Bugünden 1930'a 5,447,563 adet makale



Katalog


«
»

25OCAK1996 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA EKONOMI Genel müdür bilgisi dışında Taciroğlu'na haciz yapılamayacağı, uygulamadan sonradan vazgeçildiği belirtiliyor Valofibank^ın haciz iptali kuşkuhı Peynir kralı Ali Zafer Taciroğlu'na son dilimini ödemediği kredi için konulan haciz kaldınldı. AHMETÇELÎK Vakifbank'ın peynir kralı Ali Zafer Taciroğlu'na son dilimıni ödemediği ihracat kredisi için koyduğu haczi kal- dırarak borcu ertelemesi. banka yöne- timine bu konuda bir baskı yapılıp ya- pılmadığı kuşkusu doğurdu. Taraflann savunmasına karşın mevzuat uygula- manın bir kredi esnekligi değil kredi imtiyazı olduğunu ortaya koyuyor. Va- kjfbank Beyazıt Şubesi tararindan Ta- ciroğlu aleyhıne başlatıldığı belirtilen haciz uygulamasının genel müdürlük onayı oimadan yapılamayacağı belırti- lırken. haciz ışlemlerinin kaldınlarak 1.4 milyon dolarlık kredi borcunun ödeme sûresinin gecikme faizi oimadan uzatılması için araya birilerinin girme- sı olasılığı ortaya çıkıyor. Bu tür bir haciz ışleminın ancak "bankanın müşterisiyle çahşmak iste- memesinden" kaynaklanabileceğını belirten bankacılık uzmanlan, kredi borcunun son taksidinin ödenmemesi nedeniyle başlatılan haciz işlemi konu- sunda Vakıfbank Genel Müdürü Fehmi Cültekin tarafindan yapılan "Tama- men mev7uatın farklı değerlendirilme- sinden kaynakianmıştır'' açıklamasınm Ertelemeyi banka önerirse Hazine onaylıyor Hazine Müsteşarhgı Banka Karnbtyo Genel Müdüriüğü yetkilüerinden alınan biigiye göre, ihracat kredileri ancak üıracatın finansmanı amacıyla verilebiiiyor. Bu nedente herhangi bir kredi ertelenıesi durumunda müşterinin karşıhğı olan ihracatı yapamadığtnı belgeledikten sonra erteleme istemesi gerekiyor. îstek ancak banka tarafindan uygun görülürse Hazine'ye bildiriliyor. Hazine belgefenen koşııilann değeriendirmesini yaparak süreyi veriyor ya da verraiyor. Şirketin erteleme başvurusunun aracı banka tarafindan Hazine'ye yansıtılmasi, yasa] olarak zonınlu def il. Banka müşterisıni haklı görürse ertelemeyi gûndeme' getiriyor. Özel bankalardan alınan krediler için aynı durum söz konusu. Başvuru vade tarihinden en az 1S gün önce yapıimalı. doğru olamayacağını belırtıyorlar, Şu- be ile genel müdürlük arasında böyle bir kopukluğun olamayacağını belirten uzmanlar şöyle konuşuyorlar: "Ortada 5 milyon dolarük bir kredi söz konusu. Şubeler bu kadar büyük miktardaki krediyi genel müdüıiük onayı oimadan veremeyecekleri gibi bu kredinin geri ödenmemesi durumunda bir hukuki prosedür de başlatamazlar. Çünkü bu konuda uzmanlaşmış kadro şubelerde bulunma/. Bu tür durumlar- da kredinin ödcnmediği şube tarafin- dan merkeze bildirilir. Merkez de şube- ye nasıl hareket etmesi gercktiğini söy- ler. Bö.vle büyük bir kredi ve tanınmış bir müşteriye, şube tek başına, 'pardon' diyebilecegi bir işleme başlayamaz." Genel müdürün haberi vardır Vade zamanı dolduğunda ya bu kre- dının kapatılması, ya da Hazine'den bu kredinin uzatılması için onay alınması gerektiğini belirten uzmanlar, şube ile fırmanın sürekli diyalog halınde olaca- ğını belirterek, "Firma ihracatı çeşifü nedenlerle gercekleştiremediği için öde- me güçlüğüne düşmüşse şubeye başvu- rarak borcun ertelenmesini ister. Şube de bu isteğigenel müdürlüğe iletir. Çün- kü Hazine'ye karşı genel müdürlük mu- hataptir. Genel müdürlük durumu in- celer ve uygun bulursa Hazine'ye bildi- rir. Bu kredinin vadesi dolmadân en az 15günöncebaşlayanbirişlemdirve şu- benin bu işlemi ihmaü olamaz. Çünkü kredi sürekli tekip edilir" dediler. Uzmanlar Taciroğlu olayını ise şöy- le yorumladılar: "Taciroğju da krediyi ödeyemeyeceğinj belirterek ödemenin ertelenmesi için süre isterken, bu öneri- ye sıcak bakmayan banka kredinin ka- panmasını istcmiştir. Dolayısryia bun- lann erteleme almamalan için daha özel birtakım nedenler vardır." Bu arada İhracat Genel Müdürlü- ğü'nün sadece ihracat belgesinin süre- sini uzatmayayetkili olduğu, teşvik bel- geli ihracatlar için gecerli olan bu yet- kinin ihracat kredileriyle bağlantısı bu- lunmadığı da vurgulandı. Genel Müdür Değer Berkol, sadece ihracat kredisi alınmışsa ve teşvik belgesi yoksa bunun kendilerini ilgilendirmediğmi kaydetti. Ali Zafer Taciroğlu, konuyla ilgili es- ki açıklamalarını tekrarlarken Vakıf- bank Genel Müdürü Fehmi Gültekin Cumhuriyet'in görüşme isteğini bu kez yanıtsız bıraktı. ISO'da yapılan toplantıda Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki girişimcilerle birlikte sorun irdelendi Sanayici, teröre çözüm arayışındaEkonomi Servisi - Özel sektör, Türkiye'de terö- rün yeniden tırmanması ve ış dünyasını da hedef al- maya başlaması üzenne yoğunlaştırdığı Doğu ve Gü- neydogu Anadolu'nun sorunlanna çözüm arayışına, bölge ginşımcisinın de katkısını sağlamaya çalışı- yor. Türk özel sermayesinin en büyük bölümünü tem- sıl eden Istanbul Sanayi Odası Doğu \e Güneydoğu Anadolu sanayi. ticaret odalan ile DPT ve GAP yet- kililerini biraraya getirdıgi "Arayışlar" başlıklı top- lantıda, bölgelerarası kalkınmışlık farkını gidermek tartışmasını yeniden gündeme getirdi. lSO'dan yapıian açıklamada, 22 ocakta Odakule meclis salonunda gerçekJeştirilen toplantıya Adıya- man, Diyarbakır, Erzurum. Malatya ve Van ticaret ve sanayi odalan yönetimkurulu başkanlan. Kahraman- maraş Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı. oda- lann bazı yönetım kurulu üyelen, DPT, GAP ıdare- si yetkilileri ve İSO yönetim kurulu başkanmın katıldığı belırtıldi. Başkanlığını İSO Yönetim Kurulu Başda- nışmanı Atilla Karaosmanoğlu'nun yaptığı toplantıda, dünyadakı her ülkede ekonomik ve sosyal gelişmenin bölgesel farklılıklargös- terdiği vurgulanarak, bölgelerarası dengenin sağ- lanması için sadece devletin kaynaklannın belli bir bölgeyeyöneltilmesi. bazı yatınmlara gırişilmesinin başan sağlamaya yetmeyeceği vurgulandı. Başanlı olan ülke ve yörelerde. bu bölgedeki in- sanlann girişimleri, idarecilerin katkılan, genel eği- tim çabalan ve egitım kalitesınin yüksekliğinin so- nuca büyük oranda etkıde bulunduğu kaydedildi. Toplantı ile ılgılı yapılan açıklamada kalkınmada te- mel koşulun sanayileşmenin ülkeye yaygınlaştınl- ması olduğu, ÎSO'nun da bu konuda çalışmalaryap- Iso tığı kaydedildi. ISO'nun açıklamasında, Tür- kiye'nin sorunlannın halledılebılmesı için ekonomik çözümlerin yetersiz kalacağı, hu- kukun üstünlüğü, katılımcı demokrasi ve devlet yapısında reorganizasyonunun gerçek- leştirilmesi gerektiği vurgulandı. Doğu ve G.Doğu Anadolu'da huzurun ve gü- venliğin yerleşmesi için dev let güçlerinin çalışmala- nnın dışında bölge halkjnın gayretlerine bağlı oldu- ğu belırtilerek bölge halkımn terörle aynmının doğ- ru bir şekilde yapılması gerektiği kaydedildi. Ticaret ve Sanayi odalan toplantıda bölgeye uygu- lanacak teşvilder konusunda devlet ve özel sektörün birlikte çalışması gerektiğini belirtti. Bölgede yatı- nmlann artması ve ış gücü hareketlerinin yavaşlatıl- ması aynı zamanda yatınmlann yapılmasına ilişkin diğer bölgelerle fırsat eşitliğinin yaratılması için şu faktörler üzerinde duruldu: Enerji sorununun halledilmesi; ulaşımda kuzey- güney karayolu bağlantılannın gelıştirilerek iyileşti- rilmesi; bölgedeki yatınmlann arttınlması için AB ül- kelerinde benzer yörelere uygulanan teşvikler pare- lelinde ve bu bölgedeki yatınmı diger bölgelere kı- yasla cazip hale getirecek anlamlı. akılcı ve üretken devlet desteklerinin getirilmesi; böyle bir teşvik sıs- temi merkezi idare tarafindan etkin bir şekilde yürü- tülemeyecek ise bu görevin ıyi tanımlanmış ve ob- jektif ölçüler içinde yürütülebtlmesi için yerel yöne- tim kunimlanna devredilmesi. Aynca bölgeden sermaye göçünün yavaşlatılması için özelleştirmelerde yerli sermayenin bu hareket- lere katılımı sağlanması gerektiği belirtilerek ihracat faaliyetlerinin yoğun olduğu illerde dış ticaret ışlem- lerinin kolaylaştınlmasının önemi vurgulandı. Uzunçayır Barajı'ndan 75 işçi çıkarıldı Tunceli'deki tek işten de oldular FERİT DEMİR TUNCELİ- Tunceli'nin tek iş alanı olan ve yaklasik 250 kışinm çalıştığı Uzun- çayır Barajı'nda çalışan 75 işçi işlerinden atılarak boş- ta kaldılar. Yaklaşık iki yıl önce dö- nemin başbakanı Çiller ve yardımcısı Karayalçın'ın büyük bir törenle temelinı attıklan Uzunçayır Barajı, cumhuriyet tarihinde Tun- celi'ye yapılan en büyük ya- tınm unvanını da kazanmış durumda. Temel atma töre- ninde konuşan Çiller ve Ka- rayalçın barajın temelinin atılmasının amacının Tun- celi'deki işsizliği önlemek ve yöre halkının kalkınma- sını sağlamak olduğunu ve aynca barajda çalışacak iş- çilerin tamamının Tunce- li'de yaşayan işçiler olaca- ğını söylediler. Ancak barajın kapasitesi yaklaşık 400 işçiyken Öz- gür tnşaat'ın sahibi Cemil Ozgür tarafindan ancak 200 işçi işe alındi. Iki yıldır 3 i- la 10 milyon arası ücretle çalışan işçiler, mecbur ve ış- siz olduklan için bu ücrete çalıştıklannı ve fazla ealış- malannın paralannı da ala- madıklannı söylüyorlar. işçiler adına bir açıklama yapan Yümaz Taş adındakı işçi şövle konuştu: "2 yıldan fazladır barajda köle gibi çalı^ı\oruz. Müte- ahhit Elazığ kökenü ve işçi düşmanL Bizler de bu du- rumda sendikaya üye ol- duk, başka çaremiz de yoktu. Sendikaya üye ol- duğumuzu öğrenen müte- ahhit Cemil Ozgür ilk ola- rak 75 işçiyi işten attı, bir- kaç gün sonra da diğer iş- çileri atacak. Başbakan Çiller bize barajda Tunce- lililer çalışacak dedi, ama barajda Adıvaman, Ma- raş ve Elazığ'da getirilen işçiler çalıştınlmak isteni- yor." Kendisiyle görüşmeye gittiğimiz şantiye şefi Sacit Elöcal, elimizde fotoğraf makinesini görünce "De- mokrasi var, istediğimi ya- panm" deyip yüzünü kapa- tarak kaçtı. İSO Meclis Başkanı Ömer Dinçkök: SanayicimucizeyaratıyorEkonomi Servisi-lstanbullu sanayici si- tti. AB ile gümrük birligini başfatan Türki- yasi istikrarsızlığa alışmış gözüküyor. Dün yapılan tstanbul Sanayi Odası (ISO) Meclis toplantısında konuşan Meclis Başkanı Ömer Dinçkök, gecen yılın son 4 ayında ülkenin hükümetsiz kaldığına dikkat çekerek, buna rağmen 1995 yılı büyüme hızının yüzde 8 olarak gerçekleştiğini belirtti. Yüksek enflas- yon ve yüksek enerji maliyetlenne rağmen sanayicinin üretim ve yatınm yapmaya de- vam ettığini kaydeden Dinçkök, "Bu olum- suz koşullara rağmen Türk sana>icisi mucize yaraüyDr" şeklinde konuştu. İSO Başkanı Hüsamettin Kavi ise Türkiye'nın hedefleri- ne ulaşarak yoluna devam edebilmesi için is- tikrararayışlannın sünnesi gerektiğini belir- ye'nin hâlâ terörle uğraştığını belirten Kavi, teröre çarenin bir türlü bulunmadığını ifade etti. Kavi, "YaakoluyorkaybeOiklerimKe.'-v- sanlanmıza, kaynaklannuza vezamana. Hiç- birini geri getiremeyiz" şeklinde konuştu. Toplantıya konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Merih Paya ile Prof. Dr. Öztin Akgûç, gümrük birliğinin getireceği fayda ve zarar- lar konusunda bilgi vererek, hangi konular- da, ne gibi kısa ve uzun vadeli çalışmalarya- pılabileceğini belirttiler. Prof. Dr. Akgüç, gümrük birliğinin uzun vadede olumlu so- nuçlar getireceğini kaydederek, kısa vadede mucize bekleyenlerin hayal kınklığına uğra- yacaklannı söyledi. Devletten destek gelmiyor Doğu (daki sanayici bölgeden kaçıyor RECEP KAPUCU ERZURUM - Devlet Doğu insanmdan sonra, Do- ğu Anadolu Bölgesi'odekı sanaykiye de güven duy- muyor. Dijital uzaktan ku- mandalı hidrometrik cihaz üretiminde Türkiye'deki tek yerli firma olan Pemsantaş, Dünya Bankası'ndan ihale almayı basardı. Ama yine de güven kazanamadı. Devle- tin kendilerine güven duy- madığını ifade eden Pem- santaş Genel Müdürü Mus- tafaÇil, küçümsenmeyecek bir başan eldeettiklerini, fa- kat devletin kendilerine des- tek olmadığını ifade etti. Genel Müdür Çil, Doğulu sanayicinin sürekli ihmal edildiğini savundu. Sistemin Türkiye'de yeni tanınmakta olduğunu söyle- yen Genel Müdür Mustafa Çil, bu sistemlerin yerli ola- rak sadece kendileri tarafin- dan üretildiğini, büyük bir kısmının ise ithal edildiğini belirtti. Pemsantaş Genel Müdü- rü Mustafa Çil, "Bu dhaz- lann fiyatian oidukça yûk- sek. Bu yüzden milyarlarca dolar ithalat >apılı\or. Yal- nızca bu vıl ASKİ'nin yapö- ğı ihaknin bedeli 50 milyon dolar. Bu ihaJn i İtahan bir firma aldı. Bu ihak>i bizde gerçekleştirecek güce sahi- biz. Fakat bu kadar temina- tımız olmadığından ihaleye giremedik. Aynca bunlar- dan daha önemlisi. Doğu'da üretim vapbğunız ve Doğu- lu olduğumuz için bunu ba- şardığınuza hiç kimsenin inanmamasL Btzim ürettiği- miz cibazlar yüzde \üz yer- li Kendi mühendislerimiz tarafindan geliştirildi. Bazı yönlerden ihraç edilenier- den daha üstün. Ama Türk insanının kendine güveni yok. Sürekli Avrupa'nın her şeyi bizden daha i\i yapbğı- nı düşünüvoruz. Bu devlet anla\işında da boyle. Devie- timiz de kendi insanına gü- vcnmiyor. Bu yü/den son bir yıl içerisinde >aptığımız ci- hazlann hepsi elimizde bek- liyor. Cihazianmızı satanu- yoruz. Ama ne olursa olsun pes etmeyeceğiz. Her şejrimi- zi bu işe bağiadık" dedı. tŞÇİNİNEVRENİNDEN ŞUKRAN SONER Ufkum Daraldı Metin Göktepe'nin dövülerek öldürülmesi olayının soruşturmasına da işkence bulaştı. Televizyonda, kim- likleri saklanarak konuşturulan polis memurlan hem Göktepe'nin nasıl dövülerek öldürüldüğünü hem de dövülerek öldürme suçunun zanlısı polisler saptanma- ya çalışılırken polisin polise işkence yaptığmı anlattı- lar. Uğur Mumcu'nun öldürülmesinin 3. yılında gaze- tenin bahçesindeki anma toplantısına gelenler, "Uğur'lar, Metin'lerölmez" diye slogan atıyortar. Uğur Mumcu'nun ölümünün 3. yıldönümünde, hafta bo- yunca Türkiye'nın her yerinde açık ve kapalı salon an- ma toplantılan düzenleniyor, yüz binler "Uğur Mum- cu "olayı gündeminde kenetleniyor, katillerin yakalan- mamış olmasına çok güçlü bir tepki geliyor, "gazete- ci, insan, aydın" olmada Uğur Mumcu simgeîeşiyor- sa.. ölenlerin yaşadığı, öldürenlerin öldüğü doğrudur. Gelin görün ki Uğur Mumcu'nun öldürülmesi yüz binlerin yakınlaşmasını getirse de Uğur Mumcu gibi bir değerin, en ilkel güdülerle yönlendirilmiş, kimbilir hangi büyük karanlık hesaplar uğaına, faili meçhul bir cinayetin kurbanı olduğu gerçeğini ortadan kaldırmı- yor. Metin Göktepe olayında çok fazla yüzlerine gözle- rine bulaştırdılar, şimdilik faili ortaya çıkanlacakmış gi- bi bir izlenim veriliyor. Sonunda o eylemin fiili sanığı birkaç polis yargılansa da Türkiye'de yargısız infazla- ra, faili meçhul cinayetlere, işkenceye son verilmesi yolunda caydıncı, "adaletin"gereklerinin yerine geti- rilmesini hiç düşlemeyin. Yargısız infazlan, faili meçhuileri hak gören düşün- celerin simgesi isimler, ödüllendirilerek parlamentoya sokuldular. Birkaç genç gazeteci arkadaş, görgü ta- nığı, kendilerini tehlikeye atarak gördükleri üzerinde konuşmasalardı, Metin Göktepe gerçekten birkanş duvardan atlayıp ölmüş, cesedi paricta bulunmuş bir olay olarak unutulacaktı. Uğur Mumcu'nun faili meçhule gitmemesi için yüz binlerin sokaklara dökülmesi, imzalartoplaması, dev- let adına büyük sözlerin verilmesi, pek çok önemli ipucu ve zanlının yok edilişine engel oluşturmadı. Gemikaçırmateröreyleminigünlercetekmilibirden canh yayında izledik. Her şey gözlerimizin önünde ol- du. Ülkeyi çok zor durumda bırakan çok ciddi bir tej rör eyleminin, çok önemli ipuçlan gizlenemedi. Hâlâ silah fabrikasma uğrayan soruşturma yetkilisi çıkma- mış. Selim Gösterişli'nın doğrudan MİT elemanı mı yoksa olay sırasında yararianılan bir kişi mi olduğunu tartışıyoruz. Bir zamanlar, 12 Mart dönemi Madanoğlu davasın- da, Türkiye'nin önemli aydınlannın işkenceden geçi- rilmesi ve uzun zaman hapiste yatmalarının sorumlu- su, bu davayı yaratabilmek için ev komşusu olarak en çok beni kullanmış, "ajan provakatör" MlT'te üst dü- zeylerde uzun yıllar görev yapmış, Mahir Kaynak, uz- man, saygın profesör olarak bir televizyon kanalından diğerine geçip, son teror olaylanndaki provokasyon olasılıklannı anlatıyor. Yeri gelmişken Mahir Kaynak'la ilgili "ajan provoka- tör" tanımlamamın hakaret kapsamına girmediğini, mahkeme tutanaklannda yer alan kendi beyanlanna dayandığını vurgulamalıyım. Bilmeyenler için Mada- noğlu davası yargılama tutanaklannda sabit olduğu üzere, birbirini tanımıyan ya da yıllarca görmemiş ki- şileri kendi çabası ile bir araya getirerek örgüt suçlu- su konumunagetirdiğini, anımsatmalıyım. Yargılama- da, yargıç, "Siztanıştırmışsınız, siz bir araya getirmiş- siniz, siz önermişsiniz. Neden" türünden sorular yö- nelttikçe, "Ajanlıkgörevlen arasında, bir araya geldik- lerinde neyapacaklannı görmek de vardır" benzeri ya- nıtlar verdiği hâlâ kulaklanmda. O nedenle ben Mahir Kaynak'ın televizyonlarda yap- tığı "provokasyon" yolundaki değerlendirmeleri ger- çekten ciddiye alıyorum. Sabancı iş merkezindeki ci- nayetlerin, geminin kaçınlması, Metin Göktepe'nin öl- dürülmesi, Güneydoğu'daki son PKK terörü olarak açıklanan katlıam da dahil, daha önce Uğur Mumcu cinayeti, Sıvas katilamı gibi olaylar üzerinde de yap- tığ/ gibi çok fazla üst üste gelmiş, çok farklı hedefiere yönelik olaylann bütünü için bu konuda gerçekten uz- man bir eski üst düzey MİT ajanının "provokasyon" yorumlamasından belki de biraz fazla etkileniyorum. insan haklannın, demokrasinin geçerii olacağı, ne- fes alacağımız bir düzene geçişle ilgili, "ufkum dara- lıyor". Uğur Mumcu'nun katillerinin yakalanması için yüz binlerce imza toplamaktan, Türkiye'nin her yerin- de anma toplantılarından başlamayı, Metin Gökte- pe'ye sahip çıkılmasını, gemi kaçırmadaki terörün göz- lerden kaçırılmaması çabalannı olumlu, doğru adım- lar olarak görsem de oynanan büyük provokasyon oyunlarını bozabilmek için gösterilen çabalar olarak çok yetersiz buluyorum. Terörde, faili meçhul cinayetlerde, yargısız infazlar- da, ışkencede hâlâ bir arpa boyu yol alamadığımıza göre bireyler, örgütler, kurumlar olarak herkesin üze- rine düşenin yapılandan çok daha fazla olduğunu düşünüyorum. Hayvancılığa dayalı üretim yapan sanayicilerden siyasilere uyan: Köylü fakirleştikçe, Refah güçleniyorEkonomi Servisi - Merkez sağ ve merkez soldaki bölün- müşlük yüzünden hükümetin kurulamaması ile Refah Par- tisi'nın güçlenmesinden ra- hatsızlık duyan özel sektör, siyasilere yönelik uyanlann dozunu arttınyor. Süt ve Et Üreticileri Birliği(SETBtR), hükümeti kurmaya aday mer- kez sağın iki partisi ÂNAP ve DYP başta olmak üzere. siyasi ve bürokratik kadrola- ra yeni bir ültimatom venme- ye hazırlanıyor. SETBİR, ekonomik poli- tikalarda yanlış belirlenen öncelikler yüzünden kırsal üretimı omuzlayan köylünün fakirleştiğini ve göçe zorlan- dığını, bunun da Refah başta olmak üzere radikal siyasi eğilimlere yönelişi arttırdığı- na dikkat çekecek. SETBlR tarafindan hazir- lanan raporda. kırsal alanda yaşayan ve toplam nüfusun yansını oluşturan kesimin, ülkenin ve kendisinin çıkışı- nın ekonomik olduğunu an- ladığı belirtiliyor. Tanm ve hayvancılıkla uğraşan kesi- min yılda 400 dolarla yaşa- maya çalıştığı vıırgulanan ra- pora göre 30 yıl önce gayri safı milli hasıladan yüzde 40 pay alan köylünün 7'nci beş yıllık planda gayri safi millı hasıladan alacağı pay, yüzde 8'e düşüyor. Buna karşın bu kesim, devlet bütçesinden kurumlar vergisine daha faz- la kaynak transfer ediyor. Doğu ve Güneydoğu Ana- dolu Bölgesi'nde askerle ve silahla yapılabilecek her şe- Vardarü rapor hazuiadı. yin yapıldığını savunan SET- BİR Yönetim Kurulu Başka- nı Doğan Vardaıiı, göçün bu haikın kaderi olduğunu kay- detti. Bu bölgelerde yanlış ta- nm politikalan ve iki merkez sağ partinin bir türlü birleşe- • DYPveANAP liderleri başta olmak üzere politikacılar ve bürokrasiye yönelik bir deklarasyon hazırlayan SETBİR Başkanı Doğan Vardarlı, ihmal edilen kırsal kesim halkının yeni siyasi arayışlara yöneldiğine dikkat çekiyor. memesi nedeniyle RP'nin güçlendiğini de vurgulayan Vardarlı, yeni bir seçimde de- ğil bırinci parti, tek başına ik- tidar olacağını öne sürdü. SETBlR'in raporunda özetle şu ifadelere yer veril- di: "Kırsal alandaki insant- nuz son 12-13 yıldır kendini kimlerin yok etmeye çalışöğj- nı anlamış,şuurlanmıştır. Sa- hibini arama>a başlamış, oy- iannı kavdırmava-ba^lamcş- br. Maalesef bu oylann kay- dığı yer, büyük ölçüde Refah veHADEP; tir. 12-13 yıllıkik- tidariar, son 20 yılda ABD'de bile kırsal alanda nüfusun artnğını bilmemektedir. Kır- sal alandaki insaıumız bütün bunlaryüzünden Allah deyip selamete, vallah de>ip silaha sarümaktadır. Ne zaman ki, çiftçi 2 bin dolar yıllık gefire kavuşur, o zaman selameti vicdanında, tüfeği avda ara- yacaknr." Gümrük birliği dışında bı- rakılan tanmın dışlandığını vurgulayan SETBIR, tanm- sal ürünlerin dış ticaretinde eşit rekabet şartlan sağlan- madığı takdirde ithalatın ka- lıcı clacağını ifade etti. Ra- porda, alınması gereken ön- lemler şöyle sıralandı: " Doğru kullandınlacak krediler ile hayvan ıslahı sağ- lanmaİL Sektörün tegalleşme- si ve vergi sistemi içine girme- siilesağlanacak 100trüyonun üzerindeki de\let gelirinin üretim için üreticiye döndü- rüJmesi gerekiyor. AB ülkele- rinde olduğu gibi gümrükler- de, ha> \ansal ürünlerden ab- nacak fon \e geUrlerin bir noktadantekrar üreticiye tah- sisi sağlanmalı.Ziraat Banka- sı'nm 1995 >ih kaynağı, 150 trilyon lira dvannda. Bu kav- nağın yüzde 45'i ycnı bitki ve meraıslahına tahsis edilmdL" Hazine'nin hazırladığı taslak, Başbakan Çiller'in onayma sunuldu Ihracatçıların alacaklaruıa yeni formül İsrail'in Koç'u da GAP'a yatınm yapacak TEL AVtV (AA) - "İsrail'in Koç'u" olarak da tanınan ülkenin en zengın işadamı ve bölgenın en büyük sanayi gnıbunun sahibi Shaul Eisenberg'in, Güneydoğu Anadolu Projesi'ne (GAP) yatınm yapmaya hazırlandığı bildirildi. GAP'a yatınm konusunda hazırlık çalışmalanna başlayan Eısenberg, bununla ilgili olarak somut bir adım atabilmek için Türkiye ile tsrail arasında Serbest Ticaret Anlaşması'nın imzalanmasını bekliyor. lsrailli yetkililer, Eisenberg'in Türkiye'deki hükümet kurma çahşmalannı da yakından takip ettiğinı ve yatınm yapmak için hükümetin kurulmasını beklediğini ifade ettiler. Shaul Eisenberg'in, Orta Asya ülkelerinde ve Çin'de milyonlarca dolarlık yatınmlan bulunuyor. Bu arada, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesı ve ortak yatınm imkânlannın yerinde incelenmesi amacıyla Israil'de bulunan Türk ticaret heyetindekı yetkililerle görüşen lsrailli yetkililer, ülİcelerinin su probleminin büyük boyutlarda olduğunu belirterek, Türkiye'den su konusunda yardım istediler. Israil Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Tanm Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, KKTC ile Israil'e deniz altından yapılacak bir su boru hattıyla su sağlamayı amaçlayan Manavgat Su Projesi'nin bir an önce hayata geçirilmesini talep ettiler. Sümerbank'ta yüksek ve güvenli Navlun alacaklan Çflkride. ANKARA (Cumhuriyet Büro- su) - Hazine Müsteşarhgı, ihra- catçılann 1994 yılından olan 42 tri- lyon liralık teşvik alacaklannın ö- denmesi için yeni bir taslak hazır- layarak Başbakan Tansu Çiller'in onayma sundu. Buna göre, ihra- catçılarının alacaklannın yüzde 20'si ocak ayında geri kalanlar da eşit taksitlerle mayıs ve temmuz ay- lannda ödenecek. İhracatçılann navlun primi ala- caklan toplam 42 trilyon lira iüze- yinde bulunuyor. İhracatta navlun sübvansiyonuna 1994 yılı sonunda son verilmesine karşın. ihracatçı- lara, alacaklan konusunda 1995 yı- lı sonuna kadar başvuru süresi ta- nınmıştı. Geçen yıl ihracatçılann 42 trilyon iiralık navlun alacağı içinbaşvurduğuöğrenildi. Edinı- len biigiye göre, Hazine. bütçe ola- naklannı dikkate alarak ödeme al- ternatifleri hazırladı. îlk alternatifte, ödemelerin ilki- nin geçici bütçe olanaklan ile cakta, daha sonra 1996 bütçesinden büyük mıktarlardaki navlun alacak- mayıs ve temmuzda olmak üzere 3 lannın ise yüzde 20'si peşin olmak taksirte yapılması öngörüldü. Enflasyon cndeksli tahvil Bu alternatifte, ödemelerin bellı bir kısmının nakit, kalanının da ön- ceki yıllarda olduğu gibi enflasyo- na endeksli devlet tahvili şeklinde yapılması üzerinde duruldu. Aynca, belli bir miktardaki nav- lun alacaklannın hemen tamamı- o- nın nakit olarak ödenmesi, daha üzere kalanının taksite bağlanması üzerinde de duruluyor. Yetkililer, ödemelerin büyük çoğunluğunun, önceki yıllarda olduğu gibi devlet tahvili şeklinde olmasının gündem- de olduğuna dikkat çektiler. İh- racatçılara, 1994 yılı sonuna kadar verdikleri belgeler nedeniyle de geçen yıl, 1993-1994 dönemi nav- lun alacaklanna mahsuben. 30.6 trilyon lira ödenmişti. M E V D U A T F A İ Z L E R I M I Z VADE 1 ay 3 ay 6 ay 1 yıl T L . %1OO % 1O6 % 1O8 % 11O % % % USD. » 8 , 9 » 9,5 > 1O DM. % 7 • O ^5 C3|/ ^^» % 1O,5 SÜMERBANKK u ş a k t a n k u ş a ğ a
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog