Bugünden 1930'a 5,440,253 adet makale



Katalog


«
»

-9MART1997 PAZAR CUMHURİYET SAYFA HABERLER Ögretim Üyeleri Derneği'nin adı değişti • \NKARA (Cumhuriyet Birosu) - Öğretim Üyeleri ^)«neği'nin diin yapılan 5. -ohğan kurultayında yönetim Jnrulu yenilendi. Prof. Dr. »Tsair Hatiboğlu'nun genel iba»kanlığa yeniden seçıldiği kırultayda, Prof. Dr. Atilla B«zkurt ve Prof. Dr. Kaptan •Kaptangil genel başkan .ya-dımcılıldanna, Prof. Dr. Mjstafa Altıntaş genel -seıreterliğe, Yrd. Doç. -E>r Nazife Güngör sa;.manlığa getinldi. 4Curultayda yapılan bir tüzük •deŞişikliği ile de derneğin -adı "Tüm Öğjetim Oyeleri -Dernegı" (TUMÖD) olarak değıştinldi KKTC'de RffAHYOL'a tepki P İZMJR (Cumhuriyet Ege .gazetelere verilen paralı İlanlarda Türkiye'nın "hacı- baeı" koalısyonuyla «imzalanan "Ekonomik (Işbırligi Anlaşması" SevT /Vnlaşması'na benzetilerek JClT çalışanlannın 'esir işçi" halıne getırileceği savlandı. Olaya tepki gösteren bir .grup sivil toplum örgütü de jlanlardaki savlann esef venci olduğunu belirterek, ."Sevr koşullan"nı dikte ettırmeye çalışanlann (emperyalızm destekli "Rum- Yunan" ittifakı olduğunu vurguladı. Kazan'la Kazan'ın davası • İstanbul Haber Servisi - Adalet Bakanı Şevket Kazan'ın, Ağustos 1996 genelgesim eleştiren dönemin tstanbul Barosu Başkanı Turgut Kazan hakkında açtığı dava yeniden başlıyor. Davarun 22 Ocak 1997 tarihınde yapılan oturumunda yargılamanın durdurulmasına karar venlmışti. Ancak Adalet Bakanı Kazan'ın ıtırazı üzerine durdurma karan kaldınldı ve Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi duruşfna için gün verdi. TurguVKaz^ruiün yaptıgı j " • açıklamada. yann saat' 10.30'da ifade vermek ûzere Beyoğlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ne gideceğini behrttı. Meclis'e örtülii tehdit• İstanbul Haber Servisi - pAilli Güvenlik Kurulu'nun ÎMQK) 28 şubat toplantısında alınan kararlar arasuıda yer alan, ihtiyaç fazlası imam-hatip liselerinin kapatılması ile 8 yıllık zonınlu eğitim jnaddelerine, İmam-Hatip LiseİerLMezunlan Mensuplan Derneği'nden (tHLMD) örtülü tehdit geldi. İHLMM Genel Başkanı Jbrahım Solmaz, "Hıçbir milletvekili. millete rağmen milletin kanaatlerine ters harçket edemez. Halkımız inadına maksatlı hareket edenlere gerekli cevabı verecektir ve hiçbır zaman unutmayacaktır" dedı. Izmir'de operasyon • İZMİR (Cumhuriyet Ege Bürosu) - Izmir Emnıyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi"nce Jstanbul'da yayırrilanan "Kızıl Bayrak" dergisine yönelik operasyonda aralannda, sendikacı ve bir çocuğun da bulunduğu 13 kişi.gözaltına aluıdı. İHD femjrŞubesi'nden verilen Dİlgfye göre, gözaltına alınanlardan Ahmet Suhası'rjn operasyon sırasmda evinin balkonundan düşerek yaralandığı ve Yeşilyurt Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alındığı belirtildi. TEDAŞ müdürüne suçlama • GİRESUN (Cumhuriyet) 7 Tes-Iş Sendikası Giresun Şube Başkanı Bayram Ali Yanoğlu, Giresun TEDAŞ Müdürü Köksal Çamaltı ile yardımcısı Selim Kılavuz'u laikliğe ve Atatürk'e hakaret etmekle suçladı. Çamaltı ve Kılavuz'un resmi araçlarla RP il binasındakı toplantılara katıldıklannı öne süren Yanoğlu, Çamaltı'nın memur atamalannda taraflı davrandığını. çarşafh eşini de işletme müdürü yaptığını açıkladı. RP, DYP'yi de uyardı: Uygun bulunmayan MGK kararlan dikkate alınmaz MGK bunabmı tırınaıııyorANKARA (Cumhuriyet Büro- su) - Başbakan Necmettin Erba- kan'ın. kamuoyuna verdiği me- sajlann aksine aynen imza koydu- ğu Milli Güvenlik (MGK) karar- lan, koalisyondaki bunalımı tır- mandınyor. RP, MGK kararlan- nın bazılannın uygulanmayacağı yönünde mesaj vermeye devam ederken, DYP'liler hükümet orta- ğını "gerginngi nrmandırmakla" suçladılar. RP'liler, Cumhurbaş- kanı Süleyman Demirel'rn, hükü- mete yönelik "MGK kararlannı uygula" mesajından da rahatsız oldular. RP Genel Başkan Yardımcısı Rıza Ulucak, hükümetin MGK'- nin taşeronu olmadığını belirterek "MGK kararlanmn nasıl uygula- nacağına hükümet karar verir. Uygun bulduklanm hayata geçi- rir. uygun bulmadıklannı ise kaale almama yetkisi vardır" diye ko- nuştu. DYP'li muhalıflerden Er- zurum Milletvekili Zeki Ertugay ise, RP'nin MGK kararlannın önemini anlayamadığını vurgula- dı. RP Genel Başkanı Ulucak, dün düzenlediği basın toplantısında MGK'nin anayasal bir kuruluş ol- duğunu ve anayasa değişmeden yok sayılamayacağını belirterek "Ancak MGK anayasal çerçeve- nin dışına çıkmamahdır. Hükü- metlerin MGK kararlannı aynen uygulama mecbıuTyetieri yoktur. MGK kararlannın nasıl uygula- nacağma hükümet karar verir. MGK'nin hükümeti denetlemek gibi bir görevi yoktur. MGK ile TBMM'yi karşı karşıya getirmek mümkün değildir. TBMM milkt iradesini temsil etmektedir ve her- şeyin üstündedir" diye konuştu. Hükümetin başansını kıskanan muhalefet partilerinin demokrasi stnavını geçemediklerini savunan Ulucak, RP'nin zorla değil seçim- le iktidara geldiğini; başta muha- lefet partileri olmak üzere herke- sin hükümeti içine sindirmesi ge- rektiğini söyledi. Ulucak bir soru üzerine, Cum- hurbaşkanı Demirel'in, MGK'nin "partiler, siyasetve hükümetkr iis- tü bir kurul" olduğu yönündeki görüşlerini de üstü kapah olarak eleştirerek "MGK'nin anayasada belirtilen görev ve yetkilerine hira- zınuz yok. Ama bazüan MGK'yi hükümetin üstünde bir kurum olarak göstermeye çahşıyor" dedi. MGK'detarafsızhk Rıza Ulucak, Cumhurbaşkanı Demirel'in "muhalefet şerhi yok" içerikli açıldamasına karşın, Baş- bakan Erbakan'ın kararlara mu- halefet şerhi koyup koymadığı ko- nusunda bilgi sahibi olmadığını belirtirken, MGK'deki güç denge- siyle ilgili olarak da "Hükümetten 4, askeıierden 5 kişi var. Cumhur- başkanı ne tarafta onu bilmiyo- rum. Asluıda tarafsız olması la- zun" dedi. Ulucak MGK kararla- nnın bir genel görüşme ile TB- MM gündemtne getırilmesi tartış- malanyla ilgili olarak da DYP Ge- nel Başkanı, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Tansu Çfl- ler'i ima ederek. "Bu konuda bir karar aiınmamıştı zaten. Sadece bir yetkili bunu ağzmdan kaçır- mış" diye konuştu. Ulucak, aralannda TÜSlAD'ın da bulunduğu bazı meslek örgüt- lerinin hükümete destek vermedi- ğinin anımsatılması üzerine de "Milletin desteği önemli, şunun bunun desteği değü" dedi. RP'nin Cumhurbaşkanı Demi- rel'e ve MGK kararlannayönelik tavn. DYP'de rahatsızlık yarattı. DYP Burdur Milletvekili Musta- fa Çfloğlu, hiç kimsenin asker-si- vil çatışmasına izin vermemesi gerektiğini söyledi. Hükümetlerin bu noktaya gelinecek tutumlardan sakınmasını isteyen Çiloğlu, "MGK kararlannı duyunca bağ- nma bıçak saplandı" diye konuş- tu. DYP Erzurum Milletvekili Ze- ki Ertugay da yenı bir hükümet se- çeneği düşünülebileceğini belir- terek "Siyasi tabiodan memnuni- yeti olan var nu? RP sözcülerinin MGK karariannı ciddi olarak kavradıklaruıı düşünmüyomm. Aksine. gerginliği tırmandıran açıklamalar yapıyorlar" dedi. DYP'dekı "muhalıflerin, Genel Başkan Çiller'den MGK kararlan hakkında grupta bilgi vermesini isteyecekleri ve kararlann hükü- met tarafından uygulanması ko- nusunda ısrarlı olduklannı bildire- ceklerine dikkat çekildi. MGK kararlannın yaşama geçi- rilmesi konusunun, koalisyonu kısa sürede dağıtabilecek en önemli gelişme olabileceğine dik- kat çekildi. Cumhurbaşkanı Demirel'den basına övgü İstanbul Haber Servisi- Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı'nın ardından Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de son gelişmeler konusunda medyanın tutumunu övdü. "Türkiye'de bugün medya, toplumun beklentiieri dogrultusunda çok önemli bir fonksiyon kra etmektedir" diyen Demirel, demokratik ve laik Cumhuriyet'e sahip çıkılmasını medyaaın çok önemli özelliklerinden bin saydığını ve Türkiye Cumhuriyeti adına medyaya şükranlannı sunduğunu söyledi. Genelkuımay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı da geçen günlerde "Türk basını ile iftihar ediyonız r demıştı. Cumhurbaşkanı Demirel, Milliyet ve Sabah gazeteleri ile Türkiye Sosyal ve Ekonomik Etütler Vakfi'nca (TESEV) HiltonOteli'nde düzenlenen ve "Medya" konusunun ele alındığı "Dünya Kühürel Değeıier Konferansı"nda konuştu. Medyanın ulusal ve smır aşan sorunlara sivil tepkiler verebilmesinı mümkün kılacak araç ve imkânlara sahip olduğunu vurgulayan Demirel, hür, tarafsız ve sorumluluk taşıyan bir medyanın vatandaşlar arasında sivil diyaloğun gelişmesini sağlayacağına inandığını belirtti. Bugün genelde medyanın, özelde de televizyon ve radyolann toplumsal tartışmanın cereyan ettiği adeta "genişletilmiş bir pariameDto" haline geldiğini anlatan Demirel, "Bu çok güzel bir şey. Böylece bir ülkenin îdşisL, bana göre daha çok vatandaş olmaktadır" diye konuştu. Demirel şöyle devam etti: "Toplum, medyaya kendisini temsil etmek meşruiyetini tanımıştır. Medya bir toplumun daha iyıyL, daha doğruyu, daha güzeli, daha ikriyi ve daha mükemmeli yakâlamak arzusuna cev^p vermek, böylesi bir sorumluluğu da üstlenmek zorundadır. Memnuniyetle müşahede ediyonım Id Türkiye'de bugün medya tophımun beklentiieri dogrultusunda çok önemli bir fonksiyon icra etmektedir." Cumhurbaşkanı Demirel, huzurevi niteliğindeki Darüşşafaka Yakaeık SitesTıtm aÇıh^nn'aptli KA AN S AG AN AK) Cumhurbaşkanı Demirel, Bilim Merkezi Vakfı'nın İTÜ Taşkışla binasında düzenlediği "1. Bibm ŞenfiğTne de katıldı, Kartai-Yakacık'ta yaptınlan huzurevi niteliğindeki Darüşşafaka Yakaeık Sitesi'nin açılışını yaptı. Demirerin tören alanından aynlışından sonra, 45 yaşlanndaki Cabbar Çorapçı, "temiz toplum" istediğini belirterek, balta ile iki parmağını kesti. Çorapçı'nınakli dengesinin yerinde olmadığını belirtildi. Daha sonra Erol Yapı Malzemeleri ve Dış Ticaret Limited Şirketi mağazasının da açılış törenine katılan Demirel Ankara'ya döndü. İran Dışişleri Bakanı yarın Türkiye'de Velayeti üişküeri yumuşatmayageliyor Haber Merkezi -İran Dışişleri Bakanı AH Ekber Velayeti, iki günlük bir ziyaret için Türkiye'ye gelecek. Yann Türkiye'de olması beklenen Velayeti'nin ziyaretinde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in Iran'a gönderdiği "iBşkDeri yumuşatma mesajı"nın etkilı olduğu belirtiliyor. Velayeti'nin ziyareti sırasmda, aralık ayında Tahran'da yapılacak lslam Konferansı Örgütü (IKÖ) zirvesiyle ilgili olarak, İran Cumhurbaşkanı Arj Ekber Haşimi Rafsancani'nin davet mektubunu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e ileteceği bildirildi. İran Dışişleri Bakanlığı'nın Türkiye ile de ilgili Batı Asya Dairesi Başkanı Mir Mahmud Musevi ve kalabalık bir heyetin eşlik edeceği Velayeti'nin Ankara'da yapacağı görüşmelerde, iki ülke ilişkilerinde son günlerde yaşanan sorunlann da ele alınması bekleniyor. Velayeti, salı günü Türkiye'den aynlacak. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, İran ile Türkiye arasında yaşanan diplomat krizi ile ilgili olarak Büyükelçi Ali Tuygan'ı geçen hafta Iran'a göndermişti. Tuygan, iran Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani'ye Cumhurbaşkanı Demirel'in bir mesajını iletmişti. Demirerin mesajmda, İran ile ilişkilerin yumuşamasının hangi şartlarda gerçekleşebileceğinin yazıldığı açıklanmıştı. Diplomatik çevreler, tran Dışişleri Bakanı'nın Türkiye'ye yapacağı ziyaretin bu gelişmeden sonra olmasına dikkat çektiler. RP Cenel Başkan Yardımcısı Aydın Menderes 'Uzlaşma için ilk adımı hükümetatsın' ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - RP Genel Başkan Yardımcısı Aydın Menderes, son 50 yılda asker-sivıl ilişkilerinin her zaman "sancıh" olduğunu belirterek "GergûıHğin yumuşatüması için ilk adımın hükümet tarafindan ablması gerekir" dedi. Menderes, MGK kararlannın ımzalanmasının ardından ordu-RP ilişkilerinin yumuşamaya başladığını, halk yaranna olan yumaşama sürecinin korunması gerektiğini söyledi. Menderes, Araştırma ve Kültür Vakfı Ankara Şubesi'nce düzenlenen açıkoturuma konuşmacı olarak katıldı. Türkiye'de çok partili döneme geçişten sonrasmı örnekleriyle anlatan Menderes, "Türkiye demokrasisi halen bir fidan" nitelemesini yaptı. Yaşanan üç darbeye dikkat çeken Menderes, "Son 50 yılhk tarihimizde asker-shil ilişkileri her zaman sancıh olmuşrur. Bu aslında her toplumda temel meselelerden biridir" dedi. MGK metninin imzalanması ile başlayan yumuşama sürecinin hükümet tarafından korunmasının milletin ve iktidann lehine olduğunu belirten Aydın Menderes. "Bugünkü hükümet yumuşamayı ordu- hükümet yumuşaması olarak görmemelL Hükümet muhalcfetle ve çeşitü toplum kesimtertyle de yumuşama içinde olmahdır. Bu konuda da ilk adımı hükümet atmalıdır. Hükümet ilk adımı amktan sonra buna uymayanı millet hoş karşılamaz" diye konuştu.Menderes, Türkiye'nin 2000'li yıllara halk tarafından seçilmiş cumhurbaşkanı ile girmesi gerektiğini kaydetti. IRMIKI AYDIN ENGİN e - mail: engin (a planet.com.tr Sayın generaller, Milli Güvenlik Kurulu'nun iki bileşeninden hükümet kanadına iki mektup yazdım. Bugünkü mektup da sizlere, MGK'nin as- ker kanadına. İlk iki mektubu okuyup okumadığınızı bilemem. Bu mektubu okuyup okumaya- cağınızı da. Oysa okumanızı, hem de dikkatle okumanızı di- lerdim. Önünüze gelen pek çok yazıdan daha içten ve daha önemli olduğu kanısındayım. Sayın generaller, Lafı hiç eveleyip geveleme- den, önce söylenmesi gerekeni sona bırakmadan başlayacağım: Milli Güvenlik Kurulu gibi bir "or- gan"\n çağdaş hukuk devletinde karşılığı olmadığı kanısındayım. Demokrasilerde ülkeleri seç/7- mişler yönetir. Seçilmişlerin çürümüşlüğü, ik- tidar olmaktan aldıkları gücü kı- şisel çıkarian, tutkulan için kul- lanmaları, kendi kişisel "doğ- ru"larını ülkede tek doğru olarak dayatmaya kalkışmalan, üstlen- dikleri ödevlerı yerine getirebile- cek bilgi ve birikimden yoksun- lukları, onursuzlukları... Hayır, bunlann hiçbiri çağdaş devlet MGK Uyelerine Açık Mektup (3) kuramındaseç//m;ş-afanmfş iliş- kisini etkilemez. Seçilmişlerden kaynaklanan kusuriar, yanlışlar, suçlar gene seçilmişler tarafın- dan düzeltilecektir. Tıkanılan noktada halkın oyuna, seçime başvurulacaktır. Bunun başkabir çözümü yok. "Bu kuramsal doğrular Türki- ye gerçeği ile örtüşmüyor. Ülke biruçurumasürükleniyor" diye- bilirsiniz. Üstelik yerden göğe haklı da olursunuz. Burada siz- lere pek sevdiğim bir demokra- si tanımını aktarmama izin veri- niz: Demokrasi, düzenlerin en iyisi değildir. En az kötü olanıdır. MGK'nin sizin bugün bulun- duğunuz makamlara gelişinız- den çok önce var olduğunu bili- yorum. O yüzden bu yargılar el- bette sizlerin kişilığinize yönele- mez, yönelmiyorda. Örneğin sa- yın Karadayı'dan "Genelkurmay Başkanı olurum ama, önce bir hukuk devletinde yeri olmayan şu MGK'yi bir karara bağlayın" demesini isteyemezdik. (Aslında ben isterdım ama neyse...) Sayın generaller, Ülkenin güvenliğini, geleceği- ni, esenliğini tehdit eden tehlike- ler üstüne bir teşhis koydunuz. Teşhisinize katılıyorum ve katıl- mıyorum. Katılıyorum: Çünkü kökten- dincilik ya da dinin bir siyasal araç olarak kullanılması ülkemiz- de özellikle Refah iktidarından sonra azgın boyutlara ulaştı. Gerçekten ülkemizin geleceğini, esenliğini tehdit ediyor. Bizlere dayattıkları yaşam biçimi ile 1400 yıl öncesinin Arap çölü de- ğerlerinin, yaşamının, hukuku- nun ılkelliğine sürüklemeye yel- teniyorlar. Bunun önünegeçme- liyiz. Katılmıyorum: Teşhisıniz ek- sik. O kadar eksik kı yanlış den- se yeridir. Içinızden biri kökten- dinciliği kastederek, "PKK tehlı- kesinden de büyük" dedi. Yanıl- gı da burada zaten. Köktendinci tırmanış da PKK terörü de birer neden değil, so- nuç. PKK terörü de, köktendin- ci saldırı da, kimı devlet kurum- lannın mafya-ülkücü karması çe- telerle kuşatılmışlığı da, siyaset- teki katlanılmaz ölçüde aşın kir- lenmede, vurgunculuğun, hırsız- lığın, zora tapariığın ve hukuk- suzluğun kural haline gelmesi de aynı bütünün değişik yüzleri. Sayın generaller, Bu ülkede her yıl 9.5 milyardo- lar Güneydoğu'daki ilan edilme- miş savaş için harcanıyor. Bu yoksul ülkenin 9.5 milyar dolar gibi dev boyutlu bırikımi korucu aylığı, özel tim primi, olağanüs- tü hal tazmınatı, mermi, silah, bomba oluyor. Hiçbir ekonomi bunu kaldıramaz. Hete şu yoksul ülkenin cılız ekonomisi... Bu, işin ekonomik yönü. Birde sosyal ve ahlaksal yönü var ve bu yön daha da tehlikeli. Köyle- ri yakılan, terörden yılan, canının derdine düşen; işsiz, aşsız, eği- timsiz, geleceksiz ve umutsuz milyonlarca yurttaş göç ediyor. Kentler, art arda gelen göç dal- galan altında boğuluyor. Işsız, aşsız, geleceksiz ve umutsuz ınsan yığınlan neye sa- nlabılirler? Ya köktendinci karan- lığa, tarikatlara, koyu bir dinsel bağnazhğa ya da (Türk ya da Kürt) milüyetçıliğıne. şiddeti kut- samaya, kişisel kurtuluşunu çe- te tetikçiliğinde, mafyaya ya- manmakta aramaya... Kirlenme, çürüme ışte bu kay- naklardan beslenerek ülkenin bütün kurumlarına yayılıyor. Teşhisi bu bütünlükte koyma- dığınız sürece; tarikatlara bulaş- mış subayları ayıklamakta gös- terdiğıniztitizliği ve enerjiyi cina- yet çetelerine, uyuşturucu çete- lerine, haraç çetelerine bulaşmış asker unsurlar için de gösterme- diğiniz sürece, Güneydoğu soru- nunu banşçıl yöntemlerle çözme seçeneklerı üstüne düşünmedi- ğiniz sürece yakındığınız tehlike- den ve en az onun kadar ölüm- cül öteki tehlikelerden bu ülkenin kurtulması mümkün değil. Bu ülke hepımızın, doğru. Onu saplandığı bataktan çıkanmak is- tiyoruz. Güzel. Ama bunun için "iyi nıyet" yetmiyor. Doğru teşhis ve şıddetı mutlak olarak dışlayan tercıhlergerek. Teşhısınızı veter- cihiennizı bir kez daha gözderı geçırmeye ne dersinız? POIİTİKA GÜNLÜĞÜ HİKMET ÇETİNKAYA . .Saçlarında Özgürlük. Yağmur inceden yağıyordu... Gözlerinde yannlann aydınlığını yakaladım. Saçlarında özgürlüğün görkemini gördüm... Kalabalıktınız ve yürüyordunuz... Kanı çekilmiş, soluyan bir beden değildiniz. Ka- baran bir dalga gibiydiniz... Güztürkülerinin, ilkbaharsevişmelerinin çoköte- sinde çelikten bir örstünüz... Ellerinizde çoğalıyordu sevginin çiçekleri, hef adımınızda kararlılık vardı... Seni izliyordum büyümemiş sevdalan toplaya- rak. Seni izliyordum fırtına öncesi soluklanmalar gibi... Ekmeğimizin taş gibi katı ve gecelerimizin uyku- suz olduğu zaman tünelinden geçiyordunuz. La- jos Kassak'ın ılkbaharda haykırışı gibiydiniz ve alanlara sığmıyordunuz... Içinızdeki o çağlayan. umudun bir başka türlü anlatışıydı. Kurşuni akşamüstüler umutsuzluğun kol gezdiği sokaklarda kayboluyordu... Ben, seni izliyordum dün alanlarda... Senin incecik parmaklarında geziniyor, upuzun bir aşkın rengindeki gözlerine Pablo Neruda'dan dizeler okuyordum... Ben sana bakıyordum, sen bana... Çocuklar koşuşuyorlardı parklarda... Çocuklar, mevsimler ötesinde şarkılar söylü- yordu... Dün sabah hınzır bir yağmur yağıyordu Istan- bul'a... Istinye sırtlanndan Boğaz'a baktığımda, sen Sa- nyer'de, sen Edirne'de, sen Izmir'de, sen Diyarba- kır'da, sen Trabzon'da bir fotoğrafa gözyaşı dö- küyordun... Dudaklannda bir mercan ışırbsı kımıldıyordu. Gözlerinden aynlık öncesi vedanın yaşlan akryor- du... Ben o sırada senin için, tüm analar için Augus- tino Neto'yu okuyordum: "Anacığım! öldürdüler evlatlannı senin Ve sabretmeyi öğrettiler sana. Anacığım! Yıllan senin yaşamının benziyor birbirine mezar taşlan gibi. Ve acı çekmeyi öğrettiler sana umut bağlayıp göklere." ••• Kalabalıktınız ve yürüyordunuz... Şafakta arayıp öğle vakti yrtirdiğiniz aşklann pe- şinde koşar gibi değildiniz... Belki Aragon'dan şiirter okumuyor, Cemal Sü- reya'ya zaman ayıramıyordunuz... Ama dirençli ve onurluydunuz... Karanlığa meydan okuyup aydınlığa koşuyor- dunuz... Ben o sırada yine sana baktım. Avuçlanndaki sı- caklığı hissetim. Çoktandır özlediğim gülüşünü ya- kaladım. Çocuksu sevinçlerle oyalandım... Vicente'nin otlan dağlayan alevleri gibi bir çıp- laklığa koşuyordum kimseye haber vermeden. Ke- narjan dıngin akan bir ırmak gibiydim. O uzak kıyı- da kimselere görünmeden yıldıziara bakıyordum... Gözlerin nemliydtve sen o kalabalık arasınday- dın. Saat tam 13.00'te çoğaldınız özgür kanatlan- nızla... Ben sana ve o kalabalığa o uzak kıyidan Melih Cevdet Anday'ın bir şiiriyle sesleniyordum: "Ben güzel günlerin şairiyim Saadetten alıyonım ilhamımı Kızlara çeyizlerinden bahsediyonım Mahpuslara affı umumiden... Çocuklara müjdeler veriyorum Babası cephede kalan çocuklara... Fakat güç oluyor bu işler Güç oluyoryalan söylemek..." Sen bana bakryordun amagöremiyordun. Ben çok uzaklarda bir başka mevsim içindeydim... Yürüyordunuz yağmurun altında meydanlara doğru... Sana ne denli kızsam da kadınları eleştirsem de belki siz erkeklerden daha cesurdunuz... ••• Ellerinizde çoğalan sevgi çiçekleri, güz türkü- lerinden kaçıyordu 8 Mart Dünya Kadınlar Gü- nü'nde... Kabaran bir dalga gibiydiniz, fırbnalı birakşam- da susmayıp haykınyordunuz... Arzu içinde yanan dudaklannızdaki telaş, End- re Ady'nin kapısını mı çalıyordu? Kederli alacasında sabahın, eline bir kez dokun- mak isteyen adam, su perisi güzelliğindeki kadının bu kez bakışlarından utandı... Kadın aşkın bedelini ödemeye hazırdı... Derin bir sessizlik, Juan Ramon'un kapıda gö- rünmesiyle bozuldu: "Öylece de seni severdim, kadın. Yeniden taş doğsaydım, Öylece de seni severdim, kadın. Yeniden dalga doğsaydım, Öylece de seni severdim, kadın. Yeniden ateş doğsaydım, öylece de seni severdim, kadın. Yeniden erkek doğsaydım." Internet http: // www.planet.com.tr/Xn E mail: Hikmet .Cetinkaya @ Planet.com.TR uyuya kalanlar harıç
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog