Bugünden 1930'a 5,447,563 adet makale



Katalog


«
»

8AĞUSTOS1995SALI CUMHURİYET SAYFA KULTÜR 13 Speyer'de açılan 'Leonardo da Vinci: Sanatçı, Kâşif, Bilim Adanıı' sergisinde 230 çalışma yer alıyor ! ALINTILAR Leonardo'mındüsleri...NECMt SÖNMEZ SPEYER - Almanya'nın Speyer kentindekı Historisc- hes Museum der Pfalz'da Le- onardo da Vinci: Sanatçı, Kâ- şif. Bilim Adanıı başlığıyla açılan sergı. Yüksek Röne- sans'ın en önemli sanatçı la- nndan bıri olan Vincrnin 230 çalışmasını kapsayan geniş çaplıbirölçeğesahip. Dünya- nın dön bir yanına dagılmış olan Leonardo da Vıncı: de- sen. eskız. taslak ve projele- rinın faksimıle baskılarının önemli bır ağırlık oluştur- uvor. Multi-media bılgisayar programlarıyla donatılmış olan sergı Leonardo da Vın- ci'nin resımlerını parantez içine almakla yetinmey ıp zo- oloji. anatomı. botanik, geog- rafi. optik. fizik alanlannda öncu bir tavır sergileyen sa- natçının çok yönlü dehasının altında yatan çocuksu mera- kını, bitmek tükenmek bilme- yen fantezılennı. en önemli- si. yüzlerce sayfalık küçük desen defterlerinı izleyicile- re sunuyor. Serginin büyük bir bölü- münün faksimile olması Le- onardo da Vincı'nin meşhur resimlerinden bırinin dahi ol- maması önemli bır eksiklik. ama küçük desen defterlen \ e birdüzıne kadarözgün desen. tüm sanatsal etkinlıklennin kökenıne 'insan'ı keşfetme amacını yerleştıren bu eşsiz ütopıstin gızlı dünyasına sü- rüklüyorizleyıcıyı. Koyuvış- ne çürüğü perdeîerle kaplan- mış ya da boyanmış olan du\ arlann önün- de loş bır ıv.ıkla sergılenen çalışmalar. 1452- 1519 yılları arasmda yaşamışolan bu çok yönlü evrensel sanatçının sankı 'gelecek 1 içın düşünce ürertiğım \e yaşa- dığı zamana aykın düştuğü için kendısı- ni bilimsel araştırma yalnızlığına göm- düğünü ortaya çıkarıyor. 15 Nisan 1452'de Floransa yakınların- dakı dağ köy ünde bır noterın evlilik dışı çocugu olarak doğan 'Lionardi', 14 yaşın- da ünlü Andre del Yerrochio'nun atölye- sıne çırak olarak gırdıkten sonra I472'de Floransa'dakı ressamlar loncasına "usta" olarak kabul edilmıştır 10 yıl sonra Mı- lano"da kendi ısmini taşıyan "Academia Lionardi \'inci'yi kuran sanatçı, Fürst Sforza'nın yanında savaş aletleri. kale ve savunma planları çızen mühendıs olarak çalışmaya başlar. Sergıde önemli bır yer CSJOs kJ A L» MS " . CJ f *• • ' 1 \ • ; 1 , 'f J,\İj\. £ı\j\ ——H— II. Beya/ıd'a vazdığı mektup \e Haliç Köprüsü deseni. "ergi. sanatçının öğrencilerinin yaptığı resimlerin yanı sıra. da Vinci'nin eskizlerınden yola çıkılarak yapılmış olan savaş makinelerini, köprü. saat ve araba modellerini. bugünkü anlamıyla baraj ve uçakların atası olan konstrüksiyonlannı kapsıyor. tutan savaş aletlen. köprü \e kale planla- rı. Leonardo da Yıncf nın özellıkle ağır taşları uzak mesafelere atmaya ılgı duy- duğunu. daha az askerle çalışan. ama sal- dın gücü y uksek olan mekanı/nıalan ha- yata geçırmeyı planladığını göstenyor. ÖzellTkle 1500-1510 yılları arâsında yo- ğunlaşan bu çizimlerin pek azının ger- çekte uygulandığı bılinmektedir. Genış bir hayal gücünün ızdüşümleri- ni yansıtan sepya renklı desenlerin üzenn- deki özel notlar, ancak bıraynanın yardı- mıyla okunabildıkleri ıçın ilk bakı^ta önemsız gibi geleıı. ama giderek ınsanı kendıne doğru çeken bır büy üye sahipler. Bu notların çe\ınlerinden anlas.ıldığı üzere. sanatçı çızımlerinı tanımlayabıl- mek ıçin onları düzeltmek amacıyla not- lar alıyor. yoksa temel ılgısi çızım üzeri- ne yoğunlaşmış bır dunımda. Leonardo da Vinci. bır fikrini daha da mükemmel- leştırmek ıçın aynı temayı ele alan birbı- nne paraleleskızleryapmak \enne sade- ce bır kerelık bırçızıktırmey le. bırkaç kü- çük karalaıııayla kafa.sındakı .soruıılanıı altından kalkabılıyor. Örneğin sanatçının Halıçin iızcnnde kurmayı planladığı köprünün desenı. 1502- 1503 yıllan arasında tuttugu küçük bır desen defterınde sondereceyalın bır- kaç çizgıyle gerçekle^tirılmış. II. Be>a- nd*a Osmanlıca olarak yazdığı bır mek- tupta sanatçı. bu proıesinı anîatırken al- tından en büyük yelkenlılerın geçebıle- ceği y ükseklıkte olan bu köprünün \\ m- pa'yı Asya'va bağlayan çok önemli bır fonksiyona sahıp olacağını özellıkle \ ur- gulamaktadır. Speyer deki sergıde daMn- ci'nin eskizlernıe dayanılarak gerçekleş- tırilen tahta konstrüksıyon \e özgunü Topkapı Sarayı Müzesi'nde olan mektu- bun faksimıle ba^kisı sergilenıyordu. Eğer II. Beyazıd. Leonardo'nun bu köp- rüyüyapmasına ızin\erseydi Istanbul'un gönimü.NÜ nasıl olurdu".' Rönesans. onaçağın karanlık inanç dünyasında ba_skı altında tutulan 'insan olgusunu' tum bılım ve sanat kollarının merkezine verleştıren bırözellığe sahıp- tı Leonardo bır sanatçının insan fortnu- nıı ıç \e dı^ tüm özellikleriyle kusursuz bır descnle çızmesı gerektığine ınanıyordu. Öğrencılığındede ustahğındada anatomı konuMi Ü7erıııe eğılmiş ve insan \ ücudu- ııun bilmecelerinı çözmek için özellıkle ıç organların fonksıyonlarını sayısı 1000'den fazla devenıne konu etmışti sa- natçı. 16. yy'da anatomi deseni çizebılmek ıçın gereklı olan kadavralar. kilisenin bas- Fransa'da, çağdaş tiyatronun öncü ustası Grotowski'nin çalışmalarına ışık tutan bir kitap yayımlandı Tiyatronun iletim aracı: GrotowskiKültürServisi- Pısa'yla Floran- sa arasında. 27 bın nüfuslu Ponte- dera"da. toprak bır yolun ucunda- kı yamaçta bulunan bastk bır e\- de oturuyor Jerzy Groto>> ski Gös- terişsız. basıt bir yaşam sürüyor. Zaten lüks \e konfor. merakîısı- nın temel başucu kitabı "Yoksul BirTiyatroya Doğnı" esennın ya- zan oİan bu tıyatro adamına göre degıl pek. 1923. Rzeszovv, Polonya do- ğumlu Grotovvskrnin adını rao- dern tıyatro tarihine yazdıran ün- lü Laboratuvar Tiyatrobu serüve- nine ılışkin fazla bir şey de yok elinde. çeşitli fotoğraflarla yazı- lardan ve çabucak çekılmış bır-ıki fılmden. sararıp solnıuş bırkaç belgeden başka Polonya da. önce 1959"da Opole'de başlattığı. 1965ten sonra da \Vrocla\v'da sürdürduğü Laboratu\ ar Tiyatro- su çalışmalarıyla aktörlük sanatı- na ve tnatroya yenı açılımlarka- zandıran Jerzy Grotowskı. kuşku- suz son otuz yılın en önemli tiyat- ro öncülen arasında yer alıyor. 1970lı vıllann başında. dünya turuna çıkan ve az sayıda sey ircı- nin. sınırlı bır kesimin önünde sah- nelenmesınekarşın. Batfda büyük sesgetiren "LePrinceConstant'la "Apocahpsis Cum Figuris" gıbı ıki namiı oyunundan sonra spek- tal sahnelemeye son verdi Gro- tovvskı. Sahneden uzakta. oyuncu- luk sanatınm kaynaklarını araştı- racağı. '•enı bir döneme yöneldı. Ve Peter Brook'un bır formülüne dayandnlarak "tiyatronun iletım aracı' ntelenıesi yakıştınldı ona. Tuttuğu\ol \e sürdürdüğü araştır- malany a çağdaş tıyatro tanhıne ve teorden pratige kadar tüm En önemli tivarro öncülerinden Groto\\$ki 1986'dan bu \ana İtaNa'da yaşıyor. oyuncu(luk) eğıtımıne damgaMnı vurdu. "Yoksul Bir Tiyatro>a Doğru" kıtabına bır önsöz kaleme alan Pe- ter Brook şöyle yazıyordu Gro- to\s ski ıçın "'O bir tanedir. Çün- kü bildiğim kadanyla. tüm dünya- da onda başka kimsc muncuİuk sanatını incelenıedi, Stanislavs- ki'den bu y ana. Bütün coşkunluğu. aşkınlığivla aktör olahilmenin an- lamını. kımse araşhnp sorgulama- dı. oyunculuğun doğasım bulmaya \e çözmeye çabalamadı kimsc Groftmski'den başka." 1981"deanık ivıce bırbaskı re- jımıyle yönetilen ülke^inı terk eden Polonyalı tıyatro ustası. ABD'ye, Kaliforniya'ya kapağı attı göçmen olarak. I986"dan bu yanaysa ltalya'da yaşıyor. Ponte- dera"dakı Denev^el Tıvatro Araş- tırmalan Merkezı'nın yönetıcısi Roberto Bacci'nın çağnsıy la gel- dıği italya'da bo^durmayarak kol- ları Mvayaıı Groto\sskı. adını taşı- yan bır tıyatro atölyeM kurdu lıe- men. Ye yakla^ık on yıldır Ponte- dera'da. eğıtıcı ve araştırıcı olarak sahne sermenmı surdürüyor. Grotovvskı'nın amacı. otuz yılı a^kın bır süredır tüm ya^amını lıasrettığt sahne çalı^malarını bü- tuıı yönteınlerı. uygıılamalan ve y jratıcılığıy la yeni kuşaktan genç- İere aktarmak. Öncü tıyatro çalış- malarıvla tüm dünya tıyatrosunu dennlemesıne etkılemıs üntii Po- lonyalı ustadan feyz alan çıraklar- dan bırı. gıtgıde onun mırasını devralacak. en esaslı yardımcısı lıalıne gelmış son yıllarda: Tho- nıas Riclıards Grotovvskrnın yanında. nerdey- se ustanın sağ kolu olarak grup ça- lı^malarını yöneten ve yönlendı- reıı bu geııç çömez. ustasının tar- zını vıneleverek vemlemevı ve Grotovvskı'nın çabalarını yenı ku- şaklara ve geleceğe ulaştırmayı hedeflıyor. Fraıi!>a'da yenı yayımlanarak 49. -\\ignon FcNtıvah'ne yetiştirı- len **Grotowski\\lcÇalışmak~ ad- lı bır kıtap da yazaıı Rıchard Tho- mas. aşama a^ama ılerleyıp gelı- şen yoğunlaşan Grotouskı tarzını anlatıyor. 202 sayfa boyunca Ilkın Yale'de. Grotovvskrnin Laboratu- var Tiyatrosu"ndakı en gözde ak- töre ve bugun artık hayarta olma- yan Ryszard Cieslak'ın yanında staj yapıvor genç Thomas Ric- lıards. Kuram ve uygulamalarıyla tı- yatro sanatını etkileyerek bıldık Staniilavskı yöntemlerine kendı tarzını getırmışGrotO'Askı'nın ya- zı \e metınlerine de yer veren kı- tap ( Actes Sud Acadenııe E\pe- rımeııtale des Theatres). öteden- beri e^sız mesleği uğruna çalı^ıp çabalanıı^. sürekli mücadele ver- miş. sahnede bılınmeyen olasılık- larınkeijfı ıçin hepkafayormuşbu büyük ustaylaçırağının.yıllaraya- yılmısortak çalışmalannın özünü yansıtıyor. Medyada boy göstermekten ka- çınaıı. gazetecilerle ender söyles,i yapan örotovv skı. ondan genye ve yarına kalacakları havale ettığı genç \arisi Thomas Riclıards"daıı çok umutlu. Pontederadakı oda. büro. kutüphane karı^ımı. göste- rı>Mzmekânında.öğrencılcrınıes- kısı kadar sıkça kabul edemıyor artık. geçirdıği kalp rahatsızlığın- dan sonra. Onu epeyı zayıflatmı^ hastalığına karşın pıpo ıçmek zev - kinden de vazgeçmemış Tıyatro lafı geçınce bakışları anında can- lanıvor vine. 1999'a kadar yaşayacağuna emin değflim •Johr. Updike. "Birtürlü ashnda kendi ölümümü hazırladığımı anlatacak gücü tulamadım. Evet. kendi ölümümü... Çünkii 1999"da beşinci Rabbit romarjnı yazacak kadar yaşayacağıma emin değilim" diyor. LON)R.A (RELTER) - Modern Amerı- kan edeîiyatının ünlü roman yazan. ^aırve eleştırrrenı John Lpdike. 63 yaşında olma- sına rafnen hâlâ surprızlerle dolu. Londra L'lusal "ıvatrosu'nda sahneye çıkıp kendı yazdığıkısa hıkâyelerı ve esprıleriyle bır stand-ır komedi yapan yazar. tepkı nskı yüksek jakalardan zararsız esprılere. tüm anlattıkarıylaseyırcınin yoğun ılgisinı top- ladı. Kendı eleştirisinı de yapan Î6 roman. kısa hildyelerinden oluşan 11 kıtap ve 5 şı- ir kitabna imzasını atan sanatçı. şunlan söy- lüyordt "Sanınnı her söylediğinizi duy- mam içn en az iki kere tekrar etmenizi ge- rekfirer \aşa geldim. Her /anıan benim için önemli ılanlan vaznıava çalışıvorum. ama benim rin önemli olan si/in için oimayabi- Oku;ucularUpdıke'ı. 30yıldanberi yaz- dığı 4 nmandan oluşan "Rabbit" serısımn savaş »nrası Amerikan toplumunun ıhtı- raslannı ve zayıflıklarını temsıl eden kahra- manı Harry Angstrom'u öldürmekle suçlu- yorlar Updike. 1960'da yazdığı "Rabbit. Run"ı Jaek Kcrouac ın ası gençlık romanı "On the Road"a (Yollarda) karşı yazdığını ve bu romanda "Kcrouac'a inanmayın. ba- kın işte bunlar. vollara düştüğUnüzde yaşa- > acaklannız. Ashnda hiçbir >ere gitmezsinû. Hep geri döner \e evinize koşarsınız" demek ıstedığini söylüyor. DiğerRabbıt'lerve "Co- uples" romanlan. Updıke'ın "EnÇokSatan \azar" umanını almasını sağladı Updıke'ın "The \\itches of Eastv^ick - Easrnick Cadılan" adlı romanından sıne- maya aktanlan. fıiın çok beğenılnıışti Dı- ğerbireserı "Rabbit at Rcst" ıse 1991 Pu- lıtzer Ödülü kazanmıştı Son romanı "Bra- zil"in gerçeküstü hıkâyosı ve değışık kuruu- suyla eskı tarzından oldukça uzaklaşan > a- zar. "\edeolsainsanidu\gulanmiziarrrir- mak için okuvor ve \azıyoruz" dıyor. John Lpdike'nin son romanı gerçeküstü vedeğişikkurgusuylaötekilerden farklı. \ run." kısı yüzünden sanatçılara venlmiyordu. Leonardo da Vinci. bu yüzden 1506 yı- lında Milaııo gasılhanelerinde geceleri ölülerın vücutlarını açarak sınır sıstemi- ni. kemik \e kas yapısının temel özellik- leriııı keşfetmeye yönelmiştir. Kadın vü- cudu ve üreme organı. sanatçının anato- mık desenlerinde sıkça ele aldıgı temel konu olsa da gerçek ılgısi. doğum öncesi ve sonrasında insanın nasıl geliştığı üze- rınde yoğunlaşıyordu. Büyük ustanın in- san vücudunabudenlı tutku duyması ne- densiz değıl. Çünkü özelde Leonardo, ge- neldeyse Yüksek Rönesans Sanatı: mi- mari, resım başta olmak üzere sanatı kap- sayan tüm konularda başvurulabilecek olan yegâne orantının 'insan vücudu'nun oran ve orantıları olabileceğını savun- muştur. Kollannıaçmi!>bırerkeğı kareve daire formları ıçinde gösteren ünlü dese- ninde sanatçı: mınıan. mü- hendıslik. statik alanlannda. bu desende görülen orantıla- rı temel aldığını belırtmıştır Daha sonra öğrencısı Fran- cesco \lelzi tarafından kale- me alınan resım sanatına aıt dü^uncelennde ('Sanatçının Eserleri") tüm ressamlara portre yaparken kas. kemık \e fızyonomık özelliklere dikkat etmelennı öğütlemış- tır sanatçı 1513 yılında Leonardo. Papa 10. Leo'nun davetı ne- denıyieRoma'vagelırvebu- rada belki de dünyanın en ta- nınmi!) resımlerınden bırı olan "Mona Lisa'yı boyar. 1516'da Fransız Kralı I. Franz tarafından taç gıyme törenınde ^ölen hazırlıklarını yapmaklagörevlendınlen sa- natçı. kendısını uzun süre destekleyen GiuünodeMedi- ci*nın öldüğünü duy ıınca def- terine şu notu düşmustüf "Mediciler beni ben yaphlar, ama aynı zamanda >ok etti- ler." Daha öncesi bılinmıyor. ama 1515 yılında Leonar- do'nun vejetaryen olduğuna daır öğrencilerinin ve yol ar- kadaşîannın notlanna rastlı- yoruz. Hayatının son yıllarında yoğunlukla geometrik \e to- pografık desenler üzerınde yoğunlaşan sanatçı yoğun ça- İışmalarmın yanı sıra atölye- sınde öğrencılerını yetiştır- meye çalışıyordu. (, ünkü Rö- nesans Sanatı 'usta- çırak' ılışkısıne. bu yolla doğan öz- gün diyaloğa büyük birönem veriyordu Nıtekim Leonar- do da Vıncı. 2 Mayıs 1519'da öldüğünde öğrencısı France- so Melzıyı tek varısı olarak tanımıştı. Rönesans'ın önemli ustalanndan bırı olan \lelzi. hocasinm yazılannı 'Sanatçının Eserleri' ısımlı kıtaptatoplayarak Dürer'den Paul Klee'ye. François Mo- relkt'ye dek pek çok sanatçı- yı yakından etkıleyen önem- İi birkaynağın ortaya çıkma- sınısağlayarakhocasının 16. ve 17. yy sanatı üzerındeki etkisını adeta ölümsüzleştır- mıstir. Speyer sergısı Leonardo da Vincı'den etkılenen Albert Dürer'in (14" 1 -1528) özgiin desenlerınin yanı sıra ünlü sanatçıların resimlerını de ıçenyordu. Beş y üz y ıl önce- sinden gunümüze uzanan za- man dılimınde Leonar- do'nun düşlerının bırçoğu. günlük yaşamda yeriııı aldı. 21. yy'ın algılama kapasıte- siy le bu eşı bulunmaz vızyo- nerın ışlerinı aıılamak elbet- te kolay değıl. Ama düşün. düs kıırmanın medyanın diş- lerıııdecan verdığı bırzaman dilımınde Leonardo. beşyüz yıl öncesınden sankı fısıl- dıyor 'Akıl almaz düşler ku- TAHSIN Dil ve Güzellik Diller arasında uygar/ilkel. zengın/yoksul, güzel/çir- kın türunden ayrımlara yer olmadığını dilbilim çoktan kanıtladı. Ama gelın de anlatın insanlara! Bugün bi- le, Shakespeare'in ya da Hugo'nun büyüklüğünü her şeyden önce dıllerının zengınliğine bağlayanlar var. Hiç unutmam, burnundan kıl aldırmayan bırya- zarımız da. Victor Hugo'nun 1802'de, ünlü Larous- se sözlüklerinın ılk hazırlayıcısı Pierre Larousse'un- sa. ondan tam on beş yıl sonra. 1817de doğduğu- nu usuna bile getırmeden. "Victor Hugo, muhakkak ki, doğduğu zaman Larousse 'u ezbere bılıyordu!" dı - ye yazmıştı. Ancak. hemen belirtelım. bızım yazarla- rımıza özgü bir şey değil bu sapma. Yüzyıllardan be- ri bu konuda gelıştirilmiş aykırı söylemler bır araya getirilecek olsa, ciltlere sığmaz. Yaşadığı döneme göre bir olçu ve hoşgörü örnegı olarak değerlendiri- len Fenelon bile. kızların eğitımine ılişkin kıtabında, italyancayla Ispanyolca konusunda. "Bu ıki dıl, ka- dınlann kusurlarını çoğaltabilecek nitelıkte, tehlikeli kıtaplar okumak dışında. pek bır işe yaramaz", dıye- rek şaşkına çevırır insanı. Ne var ki. dilsel sorunlara yakından ılgı duymuş bir büyük yazarın, Jorge Luis Borges'ın benzer bir önyargıyı sürdürmesi çok da- ha şaşırtıcıdır. Gerçekten de, ünlü yazar. Borges ve Ben'de yer alan 'Bır Ozyaşamöyküsü Denemesı" adlı uzun ya- zıda. gençlık döneminde. Alman dılinin "güzelliğinr çok çabuk kavradığını belirttikten sonra, "Bugün hâ- lâ Almancanın çok güzel bir dil olduğu kanısındayım, belkı de yarattığı edebiyattan daha güzei bir dil" der. "Kim bılir, belkı olmayacak bir aykmlık. ama okulla- ra ve akımlara duşkünlüğüne karşın Fransızcanın çok güzel bir edebıyatı var, oysa dilin kendisı çok çir- kın. Fransızca soylenen bır şey ınsana önemsız ge- lir. Aslında ispanyol dılındekı sözcuklerın çok uzun ve hantal olmalarına karşın ispanyolcanın bile Fran- sızcadan güzel olduğunu duşunuyorum." Biliriz, Fransızca genellıkle "ınce" bir dil olarak ni- telenır. Almancaysa fazlasıyla "kaba"' bır dıl. Bu ne- denle, Jorge Luis Borges'ın Fransızcanın. "çok çir- kınbirdil" olduğunu soylemesı.yalnızcadılbılıme de- ğıl . yerleşık kanılara da ters düşmesıyle şaşırtıyor in- sanı. fazlasıyla öznel görunüyor. Budadoğal bir şey: Bu turlü kanılar, duşünülmeden benımsenmiş birer kalıp değilse, ancak oznel olabilır. ancak öznel, do- layısıyla sınırlı bır deneyımın urünü olabilır. Fene- lon'un gözlemınde açıkça görürüz bunu: Ispanyol- cayla italyancayı, bu dıllerdeokuduğu bırtakım kıtap- larla özdeşleştirir. Borges'ın Fransızcaya. Almancaya, ispanyolcaya ilişkin önyargılarının bırtakım oznel kökenlen vardır kuşkusuz. Ne olursa olsun. "Fransızca soylenen bır şey 'insana' önemsız gelir" sözünü şu dünyada pek az "insan" benımseyebılir. Tumceyı. öznel niteliğini lyice ortaya çıkarmak üzere. "Fransızca soylenen bır şey 'bana' önemsız gelir" bıçıminde duzeltsek biie, tersmın de aynı ölçude doğru olduğunu kesınleme- mız gerekır. Şu var kı. her ıki durumda da, kişiler Fransızcadan çok, kendı kendilerını betimlerter. Pekı, bütün bu gozlemlerden, gelışmışlik, zengın- lik, güzellik kavramlarının dıl düzlemınde tumden ge- çersiz olduğu sonucunu mu çıkaracağız? Evrensel düzlemde, yani değışik diller söz konusu olduğu za- man, evet: Almancanın Fransızcadan, italyancanın Arapçadan ya da Hopı dihnden daha guzel bır dıl ol- duğunu söylemek ıçın hıçbır nesnel gerekçemiz yok- tur. Belh bır dıl duzleminde kaldığımız zamansa, ha- yır: Belli bir dilin. diyelim ki. Türkçenin ya da Fransız- canın sınırları ıçinde kaldığımız sürece. gelışmışlik- ten de. zengınlıkten de. güzellikten de söz edebilıriz. Ama söylemek bile fazla. burada karşılaştırma öğe- lerımiz dılın kendı evrelerı. kendi sözcuk dağarcığı. kendi "üref;/m(ş"söylemlerıdır. Aynı dılın ikı evresinı karşılaştırarak gelışmışlıkten ya da ılkellıkten. zengın- lıkten ya da yoksulluktan. aynı dıl ıçinde oluşturulmuş değişık söylemlerı karşılaştırarak güzellikten ya da çırkınlikten söz ederız. Bunun sonucu olarak, herhan- gı bir dil, içınde oluşturulmuş "güzel" söylemlerın çokluğu ölçüsünde "guzel" görünür bıze. Ama bu ko- şullariçinde bile, öznellığin belırleyicı işlevinı gözden uzak tutmamak gerekır. Bana güzel görünen size çır- kin görünebıiir; ben hep alışılmış bıçimleri ararken, siz en büyük değerı ılk kez denenen biçımlere vere- bılirsıniz. Claude Levi-Strauss, yarım yuzyıl önce. "Ge/e- neksel dilbilim gıbı geleneksel toplumbılimın yanlışı da öğeler arasındakı bağıntıları değıl. öğelenn ken- disini göz önune almak olmuştur" diyordu. Burada dadoğruya ulaşmak ıçın. öğelerin kendilerinden ön- ce, aralarındaki bağıntılara yonelmek gerekır. 'Karanlık Sular' Rusya'da kayboldu KültürSenisi - Bugüne kadar İtalya. Kanada. Yu- nanistan. Mısır. Hındıstan. Amenka. Hong Ko?ig. Bel- çika veTürkıyede I4ulııs- lararasi fılm festıvalineka- tılan Karanlık Sular filmı. son olarak katıldığı Saint Petersburg Film Festi\a- lı'nden sonra Rusya'da kayboldu. Yönetmenlığını Kııtluğ \taman"ın yaptığı fılmde. Gönen Bozbey. Nletin L v- gun. Daniel Chase \ e Semi- ha Berkso> başrollerı pay- laşıyorlar Saınt Petersburg Festıv a- li yöneticileri filmi kaıgo şirketıne teslim ettiklerinı iddia ederlerken. kargo s,ır- ketı yetkılılerı ıse festıval yetkılilerının filmı gerı al- dığını belmiyorlar "ka- ranlık Sular"ın sadece tek festival kopyasının olması dolayısıyla. davct edildiğı ve önümüzdekı günlerde başlayacak olan. Brisbane (Avustralya). Shangai (Çin Halk Cumhurıyetı) ve Ma- kedonva Lkiskırarası fılm festi\allenne katılmasi da tchlıkeve girdi Filmın yö- netmeni Kııtluğ Ataman ve 4 ağustos'ta baslayan Bris- bane Festıval yöneticileri. Rus yetkılilerc da\a açma- ya hazıılanıyorlar. "karanlık Sular" katıl- dığı yarişina \e festıv aller- de şuodüllerı kazandı: 13. Istanbul Fılm Festivali IW4. Turkıye Sinema Ya- zarları Derneâı (SİYAD) Özel Ödülü. "7. Ankara Uluslararası Fılm Festivali j^95. Seçıeıler Kurulu Özel Ödülü. ". Izmır Ulus- lararası Fılm Festivali 1995. Anemis Ödülü. Film ayrıca Amerikan Sinema Sanatlan \e Bilımlcri Aka- demisi Arşivi'ne (Oscar Akademısı) sonsuza kadar saklanmak üzere alınan tek Türk filmı olma özellığıni de taşımakta Vatanseverler, insanlar, doğaseverler, toprak erozyonu sizc sevebileceğiniz hiçbir şey bıraknuyor. T.E.M.A. Turkıye Erozyonla Mücadele. AğaçKındırma ve Doğal Varlıklan Koruma Vakfı Tel.: (0212) 281 10 27 268 09 85
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog