öğrenildi. Genelkurmay Başkam Orgeneral İsmail Hakkı Ka- radayı'nın dönemin lçişleri Bakanı Meral Akşener'e yazdığı mektubun ardından görevinden alınarak ABD'ye gönderilen Bülent Orakoğlu'na "örtülü öde- nek"ten kaynak aktanldığı dün Emniyet Genel Mü- dürlüğü kulislerinde dile getırildi. Üst düzey bir em- niyet \etkilisi. "Emniyetmensuplannınyurtdışıhar- cırahlan İçişleri Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Böy- le bir gider şu anda bütçede görünnıüyor. Edindiğimiz bilgilere göre, Orakoğlu. Başbakan'ın tasarrufunda olan örtülü ödenekten ABD'ye gönderildi" dedi. İstihbarat Daire Başkanlığf nda görevli üst düzey başka bir yetkili. TSK'ye yönelik istihbarat faaliyet- leri haberlerini değerlendinrken. "Ortada telefon din- leme olayı yok. Genelkurnıay'ın kendine ait telefon santrah ve şebekesi var. Bi/im askerleri dinlememize fiilen ve teknik olarak imkân yoktur" dedi. İddialann temelinde bazı siyasi gerekçelerin bulunabileceğini savunan yetkili, şunlan söyledi: "Biz terörden başka bir şey dinlemiyoruz. Biz ne as- kerleri ne de siyasileri dinliyoruz. Ancak. askeıierin ne yapmak istediğini. ihtilal yapıp yapmayacaklannı k;gü- venük görevimiz gereğj bilmek zorundayız. Bu amaç- la arkadaşlanmız istihbarat toplamış olabüirler. An- cak bu. telefon dinleme yöntemiyie değiL başka şeldl- lerde mümkün olabilir. Evet, bir istihbarat çahşması yapılmıştır. Ortada bir somut girişim var. ancak bu »i- rişim kötüye kullanılmış olabilir. Bu konuda tahkikat başlanlması gerekir." Genelkurmay Askeri Savcılı- ğı'nın da hakkında soruşturma başlattığı Orakoğ- lu'nun da. savunmasını, "iç güvenlikle ilgili görevleri- ne" dayandıracağına dikkat çekildi. Genelkurmay'dan önlem Genelkurmay Başkanlığı'nın TSK'de göre\- yapan polis kökenli er \e erbaşlann. karargâhlarda bulunan kritik bölgelerden uzaklaştınlması talimatı verdiği bildirildi. Emniyet istihbaratının bazı birliklere yöne- lik çalışmalannın TSK mensuplan ile emniyet görev- lileri arasında gerginliğe neden olduğu belirtildi. Bir- likleri gözetledikleri öne sürülen bazı polislerle bir- liklerde görev yapan askerler arasında sert tartışma- lar yaşandığı savunuldu. Askeri savcılığın. istihbarat faaliyetleriyle ilgili ola- rak onbaşı Kadir Sarmusak'ın yanı sıra 2 onbaşının daha ifadesini aldığı öğrenildi. Ifadeleri alınan 3 ki- şinin tutuklanarak askeri cezaevine konduğu öğrenil- di. Bülent Orakoğlu'nun Hatay'da emniyet müdürü olarak görev yaptığı sırada. "maü şube operasyonla- ruidahaksızikramiyedağıtıını'suçlamasınahcdcr ol- duğu belirlendi. Orakoğlu hakkındaki iddialarla ilgi- li olarak Başbakanlık Teftiş Kurulu'nca inceleme. lçişleri Bakanlığı'nca da soruşturma yürütüldüğü öğ- renildi. Sıvaskatliamınıprotestogösterileriön- Şark Kahvesî önönde toplanan yaklaşık 2 bin kişilik bir topluluk "Sı\as katliamının hesabı sorulacak". "Dün Slaraş'ta. bugün Sıvas'ta; çö/üm faşizme karşı savaşta" sloganlan atarak semtin sokaklannda ellerinde me- şalelerle bir buçuk saat boyunca dolaştılar. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) tstanbul Şubesi de dün Kadı- kö> Atatürk Anıtı önünde bir anma töreni düzenledi. Yakiaşık 300 kişinin katıldığı törende. "Srvas'ın hesabı sorulacak", "Genciz, güçlüjüz. Atatürkçüyüz", "Türkiye laiktir laik kalacak" ve "Türidye İran olmayacak" şloganlan arıldı. Öte yandan önceki gün yapılan "Demokrasi ve Laiklik" mitinginde taş ve sopalaria çabşan ÖDP ile İP'liler olaydan birbirlerini sorumlu tutan açıklamalar >apülar. (Fotoğraf: ÖZKAN GÜVEN) Deniz Baykal 'Zaman siyasi hesaplarla harcanmasın' ANK.\RA (Cumhuriyet Bürosu) - CHP Genel Baş- kam Deniz Baykal. kamu- oyu baskısı karşısında arahk ayında erken seçim istemin- den vazgeçerek "Sorumlu- luğumuzun bilincindeyiz" dedi. Baykal Ankara Tıcaret Odası meclis toplantısında yaptığı konuşmada, Türki- ye'nin zamanının çok de- ğerli olduğunu kaydederek bunun siyasi hesaplar adına harcanmaması gerektığini söyledi. Türkiye'nin önem- li bir dönemden başanyla çıktığını kaydeden Baykal, "Bu özel durum karşısında sadece bir siyasi parti gibi davranma olanağımızolma- dığını göriiyomm. Bunun sorumluluğu içindeyiz" de- di. Baykal. ülkede askeri bir ihtilalin atlatıldığını söyle- di. ANAPveDYP'-ninbir araya gelmemesi yüzünden Türkiye'de erken bir RP ik- tidannm yaşandığını kayde- den Baykal. gereksiz yere zaman kaybedildiğini söy- ledi. Baykal, Türkiye'de si- yasetin rayına oturması ge- rektiğini belirterek "Bunun için de merkez sağm ve mer- kez solun yerine oturması gerekmektedir" diye konuş- tu. Ordu içinde gizli belge toplayan onbaşı, 6-8 tane belge sızdırdığını itiraf etti Polisin ajanı bülbtil gibi Haber Merkezi- Genelkur- may'ın ıçindeki köstebek Kadir Sarmusak. eski Emniyet Müdürlü- ğü tstihbarat Daire Başkanvekili BülentOrakoğlu'na 6-8 adet gizli belge gönderdiğini itiraf etti. Ora- koğlu'nun kendisini tehdit etmesi üzerine bu işe başladığını öne sü- ren Sarmusak. belgeleri iki polis memuru ve Mahmut kod adlı baş- komiser aracılığiyla ilettiğini söy- ledi. Genelkurmay'da köstebek skan- dalının başaktörü eski tstihbarat Daire Başkanvekili Bülent Ora- koğlu'na, Deniz Kuvvetleri'nde as- kerlik görevini yapan polis Kadir Sarmusak'ın bilgi sızdırdığı ortaya çıktı. Sarmusak. 23 Mayıs 1997 günü Deniz Kuvetleri'nde. 29 ma- yıs günü de Genelkurmay'da verdi- ği ifadelerde her şeyi anlattı. Sarmusak, ıfadelerinde. im- mam-hatip lisesinden mezun ol- duktan sonra polis olduğunu. Niğ- de ll Emniyet Müdürlüğü İstihba- rat Şubesi'nde 20 ay çalıştığım. as- kerliğini Deniz Kuvvetleri'nde ya- parken İstihbarat Başkanlığı emri- ne verildiğini belirtti. Genelkur- may Başkanlığf nda çalışırken bir dinleme cihazını tamir ettiği için Orakoğlu'nun kendisine kızdığını belirten Sarmusak daha sonraki olaylan şöyle anlattı: "Basın-Yayın Masası'nda görev- li Başkomiser Mahmut kod isimli şahıs bana 'Orakoğlu Müdürümü- zü çok kızdırmışsın. Seni istihba- rattan çıkarmayı düşünüyor. Ken- dini affettirmen lazım" dedi. Ben de "Rande\u al görüşelim' dedim. tstihbarat Daire Başkam Bülent Orakoğlu ile görüştüm. Bu göriiş- medc Başkan Vardımcısı Hanefi Avc ı da vardı. Kendisinden özür di- leyerek affını istedim. O da 'Bazı şartlarla affederim" dedi ve şartla- nnı sıralayarak 'Son zamanlarda basında TSK'nin ihtilal yapacağı şeklinde yazılar var. Bu konuda herhangi bir bılgi elde ettığinde ha- berim olsun. Bulunduğun kuvvet- te iç güvenlikle ilgili hangi konu- lar üzennde çalışıldığı konusunda bilgi ve belge aktarman mukabi- linde seni affederim' dedL Ben de istihbaratçdığı çok sevdiğûn ve ken- dimi kabul ettirebihnek için bu tek- lifi kabul ettim." Sarmusak, ilk ola- rak "BeykozKülliyesi" ile ilgili bel- geyi ele geçirdiğini ve bunu bir ki- tap içinde polis memuru L'ğur kod adlı kişiye verdiğini söyledi. Sar- musak, en son olarak 'içinde BAT- KOM geçen şifreü mesajı' ele geçir- diğini, bunu da polis memuru Mus- tafa vasıtasıyla Başkomiser Mah- mut'a ulaştırdığını bildirdi. 6-8 emir ve mesajı böylesi yöntemler- le aktardığını itiraf eden Sarmusak. yakalanmasaydı 6 ila 8 sayfalık bir evrakı da aynı yöntemlerle gönde- receğini açıkJadı. Sarmusak, Ora- koğlu'nun kendisine. "MGK ka- rarlanmn beyninin Güven Erkaya olduğunu, bu kararlann hazuian- masında Deniz Kuwetleri İstihba- rat Başkanlığı'nın büyük rol oyna- dığını söylediğuıi 1 " belirtti. BİRBAKIMA SERVER TANİLLİ "Hayatı Paylaşma"nın Ateşi Nâzım Hikmet'in şu dizelerini hiç unutmamı- şımdır: "Buyrun" deniyor size, "Buyrun oturun " deniyor size, konuşup anlasalım. Yoktur sözle çözülmeyecek düğüm, davalan halletmez ölüm, hayatı paylaşalım. "Hayatı paylaşmak": Belki hiçbirfelsefeteması bu kadar güzel değildir: bütün yüce düşüncelerin gelip ortaklaşa üstünde anlaştıkları tek ölümsüz fi- kir de budur belki. Yaşamdan daha aziz başka bir nimet yoktur: Onu,tüm insanların davet edildikle- ri bir dünya şöleninde, hiçbir ayrım gözetmeden başkalanyla paylaşmak insan olmakla eşanlamlı- dır. Uyuşmazlıklarınız varmış, elbette olacak; ama onları ölümle değil. ancak sözle, yani fıkirle çöze- bilirsiniz: çünkü. ölüm yaşamın zıddıdır, düşünce ve söz ise, doğanın verdiği ayrıcalık insan soyu- na. "Hayatı paylaşmak!" Ne var ki inanmayanlar var buna. 2 Temmuz 1993'te, Sıvas'ta 37 aydın insanı "şe- riat istiyoruz" haykırışları arasında cayır cayır ya- kanlar. "hayatı paylaşma"ya ınanmayanlardı. iki yıl önce, istanbul'da Gazi Mahallesi'nde, 20'nin üstünde genç insanı nişan alıp öldürenler, "hayatıpaylaşma"n\n karşısındaydılar. 70'li yıllarda Kahramanmaraş'ta, Yozgat'ta ve daha başka yerlerde kıyıma gidenler de öyleydi. Türkiye'de "faili meçhul" cinayetlerın listesini okuyup bitirmek saatler alır; bu vahşeti insanları- mıza reva görenlerin. tetiği çekenler kadar çekti- renlerin de, "hayatıpaylaşma" umurlanndadeğil- di. Daha yakın bir örnek: Son bir yıldır Türkiye'nin . üstüne kâbus gibi çökenler, "hayatı paylaşma"y\ değil, onu dar dünyalarının içinde boğmak ısteyen- lerdi; hemen bütün devlet kurumlarıyla, toplumun sivil örgütleriyle boğaz boğaza gelişlerinin anlamı budur. "Hayatı paylaşmak": Evveli bu, âhırı bu! Türkiye'nin şu çarçur edilmiş yıllarına bakıp ya- nnlarını kurtarmak mı istiyorsunuz? "Hayatı paylaşmak"tan yola çıkınız! Insanları, bir toplum kalkınmasınınyarışınasok- mak mı var programınızda? Kuralımız, "hayatı paylaşmak" olacak deyiniz onlara! Ama sizler, yönetici olarak sizler, bunun örnek- lerini veriniz. Sözlerde, kararlarda, eylemlerde... En başta da şunu yapmalısınız: Özellikle 1980'lerle, bu toplumun başına musallat edilen bir anlayış var ki, "hayatı paylaşma"yı reddedıyor. Kabul ettiği ne? Köşeyi dönmek, devleti talan et- mek, toplumu vurmak; sesini çıkaranı tiay6ki(- mek! , „ mei »««»<!> Boşuna mı bu çeteler, cinayetler? ' * ''* Ama böyle bir anlayışla toplum cangıla döner, nitekim dönmüştür: Sosyal adalet, daha da uzak bir düş haline gelmiş; eğitim, sağlık ve hemen he- men bütün öteki sosyal nımetler bir azınlığın teke- line geçmiştir. Son veriniz buna ve yığınlara açınız kapılan! Başta da emekçilere... Emek, hak ettiğini alamıyorsa; emekçiler, köy- lüler, yoksullar yaşamın nimetlerini tadamıyorsa, o toplum karanlık bir geleceğe adaydır; bilinçleri sömüren yığınla sahtekâr ve şartatanın oyuncağı olup çıkar. Ülkemizde dinci sömürünün altında ya- tan başta budur. Gericiliği, öyle hep kılıkta, kıyafette de görme- yelim. Gericilik "sınıfsal" bir kavramdır: Emekten ve alınterinden çalarken, kulaklara da kendi yalanını üfler. aptallaştırır. Bu vardır Türkiye'de. Ayrıca "dinci gericilik" de vardır: Vicdan özgür- lüğü, milli ve manevi değerler etiketi altında ken- di oyununu sürdürüyor ve bu arada kasasını dol- duruyor. Çağdaşlığın, Cumhuriyet'in ve Devrim'in düş- manıdır. Laikliğe düşmanlığının altında yatan da bu! Nasıl karşı çıkacaksınız ona? Elbette kuru yasaklarla değil! Ya neyle? "Hayatı pay/aşma "nın önlemlerini alıp kurumlaş- tırarak! Dört yıl önce Sıvas'ta. şeriat çığlıklan içinde ate- şeverilenler, birAsım Bezirci, birBehçet Aysan, bir Metin Altıok, bir NesirmÇimen ve daha baş- ka güzel insanlar, "hayatı pay/aşma "nın inancı için- deydiler, önun için yakıldılar. Onlan anmanın en gü- zel yolu da, "hayatı pay/aşma "nın ateşini tutuştur- maktır bu topraklarda sönmemecesine... UZ YAZI /ORHAN BİRGİT Kamuoyunun dikkati, devle- tin Emniyet Genel Müdürlü- ğü'nün, Silahlı Kuvvetlerini özel ve özer köstebekleriyle izletme- sinden doğan apaçık skandalla- ra odaklandığı bir sırada, yuka- rıdaki başlık ilk anda fazla bir an- lam ifade etmeyebilir. Ama, bu ziyaretin BM Genel Sekreterı Kofi Annan'ın çağnsı nedeniy- le, 9-13 temmuz tarihleri arasın- da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuri- yeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın. Kıbns Rum Yöneti- mi liderı Klerides'le bir araya gelmelerinden önce yapılmış ol- ması, olaya başka bir önem ver- diriyor. Hele. Denktaş'ın şahsında Kıbrıs sorununa yeni hükümetin yaklaşım bıçiminin de bugünkü ziyaret nedeniyle belgelenmek- te oluşu, bu önemi daha da art- tıracak. Zira bızim kamuoyumuz kadar, Washington-Atina ikilisi için de "sıcakbirhaftanın" baş- lamakta olduğunun belirgin ör- neklerı var. Bu örneklerin başında Denk- taş'ı bugün Esenboğa'da uzun bir süreden beri olduğu gibi bir devlet bakanının değil; Başba- Denktaş Ankara'da... kan Yardımcısı Ecevit'in karşıla- ması gelecek. Söylemeye gerek yok ki karşılayıcı salt bir başba- kan yardımcısı olmaktan çok, Kıbrıs Barış Harekâtı'na imzası- nı koymuş bir eski başbakan. Dahası. Türkiye'nin Kıbns'la il- gili ilişkileri için hükümetten ay- nlışından bu yana on sekiz yıldır somut öneriler de üretmiş bir si- yasetçi. Kıbns işlerınden sorum- lu Devlet Bakanı Prof. Şükrü Gürel ve Dışışleri Bakanı İsma- il Cem de KKTC Cumhurbaşka- nı'nın karşılanmasında buluna- caklar. Ve konuk cumhurbaşka- nı, çağrı sahibı Demirel ile Çan- kaya'daki görüşmelerden önce "devlet töreni" iie selamlanacak. Bütün bu özenli protokol dü- zenlemesi ile ilgili haberleri nok- talarken unutulmaması için söy- lemekte yarar var Yine ülkesi ile ilgili bir dizi gö- rüşme yapmak amacı ile Denk- taş iki hafta önce Ankara'daydı; ama o günlerın hükümetinden bir tek "Tann'nın kulu" kendisi- ne görüşme için zaman ayıra- mamıştı. Şimdi gelelim, New York'ta Denktaş-Klerides ikilisinin gö- rüşmesi için uzun uzun hazırla- nan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri için olduğu kadar. Amerika ve Yunanistan için de bir tür şok sayılabilecek Anka- ra'daki değişime. Ankara, bir yandan son dere- cede usta bir taktik ile Ege'deki Türk uçaklarının silahsız uçma karannı hem de tek yanlı olarak kabul ederek Yunanistan'la iliş- kilerinde dostluğa verdiği önemi gösteriyor. Öte yandan, New York görüş- melerine gitmeden önce Denk- taş'a şu mesajı veriyor: "Kuzey Kıbns'ın güvenliğı ve toprak bütünlüğü elbette Türki- ye için önemlidir. Ama birsüre- den beri, adanın Rum tarafın- daki aşın silahlanma, özellikle Rusya 'nın Rum ordusunu füze- lerfe güçlendirmiş olması, Tür- kiye'nin güvenliğini Kuzey Kıb- ns 'la Güney Kıbns arasındaki sı- nırdan başlatacak bir değişimi zorunlu kılmıştır." Başbakan Yardımcısı Ecevit'in dile getirdi- ği bu görüş, henüz güvenoyu al- mamasına karşın ANASOL-D hükümetinin, ülke sorunlanna ne denli hazırlıkla başladığının kanıtıdır. Bir başka kanrt da, Erba- kan'ın muhalefettekı bütün söy- lemlerine karşın, hükümet so- rumluluğunu yüklenince özellik- le dış politikada nasıl bir ABD yanlısı politika izlediğinin bir kez daha belirginleşmesı ile öne çı- kıyor. Dün Ecevit'ten öğreniyorum ki hükümet uzun bir süreden be- ri adada kesin sonuç almaya ka- rarlı gözüken ve bu amaçla Denktaş- Klendes görüşmesi sı- rasında görüşme konularını bir tür belge gibi gündemleştirme- yeçalışan Birleşmiş Milletler Ge- nel Sekreteriiğı'nın karşısına Türkiye dolaylı olarak çıkacak. Görüşmeden önce resmen açıklanacak olan Türkiye'nin tu- tumu,''Denktaş'/ değil, asılmu- hatap olarakAnkara'yı gör" ola- rak değerlendirilebilir. Yeni hükümeti böyle kesin bir vaziyet almaya yönetten neden- lerinden birisi, öteden beri bilini- yor. Türkiye, Rum kesiminin ancak, Ada'da bir çözüm son- rası ve Türkiye ile eşzamanlı olarak AB'ye üye olacağı gö- rüşündedir. Ama ANAP-DSP-DTP hükü- metini Kıbns konusunda kesin, açık ve ödünsüz olarak 'Türki- ye'nin güvenliği Güney Kıbrıs Rum Topluluğu ile KKTC ara- sındaki sınırdan başlıyor" görü- şünü açıklamaya neden olacak gelişmelerin satt, Rum tarafın- daki silahlanma çılgınlığı da ol- madığı anlaşılıyor. Kıbns veAvrupa Topluluğu iş- lerinden sorumlu Devlet Bakanı Şükrü Gürel, dün bu konudaki görüşü şöyle açıklıyor: "Rusya'nın Kıbns Rum kesi- minde sadece askeri varlığı de- ğil, büyuk ölçüde ticari yatınmı da var. Bu gözle görülür ilginin bir başka tehlikeli yanı da Rus mafyasının Güney Kıbns'ta üs- lenmiş olmasıdır." Başbakan Yardımcısı Ece- vit'in önceki gün Gaziantep Tî- caret Odası heyeti ile yaptığı görüşme de Kuzey Kıbns'a özel sektörün ilgisini çekmek amacı ile hükümetin ilgisinin yoğunla- şacağının bir kanıtı olarak görül- meli. Hükümet, Gaziantepli işa- damlannı özendirmek amacı ile yapacağı çalışmalan, kentten Lefkoşa'ya devamlı uçak sefer- leri koydurtarak gösterecek. Bülent Bey'den, güneydeki güvenlik sınmmızı Kıbns adası- nın ortasına uzatması karannın, Ecevit'in KKTC'nin savunma ve dışişlerinde bilinen politikasını uygulama aşamasına yol açıp açmayacağını öğrenmek iste- dim. Yani, savunma ve dış politika- sı Ankara tarafından üstlenilmiş özerk bir devlet mi olacak KKTC? Başbakan yardımcısının yanı- tı şöyle: "Türkiye 'nin AB üyeliği konu- sundaki görüşüne karşın, Avru- pa, Kıbns'ı daha önce üye ola- rak kabul etmeye kalkışırsa el- bette." CHP'den 8 yıl tepkisi Keskin: Sagjam'dan geriye düştüler ANKARA (Cumhuri- yet Bürosu) - CHP Genel Sekreteri Adnan Keskin. 8 yıllık kesintisiz eğitim- de pilot uygulamanın 1973'ten beri var olduğu- nu anımsatarak yeni hü- kümetin REFAHYOL hü- kümetinin gerisine düştü- ğünü savundu. DSP Genel Başkam ve Başbakan Yar- dımcısı BülentEcevit ise 8 yıllık kesintisiz temel eği- time. "çok kısa zamanda geçileceğini"söyledi. CHP.Ecevit'ın.u 8>Tİhk kesintisiz eğitim pilot böl- ge uygulaması olarak baş- latılacak" açıklamasına tepki gösterdi. CHP Genel Sekreteri Keskin. düzen- lediği basın toplantı<ında, hükümetin henüz güveno- yu almadan halkın bek- lentilerini siyasi çıkar uğ- runa feda ettiğini savuna- rak U 8 ydhk kesintisiz eği- tim konusunda takınılan ta\ır. sergilenen iislûp şa- şırtıcıdır.''dedi. Keskin. 8 yıllık eğitimin savsaklan- mayaçalışıldığım savıına- rak "Biz. bu iktidann oluş- masına8yıllıkeğitimin uy- gulanacağı inancı ileomuz veriyoruz" dedi. REFAH- YOL hükümetinde Millı Eğitim Bakanı olan Meh- met Sağlam' ın,' '8 yıl için bütün hazıriıklartamam" sözlerini anımsatan Kes- kin. "Bu tavırlanyla Sağ- lam'dan geri bir çizgiye düşmüşlerdir" diye ko- nuştu. Ecevit ise Başbakanlık çıkışında gazetecilerin so- rulannı yanıtlarken 8 yıl- lık kesintisiz eğitimin za- mana yayılmasının söz konusu olmadığını söy- ledi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog