Bugünden 1930'a 5,448,242 adet makale



Katalog


«
»

1 KASIM 1997 CUMARTESİ CUMHURİYET SAYFA EKONOMI KISA KISA Maliye Bakanlığı'nın raporunda, ihracatm ithalatm yansmda kaldığı belirlendi GB'uin faturası bütçeye çıktı • CUMHURBAŞ- KANI Süleyman Demirel, 31 Ekim Dünya Tasarruf Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda. ülİcenin zenginleşmesi. gelir seviyesinin yükselmesinin daha çok istihdam, daha çok üretim ve daha çok ıhracatla mümkün oldugunu bildirerek "Bunun için de tasarruflanmızın yeni yatınmlara dönüşmesi şarrtır" dedi. • SSK Genel Müdürü Kemal kılıçdaroğlu, hangi yasa çıkarsa çıksın, kurumun sorunlannın hemen düzelnıe şansınm olmadığını belirterek, öncellkfc cömert sigortacüığın önlenmesi gerektiğini bildirdi. Kemal Kıbçdaroğlu SSK'nin 1969'dan bu yana fınansman darboğazına girdiğini, gelir düşüşünün hâlâ devam ettiğini söyledi. • TEKEL Tekırdağ'da 14 milyon kilo çeşitli üzüm alarak bagcıya 510 milyar lira ödedi. Tekel'e ait Tekirdag Şarap ve tçki Fabrikası'nda yaklaşık iki ay süren kampanyada 14 milyon kılo çeşitli üzüm alındı. • TMO Türkiye'de rekor alun yapta. 12 bölgede toplam 5 müyon 400 bin ton hububat alımı yapan TMO,çiftçiyeİ73 trilyon geri ödeme yapü. Geçen yıl sadece 1 milyon 50 bin ton alun yapan TMO. bu yıl 5 kat artışla son yrfların en büyük alımını gerçekleştirdi. Ödemelerin çeltik ve mısır alımıyla 185 trilyona ulaşacağı belirtildi. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu)-Ma- liye Bakanlıgı'nca hazırlanan 1997 yılı ekonomi raporu. 1998 bütçe yasa tasa- nsıyla bırlikte TBMM Plan ve Bütçe Ko- mısyonu'na sunuldu. Raporda. sabit ser- maye yatınmlan içinde özel sektörün payının 1996 yılında reel olarak yüzde 11.4. kamunun payının ise yüzde 24.4 ora- nında arttığı bildinldı. Rapora göre bu yı- lın ilk 6 aylık döneminde gerçekleşen ihracat, ithalatın yaklaşık yansını oluş- turuyor. ihracatm ithalatı karşılama ora- nının gümrük birliğinin etkisiyle 1996 yı- lında yüzde 53.7"ye düştüğü, 1997'nin ilk yansında da bu oranın yüzde 55.2 olarak gerçekleştiği bildirildi. Maliye Bakanı Zekeriya Temizel, dış borç yükünün gayri safi ulusal gelire oranının 1996 itibanyla yüzde 43.9 ol- dugunu, cari işlemlerdengesinin 4.8 mil- yar dolar açık verdigıni belirtirken, 97'de cari işlemlerin aynı miktarda açık verme- 1 9 9 8 b ü t c e s i k e m e r s ı k t ı r a c a k Orta vadeli istikrar programı çerçevesinde hazırlanan 1998 bütçe yasa tasarısı TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'na su- nuldu. Bütçe tasansının temel ilkeleri şöyle oluştu: Giderier:l 998 yılı bütçe ödenekleri 1997'ye göre yüz- de 83.7 aıtünlarak. konsolide bütçe ile genel ve katma büt- çeli idarelere 14 katrilyon 793 trilyon lira ödenek aynldı. Harcamalardaki artış oranı yüzde 54.4. Zamlar: Memurlar, emekliler ve sözleşmeliler için yüz- de 30 artış öngörülmesine karşm, artış yüzdesi 66.7. Yatınm harcamalan: EnerjisantrallanveTelekomhis- selerinin satışıyla elde edilecek gelir yatınmlara aynlacak Transfer harcamalan: En büyük bölümünü borç faiz- lerinin oluşturduğu transfer harcamalannın yüzde 92.3 arttınlması öngörüldü. Faiz ödemelerinin bütçe içindeki payınm yüzde 40'açıkacaği 1998yılına, 1997'den5.1 kat- rilyon liralık faiz yükü sarkacağı belirtildi. Sosyal gûvenHk: SSK. Emekli Sandıgı ve Bağ- Kur'a 1.4 katrilyon liralık aktanm yapılması öngörüldü. Geürler-vergi: 10 katrilyon 800 trilyon lira hedeflenen gelirler içinde yer alan vergi gelirlerinin önceki yıla göre yüzde 95.6 arttınlması planlandı. Vergi yükünün de ge- lecek yıl içinde yüzde 18.1 "e yükselmesi programlandı. sınin beklendığını bildirdi. Temizel. 97 bütçe açığının ulusal gelire oranırun yüz- de 9'la son yıllann en yüksek oranında gerçekleşecegıni vurguladı. Raporda, 1995yılında 170 mılyar do- lar olan gayri safı ulusal gelırin 1996 yı- lında 181 milyar dolara çıktıgı, büyüme hızının ıse yüzde 8 den yüzde 7.1 "e düş- tüğüne dikkat çekildi. Raporda, 1996 yılında 7.2 milyar do- lan ana para ve 4.2 milyar dolan faiz ol- mak üzere 11.4 milyar dolarlık dış borç geri ödemesı yapıldıgı belırtılırken, ay- nı yıl içinde konsolide bütçe harcamala- nnın gelirlere göre daha hızlı arttığına dık- kat çekildi. Geçen yıl konsolide bütçe har- camalannın yüzde 129.7, gelirlenn ise yüzde 93.6 arttığı. 1996 yılında ıç borç faiz ödemelenmn yüzde 179.5, sosyal gü- \ enlik kurumlanna yapılan transferlerin yüzde 209.9 arttıgı kaydedildi. Aşiret reisliğinden fabrikatörlügeDİYARBAKIR(AA)- Güneydoğu Anadolu Pro- jesı'nın devreye girmesiy- le birlikte toprak agalıgın- dan vazgeçmek isteyen böl- gedeki aşiret reisleri. artık sanayi tesısleri kurarak ya- nşırken. bölgedekı yatı- nmcılar arasında ön sıra- larda yer alıyorlar. GAP, bölgedekı aşıretle- rin toplumsal rölünü de de- giştirmeye başladı. Aşiret- ler ve reisleri, artık. sahip olduklan köy sayısı ve ara- zilerinın büyüklügü ile de- ğil, kurduklan sanayi tesi- si sayısıyla yanşıyor. Bölgede. sanayiye el atan aşiret reisleri arasın- da. Diyarbakır'da yaptığı yatınmlarla yurt genelinde adından söz ettırmeye baş- layan Mustafa Akyıl da bulunuyor. Yaklaşık 5 yıl öncesıne kadar Diyarba- kırda aşiret reısi olarak ta- nınan Akyıl. sulu tanmla birlikte ürettigi pamuğu iş- lemek amacıyla Güney- doğu'nun en büyükleri ara- sında sayılan entegre teks- ti! tesıslenni kurdu. Mustafa Akyıl, bölge- den TÜSlAD'a kabul edi- len ilk üye. Refoven aşıretı reısı | Ömer Turanlı Tekstıl fabnkası Hatler aşıretı reısi Şehmus Duyan. Un fabnkası, ıthalat-ıhracat şırketı Şeğ aşireti reisi Hadi Kahraman Çırçtr fabnkası. Heseneki aşırati reisi Ibrahim Ertas ıtftalat-ıhracat şırket* Kazol afirati reisi Ihsan Kazot Çırçtr fabnkası. Bucak aşiret reisı Sedai Bucak'ın karöesi Murat Bucak Özeııeştınlen bır teneke fabnkasını saîır alarak. sanayıcılıge basladı ADIYAMAN Kahta Sıverek A/nereki aşıretf retsı Bedmttm Karaboğa K l Z " t e p e l MARDİNÎ i faMkalan, SURIYE EGS Holdingöncülüğünde kurulan Tekstil Yaünm Holding, Uzakdoğu pazannı ele geçirmeye çahşıvor. G. Doğu 'nun gözüAvrupa basicpazannda MERİH AK İZMİR- EGS Holding'in Güneydoğu Anadolu Projesi çerçevesinde kurulan Tekstil Yatınm Hol- ding. Adıyaman, Şanlıurfa, Diyarbakır ve Mar- din'de bölge > atınmcılany la ortaklaşa gerçekleştir- diği yatınmlarla Türkıye'nın basic ürünlerde Uzak- doğu ülkelerine terk ettığı pazan, yeniden ele ge- çirmeye çalışıyor. Önümüzdeki yıl bu bölgeden, başta Almanya olmak üzere Avrupa pazanna top- lam 30 milyon dolarlık basic tekstil ürünü ihracatı öngörülüyor. flk aşamada Tekstil Yatınm Holding tarafindan gerçekleştirilen 13 yatınmla tişört ve basit tekstil ürünieri olarak adlandınlan basic ürünlere önem verildi. Geçen yıl konfeksiyon ihracatı bülunmayafı Güneydoğu'nun, bu yatınmlar sonucu bu yıl sonu- na kadar 7 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirece- ği bildirilirken, 1998'de bu rakamın 30 milyon do- lara çıkanlması öngörülüyor. Tekstil Yatınm Holdig Yönetim Kurulu Başka- nı Şûkhi Ünlütürk,geçmişte Izmir. lstanbul \e di- ğer illerde başlangıçta basic ürünlenn fason olarak üretildigine dikkat çekti. Sektörün büyümesıyle bir- likte basic mallann yerini katma değeri daha yük- sek ye markalı ürünlerin almaya başladıgını belir- ten Ünlütürk. "Geçen yıl EGS Holding'in öncülü- ğünde kurulan TYH'nin btimesinde 12 koııfeksiyon atöhesinde üretüen basit üriinlerin tanıamını Alman- ya'\a ihraç etmek ka>dı>la bu pazan yeniden ka- zanmaya başladık" dedi. Adıyaman "da Akik Tekstil adıyla bir yatınm ger- çeklcştireıvlzmirli işkadını ve EGS Yönetim Ku- ruftı üyesî Ayşe" Aion Yamaç. bir yiîlık süreçte sa- dece Âlmanya'ya 1 milyon dolarlık basic ürün ih- racatı gerçekleştirdiklerini söyledi. İŞÇİNtN EVRENİNDEN ŞÜKRAN SONER Ne Ekersen?Dünya, kara pazartesinin sonuç- lannı tartışıyor. Güneydoğu Asya bor- salanndan başlayan çöküş, bütün dünyayı titretiyor. Kimilerıne göre güçlü ABD ekrjnomısi, Bill Clinton'ın güven veren konuşması krizi dur- durdu. Kriz yavaş yavaş etkisini kay- bedecek. Kimılenne göre de kriz öy- lesıne derin kı, dünya borsalan özel- likle ekonomisi zayıf ülkelerde uzun süre toparlanamayacak. Kimılen Türkıye'ye etkisini çok ckj- diye alıyor ve uzun süreli kaygı du- yuyor. Kımilerine göre de Türkiye as- lında paranın Güneydoğu Asya ül- kelerinden kaçması ile uzun sürede kazançlı bile çıkacak. Kendi adıma gerek dünya, gerek- se Türkiye için, "piyasaya.. dolarsü- rüldü, faiz hadleri yükseltildı, düşü- rûldü, borsadaki çöküş hızı durdu- ruldu.. "türünden açıklamalann öte- sinde, kara pazartesilerin gerçek analizi üzerinde açıklamalar bekli- yorum. Başka ülkeîeri bılemem ama. bizde pek bulamıyorum. Bütün ekonomik knzler üzerinde, Dünya Bankası, IMF kaynaklı olsun olmasın, küreselleşme ıdeolojisinin ürettigi acı reçeteler, ekonomının ün- lü arz-talep kuralları ıçinde, krizin acı sonuçlarına göre alınacak önlemler- le sınırlı kalıyor. Küreselleşme ıde- olojisı, olduktan sonra krizlerin ne- denlerine ılişkın pek çok gerekçe sa- yıyor, ama krizlenn olmasını engel- leyemıyor, ya da engellemiyor. Paranın çıkannı gözeten ideoloji, insanlann canını çok fazlasıyla yakan krizlen ortadan kaldıracak önlemler yerine. yine paranın çıkan adına, eko- nomi çarklannı döndürebılmek üze- re, kanalları açacak çabalara yöne- liyor. Akıl var mantık var. Para, üretim karşılığı getirdığinden kat kat fazla- sını borsa, banka. kara para sıstem- leri içinde getinyor. Paradan; üretim, emek karşılığı olmaksızın para kazan- ma çarkları elbette bır yerierde tıka- nıya. Küreselleşme ile karşılığı olmak- sızın paranın para kazanması düze- ni geliştıkçe de, krizler dünya ölçe- ğinde büyüyüp, derinleşiyor. Benim anlayabildığim kaçınılmaz kara pa- zartesıleri "Ne ekersen onu biçersin" özdeyışınin tersıne ışlemesinden kay- naklanıyor. Ekmeden biçme olmama- sına karşm. para sıstemlerinde pa- ra parayı getinyor. sonra da karşılığı yaratılamadığında kriz patlıyor. Son krizde ABD'nin en büyük 5 zengininın milyon dolarlana, ya da bi- zim paramızla trilyonlarla ölçülen ka- yıplanndan haber venliyor. Aynı zen- ginlerin üretimsız, daha önceki sü- reçler içinde paradan ne kadar pa- ra kazandıklanndan haber yok. Zaten kıyamet de bundan kopu- yor. Para parayı katlamalı getirirken, emeği ile yaşayanlar akıl almaz öl- çülerde yoksullaşıyor. Küreselleşme tek ideolojisinin dünyaya tamamen egemen olmasınclan sonra bu işın su- yu öylesine çıktı ki, bütün dünyada işsizlik, açlık, yoksulluk, haksızlık, rüşvet. yolsuzluk, hastalık, çevrenin insan yaşamını hedef alan boyutlar- datahripedilmesi, ınsan haklanndan en alt sınırlarda yararlanamama, sağ- lık, eğıtim haklarını kullanamama. tepki olarak ırkçılık, dın ve her tur aynmcılık, ılkel mafya, aşiret türü iliş- kiler.. özetı bilinen melanet ve kötü- lükler katlanarak arttı. Küreselleşme ideolojisini yargıla- madan, ınsanı yok sayan düzen ile hesaplaşmadan, dünyada yaşan- makta olan insan haklanna aykın ge- lışmelere karşı çıkmak insancıl ol- sa, pek çok sorunu çözse de bu olumsuz gelışmelerin kökünü kazı- maktayeterli olmuyor. Insanı gözet- meyen, sadece paraya bağlı çıkar- lan gözeten düzen, sorunlar yuma- ğını üretiyor. Sonra da ınsanlar ya- şamakta olduklan dev sorunlarla bo- ğuşurken, bu sorunların ekonomik düzen ve ıdeolojisi ile bağını, tek ta- raflı ideotojik bombardımanın etkisin- de pek de kurmak istemiyorlar. Çö- zümler üretirken de bu nedenle ye- terşız kalıyorlar. Örneğin ınsanlar, Alman ordusu- nun içinde Nazı eğilimli gizli eğitim- lerin belgelerini gördüklennde insan- lık adına utanıyorlar. Şüphesiz Al- man kamuoyu yeteriı duyarlılığı gös- terebilirse, bu tehlikeli gidiş birölçü- de durdurulabılir de. Ama bugünkü çarpık düzenin ekonomik pastasın- dan en büyük paylardan birıni alan Almanya'da bile ekonomik sorun- lar, gelir dağılımı çarpıklıklan, ışsiz- lık, eğitım, sağlık hızmetlerinden ye- terli yararlanamama, Nazı eğilimli ör- gütlenmeleri, çarpık ıdeolojinın ken- disinı beslemekte devam ediyor. Ya da Yunanistan'da iki gün önce TÜ- SİAD uyelennın uğradıkları saldınyı, sadece kimı çarpık eğilimli Yunan sivil örgütlerinin, sıyasetçilerinin ese- ri olarak görebiliriz. Yunanistan'da- kı sosyo-ekonomik-sıyasal düzenin etkilerinı bır bütün içinde değerlen- diremezsek, kronikleşmiş Türkiye düşmanlığı saplantısını yorumlamak- ta önemlı yanlışlar yapabılınz. Ülkemizde, gelir dağılımmda ya- şanmakta olan rekor çarpıklıklar ile siyasetten başlayan, yaşamın bütün alanlanna yayılan kirlenme arasın- dakı bağı görmemezlikten gelirsek.. daha çok uzun yıllar şeriatın önlene- mez yükselişı, hiortlayan ırkçtltk, maf- ya, vurgun düzenirıden, türevleri Susurluk çetelerinden yakınıp dururuz.. ORUŞ Prof. Dr. EROL MANİSALI Avrupa Birliği'nin Türkiye Politikası Nedir? (3) Olaylara objektif baktığımız zaman, açık bir şekilde görüyo- ruz ki 6 Mart belgesi ile Türkiye "AB içinde hiçbir yere girme- miştir." AB'ye göre Türkiye, AB içinde bulunmuyor. Bunu şu öğe- lerden çıkanyoruz: - Türkiye 6 Mart sonrasında, "hiçbirAB kurumu içinde yeral- mamakta" ve hiçbir karara katıl- mamaktadır. - Türkiye AB belgelerinde bir 3. ülke olarak algılanmakta ve AB'ye göre AB'nin Akdeniz po- litikası içinde Fas, Tunus, Ceza- yir, Mısır, Ürdün, israil gibi ülke- lerle, Akdeniz sepeti içinde yer almaktadır. Bilindiği gibi AB'nin, bu sayılan Akdeniz ülkeîeri ile "özel ilişkileri ve özel bir prog- ramı" bulunmaktadır. O halde Türkiye, dışarda (üçüncü ülke) sayılan, dünyadaki birçok ülke grubu ile AB'nin yaptığı gibi Ak- deniz ülkeîeri ile kurduğu, özel iliş- ki dgzeni kapsamında algılan- maktadır. AB içindeki bütün bel- geler bunu doğrular. - AB açtsından Türkiye "AB'nin gümrük birliği uygulamalanna uyan, ancak ona dahil olmayan" bir ülkedir. Ona uyuyor, ama da- hil değil, çünkü hiçbir karara ka- tılmıyor, kendisine sadece bilgi veriliyor. AB'nin çıkardığı yeni bir karann Türk ekonomisine "inti- bakı" konusunda teknik bir so- run varsa, en fazla kurulmuş olan bir att ortak komitede, sadece gö- rüşalışverişinde bulunuluyor. Ni- hai karan, Türkiye'nin içinde bu- lunmadığı, ilgili AB organı veriyor. Hiç kuşkuya kaptlmadan çok net ifade edelim ki, Türkiye bugün AB nezdinde Mısır, Fas, Güney Ko- re gibi herhangi bir üçüncü ülke konumundadır. 6 Mart belgesi ile Türkiye hiçbir yere girmemiş sadece ve sadece AB gümrük birliği içindeki sisteme, tek ta- raflı olarak uyacağını taahhüt et- miştir. Somut bir örnek vererek açtklayalım. AB 1996 Ekim ayın- da K2 tekstil grubuna anti-dam- ping vergisi koydu, bu karannı Türkiye, Mısır, Çin, Endonezya, Pakistan gibi 7-8 ülkeye birlikte bildirdi, önceden bir toplantı vs. yapma gereğini bile duymadı. Dolayısıyla Türkiye, herhangi bir üçüncü ülke gibi algılandı. d) AB Türkiye ile olan özel iliş- ki düzeninde, istediği "idealçö- züme" 6 Mart belgesi ile ulaşmış bulunuyor. Bu nedenle AB, artık Türkiye ile ilişkilerini bu belgenin içeriği AB Türkiye'yi üye yapmadan arada verilecek ufak ödünlerle ilişkileri sürdürecek. doğrultusunda geliştirme politi- kası izlemektedir. Bu zemin ise Türkiye'ye bir şey kazandırama- makta, Türkiye'nin "AB'ye tek yanlı bağımlılığı" ileriki yıllarda daha da artmaktadır. Bu çerçe- vede Türkiye, AB'nin tam üyelik perspektifinin tamamen dışına çıkmaktadır. Artık AB için Türki- ye'nin tam üyeliği doğrultusun- da ortaya çıkacak gelişme, AB'ye bir şey kazandırmamakta, aksi- ne olağanüstü ekonomik, politik, sosyal ve kültürel maliyetler ge- tirmektedir. AB gözünde bu "ge- tiri ve masraf dengeleri" AB'nin Türkiye'ye yönelik politikasında temel öğe olmaktadır. AB, Tür- kiye ile ilişki yapısını "6 Martbel- gesi çerçevesinde tutarak, bu çerçeve içinde ilişkileri geliştir- me" politikası izlemektedir. Bu politika, AB açısından en akılcı politikadır. Ankara'dan, tam üyelik konusunda talepler ve baskılar geldikçe, - bazen esasa yönelik olma- yan küçük ödünler verilecek, - bazen de "ileriye yönelik ba- zı sözler verilerek, tam üyeliksü- rekli ertelenecektir." Kendimizi AB'nin yerine ko- yarakAB'nin izlediği ve izleyece- ği politikayı değerlendirelim: + 6 Mart belgesine Türkiye razı olmuş ve imzalamıştır, + Türkiye'nin elindeki koz, bu belge ile ortadan kalkmıştır, + Bu belge ile Türkiye, AB uy- gulamalanna, dış dünya ile iliş- kileri dahil bağımlı duruma sokul- muştur. . + AB, 3. ülkelerle imzaladığı özel imtiyazlı anlaşma belgele- rinin, "AB için enyararlı olanını" Türkiye ile imzalamıştır. + Bu belge, AB'ye, Türkiye'den alabileceği her şeyi verirken, AB'ye hiçbir bedel yükJememek- tedir. Verilen ticari imtiyaz, Tür- kiye'nin verdiklerini vermeyen birçok dünya ülkesine, zaten faz- lası ile verilmiş ve verilmekte olan "rutin" imtiyazlardır. Zaten bu imtiyazlar, GATT çerçevesinde imzalanan anlaşmalarla, imtiyaz olmaktan da çıkmaktadır. Bu koşullar altında, biz AB'nin yerinde olsak, Türkiye'yi tam üye olarak alır mıydık? Var olan bel- ge ve ilişki düzeni çerçevesinde ilişkileri geliştirmeye ve yürüt- meye çalışırdık. AB de zaten bu- nu yapıyor. Bu nedenle AB, önü- müzdeki yıllarda 6 Mart belge- sine sıkı sıkıya bağlı kalacak ve bu yapılanma şemsiyesi altında Türkiye-AB ilişkilerini yürütecek- tir. Bugüne kadar (Ekim 97), Tür- kiye aleyhine olan mevcut yapı- lanmanın değiştirilmesi konu- sunda herhangi bir karariı ve cid- di talebin gelmemiş olması da, AB'yi Türkiye'ye ilişkin politika- sı konusunda umutlandırmakta ve AB'nin mevcut belgeyi yürüt- me konusunda daha karariı dav- ranmasına yol açmaktadır. Bel- ge, AB tarafına, tek yanlı davra- nabilme konusunda hertüriü ola- nağı sağladığı için Brüksel'de bir sorun yaşanmamaktadır. Somut örnek verelim: Belgede öngörü- len yardım, bir üyenin (Yunanis- tan) vetosu yüzünden askıya alın- mıştır. Bu, AB tarafının hatası de- ğildir ve AB hukukuna uygun- dur. Çünkü Türkiye, imzaladığı anlaşmada, diğertarafa eşit de- ğildir. Diğer bir deyişle, karşı ta- rafın iç hukukuna uyacağını da kabullenmiştir. Yardımın askıya alınması, AB iş hukukunun nor- mal bir sonucudur. Yarın, Türki- ye'nin tekstil ihracatına, AB iç hukuku çerçevesinde KOTA ge- lirse, aynen mali yardım örne^ ğinde olduğu gibi, Türkiye'nin eli kolu bağlıdır ve 6 Mart belgesi çerçevesinde hiçbir şey yapa- maz. Sonuç: AB, Türkiye'ye ilişkin politikalarında, 6 Mart belgesi ile elde etmek istediği her şeyi sağ- lamıştır. AB için, artık ilişkileri, bu belge sınırlan içinde derinleştir- mek söz konusudur. Mevcut ya- pılanma, Türkiye'yi hiçbir şekil- de tam üyeliğe götürmemekte, aksine Türkiye'nin elindeki bütün kozları ortadan kaldırmaktadır. AB artık Türkiye'yi tam üye yapmadan, arada verilecek ufak ödünler vesözlerle. ilişkileri, mev- cut yapılanma içinde sürdürme- ye çalışacaktır. Bundan sonra, mevcut yapı- lanmanın değiştirilmesi veyatüm üyelik konusunda "atılacak her adım, karşılıklı çıkarlara değil, Türkiye'nin çıkarianna" hizmet edecektir ve AB'ye yeni bir be- del yükleyecektir. Ancak AB, mevcut dengesiz ve tek yanlı yaptlanmanın, Tür- kiye-AB ilişkilerinde, büyük so- runlar yaşanmasına yol açaca- ğını da hesaplamak zorundadır. AB muhtemelen, ileride bu so- runlar büyümeden ufak bazı ödünler ile işi halledebileceğine inanmaktadır. AB bunda da pek haksız sayılmaz. Bugüne kadar Ankara hükümetleri, AB ile iliş- kiler konusunda, AB lehine ve Türkiye aleyhine o kadar büyük hatalar yapmışlardır ki herhalde bu durum AB'yi krizlen önleme konusunda yeterince umutlandır- maktadır! 1997 sonunda AB'nin geniş- leme için yapacağı doruk toplan- tısında, "Eğer Türkiye'ye, AB'nin genişleme süreci içinde yer ve- rilirse, bu durum tam üyelik ko- nusunda bir taahhüt" anlamına gelmez. Çünkü, bu bir hesap işi- dir ve AB için, Türkiye'yi tam üye yapmamasını zorunlu kılan ko- şullar, ileride düzelmemekte, ak- sine, daha da keskin bir biçim- de ortaya çıkmaktadır. Bu nes- nel duruma rağmen, AŞ'nin tek taraflı olarak, kendisini politik, ekonomik, mali, sosyal ve kültü- rel açılardan büyük bir bedel öde- meye mahkûm edeceğini bekle- mek, kendi kendimizi aldatmak- tan başka birşey plmaz. Avrupa akılcı ve gerçekçidir. Bizim de, AB içinde yer alamasak bile, "Avru- palı olabilmemiz" /çin, önce, on- lar gibi akılcı ve gerçekçi olma- mız gerekir. Gerçek anlamda Ba- tılılık veAtatürkçülük budur. Ufak iç hesaplar ve çekişmeleryüzün- den gerçeklere arkamızı döner- sek, işte o zaman batıdan iyice uzaklaşmaya başlarız. ÜTTİ Renautt'dan prestij otomobil: Safrane Bu hafta Renault'nun prestij otomobili olarak lanse edilen, lüks otomobil sınıfındaki temsilcisi Safrane modelının testinı ger- çekleştirdim. Safrane'nın sürücu koltuğu- na oturduğumda, boyutlan benı bıraz ür- küttü, çünkü arabanın başlangıç ve bitş nok- talannı kestiremiyordum. Marşa basıp ılerlemeye başladığımda, In- gilizce "kemerterinizi bağlayınız" sesiyle uyanldım. Bu ses Safrane'ın birçok otomo- bilde bulunmayan: otomobilin yağ sevıye- sinden el frenine, silecek suyundan kapı- lanna kadar tüm sistemlenni elektronık ola- rak kontrol eden ve sürücusunü gerektiğın- de sesli olarak ikaz eden sistemın sesıydi. Safrane'la ilerterken orto konsolda teybin ve klımanın kontrol düğmelerini göreme- dım. Çünkü bu tuşlar kullanmadıgınız za- man 2 kapak vasıtasıyla kamufle edilebi- liyor. Elektrik ayartı deri koltuklar oldukça rahat yolculuk yapılmasına yardımcı olu- yor. Darbeemişı başanylagerçekleştirilmiş bu otomobilde orta sertlıkte süspansiyon- lar kullanılmış. Yol tutuşu özellıkle vırajlar- da tatmin edici boyutlarda olan Safrane'ın beni en fazla şaşırtan özelliğı arka koltuk- lardaki geniş dız mesafeleriydi. Gösterge tablosu sade birtasanma sa- hip olan Safrane'da kilometre sayacının altında bir yol bılgisayan bulunuyor. Rad- yo-teybın kontrolleri elleriniz direksiyon üzerindeyken uzaktan kumanda ile kont- rol edılebiliyor. bu da sürüş güvenliğı açı- sından dikkatın dağılmasını önlüyor. Saf- rane'de2.0lt. buyüklüğünde139hpgüç, üreten bir motor yer alıyor, 1450 kg.'lık ka- sayı oldukça başanyla kontrol eden mo- tor oldukça da ekonomik. Safrane'ın dığer özelliğiyse 180-190 km/s hızlarla ilerlerken sanki 110-120 km/s ile gidiyormuş hissi uyandınyor olması. Safrane'da beni şaşırtan nokta güneş si- perliklerinin plastığınin kalitesizliğiydi. Bu sınıftaki bır otomc bile yakışmayacak olan siperlikler aracın ç ize çarpan tek eksısiy- di. Standart donanımında çift hava yastı- ğı, ABS, elektrıklı cam ve dıkız aynalan, elektrik kumandalı ve ısıtmalı c'eri koltuk- lar, tam otomatık klima, radyo-teyp ve yol bilgisayannın bulunduğu Safrane'nın iste- nilirse otomatık vıtesli versiyonu da mev- cut. Anahtar teslim fiyatı 6.251.000.000 TL. olan bu otomobil kendınden daha az donanımlı pahalı otomobillere dişlı bır al- ternatif. • KISA KISA... KISA KISA... • Dünyada ilk kez karada ses hızı (1207 km/saat) aşıldı. Thurst Supersonik adındaki araç saatte tam 1228,85 km/s hız yaparak dünya rekoru kırdı. 16.4 met- re uzunluğunda ve 3.6 metre genişliğin- de olan bu aracın gövdesi karbon alaşım- lı çelik panellerden oluşuyor. Araç 1000 adet Ford Escort veya 141 adet Formu- la 1 aracı gücünde ve ağırtığı 7 ton civa- nnda. • Amerika'da yapılan son araştııma- lar Saab 900'ün kazalarda yaralanma oranı en düşük otomobil oldugunu kan- tıladı. Bu- na ek ola- rak Saab 9000'in ise orta bü- yüklükte lükssedan kategori- sinde sürücü mahallinde meydana ge- len ölümcül kaza oranı, rakipteri Volvo 940, BMW 5 serisi ve Lexus SC'ye göre en düşük seviyede bulundu. • BMVVAG, M5modelınin prototipi- ni tanıttı. 5 litre hacimli motoru 400 bey- giri aşan gücüyle, BMVV'nin en güçlü otomobili olacak bu modelin önümüzde- ki yıl piyasaya çıkması düşünülüyor. Kıs bakımı Güneşli yaz aylannı geride bırak- tığımız şu günlerde, periyodik ba- kımlannı yaptırmış olsanız bile gü- venliğiniz için servisinize uğrayarak mutlaka otomobilinizin kış öncesi bakımını yaptınn. Yapılacak kontroller • Antifriz miktarı, • Akü suyu, • Akü kutup başları, • Bujiler, • Motor yağı değişimi, • Distribütör kontroıü, • Hava filtresi bakımı, • Termostat ayarı, • Kalorifer kontrolü, • Rot-balans ayarları, • Farların kontrolü, • Fren balataları kontrolü, • Lastik basınçları kontrolü, • Egzoz sistemi kontrolü, • Aracınız karbüratörlü ise ayarı ve karbonmonoksit ayarı, • Kapı toz lastikleri, • Cam yıkama sisteminin kontrolü, • Arka cam rezistans kabloları ve hatlarının kontrolü.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog