Bugünden 1930'a 5,458,831 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 9 MART 1997 PAZAR 10 PAZAR YAZILARI İsveçliler üşdürüşdünü is zorlanıyor Data ar STOCKHOLM GÜRHAN UÇKAN Günlerden cuma. Saat 17.45. Stockholm'de civcivli semtlerden Fridhemsplan'dayız. Kapısının üzerinde Systembotoget yazan butığin önünde yirmiden fazla insan bir yandan sigara içiyor, öte yanda soğuktan titreyerek butiğin penceresinde ışıklı olarak sira numarası gösteren sayaca bakıyor. Butikl8.00'de kapanacak. Tiryakiler beklemeyi içerde sürdürmek zorunda kalacaklar birazdan. Orta yaşlı, yorgun görünümlü bir kadın, eldivenli elleriyle tuttuğu küçücük kâğıt parçasına bakıyor; ardından sayaca. Mınldanıyor kendi kendine. "Daha 213 kişi var." Birazdan dışardakı herkes ıçeri gıriyor. Çûnkü kapı kapatılacak. Dışanda kalan. ne cuma gecesi ne de bütün hafta sonu sofrasına bir şişe şarap ya da alkolü yapay olarak azaltılmamış iki şişe bira koyamayacak. Alkollü içkilerin tekelinı elinde tutan Systembolaget'in butiklen cuma akşamı bir kapandı mı, pazartesi 19.30'dan önce açmaz çünkü. Başka hiçbır yerde satılmaz, sattıklan alkollü içkiler. Halk, kan ter içinde kuyruklarda bekler. en az yanm saatinı harcar ve sonra bir suçlu gıbi içkisını ahr. Çogunluk gözükmesin diye çantaya, ahşveriş torbasma sakJar. Diğerleri belirli renkteki "Sistem torbalanyla" -sistem, kısaltılmış adıdır butiklerin- fazla şıngırdatmamaya özen göstererek evinin yolunu tutar. Dünyanın en çok vergilendirilmiş maaşıyla dünyanın en çok vergilendirilmiş içkisini, bir esrar kaçakçısı gibi onur kıncı bekleyişle "Buna da korkunç teşekkür borçlu olarak'" - kı çok daha beter günlerı görmüştür önceki nesil- almıştır artık. Sonunda bir Isveçh, halkı adına kendi rüşdünü ispat etmek için girişimde bulundu. Yıl 1995. Yeni yıla yeni girilmiş. Harry Franzen adlı bir bakkal, Avrupa Bırliğfne Isvec'ın resmen üye olduğu bu andan ıtibaren ülkesinin de "kıta Avrupası'ndaki" diğer ülkeler gibi olması gerektiğini bakkalında şarap satarak kanıtlamak istedı. Bir Fransız, şarabını evinin köşesindeki şarküteriden ahrken Danimarkalı sevgili birasını alt kattaki büfede bulurken ve Alman süpermarketten yanmşar litrelik biralannı kasayla toptan alıp otomobilin bagajına yüklerken Isveçli kuyruklarda aşağılanacak ve buna da şükredecekti? Başka ülkelerin yöneticileri, halkın sağhğmı tsveç'teki kadar düşünmüyor muydu? Harry FYanzen'in bakkalına derhal polis geldi. Satışı durdurdu ve Franzen hakkmda dava açılması ıçin olayı savcıhğa ılettı. Ardından para cezası filan. Franzen yılmadı. Avrupa Birliği Mahkemesi'ne başvurdu. tsveç, bu birlıkte miydi, değil miydi? Hanı bu birligin Brüksel'den diretmesi üzerine işsizliğin % 10'ubulması pahasına bütçede açık gidenlmesi içuı halka kemerleri sıktınlmıyor muydu? Ona uyuluyordu da buna neden uyulmuyordu? Avrupa Birhği'nın mahkemesınin başavukatı geçen salı günü Franzen'i haklı bulduğunu mahkeme bildirdi. Isveç hükümeti, tekelinin var olma gerekçesi olarak halk sağlıgını gösteremezdi. Avukat üstelik yemekle alman beş kadeh şarabın sağlığa yararlı olduğunu bile iddia ediyordu. Bu olayın bam teli "zurnanın zırt dediği yer" sağlık meselesi değildi. tçkiden alınan verginin. lsveç devletinın en önemli ilk üç gelir kaynağından biri olmasıydı. Salt bu yüzden halk, rüşdünü ispat edememiş yığm olarak görülmüştü ve buna son venlmesı için Harry Franzen'le Belçikah bir avukata gerek kalmıştı. Şimdi mayıs başında AB Mahkemesi'nin 12 hâkimi, bu konuda karar verecek ve büyük bir olasılıkla lsveç monopole veda edecek. Yöneticıler; lisandı, satış saatleriydi, satış yeriydi dıye "sistemin" rakiplennın anasını ağlatacaktır ve yüksek vergi politikasıyla damak tadını bilenlerin canma okuyacaktır, ama lsveç halkı ilk kez kendini bir suçlu gibi hıssetmeyecektir, elindeki plastik torbada ıkı şişe şarap, dört kutu birayla evıne döner. JohnLennon'ıhaürlamakPavarotti dahil. birkaç pop konsen dışında uluslararası sanat ve sanatçıdan mahrum olan Johannesburg, geçen hafta John Lennon'ın çizimlerinden oluşan sergiye ev sahipliği yaptı. Şımdiye dek sergilerde çok şey hıssettim; kızdım, kıskandım, sevindim, güldüm, hatırladım, özledim, bılgilendım... ama daha önce hiç şaşırmadım. The Firs ahşveriş merkezindeki mürekkep karalamalan arasında gezinirken yaşamını, öfkesini, isyanını, balayını, çıplak vücudunu gözler önüne sermeyi felsefe edinmiş. hatta özgürleştirici bulmuş yaratıcı bir adamın günlüğünü okurmuş gibi oldum. Vitnnde yaşamayı seçen birinin de gürüügü olabilırmiş demek ki. Oysa John Lennon'ı günlük tutmayan türden bin olarak düşünmüştüm. Medya, onun yenne yaşamının özerini tutuyordu nasıl olsa. Lennon'ın çalışmalan, bir çocuk tarafından çizilmişcesine naif, bır mimar tarafından hesaplanmışcasına iyı düşünülmüş ve bir fotoğraf kadar anlık. Yanlış yöne giden bir çizgi yok. Sadece gerektiği kadar çizgı kullanılmış. JOHANNESBURG "%RIİ AYSU ÖNEN Eskızlenn çoğu ilk bakışta bir dizı kankatür olarak algılanabilir. Dolmakalemle yapılan resimlerin hepsi çizenin mızah duygusunu yansıtıyor, bazılannda konuşma balonu bile var. John karakteri hemen hemen her karede karşımıza çıkıyor. İlk izlenimim olan günlük teşhisinden vazgeçıyorum. Bu sergi olsa olsa John'un maceralanm anlatan bir resimli roman olabihr. Günlük ya da karikatür, beyaz kâğıt üzerindeki bu siyah Lennon lekelen, Lennon müziğinden daha çok şey anlatıyor. Serginin en özel bölümü ünlü Bag One Koleksiyonu. John Lennon'ın Yoko Ona'ya evlilik armağını olarak verdiği büyük beyaz plastik portfolyo çantasındaki 15 litograf baskıdan oluşuyor bu koleksiyon. Bag One Koleksiyonu, ilk olarak 1970'de sergiye çıktığında, eserlerin erotik ıçeriği yüzünden bir Londra galensi tarafından reddedilmiş, Şikago'da mahkeme karanyla yakılmalan buyurulmuş. Johannesburglular, Yoko'nun düğün armağanlannı sergi salonunun içınden. kapısında "Erotik malzeme. Hassas izieyicfler girmesin" yazılı bir tünele geçerek görebıliyorlar. Sınema filmlen ve televizyon programlanndan sonra resim sergilen de sansürlenıyor. Sırada Goya'nın nülerinm uygun yerlenne siyah bant çizmek var. Hint dansında yeni bir soluk Geleneksel Hint dansı da yavaş yavaş çağın gereklerine ayakuyduruyor. Hindistan'ın ünlü dansçısı Citanjali koland. mesleginde çeyrek asn geride bırakırken klasik Hint dansına da yeni soluklar kazandınyor. Geçen hafta 25"inci sanat yüını kudamak için sahne\e çıkan Koland, Hint mrtolojisinden çeşitii temalan ve bilgisayann sunduğu görsel efekt olanaklanm birleştirerek, Ldeyenlerin solnklannı kesti. Konuşmak bazen anlaşmayı zorlaştınr MOSKOVA HAKAN AKSAY "Sıkıntıdan patlıvorum" dıyor, "sendeki Rusça bende olsa böyle sıkılmazdım. Tanısırdım güzel bir Rus kadınryla. Konuşur anlaşırdık." Sıkıntılı arkadaşımın son iki sözcüğünü içimden birkaç kez tekrarlıyorum: "Konuşur anlaşırdık.'' Ne kadar da kolay! Sankı insanlar aynı dili bildiklen zaman anlaşamamalan ıçin hiçbır neden olamazmış gibi. Arkadaşım, Rusça ya da "İngilizce falan" bılmediğinden dolayı yakınıp duruyor: "Güzel Türkçcmizle de buralarda pek bir şey yapamazsın. Hem zaten Rusya'ya gelip de durmadan Türkleıie gezip tozmak pek akıl kân değil. An. senin gibi Rusça konuşacaktun kL_" Aklıma 1981 'de buralara ilk geldiğim sıralardaki bazı olaylar geliyor. Sovyetler Birliği'ne birlikte geldiğim arkadaşımla ben, iki Türk, sınıf birincisiydik; Rusça derslerinde bol bol aferin alırdık. Ama ış 'tanışma' konusuna gelince, Rusçayı hiç iyi konuşamayan pek çok Arap ve Latin Amerikah öğrenci bizden çok daha başanlıydı. Biz 80 askeri darbesınden sonra dünyanın kadenyle uğraşan 'aşın ciddi' iki genç olarak çevrede yaltuzca 'saygı' uyandınrdık. Saygı ise malum, her zaman en fazla işe yarayan duygu değildir. Tanıştığımız 'komsomolcu' kızlarla dünyanın ve Sovyetler' ın gıdişinı tartışmaya çalışırdık: onlar da bize genellikle fazla yaratıcıhk istemeyen bazı cümleler söyler, bizı çok akıllı bulduklannı belli ederek konuyu kısa keser, sonra da başkalanyla dansa giderlerdi. Biz 20 yaşında olduğumuzu hatırlayana kadar epeyce sıkmtı çekmiştik. Sınıfimızın 'tembel tenekesi' pek çok yabancı öğrenci ise bildiklen üç cümlede üç yüz hata yapmalanna karşın epeyce popüler hale gelmişlerdi. Sonradan onlara tam olarak yetişemesek de arayı biraz kapatmayı başarmıştık. Bütün bu yaşam derslerini ve bazı anılanmı anlatarak sıkıntılı arkadaşıma iyi bir dil bilgisinin her şey olmadığını açıklamaya çalıştım. Az da olsa bildiği Rusça'nın tanışması için yeterli olduğunu söyledim. Ana dilini konuşurken bile en fazla 300-400 sözcük kullanan bir yığın insan olduğunu anımsattım. Ama nafıle! "Sen de hakhsın, ama >ine de dil çok önemli'' diyor. Belli ki bu konuda frekansımız tutmuyor. Belli ki aynı dili konuşarak anlaşmaya çalıştığı insanlardan yeterince ağzı yanmamış ya da bu yanık izlerini unutup görmezlikten gehneye alışmış. Belli ki bir kadınla bir erkeğın birbirine yaklaşıp güzel duygular hıssedebılmesı ıçin sözcüklerle yapılacak açıklamalan temel koşul sayıyor. Belli ki dudaklanyla ilişkiyi reddeden bir kadmın gözlerindeki artık neredeyse yazgıya dönüşmüş olan isteği hiç fark etmemış. Belli ki sevgi ve sadakat sözleriyle her gün yalan banyosu yaptıran bır sevgilinın ihanetıne hiç uğramamış. Belli kı en kritık anlarda gözlerin, ellerin ve vücudun diline kulak vermektense hep sorularla yanıtlara başvurmuş; sessizliğin yarattığı o mükemmel konsantre olma olanağından yararlanmaya hiç sabn yetmemiş. Belli ki akıllı insanlann en sık düştüğü yanlışa o da kendini kaptırmış: Akıl ve dil yardımıyla her sorunun çözüleceğine ınanmış: karşı cinslerin asla birbırlerini tam olarak anlayamayacaklan, en fazla kendi dünyalannda kendilenyle uzlaşarak huzurlu olabilecekleri gerçeğine gözlerini kapatmış... llkokulda çızilmiş karikatürlerden, Liverpool Sanat Koleji ödevlenne kadar, John Lennon'ın yaşamının her dönemini yansıtan bir çizgı bulmak olası sergide. Anlaşılan o ki, John Lennon yaşamının her günü çızmış. Dolma kalemle yapılan resimlerde kullanılan tekniğe çabuk eskizleme adı veriliyor. John'un eli çok çabuk olmalı. Pek çok eskiz kalem kâğıttan kaldınlmadan bır hamlede çizilmiş, tek bır çizgiden oluşuyor. Sergılenen eserlenn çoğu litograf baskı. Bag One Koleksiyonu ve bazı resimler ise orijınal imzalı. Bir John Lennon orijınaline lSOOdolarvererek baskılara ise 400 dolardan 2000 dolara kadar bir miktan gözden çıkararak sahip olunabıliyor. Bu kadar ünlü bir insanının eserleri için oldukça alçakgönüllü fiyatlar. Ne demiştı John: "Ucuz koltuklarda oturanlar alkışlasınlar. Diğerleri, mücevherlerinizi saUaym." John Lennon. ünlü ve yaratıcı olduğu ıçin gerçek aşkı bulduğu için kendini hep şanslı hissetmiş. Kollan iki yana açık, bihnçaltına "Neden ben" diye soran bir John resminin önünde duruyorum. Sonunda sergilenen resimler arasındaki gizli ilişkiyi çözdüm. Bu sergi ne bir günlük ne de resimli roman. Bu sergi bir film. "Neden ben" diye soran John da başlangıç karesı. Sonraki karelerde, Rock and Roll'un, başlanndan bın Ehis, bın Elton John olan bir gitanst: Amenkan rüyasının elmalı pay şeklinde bır yatağı; geçmişe açılan kapıdan bır ayna; dünyanın en güzel kadını Yoko; özlemin çölü; dünyayı seyTedecek en iyi yenn bulutlan; aile ağacının aslında bır elma olan ağacı; büyük şehrin bir kanguru cebi; sanatçının genç bir adam olarak portresınin hürriyet heykeli ve ben banşın kapısının kapalı olduğunu öğreniyorum. John Lennon öldürüldüğünde 10 yaşındaydım. "İhtilal ne demek, anne" diye sorduğum yıldı. O yıla dair pek fazla bir şey hatırlamıyorum. Aradan onlarca BeatJes şarkısı ve iki ölüm (Freddy Mercury ve KurtCobain) geçti. Geçen cumartesı gününe kadar John Lennon aklıma hiç gelmedı. John Lennon filmı sona ermek üzere. Son karede John, bir koltukta oturuyor. At kuyruklu, çıplak ayak. Yanında kedisi uykulu. Yaşartu boyunca kafasını kurcalayan "Neden ben" sorusuna yanıt bulmuş: "Neden olmasın?" Yaşama olan bu olumlu yaklaşımı için sanınm John Lennon'ı artık hep hatırlayacağım. Ingilizce eğitim yapan bir özel okul için aşağıdaki elemanlar ara.nmakta.dir. İyi derecede WORD ve EXCEL bilen ftİlGİSflVflft OPCRRTÖRÜ İyi derecede DOS ve VVINDOVVS bilen BİlGİSflVflR ÖĞR€TM€Nİ En az 2 yıl deneyimli S€KR€T€R İlgilenenlerin detaylı özgeçmişlerini (0216) 335 71 98 numaralı faxa Leyla Toraganlı'nın dikkatine göndermeleri rica olunur. A prestiguous private school seeks native speakers of English for following teaching posts: 1. Alathemcıtics 2. English 3. JVIusic 4. Physical Education 5. All applicants nıust be çualified teachers with a minimum teaching experience of3 years. Please fax your detailed CV to (0216) 335 71 98 to the attention of Leyla Toraganlı latest until 31 March 1997. All applications will be kept strictly confidential. MARDİN ASLİYE HUKUKHAKİMLİGİ'NDEN DosyaNo 1993'37O Davacı Mardın Defterdarlıği yekıli tarafından davahlar A KadırÇaktır, Bereket Mangan, Fah- rettın K.a\ ak ve Femvan Hazar aleyhıne açılan tazmınat davasında- Davalılardan Fahrettın Kavak'ın adresı rneçhul olduğundan adına ilanen teblıgat yapılmasma karar \erilmı^ olup. davacuun açmış olduğu 120.193 000.-TL'lık tazmınat davasınındunışması olan4.4 1997 eunüsaatO9 00'damah- kememızde hazır bulunması ya da bır vekılle kendısını temsıl ettırmesı. aîcsı takdırde duruşmanın yokluğunda yapılarak karar venleceğı ilanen teblığ olunur Basın 8221 TÜROB UTÜSTİK OTELCİLER\"E İŞLETMECİLER BİRIİĞİ'NE YÖNETİCİ SEKRETER ÂRANÜOR. Turizm sektöründe en az 3 yıl deneyimli, İyi derecede ingilizce bilen, Bilgisayar (Windows 95, Word, Excel, Povverpoint) bilgisine sahip, Prezantabl bay veya bayan etemanhr aranmaldadır. Adaylann, özgeçmişlerini 252 16 64 No'lu faks'a "Süleyman Blum dıkkatıne" yollamalan gerekmektedir. G A L A T A S A R A Y Ü N İ V E R S İ T E S İ T U R t Z M E Ğ İ T İ M P R O G R A M L A R I BİLGİSAYAR DESTEKLİ OTEL MUHASEBESİ EĞİTİM PROGRAMI Galatasaray Omversıtesı. bilgisayar laboratuvarlaruıda düzenlenecek olan otel muhasebesı eğmm programının kayıtlan başlamıştır. Programın amacı, kursa katılanlann. ülkenuzde uygulanmakta olan otel muha- sebe sıstemını öğrenmelennı sağlamaktır. Eğıtım programında. otel ışletmelennın genel muhasebesı, bütce raporlama sis- temı, ömeklerle ve bilgisayar ortamında venlecektır. Eğıtım her katılımcıya bır bilgisayar düşecek şekılde- , yınnı kışılik sınıflarda gerçekleştınlecektır. Bu eğitim programı, Uluslararası Işletmecilik Vakn'nın ışbirhğı ile yapılmakta- dır. Tanh : 15 Mart - 11 Mayıs 1997 Sûre : 60derssaaü Gün ve saat Cumartesı 10.00-12.00; 13 00-15 00 - Pazar 10 00-13.00. Başvuru : (Haftaıçi 09.00-17.00 saatlen arasında) Galatasaray Ünıversıtesı. Çırağan Cad. 102. Ortaköy 80840 - ISTANBUL, Tel 227 44 80 /106 - 259 23 09, Faks: 258 22 83 Önkoşul Yok. Kurs sonunda katüım sertUikası verilecektir. Dikkat! Konttnjan sınırlı olduğundan, kayıtlar başvuru sırısına göre yapüacaktır. BİR HAVAYOLU DERGİSİNDE YA2ACAK, GENÇ YETENEKLER ARANIYOR. Tel: 0(212) 296 11 73 ELEKTRONİK TEKNİSYENİ VEYA TEKNİKERİ Tel : (O 212) 275 51 15 tj Başka Türkrye Yok Haydi Fidan Dikelim ORMAN BAKANLIĞI AĞAÇLANDIRMA VE EROZYON KONTROU)EROZYON KONTROU GENEL MÜDURLUĞÜ Çok iyi derecede Ingilizce biliyorsanız. editörlük nitelik- lerine sahipseniz, üstelik üniversite mezunuysanız; Dış ülkelerdeki çevre koruma çalışmalanyla Vakfımızın çalışmalan arasındaki iki yönlü bilgi akışını kurabilecek- seniz; Uluslararası ilişkileri, çevre politikalanm, doğa koruma ya da benzeri alanlarda bilgi sahibiyseniz; Windows ortamında bilgisayar kullanabiliyorsanız; kolay uyum sağlayabiliyor, analitik düşünebiliyorsanız, yoğun bir tempoda çalışabiliyorsanız, seyahate engeliniz ve as- kerlikle ilişkiniz yoksa Uluslararası İlişkiler Yardımcısı olabilirsiniz demektir. Özgeçmişlerinizi ya da sizi en geç 21 Mart'a kadar bekliyoruz. Adres: Çayrr Çimen Sok. Emlak Kredi Bloklan A-2 Daire 24 Levent-tstanbul Faks: 0.212 281 11 32 Tel: 0.212 283 78 16 TEMA Tatilinizi Zehir Etmeyin Kalbinizi Kontrol Ettirin... TÜRK KALP VAKFI Tel.: (0.212) 212 0707 (PBX) Faks: (0212) 212 68 35 ŞİŞMEBOTLARIN CAN SALI OLARAK KULLANIMI DEMIRLEMEYERINDE RÜZGAR AKINTIİLE KARŞI LAŞIRSA... BAYRAK NEREDE TAŞINIR? Demırcıler Sıtesı 8 Cadde No 71 Zeytınbumu-ISTANBUL Tel 10212) 664 16 94 • 510 28 71 • Faks ıO212) 558 67 85
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog