Bugünden 1930'a 5,432,954 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

l12 TEMMUZ 1997 CUMARTESİ CUMHURİYET SAYFA EKONOMI Emekli Sandığı fark ödemeleri A1NKARA (AA) - Emekli Sandığf ndan aylık alan emekli. dul ve yetimlerden. birinci grupta _ bulunanlara katsayı Lı artışından doğan temmuz ayı maaş farklan. 15 . temmuz salı gününden _itibaren ödenecek. Maliye ..Bakanlığı'ndan yapılan > açıklamada, 7 temmuz . tarihinde Bakanlar Kurulu .karan ile 1 Temmuz 1997 rtarihinden geçerli olan -aylık katsayı ve taban . aylık katsayısının. memurlarla birlikte Emekli Sandığı'ndan aylık alan tüm emekli dul ve yetimleri de . kapsayacak şekilde •, belirlendiği hatırlatıldı. . Bakanlık açıklamasına göre. temmuz ayı maaş farklan 15 temmuz salı gününden itibaren, aylık - aldıklan Ziraat Bankası şubelerindeki hesaplanna geçirilecek. Van'da kışlık arpa yetişti VAN (AA) - Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi ile Van-Yem'in ortaklaşa çalışması sonucu. "Kentte , yetişmez" denilen kışlık . arpadan. 1 "e 35 ürün , alındı. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi ile Van-Yem'in deneme amacıyla 2 bin , 300 dekara ektikleri kışlık . arpanın hasadı. ; düzenlenen törenle :yapıldı. Törende konuşan Van Valisi Abdulkadir San, - bölgenın kalkınması, - bölge insanının refah ;seviyesinin yükselmesi, binnci derece geçım ; kaynağı olan hayvancılık - ve tanmda dekar başına r alınan verimin yükseltilmesi için üniversitenin diğer kuruluşlarla işbirliği yapması - gerektiğinin en güzel - örneğinin gösterildiğini söyledi. Naylon fatura şebekesi İSTANBUL (AA)' - ' J Istanbul'da komisyen - karşılığı piyasaya 2 trilyon 761 milyar 967 milyon liralık naylon fatura süren " 3 kişi yakalandı. Mali Şube Müdürlüğü'nden . yapılan açıklamaya göre, . Küçükçekmece Cennet . Mahallesi'nde faaliyet gösteren Sinan Gövdeli'ye . ait paravan bir şirketten _ hiç mal alım-satımı ; yapılmadan komisyon , karşılığı piyasaya naylon . fatura sürdüğü belirlendi. ı Bu işyenne düzenlenen - operasyonda Şad Tekstil, - Aydınlar Tekstil. Öz Eray Tekstil. Çağn Tekstil ve Teohan Tekstil adına - piyasaya kesilmiş çok u sayıda fatura ele geçirildi. '. Ele geçirilen faturalann incelenmesi sonucu. sanıklann komisyon I karşılığı bugüne kadar j piyasaya 2 trilyon 761 > milyar 967milyon liralık fatura kestikleri belirlendi. Fiyatlar sürekli düşerken, Dünya Altın Konseyi de mali sıkıntıyla karşı karşıya kaldı Altın eski günlerîııi arıyor FATMA KOŞAR Dünya genelinde toplam altın rezervlerinin yaklaşık yüzde 25"ini elinde bulunduran ve diğer ülkelere borç ödemekte kullanan merkez bankalan, daha iyi getiri sağlayan yatınm araçlanna yönelirken, altından kaçan yatınmcı ordusu giderek büyüyor. Fiyat düşüşleri nedeniyle. dünyadaki birçok altın madenciliği şirketinin piyasada tutunamayacağı ve arama-çıkarma maliyetleri yüksek olan 35 altın madeninin kapanacağı ifade ediliyor. Fiyat düşüşleri dolayısıyla altın son 12 yılın en kara günlerini yaşarken, uluslararası piyasalarda fiyatlann düşmesiyle birlikte Dünya Altın Konseyi'nin de mali sıkıntı içine girdiği belirtiliyor. Türkiye'de 6 yıl önce faaliyetlerine başlayan Dünya Altın Konseyi'nin (World Gold Council) kuyumcu firmalanna verdiği reklam desteği her geçen yıl biraz daha azalıyor. Mali sıkıntıda olduğu ve reklam giderlerini kısma yoluna gittiği belirtilen Dünya Altın Konseyi'nin Türkiye'deki merkezi şu an sadece dört kuyumcu firmasına reklam desteği S o n 1 2 y ı l ı n e n d ü ş ü k d ü z e y i n e i n d i Fîyaüann kaderibelirsizNEW YORK (AA) - Altın fıyatlannın seyri, enflasyonun tüm dünya genelinde yeniden yükselişe geçmesine bağlı. Avustralya Merkez Bankasrnın, altın rezervlerinden üçte ikisini satıp, uluslararası rezervlerindeki altın stoklannm payını yüzde 20'ye düşürdüğünü açıklamasıyla, fiyatlar, son 12 yılın en düşük düzeyine indi. Altın, son zamanlarda Ocak 1980'deki düzeyine göre yüzde 64 oranmda değer kaybetmiş bulunuyor. New York borsasının. dün önceki kapanışında altının onsu 6.10 dolar düşüşle 318.10 dolara geriledi. Altın fiyatlan. daha önce de 1985 yılında bu kadar düşmüştü. Londra'daki araştırma firması Cole Fields Mineral Services'e göre, 1980 yılmda 187 ton olan dolaşımdaki toplam altın sikke mıktan, bugünlerde 69 tona indi. veriyor. Altınbaş, Asgold, Atasay ve Favori'ye halen reklam desteği veren Dünya Altın Konseyi. geçen yıl yüzde 30 oranmda olan reklam desteğini bu yıl yüzde 20'nin altına düşürdü. Firmalar endişeli 12 ülkenin altın madeni şirketlerini temsil eden Dünya Altın Konseyi'nin verdigi reklam desteğini kısıtlayarak kaldırma yoluna gitmesi kimi kuyumcu firmalarınt endişelendırdi. Reklam anlaşmasının, kampanyanın süresine göre yapıldığını. bu nedenle uzun vadeli işbirliği ve destekten bahsedilemeyeceğini belirten Altınbaş Kuyumculuk'un üst düzey bir yetkilisi. firmanın planladığı reklam filmini Dünya Altın Konseyi'ne götürdüğünü ve Dünya Altın Konseyi'nin değerlendirmesinden sonra destek oranının belirlendiğini söyledi. Dünya Altın Konseyi'nin, görevini tamamladığmı düşünerek reklam bütçesini kısmaya gittiğini kaydeden aynı yetkili. söz konusu desteğin gelecek yıllarda tamamen kalkabileceğini ifade etti. Kendilerinin halen reklam desteği aldıklannı söyleyen Altınbaş Kuyumculuk yetkilisi, Dünya Altın Konseyi'nin bulunduğu her ülkede bu uygulamayı tercih ettiğini ve uygulamanın amacına ulaştığını ifade ederek "Altın ürerimi ve kullanımı arttı. Firmalar arasındaki rekabet ihracatı da arttırdı. Reklam desteği her yıl belli oranda düşerek, azalıyor. Bu konuda rahatsız olan firmalann Dünya Altın Konseyi ile görüşmeleri gerekiyor. Anlaşmaya vanlabilirse belli oranda yardımlar devam edebiür" diye konuştu. Asıl amaçlannın altın tüketimini yaygınlaştırmak ve ürünleri geliştirmek olduğunu ifade eden Dünya Altın Konseyi Genel Müdürü Vlurat Akman, reklam desteğinin faaliyetleri arasında çok önemsiz kaldığını söyleyerek Türkiye'de kuyumcu firmalanna reklamın önemini anlatmak ıçin bu uygulamaya gittiklerini belirtti. Destek azaldı Bu desteğin geçen yıllara göre azaldığını anımsatan Akman. "Bu alanda maddi olarak desteğimiz azdı. Sürekli de azalıyor. Yüda birkaç 100 bin dolarlık destek veriyoruz" diye konuştu. Türkiye'de faaliyete başlandığı zaman, markasını geliştiren. reklam yapan firmalar olmadığını. dolayısıyla rehberlik ettiklerini ifade eden Akman. "O zaman sadece biz reklama bütçe ayınyorduk ve bizden karşılanıyordu. Sonra piyasadaki bütçe büyüdü. ama bizim bütçemizde bir değişiklik olmadı. Aynea, yıllar içinde pazarlama, reklam kampanyaları. tasanm ve markalaşmanın gelişmesi de reklam alanındaki rolümüzü. rehberlik işlevimizi gereksiz kıldr dedi ÇIFTÇININ DOSTU SADULLAH Çok büyük bir olay yaşanmadıkça Me- sut Yılmaz hükümetinin bugün güveno- yu alması kesin gibi. insan, aksini dü- şünmek bile istemiyor. Aslında bugün ya- pılacak oylama Mesut Yılmaz hüküme- tinden çok, Türkiye'de rejimin kaderi ile ilgili. Nitekim, bunun önemini fark eden birçok milletvekili de arka arkaya DYP'den istifa ederek yeni hükümetin çevresinde güç oluşturmaya çalışıyor. Milletimiz de belki ilk defa sağcısı solcu- su ile birlikte bir hükümete sahip çıkıyor. Demokratik rejimin geleceği açısından umut verici birtablo... Türkiye, bu noktaya gelebilmek için ğerek siyasal, gerekse ekonomik açıdan çok ağır bedel ödedi. Bu nedenle yeni- den bedel Ödemeye zorlanmamak için, artık geçmişteki hatalan tekrarlamama- lıyız... Kendimizi hayallere kaptırmama- lıyız... Özellikle, hükümetimizin bugüne kadar yapılan yanlışlardan ders alması gerek... Bazı bakanlanmız, hiç olmazsa bundan sonra, kendilerini gökten zem- bille indirilmiş birer kurtarıcı gibi görme- melidir. Eleştirilere kızmak yerine kulak verilmelidir. Zira, ödediğimiz bedeller ar- tık yeter... Gönül isterdi ki, bu hükümet kendisin- den beklenen ciddi sorunları üç-beş ay içinde çözerek seçime gitsin. Bizler de şeriat düzeni peşinde koşanlan ve hat- ta, bu nedenle kan dökmeyi göze alan- lan durduracak yasal ve idari önlemler alınırken hükümete yardımcı olalım ve destek çıkalım. Ama gelişmeler, hükümete ortak olan partilerin hemen seçime gitmek niyetin- de olmadıklarını gösteriyor. Bakanlann tutumlan da, liderierin açıklamaları da bu yönde... Elbette, seçime gitmese bile cumhuriyeti koruyacak, devleti soyan çeteleri ortaya çıkaracak çalışmalan sı- rasında hükümete desteğin devam et- mesi gerekecek. Ancak bu arada halkı- Ozelleştirmeci KafalarL mızın soyulmasına yol açan uygulama- lann devam etmesi ve daha da artması halinde aynı suskunluk sürecek mi? Eğer, böyle bir beklenti varsa, "Ben rejimi kur- taracağım, bunun karşılığında da sen bi- raz daha fatura ödeyeceksin" anlamı çık- mazmı? Büyük hayaller Bu durumda partilerin ne yapacağını bilmek çok zor, ama halkımız kesinlikle yeni birfaturanın ödenmesine razı olmaz. Çünkü, saçma sapan demeçler ve açık- lamalar daha şimdiden başladı. Bu açık- lamaları yapanlar son 17 yılda sanki Tür- kiye'de yaşamamış gibi... Mesut Yıl- maz'ın Türk ekonomisini emanet ettiği Güneş Taner, Doğu ve Güneydoğu ille- ri için öylesıne bir hayvancılık projesi öne- riyor ki evlere şenlik... Bu insanlann dün- yadan ve Türkiye'nin içinde bulunduğu koşullardan haberi yok... Güneş Taner projesini şöyie açıklıyor: "ABD'de birçok hayvan üreticisipazar bulmakta zorlanıyor. Bu durum Avru- pa'nın bazı ülkelerinde de söz konusu... Büyükbaş hayvan üreticisi firmaya çağ- n yapacağım. Getirin bize 100 bin hay- vanı, beş yıl sonra geri almak üzere Do- ğu ve Güneydoğu'daki halka dağıtın di- yeceğim." Beşinci yı! sonunda yabancı firmalar getirdikleri hayvan kadannı geri alacak- larmış. Türk devleti de yabancı firmalara ayrıca. dolar bazında yüzde 20 verecek- mış. Firmalar bu arada, halkımıza hay- vanlara nasıl bakılacağını öğretecekmiş, hem de onları denetleyecekmiş... Güneş Taner devam ediyor: "Bu süre içinde üreticilerimiz hayvan- lan üretirler. Etinden, sütünden, derisin- den yararlanııiar. Bunlann hepsi yanlan- na kâr olarak kalır. Diyelim ki, 10 koyun aldı ve bunlar beş yıl içinde üç kez do- ğum yaptı. Bu demektirki, 30 koyun kâ- n oldu. Halkımız, bu hayvanlara gözü gi- bi bakar. Bu da bölgede birçok sıkıntının önüne geçilmesıni sağlar. Sonuçta hem ekonomiye büyük bir girdi sağlanır. Hem de bölge, Avrupa ve Türki cumhuriyet- lerinin önemli bir et merkezi haline ge- lir." Ne büyük bir hayal.lşte, 1980 yılından sonra işbaşına gelen Özal takımı Türk ta- rımını ve hayvancılığını bu anlayışla ba- tırdı. Şimdi gene aynı takım işbaşına geldi. Önerilerine ve yaklaşımlanna bakılırsa bir kez daha batıracaklar... Türkiye'de 1980 yılında 87 milyon baş hayvan vardı. Son yllarda bu rakam 45 milyonun altına düştü. Bu sayıyı gerçek- ten arttırmak ve ırk ıslahı yapmak lazım. Ancak, neden azaldığına bir teşhis koy- madan hayvan sayısını arttırmak müm- kün değildir. Türkiye'de hayvancılığın ge- rilemesinin tek bir nedeni vardır. O da üreticinin para kazanamamasıdır. Hatta zarar etmesidir... Üreticiler, sattığı süt ve et ile hayvana yaptığı yem ve bakım mas- raflannı karşılayamıyortar... Bu yüzden zarar ediyor ve sonuçta hayvanını kasa- ba satmak zorunda kalıyortar. 100 bin hayvan Doğu ve Güneydoğu illerine dağıtılsa ne olacak?.. Üretici ge- ne zarar edecek ve hayvanından bir an önce kurtulmak isteyecek. Bu kez hay- van, kendisinin mali olmadığı için sata- mayacak da... Ya kendisi 5 yıl süre ile za- rar edecek ve kendisi de batacak.. ya da devlet üreticilerin tepkisi karşısında hay- vanlan aldığı ülkelere iade edecek ve bü- yük çapta tazmınat ödemek zorunda ka- lacak... Turgırt Özal'ın tarım politikası, Türki- ye'de bugüne kadar hayvan üreticilerinin sırtından büyük patronlar yarattı. Büyük firmalar üreticilerin hakkı olan trilyonlan kendikasalannaakıttı... Şimdi de Özal'ın öğrencileri, üreticilerimizin sırtından ya- bancı ülkelerin üreticilerini zengin ede- cek... Eğer, Güneş Taner hayvancılığı geliş- tirmek. Doğu ve Güneydoğu illerimizi kal- kındırmak istiyorsa yabancı ülkelere yal- vaımasına hiç gerek yok. Türkiye ve Türk halkı kendi imkânları içinde bu işe çözüm getirir... Ama bu iş Güneş Taner'in "ozel- leştirmeci kafa yapısı" ile olmaz... Zaman içinde Türk tanmının ve hay- vancılığının kurtanlması için alınması gereken önlemleri de hükümete ve Güneş Taner'e hatırlatacağız!.. İŞÇİNİN EVRENÎNDEN ŞÜKRAN SONER Özgüplük Sorumluluktur Siyası skandallar arasında dikkatimizden kaçtı. Sendika-siyaset ilişkilerini kökten değiştirecek. ana- yasadan kalkmış siyaset yasağının yasalardan da ayıklanmasını sağlayan 4277 sayılı yasa, 28 haziran tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe gir- di. Henüz siyasetçilerımizin ve de sendikacılarımızın, işçilerin büyük çoğunluğunun bu "anayasaya uyum yasası" değişiklikleri ileilgilendiklerini, heledesonuç- lannı algılayabildiklerini sanmıyorum. Yılların yasak- lı düzeninin beyinlere de yerleştirdiği eski alışkanlık- lardan sıyrılmak, gelen özgürlüklerin hakkını vermek, hele de sorumluluğunun gereklerinı yerine getirmek öyle kolay olacak gibi gözükmüyor. Soyut bir siyaset yasağı kalkmıyor, sendika ve kon- federasyon yöneticilerine, görevlerinden aynlmadan siyasete atılmaları, aday olmaları, isterlerse aynı za- manda siyasi partilerin yönetim organlarında da gö- rev yapma olanağı tanınıyor. Sendikalara, siyasi partilerin ad ve rumuzlarını kul- lanmak dışında, her tür siyasi faaliyet özgüriüğü do- ğuyor. Başka bir anlatımla "sendika ve konfederas- yonlann siyasi amaç gütmeleri, siyasi faaliyette bu- lunmaları, siyasi partilerle doğnjdan ilişki kurmalan, işbirliği yapmalan, ortak hareket etmeleri, onlara destek otmalan, aynı şekilde siyasi partilerden des- tek görmeleri, dernek ve vakıflarla siyasi amaçla or- tak hareket etmeleri.." yasak olmaktan çıkıyor. Sendikaların kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları organlarına aday gös- termeleri, adaylann leh ve aleyhlerine çalışma yap- malan yasakları da kalkıyor. Siyaset yasağının kalkması ile birlikte sendıkalar üzerindeki siyasi iktidarların idari ve mali denetimini öngören düzenlemelerde kaldınlmış bulunuyor. Bun- dan böyle sendikalar ve konfederasyonlar kendi de- netim organlarınca denetlenecekler. Sendikalara ay- rıca teknik ve mesleki eğitim tesisleri kurma hakkı ta- nınıyor. Keşke sendikal yasalar ele alınmışken, sendikala- rı işçilerin haklarını savunan çıkarörgütü kimliğinden uzaklaştıran, 12 Eylül hukukunun yasaklannın bütü- nü ele alınsaydı. Ne yazık ki, hukuken ve fıilen sen- dika kurmadan, sendika içi demokrasiye kadar. sen- dikal faaliyetlerin, sendikal kimliğin bütün alanlarına ilişkin düzenlemelerde en temel yasaklar dururken. anayasa değişikliğine uyum sağlama adına sadece siyaset yasağının kalkması. işçilerin çıkar örgütlerı sendikaların, sınıf çıkarlarından yana siyasete ağırlık koyabilmeleri anlamına gelmiyor. Türk sendikacılığının bütün demokrasilerde oldu- ğu üzre, "siyaset yasağının" olmadığı bir düzende, Türk siyaset yaşamına ağırlığını koyabilmesi. sonuç olarak işçi sınıfının çıkarlannın siyasette gözetilmesi bir büyük özlemimiz. Türkiye'de demokrasinin yer- leşmesi, sosyal dengelerin oluşması, sosyal barışın sağlanmasında çok önemli rol oynayabilir. Ancak sendikalarımızın ve siyasi partilerimizin bu- günkü örgütlenme yapılanmalan hele de yönetim kadrolarında yaşanan deformasyon nedeniyle, siya- set yasağının kalkması, ilk aşamada olsa olsa birkaç sendikacının parlamentoya girmelerinden öte bir iş- lev yapamayabilir. Sendikalara ve sendikacılara siyaset yasağının kalkmasına, işçi sınıfı, çalışanların çıkarlannın savu- nulması, sosyal dengelerin kurulması, sosyal barış ve demokrasinin kök salması anlamında işlev kazandır- mak sendikacılanmızla siyasetçilerımizin ortak so- rumlulukları. Özgürlüğün sorumlulukla özdeş oldu- ğu sendikacı ve siyasetçi liderierin bilinçlerine kazın- dıkça ancak, kalkan yasaklaria gelen haklar, işçi sı- nıfı ve sendikalarınca geliştirilerek amacına uygun kullanılabilecektir. Türkiye'de bugün yaşanan siyasal krizin en temel nedenlerinden bin de, çalışanlann, işçi sınıfının çıkar- lannın ağırlığını bırakınız, varlığının duyulamadığı bir pariamento oluşumu değil midir? Tabii ki bu ağırlık, geçmişte acı deneyimlerle yaşandığı üzere, işçi kim- liğini ya da temsil gücünü yitirmiş 3-5 sendikacının parlanıenter olabilmesi ile gelecek değil. Sendikaların ve işçi sınıfının, çalışanların gücünün. ağırlığının siyasette. parlamentoda, her aşamada, her konuda etkin olacağı bir yapılanmaya hızla ge- çilmesi gerekiyor. Sendikalar ve siyasi partilerden önce davrananlar, kolları bugünden sıvayıp kazanı- lan hak ve özgürlüklerin hakkını verenler sadece ör- gütleri ve üyeleri adına kazançlı çıkmayacaklar, çağ- daş demokrasiye geçiş için de önemli katkıda bulunacaklardır. Marmara^dan doğalgaz üretînıi başhyor ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Türkiye Petrolleri Anonim ; Ortakhğı (TPAO) Genel Müdürü Srtkı Sancar, ; Marmara Denizi'nden yapılacak doğalgaz , üretimine bu ay içinde : başlanacağını açıkladı. TPAO'nun özelleştirme | kapsamında olmadığını kaydeden Sancar, özelleştirme kapsamındaki TÜPRAŞ, ; DİTAŞ vePOAŞ'tan ; hisse alarak yeniden ; entegre bir kuruluş durumuna gelmelerinin , uluslararası rekabet i gücünün artması açısından gerekli olduğunu söyledi. Sancar, dün düzenlediği basın toplantısında, Kuzey Marmara'dan doğalgaz üretimini temmuz ayı içinde başlatacaklannı bildirdi. Marmara'dan yapılacak üretimin Türkiye'de denizden yapılacak ilk üretim olduğuna dikkat çeken Sancar, Amerikan ARCO şirketiyle birlikte Batı Karadeniz'den yapılacak petrol üretimine de gelecek yıl başlanacağını belirtti. TPAO'nun 200 milyon metreküp olan yıllık doğalgaz üretiminin 471 milyon metreküpe çıkacağım kaydeden Sancar, çalışmalan süren Değirmenköy ve Kuzey Marmara yeraltı gaz depolama projelerinin de 2 yıl içinde bitirileceğini bildirdi. Petrol ve doğal gaz alunlan artacak Sancar, TPAO'nun özelleştirme kapsamında olmadığını belirtti. TPAO'dan 1983'te aynlan TÜPR.^Ş, POAŞ, DİTAŞ gibi şirketlerin özelleştirme kapsamında olduğuna dikkat çeken Sancar, "Bu şirketlerin bize devri olmasa bile, hiç olmazsa ortak olmamı/jn sağlanması yararlı olur" diye konuştu. Sancar, petrol sektöründeki uluslararası rekabette başanlı olmak için boru hattı. rafinerisi ve dağıtım şırketi de olan entegre kuruluş olmanın son derece önemli olduğunu vurguladı. Türkiye'nin 1997'de 18 milyon ton ham petrol ile 16 milyar metreküp doğalgaz ithal edeceğini kaydeden Sancar. İşçi emeklilerinin zam farkı ağustosta ' ANK.\R\ (Cumhuriyet Bürosu)- ', SSK Genel Müdürü Ekrem Önal, , işçi emeklileri ile dul ve I yetimlerinin zam farklannm Lağustos ayı içinde ödeneceğini "bildirdi. Önal. yüzde 35 joranındaki zammın, kuruma aylık "20 trilyon lira ek yük getirdiğini kayderti. Önal. zam karan çıkmadan önce bankalara maaş ödeme talimatı \erdiklerini. bu nedenle işçi emeklilerinin, 21 ve 23 temmuzda zamsız maaş alacaklarını kaydetti. Her ay 2 milyon 600 bin emekli, dul ve yetıme yaklaşık 58 trilyon lira maaş ödemesinde bulunduklannı anlatan Önal. maaşlara yapılan yüzde 35 oranındaki zammın. kuruma brüt 20 trilyon lira ek yük getirdiğini. aylık ödemelerinin de. zamla birlikte 78 trilyon lira düzeyine çıkacağım söyledi. Önal. 20 trilyon lira tutanndaki zam farklarının ya ağustos başında ya da 21 ve 23 ağustos tarihlerinde zamlı maaşlarla birlikte emekli. dul ve yetimlere ödeneceğini bildirdi. SSK Genel Müdürü Önal. yapılan yüzde 35 oranındaki zamla. 22 milyon 627 lira olan asgari maaşın 7 milyon 921 bin liralık artışla 30 milyon 548 bin liraya. 25 milyon 439 bin lira olan ortalama işçi emekli aylığının 8 milyon 905 bin lira artışla 34 milyon 344 bin liraya. 42 milyon 405 bin lira olan azamı aylığın da 15 milyon 200 bin lira artışla 57 milyon 600 bin liraya yükseldiğini ifade etti. 2010'da petrol ihtiyacının 27-28 milyon tona, doğalgaz ihtiyacının da 30-35 milyon tona çıkacağının tahmin edildiğini belirterek, TPAO olarak gerek yurtiçi gerekse yurtdışı arama çalışmalanna ağırlık verdiklerini söyledi. Sancar. "Llusal petrol şirketi olarak tüm risklerine karşın yurtiçi aramalanmız devam edecektir. Ama riski az, bulma olasılığı yüksek olan yurtdışı arama faaliyetlerine de gjrmeliyiz" diye konuştu. Sancar, dünyadaki yüksek rekabet ortamında geride kalmamak için riski az dış petrol ve doğalgaz yataklanna da yatınm yaptıklarını söyledi. Kazakistan. Azerbaycan. Türkmenistan. Mısırve Cezayir'de arama çalışmalannın sürdüğünü kaydeden Sancar, Azerbaycan'daki Mega Projc'nin yıl sonunda erken üretime başlayacağını bildirdi. FİYAT DUYURUSU Yeni ürünümüz Camel Uzun Kutu'nun fiyatı aşağıdaki gibidir. FILTERS YENİ "Uzuıı kutu" Deneme Fiyatı: 150.000u
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog