Bugünden 1930'a 5,454,028 adet makale



Katalog


«
»

21 KASIM 1997 CUMA CUMHURİYET SAYFA HABERLER Tes-İş'ten Ersümer'e yalanlama • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Türkiye Enerji. • Su ve Gaz İşçilen Sendikası (Tes-tş), Enerji ve Tabıi Kaynaklar Bakanı Cumhur Ersümer'in enerji işkolunun gerçeklerinı saptıran açıklamalar yaptığını öne sürdü. Ersümer'in 20 yıllık işletme haklannın devri yoluyla özelleştınlecek termik santrallann kârlannı. 'yıllık ciro' biçiminde çarpıttığını vurgulayan Tes-tş. üretimin artacağı, rehabilitasyonun sağlanacağı ve kaçaklann önleneceği yönündeki gerekçelennin de doğru olmadığını bildirdı. CHP'ye komisyon darbesi • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Başbakan Mesut Yılmazm CHP'ye bırakılması yönündeki görüşüne karşın Dışişleri Komisyonu başkanlıgı için yapılan seçımlerde RP ve DYP'nin yanı sıra iktidar kanadından 2 miUetvekilinın desteğıyle anlaşmaya aykın olarak ANAP'lı Kâmran tnan başkan seçildi. CHP'liler, bu durumu protesto etmek ıçin dün yapılması gereken başkanlık seçimlerine katılmayarak komisyonlan kilitledıler. Peker'e hileli iflas suçlaması • İstanbul Haber Servisi - DYP lıderi Tansu Çiller'e yakınlıgıyla tanınan, Tekirdag bağımsız milletvekilı Hasan Peker'in Halk Bankasf ndan aldıği 20 milyon dolarlık krediyi odememek ıçın hileli iflas yoluna gıttıği ıddıa edildi. İP Tekjrdag ll Başkanı Kurtça Köroğlu, Peker hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na iletilmek üzere Çorlu Cumhuriyet Savcılığı'na görıişmeleri • ANKAR\ (Cumhuriyet Bürosu) - Tanm ve Köyışlen Bakanlığı'nın 1998maliyılıbütçesı, TBMM Plan ve Bütçe IComisyonu'nda 84.3 trilyon lira olarak kabul edildi. Tanm \e Köyişleri Bakanı Mustafa Taşar, bakanlık olarak hazırladıklan gıda kodeksi gereğince. Ağustos 1998 tarihinden ıtibaren ekmeğin poşet içinde satılma şartının getirileceğinı söyledı. CHP'den önerge • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Sanyer'dekı arazı tahsisıyle ilgili Bayındırlık ve Iskân Bakanı Yaşar Topçu hakkında verilen gensorunun reddedilmesini sağlayan CHP, iddialann araştınlması için Meclis araştırröa komisyonu kurulmasını istedi. Yüzde 30 zamma tepkik B Ekonomi Servisi - Memur-Sen Konfederasyonu'na bağlı Bütün Belediye Memurlan Bırliğı Sendikası (Bem-Bir- Sen). Birlik Haber-Sen. Sağlık Bir-Sen ve Eğitim Bir-Sen. hükümetin 1998 Yılı Bütçe Taslağı'nda memur için öngörülen yüzde 30 zamma tepki gösterdi. Sincan davası karanna temyiz • ANKARA (Cumhumet Bürosu) - Ankara DGM Cumhuriyet Savcısı Albay Nuh Çetinkaya, Sincan'da düzenlenen Kudüs Gecesi nedeniyle yargılanan ve beraat eden 5 sanık hakkındaki karann bozulması ıstemiyle Yargıtay'a başMirdu. TMMOB'den istikrar önerisi • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Türk Mimar ve Mühendis Odalan Birliği (TMMOB) Genel Sekreteri tsmet Öztunalı. hükümetin IMF ile görüşmeler yaparak hazırladığı "istikrar • paketi'nin soygun ve yoksutfaştırma yöntemi olduğunu söyledi. Mahmut Yıldınm'm Elazığ Ferro Krom Tesisleri'nde 20 yıl işçi olarak çalıştığı ortaya çıktı Devlet 4 YeşiPe ayhk ödediANKARA (AA) - Adı son dönemde gün- demden düşmeyen *Yeşfl" kod adlı Mahmut Yüdınm'ın. Etibank Elazığ Ferro Krom Te- sisleri'nde 20 yıl ışçi olarak çalıştığı belir- lendi. 1977 yılında işe giren Yıldınm'a, 1991 "den ıtibaren 5 yıl işe gelmediği hal- de düzenli ücret ödendiği ve sigorta prim- lerinin aksamadan yatınldığı ortaya çıktı. Mahmut Yıldınm, Emniyet Genel Mü- dürlüğü tarafından 1987 yılından bu yana yasadışı TKPML-TlKKO adına faaliyet gösterme suçundan da aranıyor. "YeşiT kod adlı Mahmut Yıldınm, 1976"da Elazığ Şeker Fabrikası'nda işçi olarak çalışmaya başladı Yıldınm. 10749996 sigorta sicıl numa- rasıyla 12 Şubat 1977'de Etibank'a bağlı Elazığ Ferro Krom Tesisleri'ne geçti. Baş- Cumhurbaskanı Demirel langıçta üretim hattında işçi olarak çalış- maya başlayan Yıldınm, 1981 'de Ferro Krom Tesislen'nin Elazığ İrtibat Büro- su'nda görevlendirildi. Yıldınm'ın SSK primlerinin de 1977'den 1997'ye kadar ara- lıksız ödendiği belirlendi. Yıldınm'ın 1991 yılından itibaren işe gel- mediği. ancak maaşınm kesintisiz ödendiği bildirildi. Özlük dosyalannda tüm çalışan- lannın fotoğraflannın bulunduğu Ferro Krom Tesisleri'nde, Mahmut Yıldınm'ın personel dosyasında fotoğrafı olmadığı tes- pit edildi. Şubatta işine son Susurluk'ta meydana gelen kazadan son- ra kamuoyunda en çok tartışılan kişilerden biri olan a YeşU"in, Ferro Krom Tesisle- ri'ndeki iş akdine Şubat 1997'de son veril- di. Gazete ve televizyonlarda çıkan görün- tüleri sonucu çalışma arkadaşlan tarafindan teşhis edilen Mahmut Yıldınm'ın işten çı- kanlmakarantebliğedilemedi. Yıldınm'ın Ferro Krom Tesisleri'nde çalışmaya başla- dıktan sonra nüfus kaydını Elazığ'ın Palu il- çesine aldırdığı da öğrenildi. Bingörün Solhan ilçesi Asmakaya kö- yünde doğan Salüi oğlu 1953 doğumlu Mahmut Yıldınm, Tunceli Emniyet Müdür- lüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlü- ğü'nün 1987 yılında düzenledigi fiş kay- dıyla, tüm yurtta Emniyet Genel Müdürlü- ğü tarafından aranıyor. Yıldınm'ın, Terörle Mücadele kayıtlan- na göre "yasadışı TKP/MHİKKO örgütü adına faaliyet gösterme" suçlanndan aran- dığı bildirildi. Bu arada, "Yeşfl" kod adlı Mahmut Yıldınm'ın, 1995 yılında Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafindan gözaltına alındığı bil- dirildi. Gözaltıyla ilgili iddialar Mahmut Y'ıldınm'ın Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından gözaltına alınmasıy- la ilgili emniyete yakın kaynaklar ikı rürlü ıddia ortaya atıyor. Birinci iddıaya göre. "Yeşfl tesadüfen gö- zaltuıa alındı. ancak söz konusu kisinin' Ye- şil' olduğu anlaşılınca bu dıırum birilerinin diğerinegözdağıvermesiytekapaüku.''' İkın- cı iddıaya göre ıse "Yeşil'in gö/altına ahn- ması tesadüf gibi düzenlendi, ancak durum yine birilerinin diğerine mesaj ulaşürmasry- la sonuçlandı. Hem de Ankara"da kirli iliş- Idlerekanşan Yeşil'e 'buradanuzaklaş' me- saj ı verildi." ' Yargıda reforma ihtiyaç var' ANKARA (Cumhuri- yet Bürosu)-Cumhurbaş- kanı Süleyman Demirel. Türkiye'nin yargı alanın- da birçok eksiğı olduğu- nu, reforma gereksınim bulunduğunu vurgulaya- rak. "Adaktyoksazulüm var demektir" dedi. Adliyenin tanıtımı amacıyla düzenlenen et- kinliklerin ikinci gününe katılan Demirel, burada yaptığı konuşmada çağ- daş devletin özünde ya- tan şeyin adalet olduğunu vurguladı. Yargı alanında birçok eksiklerin olduğuna dik- kat çeken Demirel. "Yar- gı organımız daha iv i işle- meli, vatandaşunız yargı- dan daha çok memnun ounak, kararlar daha ça- buk verilebilmelL Bunun için devletimizin her ala- nında olduğu gibi vargıda da önemli bir reforma ih- thacı vardır" diye konuş- tu. Cumhurbaşkanı De- mirel, adaletle yaşayan - toplumun banş föplumu olduğunu belirterek, "Bir ülkede adalet yoksa devletten bahsetmek mümkiin değildir. Çün- kü adalet yoksa zulüm vardır. Zulüm icra eden devlete devlet demek mümkün değildir" dedi. Türkiye'nin önemli başa- nlara imzaattığını, ancak yargıda reforma ihtiyacı olduğunu belirten Demi- rel, hükümetin de bu yönde çalışmalan oldu- ğunu hatırlattı. Demirel, konuşmasında Türki- ye'nin. cumhuriyetin ku- ruluşuyla hukuk devrimi yaptığını belirtti. Demirel, bu devrimin Türk aydmlannca çok iyi bilınmediği düşüncesin- de olduğunu kaydederek. "Türkiye Cumhuriyeti kadar, pekçok alanda her şey i v eniden vapma mec- burtyftiyle karşı karşrya kalan devlet az bulunur. Büyük Atatürk'ün deha- sı budur" diye konuştu. Önceki gün başlayan Ankara Adliyesi etkin- lıklerinin dünkü bölümü- ne Cumhurbaskanı De- mirel' in yanı sıra Anaya- • s* MahkemeSt Yekta Güngör Adalet Bakanı Oltan Sungurlu ve Ankara Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Mesutoğiu katıldı. ÇİZMEDEN YUKARI MUSA KART Güneydoğu'da hatır için cinayet işleniyor! RP Genel Başkanı Necmettin Erbakan, üç gün süren sözlü açıklamalarmı tamamladı 'Kapatma davası ders oldu' RP lideri Erbakan. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - RP Genel Başkanı Necmettin Er- bakan, partısı- nin kapatılması istemiyle açılan davada üç gün süren sözlü açıklamalarını dün tamamladı. Erbakan ve RP yöneticilen Anayasa Mahkemesi heyetine karşı oldukça ılımlı mesajlar vermeye özen gösterirken RP İstanbul Millervekili Meh- met Ali Şahin. "Bu tür olaylardan ders çı- karüır. Biz de doğal olarak buradan derster çıkararak çauşmalanmızadevam edeceğiz " dedi. RP lideri, mahkemede 'ihtiyaçlan için' izin aldığı 10'ar dakikalık ikı arada iİcindı ve akşam namazlannı kıldı. Berabennde parti avukatı, Trabzon Mil- lervekili Şeref Malkoç \e partinın hukukçu millerv ekılleriyle bırlikte dün 13 dakika ge- cikmeyle saat 14./ 13'te Anayasa Mahke- mesi'ne gelen Erbakan. sözlü savunmanın yapıldığı salona indi. Erbakan \e beraberin- deki milletvekilleri toplantı salonuna indık- ten sonra, resmi korumalardan biri alt kat- taki toplantı salonuna seccade götürdü. Er- bakan, savunma yaparken resmı korumala- nnca dışandan getirilen yemeği yemedi. RP liderine, Anayasa Mahkemesi üyesi Yalçm Acargün tarafindan Kanal 7, Rarna- zan genelgesi ve Oğuzhan Asiltürk'ün ko- nuşmalanyla ilgili üç soru yöneltildiği öğ- renildi. Anayasa Mahkemesi heyeti önünde 3 günde toplam 11 saat konuşan Erbakan, partinin hukukçu milletvekilleriyle birlik- te dün saat 17.30'da Yüksek Mahkeme'den ayrıldı. Erbakan'ın ıkindı ve akşam namaz- lan için izin istemesi üzerine oturuma 10'ar dakikalık iki ara verildi. Erbakan, mahkeme çıkışında gazetecile- nn sorulan üzerine şunlan söyledi: "Büyük Türk miUetinin bir mahkemesi olan Yüksek Mahkeme'de 3 gün çok güzel bir çalışma yapüdı. Mahkemedeld bu güzel çalışma için Anayasa Vlahkemesi Başkanı ve üyelerine kalpten teşekkür edi>oruz. Ça- hşmamız halkımıza, ülkemize hayırlı obun." RP'lıler. Erbakan 'ın başbakanlığı döne- minde "Başbakanlık Konuru'nda bazı tari- katve cemaat temsikrilerine verdiği iftar ye- meği''. "türban". "Kanal 7 için cihat yâr- dımıçağnsr. "Oğuzhan Asiltürk'ün' canı- mızı veririz' demed" ve "memuriann ra- mazandaki mesai saatlerine" ilışkın soru- lar yöneltildiğinı belırttıler. Alınan bilgiye göre Erbakan, Kanal 7 te- levizyonunun kuruluş. yıldönümünde yap- tığı konuşmadaki sözleri için İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığı'nın verdi- ği takipsizlik karannı Anayasa Mahkeme- si heyetine sundu. Başsavcınm sözlü açık- lamasında TCY'nin idam hükmünü öngö- ren 146. maddesine ılişkin değerlendirme- sini 'hukuk ayıbı' olarak niteleyen Erba- kan. davayı da 'tarihi' olarak niteledi ve "Bu dava Türk hukuk ve demokrasisinin bir imtihanıdır" diye konuştu. Erbakan. sözlü savunmasını, Başsavcı Savaşın sözlü açıklamalanndaki "Hiçbir parti RP kadar kapablmayı hak etmemiş- tir" şeklindeki sözlenne karşılık, "RP, ka- panmayı en az hak eden partkür" diye ta- mamladı. Erbakan. sözlü açıklamasına devam ederken gazetecilerle sohbet eden İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin, "RP kapa- nürsa Anayasa Mahkemesi'ni basacak ha- limiz yok. Kimseye kınlmavTZ. Meşnı ze- minde yolumuza devam ederiz" dedi. Şahin. "RP'nin bu davada alacağı bir ders var mı?" sorusunu, "Hem hükmi şah- siyetler hem de kişiler bu tür olavlardan derslerçıkanr. Biz de doğal olarak buradan dersler çıkararak çalışmalanmıza devam edeceğiz" diye vanıtladı. Şahin, Yüksek Mahkeme üyelerinın üs- tün vasıflara sahıp olduğunu. bunun da ken- dilerine gurur verdiğıni anlattı. Anavasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Ozden. Erbakan'ın sözlü açıkla- malannı tamamlamasının ardından mahke- meden aynlırken gazetecilenn sonılannı yanıtladı. Özden. "Erbakan sizden namaz kılmak için izin istedi mi?" sorusuna şu ya- nıtı verdı: "Hayır. 70 vaşmda bir insan 1^ saat konuşmuş. ihtiyaçlan gelebilir diye ara verdik. İkinci arayı da sözlü savunmayı ta- mamlamasından sonra. üyelerden soru so- rulup sorulmayacağını tartışmaya açmak içinvçrdik." Davada ilgisi ve bılgisine başvurabile- cekleri insanlann olabileceğini. ancak bu konuda şimdıden bilgi veremeyeceğıni kay- deden Özden, "Şimdi dava dosyasının içe- riğine, yapılan açıklamalara bakıp. çelişki- ler var nu, onları görmek lazım. Buna göre belge de istencbilir. Gerek duyulursa ilgisi ve bilgisi olanlar da dinlenebüir. Kimse şüphe etmesin. Anayasa Mahkemesi si/dn güven- ceniz" dedi. IRMIKI AYDIN ENGİN Yazıişleri masasına Susurluk ya da çeteler üstüne dişe do- kunur bir haber getiren muha- birin çok değil birkaç ay, hatta hafta öncesine kadar sırtı sı- vazlanırdı. Haber sayfada hak ettiği yeri alır, başlığın üstüne fi- raklı bir yafta eklenirdi: "Şok gelişme" filan gibi... Ya bugün? Dün "dokunulmazlık oyla- mas/"nın sonuçlanmasını bek- lerken yazıişlerinden bir arka- daş sıkıntıyla homurdandı: - Susurluk'ta, çeteler hikâ- yesinde bilinmeyen ne kaldı ki abi? Sahi ne kaldı? Suç belli, suçlularbelli, kur- banlar belli. sebep belli, sonuç belli, kanıtlar belli. Söylenecek söylendi, sergı- lenecek sergilendi. Bundan sonrası laf kıthğında asma bu- damak kadar anlamlı. Her şey bu kadar belli, her şey bu kadar ayan beyanken Susurluk kördüğümünün çö- zülememesi, çözümü yönün- de bir umut da olmayışı nasıl açıklanmalı? Topu polise atmak müm- kün. "Bu pisliğe polis örgütü tepeden tırnağa bulaşmış du- rumda. Dolayısıyla düğümü çözmemek, çözdürtmemek için heryolu deniyor" denebi- lir. Dogru gibi. Ama aslında pa- lavra. Topu MİT'e atmak mümkün. "MlTkimbilirhangikiriihesap- la bilgi akışını sağlamıyor. Bil- gi, kanıt olmadığı için de dü- ğüm çözülemiyor" denebilir. Bu da doğru gibi. Ama bu da palavra. Topu orduya, özellikle Özel Palavra Harp Dairesi'ne atmak müm- kün. "Bu işin düğümü Özel Harp Dairesi'nde. Çeteleri devlet işine koşan, eroin tica- retine gözyuman orasıdır. Or- du çözmek istemediği için dü- ğüm çözûlmüyor" dıyenler var. Bu da palavra. Susurluk'u çözecek esas gücün yargı olduğu; ama yar- gı tıkandığı, çürüdüğü; bunca kanıt bolluğunda yürekli bir savcının çıkıp olup bitene el koymadığı için kördüğümün sürüp gittiği söylenebilır. Doğru gibi. Ama palavra. ••• Dün sabaha karşı Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde orta- ya çıkan tablo yukandaki pa- ragraflarda art arda yinelenen "palavra" vurgusunun kanıtı- dır. Bir kavrama dönüşen Su- surluk'u çözmek artık ancak ve ancak bir siyasi irade ile mümkün. Bu siyasi irade ol- madığı sürece de bir çözüm mümkün değil. Türkiye Büyük Millet Mecli- si'nin birieşim salonununalnın- da "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" diye yazar. Temsili demokrasi ile yönetilen Türki- ye'de bu "kayıtsız şartsız ege- menlik" Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde ete kemiğe bürü- nür. Bilgi aktarması gerekip de aktarmayan bir devlet kurumu görevlisi, yöneticisi, sorumlu- sunu kulağından tutup yargı- cın önüne çıkaracak güç, Tür- kiye Büyük Millet Meclisi'dir. Susurluk düğümünün çözü- müne giden yolu tıkamaya yel- tenen, kanıt karartan, hatta işi savsaklayan amir, memur, gö- revli, görevsiz kim varsa nep- sini "kayıtsız şartsız egemen- lik"\n kahredici gücü karşısın- da dize getirmeye ancak ve yalnız Türkiye Büyük Millet Meclisi yetkilidir. Dün sabaha karşı sonuçla- nan oylamanın anlamı tek cümle ile özetlenmeli: Türkiye Büyük Millet Mecli- si Susurluk'u çözmeyi reddet- miştir. Türkiye'de siyasi iradenin en tepesi bu ülkenin Susurluk ayı- bı ile Susurluk karabasanı ile Susurluk utancı ile yaşaması- nı yeğlemiştir. Türkiye'de siyasi iradenin en tepesi, temiz topluma giden yolu tıkamış, hukuk devletini reddetmiştir. Bundan ötesi, bundan baş- ka her açıklama, ayrıntı bile değil sadece "palavra". POLTIİKA GÜNLÜĞÜ HİKMET ÇETİNKAYA 'Aman Başını Üşütme1 ... Kitabın adı: Sultanbeyli... Yazarı: Rıfat Gökçen... Bu kitap İstanbul Sultanbeyli'de okullarda da- ğıtılıyor... Kitapta 'siyasi mesajlar' veriliyor, Sultanbeyli Belediye Başkanı Refah'lı Ali Nabi Koçak'a öv- güleryağdırılıyor... Sakallı başkan diyor ki: "Hakk'tan aldığımız kuvvet, halktan aldığımız vekâletle halkımıza yaptığımız hizmetten, ölüm öncesinde halka, ölüm sonrasında hakk'a verile- cek hesabın inanç ve huzuru içindeyiz..." Muhterem şunu demek istiyor: "Yaşarken halka, öldüğümüzde Allah'a hesap veririz..." Ali Nabi Koçak, bağımsız yargıya filan hesap vermek istemiyor, çünkü onlann şeriat düzeninde bunlaryok!.. Laik demokratik Türkiye Cumhuriyeti'nin bir il- çesinde basılan bir kitap okullarda nasıl dağıtıla- bilir? Milli Eğitim Bakanlığı'nın bir tavsiyesi yok. An- cak kitabı yazan kişi şöyle bir not düşmüş: "Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okullara tav- siye edilmiş olan kitap, Sultanbeyli Beledıyesi'nin armağanıdır..." Bu kitabın 'tavsiyesi' 1240 Sayılı Tebliğler Der- gisi'nde yayımlanmış mıdır? Hayır!.. Kitap izinsiz olarak dağıtılmış o zaman... Biz burada Ali Nabi Koçak'ın da kim olduğunu öğrendik. Sakallı başkan cami ımamlığından llim Yayma Cemiyetı Yönetim Kurulu Başkanlığı'na dek her işı yapmış, sonunda 'halı ticareti'nden Belediye Başkanlığı'na geçmış... Sultanbeyli şeriatçı kuşatmanın en yoğun oldu- ğu ilçe olup İBDA-C ve Hizbullah militanlannın ka- rargâh merkezıdir... Sultanbeyli'deki okullarda şeriatçı öğretmenler ANASOL-D hükümetinde de bildiklerini okumak- tadırlar... Bugün Sultanbeyli 'şeriatçılann' kurtanlmış böl- gesidir. sokak adları ise 'şeriata uygun olarak' de- ğıştirilmıştir... Sultanbeyli'de demokrat, yurtsever, Atatürkçü öğretmenler, memurlar tehdit altında olup yatılı ve yatısız Kuran kurslarında 'irticai faaliyetler' sür- mektedir... * • • Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı olan Imam Hatip Liseleri'nde llim Yayma Cemıyetleri'nın işi nedir? llım Yayma Cemiyetleri Imam Hatip Okulları'nda ne gibi çalışma yapmaktadır? Sultanbeyli, Kartal ve Umraniye Imam Hatip Liseleri'nde çalışma ya- pan, RP'nın 'okul kolu' olarak siyasal Islamın ör- gütlenmesini sağlayan kişiler kimlerden destek almaktadır? llim Yayma Cemiyetleri'nin tavn açıktır, yaptığı işlerde bellidir... Gördüğünüz gibi her şey ortada!.. Değişen bir şey yok ve din simsafan bildikteri- ni okuyorlar... Hani ANASOL-D hükümeti, Milli Güvenlik Ku- rulu kararlarını uygulayacak, şeriata giden yollan kapatacaktı? Bir başka örnek: Aynur Şimşek, Sultanbeyli Merkez llköğretim Okulu'nda. Halime Aktaş, D. Fatma Aydın, Emi- ne Bozkurt Ahmet Yesevi llköğretim Okulu'nda, Sibel Eser, Sevgi Güney, Saliha San, Battal Ga- zı llköğretim Okulu'nda, Emel Özcan Turgut Re- is llköğretim Okulu'nda öğretmendirier... Bu öğretmenler derslere başlannda türban ve topuklarına dek inen siyah mantoyla (çarşafa ben- ziyor) girmektedirler... Oysa 20.10.1982 tarih ve 10789 sayılı yasaya göre kamu kurum ve kuruluşlannda çalışanlann kılık ve kıyafetleri belirlenmiştir... Bayan öğretmenler Bezmi-i Âlem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesi'nden rapor almışlardır. Burada bir oyun vardır, o da şudur: Milli Eğitim Sağlık Bölümü'nün 28.10.1977 ta- rih ve 243/769 sayılı buyruğu gereğince 'doktor raporu' değil, örneğin bir devlet hastanesinden (Sultanbeyli'deki öğretmenler ancak Kartal Dev- let Hastanesi'ne başvurabilirler) Sağlık Kurulu Ra- poru almaları gerekmektedir... Görüldüğü gibi 'şeriatçı öğretmenler' Sultan- beyli'den kalkıp Fatih'teki Vakıf Gureba'ya gidiyor- lar ve orada türbanlı bir doktor olan Reyhan Çö- mez'den 'başı üşümemeli' raporu alıyorlar... • • • Türkiye'yi ortaçağın karanlığına götürmek iste- yenler, işlerinı tıkır tıkır yürütüyorlar... Mısır'daki katliam için 'cuntacılann işi' diyenler, Türkiye'de de aynı tezgâhı uygulayacakları günü beklemektedirler... Türkiye hiçbir zaman ne Mısır, ne Cezayir ne de Afganistan olacaktır!.. Dokunulmazlıklannın kaldırılmaması için dire- nenler, aydınlığın, karanlığı yenmesine engel ola- mayacaklardır... E. Posta: Hikmet.Cetinkaya (a raksnet.com Faks numaramız: 0212/ 513 90 98 C A G D A Ş Y A Y I N L A R I I IİIII' (IIIIIIM [Kzu ^ posnjsm i KUKT CAĞININ TANIĞI ÜÇ YAZAR 2. BASi 250 0O0TL KUBİLAY OLAYI VE TARİKAT KAMPLARI 3. BASİ 350 000 TL SANCILIYIILAR KU$ATILMI$ SOKAKLAR 4. BASİ 300 000 TL KUZU POSTUNDA KURT 2 BASİ ZAMBAK SANA DA BULAJTI KAN 2 BASİ 150 000 TL DİN BARONUNUN KAZLARI 45! OOC "- A$IK KADMLAR SOKAĞI »50 000 TL ŞERİAT PAZARI500 000 T L Cumhı.nyet Kıtao Kulubu Çag Pazarlama A.Ş. Turkocağı Cad No 33'41ı34334)Cagalegiü-lsta-ıbtil Tel 512 05 05 Posta çekı no 666322
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog