Bugünden 1930'a 5,439,171 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 9 KASIM 1997 PAZAR 12 KULTUR Can Yücel, bir buçuk yıllık bereketli birikimini 'Seke Seke' adlı bir kitapta topladı 'Shakespeare Türkçe de düşünür'ESRAALİÇAVUŞOCHI Türk şiirinin gözüpek, sivn dillı. 70"i aşkın yaşına rağmen hâlâ genç şairi Can Baba, yeni şiirlenyle okuvuculannın kar- şısuıda. 'Seke Seke' adını verdiği kitabın- da yine yergı, yine taşlama, y ine polıtıkay- la sesleniyor Can Yücel okuyuculanna. 'Seke Seke Ben Gektim', 'Papatyanın Patagonyası' ve 'Eklem' başlığinda üç bö- lümden oluşan kitapta. röportajlann yanı sıra şaınn Datça'dakı 'fakirnanesi'nde yazdığı. Datça'yı. sıcağı. halkını anlattı- ğı şiirlerdeyeralıyor. Bir buçuk yıllık be- reketli birikiminin şiırlennde hemen her- kes var; yaşayanlar. ölüler, yaşayan ölü- ler... Şiir, bir bakış açısı, yaşama yöntemi o- nun için. "Eğer bir uğraşsa bu, bunun ken- dine özgü bir dikkati olmak. bu dikkat ya- şam haline dönuşebilir. Şiir yazmak isti- yorsanız şiire uygun yaşama tarzını be- nimsemek zorundasuiız. Daha önce dev- rimciler için söylenirdi. '24 saat devrimse. 24 saat şiir.1 Bir nevi yaşamanın temeüdir şiir. Onun için de okuduklannız. dikkati- niz, hatta politikanız. ekonomi poütiginb şiire dönük hale gelmeli. Şiir bireyin kim olduğunu da belirleyen bir uğraş olduğu- na göre. bu benim \asamimin benliğini de belirleyen bir dal." "Kemalizm ciddi bir tarih alanı" Şiir ne kendı başına öfke, ne de sevgi Can Baba'ya göre: yaşamı çekip çeviren bir ılke. Dıyalektık. şıirde öfke ve sevgi olarak tecellı edıyor. "Bu sevgj \cöfkenin diyalektiği eytişündir. Bu nedenle sevgi ve öfkenin bir bikşimi olarak ortaya çıkar sa- nat CHanı kabul yerineoianı değiştirme yo- lunda bir çabadır, bundan doiayı verimli- dir veönemlidir. Bundan dolayı insan bey- ninin ince noktalanna kadar giren, sürek- Klik kazanan bir eyleoıdir." Can Yücel. şiirlennin yanı sıra düz ya- zılanyla da gördüklenni, düşündüklerinı anlatıyor ve şiirlenyle yazılan arasında fark görmüyor. Daha çok tarih gibı, ana- lızler gibı, genış mekânlar. sayfalar iste- yen konularda yazıyor düz yazılannı. Her konuyu şiir oluşumuna sokmak istemiyor. Yaptıklannı bekletıp şaraplaştırarak sun- mak amacı. Şiirleri hem Batı edebiyatmın hem de ailesinden gelen Me\le\ilığin ızlerini ta- şıyor: "Elbette hürnanizrna beni etkilemiş- tir. Böyle yetiştim ben. Babam Mevleviha- ne'de doğmuş, yeaşmişti. Babam her ne kadar Baba. Atatürkçü. Batılılaşma hare- M^n buyuk duşu Shakespeare'e 'asılmak' Can Yücel'in. Shakespeare 'leri bitirmeden ölmek istemiyor, hesabım yapıyor ve 135 yaşına kadar yaşamayı garantiliyor. 'Shakespeare Türkçe söylese nasıl söylerdi, bunu düşünüyorum, bayağı giizel şeyler çıkıyor ortaya. Demek ki Shakespeare Türkçe düşünebiliyormuş. Çeviri yaparken yeni bir çocuk doğuruyormuş gibi bakmak lazım olaya. Yoksa suni imkânla çıkan çocuklar gibi ancak bize başbakan olur.' ketinin biryigkii olarakyaşamışsa da Şark edebivab. mistisizm. divan edebiyab ve bi- zim temei gökkubbemiz musikisini de bir- leştirmisti. Ama ben o kadar şanslı deği- Bm." , Cumhuriyet çocuklannın, devrimci ge- lenek ıçmde, geçmışini es geçerek yetiş- tiğı düşüncesınde Can Yücel için Mevle- vilik Sunnılikten. 'suni' ve bağnaz Müs- lümanlıktan çok farklı Me\levilik ve BektaşiliğınbüyükkültürbınkiminıMüs- lümanlıkla kaynaştırmaya karar vermişlı- ğin karşılığı olduğunu söylijyor. Din simsarlığının öne çıktıfı şu günler- de Atatürkçülüğün cahil politikacılann elınde oyuncak olmasını da belli ki haz- medemıyor şair. "Türkiye'de Atatürk'ü konuşmak onun bunun işj değil. Kemaliz- min siyasilerin çiğnemiği haline gelmesi yanlıştır. Bu ciddi bir tarih alanıdır. Bilim- sel bir tarih yazılmadıkça herkes aklına geleni konuşur. Bunda elbette tek partili devrin günahıdaolmuştur. Vslında Nutuk kötü bir kitap değildir. Gazi Mustafa Ke- mal'in tarihe karşı verdiği bir hesapür. Çok önemli bir kitapür ama bunun dışın- da hiçbir tarih yoktur anlanuna geunez. Çok daha ciddi, çok daha emek isteyen. ne yapüğını bilen tarihçUerin > ctişnıcsi lazım- dır. Bu tarihi anlattıklan zaman Mustafa Kemal bugünkünden daha büyük bir adam olarak anlaşıuıcaktır. Bir nevi ordu lazım. tarihin yaalması için. Bu konular öyle eften püften yetişmiş, ufak tefek poü- tikaa kınntüanna kalmış konular değildir. Bunlar: her şeyi biliyormuş gibi tatturu zuttunı konuşur. Babam derdi ki;' Insanın kendını bir bok zannetmesmde belkı bir mazeret bulunabilir. belki bir bok zannet- me de mazur sayılabilir. Ama benim asıl kızdığım şey kendini iki bok zannedenler- dir". IşterjuikiboklarTürkiyetarihimnca- nına okuvor." Avrupa ve Amerika şiirini postmoder- nist değil. premodernist olarak niteleyen şair. Türk şiirinde artık deneyimler ve de- neyler devrinin bittiğini, üretken adamla- nn ortaya çıkıp ortaklaşa bir kültür yaşam tarzı olan sanatı patlatmalan gerektiğini vurguluyor. "Şairİerin hepsi hapishane kuşudur. Kendi kendilerine aamaktadırlar künsa- nın en büv ük kabahati kendine acımasıdır. Ondan dolayı çok güç çıkıyor şiir. daha doğnısu şair çıkmıyor da şiir çıkıyor ara sıra." Çeviriden yeni bir yapıt çıkmah Aşka hıçbır zaman son vermemiş o, hep âşık, adı üstünde ozan 'âşık' değil mi za- ten? "İnsan erkekseerkek. kadınsa kadın- dır. Bunlann hakkım vermek lazım. Bunu \erdigin zaman âşık olnumanın ünkâm yvktur. Aşk böyle yaşamr." Çeviri konusunda ise romanı özellikle de şiiri her şeyden önce bir nesne, bir ob- je, bir olay, bir vaka. bir olgu, bir fenomen olarak görüyor. "Başka bir dilden kendi dilimize çevirirken eğer o dil içinde o ola- yı yinelemez ve yenilemezseniz onu yeni- den yaratmazsanız hiçbir boka yaramaz. Türkiye'de çevrilmemiş hiçbir şey yoktur, her şey çevrilmiştir. Hiçbirşey de değişme- miştir. Çevirinin temeli yeni bir yapıt or- taya koymaya bağhdır. Çeviri yaparken ye- ni bir çocuk doğuruyormuş gibi bakmak lazım olaya. Yoksa suni imkânla çıkan ço- cuklar gibi ancak bize başbakan olur." Şimdilerde en büyük düşü Shakespe- are'e 'asılmak' Can Yücel'in. Shakespe- are'leri bitirmeden ölmek istemiyor, hesa- bını yapıyor ve 135 yaşına kadar yaşama- yı garantiliyor. "Bu Shakespeare pezeven- gi Türkçe söylese nasıl söylerdi. bunu dü- şünüyorum. bunu düşünürken bayağı gü- zel şeyler çıkıyor ortaya. Demek ki Shakes- peare Türkçe düşünebiliyormuş." Artık Datça'da Rumlardan kalma bir taş evde geçiriyor kışlannı eşi Güler Yû- cd ve dostlanyla Can Baba. Sağlık sorun- lan nedeniyle buraya yerleştiğini söylüyor ama sıgarasını da birbiri ardına eklemeyi ihmal etmiyor. Bir de Kuzguncuk'taki Çı- naraltı kahvesindeki dostlan hiç yalnızbı- rakmıyor onu. Yazlan neredeyse bütün za- manını burada geçiriyor ve bir şeyler ıçı- yor alkolsüz olmak şartıyla. KÜLTÜR • SANAT 293 89 78 (3 HAT) cnraıKnaıIUS S1 NE MALARI MALTEPE'DE AÇILDIS İ N E M A * ALIŞVERİŞ ve EĞLENCE MERKEZİ AhrtOrt Cd No 41 / MALTEPE |ftej»dıye Yonı] Tel 0 216 <U2 60 30 I Ş L E T M E S İ D İ R Eddie Kirkland & The Energy Band Nappy Brovvn & The Electric City Band Aliison B. King jstanbul Blues Kumpanyası BLUES...BLUES...BLUES... Sonbaharın. aşkın ve hüznün mûziği blues'u doya doya dinlemeye hazır mısınız? 0 halde Efes Pilsen Blues Festivali'nde buluşmak üzere... 12,13,14Kasım1997Saat:19.30, 15 Kasım 1997 Saaf 14 00 ve 19.30 İSTANBUL HILTON CONVENTION & EXHIBmON CEMTER Biletter 24 Ekim 1997 taritıinde satışa sunulacakbr. Vakkorama Suadıye • Rumeli Taksm • Gallena Akmefkez. (0-216)350 87 42 (0-212)234 42 81 (0-212)25128 88 (0-212)559 54 44 (0-212)282 09 65 B«yo41u FtTAl 249 01 66 UDİK» «UNDHAU3 442 60 30 AMan HtSAPOL 419 44 92 l.-m» H» 4S3 91 00 Uına a*LERl* 4990311 «naiyı İÜLIÖR 244 03 OS Mujt ZETIEH 214 M 26 Tnbon U M T 321 00 06 Saıraun OMJUO CMEMA 230 61 30 16 30-18 45-21 15 Oam C Mİ 23 «5 11 3O-14 0O-16 3O-19.0O-21 30 12 15-14 30-17 00-19 15-21 X 12 15-14 30-16 45-19.00-21 15 11 45-14 0(M6 30-1145-21 00 12 30-15 00-16 30-2100 13 3(H 6 00-19 30-22.00 1300-1530-1900-2030 1145-14 1^16 45-18 45-21 00 EFES Pilsen (OPERA) SANA1 GALERIS! Gnjp Resim ve Heykel Sergisi 27 Ekim- Horiciye Konoö Sk SoölıkApt. No:l Takstm Tel 0212-249 92 02 RUZİN GERCİN MEHMET PESEN SÜLEYMAN SAİM TEKCAN ÜNSAL TOKER ÖZER AKTAS Tiyatro İlanlarınız İçin (0212)2938978(3hat) EBRU FÜSUN ARIKAN'm Bahariye'deh atölyesinde geleneksel"Ebru"derüeıi 0-216-338 2834 0-216-414 17 55 hevkel ATÖLYE/GALERİ HEYKEL ÇALI^MALARI Sülcu Alı Sok. No: 1 Iskeie Meydonı Ortatöy/IST. Tel: [0212! 258 81 4 6saatsüren birşölenle 'Hamlet' Kültür Servisi - lzmit Bü- yükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu, 11 KasımSalıgü- nü VV. Shakespeare'in 'Ham- let'ıyle perdelerini açıyor. Bu kez tam versıyonuyla 6 saat boyunca seyırciye. 'oyuncu-seyira' paylaşımı içinde sunulacak olan farklı bir 'Hamlet' versiyonu bek- lıyor sanatseverleri. O> unun provalan. başlangıçta >aşa- nan kimi aksaklıklardan do- layı sabaha dek sürüyor. Oyunda, seyirciyi sürekli bu uzun süreli 'şöten'in içinde tutmak için gerçekleştirile- cek olan programlar \ar. Oyun arasında venlecek olan konserden tutun da, ye- me-ıçme partısine kadar pek çok şey. Oyunun sonunda ise hemen hemen bütün bir gün- lerini tiyatroda oyuncularla birlikte geçiren seyirciler, geceye yine oyuncularla de- vam edecekler. Bu kez ovun Flordunve Bilgin dışında sohbet ortamının ya- ratılacağı bir başka 'şöten" y- eralıyor tiyatroda. 'Oyuncu- seyirci" ilişkisinin birebir gerçekleşeceğı farklı bir or- tam. lımit Belediyesi Şehir Ti- yatrosu Genel Sanat Yönet- meni ve yönetmen Işıl Kasa- poğlu'nun ışık tasanmını gerçekleştirdiği ve yönettiği oyunda, dekor ve kostüm Ef- terTunç'a. dramaturji ve ko- reogTafı Emre Koyuncuoğ- lu'na ait. Oyunda 'Hamlet'i Tardu FTordun, 'Opbelia'yı Esra Bezen Bilgin. 'Gcrtru- de'ü Zuhal Gencer, 'Claudi- us'u Engin Benlicanlandın- yor. 'Genç Hamlet' Tardu Flordun, beş buçuk saat bo- yunca sürekli sahnede olma- nın performans olayı oldu- ğunu, ancak sahnede olduğu bu süreç içinde yorgunluk hissetmediğini ve 'Hamlet'i tam versiyonuyla oynama- nın da çok gurur verici oldu- ğunu dile getiriyor. Tiyatro- nun çalışmalan bir yıldan bu yana sürüyor. Provalar ve sahneleme için ekibe ilk tah- sis edilen salon, yetkililerce sağlık tesisi yapımı için uy- gun alan olarak seçildikten sonra geri alınmış. Onümüz- deki günlerde 'Hamkt'in ilk kez tam versiyonuyla ger- çekleştirilecek olduğu bu sahne, topluluğa SEKA tara- fından verilmiş. KİTAPTA KENTLE İLİŞKİSİINİ ANLATIYOR Nedim GürsePin Parîs'i HİZMET ALIMI YAPILAÇAKTIR SEKA DALAMAN MÜESSESESİ MÜDÜRLÜĞÜNDEN 1998 yılı içinde müessesemıze gelecek yaklaşık 3000 ton ham lıntenn kamyımlardan alınıp fııma adlanna göre ıstıflenmesı. amba- lajlannın açılması, sısteme beslenmesı. sulfat selülozunun ambalajlanması. 2]00 ton lınter \e 25 000 ton sülfat selülozlannın tesısimiz içinde nakil ve tstıf işı. kapalı zarfia teklıf ısteme yöntenııne göre teklıf alınarak şaptınlacaktır thalcye girebılmek için müessesemizden yer görme belgesı alınması ile teklıf bedelının % 7 5'ı nıspetınde geçıcı temınat mektubu verilmesı şarttır Bu ışe ait şartnameler Mües- sesemız Ticaret Kısım Müdürluğünden KDV dahıl 10 OfHl 000 TI bedelle temır edilebılır tlgılenenlerin. şartnamede belırtılen şekılde hazırlayacaklan teklıflennı kapalı zarf içinde engeç 25 11 199"tanh >aat 14 00 e kadaı nnies'ie«eTni7 Haberlesme Seflığıne vennelen gerekir. Belirtılen şeflığe süresı içinde ulaştınlamayan. geçıcı temınat mektubu olma>an. açık gelen. telek< ve telgrafla göndenlen tek- lıfler değerlendirmeye alınmayacaktır Müessesemiz 2886 sayılı kanuna tabı değildir lhale\i vapıp \apmamakta. kısmen yapmakta. gerektiğinde iptal etmekte ve diledığıne sipanşı vermekte serbesttır llan olunur Basın 47893 Kültür Servisi -Tam bir Paris âşı- ğı Nedim Gürsd Ancak kentle iliş- kisinin kökünde toplumsal yapı ya da günlük gerçekler değil, çocuk- luğundan beri özlediği romantik Paris görüntüsü yatıyor. Daha orta- okul yıllannda, tıpkı Baudeiaire'in şiirlerinde olduğu gibi, Paris'te, ça- tı katında oturan bir yazar olmak Gürsel'in düşlerini süslermiş. Yıl- lar sonra henüz üni- versitenin birinci sı- nıfmdayken Gorki üzerine yazdığı bir yazıdan dolayı Tür- kiye'den kaçıp zo- runlu olarak yerleştı- ği bu kent hâlâ orta- okul yıllannda kafa- sında oluşan görün- tüsünü koruyor. Bu- na karşın Paris, geç- miş dönem edebiyat- larının anlattığı ölçüde romantik değil artık. Montaigne'in "Paris beni gerçek Fhuısızyapü" sözlerine gönderme yaparak: "Paris bir Fransızı ne ka- dar Fransız yaparsa beni de o ka- dar Parisli yapto" dıyor yazar, bu kentı ne ölçüde benimsediğinı an- latmak için. Parisli kimliğiyle yaşayan Giir- sel. "sığındığı liman"a gönül bor- cunu şimdi bırkitaplaödüyor Gol- den Horn Yayınlan'ndan önümüz- dekı aylarda çıkacak olan "Nedim Gürsel'in Paris'i" başlıklı 300 say- fahk kitap Yiısuf Tuvi, Ali Borova- h, Ozcan Yüksel ve İbrahim Öğ- retmenin metinle koşut fotoğraf- lanyla zenginleştirilmiş. Yazar, kentle kurduğu öznel iliş- kiden yola çıkarak tarihsel ve coğ- rafı bilgilerle süslediği "kendi Pa- ris'ini" anlatıyor kitabında. Mouff- tard Sokağı'ndan, St. Germaine'e, Figuier Sokağı'ndan Sorbonne Alaru'na önceki öykülerinde be- timlenen mekânlann ağırlıkta olduğu "Nedim Gürsel'in ParisTnde, yazann sevdiği şairlerden ve yazarlardan alıntılar da yer alıyor. Rast- lantılann karşısına çıkarttığı Beckeft, Sartre gibi isimlerın yardımıyla da birta- .. .. „.. . kım edebiyat ve sa- Nedim Gursel n a t g ö r ü n t ü i e r i b u k l . taba yansımış. Kitapta bir bölüm. 'Paris Yalnız- uklan" adını taşıyor. Yazar bu bö- lümle ilgili olarak şunlan söylü- yor: "Benim Paris'te varoluş nede- nün >azma eyiemiydi. Yazarnk te- mcldc yalmzlık gerektirir. Bir kâğı- dın boş beyazlığında yalnızsınızdır. Yalmzlık olgusu yazma eylemiyie koşut Ancak kitaplanma yansıyan derecede yalmzlık çekmedim Pa- ris'te." Aşk serüvenlerinın yazarlı- ğıyla bütünleştigıni, dönemin cm- sel özgürlük söyleminin bir yazar olarak kendisini çok beslediğini de eklıyor sözlerine. KÖŞEBENT ENtS BATUR Devlefin, Bireyin Hali Izmir Belediye Başkanı'na çok da fazla sinirlen memek gerekir, Yaşar Kemal'den kıçıkırık iki roma- nın yazarı diye söz ettiğine bakarak. Düşünerek ko nuşmuyor o; kanılan var, onlan dile getiriyor. Tıpkı, "Hamam" filmindeki öpüşme sahnesi nedeniyle yö- netim kurulunu toplayan, dava açıp açmama konu- sunda kararsız kalan Hamamcılar Demeği ya da odası başkanı gibi, Izmirii Belediye Başkanı da "de ğerierini koruyor". Iki başkan da devlet kavramını himayeleri altına almaçabası içinde. Devleti eleştiren, onu karşısına alan, bir de örf ve âdetleri hiçe saymaya cüret et- mişse, kesinkes hain ilan edilebilir, edilmelidir, bun - da herhangi bir sakınca yoktur, diye akıl yürutüyor- lar. Yürüyor da o akıl. Bir tek onlarda mı acaba? Türk devletiyle itişip kakıştığını gördüklerinde, Yaşar Ke- mal'e içerleyenlerin sayısını tahmın edebilır misı niz? Yüceltilen her kavram, yüceltilmesinde yarargö- rüldüğü sürece kutsallıkalanını korur, geliştirir. Dev letin, Türk devletinin yüceltilmesıne diklenenlerin pek çoğu, başka yücelttikleri kavramlann şemsiye si altına giriyorlar: Toplum'u ya da halkı yere göğe koyamadıklan ayan beyan ortada. lyi ama, devlete diklenişlerini kabullenemeyen kim, toplum ya da halk değilse? Bugün bir referandum, bir genel halk oylaması ya pılsın, Yaşar Kemal'e hak vermeyenlerin çoğunlu ğu oluşturduğu ortaya çıkacaktır Bunu, bir başka bağlama geçmek için ileri sürü yorum: Hiçbir kavramın yüceltilmesi, o kavramla sı- nırlı bir kutsallık alanı yaratmamıştır, önemli komşu lannı ve onlann yüceltilmesini de beraberinde getir- miştir. Demek ki, yapılması gereken, kavramlann yansı? biçimde okunması için uğraş vermek, bunu yapar- ken elden geldiğince çifte standart içine duş-ne mektir. Kendi payıma, ne devletin, ne de toplumun yu celtilmesine akıl erdirebiliyorum öteden beri. Bunu Türkiye'yle ilgili olarak dile getiriyor değilim ayrıca; Almanya'dan, Yeni Zelanda'dan söz edecek olsa da değişmeyecek bir durum bu. Ben bir bireyim, kısacası bu toplumun uyelerin den biri. Yaşar Kemal, Burhan Ozfatura da öyle. Devlet, her birimiz için eşit uzaklıkta olmalı, seve- ceğimiz ya da sevmeyecegimiz "biri" değil o Denilecek ki, iyi de, böyle işlemiyor burada dev- let. O zaman bakacagız: Yansızlığını yrtirmiş devlet bazılannın daha fazla devleti olmaya başlamışsa, aralannda tuhaf bir ilişki başlamış demektir: Bu du- rumda, bırakın yüceltilmeyi, enikonu eleştirilmeyi hak ediyor diye düşünmeye koyuluruz. Bizim insanımız için işin bam teli tam da bu nok- tada kopuyor işte. Kıçıkınk iki romanın yazarı nasıl olur da devletine karşı çıkmaya kalkışır diye inleyen kişi, kendinin kıçıkınk biri olmadığından emin. Ne den? Çünkü, devletin yanında. Nasıl anlatılacak: Devlet, benim yanımda olacak, ben onun yanında değil. Yanında diyorsak, çok da yakınındademiyoruz üstelik: Karşılıklı mesafeye ıh- tiyacımız var. Ben (birey) çalışıyorum. vergimi ödu- yorum, haklı yasalara uygun biçimde yaşıyor, hak- sız gördüğüm yasalann değişmesi için yasal yolla- n kullanmak istiyorum. Nasıl anlatılacak: Devlet yansızlığını yitirmış, boz- muşsa, onun durumunu açığa çıkarmak en doğal hakkım. Susuriuk simgelerden yalnızca biri. Devle- tin haline bakıp Danimarka'da işlerin alabıldığine bozulduğuna hüküm vermeyecek olan kimler pekı? Elbette devleti kendilerinin gören. sayan: "öfe kilen kilitlemek için devletinden destek bulanlann. Yaşar Kemal, benzeri insanlar, dünyanın her ye rinde olduğu gibi Türkiye'de de doğaldır, sıkıştınla caklar. Günter Grass'a Almanya'nın hayran oldr ğunu mu sanıyorsunuz? Bilkonfdan sanal harem • Kültür Servisi - Ulusal düzeydekı ilk Internefte müze projesi olan 'lnteraktif Türkiye Müzesı'nm oluşturulmasına Apple'ın Türkiye distribütörü Bılko- da katkıda bulunuyor. lnteraktif Türkiye Müzesi wcb teknoloji sponsoru Apple-Bilkom'dan yapılan açıklamaya göre Apple'ın gelecekteki Quick Time sürümlerine eklenecek bu yeni teknolojisi. alfa testlerı tamamlandığında önce Topkapı Sarayı Harem Daıresı sanal gerçek (VR) çekimlen için denenecek. Kubbe \e cephenin 360 derece döndürülerek ızlenebıldiği söz konusu teknik ile oluşturulan fılmde. şömıne ateşi gibi görsel efektler de kullanılabilecek. Topkapı Sarayf nırı tamammın multimedya verileri, 2001 "e kadar söz konusu teknolojiyle yenilenecek. STOCKHOLM FİLM FESTİVALİ BAŞLADI Onur konuğu Elia Kazan GÜRHAN UÇKAN STOCKHOLM - 1990'dan beri her yıl düzenlenmekte olan ulusla- rarası Stockholm Film Festivali cu- ma akşamı Nick Cassavetes'in filmi "Sbe'sSoLovely''ileba§ladı. lOgün süreyle izlenecek olan 150 fılmden 70'i Iskandinavya'da ilk kez göste- rilmiş olacak. Filmin yanşma bölü- münde yer alan 18 fılmden ll'i.yönet- menlerinin ilk filmi durumunda. Bu ara- da Danimarkalı yö- netmen AndersDal- gaard'm yeni filmi "Nether Worid"ün dünya galası da Stockholm'de yapı- lacak. 150 filmin 133 yönetmeninden 22'sikadın. Nıck Cassavetes'in senaryosunu 20 yıl önce yazdığı ve ancak bu yıl filmini çekebildigı ve festivalin açı- lış filmi olarak seçilen "She'sSoLo- vefy"nin başrollerini Sean Penn ve onun gerçek yaşamdaki eşi Robin Wright Penn paylaşıyor. Festivalin daha başlamadan bü- yük ilgi gösterilen diğer bazı film- leri şunlar: Syh'ester Stallone'un başrolünü oynadığı ve James Man- gold'un yönetmenliğinı yaptığı "Cop Land". John Dauigan'ın "Lawn Dogs",AntonioBird'ün u Fa- ce", Jonas ve Josh Pate'in "Liar", Martin VValtz'in "Küler Condom" Yönetmen Elia Kazan ve festivalin kapanış filnıı " The lce Storm". Stockholm Film Festivali "nin en ilginç özelliği, gösterilecek filmle- rin çeşitli kategorilerde yer alıyor olması. "Yanşma kategorisi'"ndc Bronz At Ödülü'nü alacak en iyi film yer alıyor. Bu kategoride aynca. en iyi kadın oyuncu, erkek oyuncu, senaryo \e ilk filmini çeken yönet- men seçilip Alümin- yum At Ödülü'yle ödüllendırılecek. Dığcr kategoriler şunlar: "American Indepen- dents" - gene Amenka- lı ve herhangi bir şirke- te bağımlı olmayan \ö- netmenlerin tılnılerı - "Focus Hong Kong" - Çin'ın devralmasında'i önce çekilen 9 Hong Kong filmi - "Open Zone" - bütun dünyadan çağdaş fılmler - "Kazan by Kazan" festivalin onur konuğu Etia Kazan (88). kendi fılmlerinden 9'unu seçip gösterimlenne katıla cak. " Warhol/ Mortisey~ \nd> War- hol ile Paul Morrisev'ın filmlerin- den seçmeler, "Collage" - yeni bel- geseller ve TV fılmleri- "Northern Lights" - lskandinav filmlerınden seçmeler- "Kısa FHmler". "Made inSweden< " - bu >ıl galası yapılıınş Isveç filmlen - ve "Twilight Zone" farklı sanat dallanyla sınır sınıra olan filmler.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog