Bugünden 1930'a 5,433,182 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 16 TEMMUZ 1997 ÇARŞAMBA HABERLER Adalet Bakanı Sungurlu cezaevlerinde sıradan vatandaş dışında herkesin ayncalıklı olduğunu söyledi 'Devlet cezae\ine lıâkim değiP• Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun yeniden yapılandınlacağını söyleyen Sungurlu"nun gerçekleştirmeyi planladığı diğer değişiklikler şöyle olacak: Kurul üyelerinin diğer göre\ leri askıya alınacak. Kurul sürekli çalışacak. Müsteşar kurul üyeliğinden çıkanlacak. Bakanın da kurul iyeliğinden çıkarılması gündemde. DÜRDANE KOCAOĞLL Cezaevleri. firarlar. olavlar. açlık gre\ leri. kötü muamele ve af beklentıleriyle gündemden cüşmezken Oltan Sungurlu, Adalet Bakanhğı koltuğuna 5. kez oturdu. Sungurlu. "Mesele- lerin neler olduğunu biliyorum. Bu meseleler hakkında kendime mahsus flkirierim var. Clke me- selelerinde süratle karar verebi- len dar bir çekirdek kadroy la me- seleleri oluşturup Bakanlar Ku- rulu'nunönünegetireceğim. Hii- kümettcn \ e Meclis'ten destek is- tiyonım*" dedı. Türkıye'de sıra- dan vat3ndaş dışında herkesin ımtıyazlı olduğunu belınen Sun- gurlu. ~Bu a>ncalıklan en azın- dan usulsüzlüğe taalluk eden suç- lar için kaldırmak istediklerini" söyledi. Infaz cdilmese de Türkıye'nin içinde bulunduğu koşullarda ı- dam cezasının kaldınlmasının mümkün olmadığını sa\unan Sunaurlu. Hâkimler \e Sa\cılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) y a- pısını değıştırmeyi planladıklan- nı açıkladı. Sungurlu'ya yönelttiğimiz so- rular ve vanıtlan şöyle: - İlk olarak ne yapmayı planlı- yorsunuz? - 5. kez Adalet Bakanhğı kol- ruğuna oturuyonım. Bundan ön- ce aralıklı olarak 3 sene 8 ay Adalet Bakanhğı yaptım. Tabii bizyalnızca 141-142- 163'ükal- dırmadık. Merhum Turgut Özal'ın destekleriyle ışkence sözleşmelerini onayladık. Avru- pa Konseyi Taraflar Komisyo- nu'na ferdi müracaat hakkı tanı- dık. Avrupa Konseyi însan Hak- lan Komisyonu Adalet Di\a- nı'na zonınlu yargı tanıdık. Sür- gün cezasını kaldırdık. Zincire vurma, karanlık oda cezalannı kaldırdık. Demokrarikleşme adı- na birçok düzenleme yaptık. Ya- pamadıklanmız da var elbette. O dönemde hazırladığımız halde anayasa degişikliklerinı yapa- madık. Medeni Kanun'da. Borç- lar Kanunu'nda ve aile hukukun- da birçok düzenleme yaptık. Şimdi de aile hukuku ile ilgili olarak boşanma halinde malla- nn pay laşımı konusundaki yasa- yı çıkarmak istiyorum. - Hâkimlerve Savcdar Yüksek Kurulu'nun yapısında değişiklik düşünüyor musunuz? - Evet. Bakanlığın ikinci bina- sı artık hemen hemen tümüyle HSYK'ye ayrıldı. Bütün kurul üyelerinin ayrı ayn odası var. Böylece kurulun ayn bir binası oldu. u Müsteşar kurula gjrme- sin" deniyor. Ben aslında bunun çok fazla şey sağlayacağma inanmıyorum. ama istenilen bu şeyi yapacağım. Yani müsteşar kurula girmeyecek. - Bakanın da kurul üyeüği eleş- tiriliyor... - Evet. Her şeyın hesabı Ada- let Bakanf ndan sorulsun. ama o yargının hiçbir yerinde olmasın. yalnızca lojistik destek sağlasın deniyor. Ama bu işin bir sorum- lusu olması lazım. Dün bir. bu- gün iki. herkes hesap soruyor ba- na. Seçimle gelmiş bir insanım. Dıs basından ic basına 'Birlik olun diyalog kurun' İstanbul Haber Servisi -Basın Konseyi Başkanı ve Dünya Basın Birliği Başkan Yardımcısı Ok- tay Ekşi. hükümetin ba- sın özgürlüğü ve ceza- evinde bulunan gazeteci- ler ile ilgili olarak atma- yı düşündüğü adımlar- dan umutlu olduğunu be- lirterek "Kendi gerçekle- rimizden korkmayalım. Ama onlan değiştirmek için çahsalurT dedi. Ga- zetecileri Koruma Komi- tesi üyesi Terry Ander- son ıse Cumhurbaşkanı. Başbakan \e başbakan yardımcılan ile yaptıkla- n görüşmelerden umutlu olduğunu vurguladı. Basın Konseyi % e Tür- kiye Gazete Sahipleri Birligf nin basın özgür- lüğü ile ilgili açtıklan kampanya çerçevesinde Türkiye'de bulunan Ga- zetecılerı Koruma Komi- tesi. Uluslararası Basın Enstitüsü \e Sınır Tanı- mayan Muhabırler Bırlı- ği'nin temsilcileri. dün Holiday Inn Crovv n Plaza Oteli'nde gerçekleştir- diklerı toplantıda. Türk basınının sorunlartnı ve Türkiye'de basın özgür- lüğünü tartıştılar. "Tür- kiye'nûı Basın Gerçekle- ri" konulu toplantıvı yö- neten Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi. ce- zaevlerinde bulunan ya- zişleri müdürlerinin öz- gürlüklerine kavuşması konusunda umutlu oldu- ğunu. bu sıfatı taşımayan gazetecilerın durumu için de ikinci bir adım gc- rektiğini höyledı. Ekşi. bugün Adalet Bakanlı- ğı'nda basın kuruluşlan. ceza hukukçulan ve ba- rolann katılımıyla ger- çekleşecek toplantıvı çok önemsediüım belirftı. Dış basın temsileilerinin Türkiye''deki insan haklan girişimleri sonuç vermeye başladı. (Fotoğraf: AA) Sungurlu'ya göre Cumhurbaşkanı'nın af yetkisi isteğe bağlı değil Yurtçu'nun dosyası Demirerde Metris Cezaevi olayları 'Sorumlu yönetim' İstanbul Haber Servisi - İstanbul Barosu Başkanı Yücel Sayman, cezaevlerinde meydana gelen olayların. sistemin kendısinden ve cezaevi yönetinıi yüzünden patlak verdiğini öne sürerek "Türkiye'de infaz sistemi değişmelidir. Cezae\ i ss\ cılığı kaldınlarak yerine cezaevi hâkimliği getirilmeli. denetün sistemi içinde barolar mutlaka yer almaJıdır" diye konuştu. İstanbul Barosu Başkanı Yücel Sayman. geçen hafta Metris Cezaevinde 6 kişınin ölümüyle ve çok sayıda tutuklu \e hükümlünün yaralanmasıyla sonuçlanan ısyan ile ilgili olarak İstanbul Barosu'nda basın toplantısı yaptı. Cezaevinde isyan öncesi ve sonrası tam anlamıyla bir "vahşet" sergilendığini belirten Sayman. tutuklu ve hükümlülerin ağır dayak ve falakaya tabi tutulduklannı. yemek ve hatta ekmek bile verilmeyerek aç bırakıldıklannı, su \e elektrik verilmediğini ifade etti. ANKARA (Cumhuri- yet Bürosu)-Adalet Baka- nı Oltan Sungurlu'nun. Sarav Cezaevi"ndetutuklu bulunan gazeteci Işık Yurtçu hakkındaki yargı dosyasını. önceki gün Cumhurbaşkanı Süley- man Demirel'e gönderdıği öğrenıldı. istanbul DGM Başsav- cısı ErdalGökçen tarafın- dan Sungurlu'ya gönden- len dosyada. Yurtçu'nun. hakkında açılan 60 ayrı da\adan dolayı 14 yıl ha- pis cezası ile 2 buçuk mil- yar lirayı aşkın para eeza- sına mahkûm edildiği be- lirtildi. Yurtçu'nun. Cumhur- başkanı Süleyman Demi- rel'in özel af isteğini ka- bul etmediğı bildinldi. Yurtçu'nun. kendisini cezaevinde ziyaret eden e^ıne. ancak diğer gazete- cilerle bırlıkte serbest bıra- kılması durumunda affı kabul edebileceğıni söyle- dığı öğrenıldı. Sungurlu. Cumhurbaşkanf nın af yetkisinin isteğe bağlı ol- madığını bildırdı. Sungur- lu. dün TÜSİAD Başkanı Muharrem Kayhan ve Yönetim Kurulu üyelennı kabulü sırasında yaptığı açıklamada. kendilerinin kışı düzeyınde birçahşma yapmadıklanm anlattı. Sungurlu, Basın Yasa- sı'nda yapılacak değişik- lıklere ilişkin bir soruyu y anıtlarken, bu konuda bugün çeşitli kitle örgütle- rinın temsilcileriyle bir toplantı yapacaklannı. on- lann da görüşleri alındık- tan sonra çalışmanın şekil- leneceğini söyledi. Yurtçu'nun. u Cumhur- başkanı'nın afnnı isteme- diğj" şeklinde basjnda açıklamalannın yer aldığı anımsatılması üzerine Sungurlu. şöyle dedı: "Ancak anayasamızda Cumhurbaşkam'nui afiry- la ilgili hükümde şahsın müracaah veya kabulü söz konusu değil. Sağlık duru- mu miisait değilse Cum- hurbaşkanı'nın takdir edeceği bir olay." Uluslararası Gazeteci- leri Koruma Komitesi üyeleri, Yurtçu'yu bugün Saray Cezaevi'nde ziyaret edecek. Ziyareti sadece C- NN televizyonunun izle- yeceği belirtildi. Af Ko- misyonu, hukukçularla bugün bir aray a gelecek. Birdal: Hükümetin çabaları olumlu amayetersiz Yağmurdereli'ye özgürlük girişimi ANKAR4 {Cumhuriy et Bürosu) - 6azı meslek örgütleri, yazıya döktûğû dûşünceleri nedeniyle hapis cezası verilen insan haklan savunucusu-avukat Eşber Yağurdereli'nin özgür bırakılrnası için ortak girişim başlattı. fHD, Çağda$ Hukukçular Demeği, Çağdaş Gazeteciler Derneğj, Altı Nokta Körier Demeği, Banş İçin Bir Milyon Imza Kampanyası temsilcileri ile AST oyuncuian, CHP, HADEP, EMEP. BP parti temsilcileri dün İHD Gene! Merkezi'nde ortak basın toplantısı düzenledi. İHD Genel Başkanı Akın Birdal. " Yagmurdereli'nin şahsında keiepçe Mirulan. aslında düşünce özgöriüğüdür, insan hakkıdır ve insan haklan kategorisinde buhınao banş hakkıdır. Yağmurdereti'nin ve diğer vargılaııanlann içerije jprmemesi, içerdekikrin de özgürlüğü için her türlü çabayı göstereceğiz" dedi. Yeni hükümerin bu konuyla ilgili girişimlerini olumlu, ancak yetersiz bulduklannı belirten Birdal, Adalet Bakanı Ottan Sunguriu'nun Terörle Mücadele Yasası'ndan çıkardığı sonuca göre aydmlan terörist yerine koyduğunu iddia ederek "Başbakan ve Başbakan Yardımcısı başka türtü konuşuyorken Adalet Bakanı'nın böyle konuşması çelişkidir''dedi. Yağmurdereli'nin, düşüncelerini açıklaması nedeniyle yeniden ceza verildiği için 2014 yılına kadar hapis yatmak zorunda kalacağını belirten Birdal, şu ana kadar yapılan hiçbir baskı ve kısıtlamanm, bu mücadeleyi yapanlan durduramadıgını söyledi. Birdal, düşüncenin açıklanması önünde engel oluşturan yasal düzenlemelerin kaldınlmasının şart olduğunu belirtti. NOKTASII ORAL ÇALIŞLAR e-mail: oral.calislar@planet.com.tr Oltan Sungurlu, 12 Eylül sonrası siyaset sahnesine çık- tı. Geçmiş ANAP hükümetleri döneminde Adalet Bakanlığı yaptı. TCK'nin 141-142. mad- desi kaldırılırken yerine konan Terörle Mücadele Yasas/nın (TMY) çıkanlmasında da karkı- sı olmuştu. Bu yasa nedeniyle çok sayı- da insan mahkûm oldu. TMY'nin terörle değil, gerçek- te düşünceyle mücadele yasa- sı olduğu, bu uygulamalardan sonra ortaya çıktı. DYP-SHP koalisyonu döneminde TMY'nin ünlü, "hangi maksat- la olursu olsun" hükmü çok tepki gördüğü için yasadan çı- karılmak istendi. Mahkemele- rin verdiği aşırı kararların yarat- tığı uluslararası tepki, bazı kü- çük değişikliklerle azaltılmaya çalışıldı. Ben de Abdullah Öcalan la yaptığım söyleşi nedeniyle bu maddeden mahkûm olmuş- tum ve dosyam Yargıtay'day- Oltan Sungurlu dı. ANAP ve onun eski Adalet Bakanı Sunguriu, bu dönemde olumsuz bir tutum sergilediler. Bu kanunda yapılacak en kü- çük değişikliklerin bıle karşısı- nadikıldiler. "Bölunmezbütün- lük" sözcükleri onların en çok kullandıkları sözcüklerdi. DYP- CHP hükümetinin seçimlerden hemen önce Meclis'e getirdik- leri TMY'dekı küçük değişikli- ğe bıle ANAP'lılar, kararlıiıkla karşı çıktılar. REFAHYOL hükümeti döne- mı ve özellikle Susurluk kaza- sıyla ortaya çıkan tablo, ANAP'ın değişik bir muhalefet yapmasınaneden oldu. Mesut Yılmaz, Özel Harekât Timı'nin katıldığı anlaşılan Ömer Lütfü Topal cinayetinın aydınlatılma- sı ve Susurluk çetesinin ortaya çıkarılması için başlangıçtaet- kıli çıkışlar yaptı. Hükümet kurulunca, sırada bekleyen en önemli konular- dan birisi dûşünceleri nedeniy- le içerideyatan insanlardı. Me- sut Yılmaz, bu konuda güve- noyu almadan önce söz verdi. Güvenoyunun hemen ertesin- de ise önemli bir gazeteci gu- rubuTürkiye'deydi. Lübnan'da Islami Cihat Örgütü'nün elinde 6.5 yıl rehin kalan Terry An- derson Körfez savaşının ünlü ismi Peter Arnett, Sınır Tanı- mayan Gazeteciler Örgütü'yle (RSF) bırlıkte Türkiye'de hapis- teki meslektaşlarına destek vermeye gelmişlerdi. Cumhurbaşkanı ve diğer hü- kümet yetkilileri, bu önemli grubu özenle ağırladılar, duru- mu düzeltmek kararında ol- duklarını sözünü verdiler. Oltan Sungurlu ise yine eski havasın- daydı, yabancı gazetecileri şa- şırtan açıklamalarıyla. hıç de- ğışmediğini kanıtladı. Sungur- lu'ya göre içerideki gazeteciler "terör suçundan hapisteydi- ler." RSF Genel Sekreteri Robert Menard, Sungurlu'nun açıkla- malarını dinledikten sonra ga- zetecilerin tamamının yazıları ve dûşünceleri yüzünden ha- piste olduklarını saptadıklarını belirterek hatayı düzeltmeye çalıştı. Terry Anderson, dünyada hapiste bulunan 180 gazeteci- den 80'inin Türkiye'de olması- na dikkat çekerek Sungurlu'yu uyarmak istedi. Bunca yaşanmış acı deneye karşın kafalar ne yazık ki değiş- miyor. Onlarcayıl "komünizm- le mücadele "ruhuyla yetiştiril- miş siyasetçilerimiz, dünya al- tüst olsa bile aynı yerde dura- rak hepimizi şaşırtmaya de- vam ediyorlar. Bu hükümete karşı önyargılı olmamak gere- kir diye düşünenlerdeniz. Ama daha ilk günden adalet dağıt- ması gereken bakanlığın ba- şında bulunan siyasetçi umut kırıcı bir tutum sergiliyor. ismail Beşikçi yıllardır sırf yazdıkları nedeniyle hapiste. Eşber Yağmurdereli,dûşün- celeri yüzünden çok uzun yıl- lar hapiste yatmak tehdidiyle karşı karşıya. Ben de cezam kesinleşse sırf gazetecilik yap- tığım halde, yeni Adalet Baka- nı'mızın anlayışına göre terö- rist olacağım. Bütün meslek yaşamını "ko- münizm ve bölücülükle müca- deleye" adamış Hanefi Av- cı'nın çıkardığı ders çok önem- liydi. O, sola getirilen yasakla- rın anlamsız olduğunu düşü- nüyordu. Terörün en büyük kış- kırtıcısının yasakçı ve baskıcı anlayış olduğunu söylüyordu. Bizım sağcı siyasetçiler. is- tihbaratçı Hanefi Avcı kadar ol- gunlaşabilseler, birçok sorun daha kolaylıkla çözülecek. Adalet Bakanıyım. benden he- sap soruluyor. Ama yargıdan ge- len biri olsam bu olmaz. Adalet Bakanı kurul üyesi olmazsa or- ganizasyonda bozukluk olur. Ba- kanın da sonuçta bir tek oyu var. Bu konudaki anayasa değişikli- ğini hazırlayarak yakında imza- ya açacağım. - Cezaevlerinin durumu ne olacak? - Ceza ve tevkif evleri, aslın- da çok fazla bakanın elinde olan bir iş değil. Ceza ve Tevkif Ev- leri Genel Müdürü sorumlu. Ba- na kalırsa oraya da bir özerklik getirelim. Cezaevlerinin yöne- tim ve savunmasında bakan. çok etkili olmamalı. Şu anda. orası bir genel müdürlükle idare edi- liyor. Oraya ıhtisas sahibı genel müdür getirmek lazım. Oradaki kadrolann belirli bir temi- natı olması lazım. Yani ba- kanlığın müdahalesiyle orada icraat yapılmamalı. - Eskişehir Cezaevi sizin başınızı ağntmıştL Sizin ba- kanlığınızın ardından da hemen bosaltıhnıştı. Şimdi bu cezaevi ile ilgili bir tasar- rufunuz olacak mı? - Eskişehir benim başımı hiç ağntmadı. Ben Eskişe- hir Cezaevi yapıldıktan sonra açılmasına tüm yerli ve yabancı bas..u çağırmış- tım. Geldiler ve bana "Çok para harcamışsuıız, lüks o- tel yapmışsınız" dediler. O dönem ruristik otel yaptı- ğım gerekçesiyle eleştiril- dim. Sonra oraya, biri ken- di isteğiyle olmak üzere 6 mahkûm koyduk. Sayın Süleyman Demirel'e başba- kanlık görevi verildiği za- man ise bağımsız bakan Suat Bilge beyefendi. diğer cezaevlerinde yaramazlık yapan 200 küsurkişiyi ora- ya sevk ermiş. Suat Bilge. Avrupa İnsan Haklan Mah- kemesi'ndehâkimdir. Ken- disine sordum, bana "Gi- dip inceledim, insan hakla- nna aykın bir şey görme- dim ve 200 küsur kişiyi sevk ettim" dedı. Demirel hükü- meti kurulunca da cezaevi boşaltılmıştır. Şimdi tekrar orası yapılmış. Bu kez tek kışilik değil de 2-3 kişilik odalar halinde yapılmış. Geçenlerde Avrupa 'dan ge- len bir rapor okudum. En modern, en düzgün ceza- evinin Eskişehir Cezaevi olduğu söyleniyor. - Cezaevlerine her şeyin sokulabildiği biliniyor— - Efendim. bu kadar ka- labalık, üst üste bir ceza- evinde konrrol imkânınız da yok. Maalesef bütün bu söyledikleriniz söz konusu. Çünkü. dev let cezaev lerine tam manasıyla hiçbir za- man hâkim olamadı. Böy- le devam ederse cezaevleri- ne tam bir hâkimiyet kur- mak zordur. Çözüm elbet- te. yeni, sağlıklı. modern cezaevleri yapmak. Ceza- evi yapmaktan söz ederken hiç severek konuşmuyo- rum. Ben geçmiş bakanlık- lanmda cezaevlerinin bir kısmını kapatmaya başla- mıştım. Küçük ilçelerdeki ceza- ev lenni kapatmaya başla- mıştım. Benden sonra da devam etmiş. Bana sorar- sanız. buna devam etmek lazım. Yılda 3 kişi tutukla- nacak diye cezaevi yapmak ve açık tutmak doğru değil. - Adalet Bakanı olarak i- dam cezalan konusunda ne düşünüyorsunuz? - Ölüm cezasını suçlulu- ğun ağır seyrettiği ülkeler- de kaldıramazsınız. Türki- ye'de terörün bu kadar tır- mandığı bir dönemde ölüm cezasını kaldıramazsınız. Ama tatbik de edemiyorsu- nuz. o da bir gerçek. Onun için şu anda kaldınlması mümkün olmayan idam ce- zalanyla ilgili fıkir beyan ermemin manası yoktur. - Eski Adalet Bakanı Seyfı Oktay adli kolluk ku- rulması ile ilgili bir yasa ta- sansı hazuiamıştL Sizin bu konudaki düşünceniz ne- dir? - Ben adli kolluk kurul- masından yana değilim. Zabıtanın adli şubesinin geliştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yani o da bir çeşit adli kolluktur, ama zabıta içinde bir şubedir. Türkiye'deki en büyük ek- siklik. cumhuriyet savcıla- nnın etkisinin arttırılması meselesidir. Savcılann et- kisini arttırmak için ne yap- mak gerektiğini araştırıyo- ruz. Türkiye'deki asıl so- run, herkes imtiyazlı. GLOBAI^OLİTİKÜLTÜR ERGİN YILDIZOĞLU Irkçı Teorilere Kesin Darbe! Bu ay yayımlanan biraraştırma ırkçı teorilere. son, belki de en ölümcül bilimsel darbeyi vurdu. insan- ların, 1.000.000 yıl süren. uzun bir tarihsel dönem boyunca farklı özellikleri olan ırklar oluşturacak bir şekilde evrimleştiğini düşündüren Neandarthal ın- sanınbugününinsanıylaakrabaolmadığı kesin ola- rak kanıtlandı. Insanlığın, aralannda köklü ve derin farklar bulu- nan ırklardan oluştuğunu ve genetik farkların insan- ların toplumsal konumlannı belirlediğine ilişkin ırk- çı teoriler, anamalcı toplumun tarihi boyunca baskı ve sömürüyü haklı göstermek için kullamldılar. Sö- mürgecilik ve modem köle ticareti. emperyalizm, Amerika'da ve Güney Afrika'da da siyahlara karşı uygulanan ayrımcılık ve ağır sömürü koşulları hep beyaz adamın ırksal üstünlüğüne bağlı "doğal bir durum", "şeylerin düzeninin bir parçası" olarak açıklandı. Irkçılık Nazi döneminde Almanya'da ye- ni bir boyut kazanarak Yahudi soykırımına yol aç- tıktan sonra ırkçı teoriler, siyası ve ideolojik yenilgi- ye uğrayarak tarihin tozlu raflanna kalktılar. Bundan sonra ırkçılık Batı toplumlarında ABD'de ve hatta ya- kın zamana kadar Güney Afrika Cumhurıyeti'nde yaşamaya devam etti. ama artık doğrudan savunu- lamayan. marjinal bir düşünce. "birdehzırvası" ola- rak damgalandı. 1970'lerde anamalcı dünya sistemi yeniden ge- nel bir ekonomik bir krize girdi. Kriz uzadıkça. işsiz- lik, yolsuzluk arttıkça toplumsal gerginlıkler derin- leştı. Kapitalist sistemi krizden çıkarması beklenen serbest piyasanın bu işlevini yerine getirmedığinın görülmesine paralel olarak gelişmış ülkelerde ırkçı- lık, sistemin başarısızlığını örten ve suçu bir başka- sınayükleyen birteori olarak yeniden canlandı. ABD ve Avrupa'da ırkçı temelde örgütlenen akımlar ve si- yasi partiler güçlenmeye başladılar. 1994'te ırksal ve genetik farklarla bireyin zekâsı ve toplumsal konumu arasındakı ilişkileri inceleyen bir araştırma ırkçılığı çok uzun bir süre önce kovul- muş olduğu bilimsel araştırma alanına tekrar sok- maya çalıştı. Charles Murray ve Richard Hernbs- tein tarafından gerçekleştirilen Çan Eğns<: Ameri- kan Yaşamında Sınıf Yapısı ve Zekâ ısımli bir araş- tırma istatistiki yöntemlere başvurarak beyaz Ame- rıkalıların sıyahlardan 15 puan daha zekı olduğunu ileri sürdü. Murray ve Hernbesteın IQ farklarını açık- lamak için genetik birfark bulamadılar, ama "henüz bilinmeyen bir genetik etkenin rol oynamış olabile- ceğinı" söylemeden ae yapamadılar. Böylece ın- sanların yoksullukları kolaylıkla ırksal özelliklerine bağlanıyor ve ekonomik sistemin başarısızlığı halı- nın altına süpurülebiliyordu. Yakın zamana kadar arkeoloji ve antropoloji bıli- mi de "modern insanın" 1958'de Almanya'da ke- mikleri bulunan Neandarthal türünden evrimleştiği- ni ileri sürerek. ırkçı teorilere bilimsel bir kanıt da su- nuyordu. Bugunkü insanla büyük benzerlıklere sa- hip olan NeandarthaP'ın kalınManna sadece Orta Asya ve Avrupa'da rastlanıyordu. Uzakdoğu ve Af- rika'da ise Neandarthalıları yoktu (In Search ofNe- andarthals, Chris Stringer & Clive Gamble). Böy- lece ırksal farklılıkların kökeni de kanıtlanmış oluyor- du. İlk dik yürüyen insan Homo Erectus yaklaşık 1.000.000 yıl önce Afrika'dan dünyaya yayıimış ve zamanla "Java insanına", "Pekin insanına" ve Ne- andarthal'a evrimleşmişti. Bu uzun süreç derin ırk- sal farklılıkların oluşmasını da açıklıyordu. Buteon ilk olarak 1970'lerinortasında Neandart- hal iskeletleri üzennde çalışan Chrıs Stringer'm eleş- tirileriyleciddi birsarsıntı geçirdi. Stnnger. kesin ola- rak kanıtlayamamakla birlikte "modern insanın" Ne- andarthal, Java veya Pekin ınsanından değil, daha yeni birtür olan Homosapien'den geldiğini ileri sür- dü. Kalifornıya Üniversitesi'nden Allan Wilson'un 1980'lerde DNA verileri üzerine yaptığı çalışmalar Homosapıen'm. 1.000.000 değil. yaklaşık 200.000 yıl önce Afrika'dan dünyaya yayıimış ve 30.000 yıl öncesine kadar uzanan bir sure içinde dığer türte- rin yok olmasıyla egemen (ırk) olduğunu düşündü- ren sonuçlar üretti. (African Exodus Chrıs Stringer & Robin Mckie) Bu ay Cell dergisinde yayımlanan bir araştırma. Stringer'in teorisini destekleyen çok güçlü bir kanıt ortaya koydu. Mathias Krings ve Münih Üniversı- tesi'ndeki arkadaşları Neandarthal ıskeletlerinden elde ederek çoğalttıklan DNA üzerine yaptıkları ça- lışmada, bu DNA'ın modern insanınkinden. arala- rında bırakrabalık olamayacak kadar farklı olduğu- nu gösterdiler. (The Economıst 12.7.97) Özetle Stringer'in ifadelerini kullanırsak "Denle- rimizin rengi ne olursa olsun hepimiz aslında Afri- kalıyız" (The Observer 13.7.97) Aramızda fizyono- mik farkların dışında kayda değer ırksal farklar yok. Hatta DNA araştırmalarmın gosterdiğme bakılırsa hepimiz Afrika kaynaklı bır tek kadının genetik mal- zemesini taşıyoruz. Dığer bır deyışle "Hepimiz kar- deşiz" ifadelerinin gerçek birtarıhse! biyoloıık teme- li de var. ergin(i ergin.demon.co.uk Bassavcı Vural Savas 'Dinamik güçler laiklikten yana' ANKARA (Cumhuri- yet Bürosu) - Yargıtay Cumhuriyet Başsa\cısı Vural Savaş. topluma dı- namızm kazandıran güç- lenn laikliğe son derece sahip çıktığını belirterek. "Bassavcı olduğumdan beri hissettiğim şu: Türki- ye'de Atatiirkçü kişiler zannettiğimden çok faz- laymış" dedı. Türk Sanayici ve İşa- damlan Vakfı"nca(TÜSt- AV). Yargıtay Cumhuri- yet Başsavcısı Vural Sa- vaş'a onursal üyelik bera- tı veplaketi verildi. TL'St- AV Genel Merkezi'nde düzenlenen törende konu- şan Sa\aş, anayasanın de- ğişmez hükümleri arasın- da Türkiye Cumhuriye- ti'nin demokratik, laık \e sosyal bir hukuk devleti olduğunun vurgulandığı- nı anım.sattı. Bassavcı ol- duğu günden bu yana Türkiye'deki Atatürkçüle- rin zannettiğinden çok fazla olduğunu hissettıği- ni bildiren Savaş. şunlan söyledi: "Fakat özellikle işa- damlanmız, işçilerimiz, kadınlanmı/. daha doğ- rusu toplumumu/un iire- ten. yaratan. ona dina- mizm kazandıran güçleri- nin laikliğe son derece sa- hip çıktığını çeşitli vesile- lerle gördüm. Bu da bu v e- silelerden biri. Bizlere. da- ha doğrusu yargıva giiç verdiğini/ için teşekkür ediyorum." Vural Savaş. anayasa durdukça. Ata- türk ilkelerinden. onun devrimlennden ve özel- likle de laiklikten \azge- çilmesmın mümkün ol- madıöını bildirdi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog