Bugünden 1930'a 5,492,510 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 5 AĞUSTOS 1995 CUMARTESİ HABERLER Sadık Ahmet'in ailesi Türkiye'ye getiriUyor • AINKARA (Cumhuriyet Biirosu) - Eski Gümülcine Bağımsız Mılletvekili ve Dostluk- Eşitlik Partisi Genel Başkanı Dr. Sadık Ahmet'in yaşamını yitirdiği kazada yaralanan eşi ve iki çocuğu bugün Türkiye'ye getiriliyor. Yaralilar, Gümülcine'dekı Dcvlet Hastanesi'nden taburcu edilerek Sağlık Bakanlıgı'nın ambulans uçagıyla Istanbul'a getirilecek ve Koşuyolu Devlet Hastanesi'ne yatınlacaklar. Emekli hâkim • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Yargıtay üyeleri Mehmet Zekâi Turan ile Mustafa Aydın'a silahlı saldında bulunarak ağır yaralayan emekli Hâkim Binbaşı Selahattin Necmioğlu'nun yargılanmasına. Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dün devam edildi. Dosyada bulunan delıllerın okunmasından sonra olayın mağdurlarından Yargıtay 6. Ceza Daıresi üyelerinden Mehmet Zekâi Turan'ın talimatla alınan ifadesi okundu. Turan. sanığın kendisine ve yanındaki aynı daire üyesi Mustafa Aydın'a öldürme kastıyla ateş ettiğini öne sürerek "Ben şikâyetçi değilim. Dava. kamu davası olarak devam etsin" dedi. CHPilçe kongreleri • KIRŞEHİR (Cumhuriyet) - Kırşehir'deki CHP ilçe kongreleri tamamlandı. 7 ilçenin tamamını SHP kökenli listeler kazanırken, seçılen ıl başkanlannın adları şöyle: Hüseyın Güven (Merkez). Cemal Er (Kaman). Süleyman Atalay (Boztepe). Hamdı Orkun (Mucur). Hatem Köremezli (Akpınar), Zafer Sorgucu (Ciçekdağ). Nizamettın Bedır (Akçakent). Demokrasi Platformu'ndan ziyaret • ADANA (Cumhuriyet Güney İİleri Bürosu) - Dönem sözcüsü tHD Şube Başkanı Metin Çelik'ın başkanlığındaki Demokrasi Platormu DYP. CHPveHADEPİ ziyaret etti. İHD'ye gelen bir ABD'li uzmanın "Türkiye parçalanacak" dedigini belirten Çelik, "Türk-Kürt halkı bütünleşip bir araya gelmezse sorunlan emperyalistler çözecektır " dedi. Belediyeden atıldıişçi KIRŞEHİR (Cumhuriyet)-MHP'li Kirşehir Belediye Başkanı Metin Çobanoğlu işçi çıkaımaya devam ediyor. 92 işçiden sonra dün de 6 işçi ışten çıkanldı. 540olan belediye personeli sayısı son işten çıkarmalarla birlikte 385'edüştü. Makovsky: ÇHIer kalıcı • WASHINGTON(AA)- Amerikalı Türkiye uzmanı Alan Makovsky. anayasa değişıkliklerinin, Başbakan Tansu Çiller hükümetine istikrar getirdiği görüşünde. Makovsky, Başbakan Çiller'in. Türk siyaset sahnesinde "kalıcı "olduğunu gösterdiğini de belirtti. Düşünce ve politika üreten bir kuruluşta uzman olarak çalışan Makovsky, TBMM'den geçen demokratikleşme paketinin. Türkiye'nin Avrupa ile bütünleşme olasılığını arttırdığını kaydetti. Makovsky. "Mısırve Cezayır'in köktendinciliğe karşı kuvvet kullanarak yapmava çalıştığını. Törkıye aşın dincilen yalnız bırakarak parlamentosuyla gerçekleştirmiştir" dedi. TOBB'nin Güneydoğu raporunda, TC vatandaşının etnik Türk olmaya zorlanmaması istendi: Korucu savaşa gîrmeıneKANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Türkiye Odalar ve Borsalar Birligi'nce (TOBB) hazırlanan Güneydoğu raporunda. koruculuk sisteminin aktif bir saldın ve savaş gücü olarak kullanılmaması gerektigi belirtilerek. koruculuk uygulamasının yetki ve eylem sınırlarının tam belli oimadığı vurgulandı. Raporda. PKK'nın gözdağı vermek amacıyla korucu köylerine yönelik düzenlediği saldınlann terörist örgütlerden beklenen bir davranış biçımi olduğu kaydedilerek "Ama avnı vöntem güvenlik güçlerince uygulanıvorsa. terörizmle mücadelenin en önemli ilkesi olan halkı kazanma çabası ihmal ediliyor demektir" görüşü savunuldu. Raporda, her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının etnik Türk oimadığı ve buna zorlanmaması gerektiğine dikkat çekilerek. Türkiye'de yaşayan herkesin Türk olmaya zorlanması durumunda kültürel alanın siyasallaştınlmış olacağı savunuldu. TOBB adına Prof. Dr. Doğu Ergil tarafından hazırlanan 168 sayfalık "Doğu Sorunu. Teşhisler ve Tesphier" konulu Günevdoğu raporunda, bölgedekı göç olgusuna aynntılı bir şekilde yer verilerek göçün **radikal eğifimleri" tırmandırdığı vurgulandı Güneydoğu"da federasyon isteyenlerin yüzde 58'ini göç edenlerin oluşturduğuna yer verilen raporda, istikrar ve güven duygusunu yitirenlenn radıkal birtepki sergiledikleri belırtildı. Raporda. şöyle dendi: "Bu bulgu, göçün radikalleştirici etkisini • Halkı kazanma çabasının ihmal edildiği öne sürülen TOBB raporunda, güvenlik güçlerinin çoğu zaman PKK yöntemlerini uygulaması eleştirildi. bir kez daha vurgulamaktadır. Bir başka olasılık da daha radikal eğilimlerin. resmi politika sonucu Doğu ve Günevdoğu'dan Türkiye'nin daha can alıcı bölgelerine doğru getirilmesidir. Bu. dolu bir silahın. kıimndan çıkarılıp kalbe doğru tutulmasına benzetilebilir. PKK faaliyetlerinin daha şimdiden Adana, Mersin ve Hatav kırsal kesiminden ses getirdiğini duymak, yakın bir gelecekte asaviş sorununun kent ortamına taşınması konusunda ne derece isabetli davranıldığını bir kez daha düşündürmelidir" Koruculuk Raporda. bölgede sürüp giden şiddet ortamının insanlan derinden sarstığı. insanlann kendilerini güvende \e güvenlikli hissedemedikleri vurgulandı. Bölgede insanlann çoğu kez şiddete maruz kaldığına yer verilen raporda. şu görüşler dile getirildi: **Kimi evlatlarını kanlı siyasetin çarklarına kaptırmıştır. Bu çarklar. çocuklannı ya öğütmüş, ya da onlardan çok uzakiara savurmuştur. Kimi bu acıyı sadece duygusal olarak duymamış, soruşturmaya. ko\ uşturmaya ve nihayet bölgenin güvenliği açısından göç naskısına maruz kalmıştır. Kısaca, bölge halkı yıllardan beri ağır bir bedel ödemektedir. Bu bedelin tahsilatını yapan organlardan biri de koruculardır. Koruculuk uvgulamasının amaçlan, yetki ve sınırian tam belli değildir. Korucular kırsal cemaatlerini korumakla vükümlü olmalıdııiar. Korucular, başka köylere yapılan baskınlarda veya güvenlik operasyonlannda alternatif veva ek silahlı güç olarak kullanılmamalıdırlar. Koruculuğu seçen kişilerin bir lusmının daha önce işlemiş olduklan suçlardan ötürü ceza görmemek için devletin kanatlan altında saklanmak istedikleri bilinmektedir. Bu kişilerin sayısı az da olsa, söz konusu durum. bölge halkının en büyük şikâyetlerinden biri olan çift hukukluluk olgusunu sergilediği için önemlidir." Raporda. hıçbir demokratik ülkede çift hukukluluğun olamayacağına dikkat çekilerek "Mevcut hukuk kurallarına olağandışı ekler getirilerek olağan hukuk sisteminin alanı daraltılırsa. orada temel hakların ve özgüriüklerin askıva alınması ve kimi zaman çiğnenmesi kaçınılmazdır. Zaten teröristler de dev lete bunu yaptırmak istiyorlar" dendı. TC vatandaşbğı Raporda. 12 Evlül'den sonra sakıncalı görülerek kapatılan. mensuplan hapislere atılan kültürel ve bazılan siyasal olan dernek ve kuruluşlann yeniden açılması gerektigi kaydedilerek " Bunlar kapalı ve sakıncalı kaldıkça, etnik tenıelli kültürel ve siyasal belirtiler gereksiz bir baskı altında ve vasaklı kaiacaklardır. Özellikle Kürtler. vatandaşlık hukuku düzevinde olmayan ay nmcılığı. kültür kümesi düzevinde hissedecekler ve sisteme karşı protestolarını sürdüreceklerdir. Yasakçılığın birlik ve bütünlük getirdiği nerede görülmüştür ki?" görüşü savunuldu Türklfik etnik bir olgu Raporda. Türklüğün siyasal değıl etnik bir olgu olduğu. bu nedenle her Türkiye Cumhunyetı vatandaşının etnik Türk olmaya zorlanmaması gerektigi belirtilerek, şövle dendi: "Türkiye'de yaşayan herkes Türk olmaya zorlanırsa, kültürel alan siyasallaştınlmış olur. Bu durumda, beklenen bütünleşme gerçekleşmeyeceği gibü siyasal alan, tek tipleştirmeye, direncin istikrarsızlaştıncı etkisine açilmış olacaktır. O halde bırakalım, aynı siyasi çoğrafyayı paylaşan insanlan, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmanın dışındaki alt kimliklerini ve bunlan belirtim biçimlerini kendileri seçsinler. İçine doğduklan. tevarüs ettikleri cemaat kimliklerini (dinsel, etnik, kültürel) korumak ve yaşatmak için ve yapabildikleri ölçüde onlara bu özgürtükleri sağlayan sisteme, devlete daha çok sahip çıkacaklardır. Eğer bu yapılmazsa, kültürel alanda başgösteren bir husursuzluk veya anlaşmazlık, hızia siyasal bir krize dönüşecekrir ve dönüşmektedir." TÎP eski başkanlanndan Mehmet Ali Aslan'a göre Türk sosyalistleri Küba, Çin ve Sovyetler'in sorunlannı tartıştı, kavgalara girdi, ancak Türkiye'nin sorunlanna eğilmedi: Sosyalizm insanlığın kurtuluşudur T ürkiye İşçi Partısi'nin (TİP) 1969-70 yıllan arasında kısa dönem Genel Başkanlığı'nı yapan Mehmet Ali Aslan. Türkiye'de sosyalıstlerin u- mut olmaktan. seçenek ol- maktan uzak olmalan nedenıyle halkın, milliyetçi ve dinsel partilere yöneldığini söylüyor. Mehmet Ali Aslan'a göre. Türkiye'de sol evrensel olamadı. Milliyetçi unsurlar- dan. anlayışlardan annamadı. Aslan, TİP hareketi dışında. sosyalistlerin Türkiye sos- yalistleri olamadıklannı da ılerı sürüyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor "Küba'nın, Çin'in. Sovyetler Birliği'nin. Angola'nın, Vietnam'ın so- runlannı tartıştılar. Bunlar için yazdılar, çizdiler, üzül- düler, büyük kavgalara gir- diler. Ama Türkiye sorunla- nna ciddi olarak eğilenlerin. çözüm üretenlerin sav ısıçok az oldu. Korktular. Hem de çok korktular. Zindanlar- dan, işkencelerden, zulüm- den. işsizlikten. yoksulluk- tan değil. Kendilerine re- vızyonist. sosyalızmden saptı' suçlamalannınyönel- tilmesinden korktular. Öz- gür düşünemediler. Yanlış olduğunun farkına vardık- lannda bile kalıplara ve mo- dellere bağlı kaldılar. Sosya- listlerin; emekçi halk kitlete- rine ulaştırabildikleri ve destek sağlayabiklikleri cid- di, ülke gerçeklerine ve ko- şullarına uygun bir prog- ramlan olmadı. Genel ilke- ler ve genel nitelemelerie ye- tinildi. Hep muhalif olduİar. Hep eleştirdiler. Ama ikti- dar olma arzu ve iradesine sahip olmadılar." •Vslan'a göre sol geçmiş- te bu halaları yaptı. Ama şımdı; bu hataların telafi edilme zamanı. Ittıhat ve Terakki geleneginden de- ğıl, Marksist gelenekten gelen sosyal de- mokratlarla, kalıplara bağlı olmayan legal. banşçıve demokratik yöntemlenbenimse- yen sosyalistler arasında birlikte çalışmayı önleyecek önemli temel farklılıklann bu- lunmadığını vurguluyor Aslan ve hemen ardından şucümleleri eklıyor. "Bugün sos- yalistler, sosyal demokratlar, onlara yakın- İık duyan demokratlar birieşip iktidar alter- natifi olabilecek etkinlikte bir siyasal hare- ket yaratabilirier. Yararmaları da gerekir.'' TlP'in Doğu'dapekçokteşkılatını kuran. 1966'da çıkardığı Akış dergisinde ilk kez "halklar" konusunu gündeme getiren ve bu nedenle tutuklanan Mehmet Ali Aslan. "Dünvada ve Türkiye'de sosyalizmin gele- ceğj" konusundaki sorulanmızı şöyle >anıt- ladı: - Dünvada sosyalizmin geleceğini, 2000'K yıliardaki durumumı nasıl görüyorsunuz? Aslan-Sosyalizmi. sos>al gelişmenın ka- pitalizmden sonraki doğal ve zorunlu bir aşaması olarak görmüyor muyuz? Kuşku- suz. evet. Peki. kapitalizm ne zaman sona erecek. Bunun da yanıtı belli' Kapitalizmin büyük krize girdiği, kendini veniden üretemez, bu krizi aşamaz ve toplumun ihtivaçlanna ce- vap veremez duruma geldiği zaman. Olayın başka yönleri de var. Sosyalizm sadece ar- tı degeri kaldıran bir ekonomik düzen de- ğildir. Sosyalizm bir dünya görüşü, farklı bir değerler sistemi ve bir yaşam biçımidir. İnsanların düşüncesinde kapitalıst sistemin meşruluğunu yitirmeye başlaması ve sos- yalist değerlerin meşruluğunun kabulüyle sosyalizm gelir. Kıt kaynaklar ve geri tek- nolojiye dayanan kısıtlı üretimle sosyalist düzen kurulamaz. Sosyalizm ancak üretim teknolojısinin çok ileri birdüzeye ulaştıgı bir toplumda gerçekleşebılir. Gerçekçi olalım. Bugün kapıtalizm. içi- ne düştüğü knzlen aşacak ve kendı.->ini ye- niden üretecek durumdadır. İnsanların zih- ninde meşruiyetini sürdürüyor. Bir kısım Dünvada veTürkiye'de sosyalizmin gelecegi SOSYALİSTLER TARTIŞIYOR SEVI1V1 ERTEMlîR 23 • "Bugün sosyalistler, sosyal demokratlar, onlara yakınlık duyan demokratlar birieşip iktidar alternatifi olabilecek etkinlikte bir siyasal hareket yaratabilirier. Yaratmaları da gerekir." Aslan-Kıt kayiK.,v.,, •, _,:, !ıknokıji>t' ıla\aıuııı kısıtlı un.-timle sosyalist düzen kurulamaz. Sosyalizm ancak üre- tim teknolojisinin çok ileri bir düzeye ulaştıgı bir toplumda gerçekleşebilir. ülkeler bilgi toplumu aşamasına gelmekle beraber, dünyanın büyük kesimi sosyaliz- min ekonomik altyapısını oluşturacak tek- nolojik düzeyin çok gerisinde. Kapitaliz- min toplum ıhtiyaçlanna cevap veremez duruma gelmesi, insan düşüncesinde ve toplum vicdanında meşruiyetini yitirmesi, elverişli ekonomik altyapıyı oluşturacak teknolojik gelişmenin yaygınlaşması za- man alacaktır. Bu zaman süresini saptamak olanaksız. Ama kısa vadede yani 2000'li yıllardaolmayacağı kesin. Bir başka kesin- lik daha var. O da sosyalizmin er veya geç gerçekleşeceğıdir. Bu. belkı bizım öngör- düğümüz düzenin aynısı olmayabilir. Ama kabul ettığimiz sosyalist değerlere uygun olacaktır. Tarihte çeşitli sınıflann iktidan görülür. Bunlann ortak özelliği, iktidarda olan sını- f\n kendi s aran doğrultusunda toplumu de- ğıştırmesi vedüzenlemesıdır. İşçi sınıfının ideolojisi olan sosyalizmi diğerlerinden ayıran özellik. sadece kendi sınıfının kur- tuluşunu değil. bütün insanlann, genel ola- rak insanlığın kurtuluşunu sağlayacaktır. İnsanlığın gelişme düzeyi yükseldikçe, ev rensel yaran temsil eden sosyalizmin ger- çekleşmesi de kaçınılmaz olacaktır. Çok ileri bir bılinç ve kültür düzeyıne enşmış toplumlar. sınıf yararlannı temsil eden, her alandaki eşitsizlikleri meşru sayan bir dü- zende yaşamayı ret edeceklerdir. - "Sosyalizm çöktü" savlanyla ilgili ne düşünüyorsunuz? Aslan -Tarihte hiçbir zaman sosyalist bir düzen kurulmadı kı sosyalizm çöksün. Ger- çekleşmeyen. yaşama geçmeyen bir düze- nin çöküşünden söz edilemez. Sosyalistolduklannı ileri sürendevletler vardı. Halen de var. Bunlartotoliter. bürok- ratik. merkeziyetçi düzenlerdır. Demokra- sivi de. sosyalizmi de kuracak olan özgür ınsandır. eleştiren insandır. düşünen insan- dır. haksızlığa karşı tepki gösteren insandır. Oysa bu düzenlerde. iktidarda işçi sınıfı yoktur. emekçi halk kitleleri yoktur. Yöne- tici kadrolann dışındaki insanlann kararla- ra katılımı oimadığı gibı eleştirme haklan- nı kullanmaları da risklidir. Merkeziyetçi iktıdann kararlanna itaat etmekle yüküm- lüdürler. Sosyalizmin temel unsurlarından biri olan demokrasiden yoksun düzenler. sosyalist olmadıklan gibi olabilme yetene- ğine de sahip değillerdir. Ama sosyalizmin varhğı bizım ıstediğimize bağlı değil. in- sanlığın tarihsel geTişiminın varacağı zo- runlu ve ileri bir aşama. Bu. toplumsal ge- lişmenın dınamığinde yaşıyor. - Dünvada, son vıllarda sosvalizmin alter- natifi olarak milliyetçilik ile köktendincili- ğin gelişip güçlenmesi konusunu nasıl de- ğerlendiriyorsunuz? Aslan - Sosyalizm. toplumun birleştirici harcı olan birdeğer. Budeğergeçerliliğıni koruduğu sürece, bununla çelişen diğer top- lumsal bağların. değerlerin etkinliği görül- mez. Ne zaman ki sosyalizm veya benzer evrensel nitelikteki değerler geçerlilikleri- ni, etkinlikienni yitirirlerse. toplum dinsel veya milliyetçilik gibi değerlere sarılır. Bunlar ise ayrımcılığı. nefreti. düşmanlığı ve savaşı getırir. Sovyetler Birliği'nin ve Yugoslavya Fe- derasyonu'nun dağılmalanndan sonra mey- dana gelen olay lar bunun ti- pik örneklerıdir. Bu düzen- ler, gerçekten sosyalist ol- masalar da, çeşitli uluslar. etnik gruplar, dinler, inanç- lar sosyalist üst kimliğinde bırleşerek, birlikte yaşama- yı sürdürüyorlardı. Sosya- list üst kımlikten ve sosya- list değerlerden kopuş, onla- n milli ve dinsel kimlikleri- ne sanlmaya itti. Yıllardır unurtuklan etnik ve dinsel nefreti. düşmanlıkları hatır- ladılar - 'Sosyalizm halk için- dir...' O haldeTürkiye'de ni- çin halk son vıllarda sosya- list paıtiter yerine uç sağ partilere yöneldi? Aslan - Sosyalizm. Sov- yetler Birliği'nin dağılma- sıyla dünya ölçüsünde itibar kaybına uğradı. Sovyet mo- delinın başansızlığı. sosya- lizmin başarısızlığı olarak algılandı. Türkiye'de aynca sosyalist partiler v e gruplar. Türkiye'nin sorunlanna gerçekçi. doğru ve uygula- nabi1ır çözümler üretemedi- ler. Halka umut veremedi- ler. Yaşamdan ve toplumdan kopuk olarak varlıklarını sürdürmeye çalıştılar. Top- lumu bir arada tutacak ev- rensel değerlerin etkinliği de yok. Türkiye bir iç savaşı yaşıyor. Siyasal, ekonomik. kültürel ve moral krizleri aşamıyor. Baskı- dan. yoksulluktan, işsizlikten bunalan halk umudu dinsel ve milliyetçi değerlere sarıl- makta buluyor. Medyanın önemli kesimi de halkı bu yönde etkiliyor. Sosyalistler u- mut olmaktan. seçenek olmaktan uzak. Bu nedenle halk. millivetçi ve dinsel partilere yönelıyor. Bu partilerın güçlü parasal kay- nakları ve bunlan etkin kullanma yöntem- leri de önemli bir unsur olarak rol oynuyor. SÜRECEK YAKINDA GAZETENIZDE CUMARTESİ YAZILARI ATAOL BEHRAMOGLL Nâzım'ın Mezarı Nâzım Hikmet yaşamı boyunca tartışılan bir insan oldu. Şiiri, ideolojisi, özel yaşamı tartışıldı. Bu tartış- malar şimdi de sürüyor. (Şiirinin büyüklüğü konusun- da herkesçe görüş birliğine varılmış gibi. Fakat ben bu şiirin herkesçe anlaşılmış olduğundan kuşkulu- yum.) Ölümünden sonra tartışmalara bir yenisi ek- lendi: Mezarının yeri. Nâzım'ı sevenler mezarının ken- di ülkesinde olması gerektiğini söylüyor. Ülkenin bu- günkü kanşık ve güvenilmez ortamında bu mezann Türkiye'ye taşınmasının doğru olmayacağını haklı olarak söyleyenler var. Sağcı kesimden de çeşitli ve farklı görüşler ileri sürülmekte... • • • Bütün insan toplumlarında, bütün kültürlerde me- zarlar, ölümden sonra da yaşamda kalma arzusunun anlatımıdır. Mısır piramitlerinden Orta Asya kurgan- lanna, ölünün yakılarak küllerinin bir nehre savruldu- ğu geleneklere kadar, bütün bu ölüm sonrası uygu- lamalarda, farklı biçimlerde de olsa, ölümden sonra yaşamda kalma arzusunun (ya da inancının) anlatı- mı vardır... Artık yaşamayan bir ınsandan geriye ka- lan fiziksel kalıntının ne olacağının, bu kişi insanlığın yetiştirdiğı büyük bir değer ya da genel olarak top- lumca önem verilen bir kimseyse, toplumsal, siyasal anlamlartaşıması da doğaldır. Nâzım Hikmet için söz konusu olan budur. • • • Gördüğüm mezariar içinde beni en çok etkileyen ya da tek etkileyen, romantik Fransız yazarı Chate- aubriand ın. doğduğu kent Saınt-Malo'da, Manş Denizi'nde, kıyıya çok yakın bir deniz mağarasında- ki mezarı olmuştu... Mezann kendisini görmedim; fa- kat mağaraya çarpan dalgalar, romantik bir ruha uy- gundu... Kıyıda, mezar-mağaranın tam karşısında bir de anıtı vardı Chateaubrıand'ın... Ve çok yıllar önce, bir otobüsle Anadolu bozkırını geçerken, yan yana oturan iki köylü delikanlısından birinin söylediği tür- künün (o zamanlar teyp ya da televizyon yoktu oto- büslerde, "walk-men"dehenüzicat edilmemişti; in- sanlar türkü ya da şarkı söylerlerdi) sözleri aklımdan hiç çıkmadı: Eğer benim vâdem erken gelirse Açık koyun mezanmın üstünü... • • * Arapça kökenli "mezar" sözcüğü, yine Arapça "zi- yaret" sözcüğüyle türdeştir. Yunus'un şiirlerinde de geçen Türkçe "sin" (çukur, oyuk) ya da günümüzde Türkçe karşılık olarak önerilen "gömüt" sözcükleri- nin böyle bir anlamla ilgisi yok. Olması da belki zo- runlu değil. (Ingilizce "grave", kazmak anlamındaki "grafan"dan geliyormuş... Bu konuda, başka birçok konuda olduğu gibi, dillerde ve yüzyıllarda kökenbi- limsel bir gezinti ilginç sonuçlar verirdi. Çünkü böy- lece, değışık zamanlarda değişik insan toplulukları- nın çeşitli kavramlara ve olgulara yaklaşımlarını se- zinleyebılirız...) Bir taş parçasında, toprak bir tümsekte, bir mozo- le ya da bir sarayda, bir zamanlar canlılığına doku- nulmuş ya da hayal edilmiş bir insanı aramak boşu- nadır. Bu kavramlar gelecekte de tartışılacak; "me- zar" kavramı ve olgusu da bütün kavramlar ve olgu- lar gibi anlam ve biçim değiştirecek, ölüm ve sonra- sının bugün algıladığımız "manevi" anlamı köklü de- ğişimlere uğrayabilecektir. Bunun örneklerini (organ bağışı vb.) bugünden görmekteyiz... • • • Nâzım Hikmet "Vasiyet" adlı şiirinde. Anadolu'da bir köy mezarlığına gömülmek istediğinı, üstüne de bir çınar ağacı dikilirse "taş maş" da istemediğini söylüyor... Bu sözler, bu istek yeterince açık... Fakat diriye de ölüye de pek fazla saygısı olmayan bir or- tamda, Nâzım Hikmet'in mezan konusunda tartışma ve polemikler, insanca anlamlarından giderek boşal- tılmakta. güncel siyasetin kıskacına girmiş görün- mektedir. • • • Halk insanlarının mezar ziyaretlerinde dinsel-ma- nevi anlamlar kadar, bu dünyaya dönük anlamlar, bu dünyadaki yaşamı zenginleştirici anlamlar ve amaç- lar da vardır. Aynı şeyi aydınlarımız için söyleyebilir miyiz? Bir deneme yapalım: Sağdaki aydınlanmızdan kaç tanesi, sözgelimi Mehmet Âkif ın mezarının ye- rini biliyor ve bu mezarı sadece "ideolojik" amaçlar- la değil insanca duygularla da ziyaret etmiştir? Aynı soruyu, birçok şairimizin. yazarımızın, düşünce yada siyaset insanımızın (kimileri çoktan kaybolmuş) me- zarlarıyla ilgili olarak, sağda olmayan aydınlarımıza da yöneltebiliriz... (Sözgelimi, Reşat Nuri Günte- kin'in ya da Ömer Seyfettin'in mezarlarının nerede olduğunu bilenimiz var mı?) Kendimize bu sorulan sorabildiğimiz ve yanıtlarını verebildiğimiz bir top- lumsal düzeye gelindiğinde. Nâzım Hikmet'in "Vasiyet"inin yerine getirilmesi güç olmayacaktır... Emniyet Müdürü'nden savunma: Mete Altan: Özel tiııı çok saghkh BÜLENT ECEVİT ANTALYA - Antalya Emniyet Müdürü Mete Al- tan, Özel Harekât Birimı elemanlannın uzun namlu- lu silahlanyla kent içinde dolaşmamalan için bu si- lahlann depoya alındığını ve görev olduğu zaman kendilerine verildiğini bil- dirdı. Altan. Antalya'da Özel Harekât Bırimi elemanla- nnın 152 kışı olduğunu ve Antalyaya da "rehabilite" edilmek için gelmedıklen- ni v urgularken u Özel tim personelimiz çok sağlıklı- dır" açıklamasını yaptı. Özel Harekât Birimi'nin 2.5 yıl daire başkanlığı gö- revinde de bulunan Antal- ya Emniyet Müdürü Mete Altan. bu birimin şımdiye kadar önemli görev ler yap- tığını ve ülkedeki terörle mücadelede büyük katkı- larının bulunduğunu bıl- dirdi. Altan. "Bu değerli biri- mimizin başanlarını gör- mezlikten gejnıek miinı- kün değildir. Özel tim ile il- gili tartışmalann amaçlı ol- duğunu sanıvorum. Hatta bizim Antalva'daki arka- daşlar. tartışıldığı için bı- vıklarını kendi istekleriyle kestiler" diyerek "Antal- ya'da Güneydoğulu ve Do- ğulu vatandaşlanmızın oturduğu mahaüelerde bu birimimiz elemanlannın sindirme hareketi söz ko- nusu değildir. Antalya'da sindirilmesi gereken bir topluluk yoktur. Bu mahal- lelerde PKK terörüyk ilgi- li ciddi faalivctlere de rast- lanmamıştır" şeklinde ko- nuştu. Hepsi sağhkh Dün düzenlediği basın toplantısında kentte mahal ve mahallelerin emniyet birimlerince kontrol edil- mekte olduğunu ve bunun da doğal olduğunu vurgu- layan Mete Altan. ''Antal- ya rehabilitasyon şehri de- ğildir. Bizde rehabilite edi- lecek hasta da yoktur. Psi- kolojik tedavi gören özel harekât elemanı da yoktur. Siz de göreceksiniz, hepsi sağlıklıdır" dedi Mete Altan. "Doğu ille- rinden Antalya'va geçici ta- vin edilme gibi bir durum söz konusu değildir. Bu ta- vinler 1-2 vıllık diye pazar- lıkla olmaz" diye konuştu.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog