Bugünden 1930'a 5,446,863 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 14 25 OCAK 1996 PERŞEMBE KULTUR Omer Uluç'un iki yıl aradan sonra Atatürk Kültür Merkezi'nde açtığı sergisi 31 ocak tarihine dek sürüyor 4 Rengi televizyona nn bırakacağız?!' AHU ANTMEN 1950'Ii yıllann Amerikalı soyut dışavurumcu sanatçilan, soguk savaşın yarattığı karamsar ve umutsuz ortamda dünyayı değiştiremeyecekleri gerçegi karşısında çareyi kendi dünyalannı sanat aracılığıyla kurmakta buldular. Tuvallerinın bomboş yüzeyinde kurdular o yeni dünyayı. Tuvali, smırsız bir özgürlük alanı olarak kullandılar. Resmi birölçüdebu dönemin sanatçılanyJa karşilaştınlabilecek sanatçı Ömer Uluç ise Atatürk Kültür Merkezi'nde Galeri Nev'in sergisinde bir araya getirdiğt son dönem resimlerinin özellikle ortaya koyduğu gibi, yeni bir dünya deği! belkı, ama yeni bir 'soy' yararmayı aklına koymuş. Bu da aslında bir tür 'kurgu dürrya'. Çoğu sanatctnın aksine figürden soyuta değij, soyuttan figüre yönelen bir sanatçı Ömer Uluç ve ruvalindeki tek renk dalgalanmalar üzerine (bazen de altına), yerleştirdiği belirsİ2 figürler bu kurgu dünyanın öğelerini oluşturuyor. Zaman zaman bildiğimiz ya da en azından ayırt edebileceğimiz figürleri yerleştiriyor tuvaline Ömer Uluç... Kuşlar, tavşanlar. balıklar... Kimi zaman da algının sınırlanyla oynuyor, belli belirsiz formlar aracılığıyla resme bakanın hayal gücüne meydan okuyor... YaratıkJar, hortJaklar, ziyaretçilerle dolu bir dünyanın kapılannı aralıyor (Uluç'un, kendi resimierine verdiği başlıklar aracılığıyla adı konulabiliyor bu belli belirsiz formlann). Bir soy yaratmak.. "Bir çeşit yarabkiar soyu üretiyorum" diyor Ömer Uluç. "Bir gün bunlann hepsine bir arada bakıldığı zaman, bir cins çıkacak ortaya. Nedir bu cins? Başka bir dünyadan gelmivor buniar, uzaydan gelmhorlar... Gerçi andırıvorlar uzay yaratıklannı bir parça.' Bu dünyanın içinden, ama nereden? Kimi dogal, kimisi vapay. Bir soy yaratmak! Mesela, Fellini ripltrindcn, Şario tipterinden söz edilir_. Onun gibi bir şey._ Bir kitfe yaratmak, bir sirk." Aslında, tanımlamak da zorunlu mu bunlan? Bir çerçeveye oturtmak? "Gündemdeki Sanatçı" köşesine Ömer Uluç'u konuk ettiği söyleşisinde Onat Kutlar. şöyle yazmıştı Ömer Uluç'un formlan üzerine (ki bu yorum, Uluç'un görsel dünyasını ille de sözc dökmek gerekiyorsa bir doğruya olabildiğince yaklaşıyordu): "Öncesi ve sonrası olmayan, kendi kendileriyle tanımlanan, ancak bir anın. bir devinirnin içinde ka\ ranan, yaratıldıklan zaman var olan, ama bu yaratma sürvci de noktalanmayan, ancak bir yerde kesiierek bir tıival haline gelen yaşamın resim parçalan ya da resmin yaşam parçalan. Öyleyse nedir buniar? Lzun uzun kafa yorduktan sonra söyteyebüeceğiın tek şe> bu: Bilmiyorum. Bilmem de gerekmivor. Sadece onlann varhğını Zaman zaman bildiğimiz ya da en azından ayırdedebileceğimiz figürleri yerleştiriyor tuvaline Ömer Uluç... kuşlar, tavşanlar, balıklar... kimi zaman da algının sınırlanyla oynuyor, belli belirsiz formlar aracılığıyla resme bakanın hayal gücüne meydan okuyor... yaratıklar. hortlaklar, 'ziyaretçi'Ierle dolu bir dünyanın kapılannı aralıyor. O mer Uluç'un iki yıl önce yine AKM'de açtığı sergi, kendi deyimiyle bir 'prova' niteliğindeydi. Yeni sergisinde biraraya gelen yapıtlan ise Uluç'un yönelimlerinin iyice belirlendiğini ortaya koyuyor. kabul ediyorum. Çiinkü ben, kabul etmesem de varlar. Yaşamın kendisi gibL" (lIEylül, 1993/Cumhurıyet). Unlü sanatçı Man Ray, her sabah uyandığında rüyasında gördüğü imgelerin resmini yaparmış. Omer Uluç'un imgelem dünyası da ışte böyle bir izlenim uyandınyor: Yaşamın içinden geçtikçe bilinçaltına itilen, soyutlaşan bir anlar, zamanlar, olgular, aynntılar zincirinin halkalan. Yaşanılan zaman ile resmi arasında bir başka bağlantı da var Ömer Uluç'un sön dönem resimlerinde. Katmanlardan olugan kimi ;;~~ tuvallerinde, farklı zaman dilimlerini bir araya getiriyor ve görünür kılıyor. Neredeyse, şeffaf takvim yapraklan gibi, farklı zamanlara ait yüzeyleri üst üste bindiriyor. Bu yaratıklan bir hareketın, tuvalin yüzeyinde sürekli devinen, şiddetle dalgalanan renklerin üzerine ya da altına yerleştiriyor Ömer Uluç. Hareket. aslında sanatının anahtar sözcüğü. Sergisinin kitapçıgına yazdığı önsözde diyor ki: "Teoriye göre, Dogu A/rika'daki büyük ormanlann yok oluşundan sonra prehistorik insan, yüksek ağaçlardan inmek zorunda kalır ve kendini dev otlar arasında bulur, çevresini daha i> i görebilmek ve kcndine bir yaşam alanı yaratmak için tarihinin en önemli hareketini yapar ve ayaklan üzcrinde doğrulur. Ben de kendi yaşamsal alanunı yaratmak için hemen her şeyi vapabildiğim o hareketime başladım, umanm ki salt bir tekrariama yoktur." „.. Hareket, anahtar sözcûk ömer Uluç'un sanatının temel dayanağı, sözünü ettiği, 'yaşamsal alaıunı yaratmak için başladığı' o hareket. Bu açıdan genellıkle başta Jackson Poltock olmak üzere Amerikan soyut dışavurumcu sanatçılarla karşılaştınlan Ömer Uluç, "PoUock'un jestüelliğiyle benim jestüeUiğûn arasında bir Uişki varmtş gibi görûnüyor. Ancak PoUock'un resminde, resmin her santimetrekaresi iletişime girvr. bir bütünJük vardır. Benim resmimde ise bir daigalanma var daha çok ve tabii araya giren formlar» Toptan bir etkisi yok benim resmimin. Poltock gibi. Sonra bir Barnett Novman'ı eie alırsak örneğin, onun ilginçligi de büyük bir espas sanatçısı olması. Hatta meşhur bir lafl vardır: 'Espası ilan ediyorum!' diyor. Onun resminde, hiçbir işaret yok. Bir boşluktasınız. Minimalizm— Öysa bence minimalist sanat, biraz anıtsal bir sanattır, annmtş bir sanattır. Bense, an olmayan bir iş yapryorum" diyor. Ömer Uİuç'a göre, "yalnızca öKiîn andır". T Ömer Uluç'un iki yıl önce yine Atatürk Kültür Merkezi'nde açtığı sergi, kendi deyimiyle bir "prova" niteliğindeydi, bu yıl bir ucu da PG Art'ta olan AKM sergisinde biraraya getirdiği yapıtlan ise Uluç'un yönelimlerinin iyice belirlendiğini ortaya koyuyor. Uluç'un sanatı eskisine göre daha yalın, ama aynı zamanda daha çeşitli. Son dönem yapıtlannı, "aln farklı fül diasiyle" açıkhyor Ömer Uluç ve bu eylem çeşitliliği. sorunsallan birbirinden farklı olan çok çeşitli bir seçkı ortaya çıkanyon "Döndürmek - dönüştürmek - başkalaştırmak / Silmek - mmak - çıkartmak / tırmalamak - kazımak - saklamak / Pariatmak - aJevlendirmek - yakmak / Kapatmak - göndermek - kaybetmek / Verini değiştirmek - dolanmak - tehdit etmek." Resimlerindeki şiddet ögesi Bu fiil dizesinin de ortaya koyduğu gibi, Ömer Uluç, deyim yerindeyse, debeleniyor tuvaliyle boyayla... Sözünü ettiği o kurgu dünyayı tuvali yerinde tırmalayarak yerinde kazıyarak yerinde alevlendirereİc kuruyor. Şiddet, belki başka bir anahtar sözcüğü resminin. (AKM sergisinin kataloğunda yer alan fotoğrafı da aslında serginin bir parçası sayılabilir... Burada Uluç, parmağında tuvali tırmaladığı yüksüklerle, tehditkar ve alaysı bir bakış fırlatıyor objektife...) Ancak, patlak vermiş, çığnndan çıkrnış bir şiddet değil Ömer Uluç'un resmindeki. Sanatçı, tıpkı Ingilizlerin büyük ressamı Francis Bacon gibi, sınırlan belli biralanın içinde çılgın bir devinim halinde sunuyor şiddeti... "Bir patlama resmi değil benimki" diyor Ömer Uluç. "Şiddet, bence bir adamın bir hareketi yıllardan beri günde alö >edi defa \apmasıdır. Bu zaten yeterince şiddettir.' Ben resimlerimden bir tanesini 'patlatsam', bence o denli şiddetli ohnaz." Bu noktada, resimlerini yırtarak monokrom yapılannı kıran Fontana ile 'dingin bir mekanın içine korkunç bir dövüşme ve sevişme şiddeti' yerleştiren Bacon'ı karşılaştınyoruz. Uluç'un resmi de cam bir fanusun içinde, bulantının şiddeti. Ömer Uluç'un Atatürk Kültür Merkezi'ndeki sergisine girer girmez izleyeni çarpan başlıca özelliği ise en sona kaldı: Renk. Dünyayı algılayış biçimimiz konusunda birbirinden ilginç ipuçlan veren renk olgusu, Ömer Uluç'un resimlerinin vazgeçilmez biröğesi. Bir renk ustası Ömer Uluç. "Biraz üstüme gehnirse, ağzımdan renk çıkannm!" diyor. Son dönem resimlerinde, rengi daha yalın, ama daha çarpıcı biçimde kullsnıyor. Renkler dalgalanıyor, deviniyor ve o kurgu dünyasının yaratıklan tuvalinin çeşitli köşelerine yerleşmemiş olsa, resmi neredeyse 'dajgab'monokromlara doğru yol almış gibi görünüyor. Renkten söz ederken şöyle diyor Uluç: . . . . . "Enstalasyon yapan arkadaşlara karşı bir tavnm yok, ancak hu sanatçılann renk meselelerrvle ilgisi biraz farkb (Auyor. Renkten tızaklaşıyortar. Oysa renk gibi ha\ati bir unsuru algılamamak ve kullanmamak bana çok yadırgatıcı geü>T>r. Rengi, televizyona mı bırakacagız?" Ömer Uluç'un yapıtlan, Atatürk Kültür Merkezi'nin yanı sıra şu sıralar PG Artta da sergileniyor. 1ŞILDAKVEYELPAZE ATtLLA BİKKİYE Yeter ki Aşk, Olsun... ^ d i iŞimdiye kadar nere^y Yıllar ve yıllar öncesı^.6 0 -a ^ sa\Ajnmanız gerekır- ken; aşktan tek bir sö:c 9k ^ i e etmediniz. Yıllarca ve yıllarca... Doöru, benin*i biraz da sitem... Hani ucundan tutsavdmız biraz biraz aşkın, ne çok satardı şiir kitaplan Ç^k ü s i z gerçek okurlardınız... Birdenbire karşımıza çıkıverdınız aşk ve devrim söz- cükleriyle; alkışlamam.* ofanaklı mı, aşka ılışkin yazan biri için; alkışladık, ama hani epeyce geç kaldınız... Yıllar öncesinde; yıllardır aşkı yazarken siz nereler- deydiniz. Hani biraz ucundan tutsaydınız... Belki de tüm sorunlar aşka sahip çıkmamaktaydı. Bu gerçekse ne mutlu size, sonunda gerçegi gördünüz. Gördünüz ve dediniz kı, bunca ayrılıklan ve küskünlük- leri bir kenara bırakalım. bizi birleştirecek olan iki söz- cûk var, ki ne kadar dogruydu; aşk ve devrim. Yıllar önce hani kanpca karannca kaleme almamış mıydık: Biz aşklan savunduk mu, devrimi savunduğumuz gibi. Bir aşk uğnına kendimizi feda ettik mi, inandığı- mız değerter uğnına ettiğimiz gibi. Oysa bir başka "aşk" değil miydi yüreklerimizdeki; bizi sonu görünmeyen bir serüvene doğru sürükleyen. Sonu görülmeyen, ama umut edilen. Sonuna kadar umut edilen bir serüvenm ana teması "aşk" değil miy- di? Aynhklara, acılara işkencelere, hüzünlere, yoksullu- ğa, aşksızhğa, kırgınlıklara, bu "aşk" yüzünden katlan- madık mı? Yeryüzündeki belki de tek "tabu" vardır, o da aşktı; ama bu söyiediğim, bir kadına, karşı cinse duyulan aşk gibisinden... Hani parmak uçlarımızda duygulanmızı taşıdığımız türden. Büyük insanlar, bize büyük bir bileşke gösterdiler. Nâzım gibi, Aragon gibi- Nâzım'ın dizelerinde, Pira- ye ile devrim idesine olan aşk özleşerek ölümsüzleş- mişti. Bundan doğal ne olabilirdi ki, insan âşık olduğu zaman, örneğin bir kadını delicesine sevdiği zaman ruhen ve bedenen kendisini tam anlamıyla "gerçekleş- miş" bulmaz mı? Bu "gerçekleşme" özgürlükten baş- ka nedir ki? Kuramlarda imlenen, Manc'ta imlenen de özgür in- san değil mi? Bütün sorun özgürlüğün gerçek anlamda, yaşanır- ken duyumsanması değil mi? Gerek toplumsal yaşam- da gerekse bireysel yaşamda... Neyse ki sonunda doğruyu buldunuz ve aşk ile dev- rim sözcüğünü yan yana getirebildiniz. Böyiece, farkın- da mısınız, siz de yan yana gelebildiniz. Çok geç oldu, çok güç oldu, çok acılar yaşandı, an- lamsız kırgınlıklar oldu, ama işte siz de aşk diyebildi- niz. Yaşasın aşk, yaşasın devrim diyebildiniz. Her ne kadar içimde küçük bir "kuşku" varsa da - ama gençlerden hiç kuşkum yok- meydanlarda, kapa- lı salonlarda, yürüyüşlerde bunu haykırmanız ne güzel. Meğerse ne çok dönüşüme gereksiniminiz varmış... Bütün sorunlann başı "aşksız insan" oJmaktaydı bel- ki de... Oktay Akbal'ın yıllar önce yazdığı "Aşksız Insanlar" adlı hikâyesini anımsamamak olanaksız. Aşksız insan- lann iç dünyasını, duyarlı bir biçimde dile getirir. Üste- lik aşksız insan, yazann kendisidir ve dünyaya küstür. Bıkkındır: "Bir rüzgâriı akşamüstü şehrin en kalabalık cadde- sinden geçerken bir mağaza vitrini bana ilk defa ola- rakyeni bir aşksız insanı tanıttı. Bu, hayalsiz, umutsuz, arzusuz, herhangi biriydi. Bir kaşı çatıktı, dudağında gülümseme silinmişti. Bu bendim. Artık bütün şarkı- lar bana yabancıydı. Aşk şiirlerine düşmandım. Park- lar serseriler içindir diyordum. Hayal kurmak işsizlere matisus..." ••• Ne var ki aşk da öyle kolay iş değil. Yaşasın aşk de- mekle olmaz; yaşasın devrim demekle olmayacağı gi- bi. Aşkı yaşamak gerekir; aşka sahip çıkmak gerekir. Başkalannın aşkını savunmak gerekir; âşıklan koru- mak gerekir; âşıklan dışlamak değil... Mutluluğun yanında, her türlü acıyı ve hüznü yaşa- mayı bilmek gerekir... Hâfız'ın dediği gibi: "Sâki, döndür kadehi, herkese sun, bana ver. Çün- kü aşk, önce kolay göründû ama sonradan çok müş- küller meydane geîdi." Neyse, yeter ki aşk olsun... • Polar Muzik Ödülleri Pierre Boulez ve Joni Mitchell CÜRKAIVUÇKAN STOCKHOLM- lsveç'ın en büyük sanat ödüllerinden ve mü- zik dünyasında saygın bir yeri olan Polar Music Pnze'ın bu yıl- kı sahıplen, Kanadalı pop şarkı- cısı Joni Mitchell ile avangard müzığın kuramcılarından, Fran- sız bestecı Pîerre Boulez. Isveç' uı gelmış geçmış en büyük pop top- luluklanndan ABBA'nın kurucu- su Stikkan Andersson Vakfı Mü- zik Akademisı'nce kararlaştınlan ödülün bu yılki miktan 1 'er mil- yon kron (9 mılyon lira). Odüller, 8 mayısta Stockholm'ün taranmış konser salonlarından Benvalld- hallen'de yapılacak ve canlı ya- yımlanacak görkemii bır törenle Isveç Kralı tarafindan sahiplerine verilecek. Her iki ödül sahibi de törene katılacaklannı açıkladı. Polar Ödülü, 5 yıllık tarihi süre- since ilk kez bir kadın sanatçıya verilmiş oluyor. 1968'deünlenen Kanadalı şarkıcı Joni Mitchell, bir süredir ABD"de yaşıyor. Farklı yorum biçımlen denemesıyle ta- nınan 52 yaşındaki sanatçının 20 kadaralbümü var En ünlü beste- leri arasında, Judy Collins'ın söy- lediği "Both Skles Now", "Help Me, Free Man in Paris" ve "Big Yeöow Tan" bulunuyor. Mitchell zaman zaman caz ustası Charles Mingus'la da ışbırliği yaptı. Fransız müzısyen, yönetmen \e teonsyen PierreBoulez,"avan- gard müiik'* türünün temel taşla- nndan. Yapıtlannın yorum olduk- ça güç olduğundan kendısınden "uzerinde en çok tarüşılan ama yapıtlan en az çahnan besteci" olarak sözedılır. Paris'tekı 1968 öğrenci olaylan sırasmda Opera binasının havaya uçurulması ge- rektigmı savunarak dikkat çek- mişti. Ne var kı daha sonra aynı binada VVagner'ın bır operasını sahneye koymaktan geri kalma- mıştı. Sochol'ın ünlü muzık an- siklopedisinin 1975 baskısında kendisine, Rus bestecı Şostako- viç'e aynlan yerin iki katı aynl- mıştır. Joni Mitchell Pierre Boulez Yaşam Boyu Başan Odülü Robert Wise'ın Kültür Senisi - Istanbul Kültür ve Sanat Vakfı tarafindan düzenlenen 15. Uluslara- rası Istanbul Fim Fesrivali'nin u Yasam Bo- yu Başan Ödülü" açıklandı. Bu ödülün sa- hibi, geçen yıl da festivalin konuğu olan 82 yaşındaki Amerikalı yönetmen Robert Wi- se. Wise'ın meslek yaşamı, sinemayı yapa- rak öğrenmenin en parlak ör- neklerinden birini oluşturu- yor. Robert VVise, büyük ikti- sadi bunaiım nedeniyle gaze- tecilik eğitimi gördüğü üni- versiteden aynlmak zorunda kaldı ve kaba kurgu asistanı olarak RKO stüdyosuna gir- di. Kısa sürede ses efekti kur- gucusu, kurgu asistanı ve kur- gucu oldu. Orson Welles'in filmleri "Yurttaş Kane/Citi- zen Kane" (1940) ve "Muh- teşem Amberscnlar/The Magnificent Ambersons"ın (1942) kurguculuğunu yaptı. Welles, savaş nedeniyle fılmi bitirmeden aynlınca VVise, kurguyu tek başına yaptı ve filmi katlettiği gerekçesiyle eleştiriler aldı. Oysa şimdi birinci sınıf bir iş yaptığını dü- şünenler var. Hatta yaşlı binbaşının ölüm sahnesini de o yönetti. 1944 yıhnda Gunter Von Fritzch "The CurseOfCat People"ı yapım talcvimine ye- tişriremeyince, Robert VVise filmi on gün- de tamamlayarak yönetmenliğe yükseldi. Ertesı yıl korku filmi türünün klasiklerin- den "The Body Snatcher"ı çekti. Gene RKO'da 194O'lı yıllann ikıncıyansında çok başanlı B kategorisi filmler gerçekleştir- dikten sonra VVTse. 1949'da boks dramalannın en iyisi sa- yılan ve Cannes Film Festiva- li'nde Eleştirmenler Ödü- lü'nü alan "The Set Up"ı yaptı. Robert Wise'm 1950'liyıl- lardaki ustaca kotanlmış, pı- nltılı Filmleri arasında "Ese- cutive Suite", "Somebody L p There Likes Me", "I VVant to Live", "Odds Against To- morrov*" ve özellikle "The !>a> The Earth Stood Stül" .ıbi kaliteli yapımlar var. Î960'lı yıllarda ise üç boyut- lu ticari yönden başanlı filmler çekti. "The Sound Of Ivlusic'' ve koreograf Jerome Rob- bins ile yönettiği "West Skle Story" hem akademi tarafindan En lyi Film seçildi, hem de Robert VVise'a iki tane En tyi Yönetmen Oscan getirdi. •J Doğayı Yeşertenlere Teşekkürler S' t.v "" Doğaya olan borcunuzu, sevinçlerinizi, kutlamalarınızı, sevdiklerinizi yitirmenin acısını, bebeklerin ilk merhabasını "7 Ağaç"larla karşıladınız. Ormanlanmız korularınızla güçlenerek büyüyor. •*• A. Veli Menger Holding A.Ş. • A.B.D. Atatürk Cemiyeti • Açev Çalışanları • Active Tourism A.Ş. • Admar Reklam A.Ş. • Ak-kim Kim. San. A.Ş. • Alba Tekstil A.Ş. • Ali Sunu • Almet Alüminyum Sanayi • Alsem Serv. ve Müh. Hiz. A.Ş. • Anadolu Hayat Emeklileri • Ankara Emek Nakliyat Ltd. Şti. • Arda Kayalık • Arkadaş Halıcılık • Asım-Nurhan Kocabıyık • Ateş Unal Erzen • B. llkay Bayram • Barvvil Univ. Denizcilik A.Ş. • Başak-Evren Ertay • Başak Kardeşler • Başaran Serbest Muh. • Bayrampaşa Rotary Kulübü • Beç Promosyon Serv. A.Ş. • Bedirhan Çelik • Borusan Oto Serv. A.Ş. • Bosch Çalışanları • Cağaloğlu Lıons Kulübü • Canacan Tanıtım Ltd. Şti. • Canan Göztepe • Çağdaş Dersane • Demirbank Genel Müdürlüğü • Deren Ambalaj • Dialog Bilgisayar • Didem- Mehmet Duru • Dilek-Cengiz Tücüment • Doç. Dr. Ömer Taşer • Dormen 40. Yıl • Dovvntovvn Cafe • Dr. Izzet Imre • Duru Turizm A.Ş. • Dışbank Genel Müdürlüğü • E&E Yönetim Danışmanlığı • E.T.S. End. Temizlik Servisi • Ebru-Kahraman Deniz • Ebru-Serdar Giray • Efor Giyim San. A.Ş. • Ege Ceren Sarıtaş • Ege Medikal • Egemer Otomotiv • Elif Baran Akın • Elit Etiket • Elmira-Erdem Girit • Ema Reklam Hizmetleri Ltd. • Esin Boduroglu • Esin Saka • Esra-Ali Yağız • Faik Tanman • Fenerbahçe Altyapı Derneği • F.K.M. Dershanesi • Fıratpen • Gamze-Kasım Emre • Gamze Deri • Garanti Bankası Göztepe Şubesi • Garanti Bankası Yatırım Araştırma Böl. • Gençtur Ltd. Şti. • Gizem Yazır-Deniz Doğan • Global Bilgisayar • Gonca-Ali Rıza Artunkal • Good Year A.Ş. • Gülay-Sedat Kamaz • Güneş Nakliyat • Haldun Aksekili-Seda Güreyman • HaluK Tezonar • Hasan Hangül-Pınar Turan • Hava Harp Okulu 69 Devre • Hevvlett Packard Bilgisayar A.Ş. • Ideko İç Mimari Dekorasyon • llyada Turizm Işl. A.Ş. • llkadım Çocuk Yuvası • Intek Mühendislik • Intermedia Hiz. Ltd. Şti. • International Women of Istanbul • ıstanbul Kültür Sanat Vakfı • lletişim Teknoloji Danışmanlık A.Ş. • Köksal Ailesi • KURA Kim. Mad. A.Ş. • Küre lletişim Grubu A.Ş. • Küşat Yazıcıoğlu • Laf Lafı Açıyor • Leo Burnett A.Ş. • Link Bilgisayar • üzbon Büyükelçiliği • Maestro Reklamcılık Ltd. Şti. • Makro A.Ş. • Mali Müşavirler ve Muhasebeciler Birliği Beyoğlu Şb. • Mega Denizcilik Ltd. Şti. • Mega Trans Ltd. Şti. • Melahat-Enver Bozyakalı • Messe Tur Ltd. Şti. • Metin Ar • Mine-Yaman Eymür • Modernteks A.Ş. • Muharrem Nuri Birgi • Mukaddes Akça • Murat Eczacıbaşı • Mutlu Akü • Nafiz Evirgen ve Eşi • Natnalie-Hakan Kodal • Nejat Polat • Nida-Can Taşpınar • Nilgün Kışlah • Numan Oğuz • Osman Başman • Osmanlı Bankası Taksim Şubesi • Özel Musevi Lisesi • Perran Kutman • Peter-Brigıtte Ruyter Schmahl • Pfizer llaçları • Pıran Ambalaj • Ren-Med Sağ. Hiz. A.Ş. • Ren-Med Tıbbi Ürünler Ltd. Şti. • Ruhi Su • Sar Makina Sanayi Tic. A.Ş. • Sara Cem-Murat Girişken • Sedat Sağlam • Selen Gocay • Serpil Temel-Nezih Kubaç • Servier llaç ve Araş. A.Ş. • Spectrurri Elektronik • T. İş Bankası Bireysel Bankacılık Bölümü • T.C. Atina Büyükelçiliği • T.C. Münster Başkonsolosluğu • T. Philips Med. Sis. A.Ş. • T. Emlak Bankası Galleria Şb. • Tayfun Tercan • Tazı Daöıtım A.Ş. • Teknogon Teşhir Elemanları A.Ş. • Teknoteks Elek! San. Ltd. Şti. • Telecity • Tempo Şirketler Topluluğu • Terakki Vakfı • Tesa Ltd. Şti. • Tilbe Saran • Tuba Ozan-Cenk Gogo • Türk Petrol A.Ş. • Türk Sakura Bank A.Ş. çalışanları • Türk Ticaret Bankası Merter Şb. • Türkan Gürdül • Ünlü Muhasebe • Union Carbide Turkey Inc. • Vefa Grubu • Veri Araştırma • Y.P.O. Istanbul • Yaman Başlangıç Noktası • Yeni Antalya Air Kargo A.Ş. • Yılmazlar A.Ş. • Zeytinburnu Lions Kulübü • Ziraat Bankası Istanbul Şb. • Ziraat Bankası Salıpazarı Şb. • Ziraat Bankası Selamiçeşme Şb. • Ziraat Bankası Ulus Şb. • Adlarını listemize alamadığımız onbinlerce doğasever "7 Ağaç Ormanları" 1996'da da sevgiyle büyüyecek. Nice mutlu, nice yeşil, nice aydınlık yıllara... _j-, t CÜKÜL ÇEKÜL/Çevre ve Küfrür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı Istiklal Caddesi, Lale Han 87/6 Beyoğlu 80060 Istanbul Tel/Faks: (212) 251 54 44/45 Cumhuriyet Gazetesi'ne katkılanndan dolayı teşekkür ederiz.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog