Bugünden 1930'a 5,446,716 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 12 TEMMUZ 1997 CUMARTESİ HABERLER Ekmekçi Meydanı • Haber Merkezi - Bir süre önce kaybettiğimiz gazetemız yazan Mustafa Ekmekçi'nın adı Alıağa Beledıyesi'nce bir meydana verildi. Belediye meclisi karanna göre Barbaros Caddesi. Cumhuriyet Caddesi ve tstiklal Caddesi'nın kesıştiği meydana Mustafa Ekmekçi Meydanı, Yalı Mah. 182 Sokağa Şükran Kurdakul Caddesi, 3. Sahil Bandına ise Criton Curi Sahıl Bandı isimleri verildi. Adliyede sarık gerginligi • İstanbul Haber Servisi - Milli Güvenlik Kurulu"nun(MGK)28 şubat kararlanndan sonra polisın. başta Fatih olmak üzere tstanbul'un çeşitli semtlerinde gerçekleştirdiği •göstermelik' operasyonlann bir benzeri de dün Sultanahmet Adliyesi'nde yaşandı. Fotokopi çektirmek için adliyeye girmek isteyen ve bir savcıya hakaret ettiği ileri sürülen Arif Akpınar adlı sanklı bir kişi polis tarafından engellenmek istendi. Gözaltına alınan Akpınar. savcılığa çıkanldıktan sonra serbest bırakıldı Haliç Köprüsü onarılacak • İstanbul Haber Ser\ isi - Atatürk Köprüsü"nden sonra şimdi de eskı Haliç Köprüsü bakıma alınıyor. Karayolları 17. Bölge Müdürü Sefer Tırman'ın yaptığı açıklamaya göre, çalışmalara 14temmuz pazartesi günü başlanacak. Köprünün Okmeydanı- Topkapı yönündeki çalışmalann ilk bölümü, 14 temmuz-5 ağustos arasında gerçekleştırilecek. Trafiğın aksamaması için. çahşmalar 22.00-07.00 saatleri arasında yürütülecek. 6 ağustos-12 ağustos arasında ise eski Haliç Köprüsü'nün Okmeydanı-Topkapı yönü tamamen trafiğe kapatılacak. Topkapı- Okmeydanı yönündeki çalışmalara ise 13 ağustosta başlanacak. Çahşmalar. 5 eylüle kadar 22.00-07.00 saatleri arasında sürdürülecek. 5 eylül-11 eylül arasında köprünün Topkapı- Okmeydanı yönü trafiğe tamamen kapatılacak. Ölüm orucunun yıldönümü • İstanbul Haber Ser\isi - Cezaevlerinde geçen yıl yaşanan ölüm orucu ve süresiz açlık gre\ i eyleminde hayatını kavbeden 12 tutuklu ve hükümlü, Ümraniye Cezaevi'nin önünde anıldı. Geniş güvenlik önlemleri altında bir araya gelen Tutuklu, Hükümlü Aileleri ve İnsan Hakları İçin Yardımlaşma Demeği (TİYAD) üyesi aileler, ölüm orucu eyieminde 12 kışinin ölmesiyle ilgili olarak dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan'ı suçladı. Tarihi eser kacakcıları • İstanbul Haber Servisi - İstanbul'da, MÖ 2000 yılınaaıt altın ve gümüş kaplı küpe ile koyun, boğa. keçi ve aslan heykelciklerini polise 300 bin dolar karşılığında satmak isteyen 10 kişi suçüstü yakalandı. Ağn, Bitlis \e Tokat'ta yapılan kaçak kazılardan elde edildiği belirtilen tarihi eserlenn arasında. dünyada bir eşi olmayan altın kaplamalı bir heykelciğin de bulunduâu bildirildi. Arınç'a sahtecilik davası • İZMİR (Cumhuriyet Ege Bürosu) -Müfettiş raporları doğrultusunda savcilıkça hazırlanan iddianamede "'evrakta sahtecilik ve sahte evTak düzenlemek"le suçlanan, bir süre önce DYP'den ıstifa eden tzmir Bağımsız Milletvekili Turan Annç'ın yargılanması için dokunulmazlığının kaldırılması istendi. ÇHD, 80 bin kişiyi ilgilendiren yasanın kabul edilmesi için güç veriyor Af yasasma sivü destekANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı a\ukat Aydın Erdoğan. Devlet Bakanı Salih Yıldırım'ın P- KK'ye istem dışı yardım \e ya- taklık etmekten yargılanan 80 bin dolayındaki kişiye yönelik af yasası önerisini destekledik- lerini bildirdı. Erdoğan,yaptığı açıklamada. "Hukuksal açıdan bir kimse istcmeden. iradesi dışında maddi veva manevi baskı ve korkunun etkisi ile PKK'ye yardımcı olmuş ise, 'örgüte yardım ve vataklık etme" suçu- nu işlemiş olmaz. Bu kişiler suçlu değil. suçun mağduru olurlar" dedi. Bu yasa teklifıne karşı çıkma- nın haklı bir nedeninin olmadı- ğını kaydeden Erdoğan, "An- • Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı avukat Aydın Erdoğan. Devlet Bakanı Salih Yıldınm'ın PKK"ye istem dışı yardım ve yatakhk etmekten yargılanan 80 bin dolayındaki kişiye yönelik af yasası önerisini desteklediklerini bildirdi. cak kin, nefret ve intikam duyguları ile baktıkları için kimi çevreler. mağdur olan in- sanların cezaevinden çıkma- larına karşı çıkıyor? Bu bü- yük bir yanılgıdır'' diye ko- nuştu. Erdoğan. sorunun hassas \e önemli olduğunu, büyük bir ciddiyet ve sorumlulukla tartı- şılması gerektiğini vurguladı. Erdoğan şunlan söyledı: "Af, her dönemde hassas olan, ceza hukuku, sivasal ve sosyal vönden bilimsel temel- de doğru ele alınması gereken bir konudur. Özellikle siyasal sorunların yoğunlaştığı, bu- nalımın ağırlaştığı dönemler- de, devlete karşı suç işlemek- le itham edilenler. temel hak ve özgürlüklerin gözardı edil- diği yargılama süreçlerinden geçirilerek ağır biç.imde ceza- landırılmaktadır. l Ikemi/ bu bunalımları aralıklarla 1960. 1971, 1980 \e 1984ten sonra yaşamış ve halen de yaşamak- tadır. Bunalımın hafıflemesi. bunalım sürerken haksızlığa uğrayanların iyice çoğalması ya da çıkış sürecine girilmesi ile haksız yargılamaların do- ğurduğu sonuçları gidermek akla gelmektedir. 1960 sonra- sı DP'lilerin affı, 1974 affı, 1987 ve 1991 şartlı salıverme düzenlemeleri bu şekilde de- ğerlendirilebilir." Sorunun hassas ve önemli ol- duğunu vurgulayan Erdoğan. "Sorunun büyük bir ciddiyet ve sorumlulukla tartışılması gerekir. Yoğun duygular var- dır. Olaylarda yaşamlarını yi- tirenlerin yakınlarının duyar- lılığı çok yüksektir. Tartışma yapılırken bu duyguların is- tismarına izin verilmemelidir. Ancak, sorun duygusal bakıl- mayacak kadar önemlidir" dedi. Yargılama hukukunda ay- nmcılık yapıldığına dikkat çe- ken Erdoğan. CMUK uyannca bir suçu işlemekle itham edilen sanığın, ifadesi alınırken a\aıkat bulundurma hakkının olduğunu anımsattı. Erdoğan, daha sonra şöyle dedi: "Avukat bulundurmadan alınan ifade mahkemede dik- kate alınmaz. Siyasi suçları iş- lemekle itham edilenin bu hakkı yoktur. CMUK'taki bu ayrımcı kurallar Manisa ör- neğinde olduğu gibi, eline silah almamış çocukların, poliste işkence altında alınan ifadelerle silahlı çete üyesi o- larak TCY'nin 168/2. mad- desi ile cezalandırılmaları sonucunu doğurmaktadır. Bu durum işkence sonucu elde edilen ifadelerle haksız mah- kûmiyet kararlarının veril- diğini gösteriyor. Bu kural- ların herkese eşit uvgulan- ması gerekir." Hükümeti destekleyen çalışma yaşamı temsilcileri, vaatlerin yerine getirilmesini istiyor Sivil örgüder güvenoyu verdiANKARA (Cumhuri- yet Bürosu) - Iktidarların programlarda öngördükle- ri projeleri yaşama geçir- mediklerine dikkat çeken çalışanların temsilcileri. genel olarak olumlu bul- duklan 55. hükümetin programında \aat edilen- lerin yerine getinlmesını istediler. Kamu Emekçile- ri Sendıkalan Kontederas- yonu(KESK) Genel Baş- kanı Siyami Erdem ise, programdakı olumlu he- deflenn yaşama geçiril- mesi için "devlet içinde kadrolaşma" gerektiğıne dikkat çektı. Türk-İş Genel Başkanı Bavram Meral. gelirda- ğılımı adaletsizliğınin gı- derilmesi, işsızlik sigorta- sı. kayıt dışı sektörün ka- yıt altına alınması gibı ko- nulann programa alındığı- nı. bunlann yerine getıril- mesi gerektiğini belırttı "Taleplerimiz dikkate alınmış. Programın eksi- ği de olsa zaman içinde yerine gelir" diyen Me- ral. programda Güneydo- ğu sorununa yaklaşımı da, "Sosyal ve ekanomik açıdan kalkınmaya ön- celik verilmesinden memnunuz. İş. aş olursa sorunlar aza iner. Köv- lüye hizmet üretilirse so- runlar çözülür" dıye de- Serlendirdı. Meral. RE- FAHYOLa karşı Türk-İş. DİSK. TESK. TİSK ve TOBB"un oluşturduğu sı- vil girişimin, ANAP. DSP \e DTP hükümetını "söz- lerini yerine getirdiği" sürece destekleyeceğini söyledi. DtSK Genel Başkanı Rıdvan Budak. hükümct programında bir olumlu- İuk sezdiklerini, ancak ön- görülenlerin yerine getıri- leceği konusunda kaygılı olduklannı anlattı. Budak, programda çok büyük atı- lımlar gözükmedığini be- lirtirken. "Türkiye için, süreç bakımından bü- yük bir fırsat var. Yeni- den Türkiye'nin RP'nin gerici ve tutucu siyasal anlayışıyla darbe-şeriat ikilemi arasında kalmak gibi bir olumsuzlukla karşılaşmasını istemi- yorsak hızla sosyal ada- leti gerçekleştirmeliyiz, hukuku egemen kılmalı- yız. Bir yıllık hükümet tanımlaması bunun için doğru değildir" dedi. Siyami Erdem ise, çete- ler. şaibeler ve genciler üzenne kurulu REFAH- YOL hükümetinin toplu- mu bunalıma sürüklediği ıçın istifa etmek zorunda kaldığını anımsatarak ye- ni hükümet programının, demokratik süreçlerin iş- lememesi sorununa bağlı olarak değerlendirilmesı gerektiğini belırtti. Plktl ÇIKU S e r b e s t bırakıldığı Ümraniye Cezaevi'nin ö n ü n d e açıklama yapan sanatçı Şanar Yurda- tapan, tutuklanmasının yasadışı olduğunu belirterek, "İçerde daha az tutuklu, dışarıda ise daha çok tutuklu var. Artık 'Susma sustukça sıra sana gelecek' sloganı yerine 'Susma sustukça Susur- luk' sloganı kullanılmalı" dedi. Kendisiyle ilgili iddialarda bulunan DGM Savcısı Sudi Güler hak- kında suç duyurusunda bulunduğunu belirten Şanar Yurdatapan, "Murat Demir ve Murat İpek, sağ görüşlü tutukluların. devlet çetesi sanıkları emniyetçilerin ve İbrahim Şahinler'in bulunduğu Metris Cezaevi'nde kalıyorlar. Orada işkence görüyorlar. Poliste beni suçlamalarına şaşırmadım. Onlann nankör insan olduklannı sanmıyorum. Ama özgürce gerçeği söyiemeleri için güvcnliklc- rinin sağlanması ve Cmraniye've yollanmalan gerekir" diye konuştu. Cezaevinde 8 tane beste yap- tığını vurgulayan Yurdatapan, daha sonra cezaevinde unuttuğu elektrikli tıraş makinesini alarak çocuğunu görmek için evine gitti. (Fotoğraf: ALPER TURGLT) RP'li Kazan, sorumluluğun Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay'a ait olduğunu söyledi RP: Batı Çalışma Grubu yasadışı • Genelkurmay bünyesinde dinci gericiliğe karşı çahşmalar yapması için oluşturulan Batı Çalışma Grubu'nun anayasal ve yasal dayanağı bulunmadığını ileri süren Şevket Kazan, "2 ay önce öğrendik, gereğini yaptık" dedi. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - RP Genel Başkan Yardımcısı Şevket Kazan, Ge- nelkurmay Başkanlığı bünye- sinde oluşturulan Batı Çalışma Grubu'nun "anayasal ve yasal dayanağı bulunmadığını" söyledi. REFAHYOL hüküme- tinin ikı ay önce bu olaydan ha- berdar olduğunu, ancak ordu- nun itibarını zedelememek için deşifre edılmediğını savunan Kazan. "Dönemin Başbakanı konuyu gereken verlere ilet- miştir. Bundan sonra sorum- luluk Cumhurbaşkanı'na ve Genelkurmay Başkanı'na ait- tir" dedi. Kazan, REFAHYOL hükü- metinin 2 ay önce Batı Çalışma Grubu hakkında bilgi sahibi ol- duğunu anımsattı Sorumlu hareket ettiklenni ve bu bilgiyi basına sızdırmadık- lannı kaydeden Kazan, "Bir- kaç kişinin yaptığı anayasal ve yasal dayanağı olmayan bu ça- lışmayı orduya mal etmek yanlıştır" diye konuştu. Kazan, "Batı Çalışma Grubu'nun ha- zırladıği belgede darbe yapı- lacağı izlenimini edindiniz mi" sorusuna. "Yasaya aykın bir çalışma. Sivil kurumların vatandaşları fişlemesini basın "insan haklanna aykın" diye eleştirmedi mi? Sivil kurum- ların bir ölçüde güvenlik için bclki bunaihtivacı vardır. An- cak görevli olmayan kurum- lar bu yetkiyi nereden alıyor? Vaptığı işin anayasal, yasal kaynağını göstersin" yanıtını verdi. Kazan, bu çalışmadan haber- dar olduktan sonra neden yargı- ya başvurmadığının sorulması üzerine. "O konuda görev ya- pacak kişi Adalet Bakanı de- ğildir. Görev yapacak kişi ka- nunlarla belirlcnmiştir"' dıye konuştu. NOKTASIIORAL ÇALIŞLAR e-mail: oral.calislar@planet.com.tr Ahmet Zeki Okçuoğlu kimdi diye soranlannız olabı- lir. Ahmet avukat, son dönem- de yayıncılık yapıyordu. Ka- çıncı kez cezaevine giriyor bi- lemiyorum. Bir yıl kadar önce cezaevinden çıkmış ve bir ya- yınevi kurmuştu. Kürt tarihine ilişkin belgesel kitaplaryayım- lıyordu. işine yeni ısınmıştı ki, 1993 yılında Azadi gazetesin- de yazdığı bir yazı nedeniyle yeniden hapsi boyladı. Ahmet Zeki. Kürt sorunu- nun barışçı çözümü için gay- ret gösteren bir Kürt aydını. Yıllardır, bu konuda yazdıkları ve konuştuklan yüzünden ba- şı beladan kurtulmuyor. Geç- mişte PKK'ye yönelttiği eleş- tiriler yüzünden de epeyce tehdit almıştı. Son yılların en büyük acısını Kürt aydınları çekiyor. Ne Isa'ya ne Musa'ya yaranabiliyorlar. Kürt sorunu- nun banş içinde ve eşitlik te- melinde çözümünü savunun- ca, devletin baskısına uğru- yorlar. cezaevinin yolunu tu- tuyorlar. Bir kısmı ise Güney- doğu'da faili meçhul cinayet- A. Zeki Okçuoğlu yine hapiste lerde ortadan kaldırıldılar. Ahmet Zeki, Terörle Müca- dele Yasası'nda yapılan deği- şiklıkten önce 7 ay fazladan yatmıştı. Ahmet'in eşi ve avu- katı Eren Keskin, bu fazladan yatılan cezanın şimdi yataca- ğı 10 aylık cezadan düşürül- mesı talebiyle mahkemeye başvurmuştu. Savcılığın olumlu görüş bildirmesine karşın İstanbul Ikinci Ağır Ce- za Mahkemesi, başvuruyu reddederek Ahmet Zeki'nin bu cezayı da yatmasını karar- laştırdı. Eren Keskin, karan yazılı emir yoluyla bozdurma baş- vurusunda bulunduklarını be- lirtti. Keskin, yapılan haksızlık konusundaki tepkilerini şöyle dile getirdi: "Ahmet şu anda boşuna yatmakta. Mahkeme- ler, bizim olayda çok cimri davranırken başka bazı olay- larda ço/c 'bonkör' davranabı- liyortar. Ömeğin Mehmet Ali Ağca'y/ hapisten kaçırıp son- ra da kendilerinı ihbareden ul- kücüyü öldürmekten sıkıyöne- tim mahkemesinde 12 yıl 6 ay hapıs cezasına çarptmlan ve uzun süre yakalanamayan Ze- ki Peker olayında farklı bir yol izlendi. Zeki Pekerisimli ül- kücü, bundan 4 yıl önce Y.P. isimli kadını öldüresıye döve- rek felç olmasına neden ol- muştu. Olaydan sonra 2 yılya- kalanamadı. Ardından bu kışi- nin serbestkaldığını öğrendik. Zeki Peker, dosyasına eklenen sahte bir karaha önceki aldığı cezadan beraat etmiş göste- riliyordu. Küçük Çekmece As- Iiye Ceza Mahkemesi'nde yar- gılanması sırasındada 7ayha- pis yattığı dosyasına eklen- mişti. Işte bu yattığı öne sürü- len 7 aylık süre, yatacağı ce- zadan düşülerek tahliye edil- miş. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Küçük Çekmece Asliye Ceza Mahkemesi'yle yazışmaya bile gerek görme- den, eskiden yattığı iddia edi- len cezadan, yeni cezasını düşmüş ve ülkücü katili ser- best bırakmış. Kararın sahte olduğu bir süre sonra anlaşıl- dı. Ahmet ise gerçekten fazla- dan yattığı halde, mahkeme bu süreyi yatacağı cezadan düşürmüyor." Okçuoğlu, sadece bir ör- nek. Kürt sorununda barışçı çözümü savunan Kürt aydını- nın başına nelergelebileceği- nin çarpıcı örneği. Şimdi yeni bir hükümet kuruldu. Düşün- ce suçlarının ortadan kaldırıl- ması gerektiğini programına yazdı. Cezaevinde ise Ahmet gibi düşüncesi nedeniyle ha- piste yatan çok insan var. ••• Türkiye'nin içine düştüğü kargaşanın en temel nedenle- rinden birisi Güneydoğu'daki savaş. Bu savaş nedeniyle her şey altüst oldu. Bu savaştan ekonomik ve siyasi çıkar elde eden çeteler, Türkiye'yi bir ka- nunsuzluklar ülkesi halıne ge- tirdiler. Köstebekler. darbeci- ler hep bu bitirilmek istenme- yen kanlı savaşın ürünleri. Ah- met Zeki'leri kim, neden sus- turmak istiyor, bunun üzerin- de iyi düşünmeliyiz. Barış is- teyen Ahmet Zeki'ler hapse atılınca silahlar konuşuyor, çe- telerin borusu ötüyor. işte Su- surluk çetesi; hepsi şoveniz- min rüzgârıyla ve savaş ge- rekçesiyle dokunulmazlık ka- zandılar. Türkiye'yi kana bula- dılar. Hükümetin önündeki en te- mel sorun Güneydoğu'da sü- rüp giden savaş. Ecevrt, ilk gezisini Diyarbakır'a yaparak eski hükümetlerin başlattığı birgeleneği sürdürdü. Her ye- ni kurulan hükümet bu soru- nun önemini biliyor, ancak sonra ne olursa oluyor ve hü- kümetler ellerini kıpırdatamı- yor, savaşa ve şahinlere tes- lim oluyorlar. Yine aynı nokta- dayız. Ahmet Zeki yine hapis- te ve hükümet ilk gezisini Diyarbakır'a yaptı. Aynı filmi bir kez daha görmek is- temiyoruz. CUMARTESİ • '• YAZILARI ATAOL BEHRAMOÖLU Kimlik Kaybı Yazının başlığı gazetelerde görmeye alıştığımız duyurulara benziyor: "Kimliğimi kaybettim. Yenisi- ni alacağımdan eskısimn hükmü yoktur." Benim bu^ rada sözünü etmek istediğimse, "kişilik" kavramı- nın karşılığı olan "kimlik". Yazı başlığı olarak başka seçeneklerim de vardı: Kişilik kaybı, kişilik parça- lanması, kimlik dağılması, vb... Belkı de bütün bu kavramların toplamı, anlatmak istediğimi daha ek- siksız tanımlayabılir... Kimlik kaybı kişiler için de toplumlar için de söz konusudur. Kişi. kendisinı, kişiliğini oluşturan de- ğerleri yitirebilir, özbenliğıne yabancılaşabilir, belki de en temel duygumuz olan "kendi olma" duygu- sunu kaybedebilir. Çok çeşitli nedenlerle, olmak is- temediği bıri olmaya zorlanabilir... Ya da, daha da kötüsü, ne olduğuna. ne olmak ıstediğine tümüyle yabancılaşabilir. Bir değini yazısında ayrıntılarına. girilmesi olanaksız bütun bu ve benzer olgulann sonucu (kişi ayrımında olsun ya da olmasın) kimlik kaybı, kişilik parçalanmasıdır... Kimlik kaybı ya da dağılmasının nedenleri kişisel (bireysel) olduğu ölçüde tedavisi de kişisel (birey- sel) olabilecektir. Fakat nedenlertoplumsalsa, baş- ka bir deyişle kıtlesel kimlik kayıpları, kişilik yttim- leri söz konusuysa, o toplumu oluşturan (oluştur- duğu var sayılan) değerlerin sorgulanması gerekir... • • • Atatürk'ün kendi eliyle kaleme aldığı, "Cumhu- riyeV'm önceki hafta ek olarak verdiği "Yurttaşlık Bılgilen"n\n 18. sayfasında şu cümleler yer alıyor: "...vicdanlanmız üzerınde etkilı olan ruhsal yaşam, toplum bireylerı arasındaki etki ve tepkilerden olu- şur... Gerçekte toplum, yoğun bir düşünce ve ah- lak etkinliklerinin odağıdır..." Kişi-toplum ilişkisinin diyalektiği konusunda bu "toplumcu" ve sadece yazıldığı 1930'lu yıllar bakımından değil bugün için de modern görüşlerı gunumüz Türkiye toplumuna uygulayacak olursak şu soruların sorulması gere- kir: Günümüz Türkiye toplumu tek tek bireylerin vicdanını nasıl bir toplumsal yaşamla etkilemekte- dir?Toplumumuzun bireyleri arasındaki etki vetep- kilenn temellerinı hangi değerler oluşturmaktadır? Günümüz Türkiye toplumu acaba hangi "yoğun dü- şünce ve ahlak etkinliklerinin odaçj/"dır?.. Her biri derinliğine araştırma konusu olabilecek sorulan yine değini düzeyinde yanıtlamak zorunlu- luğuyla söylenebılecekler ise şunlardır: Günümüz Türkiye toplumu ekonomik-siyasal-kültürel altüst oluş içindedir. Köylerden kentlere göçen (ve göç- mekte olan) kıtleler geleneksel değerlerinden kop- makta, yeni, modern değerler de yaratamamakta- dırlar. Türkiye. geleneksel kırsal-taşra değerlerini yıtırmiş, modern kent külturunu de gerektiğince ya- ratmayı başaramamış bir ulke görünümündedir... Her türlü yurttaşlık, çağdaşlık. ınsanlık bilincinden yoksun genç bir nüfus ya amaçsız, umutsjjz, başı- boş; ya kör bir öfke içinde saldırgan; ya dizginsiz birtüketim ahlakının, çıkarcılığın ve bireyciliğin kö- lesi; ya "milli ve manevi" yaftası yapıştırılmış sah- te, geri, çağdışı birtakım safsatalann oyuncağıdır... Toplumun çeşitli yaş gruplan. çeşitli kesimleri için benzersaptamalaryapılabilir... Bütün bunlann top- temı ise toplumsal kimlik kaybı, kişilik yitimidir... • • • 7 temmuz pazartesi günü TBMM'de okunan hü- kümet programının eğitime ilişkin bölümünde şu cümleler yer almaktadır "...eğitimin tüm kademe- lerinde Atatürk ilke ve inkılaplannı öğrenmiş, milli, manevi ve ahlaki değerlerimizi benimsemiş, bilim- sel düşünceye yatkın, bilgi çağının gereklenni yeri- ne getirebilecek bilgi ve becerilehe donanmış insan- laryetıştirmek temel amaç olacaktır..." Hangi, "milli, manevi ve ahlaki değerierimiz?"Hü- kümet programının Meclis'te okunduğu 7 temmuz,' Türkiye'de "Matbaacılar Günü" olarak kutlandı ve Türkiye'ye matbaayı getiren ibrahim Müteferrika Galata Mevlevihanesi içinde yer alan mezarı başın- da (Basım Sanayi ve Eğitim Vakfı'nca) anıldı. İbra- him Müteferrika'nın gerek basımevi kurucusu, ge- rekse yazdığı risalelerle çağdaş kültür ve siyaset ta- rihimizdeki öncü yerı, "milli, manevi, ahlaki değer- lerimizin acaba neresındedır? Gözboyayıcı, içerik- siz, boş sözlerden vazgeçilerek, İbrahim Mütefem- ka 'lardan başlanarak bırkaç yüzyıllık çağdaşlaşma tarihimızin sağlam bilinci eğitim yoluyla gençlerimi- ze kazandırılacak mı? (Değerli düşünce ve sanat adamı Metin Erksan'ın birkaç gün önce "Cumhu- nyef'tekı yazısında sözünü ettiği) 1930'lu yıllann Lise Filozofi Program Kılavuzu" düzeyinde yakla- şımlar, eğitim programlarımızda yeniden etkili ola- cak mı? Eğitim kurumlarımızda klasik ve çağdaş Batı düşüncesınin sağlam bilinci gençlerimize ka- zandırılacak mı? Yoksa, "milli, manevi, ahlaki değer- lerimiz" tekerlemesı bıktırasıya yinelenip duracak mı? ••• Günümüz Türkiye toplumunun uğradığı kimlik kaybının, kişilik yitiminın önlenebilmesinin, topluma kimlik, kişilik kazandırılabilmesinin biricik yolu, şab- lon düzeyinde yinelenip duran her türlü sloganın bir yana bırakılması. (ekonomik, toplumsal vb. önlem- lerin yanı sıra), çocuklarımıza, gençlerimize sağlam bir çağdaşlık bilinci kazandırmak için uygulamaya geçilmesidir... Kimlik belgesi kaybının zararı, "hü- kümsüzdür" ilanı ve yenisinin alınmasıyla gideril- mektedır. Toplumların kimlik kaybı ise, kişılerinkine göre daha uzun bir süreçte de olsa, yok oluştur... Yargıtay, yeni başkanını seçti ANK.ARA (Cumhu- riyet Bürosu) - Yargı- tay'ın tanhinde ilk kez bir Birinci Başkan. büyük bir oy farkıyla tek turda başkan seçildi. Yargıtay Birinci Baş- kanlığfna. Başkanvekilı ve Ceza Genel Kurulu Başkanı Mehmet Uygun seçildi. Yargıtay'da adı- nın açıklanmasını iste- meyen bir üye, seçimi de- ğerlendirirken. "Yargı- tay'da birlik ve bütün- lük sağlandf dedi. Müfıt L'tkunun 4 yıl- lık görev süresini doldu- rup emekliye aynlmasıy- la boşalan Yargıtay Birin- ci Başkanlığı için. dün Yargıtay Büyük Genel Kıırulu'nda seçim yapıl- dı. Yargıtay Başkanveki- li ve Ceza Genel Kurulu Mehmet L ygun Başkanı Mehmet Uygun, birinci turda 151 oy ala- rak Yargıtay Birinci Baş- kanlığı "na seçildi. Diğer adaylar 6. Ceza Dairesi Başkanı Necdet Mutiş 40, 6. Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Nurettin Doğan ise 37 oy aldı. 4 oy ise boş çıktı. Mehmet Uygun seçildikten sonra makamına geçmeden ön- ce tebrikleri kabul etti.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog