Bugünden 1930'a 5,438,716 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 3 AĞUSTOS 1995 PERŞEMBE HABERLER 'Çîller'e suikasf davası • İSTANBUL (AA)- DHKP Ç adma Başbakan Tansu Çitler'e Yeniköy'dekı yalısında suikast düzenlemek amacıyla istihbarat çalışması yaptıklan öne sürülen IO'u tutuklu 19 sanığın yargılanmasına başlandı. îstabul 5 No'lu DGM'deki duruşmaya katılan 13 sanık DHKP C örgütüne üye olmadıkJannı, yardım ve yataklık etmedikJerinı öne sürerek tahliyelerini istediler. Mahkeme, tutuklu sanıklardan Ercan Özülkü ve Mehmet Arslan'ın tahliyesine karar \erdı. DYP İstanbul il kongpesi ertelendi • İstanbul Haber Servisi - DYP İstanbul İl Kongresi. Başbakan ve Genel Başkan Tansu Çiller'in yoğun programı nedeniyle 5 ağustos tarihinden 9 ağustos tarihine ertelendi. Ilk il kongresini İstanbul'da yapacak olan DYP, Türkiye çapında 5. kongre dönemine giriyor. Bosna için kan İstanbul Haber Servisi - Bosna-Hersek\e Çeçenya'ya gönderilmek üzere. Kızılay Sanyer Şubesi ıle Sanyer Belediyesi kan bağışı kampanyası başlattı. Dün açılan Kızılay Sanyer Şubesi'nin kan alma istasyonunda başlayan kan bağışı kampanyasına tüm vatandaşlann katılması çağnsında bulunuldu. Aksaray'da eroin operasyonu • İstanbul Haber Senisi - Aksaray'da düzenlenen bır operasyonda 3 kişi, 4 kilo eroin ile yakalandı. istanbul Emniyet Müdürlüğü Basm Sözcülüğü'nün >aptığı açıklamada, bir ıhban değerlendıren güvenlık güçlennin, alıcı gibi davranarak Aksaray Vatan Çaddesı'nde Salih llış. thsan Ispir ve Abuzer Ağar'ı yakaladılannı bildınldi. Avukatlap tutuksuz yargılanacak • İSTANBUL (AA)- Izmir'de öldürülen Ali Rıza Kurt'un cenazesı sırasında gözaltına alınan avukat Zeynep Börtecine Fırat ile Halkın Hukuk Bürosu öniinde alikonan avukat Mustafa Çoban'ın da aralannda bulunduğu 5 sanık, dün tDGM Cumhuriyet Başsavcılığı'na sevk edildi. Nöbetçi savcı tarafından sorgulanan Zeynep Börtecine Fırat ile Mustafa Çoban, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Sevigen, Aras Kargo işçilerini ziyaret etti • İSTANBUL (AA)-ÇHP Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Sevigen. son günlerde Türkiye'de bir işçi kıyımı yaşandığını. hakkını arayan çalışanlann. işveren ve devletin yöneticilen karşısında suçlu duruma düşürülmeye çalışıldığını söyledi. Sevigen. dün öğleden sonra Alibeyköy'deki Aras Kargo Toplama ve Dağıtım Merkezi'nde. 49 gündür grevde bulunan DİSK NakJiyat-iş Sendikası üyesi işçileri ziyaret etti. Sevigen, burada yaptığı konuşmada, CHP olarak emekten ve banştan yana olduklannı ifadeettı. KULTUR * SANAT Aytemur, sosyalizmin öldüğü düşüncesini uluslararası sermayenin pompaladığını söylüyor Sol, insani değerlerin temeli B irleşik Sosyalist Parti Genel Başkan Yardımcısı \e parti sözcüsü Atilla Aytemur, 1970- 80 yıllan arasın'da İstanbul'da gençlik hareketleri içinde yer alıp bazı gençlik dernekleri ıle federasyon- larda yöneticilık yapmış. 12 Eylül'den son- ra Aydınlık hareketınin oluşturduğu Sosya- list Partı'den "görüş ajnlığı" nedeniyle Necmi-İlka> Demir, Haül Berkta>. Oral Ça- lışlar.Gün Zileli. Hürriyet Karadeniz'le bir- likte aynlmış. Bu aynlıştan sonra Sosyalist Birlık dergisi çıkaran Âytemur. daha son- ra Sosyalist Birlik Partisi'nin kuruculan arasında yer almış. Genel Başkan Yardım- cılığı görevinde bulunmuş. Birleşik Sos- yalist Parti'nin de kuruculanndan olan Atilla Aytemur. aynı zamanda DlSK'e bağ- lı Bank-Sen'in Eğitim Dairesi Müdürü. Solun geçmışte teonyi siyasetın yerine koyduğunu ve büyük hatalar yaptığını sa- vunan Atilla Aytemur. "Düroada ve Tür- kiye'de sosyalizmin geleceği" konusundakı sorulanmıza şu yanıtlan verdı: - Sosyalizm çöktii savlanyla ilgili ne dü- şünüyorsunuz? Aytemur - Sosyalizmin 1980'li yılların sonunda geldiği nokta: sadece kapitalizm yanlılan değil. geniş voksul ve emekçile- rin gözünde de çok büyük değişiklikler ol- duğu anlamına geliyor. 20. yüzyılda dün- yanın önemli bir bölümünde başka bir ya- şam, umudun modeli olarak ortaya çıkan sosyalizmin ilk deneyleri, yaklaşık 70 yıl- lık yaşamdan sonra yıkıhyordu. tnsanla- rın. bu yıkılışın devam ettiğı günlerde "Sos- yalizm öldü" duygu \e düşüncelerine ka- pılmalan anlaşılırbirşey. Ancakolayınbu kadarbasitolmadığı düşünülmelıdir. Çün- kü sosyalizmin öldüğü düşüncesini devam- lı pompalayan uluslararası sermaye. yanı kapitalizm yanhlanydı Onlar böyle gör- mek ıstıyorlardı, çünkü sosyalizmin ilk boy verdiği günlerden itibaren pompalıyorlar- dı. Sovyetler Bırliği \e Doğu Avnıpa'da birbirini ızleyen yıkılmalar meydana ge- lınce. kapitalizmin ölümsüzlüğünü ılan et- mek gibi bir çabaya gınştiler. Aslında olan esasen şuydu: Sosyalizm dünyada aşağı yukarı ilk sayılabilecek deneyini ortaya koymuş. 20. yüzyılda bunu vaşamış \e bu deney gerek kendi içindeki çeşitlı tıkan- malan ve gerekse kendisini kuşatan dış fak- törlerle. yani emperyalizmin yıllar süren kuşatmasıvla yıkıhyordu. Burada dikkat çekıci olan \ e üzerinde durmamız gereken, emperyalist dünyanın sosyalizmin bu mo- dellenne yönelttığı saldınlardan çok, özel- hkle Sovyetler Bırliği \e Doğu Avrupa'da görülen sosyalizm modelinin halk kıtlele- ri açısından taş\dığı anlamdır. Bu 20. yüz- yıl modeli, kendi içinde cıddı sorunlan da olan, emekçılerin gözüyle. halkın gözüyle eleştırel bır şekilde incelenmesi gereken modeldır. Modelin değerlendirmesini bir yana bırakırsak sosyalist de\ letlerin yıkıl- ması, sosyalizm ıdealinin emekçi sınıflar ve ezılenler açısından ortadan kalktığı an- lamına gelmez. Çünkü bu idealde insanlı- ğın eşitlik. özgürlük. adalet, dayanışma. banş ve kurtuluş gıbı özlemleri yatar. Her sömürü. her yağmacı savaş, haksızlık ve zorbahk karşısında sosyalizm ideali. dün- yanın her köşesinde ezilen ve emekçi sınıf- lann bılıncinde filizlenmektedir. Yani hiç- bir emperyalist saldın. baskı. demagoji. sözde zaferler emekçi sınıflann ve çalışan insanlığın elinden bu idealleri alamaz. Çünkü sosyalizm ideali insan toplumlan- nın her türlü insani değerlerinin temelidir. - İyi, ama dünyada son yıllarda sosyaliz- min alternatifı olarak mülhetçüik ile kök- tendincilik gelişip güçlenivor. Bu durumu nasıl değerlendirhorsunuz? Aytemur- Köktendincılık ve milliyetçı akımlar, büyük ölçüde sosyalizmin bir mo- delinin yıkılışını takip eden dönemde uç vermiştir. Bu dönemde özellikle kent yok- sullannın. emekçi sınıflann büyük biride- olojik bombardıman altına alındığı. gele- cek umudu kararan emekçi sınıflann bu nedenle Islamcı ve faşist akımlar için po- tansiyel güç haline geldiği bir gerçektir. Eğer güçlü bir sosyalist hareket olsaydı Is- lamcı akımlann ve faşist hareketin, ülke- nın emekçi insanlan, kent yoksullan ara- sında bu ölçekte gelişmesi mümkün olma- yacaktı. Kenarlara itilen kitleler, varoşlara Dünyada veTürkiye'de sosyalizmin geleceği SOSYALİSTLER TARTIŞIYOR SEVİM ERTFMLJ • Kent yoksullarının, emekçi sınıflann büyük bir ideolojik bombardıman altına alındığı, gelecek umudu kararan emekçi sınıfların bu nedenle Islamcı ve faşist akımlar için potansiyel güç haline geldiği bir gerçektir. Aytemur. Türldye sosyalist hareketınin kısa bir gelecekte birliği sağlayacağına inanıyor. sürülen yoksul köylüler. toplumsal kurtu- luş ve kimliklerini milliyetçilıkte ya da ra- dikal tslamda bulduklannı zannederek ora- larda çıkış aramaktadırlar. Bu siyasi akım- lann demagojilerinin açığa çıkanlmasını ise dığer düzen partilerinin yapması müm- kün değildir. O nedenle güçlü bir sosyalist hareketin olmadığı koşullarda laik rejim- den v ana olan birçok ınsan "Ortaçağ reji- mine karşı çıkıyorum" diyerek otoriter re- jim vanlısı asker ve sivıl güçlerin saflanna kayabiliyor ya da mezhep kavgasının bir kutbu olmaya doğru sürüklenıyor. Önü- müzdeki yıllarda özellikle Türkiye"de güç- lü bir sosyalist hareketin kendi birliğini sağlayarak yeniden Türkiye'nin sıyasal >elpazesınde yerini alacağını ve bu olum- suz geltşmeleri tersine çev irmede toplum- sal birrol oynayacağını söyleyebiliriz. Bu- na ilave olarak bu güçlerin, yani faşist ha- reketin ve şeriat rejimı yanhlannın dema- gojisinin bu sıyasal kriz sürecinde bile ile- ri sürüldüğü kadar derin bir etkisı olama- yacaktır. Çünkü emekçi sınıfların sınıfsal içgüdüsü ve demokrasi özlemleri. her top- lumsal olay karşısında onlan bu siyasal güçlerden biraz daha koparmaktadır. - Sürekli güçlü bir sosyalist hareketten söz ediyorsunuz. Bu güçlülük, bugün mev- cut değilse geçmişte demek ki önemli hata- lar yapılmış bulunuvor. Solun geçmişteki hataları nelerdir? Aytemur - TtP'in Meclıs'te olduğu dö- nemde bütün dünvada bir özgürlük rüzgâ- n esıyordu. Türkive'de de "60 sonrasının getirdigi bir özgürlük rüzgân yaşanıyordu. Kö>lerde, kahvelerde sosyalizm tartışılı- yor. konuşuluyordu. 1970"li yıllarda bu. bir yanı ıle yaygınlaştı, çeşitlendi. ama aynı zamanda da bir parçalanma dönemi de ya- şanıyordu. Dünya üzerindeki sosyalist odaklar olarak sıralamak icap ederse Çin. Küba, Sov yetler Birliği v e Arnavutluk çiz- gileri Türkiye'de de yansımalarını buluyor- du. Tabii bu. sosvalistlerin güçlü bir odak olmalannı önleyen gelişmeye yol açtı. De- nilebilir kı bu bölünmeler. Türkiye'de ha- yatın ve emekçi sınıflann ıhtiyacından çok, teoriye ilişkin toplumsal karşılığı olmayan meseleler etrafında oluyordu. 701i yıllar boyunca çok esaslı mücadele verdiği söy- lenebılen binlerce ınsan. sosyalizm safla- nnda mücadele ediyorlardı. Ama bugün baktığımızda hemen tümüne yakınının esinlenmiş olduklan uluslararası odağın Türkiye tekran olduklannı söylemek yan- lış olmayacaktır. Örgütlenme > apılan. par- ti modelleri. siyaset yapma tarzlan. emek- Mihri Belli'den Kemal Nebioğlunayanıt C umhuriyet'te 26 temmuzda > a> ımlanan Kemal Nebioğlu ıle röportajda benim şahsım- dan da söz ediliyor. Söyle- nen özetle, gazetenin aynı sayfasında daha önce yayımlanan aynı se- rideki demecinde Mehmet Afi Aybar'ın il- legal hareket ile dirsek temasını sürdürdü- ğü ve onun TtP Genel BaşkanlığYna ge- tirilmesiyle bu partının sosyalist hareket- le bağlannın kopukluğuna bir bakıma son verildiği yolundaki bevanımın inandıncı olmadığıdır ve "Aybar sağ olsaydı buna gereken cavabı kendisi verirdi" diyor. Sayın Nebioğlu. zamanında ızlememiş yahut da unutmuş olabihr. ben 1977'de Aybar ile polemikte aynı konuya çok da- ha aynntılı olarak değinmiştim ve söyle- diklerimi Aybar cevaplandırmıştı. "Ba- ğımsız Türkiye" haftalıkdergisinin 58'in- ci sayısında yav ımlanan "Antikomünizm BayTağı Yeni EDerde** başlıklı uzun yazı- dan konuya ilişkin birkaç paragrafı aşağı- da sunuyorum. Aynı yazı 1986"da Stock- holm'de yayımlanan "Türk Solu-Dünü Bugünü1 " adlı kitaba da ahnmıştır. Aybar, burada yazılanlan yalanlamamış ve cevap olarak söylediği. "Ben Sovyet halkının Anayurt Savaşı'nda gösterdiği öz- \«ri ve cesarete hayranlık duydum. O ka- dar" olmuştur Biranı Bız burada yazann bağnaz Stalin'cı ge- çindiği dönemi anımsamadan edemıvo- ruz. O. bu konuda. kraldan fazla kralcıy- dı. Burada bir anıyı nakletmenin gereği var. IN'âzun Hiknıet, 1951 yazında yurtdı- şına çıkmış. Romany a'da kısa bir süre kal- dıktan sonra Moskova'yagitmışti.Mosko- 293 89 78 (3HAT Sahici bir nıiizik evrenine \olculuklSahici bir müzik evrenine yolculuk Metin-Kemal KAHRAMAN "Renklerde yaşamak seninle Diyelim ki mavide Diyelim ki mavide gökyüzünün denizle buluştuğu çizgide" Yapım: ADA Yayıncılık ve Müzik Dagıüm: Şahin Plak, IMÇ 5. Blok 5171 Unkapam-İSTANBUL Tel:0212 513 98 24-519 08 58 Fax: 0212 520 84 42 1) değil misin 2) MV beni 3)sayyah 4) yavaf yavaş 5) tstanbulhım 1) tersnam» 2) gittin gideli 3) dilber 4) afkolsun 5) ekmok, fsrap, s«n ve ben/felsafe 6) kalanların •rdtndan mazlum çimen ADA Y.Tiocıü n Müak ^ Ş.l.o Pbk. DfÇ 5 BUı M71 I nl.p^u İSTA.VB11 Trl 0212 513 <H 24 519 0115a Fu 0212 52OM42 va istas}onunda bmuk şairi, Sovyet yazar- lan karşılamıştı. Stalin sağdı. Şahısputlaş- tırma. doruğundavdı. Karşılama törenini Moskova radyosu Türkçe yayınında gün- lerce verdı. tlk önce Sov yet Yazarlan Birli- ği adına Fadeyev konuştu. Nâzım'a "Hoş- getdin" dedi. Nazım. Türkçe karşılık verdi. Heyecanlıydı. Ve kuşkusuz içtenlikle Sta- lın'ı en aşın biçimde övdü. "Odur gözleri- min nuru" dedi. İki kez "Babam Stalin" dedi Bır duygu adamı olan Nâzım'ın o ko- şullarda kendini içinde bulduğuhavaya uya- rak böyle konuşması bır ölçüde hoşgörü ile kaşılanabilir. Stalin'in ölümünde yazdığı ağıt da aynı hava içinde kaleme ahnmıştır. Ancak politik bakımdan bu konuşma yan- lıştı. Nâzım bır bayraktı. İlk kez kendi sesiy- le Türkiye halkına hitap etme olanağına ka- vuşmuştu. Emekçi halkımızın anlayacağı dilde ona hitap etmekle yükümlüydü. halkı- mız "Babam Stalin" sözünü anlamazdt. Değil sıradan bir radyo dinleyicisi. Nâ- zım'ın şıırlen belleğınde olan, ona hayran- lık duyanlar bıle bu konuşmayı yadırgadı. O günlerde (1951 Ekimi) bir tanıdığı Mehmet Ali Aybar ile karşılaşıyor. Ve Nâ- zım ı bu konuşmasından ötürü eleştiriyor. Aybar. "Hazret ne yaptığını bilir" diye Nâ- zım'ı savunuvor. Muhatabı örgütlü eylem içinde sorumlu bır proleter devrimcisidir. "Stalin'in büyük değerini takdir etmek baş- ka şey, ama Türkiye emekçisine hitap eder- ken denk getirip onun mücadelesini \ önlen- dirici sözler söylenmetiydi. Burada övgüsöz- lerininyeriyoktu"diyor. Aybar, karşılık ola- rak uzun uzun Stalin "in erdemlerını sıralı- yorveNâzım"ınnıçın "BabamStalin","O- dur gözlerimin nuru~demekle doğru hare- ket ettiğını kanıtlamaya uğraşıyor. Konuşma. Sovyet insanının nitelikleri üzerinde tartışmaya dönüşüyor ve bu arada Lenın'in "Ne^'apmalı" adlı yapıtından söz ediliyor. Aybar'ın muhatabı kısa bır süre ön- ce "Literatüre Nouvelle"de yayımlanmış çi sınıflarla ilişkileri, politik dilleri ve bir- bırlenyle ilişkileri -açık söylemek gerekir- se- giderek güçlenrnelerine yol açan geliş- meye degil. zayıflamalanna, dağılmalan- na, emekçi sınıflannın gözünde çekici bir siyasal odak olma şanslannı büyük ölçüde kaybetmelerine yol açmıştır. Özellikle par- çalanmışlık, politika yapma tarzı ve dili, emekçi sınıflar açısından onlann görüşala- nı içerisine ginnenin asgan düzey ve ölçü- lerini tutturamama en dikkat çekıci zaaflar olmuştur. 12 Eylül darbesı, işte bu zaafla- nn üst düzeyde >aşandığı bir noktada gel- miş ve bilinen sonucun doğmasına yol aç- mıştır. Sol o gün, Türkiye ve düny a bılgı ve gerçekliğine ulaşma konusunda yetersiz- di, eksiktı. Bugün de henüz bu aşılabilmiş değildir. Siyasi mücadele ve örgütsel haya- tını Türkiye'nin ve dünyanın bilgi ve ger- çekliği üzerine kuramayanlann emekçi sı- nıflar açısından ciddi bir siyasal odak ha- line gelme olanaklan pek yoktur. - Dünvada sosyalizmin geleceğini, 200fl'li >iflardaki durumunu nasıl göriiyorsunuz? Aytemur- Dünyada sosyalizmin gelece- ğı 20. yüzyıl deneyıminin ya^anmış olma- sı nedeniyle geçmişe oranla bugün çok da- ha istikbal vaat edici. Çünkü olay, birkaç yönüyle ıncelenebilir. 20. yüzyıl sosyaliz- minin kapitalizmle yanşma. kalkınmacı- Iık. parti-devlet ilişkisi. partı-toplum ilişki- sı, toplumsal demokrasi, insan haklan ve benzeri alanlarda yaşanan deneylerin esas- lı bir laboratuvanna sahip durumdayız. Za- ten her toplumsal sistem. kendi tarihinde bir laboratuvar olarak değerlendireceği de- neylen ıçeren biremekleme dönemini ya- şamıştır. 20. yüzyıl sosyalizmi. böyle bir dönemdir. Biz bunu her türlü kompleksten uzak ve serin kanlılık içerisinde alıp değer- lendiriyor. hatalanmızi bir bir saptıyor ve sosyalizmin geleceğine olan güvenimizi, bılimsel bir perspektifte bir kez daha teyit ediyoruz. Çünkü "Sosyalizm \Tkıldı" de- nilmesine rağmen dünya tablosu. emperya- list kapitalizmin insanlıgı nerelere sürük- leyeceğini çok açık bir şekilde ortaya koy- muştur. Dünya nüfusunun beşte biri açlık- la karşı karşıyadır. Yine dünya çalışabilir nüfusunun beşte biri (gizli istihdam dahil) işsiz durumdadır. Dünyada 50'nin üzerin- deki ülkede ve bölgede her gün binlerce in- sanın ölümüne yol açan savaşlar hüküm sürmektedir. Kıtasal yoksullaşmalar dün- yayı tehdit etmektedir. Kadınlar ve çocuk- lar tüm dünyada terörün, şiddetin, baskının ve sömürünün önde gelen hedefı durumun- dadırlar. Büyük uluslararası tekellerin ve emperyalist devletlerin kârhırsı dünya eko- lojik dengelerini bozmuş, yeşil alanlan tah- rip etmiş, bütün dünyada kımyasal ve nük- leer kirlenmeye yol açmıştır. Buna karşılık insanlığın eşitlik. özgürlük, dayanışma, adalet ve banş özlemleri günbegün emek- çi sınıflann ve tüm çalışanlann yüreğinde kendini hissettirmekte, bilincinde kapladı- ğı yer giderek büyümektedir. Eskı sosya- list ülkelerde yaşayan insanlar, kapitalizm- de yaşadıklan balayınm sona erdiğini. tüm kazanılmış sosyal hak ve güvencelerinin gasp edildiğini görerek bugün yeniden sos- yalizme, sosyalizm arayışlanna yönelmiş- lerdir. Kapitalizmin yarattığı kriz ve kaosa karşı ancak hiç şüphesiz geleceğin sosya- lizmi 20. yüzyıl deneylerinden süzülen derslerle onu aşacak ve 21. yüzyılın ger- çekliğine emekçilerin istem ve yönelimle- rine daha denk düşen bir sosyalizm ola- caktır. Bu çerçevede geleceğin sosyalizmi da- ha feminist. daha özgürlükçü, yurttaşlann rolünün daha fazla ve her düzeyde hisse- dildiği bır sosyalizm olacaktır. Böyle bir sosyalizm. toplumun inşasında ekolojisiy- 1e çevTesiyle, tarihsel mirasıyla tüm dünya- yı gözeten ve kitlelerin elinde formüle edı- lerek yükselen bir şekilde inşa edilecektir. Çünkü tüm dünyada sosyalistler ve sosya- list hareket. kendini devrimci tarzda yeni- leyen, kapsamlı ve derin bİT Rönesans ya- şamaya aday bir yola girmiştir. Bunun ör- gütlenmede, mücadele tarzında. kitlelerle ilişkısinde, uluslararası ilişkilerde yetenn- ce ıpucu vardır. Bugün insanlığa umut ve- ren sosyalizmdir, yoksa insanlıgı kaosa sü- rükleyen kapitalizm değildir. SÜRECEK olan "Sovyet insani" konusundaki yazıyı okumuştur. Yazıda savunulan bazı görüşle- ri benımsememiştir. O Sovyet insanının da senin benim gibi bir ben-i adem oldugu inancındadır. Ancak kapitalist sömürü düze- nı. ınsanın en kötü yanlannın gelişmesine yardımcı olmaktadır. Sosyalist toplumda du- rum bunun tersidir. Aybar, bu görüşe katıl- mamaktadır. Ona göre Sovyet insani. tüm er- demlen kendisinde birleştirmiş. neredeyse doğaüstü bir yaratıktır. "Ne Yapmalı" kita- bı ise siyasal örgütlenme konusunda son sö- zü sö> lemiştir. Elbette ki insan görüş değış- tirebilir. Bir gün ak dediğinin sonralan pek o kadar ak olmadığını görebılir. Ama Meh- met Ali Aybar, sıradan bir kımse değildı. 1940'lardan beri kamuoyıınun önündedir. Böylesıne 180 derecelik bir dönüşün neden- lerini halkın önünde uzun uzun açıklamalı- dır. Açıklamalıdır ki kendisini ciddıye ala- bilelim. Biz kendi hesabımıza Aybar'ın o zamanki bağnaz Stalin'cıliğinı de bağnaz Lenin'ciliğinı de pek ciddiye almıyorduk. Kendisi bir hayli geç de olsa Türkiye solu- nun geniş cephesınde yerini almış bir ay- dındı, antiemperyalist ve antifaşist tutumu- nu koruduğu sürece kendisine karşı tutumu- muz olumlu olmalıydı. Ve öyle oldu. Onun için 1960'lann başlannda TtP başına geti- nlmesi söz konusu olunca, öteki adaylara kı- yasla kendisi yeğ sayıldı. Arada söyleyelim ki, şu TtP'in kötü bir kaderi olduğu açık. Bu partinin yedi yıl ge- nel başkanlığını yapmış olan kışi. gün geli- yor antı-Sovyetızmin ve antıkomünızmin bayraktarlığını yapmaya kalkıyor. Evet, burada Batı'dan esen rüzgârlara yel- ken açarak tam bir Tanzimatçı zihniyetle an- ti-Leninizmin bayraktarhğı söz konusudur. Düne kadar bu bayrağı kurulu sömürü dü- zeninin resmi savunucuJantaşıdı. Bugün ar- tık onlar pek etkıli olamıyorlar. Bayrağı baş- ka ellere teslim etmenin gereği var. Evet. antikomünizm bayrağı yenı ellerde. PERŞEMBE ORHAN BURSALI Kandırılmışlığa İsyan 6 /Ağustos çok önemli bir tarih. İlk kez bir atom bombasının yüz binlerce insanın üzerine atıldığı; in- sanlığın 50 yıldır "Yeni Hiroşimalar Olmasın!" die ya- karmasına neden olan bir tarih. Şimdi belleklerinizi lütfen şöyle bir yoklayın ve atom bombasının niçin ve hangi amaçla Japon hal- kının üzerine atıldığını düşünün! Hepimize öğretılen gerçek şu değil miydi? ABD, Japonları teslim olmaya zorlamak ve insanlığa bü- yük acı veren Ikınci Dünya Savaşı'nı sonlandırmak amacıyla 1945'te, 6 Ağustos'ta Hiroşima ve 9 Ağus- tos'ta Nagasakı kentleri üzerine iki atom bombası at- mak zorunda kalmıştı!.. Atom bombası gibi muazzam bir kitle imha silahı- nın kullanılması zaten başlı başına birsorumluluk ve hatta bir ınsanlık suçuydu. Ancak, Japonya'nın sal- dırganlığı: Hitler'ın 6 milyon Yahudiye, 2 milyon Çin- geneye uyguladığı soykınm; toplam 30 milyona ya- kın insanın ölmesi; dünyadaki yıkım, açlık ve sefa- let; bu savaşın bir an önce bitmesini gerektiriyordu. ABD'nin atom bombasını kullanması bu yüzden vic- danları dengeliyordu. Ancak tarihin yeniden didiklenmesi ile ortaya çı- kan gerçek, gelişmenin hiç de bize belletildiği gibi olmladığını gösteriyor. ABD'nin atom bombasını kullanmaktaki amacı, savaşı sonlandırmak ve Japonları teslim almak de- ğildi. Esas istediği, sadece Ruslara gözdağı vermek ve Avrupa'yı kendi nüfuz bölgesi altında tutmaktı... Şimdi bu yeni gerçeğin ayrıntılanna inelim... • • • ABD'nin resmi Atom Kontrol Komisyonu üyesi ve önemli tarih bilimci J. Samuel VValker'ın bilimsel Diplomatic H/storydergisinde yayımladığı yazısı or- talığı karıştırdı. VValker'ın, üzerindeki gizlılik damga- ları yeni kaldırılan 1945 yıllarına ilişkin belgeler üze- rinde yaptığı araştırmalann sonucunda "Savaşı kısa süre içinde bitirmek için atom bombası atmak ge- rekli değildi" diye yazdığı açıklandı. Buna göre, atom bombalarının atılmasını emreden ABD BaşkanıTru- man.ve uzmanları, savaşı atom bombası dışındaki başka araçlarla da hemen sona erdirebilecek du- rumda olduklannın bilincindeydiler. Beyaz Saray'ın o zamanki Genelkurmay Başkanı Leahys de "Ja- ponlar, yenilmiş durumdaydılar ve teslim olmaya hazırdılar" diyor. Hatta şu acı sözler de Beyaz Sa- ray'ın Genelkurmay Başkanına ait: "Bu barbar silahın Hiroşima ve Nagasaki'ye atıl- ması, Japonlara karşı savaşımızda bize hiç katkısı olmadı. Bu silahı tarihte ilk kullandığımız için, ahla- ki bakımdan aşağılara, tıpkı barbarlar zamanına ge- rı düştük. Kadınlan ve çocuklan öldürerek savaş ka- zanılmaz..." Tarihçilere göre, atom bombasından önceki bütün gelişmeler, Japonya'nın teslim olabileceğini göste- riyordu. Almanya çökmüştü. Sovyetler Birliği'nin de Japonya'ya karşı savaşa girmesi durumunda, savaş hemen sona erecekti. 16 temmuzda ABD, atom bombasını New Mexi- co'da başarıyla patlatmış, 17 temmuzda Truman, Potsdam'da Stalinıle buluşmuş, «avaşı ve Avru- pa'nın geleceğini görüşmüşlerdi. Stalin, bu toplan- tıda Truman'a ağustos içinde Japonya'ya karşı sa- vaşa girme sözü vermişti. Truman, ABD'ye döndükten sonra, ne oldu da bir- den Japonya'ya atom bombası atmaya karar ver- di? Tarihçilere göre Amerikahlan şu olasılık korkuttu: Ruslar savaşa girerse, "Mançurya ve Kuzey Çin üze- rindeki etkileri artacaktı; aynca savaşı kendilerinin sona erdirdiklerini söyleyeceklerdi" (Die Welt, 14 Temmuz 95; Gar Alperovitz'in Foreign Policy'deki yazısından naklen). Tarihçilere göre, atom bombası testinin çok başa- rılı geçrnesi ve silahın kullanılmaya hazır hale gelme- si, Amerikalılara büyük bir üstünlük kazandinyordu. Savaş sonrası kurulacaka dünya düzeninde, ABD'nin kesin üstünlüğü olmalıydı. Özellikle Avru- pa üzerinde Ruslarla yapılacak diplomatik görüş- melerde ve pazarlıklarda, atom silahı büyük bir koz- du... • • • Özetle Hiroşimalılar ve Nagasakililer, ABD'nin dün- yada üstünlük kazanma savaşının kurbanı oldular. ABD, aslında atom bombasının gücünü, bu bom- bayı kullanmakta ne kadar gözü kara olduğunu gös- termek için, Japonya'yı kurban seçmişti! CEZAE\XERİ\DE GERGİNLtK SÜRLTOR Jandarma dayağma; suç duyurusu Haber Merkezi - Anka- ra. Aydın, Buca cezaevle- rinde gerginlik sürüyor. Buca Cezaevi'nde görevli jandarmalar hakkında suç duyurusunda bulunurken. erkek tutuklulann dövül- düğü. kadın tutuklulara ise cinsel tacizde bulunulduğu belirtildi. Basm toplantısı düzen- leyen Ankara ve Aydın ce- zaevlerindeki tutuklulann yakınları sorunlannı konu- şacak yetkili bulamadıkla- nnı belirttiler. Buca Cezaevi'nden DGM'ye getirilirken jan- darmalar tarafından dövü- len Rızgari davası sanıkla- nnın Avukatı Kemal Ku-- langıç. tutuklulan döven jandarmaların saptanarak haklarında yasal işlem ya- pılması için Adalet ve tçiş- leri Bakanlığı'na suç duyu- rusunda bulundu. Izmir Büromuzdan Necati Ay- gın'ın haberine göre Kır- langıç. İzmir Savcılığı'na yaptıklan başvurulanna ta- kipsizlik karan verildiğini hatırlatarak "Tüm başvıı- rulanmıza raporlar ekli- yorduk. .Ancak her defasm- da takipsizlik karan veril- di. Bu kez mahkemenin ve bizim huzurumuzda kor- kunçolaylarvaşandrdcdi Avukat Kemal Kırlangıç suç duyurusu dilekçesinde jandarmanın siyasi tutuk- lulara yönelik baskıcı tutu- munu 17 temmuz günü Dev-Sol davasından 4 tu- tuklunun cezaevinden kaç- masının ardından daha da yoğulaştırdığını, fırar ola- yınınTaturasının" ilk ola- rak 20 temmuz günü Rız- gari davasından yargılanan 22 tutukluya çıkanldığını vurgutadı. Suç duyurusu dilekçesinde şu görüşlere yer verdi: "Uzun süredir Izmir DGM'je dunışmalara ge- tirilen sanıklar. koğuşlann- dan çıkarılırken. cezaevi aracından indirilirken, yol- da döviildüklerini ağır ha- karetlere uğradıklannı, ka- dın tutuklulara cinsel taciz- de bulunulduğunu belirtti- ler. Bu uygulamayı protesto amacıv İa tutuklular duruş- malara gebnemektedir. Bu kez mahkemenin ve avu- katların gözleri önünde korkunç görünüm ve göz- lemler v'aşandL" '\etloli yok' Ankara Büromuzun ha- berine göre tnsan Haklan Derneği Ankara Şube- si 'nde dün bir basın toplan- tısı düzenleyen Ankara ve Aydın cezaevierinde yatan tutuklulann yakınlan, ce- zaevierinde yaşanan sorun- lann giderek derinleştiği- nı, ancak sorunlan konuşa- cak yetkili bulamadıktannı söylediler.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog