Bugünden 1930'a 5,438,457 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

13 KASIM 1997 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA 15 Resmi mi sivil mi? Cumhuriyet Bayramı kutlamalannın ve Atatürk'ü ölüm yıldönümünde anma törenlerinin resmi yanının yanı sıra giderek halkın daha geniş katılımına sahne olması, numaracı cumhuriyetçileri epey sarsmışa benziyor. Resmi törenleri üstü kapalı ya da açık reddetmekten, eleştirmekten kendini alamayan numaracılar halkın katılımını nasıl yorumlayacaklannı bilemedikleri için evirip çevirip "sivil toplum" adına "işte asıl kutlama bu" diyortar. iyi de... Unuttuklan önemli bir aynntı var. Halkın, resmi törenlerle alıp veremediği bir sorunu yok ki. Alternatrf tören yapılmıyor ki! Hatta "resmi"lere "silahsız kuwetler"den mesaj niteliği taşıyor bu katılımlar. Halk her fırsatta "Biz buradayız, cumhuriyetin ve devletin kurucusunun yanındayız" diyor, hepsi bu! Bektronik posta: Deniz.Som#raksnetcorn Tel: 0.212.512 05 05 Faks: 0.212.512 44 97 - Şifreli ekrandan merkezi vaaz verilecekmiş... "Vaaz şifreli olmasın da!" Bir kız çocuğu psikoloğa gidiyor A ile, birkaç yıl önce Anadolu'nun bir köşe- sinden kalkıp, Istanbul'un bir kıyısına gel- miş. Baba, inşaatlarda çalışıyor; bazen iş- çi, bazen kalfa. Anne, bir ara çalışmış, şim- dilerde evde oturuyor. Büyük kız okumuş, öğret- men olmuş. Büyük oğlan okumamış, Istanbul dışın- da iş bulmuş. Evde üç çocuk. Ikisi oğlan biri kız. Evdeki oğlanlardan küçükolanı imam - hatibin or- ta kısminda. Büyüğü okulda değil, işte. Kız, ilkokul beşte. Aile, geçim derdinde. Ne oluyorsa son bir yıl içinde oluyor ve annesinin çalıştığı dönemde kız giderek hırçınlaşıyor. Okul- dan soğuyor. Içine kapanıyor. Annesine büyük tep- ki duymaya başlıyor. Anne ise kızına karşı sert dav- ranıyor, dövüyor, oğlanları kolluyor. Ergenlik çağıyla biriikte kızın hırçınlığı giderek ar- tıyor. Doktorluk oluyor. Ama doktora götürecek pa- ra yok. Zaten, bir telefon faturası gelmiş tam 46 mil- yon lira; baba köpürüyor. Fatura ödenmediğinden telefonun kesilmesi bekleniyor. Mahallede bir yer var. Kadınların gidip el işleri yaptığı, okuma-yazma öğrendiği, sağlık sorunlannı ilettiği bir yer... Evde oturan anne, kızını alıp oraya götürüyor, "Çok hırçınlaştı, bir doktora gösterelim" diyor. Çocuğun bir psikoloğa gönderilmesi düşünülüyor ama daha önce hırçınlığının nedenini öğrenmek ge- rekiyor. Yok yere gönderilirse gerçekten ihtiyacı olan- lann hakkı yanmasın diye. Yan odada baş başa kalındığında kız çocuğu baş- ta ketum davranıyor. Sonra güvenilir bir yerde oldu- ğunu sezince bazı ipuçları veriyor. Ardından hıçkı- ra hıçkıra ağlamaya başlıyor. Anlattıkları hep satır aralannda kalıyor ama yaşa- dığı dramın öyküsü ortaya çıkryor: Annenin çalıştığı dönemde, evdeki ağabeyler 900'lü telefon numaralarını çevirip seks hatlarını an- yor ve dinledikleri bazı fantezileri kız kardeşleri üze- rinde uygulamaya çalışıyor! Anne, bu olayı henüz bilmiyor. Annenin en büyük sorunu 46 milyon liralık fatura. Babanın da telefon faturası dışında bir şeyden haberi yok. Yüklü fatu- raya neden olan telefonlann nereye edildiğini bile bil- miyorlar. Seks telefonlan sonunda yaşanan dramı bilseler belki de televizyonlardaki kanlı bir haberin kahramanlarından olacaklar. Kız çocuğu psikoloğa gidiyor. Henüz tedaviye başlanabilmiş değil çünkü çocuk hiçbir şey anlat- mıyor. Istanbul'da yaşam devam ediyor. PALAS PANDIRAS Ortadoğu saklambaçı: Önüm, arkam, sağım, solum; füzeee! Müfit Bozacı SESSİZ SEDASIZ (!) NURÎ KURTCEBE Hükümetin hukuk devleti anlayışı ne? Bergama Beiediye Başkanı Sefa Taş- kın, siyanüıiü altına karşı yöre halkının dokuz yıl süren hukuk mücadelesinin geldiği noktayı anlatıyor: "13 Mayıs 1997'de Danıştay 6. Da- iresi, siyanürlü altn madenini Anayasa'da yazan 'herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir' ilke- sine aykın buldu. 15 Ekim 1997'de iz- mir 1. Bölge Mahkemesi, Danıştay'ın bu karanna uydu ve siyanürlü altın made- ni işletilmesi için verilen izni iptal etti. Türkiye bir hukuk devleti ise bu ka- rar uygulanmalı ve siyanürlü altın ma- deni derhal kapatılmalıdır. Oysa, siyanürlü madeni işletmek is- teyen Eurogoldfirması, milyonlarca do- larlık yatınm yapmayı sürdürüyor. Do- ğayı paramparça ediyor, ağaçları kesi- yor, toprağı altüst ediyor. Mahkeme ka- ranna rağmen, siyasi iktidardan ses çık- mıyor. Siyasi iktidarın mahkeme karanna karşı tutumu yakışıksız ve anlamsızdır. Bırakın bakanlıkları mahallin en büyük mülki amirinin siyanürlü altın madenini kapatma yetkisi varken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çevre Bakanlı- ğı yetkisizlik tartışması yapıyor. Yetkisiz devlet olmaz. Devleti yetki- siz göstermek onu 'gülünç duruma' dü- şürmek demektir. Türkiye'de buna kim- senin hakkı yoktur. Hukukun üstünlüğünü sağlamak sa- vıyla iktidara gelen hükümet hukukun üstünlüğünü sağlamalıdır. Türkiye bir hukuk devleti midir, değil midir? Ulkeyi yönetenler bunu açıkla- mak zorundadır." Koalisyon kurup ülkeyi yönetenler... Başbakan ve yardımcıları... Mesut Yıl- maz, Bülerrt Ecevit ve Ismet Sez- gin... Sizlere soruyorlar. Berga- ma'dan yükselen soru çok açık ve seçik: Türkiye bir hukuk dev- leti midir, değil midir? AYDINLANMA ATEŞt tletişim: Zeynep Eşiyok Faks: 0.212. 513 85 95 Kitcıp kurdu olmak için Cumhuriyet Kitap Kulübü 'ne üye olmakgerek "Cumhuriyet Kitap Kulübü iyıce yenilendi. Artık üyelere telefonla sı- panş verme ve istenilen kıtaba kısa süre içinde ulaşabilme olanağı sağ- lanıyor. 'Kitap Kurdu'nın istediği kitap *Çağda$ Yayınlarrndan ya- yımtenıtnşsa yüzde 20; başka bir ya- yınevinin ise yüzde 10 indinm yapı- lıyor. Her ay. Türkiye'de piyasaya çı- kan yapıtlann tam listesi. bir öncekı ay etkınliklennden haberlerle üyeye ulaşunlıyor. Şimdilik Istanbul'dahem Taksim, hem Cagaloğlu'ndakı, hem de Adana'daki sergi salonlanmızda ve de Izmir 'İleri' (Konak), 'Tem- muz' (Kemeralu), 'Aydın' (Kipa/Bor- nova) kitabevlerinde "Indirimli Ki- tap Kampanyasf. "Resim Sergisi' gibi etkinlikler; 'Söyleşi', 'Dinleti', Mmza' benzen günler birbinnı ızli- yor. Yıllık kitap kataloğu adreslere bedelsiz olarak postalaıuyor. 'Kitap Kurdu", Allegro Tour'un yurtiçi yurtdışı tur organizasyonlanndan yüzde 7, uçak biletı siparişlerinden yüzde 4 oranında ındirimden yarar- İanıyor. Özel Acıbadem Hastanesi ise 'Kitap Kurdu' ya da yakmlan- nın tanı ve sağaltımlannda faturası- nı yüzde 10 düşük düzenliyor. Ileri- de uygulanacak daha nıce yarariar da cabası... Bütün bu olanaklardan 'Ki- tap Kurdu' kartına sahip olanlar ya- rarlanıyor. 'Kitap Kurdu 1 olmak için Cumhuriyet Kitap Kulübü'ne üye olmak. üye olabilmek içinse 'Cumhuriyet'in sayfalanndayayım- lanan formu doldurmak gerekjyor, Cumhuriyet Kitap Kulübü. bu çalış- malannda da Cumok'lann desteği- ni bekliyor." ADD İstanbul tl Merkez Başkan Bilge Bilgiç bildiriyor "4. Olağan Gene! Kunılu 15 Ka- sım saat 11.00-18.00 arası Mecidi- yeköy Kültür Merkezi Konferans Sa- lonu'nda yapılacaktır. Tüm üyelen- mizin toplantıda hazır bulunmalan önemlericaolunur. lletışım için tel: 0.212.292 19 95" İstanbul Cumok " Son toplantıda Oya Özgüven'in hazırladığı yıllık panel programı okundu. tartışıldı ve benımsendi. Anadolu Yakası Sivil Toplum Ör- gütleri kuruluna sunulmasına karar verildi. Bugün saat 19.30"daCadde- bostan Kültür Merkezı'nde toplanı- yoruz." ARADA BİR PERİDE CELAL Kendini İnsanlığa Adamış Bir Yazar: Vedat Günyol Yeni Istanbul'un çıkmaya başladığı ilk aylardı. Azra Erhat'la birmuhallebicideayran, sandviç; kamımızı doyuruyorduk. Içe- riye rüzgârla beraber rüzgâr gibi bir genç adam girdi. "Bak bu Vedat Günyol" dedi, Azra. Tanıştık. Yeni Ufuklar'ı, birkaç de- nemesini, çevirilerini biliyordum biraz. Hemen orada karar ver- dik bize katılmasına. O zamanlar, Azra Eıtıat, Fikret Adil, Ya- şar Nabi, daha birkaç kişi Yeni Istanbul'un edebiyat sayfasını hazırlıyorduk. Onu ilk gördüğüm gün 'Bu başka biri' diye düşündüğümü anımsıyorum. Ona âşık olmak üzereydim. Yakından tanıyınca böyle duygusal ilişkilere zaman harcayacak biri olmadığını an- ladım. O kendisini insanlığa, ülkesineadamıştı. Kafasındaki bil- giyi, aydınlığı, sevgiyi bir kişiye değil, bütün insanlığa, ülkesi- ne, öğrencilerine, dostlarına, düşünce ortaklarına taşıyorduk. Bir sözü var çok hoşuma giden: Öğrencileri, yetiştirdiği genç yazarlar için: "Ben onlara birşeyler vermeye çalıştım, ama on- lardan da çok şey alarak onlaria beraber büyüdüm, yetiştim" diyor. Vedat Günyol Hoca'yla zamanla aramızda aşktan da öteye bir dostluk kuruldu. Bu dostluk günden güne, yıldan yıla pe- kişti. Beni, bir yazısında dediği gibi "gölgeden ışığa" çıkaran adamdır Vedat Günyol. Yıllardır onun aydınlığında yürümeye çabaladım. O güzel, bilge. insancıl düşüncelerinden ben de baş- kaları gibi payımı aldım sanıyorum. Geçen yıl onuruna verilen bir gecede, saçlı, sakallı bir sürü adam, kimi elini, kimi yüzünü öperek sahneye dolduğu zaman şaşırıp kalmıştım. Öylesine kalabalıktı çevresi. Çoğu onun öğ- rencileriydi. Bilgisinden, düşüncelerinden pay almış, önemli, has kişiler... Kitaplığıma bakıyorum, Vedat Günyol'a ayırdığım raflarda ne kadar deneme, ne kadar çeviri, ne çok kitap! Hiç övünme- den, kendinden söz etmeden, karınca sessizliği ve çalışkanlı- ğı ile ülkenin kurak düşünce yollarında, okuyucularına doğru- yu, bilgiyi. aydınlığı, sevgiyi taşıyan bir düşünür Vedat Günyol. Kendisini bir kenara çekerek başkalarına yol açan 'başka biri' o. Sevginin yok olduğu bir dünyada, özellikle ülkemizde, çev- resine sevgi ışığı saçan, kendisini, yaşamını ülkesine adamış bir bilge adam, 'başka biri.' önünde sevgi ve saygıyla eğiliyorum. HAYTANLAR İSMAİL GLLGEÇ KtM KİME DUM DUMA BEHÎÇ AK nd -,o ,-r •••<>'••'- / -ıfi rt - •-•%-. u-jsnji; ( ( ÇİZGİLİK KÂMtL MASARACI HARBİ SEMİH POROY TARİHTE BUGUN MÜMTAZARIKAS 13 Kasım GEMİCİ HeNKY'NlN ÛNCÛLUGÜ.. BUGÛtJ, YOL - Cf OCMUŞTU. &ÖZ- GORÜŞ UMİT ZİLELİ Hak EtmekL Şu Refahlılar bir âlem!.. Son durumlan hayli trajik. Genel merkezden il- çe örgütlerine dek bir panik havası görülüyor ki sormayın gitsin!.. Sinirlergergin. Biryandan papatyafalıaçılıyor: - Kapatılacak mı kapatılmayacak mı?.. Diğeryandan yeni parti, yeni genel başkan için kollar sıvanmış durumda. En şanslı aday Kasım- paşalı Tayyip Bey. Refah kaynaklarından sızan haberlere göre taban en çok onu istiyormuş. Sert tavıriarı, racon kesermiş gibi konuşmaları, ateşli hitabet gücü pek bir tutuluyormuş... - Uyar tabii!.. Erbakan Hoca da Demirel'in yasaklı dönem- lerinde olduğu gibi "birbilen" sıfatını yüklenecek- miş. Şimdilerde Tayyip Bey, harıl harıl yakın me- sai arkadaşlarını oluşturuyormuş. Biz okudukla- rımızın ve de duyduklarımızın yalancısıyız; - Tayyip Bey, tahta geçmek için sabırsızlanıyor- muş!.. • • • Nerede kalmıştık?.. Refahlılar panikte. Refahlılar sinirii. Refahlılar ko- nuşamamanın, gerçek yüzlerini gösterememe- nin dayanılmaz sıkıntısı içinde. Ama yine de gül- dürmeyi becerebiliyorlar!.. Alın Şükrü Karate- pe'den bir 10 Kasım incisi: - Ata'ya laf söyletmem!.. Kayseri Büyükşehir Beiediye Başkanı Şükrü Efendi'yi hemen hatırlayacaksınız. Unutmaya im- kân var mı? Geçen yıl 10 Kasım törenlerinden he- men sonra "Içim kan ağlayarak, resmi görevim ne- deniyle katıldım. Müslümanlar, içinizden kini nef- retieksiketmeyin" diyen ve bu nedenle 1 yıl hap- se mahkûm olan bu zat, bir yıl içinde müthiş bir değişim geçirerek hızlı bir Atatürkçü kesiliverdi ki yani bu kadar olur!.. 10 Kasım törenlerine yaka- sında Atatürk rozetiyle katıldı. Yeterli bulmadı, gür- leyiverdi; - Ömrümde Atatürk aleyhinde konuşmadım. Konuşanlan da kınanm, laf söyletmem!.. lıh, bu konuşmada Şükrü Efendi'yi kesmemiş- ti. Gazetelerin birinci sayfasına oturacak bir şey- ler yapmalıydı. Vals yaptı!.. Evet bir bale sanat- çısıyla eşinin ve yüzlerce kişinin gözü önünde dakikalarca döndü, döndü!.. Aslında bu yazıya en tepedeki kişinin, Erbakan Hoca'nın Anayasa Mahkemesi'nde nasıl aslan- lar gibi Atatürk'e sığındığını yazacaktık ama ol- madı. Bin sayfalık bir savunmayla mahkemenin huzuruna gelen Hoca'ya, bir haftalık ek süre ta- nındı. Halbuki Hoca orada Atatürk'ün en ünlü sözlerinden alıntılar yapacak ve diyecekti ki: - RP, Atatürk milliyetçiliğinin de "Yurtta sulh ci- handa sulh ilkesinin de takipçisidir. Ayrıca laikli- ği, devletin temel niteliği olarak görmektedir ve partimiz laikliğin teminatıdır..." Biz de gülecektik.. Olmadı!.. Gerçi, Hoca'nın Kanal 7'yi "cihat televizyonu" olarak ilan ettiği konuşmanın ardından, Şevket Kazan'ın, "Bu konuşma partiyi bağlamaz" de- mesi, ardıpdan konuşmanın montajolduğunun biz- zat Erbakan tarafından iddia edilmesi ve tama- mıyla gerçek olduğunun bilimsel olarak ispat edil- mesine kahkahalarla gülmüştük.. AmayetmemiştiL • • • Refahlılar pek talihsiz!.. O kadar çok delik var ki artık yama tutmuyor!.. Üstelik bu defa ortaya çıkan durum çok vahim. Hem de tam Anayasa Mahkemesi'nde iddi- aname ve savunmanın okunacağı gün gazeteler- de yer alması, RP yöneticilerini allak bullak etti. Önce şu satırlan okuyalım: "Ankara il teşkilatıyla koordineli olarak başlatı- lan her cuma, 20 camiye ikişer milletvekili prog- ramı yürüriüğe konmuştur!.." Nedir bu? Refah Partisi'nin 2 Mart 1997 tarih- li MKYK raporu. Yukandaki satırlar, raporun be- şinci maddesinde aynen yazılı. Altındaki imza RP Genel Başkan Yardımcısı Şevket Kazan'aait!.. Bun- lar değil miydi "Cuma gösterileriyle hiçbir ilgimiz yoktur" diye konuşan, demeç veren.. Din, siyasete başka türlü nasıl alet edilir!.. Son sözü cumhuriyetin yürekli savcısı Vural Savaş'a bırakalım: "RP'nin kavgasını verdiği hususlar gerçekleşir- se, Türkiye Cumhuriyeti'nin din kurallan esas alı- narakyönetilen ülkelerdan fartdı olacağını iddia ede- bilecek aklı başında tek kişi çıkacağını sanmıyo- rum. Gerek ülkemizde ve gerekse dünyada, mahke- melerce kapatılan hiçbir parti, Refah Partisikadar kapatılmayı hak etmemiştir." Email:ertac@su peronline.com BULMACA SEDAT YAŞAYAS 2 3 4 5 6 7 8 SOLDAN SAĞA: 1/ Tüle benzer ince ve saydam bir kumaş. 2/ Üretimle elde edilen kullanma değeri... Emile 4 Zola'nınbirro- manı. 3/ Vücu- dusilindirbiçi- mindebirbalık. 4/Notadadurak işareti... Ray üzerinde işleyen bir taşıma ara- cı. 5/ Mahkeme sonu- cunu gösteren resmi bel- ge... Uzakhk işareti. 6/ "Sâkiya câmında nedir bu —-' Kıldı bir katre- si mestâne beni" (Dert- li)... Içine sulu şeyler 5 konulan kap. 7/Mimar- g lıkta "sahın" anlamın- da kullanılan sözcük... Osmanlı mimarlığında. 8 mukarnaslı başlıklann 9 en üst bölümü. 8/ Elle örüTerek yapılan yassı halat. 9/ Büyük tepsi... Yağı çıkanlan bir cins fasulye. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Derebeylikte, kendisine bağlı fieflen olan bir fiefin sahibi. 2/ Yurdumuzda bir ırmak... Oturulacak sedırbiçiminde taş ya da set. 3/ "Pi- nar —-": Kadın yazanmız... Gerçeğe ulaştıncıgüçlü se- ziş. 4/ Afhka'da bir ülke... Lityumun simgesi. 5/ Sac üstünde pişen yufkayı çevirmeye yarayan yassı tahta ay- gıt. 6/ Gametlerde bulunan kromozomlann tümüne ve- rilen ad... Sabahattin Ali'riin bir öykü kitabı. 7/ Çıkar yol, çare... Argoda hamam. 8/ Bir nota... Isparta'nm bir ilçesi. 9/ Eyen hay\ana bağlamak ıçın kullanılan kolan.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog