Bugünden 1930'a 5,439,944 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 5OCAK1996CUMA 12 KULTUR Zehra İpşiroğlu, 'Tiyatroda Düşünsellik'in okuyucuyla birlikte kendini yenileyecek, bitmemiş bir kitap olduğunu düşünüyor DiisüııseDilv hiç bitmeyen bir süreçtîr PİKMEN GÜRÜN L'ÇARER Dramaturgi nedir? Ülkemız ti>atrosunda dramaturgının yerı nedir? Ne olmalıdır? Ti- yatromuzun gelişımıni engelleyen düşünsel boşîuklann önüne nasıl geçilebilir? Zehra İpşiroğlu, Mıtos Boyut tarafindan yayımla- nan son kitabı "Tharroda Düşün$eÛik'"te bu ve benzeri sorular, sorunlar üzenne eğılı- yor. "Batı'da Dramaturginin Gelişmesi". "Dramaturginin Ti>atrotnuzun Gelişmesi Açısından Onemi*'. "Tiyatro Eğitiminde Dramaturginin Önemi" \e "Yüksek Oğre- timde Dramaturgi" gıbı ana bölümlerden oluşan çalışmasında. altı çizılen sorunlann öncelıkle eğıtim çıkmazı>la hesaplaşmayı gerektırdiğını vurguluyor "Bu bakımdan kesinlikle gözardı edilmemesi gereken en önemli nokta, sadece teknik bilgilerin akta- nlmasıvla sınııiandınimış olan, düşünmeye ve araştırmava hiç yer vermeven ezberei bir eğitimin gençlerdeki yarafıcı gizilgücün >e- şermesini engeUemesir 'dıyor. Zehra İpşiroğlu ıle kitabı üzenne konuşu- yoruz- - Kitabın adını koymakta zorlandığınızı soylüvorsunuz. Neden? Z.İPŞtROĞLU - Kitabın adı okuyucu>u yad.'rgatabilir. Tiyatro bir coşku. heyecan. aşk değil mi. düşünsellıkle ilgısı ne? Dü- şünsellikten anladıgımız sadece kuru akılcı düşünce. yanı rasyonalizmse bu çok doğru Ama ben duyularla bütünleşen yaratıcı dü- şünceyi kastedıyorum. Yaratıcılık ancak böylesıne bir etkınlik sonucu gelişebiliyor. Duygusal ya da görsel düşünme de diyebı- liriz buna. Bir örnek \ereyım. Diyelım bir yazarsınız. gözünüzün önünde görülercan- Ianabilir. bir imge. fantastık bir buluş vb. Tıpkı düş görürken olduğu gıbı. Ama bunu bir bıçımde dile getirmek, bıçımlendirmek zorundasınız. işte düşünsel etkinlik. yanı ya- ratıcılık bu noktada başlıyor. Hangi türde yazacaksınız, hangi sözcükleri seçeceksi- niz, ne tür rümceler kuracaksınız. yazınızın rengi, ritmı nasıl oiacak. yapısı nasıl gelişe- cek vb. Işte sanat özünü bu tür bir düşünme- debuluyor. Eskiden insanlaresıne ınanırlar- mış: oysa bizim esin perisi dediğımız duy- gusal düşünme etkinliğınden başka bir şey • i^^HI M • «P^1 - :I H r ğ Tiyatro bir coşku, heyecan, aşk değil / mi, düşünsellıkle ilgisi ne? -/. Düşünsellikten anladıgımız sadece kuru akılcı düşünce. yani rasyonalizmse bu çok doğru. Ama ben duyularla bütünleşen yaratıcı düşünceyi kastediyorum. Yaratıcılık ancak böylesıne bir etkinlik sonucu gelişebiliyor. Duygusal ya da görsel düşünme de diyebiliriz buna. •J™\ elli bir tiyatro birikimi olan \e bu f~£ birikimi düşünme yoluyla iyice _/_-/ özümsemiş olan her okuyucu, yaratıcı okuyucu olabilir. Bu okuyucunun eleştirel bir yaklaşımı da olabilir, ancak eleştiriden anladığım yapıcı eleştiri. öyle ki yeni çalışmalara dürtü olabilmeli, yeni yoMar açabilmeli. ışık tutabilmeli. Okuyucu, kitaptaki düşünme sürecine katılmalı. öğrenerek ya da üreterek katılmalı. değil. yani beyınde olup bıten birolgu. Sanatsal duyatiılık öğrenilebilir ve öğretilebilir* - Yaratıcı düşünme öğrenilebib'r mi ve öğ- retilebüir mi? Z.İ. - Bır dereceye kadar tabii. Yazın. ti- yatro. kısaca sanatın her türü çeşitli öğren- me yollannı bizlere açıyor. Sanat yoluyla kendi gızılgücümüzü. kendı içımızdekı ya- ratıcılığı keşfedebılinz. Ama bunun kuşİcu- suz dereceleri \e türlerı var. Yanı bu sanat- la uğraşan herkesin sanatçı olacağı anlamı- na gelmez. Ama sanatla ilgilenen herkesin sanatsal bir duyarlığı olması gerekır kı. işte bu öğrenilebilir \e öğretilebılır. Bu duyar- lık aynı zamanda yaşama farklı bır bıçımde bakmamızı sağhyor. Yoğun yaşayabilmemi- zi.çevremızdeki güzellıklere \ e çirkınlıkle- re duyarlı olabilmemizi. derinlemeMne du- yumsayabilmemızı ve düşünebilmemızi.. Diğer sanat türlen gıbı tiyatro da bıze bu yol- da ışık tutabilir "Tivatro bir okul" dıyor Muhsin Ertuğrul. bu açıdan gerçekten bır okul. - Tiy atroda düşünsellik ne anlama geliyor, bu kavramı tam olarak açabilir misiniz? Z.İ. - Tı>atroda düşunsellik kavramına birkaçaçıdan bakabılmz. oyunyazarı yada çevirmeni. dramaturg, yönetmen. sahne ta- sarımcısı. müzisyen. oyuncular. tıyatroeleş- tirmeni. izleyıcıler açısından. Her bıri ken- dı açısından. kendı olanakları çcrçevesinde düşünsel bir etkınlığe giriyorlar. >anı dü- şünsel bır bütünün parçalannı oluşturuyor- lar Ben bu çalışmamda konuya dramaturgi açısından. başka dey ışle metın çözümleme- sı \e yorumlaması açısından yaklaştım. Dramaturginin ne olduğunu belirlemeye çalışıvomm Böylece bızde yeterınce açıklığa kavuş- mamış olan dramaturgı kavranıını örnekler yoluyla açma>a, kısaca dramaturginin ne ol- duğunu belirlemeye çalışıvomm Bu neden- le de kitabın altbaşlığı "Dramaturgiye Gi- riş". Kitaptagündemegetırdiğim sorunlan \e düşünceleri olabildiğınce somut bır bı- Roberta Flack, bu akşam saat 20.00'de Hilton Convention Center'da bir konser verecek 'Müzikte en önemli eksfldik dürüsttük ve safhk' Kültür Servisi - Emirates Havayollan'nın 10. kuruluşyılı nedeniyle bir konser vermek üzere Istanbul'a gelen blues ve pop caz şarkıcısı Roberta Flack, müziğin evrensel bir dili olduğunu düşünüyor. Ünlü şarkıcı, Hilton Oteli'nde öncekı gün düzenlediği basın toplantısında. basın mensuplanna müzik üzerine düşüncelerini açıklama fırsatı buldu. Güniimüzde 'rythm and blues'un 'hip-hop' gıbı değişik biçimler aldıgını düşünen Flack. yapmayı düşündüğü yeni albümünde 'rythm and blues'u eski günlerine götürmek istiyor. ABD'de çeşıtli radyo istasyonlannda DJ"iik yapan Flacİc'a göre, rythm and blues her an evrim geçiriyor. Günümüzde müzik alanında gördüğü en önemli eksıkliğin dürüstlük ve saflık olduğunu söyleyen Roberta Flack. genç müzisyenlerin artık yürekleri ile müzik yapmadığını, daha çok teknolojik olanaklara yöneldıklerini düşünüyor Yapmak istedığinin, 20 yıl sonra bıle zevkle dinlenebilecek bır albüm olduğunu söyleyen siyahi şarkıcı. bugüne dek kendine ait pek çok parçanın değişik müzisyenlerce yorumlanmasına ılişkin bır soruyu, "Bence, ivi bir şarkı çeşitli şekiUerde yonımlanabilir, herkes tarafindan söv lenebilir. Şarkı iyi olduğu sürece. yorumu da hoşa gidebilir" diye yanıtlarken şarkı söylemenin kendını ifade etmek olduğunu vurguladı. 20 yaşında>ken VV'ashington'da tüm öğrencileri beyaz olan bir okulun ilk zenci öğretmeni olarak öğrencılerine müzik ze\ki aşılamak ıçın çalışan Flack. öğretmenlik günlerine ılişkin anılarını da aktardı. Beyaz öğrencilerle birlikte olmanın başlangıçta çok zor geldiğinı, hatta okuldaki ılk gününde öğrencılenn kendısını elma yağmuruna tuttuklarını anlatan Flack. ~Amao küçüköğrenciler,James Bro\vnın zenci olup olmadıgıyla ilgilenmiyorlardı. Çünkü James Brtmn'm müziği önemli) di onlar için. Ben de kendi pa> ıma öğrencilcrimden çok şe> öğrendim'" dedi. Müziğin evrenselliğıne dikkat çeken Flack. "Kimi şarkılar, söyleyen kinı olursa olsun insanlara ulaşır. Bazen dilini anlamadığınız bir şarkıyı seversiniz, çünkü ruhunuza seslenir. İster Güne> Afrikalı olsun ister Çinli, müziği kinıin, nerede yaptığı hiç önemli depdir" diverek TVde izledıği pop müziği sanatçısı ErdaTın müziğınin kendisini epey etkilediğını söyledi. Roberta Flack. bugün saat 20.00"de Hilton Convention Center'da müzikseverlerin karşısında oiacak. Yazar Salman Rüşdi bu kez Hindulan kızdırdıKültür Servisi - Hınt asıllı Ingiliz yazar Salman Rüşdi. Iran'dan aldığı ıdam fetvası kadar. aday gösterildiği ya da kazandığı ödüllerle de gündemdekı yerini koruyor. Unlüjazar. BookerÖdülü'ne de aday üösterilen yeni çıkan kitabı " f he Moor's Last SiglT ıle Ingiliz edebi>at dünyasının başlıca edebiyat ödüllerinden VVhıtbread Roman Ödülu'nü kazandı. Bombav doğumlu Salman Rüşdfnin kitabı •'The Moor's Last SiglTın "Whitbread Ödülü Yılın Kttabı" olup olmavacağı ıse. 23 ocakta belli oiacak. Beş farkh kategoride düzenlenen \e bu kategorilerde ödül alan (2 bin sterlin) yazarların beş farkh daldaki kitabı arasından seçilen "Yılın Kitabr ödülü. yazarına 21 bin sterlınlik bir para ödülünün yanı sıra edebiyat dünyasında büyük prestij sağlıyor. Ingiliz edebiyat dünyasının bu yıl çok tartışılan. ancak tartışıldığı oranda okur bulamavan MartinAmis'in "The Infunnanon ". Pat Barker'ın Bookerödüllü "The Ghosi ROÜCI". Justin Cart>\right"ın "In E\en Face I Meet" \e Kazuo lshıguro"nun "The l namsoled" romanları arasından seçilen "The Moor's LastSigh" ile. Salman Rüşdi VVhiîbread Roman Ödülü"nü ikinci kez kazanmış oluyor. Yazar ödülü ilk kez 1988 yılında. lran"ın o zaman hayatta olan dıni Iideri Ayetuliah Humeyni"nın hakkında ölüm fetvası çıkarmasına yol açan kitabı "ŞeytanAyetleri''i]e kazanmıştı. Işin ilginç yanı. Salman Ruşdı nın \\ hıtbrcad Roman Ödülü"nü kazandıgı bu ikinci romanıyla da dınci fanatiklenn tepkısinı çekmiş olması. Ancak bu kez Rüşdi'ye ateş püskürenler. Müslümanlar değil Hındular. Kitapta Bombay'daki Shı\ Sena grubunun Iideri Bal Thackera>°ı hicveden Salman Rüşdi. yıne İran'dan aldığı fetvaya benzer bir tepkiyle karşıîaştı. Shiv Sena grubundan Pramod Navalkar. geçen ağustos ayında yaptığı bir açıklamada. Salman Rüşdi'nin "The Moor's Last Sigh" kitabının Bombay'daki satışını kesinlikle engelleyeceklerini belirtti. Hindıstan"da kitabın bir kopyasını bulabılmek, gerçekten de neredevse olanaksız "The Moor's Last Sigh"ı. "aşkla ilgili komik bir roman" olarak tanımlayan Salman Rüşdi, Whitbread Roman Ödülü"nün kendisine "hoş bir yeni yıl hediyesi"olduğunu belirtti. "Kitabımın dikkat çekmesi çok hoşuma gidiyor. Avnca bu ödülü ikinci kez kazanmam da çok hoş tabii." Bu yıl VV'hitbread Ödülleri'nı ötekı kategorilerde kazananlar ise ilk roman dalında Kate Atkinson. çocuk kitabı dalında Michael Morpurgo. bi>ografi dalında Roy Jenkins ve şiır dalında Bernard O'Donoghue. Beş kategoride ödül alan kitaplar arasından seçılecek \e "yılın kitabr başlığıyla yerılecek büyük Whitbread Ödülü ise 23 ocakta belırlenecek. çimde. yani örneklerle temellendırerek bı- çımlendinneyeçalışıyorum. Örnekler dege- nellıkle benim yurtiçınde ve dışında gördü- ğüm \e üzennde zaman zaman yazılaryaz- dığım oyunları içeriyor Doğrudan kendi gördüğüm, bü> ük tat aldığım, coşku du> du- ğum >a da sınırlendiğim. kızdığım. üzerin- de uzun uzadıva kafa vorduğum. anlamava çalıştığım oyunlardan yola çıkmak. düşün- eelerimi somutlaştırmamda bü\ük kolaylık sağladı. Bu açıdan kitabın kolay anlaşılırve kolav okunur bir kitap olduğunu sanıyorum. - Kitabı yazarken gözünüzün önünde na- sıl bir okuyucu canlannordu? Z.İ.- Bırbırıyleuzakyakınılgisıolma>an. neredeyse uç noktalarda ıkı türokuv ucu. Bi- rincisi. tiyatronun ne olduğunu yetennce bil- meyen \e öğrenmek isteven. aynı zamanda tiyatro aracılığıyla kendısını gelıştırmek is- te>en okuyucu kı daha çok gençleri düşünü- vorum. Ancak bu okuyucunun birlikte dü- şünmeve hazır olması gerekıvor. eğer an- siklopedik bilgı anyor->a düş kırıklığına uğ- rayacaktır. Ikincisi. tıyatrovla haşırneşirol- muş olan denevımlı okuyucu kı bu okuyu- cu eğer alnıaya açıksa ideal okuyucu olabi- lir. Cünkü kitapta gelıştırmeye çalıştığım düşünceleri kendi deneyımlerinden \e göz- lemlennden vola çıkarak somutlaştırabilir. derinleştırebilir. geliştırebılir. Yanı kitabı okurken kendi kafasında neredeyse yeni bır kitap yazabilır. kitapla diyaloğa gırebılen yaratıcı okuyucudan ^öz ediyorum. Bellı bır tıvatro birikimi olan \e bu birikimi düşün- me voluyla ivıce özümsemiş olan her oku- yucu. >aratıcı okuyucu olabilir. Bu okuyu- cunun eleştirel bır yaklaşımı da olabilir. an- cak eleştiriden anladığım yapıcı eleştiri. öv - le kı yeni çalışmalara dürtü olabilmeli. yeni yollar açabilmeli. ışık tutabilmeli. Sözünü ettiğım bu iki oku\ucuvu buluşturan ortak nokta. kitaptaki düşünme sürecine katılma- lan, öğrenerek ya da üreterek katılmalan. Kitabın bitmemişlıği böyle bir katılımı ko- şulluyor. - Bitmemişlikle ne kastedhorsunuz? Z.İ. - Düşünselhk hiç bıtmeven bır süreç değil mi? Bu açıdan "Tijatroda Düşünsel- lik"in okuyucuyla birlikte kendini venıle- yecek ve değışıme uğravacak bitmemiş bır kitap olduğunu düşünüyorum. Bizde ilginç- tır. düşünme tıpkı nefes alma. konuşma gı- bı doğal bır olgu olarak görüliiyor. Benım burada sözünü ettiğim günlük gereksınme- lerın ötesınde bir düşünme bıçımi. üreten düşünme. Bu hiç de kolav değil. hele top- lumda bir yerlere ulaşmış. kendinizi kabul ertırmışsenız. belli bırbinkıminız\arsa, bır süre sonra kendinizi yınelemeye başlıyorsu- nuz. ayırdına bile varmadan bırkısırdöngü- nün ıçınde buluyorsunuz kendinizi. Çünkü sizı zorlavan. denetleyen. özendıren düşün- sel birtartışma ortamı yok... Kültüref yaşa- mımızda eksık olmavan paneller ve açıko- turumlar buna somut bir örnek vermiyor mu? Insanlar hiç bıkmadan a\nı laflan yı- neley ip duruyorlar. Sözcükler düşünmeden soyutlanıp kendi başlanna bağımsızlık ka- zanıvorlar Paradoks gelecek ama "Ben bu konunun uzmanıyım" düşüncesı düşünıne- >i engelliyor. Tersıne konunun ne denli uz- manı olursanız olun. öğrenme ve kendinizi yenileme duv gusunu hep ıçinizde duv manız gerekiyor. Ben kendımeçokgüvendiğimbir konuda bir panele çağnldığım ya da bir ya- zı yazmak istedıgım zaman bıle. hiçbır şey bılmıvorum duygusuna kapılınm. Söyleye- ceklerimı va da yazacaklanmı kafamda iyı- ce tartıp. biçmeden önce bıldığim her şeyi unuturum. sıfırdan başlama duygusu.. Bu tedirgın edıcı, korku uyandıncı bir duvgu. bir uçurumdan aşağıva bakma gibı.. Ama sözcüklerin tuzağına düşmemizi engel- leyebilir. EuropaKa- Tiirldye Festivali 1997Me yapdacak Kültür Servisi- Türk Dışişleri Bakan- lığı ve Europalıa-Türkıye Festivali Ge- nel Koordinatörü BülentEczacıbaşı'nın sürdürdüğü yoğun gırışımler sonucunda. Belçika hükümetı festıvale yenıden ye- şil ışık yaktı.Türkıye'nin kültürel zen- ginliklerinin Avrupa ülkelerınde tanıtıl- masında "tarihi birfirsat" olarak değe- rendmen ve Belçika hükümetınin malı gerekçeler göstererek askıva aldığı Eu- ropalia- Türkıye Festivali'nın 1997 yı- lında yapılması kararlaştınldı. Europalia-Türkıye Genel Koordina- törü Büİent Eczacıbaşı. v urt dışında y ap- tığı basın açıklamasında Türkıve Euro- palıa'sının 1997 yılının eylül- aralık ay- İan arasında gerçekleştırileceğını açık- layarak şunları söyledı: "Belçika hükü- metinin, 23 Mart 1995 günü, mali güç- lükleri gerekçe göstererek askıva alınan 'Europalia 96- Türkıye' festivali hazır- lık çalışmalannın sürdürülmesini karar- laştırdıgını ve gerekli mali kavnaklan tahsis ettiğini, memnuniyetle öğrenmiş bulunuvoruz. Bu sonucun alınmasında. Dışişleri Bakanlığı'mızın çabalanvla sür- dürülen Belçika kanıuov unu aydınlarma çalışmalan belirlevici rol almıştır. Ara- dan geçen dokuz av lık sürede, biryan- dan Belçika kamuovunu aydınlatma çalışmalan sürdürülürken, bir van- dan da festival hazırlıkları kesintisiz vürütülmüştür. Ancak Belçika tara- fmdaki hazırlıkların kesinriye uğra- ması nedeniyle kaybedilen zamanın telafisi için, festival 1997 >ılına erte- lenmiştir. Türki>e Europalia'sı. 1997 vılının evlül-aralık ayları arasında gerçekleştirilecektir. Europalia hazır- lık çalışmalan. başlangıçtan beri be- nimsediğinıiz. çağdaş Türkivc'nin kültürünü, Anadolu'da yaşaınış bü- tün uygarlıkların ve çağdaş kültür öğelerinin bir sentezi olarak, bütün yönleriyle tanıtmak ilkesi doğrultu- sunda sürdürülmektedir. Çağdaş Türkiye'nin bütün vönlerijle tanıtıla- cağı üstün nitelikli bir festivalin, Türk >e Avrupa toplumlarının vakınlaşma- sına hizmet edeceğine inanıyoruz." Bu arada Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyü- kelçi Ömer Akbel. Türkiye'nın Belçika Bakanlar Kurulu kararını memnunlukla karşıladığını belirterek. "gümriik birii- ğinin festivalin gerçekJeştirilmesi için ei- verişli bir ortam yarattığını'* vurguladı. Akbel. "Europalia Festivali,Türkive'nin tüm birikim ve zenginliklerinin Avnıpa kamuoyuna tanıtılması bakımından önemli bir flrsat teşkil etmektedir" dedı. Ankara Devlet Tiyatrosu'ndan üç yeni 030ın ANKARA (A.A)- Ankara Dev let Tiyat- rosu (ADT). 1996 yılının ilk günlennı üç yeni oyunla karşılıyor. Başkentlı tıyatrose- verler. "Budala". "Giordano Bruno" ve "Sa\aş \'urgunu Kadınlar"adlı oyunlarla ocak ayı ıçersınde buluşacak. E>ostoyevski"nin ünlü yapıtı "Buda- la"nın prömıyen 5 ocak Cuma günü ger- çekleştirılecek. Simorı Gray'ın tıyatroya uyarladığı yapıtın çevırmenı O>a Batum Menteşe Rejısörlüğünü Dev let Tıyatrola- n Genel Vlüdürü Bozkurt Kunıç'un üst- lendığı oy un. ekonomının çöktüğü toplunı- larda sosyal yapının ve kışılıklerın nasıl erozyona uğradıgını konu alıyor. Oyunda BurakŞergen. Adv i>eÖztürk. Lemi Bilgin, Servet Ozbaver, Nihat Hakan Günev. Ha- kan Vanlı, Nurtekin Odabaşı. Fuat Darvu- toğlu. V'avuzKöken ve Hakan Boya\ rol alı- yor. Oyunda ayrıca. Dev let Balesı sanatçı- ları Özcan Oktav. l\imet Taragay, Misket Özgüç. Gamze Erbaş, Pelin Köken Baş- buğ, Hakan Odabaşı. Murat ŞikeL Yolkan Kıran, Serhat Elifer ve Bahri Gürcan da danslanyla ızleyıcının karşısına çıkıyor. Oyunun prömıyer gö>terisi basın galasıv - la birlikte 5 Ocak cuma günü Büyük Tıyat- ro'da yapılacak. ADT. "Giardano Bru- no"adlı oyunun prömıyerını de 17 ocak çarşambagünü İrfan Şahınbaş Atölye Sah- nesınde gerçekleştırecek. Erhan Gökgü- cü'nün yazıpyönettığı oyun. 1600yılında Roma'da Engızihvon Mahkemesı kararın- ca "şeytana uyduğu" gerekçesıyle yakılan ünlü teolog ve fılozof Giaordano Bru- no'nun yaşamını konu alıyor Oyunda Le- vent Llgen. Ahmet Türkoğlu. Özer Tunca, Erdinç Dinçer. Gürav Kip, Osman Ercan. Adnan Erbaş, Savaş Tamer. Engin Delke ve Cahit Çagıran rol alıyor. Nezihe Me- riç'ın yazdıgı. Bekir AğlaguTün yönettığı "Sa\aş Yurgunu Kadınlar"adlı oyun ıse 23 Ocak Salı günü Küçük Tıyatro'da prö- mıyeryapacak. Dığeradı "BosnalıKadın- lara Ağıt" olan oyun. "Bu,erkeklerdenön- ce kadınlann banş çığlığıdır" tümcesıyie betıınlenıyor. Oyunda. Emine Senıra Ğö- kalp.Sunav Artuk.NilgünTan. EmineOr- hon.PervinKalaycıoğlu. \yşeSungur.Gü- ney Takmaz. Nesrin L stkanat Serpil Ça- ğıran ve Neşet Erdem rol alıyor. Viyana Strauss Oda Orkestrası konserlerî Kültür Senisi - Cemal Reşıt Rey Konier Salonu, cumartesı ve pazar günlen saat 19.30"da Viyana Strauss Oda Orkestrası'nı ağırlıyor. Şef \V ınfried Karlınger yönetımındekı orkestra solıstler Elisabeth Kales (>,oprano) ve Lavvrence \incent (tenor) eşlığınde J Strauss \e F. Lehar'ın yapıtlarını seslendırecek. Johann Straus.s'un yapıtlannm çalındığı konserlere duyulan büyük ılgi I989'da Viyana Mozart Akademisi üyelerinı Johann Strauss Oda Orkestra.M'nı kurmaya yöneltti. Çoğunluğu Vıvana Filarmoni ve Viyana Senfonı Orkestrası elemanlarından oluşan orkestranın asıl hedefı. hem geleneksel beklentilerı. hem de modern bir konser performansının gereklennı yerıne getirmek. Topluluk bu amaçla Japonya ve Avrupa'nın önemli salonlarında konserler verıyor Yenî bir şiir dergisi Kültür Senisi - Şıır L IkeM adıyla yeni bır şıır dergısı yayımlanmaya başladı. Yayın yönetmenliğını Bedrettın Aykın'ın üstlendiği derginin ılk sayısında Abdülkadir Budak. Ahmet Ada. Ahmet Necdet. Ataol Behramoğlu. Ayten Mutlu. Engın Turgut. Gültekin Emre. Mustafa KÖz. Turgay Kantürk. Leyla Sahın, Metın Cengiz ve Zeynep Aliye'nın yazı ve şiirleri yer alıyor. Oscar Akademisi 225 filmi onayladı BEVERL\ HILLS(AA)-Heryıl geleneksel olarak dağıtılan Oscar ödüllen ıçın başvurusu yapılan fılmlerden 225nın yarışmaya değer olduğu açıklandı Görüntülü Bilıınler ve Sanatlar Akademisı'nden yapılan açıklamada. yarışmaya katılma hakfcı-'alde.aden filmlerin lkstesınfti; üvelere gönderildıği. şubat ayında da ilan edileceğı. ödii! töreninın 25 martta Los Angeles Müzik Merkezi'nde dağıtılacağı belirtjldi. Selim Turan'ın resim sergisi Kültür Servisi- Yapı Kredı Kâzım Taşkent Sanat Galerısı. 16 ocak-9 şubat tanhlerı arasında Selım Turan'ın soyut dönemine ait yağlıboya ve akrilik çalışmalannı sergilıyor. Selim Turan. 1938"de mezun olduğu Güzel Sanatlar Akademısf ndeki resım öğrenımini heykel çallışmalarıyla pekıştirmış. 1947 yıİında Fransız hükümetınin bursu ıle gittiğı Paris'te lirık soyut anlatımı yakalayan sanatçı. burada bırçok ünlü sanatçıyla çalışma olanağını elde etmiş. Amerikalı ressam Otto Mjaanes, ikinci sengisini açıyor Kültür Servisi - Ne\\ Yorklu ressam Otto Mjaanes. Türkıve'dekı ikinci resim sergısıni 12 ocak cuma günü Teşvikıye Sanat Galerisi'nde açıyor. 1994 yılında Türk eşi ve oğluyla bırlıkte İstanbul'a yerleşen ve sanat çalişmalarını burada devam ettiıme kararı alan Otto Mjaanes. Norveçli bır baba ve Irlandalı bir annenın Amenkalı oğlu. Nevv York çağdaş sanat dünyasında sergılen ile adından sıkça bahsettıren Mjaanes. somut. dışavurumcu. fıgüratif bır sanatçı olarak nıtelendıriliyor. Sergı. 3 1 ocak çarşamba gününe kadar gezılebilır.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog